SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 53. HD 2024/336 E. 2024/414 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/336

Karar No

2024/414

Karar Tarihi

18 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/336

KARAR NO: 2024/414

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/09/2018

NUMARASI: 2018/254 Esas, 2018/989 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ: 18/04/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 28/11/2023 tarih, 2022/3279 Esas-2023/3958 karar sayılı kararıyla Dairemiz (İstanbul BAM 15. H.D. 2019/774 E - 2022/444 K) kararının bozulması üzerine HMK'nın 373/3. Maddesi gereğince duruşma açılarak yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1365 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davada, yüklenicinin iş programının gerisinde kalması, uyarılara rağmen birtakım işleri yapmaması, 17/09/2013 tarihinden itibaren çalışmaları tamamen durdurması, Noter ihtarı sonrasında çalışmalara başlanmış ise de kısa süre sonra aynı aksaklıkların tekrar başlaması, bunun üzerine 05/03/2014 tarihinde tekrar Noter ihtarı çekilmesine rağmen çalışmalara başlanmaması ve 14/03/2014 tarihinde çalışmaların bırakılması sebebiyle, sözleşmenin YİGŞ'nin 47.maddesi ile 4735 sayılı Kanun'un 20 ve 22.maddeleri gereğince feshedildiği ve teminat mektubunun irat kaydedildiği, sözleşmeye göre alınması gereken teminat mektubu miktarının güncellenmiş hali ve işin devamı sırasındaki fiyat farkı sebebiyle verilmesi gereken teminat mektubunun güncellenmiş hali toplamları dikkate alındığında yüklenicinin 68.533,23 TL daha teminat bedeli ödemesi gerektiği, bu miktardan yüklenicinin bakiye 38.688,15 TL alacağı düşüldüğünde de geriye 29.845,08 TL kaldığı belirtilerek, bu meblağın dosyamız davacısı yüklenici ... Tic. A.Ş.'den tahsili talep edilmiştir. Dosyamız davacısı ... Tic. A.Ş. vekilince asıl davaya verilen cevap ve karşı dava dilekçesinde, "Atık Su ve İçme Suyu Hatlarında Kısmi Yenileme ve Rehabilitasyon İşine" ilişkin sözleşme kapsamında, davalı iş sahibinin sözleşmeyi haksız olarak feshettiği ve teminat mektubunu irat kaydettiği, sonrasında da yüklenicinin kalan işleri bitirmesine fırsat vermediği belirtilerek, sözleşmenin feshine kadarki döneme ilişkin olarak ödenmeyen hakediş bedellerinin şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmını davalıdan tahsili, haksız olarak paraya çevrilen 470.000,00 TL bedelli teminat mektubu bedelinin davalıdan tahsili, ayrıca haksız fesih nedeniyle uğranılan sair zararların tespiti ve uğradığı kazanç kaybına ilişkin şimdilik 10.000,00 TL'nin de davalıdan tahsili talep edilmiştir. Karşı davacı vekili 18/10/2016 tarihli ıslah dilekçesinde, dosyaya sunulan kök ve ek bilirkişi raporları ile müvekkiline ödenmesi gereken kesin hak ediş bedelinin 316.598,54 TL, kar kaybının 150.802,50 TL olduğunun ve haksız yere irat kaydedilen 470,000,00 TL'lik teminat mektubunun müvekkiline ödenmesi gerektiğinin tespit edildiğini belirterek, ıslah taleplerinin kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; 316.598,54 TL hakedişin düzenlenme tarihinden itibaren işleyecek kademeli en yüksek reeskont faizi ile, 150,802,50 TL kar kaybının haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek kademeli en yüksek reeskont faizi ile, davacı karşı davalı tarafından haksız yere paraya çevrilen 470.000-TL teminat mektubunun, mektubun paraya çevrildiği tarihten itibaren işleyecek kademeli en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş ve gerekli ıslah harcını yatırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı yüklenicinin iş programının gerisinde kaldığını, yapılan ihtarlara rağmen eksik işlerin tamamlanmadığını bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında 21/03/2018 tarihli celse ara kararı ile asıl dava olan 2014/1365 Esas sayılı dosya yönünden HMK'nın 150. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, karşı davanın ise tefrikine karar verilmiş, tefrik edilen karşı dava istinafa konu ilk derece mahkemesi esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... tarafından kazı ruhsatı verilmeyen 352 gün içerisinde idare tarafından yükleniciye kazı yaptırılmadığı, süre sonuna kadar davacı tarafından işin yaklaşık %82-85'lik kısmının tamamlanmış olduğu, ihale süreci içerisinde resmi kurumların kazı izni vermemesi ve bu süreç içerisinde idare tarafından yükleniciye kazı yaptırılmaması sebebi ile sözleşmede belirtilen mücbir sebepler ve idarenin sebep olduğu hallerden dolayı gecikmede sorumluluğu bulunmayan yükleniciye söz konusu gecikmeden kaynaklı günlerin süre uzatım olarak verilmesi gerektiği, davacı tarafından talep edilen ek sürenin kazının durdurulduğu toplam gün sayısının yarısı kadar olduğu, verilecek bu ek sürede işin tamamlanmasının mümkün görüldüğü, davalı idarenin sırf süreç içerisinde tek bir ihtarname çekti diye sözleşmeyi fesihte haklı olamayacağı, ayrıca işin %80'inden fazlasının tamamlanmış olması sebebi ile Yapı İşleri genel şartnamesinin 47/3.maddesi uyarınca davalı idarenin sözleşmenin feshi yerine sözleşmenin tasfiyesi yoluna gitmesi gerektiği, buna göre davalı idare tarafından sözleşme feshi ve fesih sonrası sözleşmenin 25.maddesine istinaden teminat mektubunun paraya çevrilmesi işleminin haksız olduğu, bilirkişi raporlarına ve ticari defterlerine göre 38.688,15 TL cari hesap alacağı ve 156.902,65 TL kesin hak ediş alacağı olmak üzere davacı alacağının toplam 195.590,80 TL olduğu, ayrıca bilirkişi incelemeleri sonucu sözleşmenin haksız feshi sebebi ile davacının davalıdan 94.251.57 TL kâr kaybı talep edebileceği gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabul-kısmen reddi ile 38.688,15 TL cari hesap alacağı, 156.902,65 TL 35 nolu kesin hakedişten kaynaklanan kesin hakediş alacağı olmak üzere toplam 195.590,80 TL'nin ıslah tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, haksız tazmin edilen teminat mektupları sebebiyle 470.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 94.251,57 TL kâr kaybı alacağının ıslah tarihi olan 19.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesinin 08/03/2022 Tarih ve 2019/774 E - 2022/444 K sayılı kararı ile; yükleniciye kazı yaptırılmaması sebebi ile davalı iş sahibinin kusurundan kaynaklanan bu 352 günlük çalışılamayan süreden dolayı davacı yükleniciye süre uzatımı verilmesi gerektiği, verilecek ek sürede işin tamamlanmasının mümkün görüldüğü, ayrıca işin %80'inden fazlasının tamamlanmış olması sebebi ile YİGŞ'nin 47/3.maddesi uyarınca davalı idarenin sözleşmenin feshi yerine sözleşmenin tasfiyesi yoluna gitmesi gerektiği, buna göre davalı idare tarafından yapılan sözleşmenin feshi ve fesih sonrası sözleşmenin 25.maddesine istinaden teminat mektubunun paraya çevrilmesi işlemlerinin haksız olduğu, kar kaybı alacağına yönelik olarak ise istinaf dilekçesinde de söz konusu kâr kaybı miktarına ve rapordaki hesap usulüne ilişkin olarak ayrıca ve özel olarak bir itiraz yer almadığından davalı vekilinin buna dair istinaf itirazının yerinde görülmediği, 35 Nolu kesin hak edişten kaynaklanan bakiye 156.902,35 TL bakımından yapılan değerlendirmede ise; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucu düzenlenen raporlara ve ticari defterlere göre davacının kesin hak edişlerden kaynaklanan 156.902,65 TL kesin hak ediş alacağının oluştuğu, 03/05/2018 tarihli son bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği üzere, davalı idare tarafından kesin hak edişten, sonradan kalemle yapılan değişikliklerle, düşümü yapılan bu kalemleri kontrol edecek bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilememiş olduğu, bu nedenle bu bilirkişi heyeti raporunda dikkate alınan ve davacı tarafça istinafa gelinmeyerek kabul edilmiş bulunan düzeltmeler ve kesintiler haricinde kalan 32.999,23 TL'lik kesinti bakımından davalı üzerine düşen ispat yükünün yerine getirilemediği, dolayısıyla davacının bu hak edişten kaynaklı alacağının 156.902,65 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı, ancak ilk derece mahkemesince kurulan istinafa konu hükmün 5.bendinde, davalı idarenin harçtan muaf olduğu kabul edilerek, harç alınmasına yer olmadığına ve davacı tarafça yatırılan harçların iadesine karar verilmiş ise de, davalı ... Genel Müdürlüğü'nün yargı harçlarından muaf olmadığı, harca dair kurulan hükmün kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle HMK'nın 355.maddesi gereğince resen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından, istinaf talebinin usulen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, esas hakkında kurulan hüküm aynı şekilde korunmuş, hükmün harca dair olan 5.bendi ise düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir. Bu karara karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 28/11/2023 tarih ve 2022/3279 Esas - 2023/3958 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, "Somut olayda davacı yüklenicinin “sözleşmeden önceki yasak fiil ve davranışları” ile ilgili bir iddia bulunmadığı gibi bu maddenin uygulama koşulları da bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin işin %80'inden fazlasının tamamlanmış olması sebebi ile YİGŞ'nin 47/3.maddesi uyarınca davalı idarenin sözleşmenin feshi yerine sözleşmenin tasfiyesi yoluna gitmesi gerektiği belirtilerek Davalı İdarenin kusurlu olduğuna ilişkin gerekçesinde isabet yoktur. Ancak ... tarafından kazı ruhsatı verilmeyen 352 gün içerisinde idare tarafından yükleniciye kazı yaptırılmadığı, ihale süreci içerisinde resmi kurumların kazı izni vermemesi ve bu süreç içerisinde idare tarafından yükleniciye kazı yaptırılmaması sebebi ile 352 günlük çalışılamayan süreden dolayı davacı yüklenicinin kusuru olmadığı kabul edilerek karar verilmiş ise de, davacı yüklenicinin sözleşmedeki diğer kalemler yönünden iş programının gerisinde kaldığı ve kazı dışındaki sözleşmedeki diğer iş kalemleri bakımından eksik işler bulunduğu hususundaki davalı iş sahibinin tüm uyarılarına rağmen işin yavaşlatıldığı ve iş programına uyulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı iş sahibi idare ile birlikte davacının da kusurlu olduğu anlaşıldığından hesabın genel hükümlere göre tasfiyesi gerekeceğinden davacının davalı tarafından bedelleri nakde çevrilmek suretiyle irad olarak kaydedilen teminat mektubu bedelinin tahsili talebinin ve hak ediş alacağı talebinin kabulü yerinde ise de, işin gecikmesinde ayrıca iş sahibi idareye kusur yüklenemeyeceğinden mahkemece 94.251.57 TL kâr kaybı alacağının reddine karar verilmesi gerekirken, davacı yüklenicinin kusursuz olduğunun kabulü ile kâr kaybı alacağının tazminine de karar verilmesi doğru olmamış," gerekçesiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, karar verilmiştir. Bozma ilamı sonrasında dosya Dairemizin yukarıda yazılı olan esasına kaydedilmiş ve usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Yukarıda yer verilen Yargıtay bozma ilamından anlaşılacağı üzere, İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesinin 08/03/2022 Tarih ve 2019/774 E - 2022/444 K sayılı kararı sadece "94.251,57 TL'lik kâr kaybı alacağı" yönünden bozulmuş olup, söz konusu istinaf kararındaki; "haksız olarak paraya çevrilen teminat mektubu bedeli olan 470.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesinin (sonuç olarak) yerinde olduğuna, istinaf dilekçesinde mahkemece hükmedilen 38.688,15 TL cari hesap alacağına yönelik olarak bir istinaf itirazı bulunmadığına, bilirkişi heyeti raporunda dikkate alınan ve davacı tarafça istinafa gelinmeyerek kabul edilmiş bulunan düzeltmeler ve kesintiler haricinde kalan 32.999,23 TL'lik kesinti bakımından davalının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği, dolayısıyla davacının 35 Nolu kesin hakedişden kaynaklanan alacağının 156.902,65 TL olarak kabul edilmesi gerektiğine, davalı ... Genel Müdürlüğü'nün yargı harçlarından muaf olmadığına" dair tespitler yönünden bir bozma kararı verilmemiştir. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dosya kapsamı yeniden değerlendirildiğinde; Davacı yüklenici şirket ile davalı iş sahibi idare arasında "Atık Su ve İçme Suyu Hatlarında Kısmi Yenileme ve Rehabilitasyon İşine" ilişkin 11/04/2011 tarihli, birim fiyat üzerinden götürü bedelli 6.765,876 TL bedelli eser sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 9.3 maddesine göre, işin iş yeri teslim tarihinden itibaren 1095 gün içinde tamamlanması ve geçici kabule hazır hale getirilmesi gerekmekte olup, sürenin hesaplanmasında, havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan dönemi ile resmi tatil günleri dikkate alındığından, bu nedenlerle ayrıca süre uzatımı verilmeyecektir. Sözleşmenin davalı idarece 17.04.2014 tarihinde feshedildiği sabittir. Eser sözleşmesinin sona ermesi halinde tazminat borcunun doğması için temel koşul "kusur" olduğundan, tazminat isteyen tarafın "kusursuz" olması gerekir. Bir tarafın "az kusurlu", diğer tarafın "çok kusurlu" olmasının bir önemi yoktur. Az kusurlu olan taraf da sözleşmenin bozulmasına kusuruyla sebebiyet vermiş sayılacağından tazminat isteyemez. Bu gibi durumlarda feshe taraflar "ortak kusurları" ile sebebiyet vermiş olacaklarından tazminat isteyemezler. Diğer taraftan Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu 20. maddesi ve devamında idarenin sözleşmeyi feshetmesi halinde hesabın tasfiye edileceği açıklanmış olup aynı Kanun’un 21. maddesinde “Sözleşmeden önceki yasak fiil veya davranışlar nedeniyle” fesih halinde kesin teminatın gelir kaydedilip hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceği belirtildikten sonra “ancak taahhüdün en az %80’inin tamamlanmış olması ve taahhüdün tamamlattırılmasında kamu yararı bulunması kaydıyla” “a)İvediliği nedeniyle taahhüdün kalan kısmının yeniden ihale edilmesi için yeterli sürenin bulunmaması, b) Taahhüdün başka bir yükleniciye yaptırılmasının mümkün olmaması,c) Yüklenicinin yasak fiil veya davranışının taahhüdünü tamamlamasını engelleyecek nitelikte olmaması,” hallerinde sözleşmenin feshedilmeyip yükleniciden taahhüdünü tamamlamasının istenebileceği belirtilmiştir. Bu maddeye uygun olarak YİGŞ'nin 47/3.maddesinde de “Yüklenicinin, ihale sürecinde Kamu İhale Kanununa göre yasak fiil veya davranışlarda bulunduğunun sözleşme yapıldıktan sonra tespit edilmesi halinde, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir. Ancak, taahhüdün en az % 80’inin tamamlanmış olması ve taahhüdün tamamlattırılmasında kamu yararı bulunması kaydıyla; a) İvediliği nedeniyle taahhüdün kalan kısmının yeniden ihale edilmesi için yeterli sürenin bulunmaması, b) Taahhüdün başka bir yükleniciye yaptırılmasının mümkün olmaması, c) Yüklenicinin yasak fiil veya davranışının taahhüdünü tamamlamasını engelleyecek nitelikte olmaması hallerinde, idare sözleşmeyi feshetmeksizin yükleniciden taahhüdünü tamamlamasını isteyebilir” hükmü bulunmakta olup gerek Kanun gerekse Şartnamedeki bu hükümler “sözleşmeden önceki yasak fiil ve davranışların” tespiti halinde uygulanacak hükümlerdir. Bu açıklama ve tespitlere göre, somut olayda, davacı yüklenicinin “sözleşmeden önceki yasak fiil ve davranışları” ile ilgili bir iddia bulunmadığı gibi bu maddenin uygulama koşulları da bulunmadığından, "YİGŞ'nin 47/3.maddesi uyarınca davalı idarenin sözleşmenin feshi yerine sözleşmenin tasfiyesi yoluna gitmesi gerektiğinden bahisle" davalı İdarenin kusurlu olduğuna dair bir sonuca varılamayacağı, Ancak, ... tarafından kazı ruhsatı verilmeyen 352 gün içerisinde idare tarafından yükleniciye kazı yaptırılmadığı, ihale süreci içerisinde resmi kurumların kazı izni vermemesi ve bu süreç içerisinde idare tarafından yükleniciye kazı yaptırılmaması sebebi ile 352 günlük çalışılamayan süreden dolayı davalı iş sahibi kusurlu ise de, davacı yüklenicinin sözleşmedeki diğer kalemler yönünden iş programının gerisinde kaldığı ve kazı dışındaki sözleşmedeki diğer iş kalemleri bakımından eksik işler bulunduğu hususundaki davalı iş sahibinin tüm uyarılarına rağmen işin yavaşlatıldığı ve iş programına uyulmadığı, bu durumda davalı iş sahibi idare ile birlikte davacının da kusurlu olduğu anlaşıldığından hesabın genel hükümlere göre tasfiyesi gerekeceği, Buna göre, davacının davalı tarafından bedelleri nakde çevrilmek suretiyle irad olarak kaydedilen 470.000,00 TL teminat mektubu bedelinin tahsili talebinin, 156.902,35 TL hak ediş alacağı talebinin ve istinaf itirazına uğramayan 38.688,15 TL cari hesap alacağı talebinin yerinde olduğu, fazlaya ilişkin hak ediş alacağı talebi ile işin gecikmesinde ayrıca iş sahibi idareye kusur yüklenemeyeceğinden kâr kaybı alacağı talebinin ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın yukarıda belirtildiği şekilde kısmen kabul kısmen reddine dair esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiş, Yargıtay tarafından bozma konusu yapılmayan hususlarla ilgili önceki kısımlar hüküm bütünlüğü açısından aynen korunmuş, ilk derece hükmünün harca dair olan 5.bendi ise HMK'nın 355. Maddesi gereğince resen düzeltilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/09/2018 tarih ve 2018/254 Esas, 2018/989 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 38.688,15 TL cari hesap alacağı, 156.902,65 TL 35 nolu kesin hakedişten kaynaklanan kesin hakediş alacağı olmak üzere toplam 195.590,80 TL'nin ıslah tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 4-Haksız tazmin edilen teminat mektupları sebebiyle 470.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-94.251,57 TL kâr kaybı alacağının tahsiline yönelik talebin REDDİNE, 6-Kalan kısımlar yönünden davanın REDDİNE,

B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 45.466,50 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 8.368,00 TL ve 7.640,49 TL ıslah harcı toplamı 16.008,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 29.458,01 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yatırılan 8.368,00 TL peşin harç ve 7.640,49 TL ıslah harcı toplamı 16.008,49 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 2.100,00 TL tebligat ve posta gideri, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.500,00 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 3.195,17 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yapılan bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 99.182,71 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 42.771,54 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,

C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı tarafından yatırılan 12.940,30 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davalı tarafından yapılan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 200,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 298,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında bir duruşma açıldığından 10.200,00 vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, Dair oy birliğiyle verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/04/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngelirhazineyekaldırılmasınakonusubırakılmasınaistinafkabulünereddinedereceistanbuliadesineolmadığınayönündenincelemesigörüşülüpverilmesinedüşünüldükısmengereğikabulüAlacakkaydınanumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim