SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 53. HD 2022/476 E. 2023/1254 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/476

Karar No

2023/1254

Karar Tarihi

14 Aralık 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/476

KARAR NO : 2023/1254

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/07/2020

NUMARASI : 2017/205 Esas, 2020/277 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 14.12.2023

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, davalı ana yüklenici ( işveren ) ile müvekkili alt yüklenici ( taşeron ) arasında 10/11/2014 tarihinde ... Projesi yönünden bir ön protokol imzalandığını, müvekkili alt taşeronun bu projedeki bir kısım işleri üstlendiğini, bu çerçevede gerekli malzeme ve ekipmanın şantiye sahasına müvekkilince indirildiğini, imalatın devamı aşamasında belirli bir hak ediş alacağına ulaşıldığını, ancak iş veren tarafından yapılan baskı ve malzemenin iade edilmemesi ile alacaklarının ödenmemesi sebebiyle 07/02/2015 tarihli ... kaba inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşme konusu işi de tamamladığını ancak davalı tarafın talimatı üzerine sahaya getirdiği malzeme ve ekipmanın tümünün davalı firma tarafından "bize borcunuz var" iddiasıyla aylarca alıkonulduğunu, tüm taleplerine rağmen bu malzeme ve ekipmanın iade edilmediğini, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın ya da muaccel bir borçları olmaksızın davalı tarafın hukuksuz bir "hapis hakkı" kullandığını, bunun üzerine müvekkilinin 2 adet ecrimisil faturası kestiğini, 3.234.955,27 TL ve 172.814,81 TL'lik faturaları davalıya gönderdiğini, davalı tarafından müvekkiline 15/12/2016 tarihli bir ihtar gönderilerek malların iade alınmasının istendiğini, buna karşılık müvekkilince davalı şirkete 21/12/2016 tarihli ihtar gönderilerek şantiyede zorla alıkonulan menkul malların listesinin gönderildiğini ve malların davalı tarafça sayılıp, listelenmesinin istendiğini, davalı tarafından herhangi bir liste gönderilmediğini, kesmiş oldukları faturalarında iade edildiğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız bir itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafla 07/02/2015 tarihinde MHC kaba inşaat sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin üstlendiği iş ve şirketler arasındaki ticari ilişki kapsamında yapılan işten fazla ödemenin gerçekleştiğini, bu nedenle davalı şirketin alacaklı konumunda bulunduğunu, işin bitiminden sonra kesin hesabın çıkartılması için davacı şirket yetkililerinin yazılı ve sözlü talepte bulunduklarını ancak müspet cevap verilmediğini, davacı şirketten alacaklı olan müvekkili şirketin davacının malları üzerinde hapis hakkını kullandığını, bu nedenle hapis kapsamında uhdesinde tutulan mallara ilişkin ecri misil faturası kesilmesi ve bu yolla borç tahakkukunun haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu faturalara yasal süre içinde itiraz ettiklerini ve iade ettiklerini , müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddiyle birlikte %20 kötü niyetli takip tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili daha sonra, davacının sözleşme gereğince edimini yerine getirmediğini, bu nedenle onun ediminin üçüncü şahıslarca yerine getirildiğini, davacının inşaat sahasındaki ekipmanlarının müvekkili şirketin kullanmadığını, onun işlerini tamamlayan üçüncü şahıs konumundaki şirketçe bu ekipmanların kullanıldığını, rızası dışında bir kullanımın söz konusu olmadığını, üçüncü şahısla davacı arasında bağ olduğunu, ecri misil talep ettiği dönemde zaten kendisinin müvekkiline borçlu durumda olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın 26/02/2016 tarihli yazısında davalıya işin bitirildiğini malzemelerin ve ekipmanların iade edilmesinin talep edildiği, dosya kapsamının da bunu doğruladığı, bu nedenle