İstanbul BAM 7. HD 2021/3164 E. 2024/353 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2021/3164
2024/353
22 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/3164
KARAR NO: 2024/353
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/04/2021
NUMARASI: 2020/517 Esas, 2021/450 Karar
DAVANIN KONUSU: İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
K A R A R
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ... Konut Satış Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, .. Blok .... Kat ... Nolu taşınmazın satışı konusunda anlaşıldığını, müvekkilinin ilgili sözleşme gereği satış bedelini ödemesinden sonra taşınmazı tapuda devraldığını, müvekkilinin taşınmaz üzerinde davalı lehine ipotek tesis edildiğini öğrendiğini, davalının bugüne dek ipoteğin kaldırılacağını gerek ihtarname ile gerekse sözlü olarak tarafına bildirimde bulunulduğunu, ancak davalının borcu sebebiyle konulmuş olan ipoteklerin taşınmazın satış bedeli ve satışa dahil olmayan diğer bedeller ödendiği halde taşınmaz üzerindeki takyidatların kaldırılmadığını, davalının huzurdaki dava ikame edilmeden önce taşınmazları satış sözleşmesiyle müvekkiline teslim ettiğini ancak kendi lehine olan ipoteği kaldırmadığını, müvekkilini mağduriyetine sebep olduğunu, beyanla, tedbiren ve davalılar şerhinin tapu kaydına işlenerek, .. Blok ... Kat ... Nolu taşınmazın müvekkili üzerinde olan tapu kaydındaki haksız iyiniyete aykırı olarak, üzerinde davalı lehine bulunan takyidatların, ipoteklerin müvekkil ile satım sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren pürüzler ve takyidatların tedbir kararı verilmesine ve tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, ayrıca taşınmaz tapu kaydına davalıdır şerhinin işlenilmesine, belirtilen bağımsız bölüm üzerindeki taşınmazın müvekkile satşından sonra davalının borçları sebebiyle konulan ipoteğin fekkine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... A.Ş. Merkez Şubesi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının tapu iptali talep ettiği ipotekli dava konusu taşınmaz üzerinde ... bank T.A.Ş. Lehine tesis olan 1.750.000,00- TL; şirketlerinin lehine tesis olunan ipotek limiti ise 53.621,000 EUR olup, iş bu davanın bu ipotek limitleri esas alınarak kaydıyla hesaplanacak harca esas değer üzerinden harç ikmali yapılması gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir tüketici işlemi ve/ veya başkaca sözleşmesel bir ilişki mevcut olmadığını işbu davanın müvekkili şirkete karşı açılmasının mesnetsiz olduğunu, bu nedenle husumet itirazlarının olduğunu, dava konusu tapu iptal ve tescil ile ipoteklerin ve hacizlerin terkinine ilişkin olup Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, bu yönüyle de görev itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketin faaliyet adresinin İstanbul Çağlayan Mahkemelerinin yetki alanında yer aldığını, yetki yönünden de davanın usulden reddini talep ettiklerini, ipotek tesis edilen taşımazın tapu kayıtlarında davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiye dair herhangi bir şerh/beyan/kayıt bulunmadığından, müvekkili şirketin bu durumu bilmesi ve/veya bilebilecek durumda olması da mümkün olmadığını, davacının bu husustaki beyanlarının aksine TMK'nın 1023. Maddesi gereğince iyi niyetli üçüncü kişi konumundaki müvekkili şirketin ipotek tesis işlemi hukuka uygun ve iyi niyetli olduğundan kazanımının korunması gerektiğini, resmi şekil şartına aykırı şeklide adi yazılı yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının ipoteğe yönelik haksız taleplerini oluşturan olay ile müvekkil şirket arasında herhangi bir kredi ilişkisi ve illiyet bağı bulunmadığını beyanla, fazlaya ilişkin her türlü hak, dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla, haksız ve hukuki mesnedi bulunmayan davanın ipotek hakkımıza yönelik aleyhe talepler yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ... arasında 26/05/2012 tarihli ... konut satım sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı tarafından satın alınan bağımsız bölüm üzerinde ... bank T.A.Ş. Lehine 1.750.000.000,00- TL, ... Şirketi lehine 53.621.000,00 Euro değerinde ipotek tesis edilmiş olduğunu, ipoteklerin yasal mevzuat ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırı şekilde terkin edilmemesi sebebiyle davacı tarafa takyidatsız tapu devri yapılamadığını, ... bank T.A.