Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
bam
2024/905
2024/1233
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/905
KARAR NO: 2024/1233
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/02/2024
NUMARASI: 2019/549 Esas - 2024/89 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araçla, vekil edenin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen 09/04/2007 günlü trafik kazasında müvekkilinin yaralanarak tedavi gördüğünü, ağır ameliyatlar geçirdiğini, müteakip Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi'nden temin edilen Engelli Sağlık Kurulu Raporu'ndan da anlaşılacağı üzere %28 oranında kalıcı sakatlığa uğradığını ve kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün asli, vekil edeninin ise tali kusurlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla geçici ve kalıcı iş göremezlik zararına karşılık olmak üzere 1.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı sigorta şirketi vekili süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın 09/04/2007 tarihinde meydana geldiğini, dolayısıyla davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, ayrıca mahkemenin yetkisiz olduğunu ve davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece; dava konusu trafik kazasının 09/04/2007 tarihinde meydana geldiği, davanın KTK'nun 109. maddesinde yer alan iki yıllık ve TCK'nın 89. ve 66. maddeleri gereğince uzamış ceza zamanaşımı olan 8 yıllık süreden sonra 17/02/2016 tarihinde açıldığı, davalı tarafın zamanaşımına yönelik itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiş ve bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine dairece yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 19/09/2019 gün 2019/2802 esas - 2019/3449 karar sayılı ilamla;Dava konusu olayda, davacının yaralanmasıyla sonuçlanan kaza 09/04/2007 tarihinde meydana gelmiş, dava 17/02/2016 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1. ve 66/1-e maddeleri uyarınca kazada sadece davacı yaralandığından öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup dava tarihi itibariyle ceza zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakta ise de; bazı durumlarda zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihe göre ceza zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile davacının zararını tam anlamıyla öğrenememesi söz konusu olabilir. Bu nedenle zararı öğrenme ile amaçlanan şeyin ne olduğu ve buna göre zamanaşımı süresinin hangi tarihte başlayacağı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğine vurgu yapılarak; kısa süreli zamanaşımının başlaması için zarar görenin zarar ile birlikte zararın sorumlusunu da öğrenmesi gerekir. Zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması, bu iki koşulun da gerçekleşmesine bağlıdır. Bu koşullardan birinin gerçekleşmemesi hâlinde zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz. Zarar ve tazminat sorumlusundan hangisi daha sonra öğrenilirse, zamanaşımı süresi son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlayacağı, kısa süreli zamanaşımının işlemeye başlaması için zarar görenin zarar veren eylem veya olayı değil, zararı öğrenmesi gerektiği açıklandıktan sonra; "1961 doğumlu olan davacı ...'ın 09/04/2007 tarihinde meydana gelen kazada yaralandığı, olay sonrasında Turgutlu Devlet Hastanesi, Salihli Can Özel Sağlık Hastanesi, Celal Bayar Üniversitesi, Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğü, ameliyat olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ..., Salihli ve Manisa'daki değişik hastanelerde tedavi görmesine rağmen maluliyetin olup olmadığı varsa bile ne oranda olduğu hususunda 2014 yılına kadar herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.Dosya kapsamına alınan Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu'nun 29/04/2014 tarihli raporunda, sol diz hareketinin sınırlı, sol ayak bileği hareketinin sınırlı, sol alt extremitede 5 cm kısalık olduğu teşhis edilerek, engel oranının % 28 olduğu belirtilmiştir. Bu rapor kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uyarınca alınmış bir rapor niteliğinde bulunmamaktadır. Mahkemece de davacının maluliyeti ile ilgili olarak herhangi bir bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulmuştur. Bu durumda Mahkemece, ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan vücuttaki yaralanmanın ve iş göremezliğin trafik