Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2024/779
2024/989
10 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/779
KARAR NO: 2024/989
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/683
KARAR NO: 2024/65
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
DAVA: Kooperatif Yönetim Kurul Kararının, Daire Paylaşımına İlişkin Protokollerin ve Kura Çekim Kararının İptali
KARAR TARİHİ: 10/07/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı ...nin üyesi olduğunu, davalı kooperatif ve diğer davalı müteahhit arasında kooperatife ait ... İli, ... (Şişliden devir) İlçesi, .... Bölge, ... Köyü, .... Pafta, .... Ada, ... parselde bulunan 26.196 m²'lik arsayla ilgili olarak imzalanan 27/07/2007 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, kooperatifin 22/09/2007 tarihli olağan üstü genel kurulunda onaylandığı, dairelerin bölüşümünün sözleşmenin 3. maddesi hükümlerine göre yapılması gerekirken herhangi bir şerefiye incelemesi yapılmaksızın, davalılardan ... İnşaatın yaptığı 3 adet bloktan ortadaki blok hiç hesaba katılmaksızın ayrıca şerefiyesi en düşük olan bahçe kat üstü düşük kottaki daireler davalı kooperatife kalacak şekilde bir paylaşıma gidildiğini, üretilen yerlerden şerefiye, maddi değeri en yüksek olan ve her blok altında yer alan dükkanlardan da davalı kooperatife hiç yer verilmediği,Yapılan paylaşıma dair genel kurulda hiçbir bilgi verilmediğini ve üyelerin fikrinin sorulmadığını, davacının da içerisinde bulunduğu kimi üyelerin 14/06/2014 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul toplantısında Kooperatifler Kanununun 46.maddesi gereği gündeme madde eklenmesini talep ettiklerini ancak söz konusu talebin reddedildiğini, bunun üzerine "genel kurulda bilgi verilmeden paylaşım yapıldığı, yapılan paylaşımda müteahhit firmaya haksız çıkar sağlandığı" gerekçelerini içeren muhalefet şerhlerini Divan Başkanlığına sunduklarını, anılan genel kurulda bilgileri haricinde şerefiye ölçümü yapılmadan, müvekkili de dahil kooperatif üyelerinin telafisi mümkün olmayacak şekilde zarara uğratan bu paylaşımın hukuken yoklukla malul olması gerekirken protokoldeki paylaşımı esas alan kuranın 14/06/2014 tarihinde çekilmiş bulunduğunu, Kura çekimine dair Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmede yer alan prosedürün de uygulanmadığını, söz konusu 14/06/2014 tarihli genel kurulda müvekkilinin de içinde bulunduğu kimi üyelerin kura çekimine ilişkin gündeme madde eklenmesini talep ettiklerini ancak söz konusu talebin reddedildiğini, mevzuat ve ana sözleşmeye aykırı daire paylaşımına dair yönetim kurulu faaliyetinin iptalinin, kanun ve ana sözleşmedeki prosedürlere de uygun olmayan şekilde belirlenen kura işleminin esas dayanağını da ortadan kaldıracağını, bu sebeple kura işlemleri prosedürüne uygun yapılmış olsa dahi dayanağı paylaşım işleminin hukuka aykırı olması sebebiyle kura işleminin konusuz ve hukuka aykırı kaldığını, 14/06/2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların bir çoğunun iptali talep edilen paylaşım faaliyeti ve kura neticesini etkileyecek kararlar olması itibarı ile bu aşamada aynı dava ile ileri sürüldüğünü, bu kararlardan 7 nolu karar ile kura neticesi ödenecek bedellerin belirlendiğini, 8 nolu kararın paylaşım sonucu verilecek dairelerden birine ilişkin olduğunu, 10 nolu kararın usulsüz paylaşım ve kuraya göre belirlenen dairelerin tapularının verilmesine ilişkin olduğunu, 11 nolu kararın paylaşım ve kura sonucu belirlenecek duruma dair olduğunu ayrıca davacının ve birçok üyenin tüm kararlara muhalefet ettiği halde, muhalefet şerhlerinin tutanağa yazdırılmadığını, bir kısım kararların ise oy birliği ile çıkmış gibi gösterildiğini, Davalılar arasında yapılan Bağımsız Bölüm Paylaşım Protokolü’nün hangi kıstaslara göre tanzim edildiğinin, şerefiye paylarının oluşturulup oluşturulmadığının, bloklardan orta kısımda olanından neden davalı kooperatife daire tahsis edilmediğinin, maddi değeri en yüksek işyerlerinin neden paylaşım dışı bırakıldığının, m² bazında kat karşılığı inşaat sözleşmesi hükümlerine göre %25 arsa sahibi, %75 müteahhit firma olacak şekilde varılan anlaşmanın şerefiye paylarının nasıl olup da ıskalanarak daire paylaşımının sağlandığını, bir kısım bağımsız bölümlerin neden paylaşım listesinde yer almadığının anlaşılamadığını, bu vaziyetin davacı dahil tüm üyelerin zararına olduğunu, davalı ...