iade borcunun 26/02/2016 tarihinde doğduğu, davalının da başvurusuyla davacı tarafından söz konusu malzeme ve ekipmanların 2017 yılının Şubat ayı başında alındığını, söz konusu bu iadeyle birlikte davacının 12 aylık bir süre içinde söz konusu ekipman ve iş araçlarını kullanamadığını, davalı vekilin, söz konusu ekipmanların davacının rızasıyla üçüncü şahıs konumunda olan ve davacının yarım bıraktığı işleri tamamlayan firmalar tarafından kullanıldığını savunmuş ise de bunun ispat edilmediğini, tarafların tacir olduğu, davacıya ait malzemelerin, yarım bırakılan işi tamamlayan üçüncü şahıs konumundaki firmalar tarafından kullanılması yönünde davacının bir rızası varsa davalının basiretli davranıp bu rızayı protokole dökmesi gerektiği, davalının sonradan getirdiği bu savunmaya itibar edilmediğini, davaya cevap dilekçesinde açıkça bildirdiği gibi davacı şirketten alacaklarına karşılık "hapis hakkını" kullandıkları yönündeki savunmanın kabul edildiğini, incelenen ticari defter ve kayıtlarda, davalı tarafından kullanılmaya başlanan hapis hakkının başlangıcında da davalının alacaklı konumunda olmadığını, bu nedenle hapis hakkını haklı gösterecek bir durumun söz konusu olmadığını, ayrıca o işle iştigal eden davacının çalışmasını engelleyici şekilde hapis hakkının kullanamayacağını, davacının bir yıllık zararının karşılığında ne miktar alacağının takibe koymakta haklı olduğu hususunda rapor aldırıldığını, zararın takip tarihi itibariyle 385.077,20 TL olduğunun kabule şayan bulduğunu, bilirkişi raporunda davacı şirketin bu makineleri kullanamamaktan kaynaklanan zararının evvelki yıllardaki faaliyet ve kar durumuna göre hesaplandığını, bu süre içinde çalışmamaktan dolayı temin ettiği faydaları da düşülerek hesaplamanın yapıldığını, alacağın likit olmadığını ve kötüniyet tazminatı şartlarının da oluşmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile icra inkar tazminatı ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, davacının eser sözleşmesindeki yükümlülüğünü yerine getirmesine ve davalı şirkette herhangi bir borcu tespit edilmemesine rağmen, malzeme ve ekipmanları hapis tutan davalı şirkettin, düzenlenen ecri misil fatura bedelini ödemekle yükümlü olacağı hususu kabul edildiği takdirde ,davacının, takip tarihi itibarı ile davalıdan 3.407.770.08 TL ecri misil alacağının bulunduğu kök rapor ile belirlendiğini, vakıa olarak tamamen , miktar yönünden büyük ölçüde kök raporu teyid edenek raporun bu bölümünden karar gerekçesinde hiç söz edilmeyerek , her iki raporun hükme esas alınan ve alınmayan yönleri karar gerekçesinde tartışılıp değerlendirilmeden gerekçenin kurulmuş olması hatalı olduğunu, şartları oluştuğu halde davacı lehine kabul edilen alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmemiş olmasının da hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafında, hapis hakkının koşullarının mevcut olduğunu, ticari hapis hakkının oluşabilmesi için, her iki tarafın tacir olmasını ve alacağın ve zilyetliğin tarafların arasındaki ticari ilişkilerden doğmasını yeterli sayıldığını, mahkeme kararında ve bu karar dayanak teşkil eden bilirkişi raporlarında hapis hakkının şartları değerlendirilirken sadece davalı ile davacı arasındaki cari hesap hareketlerine göre alacaklı/borçlu olup olmama durumları incelendiğini, yöntem inşaat'ın sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin tam ve gereği gibi yerine getirilip getirilmediği, getirilmiş ise bu edimlerin yöntem inşaat tarafından mı yoksa 3. kişilerce mi yerine getirildiği, bu yönden hapis hakkının doğup doğmadığı hususları irdelenmediğini, davalının hapis hakkını davacı şirketin de rızası ile sözleşme ile üstlenilen işlerin tamamlanmasına yönelik olarak kullandığını, davalının bu süre zarfında bu araç ve ekipmanları hiçbir suretle kullanmadığı, kiraya