Ş. Tarafından sözleşme hükümlerine aykırı olarak taahhüdü bulunmasına rağmen ipoteklerin terkin işleminin gerçekleştirilemediğini, bununla birlikte lehine ipotek tesis edilmiş olan ... Anonim Şirketi tarafından ise alacak miktarını fahiş miktarda aşan ipoteklerin haksız ve mesnetsiz bir şekilde teminat olarak tutulduğunu, müvekkili şirket taşınmazı devretmişse de takdiyatların kaldırılmasına ilişkin sorumluluğun ...bank T.A.Ş. ve ...Anonim Şirketi'ne ait olduğunu, davacının ipoteklerin fekki hususundaki talebi açısından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağından ve bu dava konusu açısından davada hasım gösterilemeyeceğinden husumet açısından işbu davaya itiraz ettiklerini beyanla, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, ilk itirazları ve usule ilişkin karşı beyanları yönünde karar verilmesini ve ayrıca huzurdaki davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... bank T.A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davalı ... ile müvekkili banka arasında ticari bir kredi ilişkisi bulunmadığını, taraflar arasında imzalanmış GSK ve Ek Protokol kapsamında, müvekkili bankanın sözleşmesel edimini yerine getirdiğini ve davalı ...'ya 27/09/2016 tarihinde, 750.000.000,00-TL tutarında nakit yatırım kredisi kullandırdığını, ...'nın sözleşmesel yükümlülüklerinin ise, ödemelerini vadesinde yapmak ve tüm kredi süresi boyunca teminat koşullarını yerine getirmek olduğunu, ancak ...'nın bu edimlerini yerine getirmediğini, ticari kredi sözleşmeleri gereğince müvekkili bankanın ipotekleri fek etme yükümlülüğünün doğmadığını, ipotekle teminat altına alınan ve davalı ... tarafından hiç bir zaman ve şekilde geçerliliğine itiraz edilmemiş olan Genel Kredi Sözleşmesi ve Ek Protokol gereğince müvekkili bankanın ipoteklerinin fek borcunun ancak sözleşmede yer alan teminat koşullarının sağlanması halinde söz konusu olacağını, ...'nın sözleşmesel ödeme ve teminat taahhütlerini ifa etmemesi karşısında ticari kredinin teminatı olan bir ipoteğin fekkinden söz edilemeyeceğini, huzurdaki dava açısından müvekkili tarafından davacıya verilmiş bir konut kredisi bulunmadığından, satıcı ... ile müvekkili banka arasında davacının konut tedarikine ilişkin bir sözleşme de bulunmadığından, dava konusu ihtilafta bağlı krediden de bahsedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava dilekçesinde satış vaadi sözleşmesinin davalı ... ile akdedildiğinin anlaşıldığını, müvekkili bankanın söz konusu satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmayıp, müvekkili bankanın bu türlü bir sözleşmesinin taraf olmasının da beklenemeyeceğini, bu nedenle, müvekkili bankaya bu yönde bir husumet yöneltilemeyeceğini, davanın öncelikle müvekkili bankaya husumet yöneltilmeyeceğinden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ihtilafa konu taşınmaz üzerinde bulunan ve fekki talep edilen ipotek ise müvekkili banka ile davalı ... arasındaki Genel Kredi Sözleşmeleri ve Ek Protokole dayalı ticari bir kredinin teminatı olduğunu, müvekkili bankanın ne davacı ne de davalı ... ile arasında bir tüketici işlemi bulunmadığından görev yönünden itirazını talep ettiklerini, arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın, ipoteklerin fekkini talep etmiş olup bu minvalde iş bu davada ipoteğin bedeli üzerinden nispi harç yatırılması gerektiğini beyanla, fazlaya ilişkin her türlü hak, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davanın görev ve yetki itirazları kapsamında İstanbul (Çağlayan) Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, müvekkili yönünden husumet nedeniyle reddine, taşınmaz üzerindeki diğer takyidat lehdarlarına husumetin yaygınlaştırılmasına, esasa ilişkin diğer itirazları kapsamında haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "...Davanın TTK 4. maddesi kapsamında miktar itibariyle basit yargılama usulüne tabi olduğu, HMK 320/4 maddesine göre "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır." hükmünü içerir. Mahkememizin 22/04/2021 tarihli celsesinde davacı vekilinin bir önceki celsede mazeret vermiş olması, 2 nolu celse de mazeretini belgelendirmemiş olması nedeniyle mazeretinin reddine karar verilmiş, davalı vekilinin da davayı takip etmemesi nedeniyle 2. kez işlemden kaldırılamayacağından davanın H.M.K'nun 150/1,5 ve 320/4 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkili ile davalı şirket arasında ... Konut Satış Sözleşmesi imzalandığını .. Blok ... Kat ... nolu taşınmazın satışı konusunda anlaşıldığını, müvekkilinin ilgili sözleşme gereği satış bedelini ödemesinden sonra taşınmazı tapuda devraldığını, müvekkilinin taşınmazı teslim aldığıın, sözleşme konusu konuta ait satış bedelinin tamamen ödendiği ayrıca satış bedeline dahil olmayan ve harçlarında ayrıca tahsil edildiğine ilişkin evrağı davalıdan teslim aldığını, müvekkilinin ifade edilen bedelleri ödemesinden sonra taşınmazların zilyetlerini devraldığını, müvekkilinin taşınmazlar üzerine taşınmazların bedelini ödediği tarihten itibaren zilyett olduğunu, müvekkilinin taşınmazın tapusunu devralmış olup taşınmaz üzerinde davalı lehine ipotek tesis edildiğini öğrendiğini, davalı bugüne kadar ipoteğin kaldırılacağını gerek ihtarname ile gerekse sözlü olarak tarafına bildirimde bulunulduğunu, davalının borcu sebebiyle konulmuş olan ipoteklerin taşınmazın satış bedeli ve satışa dahil olmayan diğer bedeller ödendiği halde taşınmaz üzerindeki takdiyatlar kaldırılmadığını, ilgili ipotekler davalı ile adi satış sözleşmesinin akdedilmesinden sonraki bir tarihte davalının borcu sebebiyle konulduğunu, dava konusu taşınmaza ilişkin cebri icrayı durduracak nitelikteki tedbirin verilmesi zorunluluğu doğduğunu, aksi halde müvekkilinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını, dava konusu taşınmaza ilişkin ipoteğin paraya çevrilmesi halinde davanın kabul edilmesi durumunda hakkına kavuşamayacağı açık olduğunu, davaya konu olaya ilişkin birçok Yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabule ilişkin verilen kararları da dikkate alınarak telafisi imkansız zararların önüne geçilebilmesi adına ivedi bir şekilde cebri icrayı engeller mahiyette tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yükleniciden alınan bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Dava dosyası içerisinde mevcut bilgilerden dava konusu taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, taşınmazın tapu kaydında davalı bankalar lehine ipotek şerhleri bulunduğu sabittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 191 ve 192. maddeleri uyarınca iflas açıldıktan sonra müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması müflisin iflas masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil iflas idaresine aittir. İflastan önce müflisin açmış olduğu davalarda iflas idaresinin bu davayı takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını, müflis aleyhine açılan davalarda ise dava konusu alacağın kabul edilip edilmeyeceğini tespit edebilmek için, öncelikle iflas organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflasın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir (İİK md. 194). Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından (md. 237) on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra duran hukuk davalarına devam edilebilir (md. 194/1). Davaların durduğu bu süre içerisinde iflas idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Müflisin davacı olduğu davalarda, iflas idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflas idaresi tarafından devam edilir. İflas idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu halde, o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (md. 245).Davalı ...AŞ. Hakkında İDM kararından önce Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/917 esas sayılı dosyası ile davanın kabulüne, ...AŞ.'nin 30/03/2021 günü saat:14:24 itibariyle iflasına karar verildiği sabittir. İDM ce bu durumda yargılamanın ikinci alacaklılar toplantısında 10 gün sonraya kadar yargılamanın durdurulmasına karar verilmesi gerekmekle yargılamaya devam olunarak 22/04/2021 tarihli duruşmada davacı mazereti kabul edilmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İDM kararının kaldırılmasına, Dairemiz kararına uygun işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin HMK 353/1-a/6 maddesi uyarınca kesin olarak karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a/6. maddeleri gereğince KABULÜNE, 2-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2021 tarih 2020/517 Esas, 2021/450 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde işlem yapılmak ve yeniden karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istem halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek kararda değerlendirilmesine ve hükme bağlanmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nı 353/1 bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59