SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/304

Karar No

2024/1158

Karar Tarihi

11 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

57. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/304

KARAR NO: 2024/1158

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 07/12/2023

NUMARASI: 2019/250 Esas, 2023/783 Karar

DAVANIN KONUSU: Ayıplı Araç Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat

KARAR TARİHİ:11/07/2024

KARAR Taraflar arasındaki davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı ... marka minibüsün 11.07.2018 tarihinde Üsküdar ... Noterliği ... Yevmiyeli Satış Sözleşmesi ile 70.000 TL bedelle müvekkilce davalıdan satın alındığını, araç hangi bir ekspere sokulmaksızın satışın noterde tamamlandığını, aracı Ümraniye Tepeüstü'nde bulunan ... Benzin İstasyonu'na kadar ...'in getirdiğini, burada aracı ...'nın devraldığını, Bostancı sapağından İzmit istikametine döndükten sonra yağ lambası yanıp, sönünce, kendisine telefon edilen ...' ın telefonlara cevap vermediğini, bunun üzerine ...'in telefonundan arayınca telefon açılmış ve onun yerine ...' in "Biz aracın bakımını yaptırdık, ancak yağ lambasını söndürmediğimiz için lamba yanmaya devam ediyordur” şeklinde cevap verdiğini, aracın durduğu yerde stop etmesi ve akabinde çalışmaması, bunun için ...'den yol yardımı çağrıldığını araba çalıştırdıktan sonra arkalı önlü giderken aracın motorundan ses gelmesi üzerine çekiciye yüklenerek önce ...'e, sonra da aynı çekiciyle İzmir'e getirildiğini, müvekkilce yapılan araştırmada ustalarca; " aracın vizeden yeni geçmesine rağmen motor numarası olmadığı, aracın çenç diye tabir edilen nitelikte olabileceği, Motor inmeden, alt kartel sökülmek kaydıyla ana yatak, kol yatak değiştiği, kalın ve katı yağ koyulduğunda hiç bir zaman aracın arızasının belli olmayacağı, belli bir yol yapınca ortaya çıkacağı aracın ısınması ve yağın incelme noktasına gelmesine kadar belli olmayacağı” söylenmiştir. Aracın içinde benz gidecek kadar ancak yakıt olması da aldatma kastı ile hareket edildiğinin göstergesi olduğunu, Konak ... Noterliğinin 13.07.2018 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarı ile durum belirtilmiş ve 3 gün içinde ayıplı aracın muhataplarca geri alınarak ödediğimiz satış bedeli ve 2.400,00'TL (çekici, noter, yol vd) masrafın tarafımıza ödenmesini yahut motorun yapımı sonrası çıkacak tüm masraf ve zararların muhataplarca karşılanacağına dair taahhüt ve teminat verilmesini, aksi halde aleyhlerine dava yoluna gidileceğini, dava ve avukat masraflarının da muhataplardan alınacağı ihtar edilmiştir. İhtarname hem şirkete hem de ...' a tebliğ edildiğini, 23.07.2018 tarihinde tarafımızca İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/130 D. İŞ sayılı dosyasına sunulan Bilirkişi Raporu ile Motor numarasının silinmiş olduğu, piston yatak sardığı ve biyel kolu bloğu parçalanıp dışarı çıktığı, araç motorunun parça tedariki ile tamirinin ekonomik olmadığı,araca sandık motor montajının uygun olduğu, motorda ki arızanın birkaç saat içinde meydana gelebilecek nitelikte hasar olmadığı, belli bir birikim neticesinde oluşan arıza ve hasardan dolayı meydana geldiği, aracın motorunun gizli ayıplı olduğu, aracın motor tamir süresinin 5 iş günü olduğu, hasarın tamiri işçilik ve yedek parça için KDV dahil 49.401,90 TL gerektiği hususlarının tespit ettirildiğini, müvekkilce kurun artışı ve diğer sair hususlar nedeniyle daha da fazla masraf yapılmak, suretiyle araç tamir ettirildiğini, ayrıca aracın tamir süresince araç kullanılamamış, çekici, noter vs giderler yapıldığını, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde gizli ayıplı ürünün satışının yapıldığı, aracın verilmesi halinde bedelin alınamaması riskine binaen onarım hakkı kullanıldığını belirterek fazlaya ilişki haklarımız saklı kalmak kaydıyla, onarım için kullanılan ile çekici, noter, aracın yattığın gün bedeli olmak üzere şimdilik 20.000,00 TL'nin 13.07.2018 ihtar tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu araçta herhangi bir gizli ve/veya açık bir ayıbın olmadığını, aracın muayene işlemleri yapılarak teslim alındığını, İstanbul'a aracı teslim almaya gelen kişinin İzmir'den bir motor ustasını da beraberinde getirdiğini, bu kişinin gözetim ve denetiminde bu işlemler gerçekleştiğini, davacıya satılan olayımıza konu araç, müvekkil şirkette iken böyle bir arıza meydana gelmediğini, kaldı ki, aracın yaşı, km'si ve diğer durumları göz önüne alınarak, aracın mevcut hali kabul edilerek davacı tarafından satın alındığını, bilirkişinin aracın arızalanmasına yönelik tespitleri eksik ve hatalı olduğunu, araç motorunun yatak sarma sebebi olarak sıraladığı hususlar olan, motor yağı eksikliği, yağ pompasının yağı kesmiş olması, aracın susuz kalması, enjektörlerin arızalanması başlı başına motor yatak sarmasına sebebiyet vermeyeceğini, araçtaki arızanın kullanım hatasından kaynaklandığını, müvekkil tarafından gerekli kontroller yaptırıldıktan, aracın yağı, suyu dahil kaportaları ve diğer yürüyen aksamları alıcılar tarafından bakıldıktan sonra araç teslim edildiğini, araçta yığdırma yapılarak motor bloğunun patlamasına sebebiyet verilmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, tespit bilirkişi raporunda, yağ pompasının arızalı olmadığını, yağ pompasının arızalı olması durumunda tamamen yatak sarabileceğinin belirtildiği, müvekkil uhdesindeyken böyle bir arıza meydana gelmediği gibi arıza lambaları da yanmadığını, diğer taraftan bilirkişi raporunun netice bölümünde motorun yüksek hararete maruz kaldığı belirtilmekle aracı kullanan kişi araçtaki bu harareti görüp aracı durdurmuş olsaydı böyle bir arıza meydana gelmeyeceğini, motorun yağsız kalmış olması halinde, motor yağ lambası ile uyarı vermesine rağmen kullanıcının bunu dikkate almadan aracı kullanmaya devam ederek arıza sebebiyet vermesi, krank milindeki 1 ve 2 nolu yatağın sarmasında araca fazla yükleme (hız vs) yapılmasıyla aracın hasarlanması söz konusu olduğu görüldüğünü, bilirkişi raporunda, onarım için belirlenen değerlerin fahiş olduğunu, arızanın sebebini net bir şekilde ortaya koyulmadığını, davaya konu aracın muayeneden yeni geçtiğini, eğer davacının iddia ettiği arızalar belirli bir dönemin birikimi olsaydı, bu nedenlerle araç muayeneden geçemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: satışa konu araç ve huzurdaki davanın konusu olayla müvekkilin herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, müvekkil aracı satan kişi değil, aracı yalnızca "...com" sitesine yükleyen kişi olduğunu, Aracı satan kişi müvekkilin arkadaşı olup internet hesabı bulunmadığından müvekkilden aracı siteye koymasını rica ettiğini, davalı müvekkilin aracı dahi görmediğini, aracın satımından dolayı maddi hiç bir menfaat elde etmediğini, müvekkil ...'ın diğer davalı ... Tic. Ltd. Şti ile bir ticari ilişkisi de olmadığını, davacının iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte belirtmek gerekir ki, somut olayda “ayıptan sorumluluk" şartları da mevcut olmadığını, davacı, gözden geçirme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğini, davacı, aracı satın alırken ekspertiz yaptırma olanağı bulunmasına rağmen bu olanağı kullanmamayı tercih ettiğini, satın alınan aracın 5 yıllık kullanımına dayalı bir yıpranmanın olduğunun satın alınan kişi tarafından bilindiği kabul edilmesi gerektiğini belirterek müvekkili yönünden reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...Açılan Davanın Kısmen Kabulü ile; 1-Davacının davalı ... Tic. Ltd. Şti. aleyhine açtığı davanın KABULÜ ile; 20.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 20/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine..." karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... aracı ... ünvanı ile satışa sunan ve pazarlık yapan olarak aktif husumet ehliyetine sahip olduğunu, yerel mahkemece davalılardan ... hakkında talebinin ise pasif husumet ehliyeti yönünden reddedildiğini, davalılardan şirket aracın sahibi galeri olduğunu, ... aracı ışık galeri ünvanı ile ilana koyan, satışı konusunda pazarlık yapan kişi olup aktif husumet ehliyeti bulunduğunu, bu nedenle ... da müştereken ve müteselsilen iş bu satış ve ayıpta sorumlu olduğunu, satışa sunmuş ve pazarlık görüşmelerinde yer aldığını, satıcı nam ve hesabına hareket ettiğini, bu hususta pasif husumet yönünden herhangi bir gerekçeye de yer verilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda onarım ve araç mahrumiyet bedelleri son derece düşük olup yapılan itirazlarının reddedildiği tespit dosyası ile arasındaki çelişki giderilmediğini, hesaplanan değer gerçeği zararı yansıtmadığını, orjinal motor değişimi araçta değer kaybına sebebiyet verdiğini, işçilik gideri çok düşük hesaplandığını, bilirkişilerce yalnızca motor faturası esas alınmış bunun dışındaki motor hasarı ile ilgili bulunmadığından kabul edilmediğini, motor bedelinden yıpranmaya bağlı olarak % 50 tenzilat yapıldığını, Müvekkilince ... Otomotiv'den uygun fiyatlı olarak sandık motor 39.000,00 TL alınmışken, ... yetkili servisinde bu motorun fiyatı 50.000,00 TL olduğunu, bu sebeple hem müvekkil tercihi hem de aracın fiyatından, önceki motorun yıpranması sebebiyle indirim yapmak gerçek zararı karşılamaktan uzaklaşacağını, kazanç kaybı yönünden makul onarım süresi 5 gün olarak belirlenmiş olsa da müvekkilinin kazanç kaybının daha fazla olduğunu, bilirkişi heyetinin de bu husustaki takdiri mahkemeye bıraktığını, davanın kabulüne karar verilirken fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmamış, hükme esas alınan rapordan dahi daha düşük bir bedele hükmedildiğini, tespit dosyası yargılama gideri (751,40 TL) ve vekalet ücreti (485,00 TL) yönünden hüküm kurulmadığını, aracın arızalı olması üzerine İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/130 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğunu, iş bu tespit davasına dayanak yapılmış ve yapılan bu giderler husunda esas hükümle birlikte karar verilmesi tarafınca talep edildiğini, ancak gerekçeli kararda bu hususta bir karar verilmediğini belirterek yerel mahkemece verili aleyhe kararların kalıdırlarak mümkünse yeniden talebimiz gibi hüküm tesisi edilmesi aksi kanaat halinde kaldırma kararı verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Değerlendirme: Dava, ayıplı araç satım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur. Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi; “(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. Satış sözleşmesinden kaynaklanan davalar TTK m.4 'te sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Salt davalının tacir olması ve taraflar arasındaki araç satışı işinin ticari nitelikteki araca ait olması iş bu davayı ticari dava haline getirmeyeceğinden mahkemece öncelikle görev hususu netleştirilmeden işin esasına girilerek karar verilmesi isabetli olmamıştır. Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamındaki İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, Kadifekale Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkereye cevaben gönderdiği yazısında aynen ''Dairemiz ... vergi (T.C....) kimlik numarasında kayıtlı ...'nun bilgisayar kayıtları tetkikinde, 04/11/2014 -31/12/2019 tarihleri arasında şehirlerarası yolcu taşımacılığı faaliyeti nedeniyle mükellefiyeti bulunduğu tespit edilmiş olup, 2018-2019 yıllarına ilişkin gelirleri VU.K. 177'deki sınırları aşmadığından , işletme hesabı esasına göre defter tutma zorunluluğu bulunmaktadır.'' şeklinde cevap verildiği ve davacının tacir olmadığı ve iş bu davanın da mutlak ya da nispi ticari dava olmadığı anlaşılmıştır. O halde iş bu davaya bakmakla görevli mahkeme - aracın yük nakli ve ticari amaçla kullanıldığı hususu da dikkate alındığında- genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan mahkemece görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına dair yargılamaya devam edilerek karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu nedenle davacının istinaf itirazının bu aşamada esasa girilmeksizin usulen kabulü ile verilen kararın HMK m.353/1-a.3 gereğince kaldırılarak dairemizce İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu yönünde karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davacının istinaf başvurusunun usulen kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/12/2023 tarih, 2019/250 Esas, 2023/783 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin GÖREVSİZLİĞİNE, 3.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s.HMK'nın 20.maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın esastan görülmesi için DOSYANIN görevli İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince dosya esasa kaydedilerek 6100 s.HMK'nın 20.maddesi gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine, 4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 5.Davacının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 11/07/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınSatımkaldırılmasınaticaretTazminatkonusukararnöbetçiKaynaklananistanbuliadesinegönderilmesianadoludosyanıngörüşülüpasliyeverilmesinedüşünüldügörevliSözleşmesindengereğigörevsizliğinemahkemeyeAraçkabulünumarasımahkemesiAyıplıhukuk

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim