İstanbul BAM 8. HD 2023/2672 E. 2024/569 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
bam
2023/2672
2024/569
17 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/2672
KARAR NO: 2024/569
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/09/2023
NUMARASI: 2022/825 Esas - 2023/754 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Rücuen Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketleri nezdinde sigortalı olan ve davalılardan ...'nun sürücüsü, ...tur.ve Tic.Ltd Şirketi'nin maliki bulunduğu ... plaka sayılı otobüsün neden olduğu, 12/11/2009 günlü tek taraflı trafik kazasında araç içinde yolcu olarak bulunan ve vekil edeni şirket nezdinde sigortalı olan yabancı uyruklu kişilerin maddi ve manevi zarara uğradıklarını, bu zararların müvekkil şirketçe giderildiğini, oluşan tedavi giderine ilişkin zararların 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde belirtilen kısmından davalı SGK'nun, bu kapsam dışında kalanlardan ise diğer tüm davalıların birlikte sorumlu olduklarını, manevi tazminata ilişkin zararlardan ise davalı araç sürücüsü ile araç malikinin birlikte sorumlu tutulması gerektiğini, eldeki dava açılmadan önce yazılı biçimde davalılara müracaat edilmiş ise de talebin zaman aşımına uğraması söz konusu olduğundan sonucu beklenilmeksizin dava açılmak zorunda kalındığını belirterek, davacı şirketin sigortalılarına yaptığı toplam 427.782,84-EURO tutarındaki ödemenin davalıların sorumlu oldukları miktarlar kadar davalılardan, birlikte sorumluluk halinde ise müştereken ve müteselsilen, tahsil tarihindeki Türk Lirası karşılığının faiz masraf ve vekalet ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek, talep konusu trafik kazasında yaralanan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın ... plakalı araçta yolcu oldukları ve davacı şirket nezdinde sigortalı bulundukları, davacı sigortacının sigortalıların zararını ödeyerek haklarına halef olarak eldeki davayı açtığı, davalı araç sürücüsü ...'nun kazanın oluşumunda tam kusurlu bulunduğu, kazaya neden olan ... plaka sayılı aracın davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigortalı, davalı ... Sigorta A.Ş nezdinde ZMM sigortalı ve davalı ... Sigorta A.Ş nezdinde de Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortalı bulunduğu, her ne kadar davalı ... ve ... Tur.ve Tic.ltd.şti vekili davacı şirketin ödeme yaptığını iddia ettiği kişilerden ... hakkında aynı kazaya ve aynı giderlere ilişkin olarak İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/120 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılama bulunduğu ileri sürülmüş ise de, ... tarafından anılan kaza neticesinde yaralanan ... ile ... hakkında tedavi giderleri nedeniyle dava açıldığı, mahkememizdeki davaya konu edilen giderlerin talep konusu olmadığı anlaşıldığından davalıların derdestlik itirazının yerinde olmadığı, SGK'nun göreve ilişkin itirazının da görülmekte olan davada aracın ZMM sigortacısının da taraf olması nedeniyle isabetsiz bulunduğu, davalılar vekilinin zaman aşımına yönelik itirazlarının da kaza tarihinin 12/11/2009, dava tarihinin de 13/11/2017 olduğu gözetildiğinde 5237 sayılı TCK'nun 66 ve 89. Madde hükümlerinde ön görülen uzamış ceza zaman aşımı süresinin son günü olan 12/11/2017 tarihinin pazar gününe denk gelmesi nedeniyle takip eden iş günü olan (13/11/2017) tarihinde açılan davanın süresi içerisinde olduğunun anlaşıldığı, bu durumda zaman aşımı itirazlarının da yerinde olmadığı, dava açılmadan önce davalılara başvuruda bulunulduğundan, başvuru şartının yerine getirilmediğine ilişkin davalı taraf itirazlarının da isabetsiz bulunduğu, ayrıca davalı SGK'nun sorumluluğunu gerektirecek bir tedavi gideri ödemesi olduğu da ispatlanamadığından bu davalı yönünden davanın reddi gerektiği, keza davacı talebi Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigorta poliçesi ve ZMM Sigorta Poliçesi tarafından karşılandığından, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu ve ödemesini gerektirecek tazminat miktarı bulunmadığından bu davalıya yönelik davanın da reddi gerektiği benimsenmek suretiyle; 01/02/2019 teslim tarihli bilirkişi heyet raporu doğrultusunda; "1-Davalıların derdestlik ilk itirazının REDDİNE,2-Davalıların başvuru dava şartı itirazının kaza ve poliçe tarihi ile davacılar tarafından başvuru yapılmış olması dikkate alınarak REDDİNE,3-Davalı SGK yönünden davanın REDDİNE, 4-Davalı ... Sigorta A.Ş.yönünden davanın REDDİNE,5-Tahsilde tekerrür olmamak üzere;194.309,25 Euro maddi tazminat ile 178.600,00 Euro manevi tazminatın davalılar ... Oto Turz. Ve Tic. Ltd. Şti. (İşleten) ile ...'ndan (... plakalı araç sürücüsü) 3095 Sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince tahsil tarihindeki TL karşılığına dava tarihi olan 13/11/2017 tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Hüküm altına alınan maddi tazminatın; 154.383,52 Euro kısmından davalı ... Sigorta A.Ş.'nin (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 3095 Sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince tahsil tarihindeki TL karşılığına dava tarihi olan 13/11/2017 tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 39.923,73 Euro kısmından davalı ... Sigorta A.Ş.'nin (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 3095 Sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince tahsil tarihindeki TL karşılığına dava tarihi olan 13/11/2017 tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının fazla isteminin REDDİNE," karar verilmiş ve davalılardan ... Sigorta A.Ş vekilinin talebi üzerine de, 28/05/2019 günlü tashih şerhiyle hükmün 9.bendinde düzeltim yapılmıştır. Karara karşı davalı SGK hariç tüm taraf vekilleri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairece yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 02/11/2022 gün, 2019/2711 Esas - 2022/1474 Karar sayılı ilamla; "Mahkemece hükme esas alınan ve trafik bilirkişisi, sigorta hukukçusu, adli tıp uzmanı ve aktüer hesap uzmanı bilirkişilerin katılımı ile düzenlenen 09/01/2019 günlü heyet raporun sonuç kısmında davacının talep edilebilir alacağına ilişkin olarak; Maddi tazminat alacağının toplam 194.328,25-EURO olarak belirlendiği, manevi tazminat ödemeleriyle talep edilebilir alacak tutarının da 178.600,00-EURO olacağı, kazazedelerin yaşadığı yer ve sosyo-ekonomik durumları ile yaralanma boyutları dikkate alındığında ödenen manevi tazminat tutarlarının makul seviyede olduğu, talep edilebilir tedavi, diğer giderler ile ev desteği kapsamında yapılan ödemeler nedeniyle oluşan 194.309,25-EURO alacağın 154.385,52-EURO'luk kısmından davalı ... Sigorta A.Ş'nin; davalı araç sürücüsü ve işleteni ile birlikte sorumlu olacağı, davalı ... Sigorta A.Ş'nin ise; yapılan bu ödemenin 34.923,23-EURO'luk kısmından davalı araç sürücü ve işleteni ile birlikte sorumlu olacağı, avukatlık ücreti ödemeleri nedeniyle davacının rücuan talep hakkının bulunmadığı, Karayolları Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta poliçesi kapsamında bir ödeme söz konusu olmadığından, davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği, ayrıca SGK'nın sorumluluğunun sadece zorunlu tedavi giderleriyle sınırlı olması ve davacı tarafından ödenen dava konusu tedavi ve tedaviye bağlı sair harcamaların kazalıların yaşadığı ülkede bağlı bulundukları SGK'nun sorumluluğu dışında kalan giderlerden oluşması nedeniyle SGK'nın dava kapsamında sorumluluğunun belirlenemediği bildirildiği görülmüştür. (1)Ancak söz konusu bu raporda tablo halinde gösterilen ve tedavi gideri ile ev desteğine ilişkin olduğu belirtilen ödemelerin hangi tedavi giderlerine ilişkin olduğu, bu giderlerin yapılmasını gerektiren işlemlerin nerede ve ne amaçla yapıldığı, ev desteğine niye ihtiyaç duyulduğu, varsa nedenleri konusunda açıklama yapılmadığı gibi, ödeme yapılan kazazedelerin varsa ülkelerinde sevk edildikleri sağlık kuruluşlarında gördükleri tedavilere ilişkin belgeler ile kazazedelerin ülkemizde görmüş oldukları tedavilere yönelik belgeler ve bu konuda alınmış raporlarının da değerlendirilmediği, denetime imkan verecek herhangi bir karşılaştırma yapılmadığı tespit edilmiştir. (2)Davacı sigorta şirketinin ödemesine konu olan yaralanmaların niteliği (her bir sigortalı için ayrı ayrı), hangi ödemenin ne amaçla yapıldığı, kaza ile ilgili olup olmadığı konusu tam olarak belirlenmeden, dolayısı ile de taraflar nezdinde ve yasa yoluna incelemesine olanak sağlayacak biçimde yeterli açıklama içermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması isabetsiz olmuştur. (3)Bundan ayrı 09/01/2019 günlü heyet raporunda diğer maddi giderler başlığı adı altında yapılan ödemelerin de sigortalıların, özel ve kişisel eşyalarında meydana gelen zararlar, bakım için gerekli zorunlu gider ve diğer kişisel zararlar gibi birden fazla değişik giderlere ilişkin olduğu açıklamasına yer verilmiştir. Bu açıklama da son derece soyut olup, hangi sigortalının hangi özel ve kişisel eşyalarında zarar meydana geldiği, bakım için gerekli zorunlu giderlerden ne kastedildiği, diğer kişisel zararların ne olduğu konusunu açıklama bakımından da yetersiz olduğu açıktır. (4)Keza hangi sigortalının ne şekilde yaralandığı, yaralanmasının niteliği ne olduğu belirlenmeden, sigortacı tarafından sigortalılarına yapılan manevi tazminat ödemelerinin uygun olduğu sonucuna varılamayacağı sabittir. Hal böyle olunca mahkemece olayın özellikleri ve konunun önemi dikkate alınarak, her bir sigortalının ülkemizde ve Almanya'da görmüş oldukları tüm tedavi evrakları (eksiklik varsa eksik evraklar da getirtildikten sonra) değerlendirilerek yaralanmaların niteliğinin her bir yaralanan yönünden tespit edilmesi ve ondan sonra az yukarıda maddeler halinde açıklanan tüm olguları karşılayan açık, ayrıntılı ve denetime imkan verecek nitelikte ve gerekirse Almanya'da ki sigorta hukuku mevzuatına hakim bir bilirkişinin de katılımıyla düzenlenecek yeni bir heyet raporu veya ek rapor temini yoluna gidilerek varılacak sonuca göre tüm davalıların sorumluluklarının kapsamı ve nedeninin ayrı ayrı belirlenmesi, belirlenecek bu sorumluluk durumuna göre talebin nasıl karşılanması gerektiği konusunda taraflar nezdinde ve yasa yolu incelemesine olanak sağlayacak nitelikte gerekçe oluşturulması, ayrıca hüküm altına alınacak yargılama harç ve giderlerinin de (paylaştırılması gerekiyor ise) nasıl paylaştırılacağı konusunda infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve denetlenebilir biçimde hüküm tesis edilmesi gerekirken, tüm bunların yapılmamış olması HMK.m. 353/1-a/6 hükmü kapsamındaki hali oluşturacağından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın ve bu karara bağlı olarak düzenlenen tashih şerhinin kaldırılmasına, kaldırma kararının gerekçesi gözetildiğinde taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının ise bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği.." gerekçesiyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırıldığı görülmüştür. Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2022/825 esasa kaydedilen davanın yargılamanın neticesinde mahkemece; iddia, savunma, kaldırma kararı, kaldırma kararından sonra temin edilen bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu, taraf beyan ve açıklamaları ile tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek; Davalıların derdestlik, görev, zamanaşımı ve başvuru şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazları önceki karardaki değerlendirmelere benzer nedenlerle yerinde olmadığı belirtilerek reddedildikten sonra; "... İstinaf Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin tarih ve 2019/2711 Esas 2022/1474 Karar sayılı ilamı 23/11/2022 tarihli tensip tutanağı ile davacı vekiline muhtıra yerine geçmek üzere tebliğ edilerek verilen kesin süre içinde her bir sigortalının ülkemizde ve Almanya'da görmüş oldukları tüm tedavi evraklarını ibraz etmesi istenmiştir. Davacı vekili tarafından istenen evraklar ibraz edilmiş, bilirkişiler ..., ..., ... ,..., Genel Cerrahi Uzmanı Bilirkişi ... den 14.06.2023 tarihli ek rapor alınmıştır. Alınan ek raporun İstanbul BAM 8 HD nin 2019/2711 E- 2022/1474K sayılı kararı gereğini karşıladığı anlaşılmış,ek rapor gereğince;Tahsilde tekerrür olmamak üzere; Davacı tarafından kazalılara ödenen ve bilirkişi raporu ile belirlenen 194.309,25 Euro maddi tazminat ile 178.600,00 Euro manevi tazminatın davalılar ... Oto Turz. Ve Tic. Ltd. Şti. (İşleten) ile ...'ndan (... plakalı araç sürücüsü) tahsiline karar vermek gerekmiştir. Hüküm altına alınan maddi tazminatın; 154.383,52 Euro kısmından Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ni düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş den (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) ve 39.923,73 Euro kısmın KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş den (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiline karar vermek gerekmiştir. ... plakalı araç ticari otobüs olduğu için, tazminat miktarına 3095 Sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince tahsil tarihindeki TL karşılığına dava tarihi olan 13/11/2017 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine karar verilmiştir.Davalı SGK nın sorumluluğunu gerektirecek tedavi gideri ödemesi ispatlanamadığından bu davacı yönünden dava reddedilmiştir. Davacı talebi Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ve KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi tarafından karşılandığından; Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş nin sorumluluğu ve ödemesini gerektirecek tazminat miktarı bulunmadığından bu davalı yönünden dava reddedilmiştir." şeklindeki gerekçeyle; -Davalıların derdestlik ilk itirazının REDDİNE,-Davalıların başvuru dava şartı itirazının kaza ve poliçe tarihi ile davacılar tarafından başvuru yapılmış olması dikkate alınarak REDDİNE,-Davalı SGK yönünden davanın REDDİNE, -Davalı ... Sigorta A.Ş.yönünden davanın REDDİNE,-Tahsilde tekerrür olmamak üzere; 194.309,25 Euro maddi tazminat ile 178.600,00 Euro manevi tazminatın davalılar ... Turz. Ve Tic. Ltd. Şti. (İşleten) ile ...'ndan (... plakalı araç sürücüsü) 3095 Sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince tahsil tarihindeki TL karşılığına dava tarihi olan 13/11/2017 tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Hüküm altına alınan maddi tazminatın; 154.383,52 Euro kısmından davalı ... Sigorta A.Ş.'nin (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 3095 Sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince tahsil tarihindeki TL karşılığına dava tarihi olan 13/11/2017 tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 39.923,73 Euro kısmından davalı ... Sigorta A.Ş.'nin (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 3095 Sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince tahsil tarihindeki TL karşılığına dava tarihi olan 13/11/2017 tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının fazla isteminin REDDİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekili, davalı ... Sigorta A.Ş vekili, davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf nedenleri; davanın zamanaşımına uğramadığına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğu, ayrıca tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğun SGK'na geçtiği gözetilerek SGK'nun sorumluluğu kapsamındaki tedavi giderlerinin ne olduğuna ilişkin açık ve denetime elverişli bir rapor alınmadan ve yabancı ülke sigortacılık mevzuatı irdelenmek suretiyle, davacı sigortacının rücu hakkı bulunup bulunmadı araştırılıp belirlenmeden karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu; keza ZMM sigortası genel şartlarına göre dolaylı zararlardan vekil edeni sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği için kazazedelere ev desteği ve diğer maddi giderler adı altında yapılan ödemelerin vekil edeninden talep edilemeyeceğinin karar yerinde gözetilmediği gibi kusurun da usulüne uygun şekilde belirlenmediği, kabule göre de; müvekkili şirketin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olduğundan hüküm altına alınan yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin de aleyhe hükmolunan maddi tazminatla sınırlı olacak şekilde tespiti ve buna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken vekil edeninin toplam tazminat miktarı üzerinden diğer davalılarla birlikte sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasının da doğru bulunmadığına ilişkindir.Davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf nedenleri; davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf nedenlerine benzer olup, ayrıca davacının görülmekte olan davada halefiyet hakkının varlığını ispatlayamadığı halde yazılı biçimde karar verilmiş olmasının hatalı olduğu, bundan ayrı görülmekte olan dava açılmadan önce vekil edeni sigorta şirketine usulüne uygun bir biçimde başvuru yapılmadığından, temerrüt halinin gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden faizin dava tarihinden başlatılması ve hüküm altına alınan faiz cinsinin de yasal faiz olması gerektiğine yöneliktir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf süresi geçirildikten sonra verilen 06/02/2024 günlü ek istinaf dilekçesinde de; her bir mağdur için poliçe limitinin ayrı ayrı gösterilmesi ve olay tarihindeki kur üzerinden TL karşılığına hükmedilmesi gerekirken, güncel kur üzerinden karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, bu nedenlerle de ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri; İBAM 8. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararında işaret edilen ve eksik olduğu belirtilen hususlar tam olarak araştırılmadan karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının hakkaniyetten uzak bulunduğu ve asgari ücretle çalışan vekil edeninin bu miktarları ödemesi mümkün olmadığından TBK'nun 52.maddesi gereğince takdiri indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemiş olmasının da hatalı bulunduğuna ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf nedenleri ise; dava dilekçesinde açıkça davalıların sorumluluklarının ayrı ayrı belirlenerek buna göre hüküm kurulması talebinde bulunulduğu ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda ... Sigorta ve SGK'nun sorumluluğu olmadığı şeklinde hüküm kurulduğu halde, söz konusu bu davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin isabetsiz bulunduğu; ayrıca müvekkilinin poliçe gereğince sigortalılarına ödediği avukatlık ücretlerinden de davalılar sorumlu olduğu halde bu yöndeki talebin reddedilmesinin de hatalı olduğu ve dahi tedavi giderlerinden SGK'nun sorumlu olduğu halde, yerel mahkemece SGK'na yönelik davanın reddine karar verilmesinin hatalı bulunduğu, ilk derece mahkemesince verilen isabetsiz kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava; trafik kazası sonucunda zarara uğrayan yabancı uyruklu kişilere, sigorta poliçeleri kapsamında, ödeme yapan davacı sigortacının, zararın meydana gelmesinde sorumluluğu bulunduğunu ve yasal olarak bu yöndeki zararları gidermekle yükümlü olduğunu ileri sürdüğü kişilerden yaptığı ödemenin rücuan tahsili isteğine ilişkin olup; taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçelerinde açıkça ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle dava dilekçesinde isimleri yazılı (toplam 13 kişi) yabancı uyruklu kişilerin Türkiye'de turistlik amaçla yaptıkları gezi sırasında seyahat etmekte oldukları ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği tek taraflı trafik kazasında zarara uğradıklarının belirgin olmasına; ... plaka sayılı araçta yolculuk etmekte bulunan kazazedelerin, kazanın oluşumunda herhangi bir kusurları olduğundan söz edilemeyecek bulunması nedeniyle mahkemece tek taraflı bir trafik kazasında davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek buna göre davalıların sorumlulukları yoluna gidilmiş olmasında da bir yanılgı tespit edilememesine; keza dairece verilen kaldırma kararından sonra dosyaya ibraz edilen sigorta poliçeleri ve poliçelere ilişkin genel şartlar gözetildiğinde davacı sigorta şirketi tarafından kazazedelere (lehtar sıfatıyla) poliçe kapsamında yapıldığı anlaşılan ödemelerin Türk Ticaret Kanunu'nun 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet kuralları gereğince zarar sorumlularından rücuen talep edilebileceği konusunda da herhangi bir duraksama bulunmamasına; ayrıca talep konusu trafik kazasının 12/11/2009 tarihinde meydana geldiği ve kaza neticesinde birden çok kişinin yaralandığı dikkate alındığında görülmekte olan davada uygulanması gerekli uzamış ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup, zamanaşımı süresi 12/11/2017 esasen tarihinde sona ermekte ise de, sürenin sona erdiği tarih hafta sonuna denk geldiğinden HMK'nın 92 ve 93.madde hükümleri uyarınca 13/11/2017 tarihinde açılan iş bu davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı kabul edilerek mahkemece davalı tarafın zamanaşımına ilişkin itirazlarının reddedilmiş olmasının da doğru olmasına ve dahi kaldırma kararından sonra temin edildiği anlaşılan 14/06/2023 günlü heyet raporundaki konuya ilişkin tüm belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun olup , dosya kapsamıyla denetlenebilir nitelik taşıması ve hüküm altına alınan maddi tazminatların kazayla illiyetli olduğunun tespit edilmiş bulunması karşısında hükme esas alınmasında ve bu rapordaki tespitler doğrultusunda davalı araç sürücüsünün sorumluluğu yoluna gidilmiş bulunmasında herhangi bir isabetsizlik olmamasına; keza hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketlerinin poliçe limitleri ve azami sorumluluk miktarlarının ne olduğu ve yabancı para birimi üzerinden talep edilen tazminatların her bir kazazede için kaza tarihindeki TL karşılığının da ne bulunduğu ayrı ayrı belirlendiğinden ve kararın hüküm fıkrasında da davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu açıkça poliçe limitiyle sınırlandırılmış olduğundan infazda tereddüt oluşacak bir durumun mevcut bulunmamasına; kaldı ki ilk derece mahkemesince yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretine ilişkin davalı taraf sorumlulukları temel sorumluluk kapsamı gözetilmek suretiyle ayrı ayrı belirlenerek sınırlandırılmış olduğunun da tespit edilmiş olduğunun anlaşılmasına; tüm bunlardan ayrı yabancı ülke vatandaşı olan kazazedelerin tatil için geldikleri ülkede geçirdikleri trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmalarının niteliği, kusur durumu, kazanın oluş şekli ve tüm sonuçları değerlendirildiğinde, davacı şirket tarafından kazazedelere yapılan manevi tazminat ödemelerinin makul ödeme niteliği taşıdığı, TBK'nun 52.madde hükmünün uygulanabilmesi için gerekli şartların somut olayda nasıl oluştuğu konusu davalı tarafça kanıtlanamadığı gibi, yabancı uyruklu kazazedelerin kaza neticesinde uğradıkları tüm zararların döviz cinsinden oluştuğu ve davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin de döviz cinsinden yapıldığı konusunda herhangi bir duraksama bulunmadığından mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi zararların TBK'nun 99.madde hükmü ve talep şekli gözetilerek ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının davalı taraftan tahsiline karar verilmiş bulunmasının da (Bkn; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2011/4260 Esas - 2012/6994 Karar sayılı ilamı) doğru olmasına ve dahi eldeki dava açılmadan önce davalı sigorta şirketlerine yazılı olarak başvuruda bulunduğu ve davalı sigorta şirketleri tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından mahkemece başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek faiz başlangıcının dava tarihinden başlatılmış olması ve zarara sebebiyet veren aracın ticari amaçla kullanılan bir araç olması, zararın da taşıma faaliyeti sırasında meydana gelmesi nedeniyle faiz cinsinin de ticari faiz olarak belirlenmiş bulunmasında yerleşmiş yargısal uygulamalara göre hatalı bir durum bulunmaması karşısında davalı ... vekilinin maddi ve manevi tazminata yönelik tüm, davalı sigorta şirketleri vekillerinin ise zamanaşımına, kusura, poliçe limitine, halefiyet ilkelerine, yargılama harç ve giderlerine, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğuna, faiz cinsi ve başlangıcının hatalı belirlendiğine ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davacı vekilinin SGK ile ... Sigorta A.Ş lehine hüküm altına alınan vekalet ücretine ve kazazedelere ödenen avukatlık ücretine yönelik davanın reddinin hatalı olduğuna ilişkin istinaf itirazlarına gelince; a-Görülmekte olan dava diğer davalılar dışında SGK'na ve ... Sigorta A.Ş'ye yöneltilerek açılmış olup, dava dilekçesinde talep konusu alacağın davalıların sorumlu oldukları miktarlar kadar, birlikte sorumluluk halinde ise müştereken ve müteselsilen tüm davalılardan tahsili talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen 11/04/2019 günlü önceki kararın 9 nolu hüküm fıkrası ile davalılar yararına birlikte hüküm altına alınan 57.698,83-TL nispi ret vekalet ücreti, 28/05/2019 günlü tashih şerhine konu edilerek davalılar yararına belirlenen 57.698,83-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, davalılar SGK ve ... Sigorta A.Ş hakkındaki dava tamamen reddedildiğinden, bu miktarın tamamından davalılar SGK ve ... Sigorta A.Ş'nin alacaklı olduğu, diğer davalılar yönünden ise reddedilen kısımdan nazara alınarak 20.813,94-TL'sinden diğer davalıların alacaklı olduğu belirtiltilmiş ve davalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından önceki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurularak vekil edeni hakkındaki dava reddedildiğinden, müvekkil yararına diğer davalılardan bağımsız bir biçimde vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu ileri sürülmüş ancak dairece davalı ... Sigorta A.Ş'nin vekalet ücretin ilişkin istinaf talebi o aşamada değerlendirme dışı tutulmuştur. Kaldırma kararından sonra yapılan yargılama neticesinde davalı ... Sigorta ve SGK'ya yönelik dava tamamen reddedildiğinden, 138.044,71-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak sözü edilen bu davalılara verilmesine hükmolunduğu görülmüştür. Hal böyle olunca davacı tarafça tüm davalılara birlikte yöneltildiği anlaşılan böyle bir davada, davalı SGK'nun ve davalı ... Sigorta A.Ş'nin haklarındaki dava tamamen reddedildiğine ve adı geçen davalılara yönelik davanın red nedeni husumet yokluğu değil sorumluluklarının kanıtlanamamış olması olduğuna göre, mahkemece sadece maddi tazminata ilişkin taleple sınırlı olacak şekilde adı geçen davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmiş olmasında istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. b-Bundan ayrı, eldeki davada davacı, sigorta poliçesi lehtarı olan kazazedelere ödenen avukatlık ücretinin de davalılardan tahsilini talep etmiş ise de, hukuk sistemimizde kişilerin avukatla temsil edilmeleri konusunda yasal bir zorunluluk bulunmadığından davacı ile dava dışı başka bir şirket arasında düzenlenen poliçenin lehtarı olan kazazedelere ödenen avukatlık ücretinden sorumlu tutulmaları mümkün değildir. Bu durumda davacının avukatlık ücretine ilişkin talebinin reddedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf itirazının da reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 3-Davacı vekilinin tedavi giderlerine ilişkin olarak SGK'nun da sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin istinaf itirazları ile davalı sigorta şirketlerinin (1) nolu bentte açıkça karşılanmayan sair tüm itirazları birlikte değerlendirildiğinde; 25/02/2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 2918 sayılı KTK'nun 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı yasanın 59.madde maddesinde "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı"; Kanun'un geçici 1. maddesinde de "Bu Kanun'un yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. Maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı'nın yükümlülüklerinin sona ereceği" düzenlemesine yer verilmiştir. Kazaya neden olan aracın, işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı, 2918 sayılı KTK'nun 91.maddesi ve ZMM Sigortası Genel Şartlarının A.1. Maddesi uyarınca esasen kaza nedeniyle ortaya çıkan zararlardan sorumlu olup, tedavi giderleri de bu zarar kapsamında ise de; 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile aracın işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısının, yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü sona ermiş bulunmakta olup, bu sorumluluk SGK'na geçmiştir Ancak; Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil sadece söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. SGK, belgeye dayanmayan veya belgeye dayansa bile üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları hizmetler dışında kalan sağlık hizmet bedellerinden ve hastane dışındaki refakatçi giderleri , ulaşım giderleri, yeme içme, bakıcı gideri gibi giderlerden sorumlu olmayıp, bu gibi giderler bakımından sürücünün, işletenin ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.Açıklanan bu yasal düzenlemeden sonra somut olaya dönüldüğünde; dava açan dilekçede 12/11/2009 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan kazazedeler için avukatlık ücreti ve manevi tazminat hariç toplam 117.682,93-Euro tedavi gideri, 66.376,32-Euro maddi tazminat ve 54.780,94-Euro maddi ve destek tazminatı (toplam 238.840,19-Euro) ödendiği ileri sürülerek rücuen tazminat talebinde bulunulmuş ve ilk derece mahkemesince yapılan önceki yargılamada temin edilen 09/01/2019 günlü bilirkişi heyet raporunda dosyadaki belgelere göre davacı tarafından olayda yaralanan kazalılara yapılan ödemelerin 76.713,27-Euro'sunun tedavi gideri, 62.815,04-Euro'sunun diğer maddi zarar karşılığı ve 54.780,94-Euro'sunun da ev desteği için yapılan ödemeler (toplam 194.309,25-Euro) olduğu açıklandıktan sonra diğer maddi giderler kapsamına sigortalının özel ve kişisel eşyalarında meydana gelen zararlar ile bakım için gerekli zorunlu giderler ve diğer kişisel zararların girdiğini, ev desteği için yapılan ödemelerin ise kazalıların günlük yaşamlarını daha iyi sürdürebilmeleri için yaşadıkları yerlerde yapılan bir takım zorunlu değişiklikler için saf edilen giderlere ilişkin olduğu ve fiilen sarf edilen tedavi giderlerinin de SGK'nun sorumluluğunda olan zorunlu giderlerin dışında kaldığı sonucuna varılarak talep konusu giderler bakımından SGK'nun sorumlu tutulamayacağının bildirildiği görülmüştür. Dairece verilen kaldırma kararı doğrultusunda temin edilen bilgi ve belgelerin dosyada mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi neticesinde düzenlendiği anlaşılan 14/06/2023 günlü bilirkişi heyet raporunda da sebepleri açıklanmak suretiyle önceki rapora benzer sonuca varılarak davacı sigortacı tarafından ödendiği belirlenen 76.713,27-Euro tedavi giderinin yasa gereği SGK'nun sorumluluğu geçen giderler kapsamında olmadığı; ev desteği kapsamındaki hesaplamada ise kaza neticesinde bakıma muhtaç kalan hastalar için evde bakım için ödenen ücretlerin esas alındığı, kazalılarda meydana gelen yaralanmaların niteliği dikkate alındığında evde bakım desteği ödemesi yapılan hastalar için yapılan ödemelerin uygun ödemeler olduğu, bunun dışında gözlük, lens giderleri, bina içinde yapılan ilave merdiven ve eklemeler için yapılan nakdi ödemeler, kişiye uygun tuvalet yapımı nedeniyle yapılan giderler ile hastanın tedavisi için başka hastane ve bakım merkezlerine nakli için yapılan ulaşım giderleri, ayrıca hastaya uygun kişisel eşyaların temini için yapılan ödemeler ve kişinin yaralanması nedeniyle günlük yaşamını sürdürebilmesi için gerekli harcamalar olduğu, bu harcamaların olaya uygun bulunduğu mütalaa olunmuş ve mahkemece 14/06/2023 günlü bilirkişi raporunun hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Söz konusu bu rapora karşı davacı tarafça herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olup; davalı ... A.Ş vekili tarafından rapora karşı konularak bilirkişi raporunda belirtilen diğer ev giderleri ile ev desteği kapsamında yapılan giderlerin ayrıca SGK tarafından karşılanmayan zorunlu giderler adı altında sayılan yol giderleri ortopedik aygıtlar gibi giderlerin dolaylı zararlardan olması nedeniyle teminat kapsamında olmadığı ileri sürülmüş ve ... Sigorta A.Ş vekili tarafından da yine söz konusu rapora karşı konularak SGK SUT hükümleriyle sınırlı olmaksızın tedavi giderlerinden sorumlu olduğu halde bu husus üzerinde durulmadığı, SGK'nun sorumluluğunda olan tutarların belirlenmediği bu yönüyle raporun yetersiz bulunduğu ileri sürülmüş ise de, kaldırma kararından sonra davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 11/04/2023 işlem tarihli dilekçede hangi kazalı için ne sebeple ödeme yapıldığı ve bunların tutarlarının ne olduğunun açıklandığı ve bu açıklamalara davalılar tarafından karşı konulmadığı görülmüştür.Hal böyle olunca davacı tarafça yapılan açıklama, dosyaya ibraz edilen tüm belge ve bilgiler ile hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tedavi giderlerine ilişkin tespitler karşılaştırıldığında tedavi giderleri ve diğer gidirler adı altında kabulüne karar verilen ödemelerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.madde hükmü uyarınca SGK 'nun sorumluluğuna geçen tedavi giderleri kapsamında olmadığı, diş protezi, psikolojik destek tedavi harcamaları, diğer tamamlayıcı sağlık giderleri, tamamlayıcı tedavi amacıyla hastanın sağlık merkezlerine ulaşması için yapılan yol gideri gibi harcamalara ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece hüküm altına maddi tazminatlar bakımından davalı SGK'nun sorumluluğu yoluna gidilmemiş olmasında istinaf edenlerin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre herhangi bir isabetsizlik tespit edilememiştir. Bundan ayrı, kazalıların tespit edilen yaralanmaları niteliği gözetildiğinde bakıma muhtaç hastalar bakımından evde bakım için ödenen ücretler baz alınarak ev desteği adı altında yapıldığı anlaşılan hesaplama neticesinde bulunan toplam 54.780,94-Euro'luk harcamadan istinaf eden sigorta şirketlerinin sorumlu tutulmuş olmasında da yanılgı mevcut değildir. Evde bakım için yapılan bakıcı gideri harcamasının SGK'nun sorumluluğu kapsamında olmadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Keza kazalıların geçirmiş oldukları trafik kazası neticesinde kullandıkları ve kullanmak zorunda oldukları gözlük ve lenslerin kaybolduğu veya zarara uğradiğı yine kaza sırasında giymekte oldukları pantolon, gömlek gibi giysilerin kullanılmaz hale geldiği anlaşıldığından, bu yöndeki kayıpların giderilmesi için yapılan harcamaların ve kazazedelerin kazadan önceki hayatlarını, kazadan sonra da nispeten daha sorunsuz bir biçimde sürdürebilmelerine olanak sağlamak amacıyla yaşam alanlarında yapılan değişikliklere (asansör, merdiven, kişiye özel tuvalet gibi) ilişkin giderler ile yine aynı amaçla yapılan tamamlayıcı tedaviler nedeniyle hastanın hastane ve diğer sağlık merkezlerine gitmesi için yapılan zorunlu ulaşım giderleri ile muayene, ilaç ve günlük yaşamın devam ettirilebilmesi için gerekli olan diğer kişisel harcamaların dolaylı bir zarar niteliği taşımaması ve bu gibi giderlerin SGK'nun sorumluluğu kapsamında olmadığının da belirgin bulunması karşısında istinaf eden sigorta şirketlerinin bu zarar kalemlerinden yazılı biçimde sorumlu tutulmaların doğru olmasına göre: davacı vekilinin, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin açıklanan hususlara yönelik istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı ... Sigorta A.Ş vekili, davalı ... Sigorta A.Ş vekili, davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda bentler halinde açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 269,85-TL harcın düşümü ile bakiye 157,75-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden davalılardan maddi tazminat bakımından alınması alınması gereken 59.954,41-TL istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan toplam 38.266,91-TL'nin düşümü ile kalan 21.687,50-TL bakiye istinaf karar ve ilam harcının (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 17.133,12-TL ile davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu ise 4.337,50 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalı ... Sigorta A.Ş, davalı ... Sigorta A.Ş ve davalı ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf eden davalı ...'ndan manevi tazminat bakımından alınması gereken 55.108,14-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının adı geçen davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarça, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerin ise yapan üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01