İstanbul BAM 8. HD 2022/1175 E. 2024/498 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
bam
2022/1175
2024/498
3 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1175
KARAR NO: 2024/498
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/04/2022
NUMARASI: 2020/440 Esas - 2022/305 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/04/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/07/2019 tarihinde, plakası tespit edilemeyen bir aracın asli ve tam kusurlu olarak müvekkilinin sürücüsü olduğu motorsikleti sıkıştırması sonucunda müvekkilinin dengesini kaybedip yere düşerek yaralandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.500-TL maddi tazminatın (belirsiz alacağın) davalıya başvuru tarihi olan 16.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 03/01/2021 tarihli dilekçesi ile talebini toplam 246.055,25-TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın plakası ve sürücüsü tespite dilemeyen bir araç nedeni ile meydana geldiğinin davacı tarafça ispatı gerektiğini, kaza tespit tutanağında kusur dağılımında davacının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafça tek taraflı olarak sunulan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, kusur ve maluliyet durumunun uzman bilirkişilerce tespiti gerektiğini, davacının koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusurunun dikkate alınmasının icap ettiğini, müvekkili kurumun temerrüde düşürülmediğini, belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''...Adli Tıp Kurumunun 06/09/2021 tarihli raporunda özetle; davacının meslekte kazanma gücünden kayıp oranının %15 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) ay olduğunun belirtildiği; olay sırasında her iki aracın virajda seyretmeleri sırasında birbirlerine aşırı yaklaşmaları sonucu motosiklet sürücüsünün ani doğrultu değiştirmek istemesi ile kontrolunu kaybettiği, bu nedenle davacı motosiklet sürücüsü ... yönetimindeki motosiklet ile Karayolları Trafik Kanununun 52.maddesinde belirtilen kurallara uymadan, viraja yaklaşırken tedbirli davranıp aracının teknik özelliklerini de dikkate alarak hızını azaltmadığından, viraja girerken yakınında bulunan plakası bilinmeyen araç ile arasında güvenli mesafe bırakmak için gerekeni yapmadığından, diğer aracın yanına aşırı yaklaşması ile kontrolunu kaybetmesinde diğer araç sürücüsü kadar kusurlu olduğu, aktüer bilirkişinin kusur bilirkişisi ile düzenlediği 30/11/2021 tarihli raporunda özetle; davacının talebi sürekli iş göremezlik zararı ile sınırlı olduğundan taleple bağlı kalınarak %15 oranındaki sürekli iş göremezlik maddi zararının kusur indirimsiz 246.055,25-TL olduğu, kusur indirimi (246.055,25 x %50 kusur) yapıldığında ise 123.027,63 TL olup bu rakama göre davanın kısmen kabulü gerektiği'' gerekçesiyle, Davanın KISMEN KABULÜ ile, 123.027,62-TL nin 27.12.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri: Davacı vekili; kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kazanın plakası tespit edilemeyen araç sürücünün %100 kusuru ile meydana geldiğini, %50 şer kusuru kabul etmediklerini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili, davacı tarafça olayın bir trafik kazası olduğu ve kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın neden olduğu hususu dosya kapsamında ispat edilmediğinden davanın reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağında davacıya %100 kusur atfedilmesine rağmen sadece davacı sürücünün beyanları doğrultusunda hazırlanan bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığını, maluliyet raporu mevzuata uygun ve kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğinden kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davacının maluliyet oranına ilişkin dosyada iki farklı rapor bulunduğunu, çelişki giderilmeden karar verildiğini, davacının koruyucu tertibat kullanması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu halde mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, aktüer raporunun hatalı olarak düzenlendiğini, TRH ve %1,65 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.1-Somut olayda, kaza tespit tutanağında, sürücü ... ... plakalı aracı ile seyir halinde iken araç hakimiyetini kaybederek soldaki bariyerlere çarpması sonucunda tek taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda sürücü ... KTK'nın 52/1-b maddesi gereğince ( aracın hızını yol, yük, teknik özelliğine göre ayarlamamak) kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davacı kaza sonrası alınan ifadesinde motosiklet ile seyri sırasında viraja girdiğinde plaksı tespit edilemeyen bir aracın kendisini sıkıştırdığını ve kazanın bu nedenle meydana geldiğini beyan etmiş, davacının savcılığa şikayeti üzerine savcılıkça soruşturma açılarak daimi arama kararı verildiği, davacının tedavi evraklarında trafik kazası nedeniyle hastaneye intikal ettirildiğinin yazıldığı görülmüştür. Dosya kapsamında alınan 1 kusur ve 1 aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan 30.11.2021 tarihli raporda, kazanın çarpışma nedeniyle meydana gelmediği, kaza tespit tutanağının tek taraflı kaza olarak düzenlendiği, kaza tespit tutanağına katılmanın mümkün olmadığı, davacı sürücü ...'ın viraja girerken tedbirli davranıp araç hızını azaltıp gerekli tedbirleri almadığından, yanına aşırı derecede yaklaşan araç ile arasında güvenli mesafe bırakmayıp ani doğrultu değiştirdiğinden %50 oranında, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise davacı sürücüye virajda aşırı yaklaşması nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu açıklanmıştır. Davacı vekilince kusur durumuna itiraz edilmiş olup, yerel mahkemece 30.11.2021 tarihli rapordaki kusur tespiti hükme esas alınarak yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu halde, kaza tespit tutanağındaki anlatımla, itiraza uğrayan bilirkişi raporu arasında çelişki meydana gelmiş olup, yerel mahkemece iş bu çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yerel mahkemece yapılacak iş, İTÜ'de veya Karayolları Genel Müdürlüğü'nde görevli trafik (kusur) konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden, kaza tespit tutanağı, krokisi ve 30.11.2021 tarihli rapor irdelenmek ve gerektiği takdirde kaza mahallinde bilirkişi heyetinin katılımı ile keşfen inceleme yapılmak suretiyle kazanın meydana geldiği kavşağın niteliği, mevcut kavşağa göre araçların durumu, araçların özellikleri ve manevra kaabiliyetleri hususları tespit edilip değerlendirilerek tarafların kusur durumlarının belirlenmesi ve kaza tespit tutanağı ile 30.11.2021 tarihli rapor arasındaki kusur konusunda çelişkinin giderilmesi için açıklayıcı, ayrıntılı, taraf ve yargı denetimine açık rapor aldırılması, tarafların iddia ve savunmaları, itirazları göz önüne alınarak, işin esası ile ilgili deliller toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Bknz. Yargıtay 17. HD'nin 2016/14680 Esas, 2019/2383 Karar sayılı ilamı) 2-Maluliyet oranı tespitine ilişkin sağlık kurulu raporlarının,11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 28/07/2019 tarihinde meydana gelmiştir. ( Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 2023/10143 Esas, 2023/1294 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, yerel mahkemece alınan ATK 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 30/07/2021 tarihli raporda davacının maluliyetinin Maluliyet Tespiti İşlmeleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilmesi sonucunda %15 engel oranı olduğu tespit edilmiş, iş bu rapora karara esas alınarak ve kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, iş bu rapora davalı vekilince itiraz edilmiş olup, yerel mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Kaza tarihi olan 28/07/2019 itibari ile yürürlükte olan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümleri esas alınması gerekirken kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre düzenlenen raporun karara dayanak yapılması doğru olmamıştır.O halde yerel mahkemece yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre dosya kapsamındaki tüm tedavi evrakları ve diğer sağlık kurulu raporları irdelenmek suretiyle, usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp taraflar lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.3-Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, 6098 sayılı TBK 52 maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.Somut olayda davacı sürücünün motosiklet kullandığı ve kaza nedeniyle sol skapula (omuz) kemiği, sol patella (diz) kemiği, ve sol tibia ( alt bacak kemiği) kırığı oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmakla, davalı vekilince davacının koruyucu tertibat kullanmadığı ileri sürülerek müterafik kusur indirimi yapılması istenmiştir. Kaldı ki müterfaik kusur değerlendirmesi, hatır taşımasından farklı olarak taraflarca ileri sürülmese dahi yerel mahkemece resen nazara alınması gereken bir husustur. Bu halde yerel mahkemece, kaza tespit tutanağı, davacının yaralanmasının niteliği ve tüm dosya kapsamına göre davacının koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığı, kullanmıyor ise bunun kaza nedeniyle oluşan yaralanmasında etkisi olup olmadığı, başka bir deyişle davacının kendi yaralanmasında müterafik kusuru bulunup bulunmadığı araştırılıp bu hususun değerlendirilmesi gerekirken, yerel mahkemece bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesi de doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kararın kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun tümden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, başlıkta bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,- Kararın kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına3/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendilerine ayrı ayrı İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01