İstanbul BAM 53. HD 2022/520 E. 2023/1266 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
bam
2022/520
2023/1266
19 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/520
KARAR NO: 2023/1266
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/06/2020
NUMARASI: 2017/626 Esas, 2020/271 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA (İSTANBUL 9. ASHM 2018/36 ESAS SAYILI DOSYASI)
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
KARAR TARİHİ: 19/12/2023
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı-birleşen davalı vekili asıl davada, müvekkili şirketin iştigal adresinde tadilatın yapılması konusunda davalı şirket ile yazılı sözleşme yapıldığını ve avans olarak 40.000,00-TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin yenileme çalışmalarının tümünü 13 Temmuz 2016 haftasından başlayarak 5 Eylül 2016 haftasına bitirmek üzere taahhütte bulunduğunu ve avans ödemesi talep edildiğini, 15 Temmuz askeri kalkışması nedeniyle avansın davalı şirketin ortağı ...'e bir hafta geç teslim edildiğinden fiilen 20 Temmuz'da işe başlandığını, ancak davalı şirketin işin ikinci kısmına hiç başlamadığı gibi işin ilk kısmında da hatalı, kalitesiz ve taahhüt etmiş olduğu birinci sınıf malzeme ve işçilik koşullarına uygun olmayan defolu malzemeler kullanarak ve işten anlamayan işçiler çalıştırarak işi yaptığını, bunun üzerine İstanbul 16.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/36 D.iş sayılı dosyasından 14/11/2016 tarihli bilirkişi raporu alınarak davalı şirketin yapmış olduğu işlere karşılık hak edeceği miktarın 13.000,00-TL olarak değerlendirildiğini, avans olarak ödenen 40.000,00-TL ile bu bedel arasındaki fark olan 27.000,00-TL'nin haksız olarak davalının uhdesinde kaldığını, hatalı yapılması nedeniyle kullanıma uygun olmayan işlerin başka firmalara yeniden yaptırıldığını ve bu işler için toplam 12.741,11-TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin maddi ve manevi olarak kayıplar yaşadığını belirterek, tüm bu nedenlerle davalının haksız olarak fazladan tahsil ettiği 27.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline iadesine, hatalı yapılan işlemlerin söküm ve yeniden yapılması için harcanan 12.741,11-TL'nin de faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-birleşen davacı vekili cevabında, müvekkili şirket ile davacı arasında davacının adresinde proje tasarım ve uygulama işi gerçekleştirilmesi için anlaşma sağlandığını ve anlaşma uyarınca projenin iki etaptan oluştuğunu, anlaşma uyarınca belirlenen işe başlama tarihi 15 Temmuz darbe teşebbüsünün yaşandığı haftasonuna denk geldiğinden takip eden ilk iş günü olan 18.07.2016 tarihinde müvekkili tarafından projenin yapımına başlandığını, proje başlangıcında sözleşme bedelinin %30'u kadar bir tutarın müvekkiline avans olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin avans ödemesi almadan işe başlamama hakkına sahip olmasına rağmen, profesyonel iş anlayışı gereği ve iyiniyet gösterisi olarak avans ödemesi almadan işe başladığını ancak davacının projenin başından itibaren sürekli işi engellemeye çalıştığını, davacı tarafça avans ödemesinin 21/07/2016 tarihinde yapıldığını, buna rağmen müvekkilinin projeye uygun olarak 1. etap işlerini süresinde tamamladığını ve tüm kontrollerini yaparak davacıya teslim ettiğini, davacının ve çalışanlarının projenin en başından beri çıkardıkları tüm engeller ve verilen sözleşme dışı talimatlar dolayısıyla 2. etaba bir türlü geçilemediğini ve tamamlanamadığını, davacının tamamen haksız ve kötü niyetli bir şekilde İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2016/36 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit davası açtığını, müvekkili tarafından proje kapsamında birinci sınıf kalite malzeme ve ürün kullanıldığını, ayrıca her bir malzeme ve ürünün birer numunesinin davacıya sunulduğunu ve davacının onayı alındığını, müvekkilinin dava konusu projede çalıştırdığı taşeron işçilerin de alanında uzman ve profesyonel işçilerden oluştuğunu, davacının iddialarının tamamen haksız ve kötü niyetli olup gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen davacı vekili birleşen davada, asıl davaya cevap dilekçesindeki anlatımlarını tekrar etmiş ve avansın işe başlandıktan 4 gün sonra 21.07.2016 tarihinde ödendiğini, projenin 1. Etabının 12.08.2016 tarihinde bitirildiğini, davacı-b.davalının projeye sürekli müdahale etmesine rağmen projenin 1. Etabının süresinde bitirilip kendisine teslim edildiğini, müvekkilinin projenin 1. Etap işlerini tamamlamış olması nedeniyle davac-b.davalıdan 51.591,23 TL alacağı doğduğunu, bu tutarın 40.000,00-TL'sının avans olarak müvekkiline ödendiğini, müvekkilinin bakiye kalan 11.591,23-TL alacağının halihazırda ödenmediğini belirterek, müvekkilinin 11.591,23-TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacı-b.davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı-birleşen davalı vekili cevabında, asıl dava dilekçesindeki anlatımlarını tekrar etmiş ve davalı-b.davacı şirket ortağı ...'in, kendisini İTÜ mezunu bir mimar ve mimari projeler yaparak bunların uygulamasını yapan bir kişi olarak tanıttığını, müvekkili şirketin bulunduğu binanın giriş katındaki ... firmasının proje sonrası tüm önemli işlerinin yaptığını söyleyerek müvekkili şirketin yöneticisini kandırarak işin kendilerine verilmesini sağladığını, oysa ki ... firmasına sadece proje çizdiğini, aslında imalat ve montaj işlerini yapmadığını daha sonra anladığını, davalı-b.davacının işin ikinci kısmına hiç başlamadığı gibi, işin ilk kısmında da hatalı kalitesiz ve taahhüt etmiş olduğu birinci sınıf malzeme ve işçilik koşullarına uygun olmayan veya defolu malzemeler kullanarak yahut işten anlamayan işçiler çalıştırılarak işi yapmayı denediğini, davalı-b.davacı tarafın müvekkili şirkete fatura kesmediğini, yaptığı işin müvekkili tarafından gider yazılmasına engel olduğunu ve böyle de zarar verdiğini, sonuçta haksız kazanç elde ettiğini, davalı-b.davacının belirttiği gibi işin birinci kısmının tamamlandığını, bunun taraflarınca kabul edilerek teslim alındığı gibi bir durumun olmadığını, müvekkili şirket yönetici ...'in tatilden döndüğünde eksik ve hatalı işlerin yapıldığını tespit ederek düzeltilmesini talep ettiğini, ancak ... ve ...'in tüm alet ve donanımlarını toplayarak yürüttüğü işi terk ettiğini, bunun üzerine İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/36 D.iş numaralı dosyasıyla bilirkişi marifetiyle yapılan, yapılmayan ve eksik ya da hatalı yapılan işlerinin mahallinde tespiti yapılarak 14.11.2016 tarihinde ayrıntılı bir rapor tanzim olunduğunu, raporda görüldüğü üzere davacı-b.davalının yapmış olduğu işlere karşılık hak edeceği miktarın 13.000,00-TL olarak değerlendirildiğini, avans olarak ödenen 40.000,00-TL arasındaki fark olarak 27.000,00-TL'nin haksız olarak uhdesinde kalındığını, tespiti yapılan işlerden bir çoğu kalitesiz ve kullanıma uygun olmadığından bunların da başka firmalara yeniden yaptırıldığını ve bu işler için toplam 12.741,11-TL ödeme yapıldığını, davalı-b.davacının müvekkili şirketi yüzüstü bırakması ve işin tatil döneminde bitirilmemesi nedeniyle müşterileri nezdinde prestij kaybına uğradığını ve manevi olarak da kayıplar yaşandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, asıl davada davacı tarafa ait işyerinde davalı tarafça tadilat işlemi yapıldığı, tarafların ihtilafa düşüp işi sonlandırdıkları, asıl davada davacı taraf davalının haksız olarak fazladan tahsil ettiği 27.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkiline iadesi ve hatalı yapılan işlemlerin söküm ve yeniden yapılması için harcanan 12.741,11-TL'nin de faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, birleşen davada davacı taraf müvekkilinin bakiye 11.591,23-TL alacağının tahsili talep etmiş olup, 27/01/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuyla nihai olarak davalı tarafça yapılan tüm işler bedelinin %10 nefaset kesintisi sonucu 46.423,86.-TL olarak hesaplandığı, elektrik ve su borularının yan yana geçirilmesi, ofis banyo duvarındaki yamukluk gibi bazı ayıplı işlerden dolayı yüzde on nefaset kesintisinin hakkaniyete uygun olduğu, bu kabul karşısında asıl davada davacı tarafça talep edilebilecek bir bedel bulunmadığından asıl davanın reddi gerektiği, birleşen davada yukarıdaki kabul gereği peşin ödenen 40.000,00-TL düşüldükten sonra davacı tarafın bakiye 6.823,45 TL alacağı kaldığından bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, 6.823,45 TL'nin 12/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Davalı-birleşen davacı vekili istinafında; müvekkili şirketin sözleşme kapsamında yaptığı işlerde hiçbir ayıp olmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin hakedişinden %10 nefaset kesintisi yapılmasının tamamen haksız bir uygulama olduğunu, bir an için yapılan işlerde eksiklik ya da ayıp olduğu düşünülse bile, böyle bir durumda sorumluluğun müvekkili şirkette değil; tamamıyla, işin yapılması esnasında mütemadiyen sözleşme dışı talep ve talimatlarda bulunarak müvekkili şirketin işini yapmasına sürekli engel olan, ona türlü zorluklar çıkaran ve sıkıntılar yaşatan davacıda aramak gerektiğini, bu nedenle, haksız olarak uygulanan nefaset kesintisine dayalı olarak birleşen davalarının kısmen reddine dair verilen kararın (kısmen ret kararının) istinafen kaldırılmasına ve haklı davalarının (birleşen davanın) tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, istinafa konu kararın 10. maddesi hükmünün de hatalı olduğunu, 1.500,00 TL bilirkişi ücretini yatıranın birleşen dava davalısı ... Sigorta değil; tam tersine müvekkili şirket olduğunu, birleşen dava davalısı ... Sigorta tarafından yatırılan tutarın 1.500,00 TL değil, 750,00 TL olduğunu, buna göre, kabul-red oranına göre hesaplanan tutar (616,99 TL) mahsup edildikten sonra, bakiye kalan (1.500 - 616,99 = ) 883,01 TL'nin birleşen dava davacısı müvekkili ... Mimarlık'a ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle, istinafa konu kararın hatalı olan 10. maddesi hükmünün de düzeltilmesi gerektiğini belirterek, "Birleşen davanın kısmen reddine" dair kararın kaldırılmasını ve reddedilen kısım yönünden de davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı-birleşen davalı vekili istinafında; tespit davasındaki bariz belirlemelere, işbu davada alınan kök ve ek raporlarda işin davalı tarafından ayıplı olarak yapıldığı kabul edilmesine rağmen, kötü niyetli bilirkişilerin %10 gibi afaki nefaset indiriminin Mahkemece kabul edildiğini, projenin hatalı olduğu ve uygulanabilirliğinin olmadığı taraflarınca ispatlanmış olmasına rağmen bu durum görmezden gelinerek proje bedelinin de hesaba dahil edildiğini, işin taşerona devredildiği bariz ortada olduğu halde, yapmadıkları kontrol hizmet bedelinin de mahkemece uygun bulunduğunu, eksik ve hatalı işler için yaptıkları masrafların hiç dikkate alınmadığını, yapılan keşifte proje alanının yanlış hesaplandığını, bilirkişilerin lazer ölçüm cihazıyla ölçüm yaptıkları halde tamamen yanlış bir metraj belirlediklerini, ölçümün tapu kayıtlarıyla da örtüşmediğini, elektrik bilirkişisinin hiçbir hesaplama yapmadan 4.849.82 TL bedelin hakkı layıkında olduğu şeklinde görüş bildirdiğini, su boruları ile elekirik kablolarının süpürgelik içinde yanyana geçirilmesi gibi "işveren istese de böyle bir teklifi kesinlikle kabul etmemesi gerektiğinin" tespit edildiğini, ancak buna rağmen bu ve bunun gibi ayıplı işler için % 10 gibi nefaset kesintisi yapılması gerektiği şeklinde hatalı bir sonuca ulaştığını, oysa ki takdir hakkının kullanımının sayin mahkemeye ait olduğu düşünülerek, işveren istese bile yapılmaması gerektiğini belirttikleri işlerin yeniden ve kullanıma salih düzgün bir şekilde yapılması için ne kadar bir masrafın gerektiğinin raporda belirtilmesi gerektiğini, müvekkilinin bu işlerin düzeltilmesi için yaptığı masrafların hiç incelenmediğini ve bu harcamalardan raporlarda bahsedilmediğini, ayrıca ... Mimarlığın yerine monte edilen ve pil ile çalışan klozet deşarj donanımı için bilinçsiz şekilde elektrik bağlanmış gibi daha sonra sistemin bozulmasına sebep olunduğunun dahi görmezden gelindiğini, proje bedelinin tamamen iadesi gerektiğini, bilirkişilerin mahallinde inceleme yaptıkları halde projenin uygun olduğunu, mutfak girişine yapılması planlanan dolabın tatbik imkanının olduğunu zira kiriş altına kayan kapı yapılabileceğini belirtmelerinin çok şaşırtıcı olduğunu, böyle bir dolabın yapılması halinde zaten dar olan mutfak girişinin çok daraltacağı ve kayan kapının yandaki oda kapısıyla çakışacağı gerçeklerinin göz ardı edildiğini, dolap yerinin tam da mutfak girişine konulduğunu ve mutfak girişini engelleyeceğini ve konmasının mümkün olmadığını ifade etmenin objeklif ve bilimsel izaha yakışan bir açıklama olacağını, dava konusu projenin uygulanmadığını ve uygulanması da mümkün olmayan bir proje olduğunu, 30x30 cm'lik bir camekanın mutfak giriş köşesine konulamayacağını, bu takdirde mutfak girişinin kullanılmasının mümkün olamayacağını, işin hangi yüzde ile eksik kaldığının hesaplamasının; sadece delil tespit davasında çekilmiş olan resimlerin incelenmesi sonrasında, ... Mimarlık tarafından kalem kalem belirtilerek fiyatlandırılmış olan birim işlerin eksiklerinin iş yerinde nasıl ve ne şekilde tamamlanmış olduğunun incelenmesi/sorgulanması ve eksikliklerin yüzdelerini mühendislik/ mimarlık bilgileri çerçevesinde hangisinin % kaç eksikliği olduğu veya hangisinin 0 kabul edilerek yaptırılması gerektiği hesaplanması şeklinde olması gerektiğini, bu şekilde ek rapor düzenlettirilmesini talep etmelerine rağmen genel bir nefaset indirimiyle konunun kapatılmaya çalışıldığını, tespit davasında yapılan inceleme davalının işi yüzüstü bıraktığı natamam hali görülerek yapıldığı halde, işbu davadaki keşfin, müvekkili şirket sahibinin yaptığı tadilattan sonra yapıldığını ve tüm tadilatı davalı yapmış ve bitirmiş gibi rapor tanzim edildiğini, kontrol ücretinin tamamen iadesi gerektiğini, bilirkişilerin, davalının basiretsizce bir şekilde ve ayıplı işler yaptığını kabul ettiklerini, davalının kontrol görevini yapmadığının ve işi kalfa statüsünde olan taşerona devrettiğinin kendisi tarafından da inkar edilmeyen bir gerçek olduğunu, davalı tanık beyanı olarak da ifade edildiğini, bilirkişilerin bu durumun takdirini Mahkemeye bıraktıklarını, müvekkilinin kalfa eliyle bu işi yaptırmak isteseydi çok daha düşük bir bedelle ve çok daha iyi yapacak ustalara verebileceğini, bu nedenle kendi raporlarıyla çelişkiye düşecek şekilde hesaba dahil edilen kontrollük hizmet bedelinin hesaplamadan çıkartılması gerektiğini, eksik ve hatalı işler bedelinin yargılama dışı kaldığını, bilirkişi raporunda, ... Mimarlığın tüm kusurlu işlerini, başında durarak yeni bir ekibe tek tek düzelttirmelerinin, yeni tesisat çektirmelerinin, süpürgeliklere varıncaya kadar değiştirilen işler için yaptıkları masrafların hiç incelenmediğini, düzelttirilemeyen kusurlar için belirlenen %10 nefaset payı düşümünün de hiçbir hesaba ve bilimsel açıklamaya dayandırılmadığını belirterek, kararın kaldırılarak, asıl davalarının kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini yahut eksikliklerin giderilmesi için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-birleşen davalı iş sahibi, davalı-birleşen davacı ise yüklenicidir. Asıl dava, davacı-birleşen davalının "iş yerinde tadilat yapılmasına" ilişkin sözleşme ilişkisi kapsamında yapılması gereken işin ilk kısmının ayıplı ifa edildiği, ikinci kısmına ise hiç başlanılmadığı, davalı-birleşen davacının yaptığı işin karşılığının 13.000,00 TL olduğu, avans olarak ödenen 40.000,00 TL'den bu meblağ düşüldüğünde aradaki fark olan 27.000,00 TL'nin davacı-birleşen davalıya iadesinin gerektiği, ayrıca davalı-birleşen davacının hatalı yapması nedeniyle kullanıma uygun olmayan işlerin 12.741,11 TL bedelle başka firmalara yeniden yaptırıldığı (söküm ve yeniden yapım masrafı) bu bedelin de davalı-birleşen davacıdan tahsili gerektiği iddiasıyla, bu bedellerin davalı-birleşen davacıdan tahsili talebine ilişkindir. Davalı-birleşen davacı vekili cevabında, davacı-birleşen davalının başından beri işi engellemeye çalıştığını, buna rağmen 1. Etap işlerinin projeye uygun olarak yapılarak kendisine teslim edildiğini, davacı-birleşen davalı ve çalışanları yüzünden 2. Etaba başlanılamadığını, yapılan kısımdaki işlerin ayıplı veya sözleşmeye aykırı olmadığını belirterek, asıl davanın reddini istemiştir. Birleşen dava, davalı-birleşen davacı yüklenicinin 1. Etap işlerini bitirdiği için 51.591,23 TL alacağı olduğu, bu tutardan 40.000,00 TL'lik avans ödemesi düşüldüğünde bakiye 11.591,23 TL alacağı kaldığı iddiasıyla, bu bedelin davacı-birleşen davalı iş sahibinden tahsili talebine ilişkindir. Davacı-birleşen davalı vekili cevabında, asıl dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek birleşen davanın reddini istemiştir. Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise 6.823,45 TL üzerindem kısmen kabulüne karar verilmiş olup, birleşen davanda reddedilen miktar 4.767,78 TL'dir. 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı karar tarihi (2020) itibariyle 5.390,00 TL olduğundan, istinafa konu kararla birleşen davada reddedilen miktar karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı altında bulunmaktadır. Bu nedenle, davalı-birleşen davacı vekilinin birleşen davada reddedilen miktara ilişkin olarak yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK.352/1-b hükmü gereğince miktar yönünden kesinlikten reddine karar verilmesi gerekmiştir. Diğer istinaf itirazları değerlendirildiğinde ise; Taraflar arasındaki "davacı-birleşen davalının iş yerinde tadilat yapılmasına" ilişkin tarihsiz sözleşmede kararlaştırılan götürü bir bedel bulunmamaktadır. Sadece 20.000,00 TL'lik bir "birinci keşif bedelinden" bahsedilmiştir. Sözleşmede, yapılacak işlere ilişkin olarak bir birim fiyat listesi varmış gibi yazımda bulunulmuş ise de keşif özetinde miktar ve birim fiyatları gösterir bir liste bulunmamaktadır. Dosyaya iş bedeline ilişkin olarak sadece imza içermeyen 20.07.2016 ve 12.08.2016 tarihli "1. Hakediş icmal ve gömlek sahifeleri" sunulmuş olup, bunlardaki bedellerin toplamı KDV hariç 51.591,23 TL'dir. Davacı-birleşen davalı iş sahibi tarafından İstanbul 16.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/36 D.iş sayılı dosyasından yaptırılan tespite ilişkin olarak sunulan 14/11/2016 tarihli bilirkişi raporunda; bahsi geçen imzasız hakedişten yola çıkılarak bir değerlendirme yapılmış, bu hakedişte geçen işlerden yapılmamış olanlar ile ayıplı ve eksik yapılanlar tespit edilmiş, yapılan işlerin serbest piyasa rayicine göre bedelleri ise toplam 13.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece, asıl ve birleşen davalara konu uyuşmazlıkların çözümü için, önce mimar ve inşaat yüksek mühendisinden oluşan 2 kişilik 1. Bilirkişi heyetinden, mahallinde keşif yapılmak ve keşifte taraf tanıkları da keşifte dinlenmek suretiyle 19.11.2018 tarihli rapor alınmış, bu raporda; 20.07.2016 tarihli imzasız 1. Hakediş üzerinden yapılan hesaplama ve tespit edilen bir kısım ayıp ve eksikler nedeniyle takdir edilen %10'luk nefaset kesintisi ile hak edilen iş bedeli KDV hariç 43.435,91 TL olarak bulunmuştur. Bu raporda, sadece (F) bendinde (7. Sayfa) belirtilen wc seramik, derz, pencere vs. ayıplarından yüklenici sorumlu tutulmuş ve söz konusu %10'luk nefaset kesintisi bunlara ilişkin belirlenmiştir. İşin projesine uygun yapılmadığı hususu ve su tesisatındaki hatalar bakımından ise (6-7. Sayfalar) sözleşmenin 3.6. ve 3.5.8. Maddelerine dayalı olarak yüklenici sorumlu tutulmamıştır. Sonrasında yeni oluşturulan mimar, yüksek mimar ve inşaat mühendisinden oluşan 3 kişilik 2. Bilirkişi heyetinden dosya üstünden (yerinde inceleme yetkisi verilerek) 20/05/2019 tarihli bilirkişi raporu alınmış, bu raporda da; yine 20.07.2016 tarihli imzasız 1. Hakediş üzerinden yapılan hesaplama ve tespit edilen bir kısım ayıp ve eksikler nedeniyle takdir edilen %10'luk nefaset kesintisi ile hak edilen iş bedeli KDV hariç 41.834,02 TL olarak bulunmuş, bu heyete elektrik mühendisi de eklenmek suretiyle alınan 27.01.2020 tarihli ek raporda ise; elektrik işleri de dahil edilerek, hak edilen iş bedeli KDV hariç 46.423,85 TL olarak belirlenmiştir. Elektrik işleri için de ayrıca bir hesaplama yapılmamış, 2016/36 D.İş sayılı dosyasında belirlenen 4.849,82 TL yerinde görülmüş, ancak "elektrik kablolarının süpürgelik içinden geçirilmesi işleminin iş sahibi istese bile yapılmaması gerektiği" belirtilmesine rağmen bu işlem için sadece %10'luk bir nefaset bedeli düşülmesi yoluna gidilmiştir. Yine bu ek raporda, kök rapor düzenlenirken yerinde yapılan ölçümlerde belirlenen ölçülerin doğru ve mimari projeye uyun olduğu belirtilmiş ise de projenin imzalı bir nüshasının iş sahibine sunulmadığı iddiasının takdiri, yani iş sahibinin projeye onayının olup olmadığı hususu Mahkemenin takdirine bırakılmıştır. İş sahibinin 2. Bilirkişi heyeti kök raporuna itirazında projelerin usulsüz olmaları nedeniyle bir bedel hak etmediklerine ve ölçüm yapılmamasına dair ayrıntılı itirazları bulunmaktadır. Yine bu ek raporda, "yüklenicinin işi kontrol etmediği" iddiasının uzmanlık alanları dışında olduğu belirtilmiş olup, bilirkişi incelemesi bu yönden eksik kalmıştır. Ayrıca, yüklenicinin eksik ve hatalı işlerinin iş sahibi tarafından yeni bir ekibe düzelttirildiği, yeni tesisat çektirildiği, süpürgeliklerin değiştirtildiği iddiasına dayalı masraf talebi bakımından da bir değerlendirme bulunmamaktadır. Yukarıda özetlenen tespit raporu ile 1. ve 2. Bilirkişi heyeti raporları birbirleriyle çelişkili görüş ve hesaplamalar içermektedirler. 1. Bilirkişi heyeti raporunda yüklenicinin sorumlu tutulduğu bazı ayıplardan 2. Bilirkişi heyeti raporunda yüklenici sorumlu tutulmazken, 1. Bilirkişi heyeti raporunda yüklenicinin sorumlu tutulduğu bazı kalemlerden de 2. Bilirkişi heyeti raporunda yüklenici sorumlu tutulmamıştır. Ayrıca, tespit raporunda, yapılan işlerin bedeli piyasa rayicine göre (mevcut halleri ile) tespit edilirken, 1. ve 2. Bilirkişi heyeti raporlarında imzasız hakedişteki rakamlar üzerinden hesaplama yapılmıştır. Ayrıca, 2. Bilirkişi heyeti raporunda, iş sahibinin birleşen davaya verdiği cevaptan yola çıkılarak, sözleşmenin yükleniciye ait 135.897,72 TL'lik fiyat teklifi üzerinden kurulduğu kabul edilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki "davacı-birleşen davalının iş yerinde tadilat yapılmasına" ilişkin sözleşmeye konu işin ifa sırasında fiilen sonlandırıldığı, bunun sözleşmenin feshi anlamına geldiği, taraf talepleri dikkate alındığında bunun ileriye dönük fesih olduğu, bu durumda yüklenicinin fesih tarihi itibariyle hak ettiği iş bedelini iş sahibinden talep edebileceği, sözleşme ifa ile sonuçlanmadığından eksik iş bedeli istenemeyeceği, varsa ayıplı işler nedeniyle talepte bulunulabileceği, sözleşmede bir bedel belirlenmediği için yapılan işlerin eksik ve ayıplar da gözetilerek yapıldıkları zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerektiği, sözleşme ifa sırasında fiilen sona erdiğine göre, kural olarak, fesih tarihine kadarki işlerin ve eksik tamamlamalarının yüklenici tarafından, fesihten sonrakilerin ise iş sahibi tarafından yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için iki ayrı bilirkişi heyetinden raporlar alınmış ise de yukarıda açıklandığı üzere bu raporlar arasında ve bu raporlarla dava öncesi alınan tespit raporu arasında kısmi farklılıklar ve çelişkiler bulunduğu, bu çelişkilerin ve yukarıda yer verilen bir kısım rapor itirazlarının denetim elverişli bir şekilde açıklığa kavuşturulmadıkları gibi hükme esas alınan rapordaki değerlendirme ve hesaplamaların da bu paragrafta açıklanan hususlara ve usule uygun bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre Mahkemece, oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti eşliğinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle, yukarıda açıklanan karine ve değerlendirme usulü göz önünde bulundurularak yeni bir hesaplama yaptırılması ve bu raporda daha önce alınan raporlar arasındaki yukarıda yer verilen çelişkili hususların açıklığa kavuşturtulması, asıl ve birleşen davalardaki her bir talep kalemine ilişkin olarak raporlar arasındaki farklı görüş ve değerlendirmeler ile istinaf dilekçelerinde de ileri sürülen bunlara ilişkin ayrıntılı taraf itirazlarının değerlendirilmesi, iş sahibinin kendisinin yaptırdığını belirttiği işlerin araştırılıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı-birleşen davacı vekilinin birleşen davanın reddedilen kısmı bakımından yaptığı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/2 ve 352/1 maddeleri uyarınca miktar yönünden kesinlik sınırının altında kaldığından reddine, taraf vekillerinin diğer istinaf taleplerinin ise kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı-birleşen davacı vekilinin; birleşen davanın reddedilen kısmı bakımından yaptığı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/2 ve 352/1 maddeleri uyarınca miktar yönünden kesinlik sınırının altında kaldığından REDDİNE, 2-Taraf vekillerinin diğer istinaf başvurularının KABULÜNE, 3-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/06/2020 tarih, 2017/626 Esas, 2020/271 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15