İnşaatın aralarında yaptıkları Bağımsız Bölüm Paylaşım Protokolü ile kooperatif üyelerinin zararına hareket ettiklerini belirterek;... Kooperatifi ile diğer davalı ... İnşaat arasındaki daire paylaşımına ilişkin yönetim kurulu karar ve faaliyetinin iptaline, davalılar arası protokol ile paylaşımı esas alan ama yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı kura çekim kararının iptaline, 14/06/2014 tarihli genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı Kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı kooperatifin 2001 yılında, ... Mahallesinde, mülkiyeti hâzineye ait, askeriyeye tahsisli bir alan üzerinde yaşamakta olan yaklaşık 100 haneli gecekondu halkının bu araziyi satın alarak inşaat yaptırmak suretiyle sorunlarını çözmek için kurulduğu; gecekondu halkının bu araziyi satın alacak maddi gücü bulunmadığından ... İnşaatın ikna edilerek bedelin onun tarafından ödenmesi sonucu arsanın Kooperatif adına satın alındığını, ... İnşaat ile de Üsküdar ... Noterliğinin 27/07/2007 tarih ve ... sayılı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmenin 3. maddesi gereğince yapılacak inşaatın %25'inin Kooperatife, %75'inin Yükleniciye verileceği, paylaşımın blok bazında yapılabileceği, bu yeterli olmazsa kooperatife diğer bloklardan da daire verilebileceğinin kararlaştırıldığını, davacı ...'ın, bu alanda yaşayanlardan biri olmasına rağmen, Kooperatifin bahsedilen işlemleri yaparken ve bu bölgesel sorunu çözmeye çalışırken uzun yıllar kooperatife üye olmadığını, kooperatif zorlukları aşarak arsayı satın alıp kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra 2011 yılında hazır kooperatife üye olduğunu, esasen davacı ile Genel Kurulda muhalif olan bir kısım akrabalarının, bu arazi için ayrı bir kooperatif kurduklarını, bu nedenle kooperatife muhalif ve rakip olduklarını, burada benzer proje gerçekleştirmek istediklerini ancak bu projelerinin gerçekleşmemesi üzerine davalı kooperatife üye olduklarını, kooperatife sonradan üye olan davacı ve bazı akrabalarının kooperatif hisselerinin ortak miras bırakandan kalma olduğu ve kendilerinin de bu hisselerde hak sahibi bulunduğu iddiası ile kooperatife başvuran ... ve ... adlı şahısların talepleri kooperatif tarafından kabul edilmeyince bu şahısların üyeliklerinin tespiti talebi istemiyle İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesi'nin 2011/409 Esas no’lu dosyası ile dava açtıklarını, kooperatif paylarına tedbir konulmasının talep ettiklerini, davacı ve akrabalarının kooperatif paylarına tedbir konulduğunu, kooperatif yönetim kurulu tarafından, tedbirli bu hisselere düşen dairelerin kuralarının üyeler adına değil, tedbirli daireler olarak kuraya dahil edilmesine ve bu dairelerin ferdileştirilmesinin söz konusu dava süreci sonuna bırakılmasına karar verildiğini, davacının genel kurulda bu karara itiraz etmediğini, kuraların bu şekilde çekildiğini, kura sonrası davacının tedbirli daireler olarak belirlenen ancak ferdileştirilmesi yapılmayarak yargı süreci sonuna bırakılan bu dairelerin anahtarlarının kendine verilerek dairelerin teslim edilmesini istediğini, mahkemenin ihtiyati tedbir kararına aykırı olduğu görülen bu talebi kabul edilmeyen davacının kooperatife gelerek avukata, kooperatif başkanına ve yöneticilere saldırdığını, anahtarları vermezlerse kendilerini yaşatmayacağını söylediğini, küfür ve hakaret ettiğini, daha sonra üyelik tespiti davasının davacıları ile davalılarının anlaştığını, hisselerdeki tedbirin kaldırıldığını, tedbirin kalkması sonucu daha önce tedbirli daireler olarak kurası çekilen dairelerin kuralarının da bu kez ilgililerin aralarındaki anlaşmaya göre çekilerek hak sahiplerine teslim edildiğini, davacının iyiniyet kurallarına aykırı olarak kooperatif aleyhine elinden geleni yaptığını ve kooperatifi işlemez hale getirmeye çalıştığını, davacının divan başkanlığına kendisi ve 9 arkadaşının imzaladığı bir önerge sunduğunu, bu önerge ile daire kura çekiminin ertelenerek şerefiye üzerinden paylaşım yapılması hususunun gündeme madde olarak eklenmesini talep ettiğini, talebin kanunda öngörülen asgari nisaba ulaşılmaması itibarı ile reddedildiğini, davacının alınan kararlara ilişkin hiçbir muhalefet şerhinin bulunmadığını ayrıca genel kurulda alınan kararların hangilerinin, hangi nedenle iptalinin istendiğinin açıkça dava dilekçesinde belirtilmesi gerekirken bunun yapılmadığını