İstanbul BAM 9. HD 2021/1638 E. 2023/2017 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2021/1638
2023/2017
1 Kasım 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2021/1638
KARAR NO: 2023/2017
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 31/05/2021
NUMARASI: 2018/1344 Esas - 2021/435 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 01/11/2023
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/05/2013 tarihinde, Güney İlçesi ... Köyünde, sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile müvekkili ... yönetimindeki plakasız motorsikletle karşılıklı çarpıştığını ve çift taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında sürücü pozisyonunda olan müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusur oranında tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı doğrultusunda reddi gerektiğini, davacı tarafın, gerekli belgeleri müvekkili şirkete ibraz etmediğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmesinin de söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin poliçe kapsamında davacının tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici iş görmezliğe ilişkin tazminat talepleri ile sair tedavi giderleri ve bakıcı gideri taleplerinden sorumlu olmadığını, dava dilekçesinde talep edilen faiz fahiş ve hukuka aykırı olmakla beraber, kaza tarihinden itibaren faiz istenilmesi de son derece hatalı olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, 183.254,31 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 541,11 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 183.795,42 TL'nin davalıdan 27/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi poliçe teminat limiti ile sorumlu olmak üzere tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı itirazları doğrultusunda reddi gerektiğini, kusurun hatalı değerlendirilmediğini, kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü’nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususlarının da değerlendirilmediğini, davacının kalıcı maluliyetinin olmadığını, tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici iş göremezlik zararlarından ve sair tedavi giderlerinden ve geçici bakıcı giderlerinden sorumluluğu olmadığını, davacının motosiklette bulunduğu kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giyip giymediğinin de tespit edilmediğini, davacının kask ve koruyucu kıyafet giymemesi durumu müterafik kusur sayılacağından bu hususun tespitinin gerektiğini, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporundaki hatalar dikkate alındığında hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek hesaplama yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, müvekkili şirketin yasal faizden sorumlu olacağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, 09.10.2013 gün 2013/4-36-1457 sayılı kararları). Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Somut olayda kaza tarihi, 16/05/2013, dava tarihi 28/12/2018 olmakla dava tarihi itibariyle 8 yıllık zaman aşımı dolmadığından istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’unda ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları) Hükme esas alınan Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp Bölümü tarafından düzenlenen 26/10/2020 tarihli maluliyet raporu 16/05/2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında, davacının tüm tedavi belgelerini incelemek ve muayene de yapmak suretiyle ve kaza ile yaralanma arasında illiyet bağını da açıklar şekilde olay tarihi itibari ile yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet belirlendiğinden maluliyete ilişkin istinafın yerinde bulunmamıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunduğunu, KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiğini belirlemiş ancak geçici iş göremezlik tazminatı yönünden sigorta şirketlerinin/...nın sorumluluğu devam ettiğini vurgulamıştır. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları). Bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişinin uzmanlığının teslim tutanağında aktüerya uzmanlığı olarak gözükmesi nedeni ile bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir. Mahkemece hükmedilen tazminata zaten yasal faiz işletilmesi nedeniyle istinaf başvurusu yerinde değildir. Mahkemece alınan 08/01/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporunda; sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile olay mahalli aydınlatmanın olmadığı yolda gece vakti seyir halinde iken far ışığı altındaki görüş mesafesini kontrol altında tutarak yola gereken dikkatini vermesi, seyrini tedbir alabilecek vaziyette kendi seyir yolu içerisinde kalacak şekilde sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, karşı istikamete geçip karşı istikametten gelen davacı sürücü idaresindeki tescilsiz motosikletin seyir istikametini kapatıp çarpıştığı olayda asli %100 oranda kusurlu, davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile olay mahalli yolda gece vakti aydınlatma olmayan yolda seyir halinde iken karşı yönden gelen ve seyir istikametini kapatan sürücü ... idaresindeki araç ile çarpıştığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamakta olduğu belirtilmiştir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü, davalı tarafından yol kusuruna dair ispata yönelik bir delil sunulmadığı ve davacının ehliyetsiz olmasının sürüş kusuru olmadığı değerlendirildiğinde kusura yönelik istinaf yerinde değildir. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazının incelenmesinde dosya içinde davacının muayene evraklarından davacının yaralanmasının kafa travması olarak belirtildiği, trafik kaza tespit tutanağından davacı sürücünün kask takmadığının beliritilği anlaşılmaktadır. Bu nedenle yaralanan bölgenin kafa bölgesi olması nazara alındığında davacının kask takmamasının zarara etkili olduğu anlaşıldığından hesaplanan tazminattan Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları da göz önüne alınarak %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasına karar verilmiş; Müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğundan davalı lehine bu kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemiş ve yargılama giderlerinin hesabında nazara alınmamış ve aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 183.254,31 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 541,11 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 183.795,42 TL tazminattan %20 müterafik indirimi ile 147.036,33 TL tazminatın davalıdan 27/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi poliçe teminat limiti ile sorumlu olmak üzere tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- Alınması gereken 10.044,05 TL harcın peşin ve ıslah harcı alınan 662,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.381,15 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan 662,90 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T göre hesaplanan 23.525,81 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri 223,50 TL, bir bilirkişi ücreti 850,00 TL, 35,90 TL başvuru harcı, 5,20 TL vekalet harcı, 300,00 TL ATK faturası olmak üzere toplam 1.414,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 31,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/11/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32