Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
bam
2024/1006
2024/1160
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1006
KARAR NO: 2024/1160
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 14/02/2024
NUMARASI: 2022/61 Esas, 2024/158 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:11/07/2024
KARAR Taraflar arasındaki davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şahsın müvekkilinin ağabeyi olup, diğer davalı şirketin de yetkilisi olduğunu, müvekkilinden, 2 gün içinde geri ödenmek üzere borç olarak 50.000,00 TL istediğini, müvekkilinin ...’ün yetkilisi olduğu diğer davalı ... Ltd. Şti.’nin ... Elmadağ Şubesindeki ... no’lu hesabına 28.11.2012 tarihinde 50.000,00 TL havaleyi “Borç Verme” açıklaması ile gönderdiğini, bugüne kadar geri ödeme yapılmadığını, davalı borçlular hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalılara tebliğ edildiğini, borçluların icra takibine haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde itirazda bulunarak takibi durdurduklarını, itirazın iptaline ve takibin devamına, davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davaya konu alacağını 28.11.2021 tarihli banka dekontuna dayandırdığını, kendi beyanına göre davalı şirkete ödeme yaptığını, diğer davalı ...’e bir ödemenin söz konusu olmadığı anlaşılmış olmakla bu müvekkili yönünden husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacıya müvekkili şirket tarafında yapılan ödemeler olduğunu, ... Gaziosmanpaşa Şubesinden 31.07.2012 tarihinde 260.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacıya çek ile yapılan ödemelerin de söz konusu olduğunu, takip talebinde davaya dayanak oluşturulmaya çalışılan banka ödeme dekontundan söz edilmediğini, takibin sadece davalı şirkete değil, diğer yandan ... aleyhine de yapıldığını, diğer yandan davacı tarafından müvekkil şirkete hiçbir yazılı başvuru olmadan takip yapılmış olması nedeniyle alacağı söz konusu olmuş olsa bile faiz talebinin söz konusu olamayacağını, davacının amacının kardeşinden haksız kazanç elde etmek için bir oldu bitti ile takip yapmasından kaynaklandığını, davacıya ait ... şirketine de davalı şirket tarafından emtia satımının söz konusu olduğunu ve bunun bedelinin de tahsil edilmediğini, başka anlatımla davacı ve kendisine ait şirketin gerçekte borçlu olduğunu, davacının, takibi davaya konu edilen ödeme dekontuna bağlı olarak yapmadığını, bu kapsamda yapılan itirazın yerinde olduğunu, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, davanın esastan da reddine, davalı ... lehine takip miktarı üzerinden %20 tazminatın davacıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...1-Davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu sebebi ile REDDİNE, 2-Davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin 50.000,00 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde istenilen faiz cinsi ve oranla faiz uygulanarak aynen devamına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davalının İİK 67/2 mad. Gereğince 50.000,00 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından; "davanın ... yönünden husumet yokluğu sebebi ile reddine, diğer davalı ... Tic. Ltd. Şti'nin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin 50.000,00 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde istenilen faiz cinsi ve oranla faiz uygulanarak aynen devamına, fazlaya ilişkin isteminin reddine" dair karar verildiğini, yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf incelemesi tabi tutulması gerektiğini, davalılardan ..., davacı müvekkilin ağabeyi aynı zamanda diğer davalı ... Tic. Ltd. Şti'nin de yetkilisidir. 28.11.2012 tarihinde müvekkil ödemeyi ağabeyi davalı ...'ün istemi üzerine, davalı şirketin banka hesabına gönderildiğini, bu şirket diğer davalı ağabeyinin yetkili olduğu şirket olup, davalı ... de borçtan sorumlu tutulduğunu, ayrıca bu hususta dinlenen tanık beyanın da iddialarını doğruladığını, deliller arasında yemin bulunduğunu, ... yönünden, yemin delilini kullanma durumumuz mevcutken, mahkemece bu husus tarafımıza hatırlatılmadan ... yönünden husumet yokluğu sebebiyle ret verilmesi hatalı olduğunu, bu nedenle ... yönünden husumet sebebiyle reddine dair verilen kararın kaldırılması gerektiğini, öte yandan, müvekkili 2012 Kasım ayında kendisinden borç olarak alınan 50.000 TL'nin geri verilmesini istediğini, 28.12.2012 tarihinde verilen borç; 2 gün sonra geri ödeme vaadiyle verildiğini, tanık beyanıyla bu iddia doğrulandığından mahkemenin takip tarihinden itibaren takip talebinde istenilen faiz cinsi ve oranla faiz uygulanarak aynen devamına kararının kaldırılarak, ... Tic. Ltd. Şti'nin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile; takibin 50.000,00 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa ödeme vaadi verilen 30.11.2012 tarihinden itibaren takip talebinde istenilen faiz cinsi ve oranla faiz uygulanarak aynen devamına, kararı verilmesi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılarak, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddine, yeniden yapılacak yargılama doğrultusunda haksız davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Değerlendirme: Dava, ödünç verme sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davanın, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu sebebi ile reddine, davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin 50.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına dair esasa ilişkin karar verilmiştir.Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur. Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.(3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. Bu durumda ödünç- borç sözleşmesinden kaynaklanan davalar TTK m.4 'te sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Salt davalının tacir olması iş bu davayı ticari dava haline getirmeyeceğinden mahkemece öncelikle görev hususu netleştirilmeden işin esasına girilerek karar verilmesi isabetli olmamıştır.Somut olayda, UYAP entegrasyon ekranında yapılan incelemede de davacının GİB'de münferit bir vergi kaydı da olmadığından tacir olmadığı ve bu şekilde davanın nispi ticari dava da olmadığı anlaşılmıştır.O halde iş bu davaya bakmakla görevli mahkeme genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan mahkemece görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına dair yargılamaya devam edilerek karar verilmiş olması doğru olmamıştır.Bu nedenle davacının istinaf itirazının bu aşamada esasa girilmeksizin usulen kabulü ile verilen kararın HMK m.353/1-a.3 gereğince kaldırılarak dairemizce İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu yönünde karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davacının istinaf başvurusunun usulen kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/02/2024 tarih, 2022/61 Esas, 2024/158 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin GÖREVSİZLİĞİNE, 3.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s.HMK'nın 20.maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın esastan görülmesi için DOSYANIN görevli İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince dosya esasa kaydedilerek 6100 s.HMK'nın 20.maddesi gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine, 4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 5.Davacının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 11/07/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52