İstanbul BAM 8. HD 2023/1143 E. 2024/835 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
bam
2023/1143
2024/835
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1143
KARAR NO: 2024/835
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/02/2023
NUMARASI: 2018/587 Esas - 2023/81 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeninin eşi ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla, 20/10/2007 tarihinde yaptığı tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybettiğini, bu şekilde eşinden desteğinden yoksun kalan ve üçüncü kişi konumunda bulunan müvekkilinin uğradığı maddi zararların ... plaka sayılı aracın ZMM sigortacısı olan davalı sigorta şirketi tarafından giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 6.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketinin kısmi ödeme yaparak temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; 31/12/2018 günlü bedel arttırım dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin istek miktarını 41.667,00-TL'ye çıkarttıklarını açıklamış, müteakip sunulan 17/10/2022 günlü dilekçe ile de; kaza yapan aracın ticari araç olması nedeniyle talep konusu 41.647,00-TL'nin davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihli 20/02/2008 tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve zaman aşımı itirazında bulunarak, huzurdaki davanın ikamesinden önce müvekkili şirkete yapılan başvuru neticesinde ibraname karşılığında davacıya 20/02/2008 tarihinde 30.663,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını, eldeki davanın ise 2918 sayılı yasanan 111.maddesinde düzenlenen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçilmesinden sonra açıldığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, görülmekte olan davada uygulanması gereken uzamış ceza zaman aşımı süresinin 15 yıl olduğu, talep konusu kazanın 2007 tarihinde meydana geldiği, eldeki davanın da 2017 yılında açıldığı gözetildiğinde; dava tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin dolmadığı, ayrıca davacının eldeki davayı ölenin mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla açtığından, destek kusurunun kendisine yansıtılamayacağı, her ne kadar görülmekte olan dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde davacıya ibraname karşılığında 2008 yılında tazminat ödemesi yapıldığı ileri sürülmüş ise de; dosyada mevcut ibraname fotokopisinden de anlaşılacağı üzere söz konusu belge altında davacıya ait olduğu ileri sürülen parmak izi bulunduğu ancak davacının sigorta şirketinin ibra edip etmediğini böyle bir belge için parmak izi verdiğini hiç hatırlamadığını ve okuma yazmasının da olmadığını bildirdiği, davalı sigorta şirketi tarafından da ibraname aslının dosyaya sunulamadığı, sigorta şirketi tarafından 20.02.2008 tarihinde ...'a 30.683,00 TL ve davacı alacağının %20 sini temlik alan ... Şirketine de 7.670,00-TL olmak üzere toplam 38.353,00-TL tazminat ödemesi yapıldığı, eksik ödeme yapıldığı iddiasının tespiti için bu maddede sigorta şirketinin en son ödeme yaptığı tarih olan 20.02.2008 tarihi verileri kullanılmak suretiyle bilirkişi aracılığı ile hesaplama yaptırıldığı, bu suretle sigorta şirketi tarafından 20.02.2008 tarihinde yapılan ödeme ile davacının tüm destekten yoksun kalma tazminatı zararının karşılanmadığının anlaşıldığı ve davacının karşılanmamış 96.115,13-TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatı alacağı hesaplandığı, ne var ki kaza tarihinde poliçe limitinin 80.000,00-TL olduğu gözetildiğinde; davacının sigorta şirketinden 41.647,00-TL bakiye poliçe limitini tazminat talep edebileceği şeklindeki özet gerekçeyle;-Davanın KABULÜNE, -41.647,00 TL'nin ödeme tarihi olan 20/02/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; davacının eşinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının tek taraflı olduğu ve ölenin de sigortalı araç sürücüsü bulunduğu gözetildiğinde, sürücü eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 179.maddesinin 2.paragrafında düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokmak olarak tanımlanan fiil olduğunun kabul edilmesi ve bu durumda da uzamış ceza zaman aşımı süresinin 8 yıl olduğu kabul edilmesi gerekirken ceza zaman aşımı süresinin 15 yıl olduğu benimsenerek yazılı biçim ve şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu, kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMM sigortası genel şartlarındaki düzenlemelere ve güncel yargısal uygulamalara göre davacının üçüncü kişi olarak değerlendirilemeyeceği bu durumda müteveffanın tam kusurlu olması nedeniyle davacının bakiye tazminat talebinin sigorta poliçesinin teminatı kapsamında kalmadığının karar yerinde gözetilmediği hususlarına yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış destekten yoksun kalma tazminatı isteğine ilişkindir.1-2918 sayılı KTK'nın 111.maddesinde düzenlenen 2 yıllık hak düşürücü sürenin eldeki dava yönünden geçirilip geçirilmediğine ilişkin resen yapılan incelemede; Dosya kapsamında davacının eşi ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla yaptığı tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybettiği, eldeki dava açılmadan önce davacı adına davalı sigorta şirketine Hasmer Hasar Yönetim Şirketi tarafından yapılan başvuru neticesinde, hasar dosyası açılarak davacının destek zararını 38.353,00-YTL olduğu, kabul edilmek suretiyle, 30.683,00-YTL'si davacıya, 7.670,00-YTL'si de Hasmar şirketine olmak üzere, 28/02/2008 tarihinde toplam 38.353,00-YTL ödeme yapıldığı, bu ödeme karşılığında da davacıya ait olduğu ileri sürülen parmak izini taşıyan ibraname alındığı, ancak davacı vekili tarafından vekil edeninin okuma yazması olmadığı için bu ibranamenin hukuken geçerli olmadığını ileri sürerek, yapılan ödemenin kısmi ödeme olarak nitelendirilmesi gerektiğinden, hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını bildirdiği ve davalı sigorta şirketi tarafından davacının okur yazar olmadığına ilişkin iddiaya karşı konulmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, her ne kadar davacıya yapılan ödeme nedeniyle bir ibraname düzenlenmiş ise de davacının okur yazar olmadığı ve eldeki davanın açılması sırasında verdiği vekaletnamede de bu durumun açıkça belirtilmiş bulunduğu gözetildiğinde, davalı sigorta şirketi tarafından ibraz edilen böyle bir ibranamenin davacıyı bağlamayacağı ve hukuki sonuç doğurmayacağı açık olduğundan, mahkemece yapılan önceki ödemenin kısmi ödeme niteliğinde olduğunun kabul edilmesi doğru olup, 2918 sayılı yasanın 111.maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin eldeki dava bakımından uygulanması mümkün değildir. 2-Davalı vekilinin zaman aşımı süresinin geçirildiğine ve davacının üçüncü kişi konumunda olmadığına ilişkin istinaf itirazlarına gelince; a-Dosya arasında bulunan kayıt ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları, itirazları, itirazların kapsamı değerlendirildiğinde; taraflar arasında davalı sigorta şirketi nezdinde 09/02/2007-09/02/2008 tarihleri arasını kapsar biçimde ZMM sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı aracın (kamyon) sürücüsü bulunan ...'ın tam kusuru neticesinde 20/10/2007 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybettiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bu durumda destekten yoksun kalan davacı eşin üçüncü kişi konumunda olup olmadığı ve desteğin kusurunun kendisine yansıtılıp yansıtılamayacağı, sonucu itibariyle de davacı desteğinin sürücüsü olduğu aracın ZMM Sigortacısı olan davalı şirketten destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkkı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Ne var ki, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında konuya ilişkin yapılan değişiklik 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girmiş olduğundan, söz konusu değişiklik bu tarihten sonra düzenlenen poliçeler bakımından geçerli olacağından, mahkemece 2007 yılında meydana gelen tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybeden destek sürücü kusurunun davacıya yansıtılamayacağına ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere ve yerleşmiş yargısal uygulamalara uygun olması nedeniyle, herhangi bir isabetsizlik mevcut değildir. b-Bundan ayrı, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 (6098 Sayılı TBK'nun 49.maddesi) maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nun değişik 72. maddesi) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür.) tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 Sayılı KTK'nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nun 60 ve 2918 Sayılı KTK'nun 109/2.maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.) 2918 Sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar içinde geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.(HGK 'nun 5.6.2015 tarih 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı) Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, kaza sonucu davacıların desteği hayatını kaybetmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 Sayılı TCK'nun 66. maddesine göre zamanaşımı süresi 15 yıldır. (-Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2015/7673 Esas, 2016/3063 Karar sayılı ilamı) Somut olayda; kaza 20/10/2007 tarihinde meydana gelmiş olup, eldeki dava 02/11/2017 tarihinde açılmış olup, dava tarihi ve dahi bedel arttırım dilekçesinin sunulduğu 31/12/2018 tarihi itibariyle, 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmamıştır. (-Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2015/ 14719 Esas,2018/8376 Karar sayılı kararı) Her ne kadar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihatlarında, kaza sonucu sadece destek sürücünün hayatını kaybetmesi, başkaca bir kişinin yaralanmaması veya hayatını kaybetmemiş olması halinde, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'ya göre; eylemin trafik güvenliğini tehlikeye sokmuş olup, uzamış ceza zaman aşımı süresinin 8 yıl olduğu yönünde belirleme ve değerlendirmeler mevcut ise de; Dairemizce böyle bir durumda uygulanması gereken uzamış ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğuna ilişkin önceki yargısal uygulamalar benimsendiğinden, ilk derece mahkemesince zaman aşımı süresinin dolmadığına ilişkin kabul şeklinde bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 2.844,90-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırıldığı anlaşılan toplam 711,00-TL harcın düşümü ile kalan 4.414,25-TL bakiye harcın davalı ...Sigorta A.Ş'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davalı sigorta şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.16/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02