Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
bam
2024/1560
2024/1345
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1560
KARAR NO: 2024/1345
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/05/2024
NUMARASI: 2022/837 Esas - 2024/371 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Ölüm Nedeniyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/06/2015 tarihinde ...'ün sevk ve yönetimindeki davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç ile seyir halinde iken sağ şeritte ilerleyen ... plakalı ...'nun sevk ve yönetimindeki ... araca, sol arka tekerlek ve çamurluk kısmından çarpması ile iki aracın direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, bu esnada yine aynı yöne sol şerit üzerinde seyreden ... plakalı ... marka otomobil ile çarpışarak karşı yöne geçtiğini, karşı yöne geçen ... plakalı araç ile ... plakalı araç, ... plakalı ... otomobil, ... plakalı ..., ... plakalı ... otomobil ve ... plakalı ... otomobille çarpışmaları sonucu meydana gelen trafik kazasında sürücü ...'ün vefat ettiğini, kaza nedeniyle diğer araçlardaki sürücü ve yolculardan da vefat edenlerin olduğunu, kaza müteveffa ...'ün kusuru sebebiyle gerçekleşmiş ise de müvekkili olan davacıların ölüm nedeniyle destekten yoksun kalan 3.kişi sıfatıyla dava açtığını, zararın oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağını belirterek, müvekkillerinin destekten yoksun kalma zararlarının tam olarak tespiti bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden fazlaya dair bedel artırım hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili ... yönünden şimdilik 1.500,00-TL ve müvekkili ... yönünden şimdilik 1.500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile (poliçe üst limiti ile sınırlı olmak üzere) birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 22/04/2024 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; davacı anne ... yönünden talebini 165.774,66-TL arttırarak 167.274,66-TL, davacı ... yönünden talebini 121.225,34-TL arttırarak 122.725,34-TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 21.10.2016 tarihinden itibaren tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davaya konu talep karşısında müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, huzurdaki davada alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğini, ayrıca talep konusunun zamanaşımına uğramış olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacılar vekilinin istinafı üzerine Dairemizin 29/09/2022 tarih ve 2019/3773 esas 2022/1199 karar sayılı kararı ile; "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) Sigortası Yeni Genel Şartları 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel Şartların C.10. maddesi ile 12/08/2003 tarihli 25197 sayılı resmi gazetede yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni Genel Şartların C.11. maddesine göre; yeni genel şartların yürürlük tarihi olan 01/06/2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Somut olayda; kaza 13/06/2015 tarihinde meydana gelmiş olup, poliçenin düzenlenme tarihi ise 15/05/2015 tarihi olarak görülmektedir. Davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin teminat başlangıç ve bitiş tarihleri 15/05/2015-15/05/2016 tarihleri olup, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kapsamı ise 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre değil, 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı resmi gazetede yayınlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre belirlenecektir. Hal böyle olunca, eldeki davada davalı sigorta şirketinin sorumluluğunu belirleyen poliçenin düzenleme tarihi olan 15/05/2015 tarihi itibariyle geçerli ZMMS Genel Şartlarının, Karayolları Trafik Kanunu ile Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümlerine aykırı olmayan hükümleri ile Yargıtay'ın 01/06/2015 tarihinde uygulanmaya başlanılan genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerektiği, buna göre; sürücü ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile ölmüş olsun, ölüm destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğuran bir sonuç olduğundan, desteğin kusurunun destekten yoksun kalanlara yansıtılamayacağı, sürücünün tam kusurlu olması halinde dahi 3.kişi konumunda olan destekten yoksun kalan kişilerin tazminat isteme hakkına sahip olduğu, bu durumda 3.kişi sıfatıyla dava açan destekten yoksun kalan kişiler bakımından TBK'nın 135. maddesinde düzenlenen alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi durumunun da gerçekleşmeyeceği gözetilmek suretiyle (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/03/2019 tarih ve 2017/17-1089 esas, 2019/294 kararı emsal) bilirkişi tarafından davacıların hak ettikleri destekten yoksun kalma maddi tazminatının tam olarak tespit edilerek, destekten yoksun kalma maddi tazminatına hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle; HMK.nun 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden esasa kaydedilen dava dosyasında kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda; 1-Davacı ... tarafından açılan davanın KABULÜNE, 167.274,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 30/09/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, 2-Davacı ... tarafından açılan davanın KABULÜNE, 122.725,34 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 30/09/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e ödenmesine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf başvuru sebepleri; uzamış ceza zamanaşımı ve arabuluculukta geçen süre dikkate alındığında dahi dava tarihi itibariyle davacının talep hakkının zamanaşımına uğradığı açık olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu, ayrıca ıslah edilen kısmında zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, müteveffa sürücünün dava konusu zararın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, bu nedenle tazminat talebinin teminat dışı olduğu, müteveffanın müterafik kusurunun tespiti gerektiği, hem hatır taşıması, hem de müterafik kusur nedeniyle ayrı ayrı indirim yapılması gerektiği, davacılara SGK'ya başvurmaları için önel verilmesi ve hesaplanan Peşin Sermaye Değeri'nin tazminattan tenziline karar verilmesi gerektiği, TRH yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerekirken hükme esas bilirkişi hesap raporunda Progresif rant yöntemi kullanılmasının hukuka aykırı olduğu, müteveffanın desteğinden yoksun kalan diğer yakınlarının araştırılması ve onlar için de pay ayrılması gerektiği, müteveffanın davacılara sürekli ve düzenli bir şekilde yardım ettiğinin somut delillerle kanıtlanamamış olması karşısında davanın reddine karar verilmesini gerekirken kabulünün hatalı olduğu, asıl alacak ve ferilerin kararda ayrıca ve açıkça belirtilmesi ve teminatı aşacak şekilde aleyhe hüküm kurulmaması gerektiği, hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 13/06/2015 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından ... Sigorta Poliçe Numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç müteveffa ...'ün sevk ve yönetiminde seyir halinde iken ...'ün kendi kusuru ile sebebiyet verdiği ve birden fazla aracın karıştığı trafik kazasında vefat ettiği, anne ve babası olan davacıların destekten yoksun kaldıkları iddiasıyla aracın trafik sigortacısından tazminat istemiyle eldeki davayı açtıkları, anlaşılmıştır. Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi ile birlikte istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınmak suretiyle incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacıların maddi zararını TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanarak belirleyen aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, görülmekte olan davanın HMK'nın 107. maddesinde tanımını bulan belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu ve dava açılmakla talep konusu tüm alacak bakımından zaman aşımının kesileceği konusunda her hangi bir duraksama bulunmadığından, dava ve talep arttırım tarihinde davanın zamanaşımına uğramamış olmasına, poliçe düzenleme tarihi itibariyle uygulanması gereken yasal mevzuat ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları dikkate alındığında; sürücü destek ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile ölmüş olsun, ölüm destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğuran bir sonuç olduğundan; desteğin kusurunun destekten yoksun kalanlara yansıtılamayacağı; araç sürücüsünün veya işleteninin tam kusurlu olması halinde dahi 3.kişi konumunda olan destekten yoksun kalan kişinin sigorta şirketinden tazminat isteme hakkına sahip olduğu konusunda duraksama bulunmamasına; bu durumda 3.kişi sıfatıyla dava açan destekten yoksun kalan kişiler bakımından TBK'nun 135. maddesinde düzenlenen alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi durumunun da gerçekleşmemiş olmasına, davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış olması nedeniyle temerrüt tarihinden itibaren tazminata faiz işletilmesinde bir hata bulunmamasına, davacılara SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığının bildirilmiş olmasına göre, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının HMK.nun 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Başlıkta bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü uyarınca esastan reddine, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 19.809,90-TL harçtan peşin yatırılan 4.953,00-TL harcın düşümü ile 14.856,90-TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32