vermediğini ve faydalanmadığını, bu ekipmanların davacının taahhüt ettiği işin tamamlanması için kullanıldığını ve bedelinin sözleşme bedeline dahil olduğunu, ecrimisil talebinin haksız olduğunu, yöntem inşaat'ın 26.02.2016 tarihli taşınırların iadesi talebinin altında yatan sebep sözleşmeden doğan yükümlülüklerin sona ermesi değil, yöntem inşaat'ın içine düştüğü ödeme güçlüğü ve sonrasında iflas ile sonuçlanan süreçte bu taşınırları elden çıkararak kendisine mali kaynak yaratma girişimi olduğunu, davacı şirkete gönderilen 15.12.2016 tarihli ihtarname ile hapis hakkından vazgeçtiğinin bildirildiğini, bilirkişi raporunda tespit edilen iade borcunun başlangıç ve bitiş tarihinin hatalı belirlendiğini, araç ve ekipmanların teslimini gerektirecek bir kabul gerçekleştirilmediğini, davacı taahhüdü altında bulunan ana hastane kaba yapı işleri ile ilgili olarak sözleşme ile üstlenmiş olduğu yükümlülüklerini yerine getirmekte yetersiz kaldığını, ecrimisil talep edilen dönemde davalıya borcu olduğunu,cari hesap incelemesinin yetersiz olduğunu, davacı talebinin haksız ve fahiş olduğunu, kar mahrumiyeti hesabının hatalı olduğunu, davacının hali hazırda elindeki projeyi dahi bitirme gücü olmadığını, kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı yüklenici sözleşmeye konu kaba inşaat işinde kullandığı araç ve gereçlerin iade edilmediğini ileri sürerek bundan kaynaklı zararını icra takibi ile talep etmiş, davalı ise davacının işi eksik bıraktığını ve başka şirket tarafından tamamlandığını, davacıdan da alacaklı olduğunu savunarak araç ve gereçleri hapis hakkı kapsamında iade etmediğini beyan etmiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna göre karar verilmiş, ancak, bilirkişi raporunda hesaplama yöntemi doğru olsa da yapılan inceleme ve araştırmalar hüküm kurmaya elverişli bulunmamıştır. Eser sözleşmelerinde, imalatta kullanılan araç ve gereçler sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde en geç teslim tarihinde iade edilmesi gerekmektedir. Hapis hakkı kullanımı, bu araç ve gereçlerin iade edilmemesi için bir gerekçe olsa da öncelikle işin teslim edilip,edilmediği; teslim edilmemiş ise işin terk edildiği tarih itibariyle iade yükümlülüğü doğacağından bu tarih esas alınarak davalı iş sahibinin hapis hakkı kullanımının şartlarının bulunup, bulunmadığı araştırılıp sonuca gidilmesi gerekir. O halde öncelikle sözleşme hükümleri de gözetilerek işin teslim edilip, edilmediği kesin olarak belirlenmeli; belirlenememesi durumunda işin terk edildiği tarih saptanmalı ve bu tarihe göre değerlendirme yapılmalıdır. Dosya kapsamına göre davalının kendi usulüne uygun tutulmuş defterine göre en geç takip tarihi itibariyle dahi borçlu olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiği anlaşılmakla haksız olarak hapis hakkı kullanıldığı anlaşıldığından yukarıda açıklanan tarihler belirlendikten sonra, belirlenen tarihten itibaren davalının, davacı yükleniciye araç ve gereçleri alması için gönderdiği ihtarname ile temerrüde düşürdüğü temerrüt tarihine göre hesaplama yapılması gerekmektedir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek verilen karar doğru görülmemiş, kararın kaldırılması gerekmiştir.Ayrıca talebe konusu hususun yargılamayı gerektirdiği, likit olmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/07/2020 tarih, 2017/205 Esas, 2020/277 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

  1. Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4. Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE,5. Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6. İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğikabulünegörüşülüpİptaliSatımdanistanbulkaldırılmasınakonusudüşünüldüKaynaklanan)numarasıİtirazın(Ticarihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim