SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 53. HD 2023/1355 E. 2024/317 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1355

Karar No

2024/317

Karar Tarihi

14 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1355

KARAR NO: 2024/317

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/12/2019

NUMARASI: 2017/324 Esas, 2019/1298 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit, alacak

KARAR TARİHİ: 14/03/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkili arasında 16/03/2013 tarihinde eser sözleşmesi imzalanarak, ... ili, ... İlçesi, ... Mah., ... Pafta, ... Ada, ... Nolu Parsel üzerinde yapılmakta olan ... otelinin inşaatının tüm elektrik tesisat işlerini sözleşme ekinde keşif listesinde bulunan malzeme + işçilik birim fiyatlarıyla birlikte bazı iş kalemlerinin montaj işçiliğinin götürü şekilde anahtar teslimi olarak 30.12.2013 tarihine kadar yapılması için anlaşıldığını, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkiline ödenmesi gereken hak ediş tutarlarının ödenmediğini, müvekkili hakkında hukuka aykırı olarak gecikme cezaları kesildiğini, müvekkilinin işçilerine maaş ve SGK ödemesi yapıldığına dair iddiaların tamamının belgelendirilmediğini, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, bilakis davalının, müvekkiline karşı borçlu durumunda olduğunu, iş bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, kötüniyetli davalının müvekkiline karşı haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibi açmasından ve müvekkilinin ticari hayatını bitme noktasına getirmesinden dolayı müvekkiline haksız olarak yapılan icra takibinin %40'ı oranında kötüniyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi alacaklı olmadığını, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa 1.936.870,35-TL ödeme yapıldığını, ayrıca davacının ödemesi gereken SGK prim borçları ve işçilik alacaklarını da yine müvekkili şirketin yaptığını, bu durumda davacıya yapılan ödemeler, yansıtma faturaları tutarı ve cezaların 2.455.521.73-TL olduğunu, muavin defteri ve cari hesaplara göre müvekkili şirketin davalı taraftan 438.29,73-TL alacağı olduğunu, işbu bedelin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu ve takibin kesinleştiğini, anılan nedenlerle de açılan menfi tespit davasının haksız ve mesnetsiz ve kötüniyetle açılmış olduğundan reddi gerektiğini, davacı şirketin taraflar arasında akdedilen 16/08/2013 tarihli sözleşme gereği üstüne düşen yükümlülükleri gereği gibi ve sözleşmede belirlenen sürede yerine getirmediğini, davacının zamanaşımına uğrayan taleplerinin reddine, davacı tarafından kötü niyetli ve haksız olarak dava açıldığından müvekkili lehine HMK. 329/1. maddesi uyarınca vekâlet ücretinin asil ile yapılan sözleşme üzerinden hesaplanmasına ve tahsiline, yine davacı tarafın HMK 329/2. Maddesi uyarınca disiplin para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 16/08/2013 tarihinde imzalanan eser sözleşmesi gereğince davacı tarafın sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı şirketin yerine getirmediğini, hakediş tutarlarını ödemediğini, bu kapsamda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 200.000TL tutarındaki alacağın davalıdan tahsile karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede ön görülen yükümlülükleri, sözleşmede belirlenen sürede davacı tarafın yerine getirmediğini, davacı şirketin işçilerine maaş ödemeleri ve SGK prim borcu gibi sosyal haklarını ödemediğinden ilgili işçilerin hakları ve maaşlarının müvekkili tarafından ödendiğini, davacı şirketin alacaklı olmadığı gibi aksine borçlu olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olduğundan huzurdaki davanın İstanbul Mahkemelerinde açılması gerektiğini savunarak yetkisizlik kararı ile dosyanın yetkili ve görevli bulunan İstanbul Asliye Ticaret mahkemelerine gönderilerek esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, alacak davası açısından zamamaşımı itirazında bulunulmuş ise de 11.11.2015 tarihli ihtar ile tüm faturaların ödenmesi ihtarı yapılmış olup, ıslah tarihi olan 19.07.2019 tarihi itibariyle dahi zamanaşımı süresinin dolmadığı, tarafların 30.04.2014 tarihi itibarıyla, cari hesaplan bazında 1.082,58TL farkla mutabık oldukları, bu tarihten sonra davalının, davacı adına SGK, icra daireleri, davacı şirket personeline yapmış olduğu ödemeler ile elektrik, doğalgaz, su, kira ve cezai şart adı altında kesmiş olduğu faturalar olmak üzere toplam 583.034,98-TL'lik işlemin, davacı şirket kayıtlarında yer almadığı, buna mukabil olarak davacının keşide ettiği 890.515,25-TL'lik 2 adet hak ediş faturasının da davalı işveren kayıtlarında yer almadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu kalemlerden kaynaklandığı, davalının takibe konu yansıtma faturaları incelendiğinde bunların çeşitli icra dosyalarına yapılan ödemeleri içerdiği, icra dosyaları alacaklılarının davacı çalışanı oldukları, yine davalı yansıtma faturasının davacı çalışanlarına ilişkin maaş ödemesi içeriğini taşıdığı, sözleşmenin 7. maddesinin yer teslimini düzenlemekte olup, yer tesliminin sözleşmenin imzalandığı gün yapıldığının yazılı olduğu, Beyoğlu ... Noterliği'nin 10.02.2014 tarih ve ... yevmiye no ile davalıya keşide edilen ihtarname ile davalı tarafından verilmesi beklenen projeler ve diğer eksikliklerin 10.02.2014 tarihi itibariyle neler olduğunun maddeler halinde belirtildiği, tarafların mail yazışmalarında davacının ihtarda belirtilen eksikliklerin davalı tarafça süresi içinde yerine getirildiğine yönelik bir cevap olmadığı gibi bu projelerin teslimine ilişkin bir belgede ibraz edilmediği, buna göre sözleşmenin bitim süresi olan 30.12.2013 tarihinden sonraki bir tarih olan 10.02.2014 tarihi itibariyle dahi ilgili projelerin davacıya verildiğinin, davacının yapması gereken imalatların önünün açıldığının ispatlanamamış olduğu, işin oluşuna ve bu hususlara aykırı sözleşmedeki yer teslimi kaydının, uygun bir şekilde yer teslimi yapıldığını ispata yeterli olmadığı, ayıplı ifaya ilişkin bir somutlaştırma yapılmadığı, tüm bunlara göre gecikmeye davalı tarafın neden olduğu, proje değişiklikleri, davacının ediminin ifası için gerekli olan fenne projeye uygun zemin yapılmaması nedeniyle düzeltmeler de dikkate alındığında bu kanaatin daha da pekiştiği, ifa tamamlanmamışken sözleşmenin feshinde ve gecikmede davacının kusurunun bulunmadığı, sözleşmenin 13 ve 24. maddeleri gereğince kesilen cezai şart ve gecikme cezalarının sözleşmeye aykırı olduğu, ilgili icra dosyaları cep edildikten sonra aldırılan bilirkişi kurulu ek raporunda sözleşmenin 18. maddesi gereğince davalının, davacıdan SGK ve işçilik ödemeleri nedeniyle alacağının 265.307.37 TL olduğu, bu alacak miktarını da içeren davalı defterlerindeki davalı alacağı miktarı 438.329,73 TL'den sözleşmenin 13 ve 24. maddeleri gereğince haksız olarak eklenen 78.205,67 TL ve 224.125,84 TL cezai şart ve gecikme cezası çıkartıldığında, davalının, davacıdan 135.998,21 TL alacaklı olduğu, davacının ise davalıdan 5. hakediş bedeli ve kesin hakediş bedeli nedeniyle toplamda 890.505,25 TL alacaklı olduğu; davalı tarafından birleşen alacak dosyasında takas talebinin olduğu dikkate alındığında 135.998,21 TL alacağının birleşen dosyadan mahsubu ile hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle, Asıl davada; Davanın kabulü ile, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, Kötü niyet tazminatı talebinin kötü niyet ispatlanamadığından reddine, Fazlaya ilişkin istemlerin reddine, Birleşen davada; 754.507,04 TL'nin, 15.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinafa başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davalının, kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatarak, mükerrer giderleri yasal hale getirmeyi ve alacak davalarında kendi aleyhine hükmedilecek tazminat miktarlarını icra dosyasındaki şişirilmiş ücretlere mahsup tutmayı amaçladığını, bu hususun hiçbir şekilde iyi niyet kavramıyla açıklanamayacağını, mahkeme tarafından icra dosyasındaki şişirilmiş tutarların hukuki dayanaklarının incelenmediğini ve bu giderlerin hiçbirinin somut verilere dayanmadığı ve yalnızca varsayımlardan yola çıkılarak ödemeler yapıldığının tespit edildiğini, kök ve ek bilirkişi raporunda, davalının tüm hukuka aykırı eylemlerinin gözler önüne serildiğini, buna rağmen kötü niyet tazminatına karar verilmediğini, davalının kötü niyetini ispatlayacak başkaca delil sunulmasına gerek olmadığını, bilirkişi raporlarında, davalı tarafından yapılan eylemlerdeki kötü niyet ve haksızlıkların açıkça belirtildiğini, davalının eylemleri ve kötü niyeti, mahkeme tarafından tespit edilmesine rağmen, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının kötü niyetli eylemleri ve müvekkilini haksız yere borçlandırarak, ticari hayatını sonlandırma noktasına getirdiğini, müvekkili şirketin kendi çalışanları ile iş sözleşmeleri yaptığını, davalının müvekkilinin işçileri ile bir sözleşmesi bulunmadığı gibi yapması gereken ödemeler de bulunmadığını, bu nedenle davalının, müvekkili şirketin çalışanlarına neden ödeme yaptığının anlaşılamadığını, davalının, müvekkilinin inşaatı, 30.12.2013 tarihinde bütün çalışanları, tekniker ve mühendisleri ile, terk ettiğini ifade ettiğini, bu asılsız iddianın biran için doğru olduğu varsayımında dahi, davalının bu vakıadan yaklaşık iki yıl sonra 2015 yılının kasım ayında neden ve ne için müvekkili çalışanlarına ödeme yaptığını açıklayamadığını, davalının icra takip borçlarını ödemesi için, işçiler ile aralarında bir işveren-işçi ilişkisi olması gerektiğini, bu borçların müvekkiline yükletilmesinin yanlış olduğunu, ayrıca işçilere ödenen maaşların oldukça yüksek rakamlar olduğunun tespit edildiğini, işçilere yapılan bu denli yüksek tutardaki ödemelerin tüm detayları ve içeriklerinin mahkemeye ibraz edilmediğini, ayrıca işçilere ödenen tutarların, müvekkiline danışılmadan ve sorulmadan ödendiğini, bunun mükerrer ve fazladan ödeme yapılmasına sebebiyet verdiğini, ödeme yapılan bazı şahısların da müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını, müvekkiline hiçbir bilgi verilmeden mükerrer veya fazla ödemelerin yapılmasının, müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını müvekkilinin, inşaat sahasında pasifize edilerek, inşaat sahasından atıldığını, daha sonra müvekkilinin işçilerinin davalı nam ve hesabına çalıştırıldıklarını, buna karşın müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını ve davalı tarafından çalıştırılan işçilerin de ücretlerinin müvekkiline yükletildiğini, davalının böylelikle müvekkiline ödeyeceği ve sözleşmeden kaynaklı ücretleri ödemekten kurtulduğunu ve bunun yanında elektrik tesisat işlemlerini de çok cüzi miktara müvekkili ve müvekkilinin işçilerine yaptırdığını, taraflar arasında 16.08.2013 tarihinden imzalanan sözleşmenin 17. maddesinde müvekkilinin, işçi ücretlerinin ödenmesinden, fazla mesai ücretlerinden ve izinlerinden birinci derecede sorumlu olduğunun belirtildiğini, ayrıca sözleşmenin 18. Maddesinde yer alan ''sosyal sigorta işçi ve işveren primleri ... tarafından ödenecek'' ibaresinin de bu giderlerin müvekkili tarafından karşılanması gerektiğini düzenlediğini, sözleşme gereğince bahse konu ödemelerin tamamıyla müvekkiline ait olduğunu, bu nedenle davalı tarafından yapılan işçi ödemelerinin taraflarınca kabul edilmediğini, ek bilirkişi raporunda müvekkili aleyhine hesaplanan toplamda 135,998,21 TL'lik borcu hiçbir şekilde kabul etmediklerini, bu tutarın tamamının, dayanaksız ve haksız olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davacının dava dilekçesinde işin geciktiğini ikrar ettiğini, taraflar arasında imzalanan 16.08.2013 tarihli sözleşmenin "İşe Başlama Zamanı ve İşin Süresi" başlıklı 7. Maddesinde,"Yükleniciye yer teslimi sözleşmenin imzalandığı gün yapılmıştır. Yüklenici yer tesliminden itibaren 3 gün içerisinde iş yeri açılış işlemlerini, mobilizasyonu tamamlayarak işe başlayacaktır." denildiğini, tarafların tacir olduklarını ve basiretli bir tacir olarak hareket ettikleri göz önüne alındığında; sözleşmenin 7. Maddesinden de görüleceği üzere yer tesliminin sözleşmenin imzalanması ile yapıldığını, davacının ise işi süresinde yapmadığını, sözleşmeye aykırı tutumunu haksız ve mesnetsiz iddiaları ile savunmaya çalıştığını, bilirkişi raporunda davacının iddiaları kabul edilerek müvekkilinin tutumu ve geç teslimi nedeniyle işin geciktiği şeklinde farazi yorum yapıldığını, bilirkişi raporunda davacının soyut ispatlanamamış iddialarının aynen ve delillendirilmeyerek kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının sürekli olarak işleri geciktirdiğini, süresinde edimlerini ifa etmediğini, davacının bu tutumu üzerine; müvekkilinin, davacıyı sözlü ve yazılı olarak uyardığını, ancak herhangi bir olumlu gelişme olmaması üzerine Kadıköy ... Noterliğinin 27.01.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle uyardığını, ancak söz konusu ihtarname üzerine davacının hiçbir geçerli neden ileri sürmeyerek bahanelerle işi geciktirmeye devam ettiğini ve işyerini terk ettiğini, sözleşme maddelerine göre yüklenici (davacı) nam ve hesabına işlerin yaptırılacağının ihtar edildiğini, bunun üzerine davacının yapmadığı işlerle ilgili olarak davacı nam ve hesabına işlerin yaptırıldığını, işin %90 seviyesinde tamamlandığında müvekkilinin sözleşmeyi feshettiği iddiasını kabul etmediklerini, davacının bu iddialarını aynen kabul ederek hazırlanan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, işin bu seviyede tamamlanmış olması durumunda müvekkilinin Franchise sözleşmesinden de kaynaklı sözleşmeyi feshedip davacı nam ve hesabına işleri yapmayacağını, bu durumun yapılan tespitin kendi içerisinde çeliştiğini gösterdiğini, tarafların tacir olduğunu; bu denli büyük bir iş altına girerken cezai şartı kabul ederek sözleşme imzaladıklarını, bilirkişi raporunda, bu cezaların kesilemeyeceği tespitinin sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 16.08.2013 tarihli sözleşmenin "Taahhüdün Yapılmaması Hali" başlıklı 13. Maddesinin "…Yüklenici doğacak her 3 halde de her türlü zarar ve fiyat farklarının tamamen kendisine ait olacağını ve gecikme sebebiyle yukarıdakilere ilaveten şirkete 30.000-USD cezai şart ödeyeceğini kabul eder. Cezai şarttan ayrı olarak işveren sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığı zarar ve ziyanı ayrıca talep etme hakkı saklıdır." şeklinde olduğunu, davacının işi zamanında teslim etmediği gibi işyerini terk ederek müvekkilini zarara uğrattığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 13. Maddesine istinaden 17.09.2014 tarihli tutanakla davacı aleyhine 30.000-USD bedelli cezai şart kesildiğini, cezai şartın kesildiği tarihteki dolar kuru üzerinden cezanın toplam miktarının 78.205,68-TL olduğunu, İşbu cezai şart tutanağına istinaden müvekkili tarafından ... no.lu 23.11.2015 tarihli 78.205,68-TL miktarlı fatura kesilip, davacıya Kadıköy ... Noterliğinin 27.11.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tebliğ edildiğini, yine taraflar arasında imzalanan 16.08.2013 tarihli sözleşmenin "Gecikme Cezası" başlıklı 24. Maddesinde, "Sözleşmede yer alan süre, yüklenici tarafından gecikmeye uğratıldığı veya uğratılabileceği görüldüğü takdirde sözleşmenin feshini talep etmeyen işveren sözleşmenin ifası talebini yükleniciye yazı ile bildirecek ve aynı yazıda tespit edilen noksanların ne kadar süre içinde ikmal edilmesi gerektiğini belirtecektir. Açıkça vazgeçildiği belirtilmeyen hallerde yüklenici sözleşmenin ifasının yanında cezai şartı da ödeyecektir. Yüklenici işleri telafi etmediği takdirde beher gün için gecikme cezası olarak 3.000-TL kesilecektir." denildiğini, bu maddeye istinaden 17.09.2014 tarihli tutanakla davacı aleyhine 224.125,84-TL bedelli gecikme cezası kesildiğini, ceza kesilirken icmal yapıldığını ve sözleşmeye göre işin 30.12.2013 tarihinde biteceği ve otelin bu nedenle geç açılması nedeniyle gecikme toplamı 261 gün olup; sözleşmede kesilen ceza bedeli %10u geçemez maddesi üzerine 783.000-TLlik ceza 189.937,15-TL+ KDV ile 224.125,84-TL olarak düzenlendiğini, buna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tuttuklarını, birleşen dava yönünden cevap dilekçesinde de belirttikleri üzere davacının alacak iddialarının zamanaşımına uğradığını, davacının hiçbir alacağı olmadığına dair beyanları saklı kalmak kaydıyla, her halukarda davacı davasını kısmi dava olarak açmış olduğundan göstermiş olduğu alacak dahil tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bunun dışında, müvekkili tarafından işlerin eksik ve ayıplı olduğu, işin süresinde ilerlemediğinin davacıya sürekli olarak bildirildiğini, ayrıca davacının, projeye ve fiili duruma aykırı hak edişleri tek taraflı hazırlayarak, ihtarname ekinde gönderdiği faturalar ile gerçek dışı hesaplamalar yaptığını, söz konusu hakkedişler ve buna istinaden düzenlenen faturaları kabul etmediklerini, söz konusu ihtarnameye verilen Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 19.11.2015 tarihli cevabi ihtarla da "İşlerin süresinde yapılmadığı, işe el konulduğu, işlerin eksik ve ayıplı olduğu" bu nedenle faturaları kabul etmediklerini açıkça belirtiklerini, sözleşmenin feshedildiği tarihte işin %60'nın bile bitmediğini, belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Mahkemece verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine dairemizce 20/06/2023 tarih, 2022/265 E., 2023/609 K. Sayılı kararı ile, asıl ve birleşen davaların ayrı davalar olduğu, davacının her iki davaya karşı da istinaf başvurusunda bulunduğu, istinaf harçlarının ayrı ayrı yatırılması gerektiği, davacının ise 1 adet istinaf başvuru harcı ile karar harcı yatırdığı, mahkemece davacı vekiline muhtıra çıkartılarak yatırdıkları istinaf harçlarının hangi dava için yatırıldığı sorularak, istinaf harcı yatırılmayan dava yönünden eksik harcı tamamlaması için süre verilerek, verilen süre içinde harç eksiğinin tamamlanması halinde dosyanın istinaf incelemesi için gönderilmesi, harç eksiğinin tamamlanmaması halinde harcı tamamlanmayan dava yönünden istinaf başvurusunda bulunmamış sayılmaya dair ek karar verilerek tebliği ile istinaf süresinin beklenmesi için dosya geri çevrilmiş, ilk derece mahkemesince 20/09/2023 tarihli ek karar ile asıl ve birleşen davada davacı ... Tic. Ltd. Şti., vekilinin verilen yasal süreye rağmen harç ikmali yapmadığı gerekçesi ile HMK.nun 344. Maddesi gereğince, asıl dava yönünden istinaf başvurusunda bulunmadığına dair ek karar verilmiş, bu ek karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Buna göre, asıl ve birleşen dava davacısı süresinde ihtara ragmen harç eksiğini tamamlamadığı için asıl dava yönünden istinafa başvurmamış sayılmasına dair ek karar gereğince asıl dava yönünden davacı tarafın istinaf başvurusu incelenmemiştir.Asıl Dava, menfi tespit, birleşen dava alacak davası olup, asıl ve birleşen dava davacısı yüklenici, davalı iş sahibidir. Asıl davada, davacı yüklenici vekili taraflar arasında 16/03/2013 tarihinde eser sözleşmesi imzalanarak, ... ili, ... İlçesi ... Mah. ... Pafta ... Ada ... Nolu Parsel üzerinde yapılmakta olan ... otelinin inşaatının tüm elektrik tesisat işlerini sözleşme ekinde keşif listesinde bulunan malzeme + işçilik birim fiyatlarıyla birlikte bazı iş kalemlerinin montaj işçiliğinin götürü şekilde anahtar teslimi olarak 30.12.2013 tarihine kadar yapılması için anlaşıldığını, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkiline ödenmesi gereken hak ediş tutarlarının ödenmediğini, müvekkili hakkında hukuka aykırı olarak gecikme cezaları kesildiğini, müvekkilinin işçilerine maaş ve SGK ödemesi yapıldığına dair iddialar ile müvekkilinin haksız borçlandırıldığını belirterek, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespiti ile hakkında yapılan icra takibinin iptaline karar verilmesini, birleşen davada ise aynı sözleşme gereğince edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı şirketin ödeme borcunu yerine getirmediğini, hakediş bedellerini ödemediğini belirterek ödenmeyen hak ediş bedellerinin tahsilini talep etmiş, mahkemece asıl davanın kabulüne davacının borçlu olmadığının tespitine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi yapılmış olup, sözleşmede işin süresi belirlenmiştir. İşin sözleşmede belirlenen sürede tamamlanmadığı, sözleşmenin iş sahibi tarafından ileriye etkili feshedildiği sabittir. Uyuşmazlık işin gecikmesinde yüklenicinin kusurlu olup olmadığı ile sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı ve davacı yüklenicinin alacağı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacı, birleşen davasını ıslah etmiş bedel arttırımına gitmiştir. Davalı ıslaha cevabında zaman aşımı itirazında bulunmuştur. TBK' 147/6 maddesinde eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda zaman aşımı süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. Yine TBK'nın 154. maddesinde zaman aşımını kesen sebepler belirtilmiş olup, alacağın ihtarname ile istenmesi zaman aşımını kesen sebep olarak düzenlenmemiştir. Mahkemece davalının zaman aşımı itirazının davacı yüklenicinin alacağını talep ettiği ihtarnameden itibaren ıslah tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçmediğinden bahisle reddedilmesi hatalı olmuştur. Dosyadaki bilgilere göre davalı iş sahibi eser sözleşmesini 02/05/2014 tarihli, ... ye. nolu ihtarname ile feshetmiş olup, dosya içinde bu ihtarnamenin davacı yükleniciye tebliğine ilişkin tebligat parçasına rastlanılmamıştır. Anılan ihtarnamenin davacı yükleniciye tebliğine ilişkin belge getirtilerek buna göre ıslahla talep edilen miktar yönünden zaman aşımı itirazının değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece söz konusu araştırma yapılmadan, farklı ve yerinde olmayan gerekçe ile zaman aşımı itirazının reddi hatalı olmuştur. Davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerindedir.Asıl ve birleşen davalar ayrı davalar olup, her davadaki talepler kendi içinde değerlendirilmeli ve karara bağlanmalıdır. Asıl davadaki talep takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti, birleşen davadaki talep ise ödenmeyen hak ediş bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, talepler birbirinden farklı olduğundan davalar arasında mahsup yapılması hatalı olmuştur. Mahkemece birleşen davalar kendi içinde değerlendirilerek her iki davada ayrı ayrı karar verilmesi gerekir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine, tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/12/2019 tarih, 2017/324 Esas, 2019/1298 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinkabulünegereğiTespit,görüşülüpasliyegönderilmesineistanbulkaldırılmasınaticaretdikkatekonusudüşünüldüMenfialacaknumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim