İstanbul BAM 8. HD 2021/1783 E. 2024/927 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
bam
2021/1783
2024/927
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1783
KARAR NO: 2024/927
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/05/2021
NUMARASI: 2016/746 Esas - 2021/372 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücüsü ve plakası belirlenemeyen bir aracın, vekil edeninin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması neticesinde meydana gelen 09/12/2015 günlü trafik kazasında müvekkilinin ağır bir biçimde yaralandığını ve oluşan zararın giderilmesi için eldeki dava açılmadan önce davalı kuruma 17/05/2016 tarihinde başvuruda bulunulmuş olmasına rağmen sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...ndan alınarak müvekkiline verilmesini istemiş, 03/11/2020 günlü dilekçe ile de 1.000,00-TL'lik maddi tazminata ilişkin talebinin 500,00-TL'sinin geçici, 500,00-TL'sinin de kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin olduğunu belirterek, 26/10/ 2020 günlü bilirkişi raporu doğrultusunda; kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin istek miktarını 147.750,58-TL'ye; geçici iş göremezlik zararına ilişkin istek miktarını da 11.781,50-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar görülmekte olan dava açılmadan önce vekil edeni kuruma başvuruda bulunulmuş ise de, maluliyet oranını gösterir yeni tarihli sağlık kurulu raporu ibraz edilmediğinden, başvurunun değerlendirilmediğini, dolasıyı ile de davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, ayrıca davacının kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiğini kanıtlaması gerektiğini, aksi takdirde ...nın sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, keza geçici iş göremezlik dönem zararına dayalı tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğundan böyle bir davanın ...na yöneltilemeyeceğini ve kurumun sorumluluğu yoluna gidilmesi için de kazanın meydana gelmesinde taraf kusur durum ve oranlarının ne olduğunu usulüne uygun şekilde belirlenmesi ve davacının motosiklet sürücüsü olması nedeniyle ayrıca müterafik kusuru olup olmadığının da tespiti gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmaya esas dosya ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasında plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %90 oranında, davacının ise %10 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza neticesinde %18 oranında maluliyete uğradığı ve iyileşme süresinin de 12 ay olduğu benimsenerek; 26/10/2020 günlü aktüer bilirkişi raporu ve ıslah talebi doğrultusunda; davanın kabulü ile 159.532,08-TL tazminatın 21/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; dava açılmadan önce yeterli belgeyle yapılmış usulüne uygun bir başvuru olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam olunarak esas hakkında karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu, ayrıca davacının kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiğini somut olarak kanıtlayamadığının karar yerinde gözetilmediği, keza dosya kapsamında ATK'dan temin edilen kusur raporunun hükme esas alınması gerekirken, hatalı İTÜ heyet raporunun hükme esas alınmasının isabetsiz olduğu ve davacının kaza anında kask takmamış olması, diğer koruyucu ekipmanları kullanmaması ve ehliyetname olmaksızın araç sevk etmesi nedeniyle müterafik kusurlu sayılması ve bu suretle tazminattan indirim yapılması gerektiği üzerinde de durulmadığı, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillerle usul ve yasaya uygun geciktirici nedenler ve özellikle kaza tespit tutanağı, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyası ve müteakip verilen 09/12/2022 günlü arama kararı ile hastane evrakları (adli vaka - trafik kazası) nazara alındığında davacının 09/12/2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına plakası belirlenemeyen bir aracın sebebiyet verdiğinin anlaşılmış olmasına ve dahi 6704 sayılı yasanın 5.maddesiyle değişik 2918 sayılı KTK'nın 97.madde hükmü uyarınca dava şartı haline getirilen hususun sadece dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması gereği olup, somut olayda davacının eldeki davayı açmadan önce davalı kuruma yazılı biçimde 17/05/2016 tarihinde başvuruda bulunulduğu yönündeki iddiaya davalı tarafça karşı konulmadığı, aksine başvuruda bulunulduğu hususu açıkça kabul edilerek, geçerli bir maluliyet raporu ibraz edilmediği gerekçesiyle ödeme yapılmaktan kaçınıldığı anlaşıldığına göre mahkemece dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek buna göre hüküm tesis olmasında ve dava tarihinden itibaren faiz uygulanmış bulunmasında istinaf edenin sıfatına göre herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin açıklanan hususlara ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davalı vekilinin kusura ve müterafik kusura yönelik istinaf itirazlarına gelince; Haksız bir fiil sonucu zarar oluştuğu iddiasıyla bir talepte bulunulması halinde, kazanın oluşumunda taraf kusurlarının ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, sorumluluk belirlenecek bu duruma göre tespit edilmelidir. Bundan ayrı zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde diğer bir ifadeyle zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zarar meydana gelmesine etki yapmış veya zarar sorumlusunun durumunu ağırlaştırmış ise kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 52.maddesi (benzer düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44. Maddesinde de mevcuttur) uyarınca hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Görülmekte olan davada; ATK Trafik İhtisas Dairesinden temin edilen 29/06/2019 günlü raporda, kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın karıştığı kabul edilmesi halinde, davacı araç sürücüsünün %40 oranında, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise %60 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı ve davacıya atfedilen %40 oranındaki kusurun "sevk ve idaresindeki motosiklet ile kavşak mahalline yaklaşırken kontrollü ve tedbir alabilecek vaziyette müteyakkız seyretmesi, yeterli kontrolü sağlayıp zamanında etkili tedbir alması gerekirken, bu hususlara riayet etmediği, koruyucu ter bidat olarak kask takmadığı..." olgusuna dayandırıldığı görülmüştür. Söz konusu bu rapora karşı davacı tarafın itirazı üzerinde İTÜ'de görevli öğrenim üyesi oldukları anlaşılan bilirkişiler tarafından 29/06/2018 günlü ATK raporunun irdelenmesi neticesinde düzenlenen 07/03/2019 günlü raporda da; kazanın oluşumunda plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu, davacının ise kask takmamak nedeniyle kusurlu bulunduğu mütalaa edilerek davacının %10 oranında kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün ise %90 oranında kusurlu bulunduğu sonucuna varıldığı ve mahkemece bu raporun hükme esas alındığı tespit edilmiştir. Hal böyle olunca; kazanın oluş şekli, kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin 07/03/2019 günlü kusur bilirkişi heyet raporundaki konuya ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi karşısında kazanın meydana gelmesinde plakası belirlenemeyen araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu, davacının ise kask takmamak nedeniyle kusurlu bulunduğunun kabul edilmiş olmasında bir yanılgı bulunmamakta ise de; kazanın meydana gelmesindeki kusur ile müterafik kusur esasen ayrı şeylerdir. Bu durumda mahkemece kazanın oluşumunda plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün esasen tam kusurlu olduğu, ancak davacının da müterafik kusurlu olduğunun kabul edilerek tam kusura göre belirlenen tazminat miktarlarından yargısal içtihatlara göre birden fazla müterafik kusur sebebinin bir arada olmasında dahi müterafik kusur indirimi olarak %20 oranında tek bir müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği (BKN; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 27/12/2018 gün 2018/5718 Esas - 2018/12654 Karar sayılı ilamı) gözetilerek %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak hüküm tesis edilmesi gerekirken, sadece %10 oranında indirim yapılmak suretiyle karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur. Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan bu hususa ilişkin olarak kabulü ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar ve fakat harcın da kamu düzeninden olduğu gözetilerek; davacı tarafın itirazına uğramayan 26/10/2020 günlü aktüer bilirkişi raporu ile her hangi bir indirim olmaksızın belirlendiği anlaşılan 15.401,57-TL geçici iş göremezlik tazminatından, SGK tarafından yapılan 2.079,91-TL ödemenin düşülmesiyle bulunan 13.321,66-TL tazminat ile yine herhangi bir indirim yapılmaksızın belirlendiği anlaşılan 912.040,63-TL kalıcı iş göremezlik zarar miktarının, davacının uğradığı maluliyet oranına karşılık gelen kısmı olan 164.167,31-TL tazminat miktarından ayrı ayrı %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak bulunan sonuç tazminata hükmedilmek ve fakat yapılan indirimin takdiri indirim olması nedeniyle reddedilecek kısım bakımından istinaf eden davalı taraf yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve aynı nedenle yargılama giderlerinin de taraflar arasında paylaştırılamayacağı gözetilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2021 tarih ve 2016/746 Esas-2021/372 Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle KABULÜNE, öteki istinaf itirazlarının ise (1) sayılı bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalı ...na iadesine,b-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2021 tarih ve 2016/746 Esas-2021/372 Karar sayılı kararının HMK.m. 353/1-b/2 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,a-)Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 10.657.33-TL'si geçici iş göremezlik,131.333,85-TL'si de kalıcı iş göremezlik zararına karşılık olmak üzere toplam 141.991,18-TL maddi tazminatın, dava tarihi olan 21/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, b-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca, hesaplanan 9.699,42- TL nispi karar ve ilam harcından 29,20 TL peşin harç ve 545,00 TL ıslah harcı toplamı 574,20- TL'nin düşümü ile noksan kalan 9.125,22- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, c-)Yargılamada vekille temsil edildiği anlaşılan davacı yararına, hüküm altına alınan tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi hükümleri uyarınca belirlenecek vekalet ücreti daha yüksek ise de, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek ilk derece mahkemesince takdir edilen 19.105,55 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ç-)Davacı tarafından yapılan toplam 3.485,00 TL yargılama gideri ile 29,20 TL peşin harç, 29,20 TL başvuru harcı ve 545,00 TL ıslah harcı toplamı 4.088,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, d-)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına 3-)Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanın ilgilisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.30/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45