kazası sonucu meydana gelip gelmediği, sakatlığın kalıcı olup olmadığı, kalıcı ise oranı, tıbbi tedaviye cevap verilip verilmediği, tedavi durumuna göre gelişen durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte sonuçlandığı hususlarında kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak rapor alınmalı ve bu duruma göre; davacının zararı tam olarak hangi tarihte öğrendiği ve davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi..." gerektiğine işaret edilmek suretiyle, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Dairece verilen kaldırma kararını müteakip 2019/549 esasına kaydedilen davanın yargılaması sonucunda mahkemece; iddia, savunma, Dairece verilen kaldırma kararı, kaldırma kararından sonra temin edilen bilirkişi raporları, davacı tarafça sunulan 13/12/2023 günlü bedel arttırım dilekçesi ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek; " ... 09/04/2007 tarihinde davacının kullandığı ... plakalı aracı ve davalı sigortalısı ... plakalı aracın kazaya karıştıkları kaza nedeniyle davalının yaralandığı ATK'nın 01/12/2022 tarihli raporu ile kaza nedeniyle davacının %20,2 oranında meslekte kazanma gücünün kaybedildiği ve iyileşme süresinin olay tarihi itibarıyla 9 aya kadar uzayacağının rapor edildiği, aynı raporun ATK'nın 30/01/2023 tarihli raporuyla onandığı, mahkememizce aktüerya bilirkişi ve kusur bilirkişisinden rapor aldırıldığı, bilirkişi heyetinin 23/05/2023 tarihli raporunda davacının kazanın meydana gelmesinde %75, davalı sigortalının ise %25 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği, itirazlar üzerine aynı heyetten 06/11/2023 tarihinde rapor aldırıldığı ve kusurların net bir şekilde belirlendiği ayrıca kaza nedeniyle davacının 1.090,90 TL geçici işgöremezlik 60.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminat alacağının olduğunun belirlendiği, düzenlenen raporların gerekçeli denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle mahkememizce hükme esas alındığı, davacı ile ilgili düzenen ATK raporları BAM 8. HD'nin 2019/2802 Esas sayılı 2019/3449 Karar sayılı geri çevirme ilamı birlikte değerlendirildiğinde rapor tarihinde davacının olay nedeniyle arızasının tam ve kesin olarak belirlendiği ve ayrıca olayda ceza zamanaşımının uygulanacağı ve davanın da ceza zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı..." gerekçesiyle; -Davacının davasının kabulü ile 1.090,90 TL geçici iş göremezlik ve 60.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 25/07/2014 tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; hükme esas alınan ATK raporlarında davacının zararı tam olarak hangi tarihte öğrendiğinin belirtilmediği, ancak kişinin kazaya bağlı yaralanmasının iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin açıklandığı, bu durumda davacının uğradığı en geç 09/01/2008 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, dolayısıyla zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu; ayrıca davacı tarafça dosyaya sunulan 13/12/2023 günlü ıslah dilekçesi taraflarına tebliğ olunmadığından savunma haklarının kısıtlandığı, bu nedenle ıslah edilen tutar bakımından zamanaşımı süresinin de geçirildiğinin gözetilmemiş olmasının isabetsiz olduğu, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçirildiğinin dikkate alınması gerektiği; kabule göre de geçici iş göremezlik tazminatı nitelikçe maluliyet zararının ayrılmaz bir parçası olduğu halde tedavi giderleri teminatı içinde olduğunu bildirir bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, keza bakiye yaşam sürelerinin tespiti bakımından PMF 1931 yaşam tablosunun baz alınması gerekirken TRH 2010 yaşam tablosu uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmiş olmasının da isabetsiz olduğu, tüm bunlardan ayrı kusurun faiz cinsinin ve faiz başlangıcının da doğru biçimde belirlenmediği hususlarına yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zararına dayanılarak açılmış geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının tazmini isteğine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın karıştığı 09/04/2007 tarihli çift taraflı trafik kazasında yaralandığı ve davacının Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi'nden temin edilen 10/06/2014 tarihli sağlık kurulu raporuna dayanılmak suretiyle 14/07/2014 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğu, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının giderilmesini istediği, bu talebin kuruma 15/07/2014 tarihinde ulaştığı ve sigortacı tarafından 20/08/2014 tarihinde başvuruya cevap verilerek talebe dayanak kılınan sağlık kurulu raporuna esas teşkil eden ve yapılan konsültasyon hakkındaki detayları gösteren belgelerin ibrazının istenildiği, davacı vekilince 19/10/2014 tarihli dilekçe ile, istenilen bu belgelerin kendilerine verilemeyeceğini bildirir cevabi yazı eklenmek suretiyle talebin mevcut belgelere göre incelenmesi, olmadığı takdirde de Manisa İl Sağlık Müdürlüğü'ne yazı yazılarak talep edilen bilgilere ulaşılması veya hakem hastanesinden rapor aldırılması yönünde talepte bulunulduğu, bu dilekçenin de sigorta şirketine 14/10/2014 tarihinde ulaştığı ve müteakip sigortacı tarafından 17/02/2016 günlü cevabi yazı ile 8 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edilen eksik evrakların taraflarına ulaştırılmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle davacının sürekli sakatlık tazminatı talebinin karşılanmayacağının bildirildiği, bunun üzerine de eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 1-Hal böyle olunca, davacı tarafından ceza zamanaşımı süresi içerisinde 2014 tarihinde sigorta şirketine başvuruda bulunulduğuna ve söz konusu başvuruya Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi'nden temin edilen engelli sağlık kurulu raporu ile birlikte davacının kazadan sonra geçirmiş olduğu tedavi evrakları, ekpriz raporları vs sigortacıya ulaştırıldığı halde başvurudan çok sonra (-yaklaşık 2 yıl) 17/02/2016 tarihinde zamanaşımı süresinin geçirildiği gerekçesiyle isteğin reddedildiğinin bildirildiğine göre evrakı elinde 2 yıl bekleten sigortacının zamanaşımı savunmasında bulunması, hakkın kötüye kullanılması olduğu gibi, davacının sakatlığa uğradığının 10/06/2014 tarihinde öğrendiği, bu tarihten davanın açıldığı 17/02/2016 tarihine kadar da 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmemiş bulunduğu ve taraflar arasında görülen eldeki davanın da 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı hususu ile kaldırma kararından sonra kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uyarınca ATK 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nca düzenlendiği anlaşılan ve davacının geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanmasıyla illiyetli biçimde %20,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğine ilişkin raporla da davacının kaza neticesinde sakat kaldığının yeterli ve geçerli nitelik taşıyan bu raporla belirlenmiş olması durumu birlikte gözetildiğinde, mahkemece görülmekte olan dava bakımından zamanaşımı süresinin geçirilmediği hususundaki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin ıslah dilekçesinin kendilerine tebliğ edilmediği bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin itirazlarına gelince;Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 13/12/2023 günlü dilekçenin, davalı sigorta şirketi vekiline 18/12/2023 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ancak sigorta şirketi tarafından bu dilekçeye karşı konulmadığı ve dilekçe ile arttırılan miktar yönünden zamanaşımı itirazında bulunulmadığı dosya kapsamıyla sabittir. Bu durumda davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 13/12/2023 günlü dilekçenin ıslah dilekçesi mahiyetinde olduğu kabul edilse dahi söz konusu bu dilekçe ile arttırılan miktara ilişkin olarak zamanaşımı definde bulunulmadığından, mahkemece söz konusu dilekçedeki talep doğrultusunda hüküm tesis edilmiş olmasında bir yanılgı tespit edilemediğinden, davalı vekilinin açıklanan hususa yönelik istinaf itirazının da reddi gerekmiştir. 3-Davalı vekilinin yukarıdaki bentlerde açıklanan hususlar dışında kalan diğer istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; a/Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillere ve özellikle Yargıtay Özel Dairesi'nin Dairemizin de katıldığı güncel uygulamaları doğrultusunda TRH 2010 yaşam tablosu, prograsif rant uygulaması ve dosyada mevcut SGK'na ait hizmet döküm cetvelleri uyarınca doğru biçimde belirlenen gelir üzerinden yapıldığı anlaşılan 16/11/2023 günlü aktüer hesaplamanın hükme esas alınmasında ve yine kazanın meydana gelmesinde davacının %75 oranında, davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan araç sürücüsünün de %25 oranında kusurlu olduğunu belirten bilirkişi raporunun da dosyaya oluşa uygun, denetlenebilir gerekçeler içermesi ve bu belirlemelerin olaydan sonra kolluk kuvvetlerince düzenlendiği anlaşılan kaza tespit tutanağı ile de örtüşmesi karşısında söz konusu rapora itibar edilmiş olmasında ve temerrüt halinin de 25/07/2014 tarihinde oluştuğunun kabul edilmiş olmasında da bir yanılgı bulunmadığına göre aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.b/Ne var ki davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı araç kullanım amacı hususi olan otomobil olup, dava dışı sigortalı da gerçek kişidir. Davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçta motosiklettir. Bu durumda görülmekte olan davanın konusu haksız fiilden kaynaklandığına ve taraflar arasında ticari bir ilişkin bulunmadığına göre, mahkemece davalı sigorta şirketi aleyhine hüküm altına alınan tazminat miktarı yönünden yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi isabetsiz olmuştur. Bundan ayrı; davacı görülmekte olan davada geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının tazmini isteğinde bulunmuş olup, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kapsamını belirleyen poliçenin sakatlık teminatı limiti 60.000,00-TL'dir. Geçici iş göremezlik zararı bedensel zararın bir türü olması nedeniyle davalı sigortacının sakatlık teminatı kapsamında en fazla ödemekle yükümlü bulunduğu miktarın 60.000,00-TL olduğu konusunda duraksamamak gerekir.Hal böyle olunca mahkemece teminat limitini aşar şekilde toplam 61.090,90-Tl tazminata hükmedilmesi de doğru olmamıştır. Ancak yukarıda 3/b bendinde belirtilen biçimde gerçekleşen hatalı uygulamaların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun bu hususlara münhasır olmak üzere kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar ve harcın da kamu düzeninden olduğu gözetilerek hatalı olduğu sonucuna varılan hususların davalı taraf yararına düzeltilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2024 tarih ve 2019/549 Esas 2024/89 Karar sayılı kararına karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (3/b) nolu bentte açıklanan nedenlerle KABULÜNE, öteki istinaf itirazlarının ise (1), (2) ve (3/a)nolu bentlerde gösterilen sebeplerle REDDİNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırıldığı anlaşılan 1.044,00-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine, b-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin takdiren üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2024 tarih ve 2019/549 Esas- 2024/89 Karar sayılı kararının HMK.m. 353/1-b/2 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, a-)Davacının davasının kısmen kabulü ile 60.000,00- TL maddi tazminatının 25/07/2014 tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, poliçe limitini aşan fazlaya ilişkin talebin ise reddine, b-)Hüküm altına alınan tazminat miktarı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 4.098,60- TL karar ve ilam harcından, 29,20 TL peşin harç ve 206,00 TL ıslah harcının mahsubu ile geriye kalan 3.863,40- TL eksik harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına, c-)Davacı tarafça başlangıçta yatıralan 29,20-TL peşin harç ve 206,00-TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-)Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 29,20-TL'si başvuru harcı, 4,30-TL'si vekalet harcı, 4.953,00-TL'si de tebligat, posta ve bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 4.986,65-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre, 4.863,85-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca d-)İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yapılan gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, e-)Davacı taraf vekille temsil olunduğundan kabul edilen tazminat miktarı üzerinden ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, f-)Reddedilen tazminat miktarı üzerinden ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 1.090,90-TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak vekille temsil edildiği anlaşılan davalıya verilmesine, g-)Adli tıp ücreti 4.418,00- TL ücretinin , kabul ve red oranına göre 4.338,50-TL'sinin davalıdan, 79,50-TL'sinin de davacıdan alınarak ATK'nın hesap numarasına bu dosyamız adı altında gönderilmesine, 3-)Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanın ilgilisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52