İstanbul BAM 57. HD 2024/822 E. 2024/1017 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
bam
2024/822
2024/1017
13 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/822
KARAR NO: 2024/1017
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/04/2024
NUMARASI: 2023/591 Esas, 2024/281 Karar
DAVANIN KONUSU: Simsarlık Sözleşmesinden Kaynaklanan Dava
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:13/06/2024
Taraflar arasındaki davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünde ... Esas sayılı dosyası ile açılan icra takibine 13/04/2023 tarihinde davalı tarafından itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini yürütebilmek amacıyla Aralık 2022 tarihinde bir dükkan kiralamak istediğini, www....com adlı internet sitesinde yayınlanan ilanı gördüğünü, sitede yer alan irtibat numarası ile iletişime geçildiğini, telefonda kendisini emlakçı ... olarak tanıtan şahısın, kiralananı müvekkili şirkete gezdirdiğini, mülk sahibi... San. Tic. Ltd. Şti. ile müvekkil şirketi görüştürdüğünü, müvekkili şirket müzakere sürecinde hem aracılık eden emlakçı ... beye ve ortağı olan davalı ...'a hem de ...'e doğal gaz bağlantısı olmadığı için gayrimenkulü kiralamayacağını söylediğini, daha sonra ... Tekstil'in gayrimenkule doğal gaz bağlatacağını söylemesi üzerine müvekkili şirket ile ... Tekstil arasında 02/01/2023 tarihinde kira sözleşmesi imzalandığını, aynı gün içerisinde müvekkili şirketin, emlakçı ...'ın Iban hesabına "Emlakçı Komisyon Ödemesi" olarak 68.500,00-TL gönderdiğini, müvekkili şirketin taleplerine rağmen davalı ve ortağı tarafından ödemeye ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir fatura kesilmediğini, kira sözleşmesi imzalandıktan kısa bir süre sonra kiralanana doğal gaz bağlanması hususunda ... Tekstil ile problemler ortaya çıktığını, ... Tekstil gayrimenkulün kiralanması sürecinde yapılmış olan görüşmelerde üstlenmiş olduğu edimi kendi kusurlu hareketiyle yerine getirmediğini, bunun üzerine müvekkili şirket ile ... Tekstil mutabakata vararak aralarındaki kira sözleşmesinden dönüldüğünü, müvekkilinin ocak ayının sonlarından itibaren davalıya, kiralanan ile ilgili problemlerin olduğunu ve bu sebeple kiralamaya ilişkin problemlerin çıkacağını bildirdiğini, kira sözleşmesinden dönülmesi üzerine müvekkilinin davalıdan komisyon bedelinin iadesini talep ettiğini, davalının komisyon bedelinin iade edilmeyeceğini müvekkiline şirkete bildirdiğini, davalı yan hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünde ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, kira sözleşmesinden dönülmüş olması sebebiyle kira sözleşmesi geçmişe etkili olarak sona erdirildiğini, davalı yanın, ücrete hak kazanamadığını beyan ederek, zilyetliğinde bulunan 68.500,00-TL'yi yasal faizi beraber müvekkile iade etmesi gerektiğini, asıl alacağın en az %20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davanın kabulünü, itirazın iptalini, takibin devamını, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ticari şirket olduğunu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, dava dışı ... firması ile müvekkili ve dava dışı ... arasında Gayrimenkul Kiralama Aracılık-Yetkilendirme Sözleşmesi 01/12/2022 tarihinde akdedildiğini, bu sözleşmenin 3 ay geçerli olacağının imza altına alındığını, dava dışı ...(TC: ...) ile müvekkilin her ikisi de emlakçılık hizmeti veren bölgede bilinen saygı duyulan esnaflardan olduğunu, müvekkil ile dava dışı ...'ın kimi zaman ortak çalışma yaptığını, dava açılmasına sebep olan kiralama işlemi davacının iddia ettiği gibi müvekkili firma ile dava dışı ... Ev Tekstil Gıda İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti arasında "... ve müvekkil ... aracılığıyla" gerçekleştiğini, müvekkili ve dava dışı ...'ın dükkanı gösterdiğini, kira sözleşmesi akdedildikten sonra emlakçıların emlak komisyon ücretini davacıdan talep ettiğini, talep edilen ve ödenmesi gereken rakamın 78.000-TL + KDV'den 92.040-TL olması gerekirken davacı bu ücretin sadece 68.500,00-TL'lik kısmını ödediğini, dava dışı ...'ın emlakçılık bedelinin müvekkiline ödenmesine kira sözleşmesi akdedildiği gün muvafakat ettiğini, davacının bu muvafakati gördükten sonra Davalı ...'ın hesabına 4 gün sonra 06/01/2023 tarihinde 68.500,00-TL gönderdiğini, davacı tarafından gönderilmesi gereken eksik 23.540,00-TL'nin gönderilmediğini, kira sözleşmesinin imzalanmasıyla emlakçılar üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, davacı ile dava dışı mal sahibi arasında sonradan ortaya çıktığını iddia ettiği konularda emlakçıların bir bilgisi olmamakla birlikte bu konu ne müvekkilini ne diğer emlakçı ortağı ...'i ilgilendirmediğini, kira sözleşmesinde davacının iddia ettiği gibi doğalgaz bağlanılacağına dair bir şart olmadığını, davacı bugün itibariyle dahi emlakçılara hak ettikleri ücretin eksik kısmını ödemediğini beyan ederek, görevsizlik kararı verilmesini, davacının icra inkar tazminatının gerekçesi reddini, davanın reddini, dava masrafları ve yargılama giderlerinin, avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın REDDİNE..." karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında kurulmuş herhangi bir simsarlık sözleşmesi bulunduğunu, yargılama sırasında ve bilirkişi beyan dilekçelerine defaatle aynı konuyu tekrarlamalarına rağmen mahkemenin gerekçesinin tamamen "sözleşme varmış gibi" hareket edilerek hazırlanması kabul edilemeyeceğini, müvekkili davacı ile davalı arasında herhangi bir yazılı sözleşme kurulmadığını, kira sözleşmesi dava dışı 3.kişinin kusuru nedeni ile geçersiz hale gelmiştir ve müvekkili mağdur edildiğini, kira sözleşmesinin tarafı müvekkili ve dava dışı 3.kişi olduğunu, kira sözleşmesinde davalının dahili bulunmadığını, simsarlık nedeni ile ücrete hak kazanmanın hukuki şartları davalı açısından oluşmadığını, yerel mahkemenin kararı; müvekkili ile davalı arasında simsarlık sözleşmesinin varlığı esas alınarak kaleme alındığını, ancak mevcut bir simsarlık sözleşmesi bulunmadığını, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması için istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılmak suretiyle davanın kabulü yönünde karar tesis edilmesi gerektiğini, kira sözleşmesinde doğalgaz bağlanmasıyla ilgili bir hüküm olmaması müvekkili ve kiralayanın bu sebeple sorun yaşaması ve karşılıklı olarak sözleşmeden dönmeyi kabul etmesinin önünde bir engel olmadığını, üstelik sebep bu olmasa bile sözleşmeden karşılıklı olarak dönülmüş olduğundan ortada davalı yanın aracılığı ile kurulmuş bir sözleşme mevcut olmadığını, davalı yanın aracılık ettiği sözleşme dönme suretiyle sona erdirilmiş olduğundan simsarlık ücretine hak kazanamadığı açık olduğunu, davalının cevap dilekçesinde sunduğu itirazlar, gerçeklere aykırı ve mesnetsiz olup dikkate alınmaması gerektiğini, müvekkil şirket tarafından "Emlakçı Komisyon Ödemesi" olarak ödenmiş olan 68.500,00 TL'nin tahsili için tarafımızca başlatılmış olan icra takibine yönelik haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkemenin tesis ettiği kararın usul ve yasaya aykırı olması, gerekçesinin yetersiz olması nedeni ile istinaf incelemesi neticesinde bozulmasına, davanın kabulü ve itirazın iptaline ve takibin devamına yönelik karar tesis edilmesini, mahal mahkemeye geri gönderilmesi halinde kararın bozularak yeniden yargılama yapılmasını ve davanın kabulü yönünde karar tesis edilmesine; asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme sürecinde tüm izahlarının yapıldığını, eklenecek bir husus bulunmadığını, karar hukuka uygun olduğunu belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Değerlendirme: Dava, TBK m.520 vd.maddeleri gereğince simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir. İstanbul 33. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/133 Esas- 2023/236 K sayılı kararıyla dava konusu işin ticari iş olması nedeniyle ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine dair verilen karar sonrasında dosya istinafa konu kararı veren mahkemeye tevzi edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince de, ''...Tacirin bağımsız yardımcılarından olan simsar, taraflar arasında sözleşme kurulması imkânını hazırlayan veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlenen ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazanan kişidir. Simsar sadece tarafları sözleşmenin kurulması amacıyla bir araya getirir; kurulacak sözleşme uyarınca oluşacak bir sorumluluğundan bahsetmek mümkün değildir. Simsarlık sözleşmesi, maddi fiile ilişkin vekâletin özel bir çeşididir. Simsarlık sözleşmesi, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması ile kurulur. Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca geçerliliği için herhangi bir şekil şartı bulunmaz; ancak taşınmazlara yönelik yapılan simsarlık sözleşmesi TBK m.520/3 uyarınca yazılı yapılmadıkça geçersizlik yaptırımı ile karşı karşıya kalacaktır. Kaldı ki dosya kapsamında dava konusu uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında yazılı bir simsarlık sözleşmesinin bulunduğu, yine davacı ile dava dışı şirketin bir kira sözleşmesi akdettiği açıktır dolayısıyla davalının üstlendiği borcu yerine getirdiği ve ediminin karşılığı olan ücrete hak kazandığı kanaatiyle kira sözleşmesinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesinin bu sonucu değiştirmeyeceği'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur. Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi; “(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. TBK m.520 vd.maddeleri gereğince simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan davalar TTK m.4 'te sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Somut olayda, her ne kadar sözleşmeye konu bağımsız bölüm ticari nitelikli olup işin mahiyeti davacı açısından ticari iş niteliğinde olsa da, davalının tacir olup olmadığı belli olmadığından davanın nispi ticari dava olup olmadığı da anlaşılamamıştır. Nitekim davalı cevap dilekçesinde esnaf olduğunu ifade etmiştir. Salt davaya konu taşınmazın ve taraflar arasındaki simsarlık işinin ticari nitelikte olması iş bu davayı ticari dava haline getirmeyeceğinden mahkemece öncelikle görev hususu netleştirilmeden işin esasına girilerek karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Esnaf ve Sanatkarlar Derneği'nden kayıtlarının celbedilmesi, ayrıca bağlı bulunduğu vergi dairesinden geriye dönük 5 yıllık vergi beyannamelerinin de celp edilerek bilanço esası usulü ile mi yoksa işletme hesabı esası usulü ile mi defter tuttuğunun araştırılması, gelen cevabi yazılara göre esnaf kaydı var ise de bu durumunda 213 Sayılı Kanunun 177.maddesine göre tacir sınırında olup olmadığının değerlendirilmesi ve bu suretle tacir olup olmadığı tespit edildikten sonra davanın TTK gereğince nispi ticari davalardan olup olmadığı ve eldeki dava hakkında yargılama yapma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olup olmadığının belirlenmesi, aksi halde davanın genel görevli mahkemeler olan asliye hukuk mahkemelerince görülmesi gerektiği hususunda araştırma yapılıp (daha önce İstanbul 33. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararı verdiği de dikkate alınarak) sonucuna göre karar verilmek davacının istinaf itirazının esasa girilmeksizin usulen kabulü ile verilen kararın HMK m.353/1-a.3 gereğince kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.Davacının istinaf başvurusunun usulen kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/04/2024 tarih, 2023/591 Esas, 2024/281 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen kapsamda işin esasına girilerek inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın kararı veren İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, 3.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4.Davacının yatırdığı istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, 6.Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 13/06/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25