SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/372

Karar No

2024/1079

Karar Tarihi

4 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/372

KARAR NO: 2024/1079

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/06/2023

NUMARASI: 2021/66 Esas - 2023/461 Karar

DAVANIN KONUSU: Genel Muvazaa Hukuksal Nedenine Dayalı İptal

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/07/2024

Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

R A R Davacılar vekili dava açan dilekçesinde; müvekkillerinin, şirkette yönetici sıfatı bulunmamakla birlikte, davalı ... Anonim Şirketi'nin toplamda %25 hissesine sahip ortağı olduklarını, davalı şirketin gayri faal olduğunu ve İstanbul İli, Eyüp İlçesinde değişik sayıda parselden hariç herhangi bir maddi mal varlığının bulunmadığını, söz konusu taşınmazların çoğunlukla arsa ve tarla niteliğinde olduğunu, bu taşınmazların inşaat işlerine başlanan 3. Boğaz Köprüsü - Kuzey Marmara Otoyolu'nun güzergahında yer aldığını, ... Anonim Şirketi'nin; 83, 89 ve 90 parselde yer alan taşınmazları m2 birim fiyatı 100-TL den diğer davalı ... Anonim Şirketi'ne sattığını, eksper incelemesine göre taşınmazların ortalama m2 birim değerinin 400-TL olarak tespit olunduğunu, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yaptırılan kıymet takdir raporunda davaya konu taşınmaz ile komşu olan parsellerin m2 birim fiyatının 300-350 TL olarak tespit olunduğunu, bu durumun taşınmazların devrine ilişkin sözleşmelerin muvazaa ile illetli olduğunu gösterdiğini, muvazaalı işlemle; şirketin mal varlığının azaltılmasının, içinin boşaltılmasının ve taşınmazlardan arındırılan şirketin başkaca bir faaliyeti de bulunmadığından tasfiyeye sürüklenmek suretiyle, azınlık olan müvekkillerinin tasfiye paylarının buharlaştırılmasının amaç edinildiğini ve istenildiğini, davalı ... Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı ...'nun aynı zamanda satıcı olan diğer davalı şirketin genel koordinatörü sıfatını taşıdığını belirterek, davanın kabulü ile davaya konu taşınmazların, davalı ... Anonim Şirketi adına olan kaydının iptali ile diğer davalı ... Anonim Şirketi adına tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacıların, aynı sebeplerle ve aynı taleplerle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/84 Esas sayılı dosyası kapsamında dava ikame ettiklerini ve davanın halen derdest olduğunu, davacıların davayı açmaktaki amaçlarının; müvekkili şirket yöneticilerini tahakküm altına almak, üzerilerinde baskı kurmak ve şirket yönetimini ele geçirmek olduğunu, davacıların aynı zamanda diğer aile şirketlerinin de hissedarı olduklarını, bu şirketlerinde yaptığı hemen her işlem ve karara muhalif oy kullanmakta olduklarını, çeşitli iddialar ile davalar açtıklarını, müvekkili şirketin davacıların iddialarının aksine gayri faal olmadığını, ticari faaliyet içerisinde olduğunu, dava konusu parsellere ilişkin 01.11.2013 tarihli gayrimenkul değerleme çalışması yapıldığını, bu rapora göre her üç parsel için toplamda 5.368.876-TL değer tespiti yapıldığını, dava konusu parsellerin m2 rayiç fiyat ortalamasının 122,00-TL olarak tespit edildiğini, satış işlemlerinde de ortalama m2 satış fiyatının 100,00-TL olduğunu, müvekkili şirketin nakit ihtiyacının karşılanması amacıyla 3 parselin birden aynı anda müvekkili şirketin daha önce ticari ilişkide bulunmuş olduğu diğer davalı şirkete nakit olarak satıldığını, müvekkili şirketçe 2012-2013 yıllarında toplamda yaklaşık 10.000 metrekare taşınmaz satın alındığını, alış fiyatlarının satış fiyatlarının yarısı oranında olduğunu, ...'nun müvekkili şirket ile herhangi bir bağının olmadığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacıların, ikame edilen dava öncesinde aynı sebeplere dayanmak suretiyle aynı taleplerde bulunarak İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/84 Esas sayılı dosyası kapsamında dava ikame ettiklerini ve davanın halen derdest olduğunu, eldeki davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiğini, davaya konu taşınmaz satışlarının rayiç bedeli üzerinden yapılan gerçek satışlar olduğunu, taşınmazların; müvekkili şirket tarafından yapılan ve kar amaçlı alınmış taşınmazlar olup bölge rayiç bedelleri üzerinden satın alındığını, davacı yanca sunulan ekspertiz raporlarının emsal rayiçlerin çok üzerinde ve gerçek piyasa değerlerini göstermekten uzak olduğunu, muvazaa iddialarının gerçek dışı olup ispatının gerektiğini, müvekkili şirket yetkilileri ile diğer davalı şirket yetkilileri arasında uzaktan akrabalık ilişkisi olduğu yönündeki beyanların herhangi bir delile dayanmadığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davaca tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde;"...dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyü, Köy kenarı mevkii, ... parsel nolu taşınmazın 1.315.500-TL, ... parsel nolu taşınmazın 1.970.000-TL ve ... parsel nolu taşınmazın 1.098.000-TL bedelle davalı ... Anonim Şirketi'ne 15/11/2013 tarihinde satıldığı, davaya konu taşınmazların satış tarihindeki gerçek değerlerinin 83 parselin 3.400.000-TL, 89 parselin 5.090.000-TL ve 90 parselin 2.835.000-TL olduğu, bedeller arasında açık bir oransızlık olduğu, ayrıca satışın yapıldığı ... Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu başkanı ...'nun aynı zamanda satıcı şirket olan diğer davalı ... Anonim Şirketi’nin Genel Koordinatörü sıfatını taşıdığı, ayrıca bu şirketin kurucu Yönetim Kurulu Başkanı ... davalı ... Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyesi ...'ın kayınpederi olduğu, satışların muvazaalı olduğu ve iptali gerektiği..." gerekçesiyle; a-Açılan davanın ... Anonim Şirketi açısından kabulüyle davaya konu ... İli, ... İlçesi, Tapu Sicil Müdürlüğü kayıtlarında ... Köyü' ... Mevkii ... pafta kain ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazların davalı ... Anonim Şirketi adına olan malik kaydının iptali ile davalı ... Anonim Şirketi adına tesciline, b-Açılan davanın .... A.Ş açısından pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; pasif husumet yokluğu sebebi ile hakkında ki davanın reddine karar verilen diğer davalı ... Anonim Şirketi tarafından; satışlarda muvazaa olmadığını, bu satışların amacının şirket sermaye artırımı geçekleştirilemediğinden, şirket malvarlığının çok küçük bir kısmını oluşturan parsellerin satışı ile şirkete nakit akışı sağlanmak olduğunu, gerçek satış bedellerinin banka üzerinden şirket hesabına geçtiğini, bunun neticesinde tüm hissedarlara kar payı dağıtıldığını, satışlarla ilgili alınan yönetim kurulu kararına ve bu kararı ibra eden genel kurula karşı davacılar tarafından İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2014/84 Esas sayılı dosya üzerinden dava açıldığı belirtilerek, bu sebeple derdestlik iddiasında bulunulduğu, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından daha önce rapor sunan bilirkişi heyetine aldırılan 21.06.2022 ve 07.04.2023 tarihli raporda açıkça, bir taşınmazın bedelinin çok altında satılmasının (bedelde) muvazaanın varlığı açısından tek başına belirleyici niteliği haiz olmadığı, her iki şirketin arasında organik bağ bulunup bulunmadığı hususunun da muvazaa iddiasını ispat etmeye yetmeyeceği, muvazaa iddiasında aslolanın, tarafların görünüşteki hukuki işlemin hüküm doğurmaması hususunda anlaşmış olmalarının ispatlanması olduğu, ilgili satış işlemlerinin muvazaalı olduğu davacılar tarafından ispatlanmış olmadıkça ilgili işlemlerin muvazaa sebebiyle geçersiz olduğu kanısına varılamayacağı sonuçlarına ulaşıldığı, buna rağmen mahkemece davalı şirket yetkilileri ile müvekkili arasındaki tanışıklığın muvazaa gerekçesi olarak gösterilmesinin hatalı olduğu, mahkemenin gerekçesini dayandırdığı sebeplerin muvazaayı ispata elverişli olmadığı, bilirkişi heyeti raporlarındaki bedel tespitlerinin denetime elverişli olmayan gerçeklikten uzak tespitler olduğu, 89 parselin bir kısmı ve 90 parselin tamamının orman alanı olarak belirlendiğinin açıkça tespit edildiği, 89 parselin kısmen park alanı ve kısmen dere koruma yasağı getirilen alanda kaldığı, 90 parselin nazım imar planı dahi olmadığı tapu kaydına şerh edildiğinin bilirkişi heyet raporlarına şerh edilmesi karşısında bu parsellere ilişkin bugünden geçmişe dönülmek sureti ile m2 fiyat belirlemesinin yapılmayacağı, orman kadastrosu içinde kalan ve yine dere koruma alanı içerisinde kalan parsellerin bölgede bulunan arsalar baz alınarak yapılan değerlemenin hukuken doğru olmadığı, itirazen bildirilmiş ise de yerel mahkemenin aynı bilirkişi heyetinden ek rapor aldırmak konusunda ısrarcı olduğu, bu suretle alına ek raporun kök rapordan farklı olacağını düşünmenin aklen mümkün olmadığı, nitekim ek raporun sadece kök rapordaki gerçek olmayan tespitlere dayandığı, raporun denetime elverişli olmadığı, yerel mahkemece orman alanı içerisinde kalan dava konusu parsellerle, bilirkişi heyeti tarafından emsal alınan bölgedeki arsa ve tarlarla yapılan mukayeseyi hukuka aykırı şekilde kabul ettiği, kaldı ki; dosyaya sundukları yine bilirkişi heyet raporuna itirazlarında tekrarladıkları Türkiye Cumhuriyeti Müfettişlerince hazırlanan resmi ve satış tarihine en yakın raporun görmezden gelindiği, karar yerinde bu delil ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığı, davalı ... Anonim Şirketi’nin azınlık pay sahiplerinden, görülmekte olan davanın davacıları arasında yer alan ...'in inceleme başvurusu üzerine hazırlanan raporda, satışların gerçek satış olduğunun, bedellerinin satıcıya ödendiğinin belirtildiği, bu hususun ve bu resmi raporların mahkemece gözetilmediği, her ne kadar yerel mahkemece kurucu Yönetim Kurulu Başkanı ...' in davalı ... A.Ş.' nin yönetim kurulu üyesi ...' ın kayınpederi olduğu gerekçesiyle, satışların muvazaalı olduğu sonucuna varılmış ise de, müfettişlerce hazırlanan resmi raporlarda da tespit edilip belirtildiği üzere, satış işlemi Yönetim Kurulu Üyesi ...’ın kişisel inisiyatifiyle gerçekleştirilen bir işlem olmayıp, satışların yönetim kurulu kararına dayandığı, bu nedenle muvazaadan bahsedilemeyeceği, eldeki dava yönünden derdest dava oluşturduğu iddia edilen İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/84 Esas sayılı dosyasının, görülmekte olan davadan önce açıldığı, mahkemece söz konusu davanın görülmekte olan dava yönünden bekletici mesele sayıldığı, bekletici mesele sayılan dosyada davacıların açtığı davanın reddine karar verildiği, verilen kararın temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce 2015/12902 E. ve 2017/3626 K. no’lu ilam ile onandığı ve bu suretle yönetim kurulu kararı ile yapılan satışlarda herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinin tespit edildiği, müvekkili ... Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı ..., ... Anonim Şirketi'nde genel koordinatör ya da başka sıfatta herhangi görev almadığı, taşınmazların devri sonucunu doğuran sözleşmede muvazaa bulunmadığı, bedellerinin belediye rayiç bedellerinin üzerinde ödendiği, bu hususların dosyaya sundukları resmi kayıt ve belgeler ile resmi müfettiş raporları ile sübut bulduğu, mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği, hususlarına ilişkindir.İleri sürülüş biçimine göre görülmekte olan dava; şirket ortağı sıfatı ile TTK'nın 555. madde kapsamında şirketin zarara uğratıldığından bahisle, TBK'nın 19.maddesi kapsamında dava konusu taşınmazların muvazaalı satışının iptali ile davalı ... Anonim Şirketi adına tescili istemine ilişkindir.Öncelikle belirtilmelidir ki; TTK'nın 644.maddesi atfı ile 555.maddesi gereğince, şirketin zarara uğraması halinde tazminatın şirkete ödenmesini talep etmeleri şartı ile şirket ortaklarının dava açmaya hakları olduğu gibi muvazaalı işlemden dolayı zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı da bulunmaktadır. Görülmekte olan davada, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacıların şirket yönetiminde bir görevlerinin bulunmadığı, şirket ortağı oldukları göz önüne alındığında, davacıların işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. (-bkz..Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2014/11111 esas - 2014/18464 karar sayılı emsal ilamı-)Yerleşik yargısal içtihatlar, doktrin görüşleri ve nihayetinde TBK'nın 19.maddesi göz önüne alındığında muvazaa; tarafların iradeleri ile beyanları arasında bilerek yarattıkları uyumsuzluk, üçüncü kişileri aldatmak maksadıyla gerçek iradelerine uymayan ve bu sebeple aralarında hüküm doğurmayan bir görünüş yaratma hususundaki anlaşmadır. Muvazaalı işlemin tarafı olmayan üçüncü kişilerin, muvazaa iddialarını her türlü delille kanıtlama imkanı mevcuttur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.09.2011 tarih ve 2009/11676 esas ve 2011/11042 karar sayılı ilamında, bedelde muvazaa iddialarının bilirkişi raporları ile kıyaslama yapılarak, satıcıya ödenen paranın olup olmadığı da gözetilerek fahiş farkların bedelde muvazaa olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmektedir.Eldeki davada davacılar vekili; müvekkillerinin, davalı ... Anonim Şirketi'nde yönetici sıfatlarının bulunmadığını, şirketin toplamda % 25 hissesine sahip ortağı olduklarını, davalılar arasındaki, davaya konu taşınmazların alım satım akdinin muvazaa nedeniyle geçerli olmadığını belirterek, davalı ... Anonim Şirketi'ne ait iken, muvazaalı olarak davalı ... Anonim Şirketi adına tescil edilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile, davalı ... Anonim Şirketi adına tesciline karar verilmesini talep ederek, görülmekte olan davayı açmıştır. Davalı ... Anonim Şirketi vekili, yapılan satışın rayiç bedel üzerinden yapıldığını ve bedelinde tahsil edildiğini, satışın gerçek bir satış olduğunu, hissedarlarının tamamının akraba (usul/füru) olduğu şirketin faaliyet alanının taşınmaz alım satımı olduğunu, dava konusu edilen taşınmazlar dışında çok fazla sayıda başkaca taşınmazların da alınıp satıldığını, satımı yapılan taşınmazların toplam miktarının, alım satımı yapılan taşınmaz miktarları içerisinde cüzi bir miktara tekabül ettiğini, muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazların değerinin belirlenmesinde emsal incelemesi ile birlikte, taşınmazların devir tarihindeki somut durumlarının değerlendirilmesinin de gerektiğini, zira taşınmazların bir bölümünün orman sınırları içerisinde yer aldığını ve rehabilite edilmesi gereken, mevcut durumu itibari ile kullanılamayacak araziler olduğunu, satışın şirket genel kurulunca onaylandığı hususun ve bu hususa temas eden, görülerek sonuçlandırılan dava dosyalarına ilişkin kararların gözetilmesi gerektiğini, savunmuştur. Diğer davalı vekili ise, satışların gerçek satış olduğunu, bedelinin ödendiğini, iptali istenen tasarrufa konu taşınmazların bedellerinin tespit edildiği resmi raporların ve dayandıkları diğer raporların gözetilmediğini, muvazaanın söz konusu olmadığını, savunmuştur.Açıklamalardan sonra somut olaya gelince;Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi ile birlikte, istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, gerek Dairemiz'in kaldırma kararından önce İstanbul 13.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılamada alınan bilirkişi heyeti raporu ve ek raporu, gerekse görevsizlik kararı üzerine dosyanın devredildiği İlk Derece Mahkemesi'nce yapılan yargılamada alınan asıl ve ek bilirkişi heyeti raporuyla; iptali istenen tasarrufa konu taşınmazların satış tarihindeki gerçek değeri ile, satış değeri arasında fahiş fark bulunduğunun tespit edilmiş olmasına, bilirkişi kurulu raporları arasında iptali istenen tasarrufa konu taşınmazların satış tarihindeki rayiç değerleri arasında her ne kadar çelişki var ise de, emsal inceleme yöntemine dayalı bilirkişi kurulu raporlarının bu suretle denetime el verişli olmasına ve tüm raporlardaki tespitlere göre, taşınmazların gerçek değerler ile satış değeri arasında misli fark bulunduğunun tespit edilmiş olmasına, taşınmazların satışının yapıldığı ... Anonim Şirketi yönetim kurulu başkanı ..., firmalar arasında Genel Koordinatör olmasına, bundan ayrı alıcı şirketin Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı ... davalı ... Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyesi ...'ın kayınpederi olması karşısında, taşınmazların devri sonucunu doğuran sözleşmenin muvazaa ile illetli olduğunun kanıtlanmış olmasına, her ne kadar istinaf eden vekili tarafından dava konusu ... parselin bir kısmının ve ... parselin tamamının orman alanı olarak belirlendiğinin tespit edildiği, ... parselin kısmen park alanı ve kısmen dere koruma yasağı getirilen alanda kaldığı, ... parselin nazım imar planının dahi olmadığının belirlendiği, bu parsellere ilişkin bugünden geçmişe dönülmek sureti ile m2 fiyat belirlemesinin yapılmayacağı, orman kadastrosu içinde kalan ve yine dere koruma alanı içerisinde kalan parsellerin bölgede bulunan arsalar baz alınarak yapılan değerlemenin hukuken doğru olmadığı iddia edilmiş ise de, dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle bu husustaki Eyüp Tapu Dairesi'nin sunduğu belgelere göre 15/11/2013 satış tarihinde söz konusu şerhlerin bulunmamasına ve müteakip bu şerhlerin tapu kaydına işlenmiş olmasına, satışların yönetim kurulu kararına dayanmış olmasının sonuca etkili bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Açıklanan nedenlerle;1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 773.610,75-TL karar ve ilam harcından davalı tarafından peşin yatırılan 193.403,00-TL harcın düşümü ile kalan 580.207,75-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.04/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğiİptalMuvazaaDayalıGenelNedenineHukuksalkonusudüşünüldünumarası

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim