İstanbul BAM 53. HD 2024/345 E. 2024/508 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
bam
2024/345
2024/508
7 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/345
KARAR NO: 2024/508
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 10/11/2023
NUMARASI: 2023/118 Esas, 2023/883 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 07/05/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, ... arazisi içinde bulunan ... A.Ş. mülkiyetindeki arazi içindeki "..., ... ve Küçük Kartal Derelerinin Islahı" işinin yapımı konusunda 07.02.2013 tarihinde yazılı anlaşma yapıldığını, sözleşmenin belli bir oranda gerçekleştirildikten sonra davalı tarafından tek taraflı olarak haksız şekilde fesih edildiğini, feshin kendileri tarafından kabul edilmediğini, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle müvekkilini davalıdan alacağı ve kâr mahrumiyetinin olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; derelerin ıslahı işi için yapılan "ön projelendirme, izinlerin alınması ve yapım sürecini kapsayan çalışmanın, yoksun kalınan kâr bedelinin ödenip ödenmeyeceği ile tek taraflı feshin haklı olup olmadığında" düğümlendiğini, sözleşmenin 48. maddesinde feshin düzenlendiğini, ancak bu maddede işverene tek taraflı fesih hakkı verilmediğini, davalının "tek taraflı fesihte haklı olduklarını, bu nedenle ödeme yapmayacaklarını" bildirdiklerini, yapılan imalatlar için de herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin bu işlerin yapılabilmesi için bu işe özgü 234.000,00 € karşılığı, 640.000,00 TL tutarında özel iş makineleri aldığını, müvekkilinin davalı tarafça iş kapsamında verilen vekaletnamelerle vekil sıfatı ile ilgili dairelerde iş kapsamında proje yapılması ve gerekli izinlerin alınması çalışmalarını yürüttüğünü, bu çalışmalar kapsamında muhtelif defalar toplantılar yapıldığını, sonrasında iş yapımı konusunda 07.02.2013 tarihinde 5.328.800,00 TL bedelli sözleşmenin imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamında; 08.04.2010, 11.11.2010, 11.04.2011, 20.06.2012 ve 01.07.2013 tarihlerinde 5 kez proje çalışması yapıldığını ve onayları ile ilgili süreçlerin takip edildiğini, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin talepleri doğrultusunda üç defa proje değişikliğine gittiğini, projenin son hali belirlendikten sorra müvekkilinin işe başladığını, dere ıslahı çalışmalarının yapılabilmesi için 11 metre - 20 metre arasında değişen 2.140 metre yol kazısı yapıldığını, asfalt kırığı nakledilmiş 30 cm kalınlığında asfalt kırığının sıkıştırılmak sureti ile yola serildiğini, şantiye için 650 metre kanalın kazılarak elektrik, su, telefon hattı döşendiğini, şantiye için konteyner ve aydınlatma projektörlerinin kurulduğunu, dere boyu ulaşımı için 650 metre grovak malzemeden yol yapıldığını, dere tabanı ıslahı için 15 metre genişliğinde 1 metre derinlikte balçık çamurun temizlendiğini, projede belirtilen, dere tabanı kodlarına göre, 50 cm'lik dolgu yapılıp sıkıştırılıp tekrar 50 cm dolgu yapılıp toplam üç kat döşeme silindirle sıkıştırılma yapıldığını, dere tabanına ö metre genişliğinde 20 em kalınlığında stabrize (mavi taş) serilip sıkıştırıldığını, kalıp çakılmak sureti ile 5,5 metre eninde 10 cm kalınlığında C25 görebeton döküldüğünü, projeye uygun demir işçiliği yapıldığını, kalıpların çakılarak 5,5 metre eninde 10 cm kalınlığında C35 beton dere tabanına beton döküldüğünü, beton ve demirin ... tarafındarı temin edildiğini, beton dökme, kalıp, demir işçiliğinin kendileri tarafından yapıldığını, ... Konut sitelerinin kanalizasyon bacalarının kazılarak ilave bacalar konularak yükseltildiğini, sonuç olarak yaklaşık %8 oranında taş bere hariç dere ıslahı ve kolektör projesinin tamamlandığını, ancak yapılan bu işlere dair her hangi bir ödemenin yapılmadığını belirterek, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklı alacağının şimdilik 45.000,00 TL'sinin sözleşmenin haksız feshi tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, şimdilik 15.000,00 TL kâr mahrumiyetinin haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 06/02/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile, sözleşme uyarınca yapılan işlerden kaynaklı hak ediş ve sözleşme dışı yapılan işler bedeli olarak istediği alacak tutarını 297.500,00 TL'ye, kâr mahrumiyeti talebini ise 633.084,66 TL'ye artırmış ve buna dair gerekli ıslah harcını yatırmıştır. Davalı vekili cevabında, işin İski tarafından durdurulduğu 26.04.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin 35, 49 ve 52. maddeleri uyarınca tasfiyesinin ve davacı şirketin hakedişinin tespitinin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, davacı firmanın bu tarihe kadarki hakediş tutarının KDV dahil 62.651,55 TL olduğunu, bunun dışında hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, müvekkili şirkete olan borçlarının düşülmesinden sonra kalan alacaklarının 1.310,98 TL olduğunu, davacı firmanın dava dilekçesinde taleplerine dayanak olarak gösterdiği iddiaların haksız ve dayanaksız olduğunu, proje çalışmaları hakkındaki iddia ve taleplerinin tümüyle gerçek dışı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme tarihi olan 07.02.2013'den önceki tarihleri içeren projelerin dava ile ilgisinin olmasının fiilen de imkansız olduğunu, yapı firmasının şantiye sahasına 2.140 metre yol yapma iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı ... firmasının bu imalatlarının yapımı süresince sadece 2 günlük ... kazıcı iş makinesi desteği sağladığını, 2 günlük ... kazıcı iş makinesi çalışma bedelinin 07.02.2013 tarihinde imzaladığı dere ıslah sözleşmesinde belirtilen birim fiyat üzerinden 650,00 TL x 2 gün =1.300,00 TL olarak tespit edildiğini ve hakedişi içerisine dahil edildiğini, şantiye için konteyner ve aydınlatma projektörleri kurulması hakkındaki iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, mobilizasyon alanının aydınlatma projektörlerinin ... firması tarafından temin edildiğini, montajının müvekkili şirket personeli tarafından yapıldığını, işin feshi sonrası projektörlerin firma sahibi ... tarafından alındığını, dere boyu ulaşımı için 650 metre grovak malzeme yol yapılması hakkındaki iddiaların da haksız ve dayanaksız olduğunu, projeye uygun beton dökme, kalıp, demir işçiliği yapıldığı iddiası hakkında; Uzman Ekip sözleşmesinde belirtildiği üzere, dere ıslah imalatlarında kullanılacak demir ve betonun müvekkili şirket tarafından temin edildiğini, ... firması tarafından yapılan kalıp, demir, beton işçilik imalatlarının projesine uygun olarak hesaplanarak ÖBF.3, ÖBF.4, ÖBF.5 pozundan hakedişe dahil edildiğini, davacı ... firmasının alt taşeronu ... firması ile düştüğü ihtilaf sonucu 03.07.2013 tarihinde alacaklarının ödenmesi hususunda müvekkili şirkete başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirketin gözetiminde iki firma arasında 25.07.2013 tarihinde fesih protokolünün imzalandığını, bu fesih sırasında her iki firma tarafından karşılıklı imzalanan 25.126,36 TL + KDV tutarlı hakediş ile de bu metrajların ... firması tarafından kabul edildiğinin gözüktüğünü, dilekçede ifade edilen kazı, dolgu, beton demir işçilik imalatlarının tamamının yerinde yapılan ölçümler ve 07.02.2013 tarihli sözleşme birim fiyatları ile 46.794,53 TL + KDV olarak hesaplandığını ve hakedişe bağlandığını, ... sitelerinin kanalizasyon bacalarının kazılarak, ilave bacalar konularak yükseltilmesi ve yaklaşık % 8 oranında taş bere hariç dere ıslahı ve kolektör projesi tamamlanması iddiası hakkında; söz konusu imalatlarla ilgili olarak 6 atıksu bacasının çevresinin kazıldığını, sadece bir tanesinin 60 cm yükseltildiğini, sahada montajının yapılmadığını, mevcut 16 adet ... marka menhol baca gövdesi bulunduğunu, müvekkili şirketin bu imalat ve sahadaki malzeme karşılığı 5.000,00 TL bedelin hakedişe ilave ettiğini, sözleşme kapsamı işlere ait finansal ilerlemenin iddia edildiği gibi % 6 olmayıp, 46.795,00 TL / 5.328.800,00 TL = 0,00878 - % 0,878 {Binde 8,78) olarak hesaplandığını, işlerin yapılabilmesi için bu işe özgü özel iş makinelerinin satın alındığı iddiası hakkında; 07.02.2013 tarihinde imzalanan Uzman Ekip Sözleşmesi kapsamındaki işlerin yapılabilmesi için makine satın alma, kiralama vs. hususların ... firmasının kendi tasarrufunda olduğunu, müvekkili şirketin bu konuda herhangi bir yönlendirmesi veya tasarrufunun bulunmadığını, iş sahasında ... firması tarafından bırakılan ... Ekskavatör iş makinesinin 04.10.2013 tarihinde ve ... Silindirin 17.01.2014 tarihinde ... firması yetkilisi tarafından teslim alındığını, yukarıda açıklandığı üzere, 07.02.2013 tarihli sözleşme ile işi üstlenen davacı firmanın, 20.02.2013 tarihinde yer teslimi ile işe başlamasından başlayarak, 26.04.2013 tarihinde işin İski tarafından durdurulmasına kadar toplam 65 gün faaliyet gösterdiğini, o nedenle davacının iş bu davasının ve taleplerinin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece ilk olarak 22/01/2020 Tarih ve 2014/15 Esas - 2020/56 Karar sayılı kararla, sözleşmenin feshinde davalının kusurlu ve haksız olduğunun kabul edilemeyeceği, bu durumda TBK'nın 485/1. Maddesindeki "eserin tamamlanması, işsahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkânsızlaşması" kuralı çerçevesinde davacı yüklenicinin yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini talep edebileceği, mahrum kaldığı kârı davalıdan talep edemeyeceği, ek bilirkişi heyeti raporuyla yapılan imalatların bedelinin 297.500,00 TL olduğu tespit edildiğinden davanın imalat bedeline yönelik belirtilen bu kısmı yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabulü ile; davacının alacak talebinin 297.500,00-TL'nin 45.000,00-TL'sine dava tarihi olan 10/01/2014 tarihinden itibaren, 252.500,00-TL'sine ıslah tarihi olan 06/02/2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kâr mahrumiyeti tazminatı talebine ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 11/01/2023 Tarih ve 2022/383 Esas - 2023/16 Karar sayılı kararıyla, mahkemece hükmedilen 297.500,00 TL'lik meblağa ilişkin "2.140 metre uzunluğundaki yola asfalt kırığı kaplama malzemesi dökülmesi" işi davaya konu sözleşme ve davacı şirketin kurulma tarihinden önceki bir döneme ilişkin olduğundan, davacı tarafça söz konusu işin sonradan davacı şirketin kurucusu ve yetkilisi olan ...'a verilen vekaletnameler kapsamında onun tarafından yapıldığı ileri sürüldüğünden, davacı şirketin bu iş kalemi yönünden davaya konu sözleşme kapsamında veya sözleşme harici olarak davalıya dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusu değerlendirildiğinde ise; davalı iş sahibi tarafından yapılan tek taraflı feshin haksız olduğu anlaşıldığından davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden kâr kaybı talep etme hakkı bulunduğu ve bu hesabın 6098 sayılı TBK'nın 408. ve 438. maddesi hükmünde öngörülen “kesinti yöntemine göre” hesaplanması gerektiği, mahkemece alınan 13.10.2016 tarihli kök bilirkişi heyeti raporunda kâr kaybı talebine ilişkin bir hesaplama yapılmış ise de, söz konusu hesaplamanın bu yönteme uygun bulunmadığı, bilirkişi kurulundan alınacak ek rapor ile "kesinti yöntemine göre" davacı yüklenicinin kâr kaybı alacağı hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında, Mahkemece kaldırma kararı gereğince bilirkişi heyetinden 10.08.2023 tarihli ek rapor alınmıştır. Mahkemece istinafa konu kararla, taraflar arasında akdedilen 07.03.2013 tarihli eser sözleşmesi uyarınca davacı yüklenicinin iş bedeli olarak kabul edilen 297.500,00 TL'lik kısmın sözleşme öncesi yani 2011 yılına ilişkin olarak yapıldığı, oysa davacı şirketin kurulma tarihinin 15.06.2012 olduğu, bu haliyle 2.140 metre uzunluğundaki yola asfalt kırığı kaplama malzeme döküm işinin şirketin kurulma tarihinden önce ve sözleşme tarihinden önce yapıldığı bilirkişi teknik heyeti raporu ile tespit edildiğinden belirlenen bu tutar için davacı şirketin aktif husumet ehliyeti olmadığından yapılan işin bedelini istemeyeceği, dosya içerisine alınan 10.08.2023 tarihli ek raporunda TBK'nun 408. ve 438. Maddelere göre "Kesinti Yöntemi" uyarınca yapılan hesaplama sonucu davacının talep edebileceği kâr mahrumiyetinin 503.130,00 TL olduğu tespit edilmekle açılan davanın kâr mahrumiyeti talebi bakımından kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabulü ile, 503.130,00-TL kar kaybı talebinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 297.500,00-TL alacak talebi için aktif husumet yokluğundan reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, davacı lehine kar kaybına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira dosya kapsamıyla sabit olduğu üzere, sözleşme konusu işin yapımının ... tarafından durdurulmuş olup, işin durdurulmasında müvekkili şirketin de hiç bir kusuru olmadığını, taraflar arasındaki 07.02.2013 tarihli toplam 10 ay süreli sözleşme gereği davacıya yer teslimi 20.02.2013 tarihinde yapıldıktan sonra sözleşme konusu işin, 26.04.2013 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (...) tarafından : "... Küçükkartal ve Arpalı derelerine ait dere ıslahı ve atıksu kolektör projelerinin iptal edildiği ,YAPILACAK yeni imar planı değişiklikleri doğrultusunda idareleri tarafından yeni uygulama projeleri hazırlanacağı, bu sebeple yapılacak dere ıslah ve atıksu kollektörlerine ilişkin ilgili imalatların ivedilikle durdurulması aksi halde, ceza uygulanacağı" gerekçesi ile durdurulduğunu, işi durduran Belediyenin (...) revize projesindeki değişiklikler nedeniyle davacıyla sözleşme imzası sırasında mevcut önceki projede öngörülen yaklaşık 500.000 metreküp dolgu miktarının iptal edildiğini, dolgu ve yarma kotlarının eşitlenerek mevcut dere akar kotlarına uyumlu bir proje üretildiğini, bu şekilde arazide Belediyenin yol çalışmasında müvekkili şirket arazisinde stokladığı hafriyat toprağının dere ıslah çalışması sırasında kullanılması suretiyle ifası konusundaki sözleşme konusu işin yapımını imkansız hale getirdiğini, davacı şirketin de bu durumda müvekkili şirketin bir kusuru olmadığını, haklı olduğunu gözeterek önce bu iş için anlaştıkları kendi taşeronları ... İnş.taah. San.Tic. A.Ş. firması ile imzaladıkları 04.03.2013 tarihli "... Arazisi Dere Islah İmalatları Sözleşmesi"ni "henüz kendi sözleşmeleri müvekkili tarafından feshedilmeden önce 25.07.2013 tarihli rızaen fesih protokolü ile "işin ... tarafından durdurulması nedeni ile " feshettiklerini, ardından davacı şirketin müvekkili şirket ile aralarındaki sözleşmenin fesih protokolü ile rızaen sonlandırma konusunda mutabakat sağlayıp olumlu yaklaşırken oyalamaya başladığını, müvekkili şirketin de sözleşme konusu Küçükkartal ve Arpalı derelerine ait dere ıslahı ve atıksu kolektör projelerinin iptal edilmiş olması, yapılacak imar değişiklikleri sonucu ortaya çıkan belirsizlik ve sözleşme konusu işin ifasının imkansızlığı, 11 aylık sözleşme süresinin yaklaşık 6 aylık kısmının fiilen herhangi bir iş yapılamadan geçmesi, o ana kadar işin tamamlanan kısmının işin ancak binde 8'i olması karşısında 11.09.2013 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshi yoluna gitmek zorunda kaldığını, özetle davacı Şirketin, haksız, dayanaksız, hatta iş bu davaya konu sözleşme ile dahi alakası olmayan ve tek bir delile dayanmayan soyut iddialarla, hakkın kötüye kullanılması suretiyle alacak taleplerinde bulunduğunu, İstinaf Mahkemesinin kararının gerekçesini dayandırdığı 13.10.2016 tarihli kök ve 24.11.2017 tarihli ek raporlarda bilirkişilerin "taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin neden haksız olduğuna" "müvekkili şirketin sözleşme feshine konu olayda ne gibi bir kusuru olduğuna dair "soyut ve sübjektif" beyandan başka somut hiç bir gerekçe gösteremediklerini, iş bu davaya dayanak 10.08.2023 tarihli bilirkişi raporunun da aynı bilirkişi heyetinin "kendilerinin önceki raporlarına dayanarak yaptıkları haksız ve afaki hesaplamalardan ibaret olduğunu, yargılama sırasında hem kar kaybı hesaplanmasına hem de bilirkişi heyetinin uzmanlık ve tarafsızlık bakımından güvenilirliği olmadığından yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilmesi istenilmiş ise de, İstinaf Mahkemesinin anlayamadıkları "önceki bilirkişi heyetinden" rapor alınması kararına uyulduğunu, sonuçta bilirkişi heyetinin verdiği raporda kendilerine verilen görevi aşarak, İstinaf mahkemesinin kaldırma gerekçesini hukuksuz biçimde yönlendirme gayretine girdiklerini, dosya kapsamında görüldüğü üzere işin ifasının imkansız hale gelmesinde ve sözleşmenin feshinde müvekkili şirkete atfı kabil herhangi bir kusur bulunmadığını, gerek sözleşmenin 52. ve 49. Maddeleri gerekse müvekkili şirketin hiç bir kusuru olmaması nedeniyle davacı lehine bilirkişi raporu alınarak kar mahrumiyeti adı altında bir hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde; bu iş için yaptığı masrafları belirterek “bu iş yapılmış olsaydı elde edeceği kardan mahrum kaldığını” belirterek 15.000 TL kar mahrumiyeti talep ettiğini, yani bu alacağını “yaptığını belirttiği masraflara, aldığını iddia ettiği özel iş makinalarının bedeline “dayandırdığını, kendilerinin yapmadığı imalatları/işleri dahi kendileri yapmışçasına anlattığını, afaki talep ve iddialardan bahsettiğini, kar kaybına ilişkin hiç bir belge sunmadığını, davacının yaptığını iddia ettiği imalat taraflarınca Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/77 E. Dosyasında tespit ettirilmiş olup, bilirkişi raporunda da “bu süreçte davacının, müvekkili şirketin şantiyesindeki elektrik, su, doğalgaz, yatakhane gibi masraflar dışında bir masrafı dahi olmadığının, müvekkili şirketin sağladığı ve daha önceden başka müteahhitlere yaptırılmış imkanları kullandığının, hatta bunları dahi ödemediklerinin açık olduğunu, diğer taraftan kar kaybı, müspet zararlardan olup sözleşmenin feshi halinde açıkça bir düzenleme yok ise talep edilemeyeceğini, davacı ile müvekkili şirket arasında mevcut Sözleşmede taraflar arasında açıkça kar mahrumiyeti isteneceğine dair bir düzenleme bulunmadığı gibi, fesih halinde müspet zararın da talep edilebileceğine dair bir açıklık olmadığını, bu durumda da davacı lehine kar mahrumiyeti ya da müspet zarar adı altında herhangi bir alacak hesaplanmasının mümkün olmadığını, ayrıca kar kaybı hesaplanmasının da istinaf kararına uygun olmadığını, hükme esas alınan 10.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı lehine hesaplanan 503.130,00 TL'nin dayanağı olmadığını, zira hesaplamada sözleşme konusu işin niteliği, Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/77 D.İş Esas sayılı tespit raporu, müvekkili şirketin bu dava konusu işe ilişkin davacı ve davalı şirket kayıtları üzerinde bilirkişilerce yapılan inceleme sonuçları, davacı şirketin başka iş yapıp yapmadığı ve kasten kar elde etmekten kaçındığına dair araştırma ile İstinaf Mahkemesinin kararında belirttiği şekilde bir hesaplama yapılmadığını, Mahkemenin 297.500, 00 TL'lik afaki ve haksız tutarın reddine dair kararı isabetli ise de gerekçesinin dosya kapsamına, gerçek duruma ve hukuka uygun olmadığını, zira dava konusu 07.02.2013 tarihli sözleşme dışında taraflar arasında hiç bir yazılı anlaşma olmadığını, davacı şirkete müvekkili şirket tarafından hiç bir zaman herhangi bir sözleşme dışı bir iş yaptırılmadığını, bu nedenle kararlaştırılan ve ödenmeyen bir bedel ya da davacının bu dava dışında böyle bir iddia ve talebi de bulunmadığını, davacı şirketin 15.06.2012 yılında kurulmuş bir şirket olduğu gözetildiğinde böyle bir iddianın fiilen de imkansızlıkla malul olduğunu, kaldı ki davacının bahsettiği şantiye içi yolların müvekkili şirket tarafından 09.11.2009 tarihli sözleşme ile ... İnşaat ve 04.01.2007 tarihli sözleşme ile ... Firmasına yaptırıldığını, bedellerini sözleşme kapsamında düzenlenen hakedişlerle ödediğini dosyaya sundukları belgelerle kanıtladıklarını, mevcut kabul göre de hükümde belirtilen alacak tutarının 15.000,00 TL'sine dava tarihinden ve bakiyesine ıslah tarihinden faiz işletilmesi gerekirken hükmedilen alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin de usul ve hukuka aykırı olduğunu, davacı Şirket dava dilekçesinde "ticari faiz "talep etmiş olup, Mahkemenin taleple bağlılık kuralına aykırı olarak "avans faizi ile tahsiline "hükmetmesinin de hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Kanununda belirtilen ticari temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararının davacı lehine kar kaybı olarak toplam 503.130,00 TL'ye hükmedilmesine ilişkin kısmının kaldırılmasına ve davacının davasının tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin cevabi yazısında, davalının iddiasının aksine Ekim 2017 tarihinde işe başladığını, asfalt kırığını dökmediğini, işe başladığında da asfalt kırığının mevcut olduğunu belirttiğini, aynı şekilde Başakşehir adına anılan yollarda asfaltlama ve yol yapımı yapan dava dışı üçüncü şahıs ...İnşaat A.Ş firmasının da cevabi yazısında "Asfalt Kırığı sermediklerini yol yapımına başlanmadan önce asfalt kırığı serili olduğunu, Mart 2017 işe başladıklarını, Ağustos 2018 işi bitirdiklerini" fotoğraflarıyla dosyamıza sunduğunu, Belediyenin ve üçüncü şahısın cevaplarında görüleceği üzere işe başlangıç tarihi olarak belirtilen 2017 yılının dava açıldıktan tam üç yıl sonra olduğunu, bu nedenle davalının "yolların ... ve ... firmaları tarafından yapıldığına, bu asfaltlara asfalt kırığı işinin Büyükşehir ve Başakşehir Belediyesince yapıldığına dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, Kadıköy ... Noterliği'nin 27.10.2010 ve 18.06.2012 tarihli vekaletnamelerinin kapsamının; "İstanbul ili Başakşehir ilçesi, ... Mahallesi (eski ... Parsel) ... arazisi içerisinde bulunan küçük kartal ve Arpalı derelerini içeren bölgede, şirketimiz tarafından yapılacak olan dere ıslah projeleri ve işlemleri ile ilgili olarak, her türlü iş ve işlemlerin takibatını yaparak sonuçlandırmaya ... oğlu, .... T.C.Kimlik numaralı ....'ı vekil tayin edilmiştir." şeklinde olduğunu, vekil tayin edilen kişinin davacı şirketin müdürü olduğunu ve bu vekaletnamelerin taraflar arasındaki ilişkinin 2010 Yılından itibaren başladığını gösterdiğini, müvekkili şirket yetkilisinin bu işi yapabilmek .. inşaat adına iş kapsamında 5 kez proje çalışması yaptığını ve onayları ile ilgili süreçleri takip ettiğini, müvekkili şirketin bu işin yapımı için İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin talepleri doğrultusunda proje değişikliğine gittiğini, projenin son hali belirlendikten sonra müvekkilinin işe başladığını, bunun da taraflar arasındaki ilişkinin 2010 yılından itibaren başladığını gösterdiğini, müvekkili şirketin yetkilisinin kurulacak şirket ve yapılan sözleşmenin ifası için sözleşmeden önce davalı şirketin yararına onların bilgisi ve onayıyla bilirkişi raporunda belirlenen miktar ve bedelde işler yaptığının açık olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkemenin husumet yönünden davanın reddinde hukuka uygunluk bulunmadığını belirterek, sözleşmenin kurulacağı inancıyla yapılan işlere ilişkin yerel mahkemenin kısmi reddde dair kararın kaldırılmasını ve talepleri yönünde karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından haksız olarak feshettiği iddiasıyla sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan kâr mahrumiyeti bedelinin davalıdan tahsili ile sözleşmeye hazırlık ve sözleşmenin ifası kapsamında yapılan bir takım işlere ilişkin imalat ve hizmet bedellerinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağı talebine ilişkindir. Taraflar arasında İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, ... arazisi içinde bulunan ... A.Ş. mülkiyetinde bulunan arazi içindeki "..., ... ve ..." işine ilişkin eser sözleşmesinin varlığı ve sözleşmenin süresinden önce davalı iş sahibi tarafından feshedildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı iş sahibi tarafından yapılan feshin haklı mı yoksa haksız mı olduğu, buna göre sözleşmenin feshi dolayısıyla davacı yüklenicinin kâr mahrumiyeti talep edip edemeyeceği, talep edebilecekse miktarının ne olduğu, ayrıca davacının davalıdan sözleşme hazırlık ve sözleşmenin ifası kapsamında bakiye hakediş ile sözleşme dışı imalat bedeli alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarlarının ne olduğu hususlarına ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin konu ve netice-i talep kısmındaki açık beyanlardan anlaşılacağı üzere, istinaf başvurusu sadece reddedilen "sözleşme öncesi (2011 yılı) yapıldığı iddia edilen 2.140 metre uzunluğundaki yola asfalt kırığı kaplama malzemesi dökülmesi" kapsamında 24.11.2017 tarihli ek bilirkişi heyeti raporunda belirlenen 297.500,00 TL'lik meblağa ilişkin olup, dava ve ıslah dilekçesinde kâr mahrumiyeti bedeli haricinde talep edilen "sözleşme hazırlık ve sözleşmenin ifası kapsamında bakiye hakediş ile sözleşme dışı imalat bedeli alacağı" kalemine ilişkin olarak başkaca (önceki istinafında da olduğu gibi) ve reddedilen fazlaya ilişkin kâr mahrumiyeti talebine ilişkin bir istinaf itirazı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu bu doğrultuda değerlendirilecektir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Yukarıda özetlenen kaldırma kararımızla ayrıntılı olarak değerlendirilip sabit hale getirildiği üzere, davaya konu 297.500,00 TL'lik meblağa ilişkin "2.140 metre uzunluğundaki yola asfalt kırığı kaplama malzemesi dökülmesi" işi davaya konu sözleşme ve davacı şirketin kurulma tarihinden önceki bir döneme ilişkin olduğundan, davacı tarafça söz konusu işin sonradan davacı şirketin kurucusu ve yetkilisi olan ...'a verilen vekaletnameler kapsamında onun tarafından yapıldığı ileri sürüldüğünden, davacı şirketin bu iş kalemi yönünden davaya konu sözleşme kapsamında veya sözleşme harici olarak davalıya dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığından, Mahkemece bu talep kalemi bakımından davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı, Yine kaldırma kararımızla ayrıntılı olarak değerlendirilip sabit hale getirildiği üzere, davalı iş sahibi tarafından yapılan tek taraflı feshin haksız olduğu anlaşıldığından davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden kâr kaybı talep etme hakkı bulunduğu, Kaldırma kararı sonrasında bilirkişi heyetinden alınan 10.08.2023 tarihli ek raporda, 6098 sayılı TBK'nın 408. ve 438. maddesi hükmünde öngörülen “kesinti yöntemine göre” yapılan hesaplama sonucu davacının talep edebileceği kâr mahrumiyeti bedelinin 503.130,00 TL olarak belirlendiği, yapılan işlere ilişkin davalı tarafça hazırlanan hakedişteki bedel 53.094,53 TL ise de sözleşme öncesi ... tarafından yapılan 297.500,00 TL'lik imalat bedelinin sözleşme bedelinden düşülerek hesaplama yapılmasına karşı davacı vekilince bir istinaf itirazında bulunulmadığından ve davacı şirketin o dönem başka iş yaptığı veya başka bir iş bulmaktan kasten kaçına dair bir delil dosyaya sunulmadığından, yapılan bu hesaplamanın ve Mahkemece bu bedelin hükme esas alınmış olmasının dosya kapsamına ve kesinti yöntemi usulüne uygun olduğu, Ancak, açılan davanın kısmi dava olduğu göz önünde bulundurularak, hükmedilen toplam 503.130,00 TL kâr mahrumiyeti bedelinin, 15.000,00 TL'sine dava tarihinden, ıslahla arttırılan 488.130,00 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, hükmedilen alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, dava ve ıslah dilekçelerinde "ticari faiz" talep edilmiş olmakla "avans" faizine hükmedilmiş olmasında ise bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair istinaf taleplerinin reddi, davalı vekilinin sadece "faiz işletim tarihine ilişkin" istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davacının istinafa konu kararda olduğu gibi kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, bir istinaf itirazı olmayan yargılama giderleri ve vekalet ücretlerine ilişkin ilk derece hükümleri aynen korunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-)Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin REDDİNE, 2-)Davalı vekilinin sadece "faiz işletim tarihine ilişkin" istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 3-)İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/11/2023 tarih ve 2023/118 Esas, 2023/883 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-)Davanın KISMEN KABULÜ ile, Toplam 503.130,00-TL Kâr Kaybı Bedelinin; 15.000,00 TL'sinin dava tarihinden (10/01/2014), 488.130,00 TL'sinin ise ıslah tarihinden (06/02/2018) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 5-)297.500,00-TL Alacak Talebinin Aktif Husumet Yokluğundan REDDİNE,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 34.368,81 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.024,65 ve ıslah harcı olarak yatırılan 14.867,42 TL harçtan mahsubu ile bakiye 18.476,74-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yatırılan 1.024,65 TL peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan 14.867,42 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 9.293,46 TL tebligat, posta ve bilirkişi giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 5.370,89 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yapılan 48,70 TL tebligat ve posta yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 20,56-TL TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye miktarın davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 76.438,20 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Kar kaybı talebi yönünden red edilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine taktir edilen 20.792,75-TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı tarafından yatırılan (nispi+maktu toplamı) 8.592,20 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 154,70 TL posta gideri olmak üzere toplam 892,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 07/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19