genel kurul kararlarının toptan iptalini istemenin usul ve yasaya aykırı olduğunu davacının daire paylaşımına ilişkin yönetim kurulu kararının, düzenlenen protokol ve kura çekim kararının iptali istemlerinin usul ve yasaya aykırı olduğundan reddinin gerektiğini, iptali istenen 14/06/2014 tarihli genel kurulun 2013 yılı hesap dönemine ilişkin olduğunu, davacının iddiasına konu hususların ise 2014 yılı hesaplarına ilişkin olarak yapılacak genel kurulda görüşüleceğini, hesapların ve protokollerin gelecek genel kurulun gündeminde görüşüleceğinden kesinleşmelerinin söz konusu olmadığını ayrıca yüklenici ile 10/05/2014 tarihinde yeni bir protokol imzalandığını, bu nedenle dava konusu protokolün hükümsüz kaldığını, bu nedenle davacının dava konusu genel kurul gündeminde olmayan, gelecek genel kurullarda görüşülüp karara bağlanacak konularda dava açtığını ayrıca diğer davalı yükleniciden kooperatifin başka alacağı olup olmadığı yönünde yargı yoluna başvurulması için kooperatif yönetim kurulunun 25/06/2014 tarih 198 sayılı karar alarak davalı yüklenici ... İnşaat aleyhine İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1383 E. Kayıtlı davanın açıldığını, davacı dışında hiçbir ortağın itirazının olmadığını, ortaklara sözleşme ile belirlenen süreden önce dairelerin teslim edildiğini, davacının bazı dairelerin paylaşım listesinde yer almadığı iddiasının anlaşılamadığını zira dilekçesinde ifade ettiği bağımsız bölümlerin de paylaşım listesinde bulunduğunu belirterek davacının usul ve yasaya, kooperatif ana sözleşmesine, iyiniyet kurallarına aykırı olan, öncelikle telafisi imkansız sonuçlar doğuracağından tedbir talebinin ve diğer tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından huzurdaki dava konusu uyuşmazlık hakkında iki farklı talepte bulunulduğunu, söz konusu taleplerin iki ayrı davada görülmesi gerekirken, davacı tarafından hukuka aykırı şekilde tek dava içinde ileri sürüldüğünü, bu nedenle davaların tefrik edilmesi gerektiğini, davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olmadığı göz önüne alınarak, dosyanın davaya bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile Kooperatif arasında yapılan bağımsız bölüm paylaşım protokolünden dolayı herhangi bir hakkı etkilenmeyen ve bu sebeple oluşan bir zararı da bulunmayan davacının kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptali davası açısından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını zira, kooperatif yönetim kurulu kararları açısından iptal davası açma hakkının bulunmadığını, 12/07/2011 tarihli "Bağımsız Bölüm Paylaşım Protokolü"nün diğer davalı kooperatif arasında imzalanmış olup, davacının protokolün tarafı olmadığını, davacının tarafı olmadığı Protokol’ün iptalinin doğrudan talep edilemeyeceği ve Protokolün feshinin, iptalinin ya da Protokolden doğan her türlü hakkı talep etme yetkisinin yalnız Protokolün taraflarına ait olduğunu, bu nedenle davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle iptalinin gerektiğini, davacının 14/06/2014 tarihli kooperatif genel kurul kararları ile daire paylaşımına ilişkin kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin taleplerini müvekkili şirkete karşı ileri sürmesinin hukuken mümkün olmadığından, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davacı tarafından iddia edildiği gibi, kooperatif ve kooperatif üyelerini zarara uğratan faaliyetlerde bulunmadığını, yapılan kura çekimi neticesinde davacıya ... Blok ... Katta 116 nolu 3+1 tipinde 117,15 m² bağımsız bölümün isabet ettiğini, bu nedenle düşük kot iddiasının yerinde olmadığını, daire paylaşımının sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, kooperatif ile imzalanan 10/05/2014 tarihli ek protokol ile davacının daire verilmediğini iddia ettiği A Blok'tan 2 adet dairenin daha kooperatife verildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek; davanın hukuki yarar eksikliği sebebiyle reddine, Mahkemenin aksi kanaate varması halinde aktif husumet ve pasif husumet yokluğu itirazları göz önüne alınarak davanın reddine, aksi halde esasa ilişkin beyan ve itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN VE DAİREMİZİN KARARLARI İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli 2016/380 E. 2018/212 K. sayılı kararını ile; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı, üyesi bulunduğu Davalı ... kooperatifi ile ... arasındaki daire paylaşımına ilişkin yönetim kurulu kararı buna ilişkin faaliyetlerin, protokolün, kura çekiminin ve 14.06.2014 tarihli genel kurul kararının iptalini talep etmiştir. Genel Kurulun iptali talebi ile beraber, Yönetim Kurulu ve Daire Paylaşımına ilişkin protokolün iptali talebi birlikte görülemeyeceğinden, Mahkememizce dosya tefrik edilmiş, asıl dosya olan 2014/1251 esas sayılı dosyada Genel Kurul Kararının iptali, tefrik edilen dosyamızda ise Yönetim Kurulu Kararının ve buna ilişkin protokollerin, kura çekiminin iptali yargılama konusu edilmiştir. 6102 Sayılı TTK ve Kooperatifler Kanununda Yönetim Kurulu Kararlarının iptaline ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. TBK'nun genel hükümleri uyarınca kamu düzenine, ahlaka veya kanunların emredici hükümlerine aykırı yönetim kurulu kararı batıldır. Ancak davamız konusu olayda böyle bir durum söz konusu değildir. Yine genel hükümler uyarınca gerekli toplantı ve karar yeter sayısı sağlanmadan alınan kararlar yoklukla malüldür. Ancak dosyamızdaki yönetim kurulu kararında böyle bir durum söz konusu değildir. TBK, TTK ve Kooperatifler Kanunu bir bütün olarak dikkate alındığında, davacının yönetim kurulu kararının iptalini talep hakkı olmadığından, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından dava konusu yönetim kurulu kararının iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı daire paylaşımına ilişkin kura ve protokollerin iptalini talep etmişse de bu işlemlerde Mahkememizce bir usulsüzlük saptanmadığından ve bu işlemler hususunda yönetim kurulunun yetkisi bulunduğundan yönetim kurulunun bu hususlarda karar vermeye ehliyeti vardır. Ayrıca bu kararlar kooperatifin temel yapısına uymayan veya pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarına aykırı olan bu hakların kullanılmasını kısıtlayan, güçleştirir nitelikte olmadığı.." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 15/09/2021 tarihli 2020/305 E. 2021/875 K. sayılı kararı ile; "...Davacı tarafından 31/05/2015 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemiyle İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2015/679 E.) dava açıldığı, bu genel kuruldaki 7.gündem maddesinin kooperatif ile ... İnşaat A.Ş arasında 10/05/2014 tarihinde yapılan protokol hakkında olduğu, protokol okunarak bilgi verildiği, davacının söz alarak bu maddenin oylanmamasını istediği, başkanın tek tek protokol maddeleri hakkında açıklamalarda bulunduğu, kooperatif avukatının açıklamada bulunduğu, sonuç olarak kooperatif tarafından Akdeniz İnşaat hakkında açılan ve İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam etmekte olan alacak davası sonucu ortaya çıkacak fazla alacakların saklı kalması kaydıyla oylama yapıldığı, davacının ret oyu verdiği ve maddeye karşı olduğunu bildirdiği, maddenin oy çokluğu ile kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı kooperatif vekilinin savunması, davacının iddiasına konu hususların 31/05/2015 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında görüşüldüğü yönündedir. Mahkemece bu hususun ve dava sonucu verilen kararın araştırılması gerekmektedir.1163 sayılı Kooperatifler Kanununda, yönetim kurulu kararlarına ilişkin iptal davası açılması, sadece Kanunun 16.maddesinde, yönetim kurulu tarafından alınan ortaklıktan çıkarılma kararlarına karşı düzenlenmiştir. Bu hal dışında ilke olarak yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan iptal davası açılamaz. Ancak yönetim kurulunun almış olduğu karar, bir ortağı doğrudan ilgilendirir veya onun haklarını ortadan kaldırır nitelik taşıyorsa ortaklıktan çıkarılma dışındaki bu tür yönetim kurulu kararları aleyhine doğrudan iptal davası açılabileceği Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Bu husus Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/7506 E. 2014/691 K., 2012/6937 E. 2013/2091 K., 2012/6311 E. 2013/1145 K., 2011/5071 E. -2012/223 K. sayılı ilamlarında da vurgulanmıştır. Ancak bu durumda alınan kararın doğrudan ortağı ilgilendiren bir karar olması gerekmektedir. Dosya kapsamında davacının hangi yönetim kurulu kararının yada kararlarının iptalini talep ettiği net bir şekilde belirlenmemiş, mahkemece talep reddedilmesine rağmen gerekçeli kararda hangi yönetim kurulu kararının iptali talebinin reddedildiği ise açıklanmamıştır.Bu nedenle öncelikle davalı kooperatiften yönetim kurulu karar defteri getirtilerek, davacıya inceleme imkanı tanınması ve dava konusu ettiği kararın/kararların hangi yönetim kurulu kararı olduğunun belirlenmesi, bu şekilde dava konusunun netliğe kavuşturulması, mahkemenin de gerekçeli kararında hangi tarih ve sayılı yönetim kurulu kararı yönünden karar verildiğinin denetime açık olacak şekilde belirtilmesi gerekmektedir.Dava konusu; davalılar arasındaki daire paylaşımının, bu yöndeki yönetim kurulu kararları ile faaliyetinin ve kura çekim kararının iptali istemlerine ilişkindir. Yönetim kurulu kararı ve kura çekim işlemleri yönünden, davalı ... pasif husumet ehliyetinin olmadığı açık olup, bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı kooperatife ait yönetim kurulu karar defterinin, yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin genel kurul kararlarının getirtilmesi, davacının hangi yönetim kurulu kararının iptalini talep ettiği yönünde beyanı alınarak talebin netliğe kavuşturulması, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015/679 E. sayılı dosyasının akıbetinin araştırılarak, eksiklikler ikmal edildikten sonra karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/02/2024 tarihli 2021/683 E. 2024/65 K. sayılı kararını ile; "...Somut uyuşmazlıkta iptali istenen 12.05.2014 tarihli yönetim kurulu kararları incelendiğinde eşit işlem ilkesine aykırı, davacını haklarını doğrudan haleldar eder bir karara rastlanmadığı tespit edilmiştir. Alınan kararlar kooperatif yapı gereği aynı anda tüm üyelerin aleyhine veya lehine etki doğuracak nitelikte olup, davacının şahsi haklarını doğrudan zarar veren, diğer üyelere nazaran davacıyı daha dezavantajlı durumda düşüren bir karar tespit edilememiştir. Anılan sebeplerle, Yüksek Mahkeme tarafından istisnai olarak cevaz verilen, kooperatif yönetim kurulu kararlarına aleyhine açılacak bir iptal davasının koşullarının somut olayda oluşmadığı..." gerekçesiyle, "1-Davalı ... A.Ş. yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davalı ... Kooperatifi yönünden davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; 12/05/2014 tarihli yönetim kurulu kararının genel kurul gündemine konulması ve tartışılmasının kesinlikle söz konusu olmadığını, bilirkişi heyetinin bu kanaate nereden vardığı raporda açıklanmadığı gibi Mahkeme kararında da bu yönde bir gerekçenin bulunmadığını, Bilirkişi heyetince raporun "sonuç olarak" başlıklı 22. Sayfasında ve devamında şerefiye raporunun tebliği ve kura çekimine ilişkin müvekkilinin somut bir itiraz olmadığı ileri sürülmüş ise de işbu davada "...kura işlemleri prosedürüne uygun yapılmış olsa dahi dayanağı paylaşım işleminin hukuka aykırı olması sebebiyle kura işleminin konusuz ve hukuka aykırı kaldığı...." ifadesiyle kura işleminin hukuka aykırılığının ileri sürüldüğünü, bu nedenle kura işleminin iptaline karar verilmesi gerektiğini, yine bilirkişi raporunun 22.sayfasında kura çekiminin hukuka aykırı olarak yapıldığı kanaatini açıklanmasına rağmen devamında hatalı olarak "bu konuda kooperatifin bir davasının bulunduğu, kaldı ki bu husustaki taleplerimizde, kura çekiminin usulsüzlüğüne dair iddialarımızın bulunmadığını" şeklinde tespite yer verildiğini, zarar için müteahhite dava açılmış olmasının hukuka aykırı eylemi ortadan kaldırmayacağını, 12/05/2014 tarihli ve 03/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararlarının hukuka aykırı olduğunun kabul edildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Davacı tarafça dava dilekçesinde; ... ile diğer davalı Akdeniz İnşaat arasındaki daire paylaşımına ilişkin yönetim kurulu karar ve faaliyetinin iptali, davalılar arası protokol ile paylaşımı esas alan ancak yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı kura çekim kararının iptali ve kooperatifin 14/06/2014 tarihli genel kurul kararlarının iptali talep edilmiştir. Mahkemenin 2014/1251 E. sayılı dosyasında 30/03/2016 tarihli duruşmada 1. nolu ara karar ile "Davacının davalılar arasındaki daire paylaşıma ilişkin protokollerin ve davalıların bu konudaki yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davasının TTK'nun 448. Maddesi gözetilerek bu dosyadan tefrikine, davanın 14/06/2014 tarihli davalı kooperatifin genel kurul kararının iptali davası olarak devamına, tefrik işlemlerini tamamlaması için davacı vekiline süre verilmesine" tefrikine karar verilmiştir. Bu karar sonucunda 14/06/2014 tarihli genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davaya 2014/1251 E. sayılı dosyası üzerinden devam edilmiş, tefrik edilen ... ile diğer davalı ... İnşaat arasındaki daire paylaşımına ilişkin yönetim kurulu karar ve faaliyetinin iptali, kura çekim kararının iptali talepleri ise işbu dosya üzerinde değerlendirilmiştir. Kaldırma kararının ardından, davacı vekili beyan dilekçesi ile; yönetim kurulunun 12/05/2014 tarihli 187 karar sayılı 1, 2 ve 3 nolu kararlarının ve bu kararlar gereğince düzenlenen, genel kuruldan herhangi bir yetki alınmadan yapılan 10/05/2014 tarihli bağımsız bölüm paylaşım protokolünün iptalini talep ettiğini bildirmiştir. Davalı kooperatifin 2001 yılında kurulduğu, davacının 2011 yılında kooperatife üye olduğu, kooperatifin 19/06/2005 tarihli genel kurul toplantısında kooperatif adına arsa tapusunun alınması için genel kurula ve inşaatlar için ihale açılması konusunda genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki verildiği, 22/09/2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 30/10/2005 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kuruluna verilen yetkiye dayanarak yönetim kurulu tarafından ... İnşaat ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin onaylanmasına oybirliği ile karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı Kooperatif ve davalı ... arasında, Üsküdar .... Noterliğinde 27/07/2007 tarih ve ... yevmiye ile düzenlenen "Taşınmaz Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi"; Kooperatifin "arsa sahibi", şirketin "yüklenici" olarak anıldığı, -Sözleşmenin 2.maddesinde; konusunun arsa sahibine ait, ... İli, ... İlçesi, .... Bölge ... Köyü, .... Pafta, ... Ada, ... parselde bulunan 26.196 m²’lik arsa üzerinde yüklenici tarafından kat karşılığı inşaat yapılması ve inşaat sonucunda elde edilecek bağımsız bölümlerin toplamının %25'inin arsa sahibi uhdesinde bırakılarak, %75'inin arsa sahibi tarafından 100.000,00 YTL bedel mukabilinde yükleniciye devredilmesinin vaad edilmesi olup, söz konusu 100.000,00 YTL bedelin ise harca ve tapu işlemlerine esas bedel olarak belirlendiği, -Sözleşmenin 3. maddesinde; inşa edilecek taşınmazların taraflar arasındaki paylaşımının arsa sahibine %25, yükleniciye %75 şeklinde olacağı, bu paylaşımın öncelikle blok bazında tespit edileceği, tam olarak blok bazında paylaşım sağlanamaz ise blok bazındaki paylaşımdan arta kalan kısmın yine aynı oranda olmak kaydıyla daire bazında yapılarak paylaşımın tamamlanacağı, sözleşmenin eki olan taslak vaziyet planında arsa sahibi adına işaretlenen bağımsız bölüm m²'leri, nitelikleri, arazi üzerindeki konumları ve müstakil yapılanmalarla ilgili arsa dağılımlarının kesin vaziyet planında değişiklik olması halinde aynı oranda kesin vaziyet planına aktarılacağı, inşaat alanında sonradan ortaya çıkabilecek bir artış olması halinde, artan bu kısmın yine arsa sahibine %25, yükleniciye %75 olacak şekilde paylaşılacağının kararlaştırıldığı,-Sözleşmenin 6.maddesinde; taşınmazın yükleniciye tesliminden ve devamında inşaat ruhsatlarının alınmasından itibaren en geç 33 ay içinde anahtar teslimi şeklinde tamamlanarak, bağımsız bölümlerin arsa sahibine teslim edileceği yönünde tarafların anlaştıkları, sözleşmenin diğer maddelerinde ise, taşınmazın arsa sahibi tarafından devri, tarafların yükümlülükleri, cezai şart gibi hükümlere yer verildiği anlaşılmıştır. 12/07/2011 tarihli Bağımsız Bölüm Paylaşım Protokolü; Arsa sahibi davalı ... ile yüklenici diğer davalı ... arasında akdolunan protokolün; 1.maddesinde, "Taraflar arasında mevcut Üsküdar ... Noterliği'nde 27/07/2007 tarih ve ... yevmiye ile düzenlenen Taşınmaz Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin "Paylaşım" başlıklı 3. maddesi ve ilgili hükümler çerçevesinde tarafların karşılıklı mutabakatı sonucu Arsa Sahibi ve Yüklenici'ye isabet eden bağımsız bölümlerin ekli listede gösterilen şekilde belirlendiği, 2.maddesinde, "Arsa Sahibi sözleşme gereği yapılan bu mutabakat neticesinde kendisine isabet eden bağımsız bölümleri aynen kabul ettiğini, ekli listede belirtilen bağımsız bölümlerin dışında Yüklenici'den paylaşımla ilgili her ne nam altında olursa olsun başkaca alacağı kalmadığını, paylaşımla ilgili Yüklenici’yi ibra ettiğini beyan eder." ifadesine yer verildiği, Protokol ekinde yer alan liste incelendiğinde; dairelerin paylaşımının; "... Blok; 4 adet bahçe kat daire, 6 adet zemin kat daire, 125 adet 1-33. katlardaki daire olmak üzere toplam 135 adet dairenin ...na, 111 adet 1-29. katlardaki dairenin Kooperatif’e, ... Blok; 4 adet bahçe kat daire, 6 adet zemin kat daire, 126 adet 1-33. katlardaki daire olmak üzere toplam 136 adet dairenin ...’na, 110 adet 1-29. katlardaki dairenin Kooperatif’e ... Blok; 6 adet bahçe kat daire, 8 adet zemin kat daire, 239 adet 1-31. katlardaki daire, 4 adet 32-33. katlardaki dubleks daire olmak üzere toplam 257 adet dairenin ..." ait olacak şekilde düzenlendiği, bu protokol uyarınca ... Blok'tan davalı kooperatife bağımsız bölüm verilmediği anlaşılmıştır. 10/05/2014 tarihli "İbra Protokolü"; Davalı ... Kooperatifi ile diğer davalı ... arasında imzalanan 9 maddelik İbra Protokolünün ilgili maddeleri aşağıdaki gibidir; "4.maddesinde; Taraflar arasında yapılan hesap mutabakatına göre Kooperatifin Yükleniciye olan cari hesap borcu 2.545.833,84 TL'dir. Kooperatif anılan borcunu kendisine isabet eden bağımsız bölümlerden metrekaresi 5.050,25 TL hesabı ile (2.545.833,84/5.050,25=) 504,10 m²'ye denk düşen miktarını yükleniciye bırakarak ödemiş olacaktır." 5.maddesinde; Karşılıklı arsa ve daire faturalaşmaları sonucu oluşacak 1.535.012,27 TL cari hesap borç bakiyesi için de Kooperatif, Yüklenici adına sözleşme gereği masraf yansıtma faturası düzenleyecektir. 6.maddesinde; Yüklenici tarafından daha önce Kooperatife 23.399,28 m² yüzölçümünde bağımsız bölüm verilmiştir. Bu miktara yukarıda 4.maddede açıklanan 504,10 m² eklenerek (23.399,28 m² +504,10 m²=) 23.903,38 m² Kooperatife isabet eden 24.176,20 m²'den tenzil edildiğinde (24.176,20 m² - 23.903,38m² =272,82 m²), Yüklenici tarafından Kooperatife 272,82 m²lik daha bağımsız bölüm verilmesi gerektiğinden, Yüklenici toplam yüzölçümleri 272,82 m²'den ibaret ... Blok 20, ... Blok 84 no'lu bağımsız bölümleri Kooperatife vermiştir. Böylece Kooperatif sözleşmedeki paylaşım oranlarına göre kendisine isabet eden bağımsız bölümlerini eksiksiz almış olmaktadır." 7.maddesinde; Yüklenici, Kooperatife isabet eden tüm bağımsız bölümleri ekli teslim tutanağı ile Kooperatife teslim etmiştir.9.maddesinde; Taraflar, yukarıdaki hükümlerin karşılıklı olarak tam, eksiksiz ve süresinde yerine getirilmesi koşuluyla, Sözleşme nedeniyle birbirlerinden her ne nam akında olursa olsun hiçbir hak, alacak ve taleplerinin kalmadığını, birbirlerinin tüm borçların kesin ve geriye dönülemez biçimde ibra ettiklerini kabul ve beyan ederler." hükümleri yer almaktadır. Bu protokol uyarınca, davalı kooperatife ... Blok 20, ... Blok 84 no'lu bağımsız bölümler verilmiştir. Yönetim Kurulu ve Genel Kurul Kararları 1-21/10/2013 tarih 160 no.lu yönetim kurulu kararı;"21.10.2013 Tarihinde kooperatif merkezinde toplanan yönetim kurulumuz ...A.Ş ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde... parselde bulunan arsamizin üzerinde yapılan ... Projesinde tarafımıza düşen %25'lik inşaatın hesaplanması için ... Şti ve ... ile %50 peşin almak üzere 16.000,TL ücret karşılığı sözleşmenin imzalanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir." şeklinde karar alındığı,2-30/04/2014 tarih 186 no.lu yönetim kurulu kararı; Şerefiye tespit komisyonu kurulması hakkında Kooperatif dairelerinin şerefiye farklarının belirlenmesi için inşaat mühendisleri ve mimarlardan oluşan teknik bir komisyon kurulmasına hazırlanan şerefiye raporlarının noter tastikli olmasına ve bu komisyonun ... TC nolu Mimar ... ... Te nolu Inşaat Mühendisi ... ... Tc nolu İnşaat Mühendisi ... oluşmasına hazırlanan raporların 14.05.2014 Tarihinden evvel kooperatifimize teslim edilmesine oy birliği ile kabul edilmiştir." şeklinde karar alındığı, Şerefiye raporunu düzenleyen teknik heyetin Bakırköy ... Noterliğinin 14/05/2014 tarih ... yevmiye nolu sunduğu beyannamesinde; "... ili, ... İlçesi, ... mah, ... köyü, ... pafta, 1 ada,... parselde bulunan 26196 m2 yüzölçümlü arsa üzerinde bulunan 4 bodrum 34 normal kattan oluşan 09.10.2011 tarih 285,286,287,289,290 sayı ile Şişli Belediyesi tarafından ruhsatlandırılan 96.000 m2 yüzölçümlü inşaat alanına sahip ... sitesinde bulunan 230 adet daire tarafımızdan gezilip incelenmiş olup ekli listede belirttiğimiz şekilde puanlandırılarak şerefiyelendirildiğini beyan ederiz." denilerek ... ve ... oluşan teknik heyet tarafından imzalandığı, 7 sayfadan ibaret daire şerefiye bedellerini gösterir raporun kooperatif yönetimine sunulmuştur.3-12/05/2014 tarihli 187 no.lu yönetim kurulu kararı (dava konusu karar); -... AŞ ile yapılan Üsküdar ....Noterliğinin 27.7.2017 tarih ... sayılı Kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılmış olan inşaatlardan kooperatife düşen % 25 inşaat miktarı, uzman kuruluşlar olan ... Tic Ltd Şti ve ... Tic Ltd şirketlerine hesaplattırılacağı, şirketin 24.12.2013 tarihli analiz raporuna göre, paylaşıma konu toplam inşaatın 96.704,11 metrekare olduğu, bunun kooperatife düşen % 25 payının 24.176 metrekare olduğunun rapor edildiği, buna göre yapılan hesaplama sonucunda, ... İnşaatın daha önce taraflarına verdiği 228 daireye ilave olarak 2 daire daha taraflarına verildiği, toplam 23.662,10 metrekare tutarında daire alındığı, kalan 504 metrekare inşaat alacağının, uygun daire olarak alınması mümkün olmadığından ve müteahhit şirkete cari hesap borcu bulunduğundan, üyelerin devirlerinde güncel satış fiyatı olan 5.050,25 TL/metrekare üzerinden, 2.545.833,84 alacak olarak hesaplandığı, müteahhit şirkete olan 1.290,00 TL cari hesap borcu alacaklarından mahsup edilerek kalan 1.255.833,84 TL nakit olarak alınmasına, bu şekilde protokol düzenlenmesine, -İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/131 D. İş ve K sayılı 2021/130 K sayılı 7.12.20211 tarihli kararı ve İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/469 E sayılı dosyasında verilen nihai karar gereğince, üyeleri ... ..., ... üyelik paylarına tedbir konulduğu, karar tarihinde bu üyelerin adına toplam 1.627 metrekare arsa payı karşılığı üyelik payı bulunduğu, bu payların üyelerin metrekarelerine dağıtılması durumunda kendilerine 10 adet 3+1, 2 adet 1+1 daire düştüğü, kalan küsürat metrekarelerine de 1 adet 3+1 daire isabet ettiği, geriye 12 metrekare arsa paylarının kaldığının hesaplandığı, bu üyelere düşen dairelerin 14 Haziran 2014 tarihinde kura çekilerek kurada "davalı-tedbirli" daireler olarak kuraya dahil edilmelerine, yargı süreci sonuçlanıncaya kadar kooperatif uhdesinde tutulmalarına, hak sahiplerinin zarar görmemeleri açısından bu dairelerin nasıl değerlendirileceğine, hak sahipleriyle yapılacak görüşmeler sonucunda karar verilmesine,-Kooperatife ait 228 dairenin hazırlanan hak sahipleri listeleri ve belirtilen esaslar çerçevesinde kura çekilerek hak sahiplerine dağıtılmasına, bir kısım üyelerine ait, dairelerden arta kalan küsürat metrekarelere düşen dairelerin "küsüratlarla oluşan daire" olarak kuraya dahil edilmesine, bu dairelerin nasıl değerlendirilebileceğinin genel kurulun vereceği karar doğrultusunda yapılmasına, ... blok 1. Kat 20 nolu daire ile ... blok 9. Kat 84 nolu dairelerin kura dışı tutulmalarına karar verildiği görülmüştür. 4-03/06/2014 tarih 192 sayılı yönetim kurulu kararı;"... 14.06.2014 Tarihinde yapacağı ... Parsel ... Ada ....Paftadaki projemiz yapımı tamamlandığından yapacağımız kura çekimi Kadıköy ... Noterliğince Yaptırmaya Oy Birliği ile karar verildi." şeklinde alınan kararın daire kura çekimine ilişkin olup, Kadıköy .... Noterliğinin 16/06/2014 tarih ... yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Kura Çekiliş Tutanağına" göre, davacı ...'a ... blok 14. Kat 116 bağımsız bölüm nolu 3+1 daire isabet etmiştir. 5-25/06/2014 tarih 198 sayılı yönetim kurulu kararı; ... ile ... arasında Üsküdar ....Noterliğinin 27/07/2007 tarih ... sayılı Kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılmış olan inşaatlardan kooperatife düşen % 25 inşaat miktarı, uzman kuruluşlar olan ... Tic Ltd Şti tarafından yapılan bilirkişi incelemesi sonucu bildirilen 24.176 metrekare inşaat alacağına karşılık daha önce imzalanan 10/05/2014 tarihli protokolle 230 daire alındığı ve borç-alacak mahsuplaşması yapıldığı, 228 daire kura sonucu üyelere teslim edildiği, ancak 2014 yılında yapılan ve henüz sonuçlanıp kesinleşmeyen bu işlemlerin, 14/06/2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan kuruluna getirilerek görüşülemediği, söz konusu bilirkişi raporuna rağmen başkaca alacaklarının bulunabileceği konusunda oluşan şüpheler doğrultusunda, üyelerinin zarara uğramamaları için alınanlar dışında yükleniciden başka alacaklarının bulunup bulunmadığının dava yoluyla mahkemece tespitinin istenmesine, bu konuda avukata yetki verilmesine karar verilmiştir. 6-15/07/2014 tarih 203 sayılı yönetim kurulu kararı; "1- 19 Temmuz 2014 Cumartesi günü saat 11:00 da kooperatif merkezimizde tedbirleri kalkan üye paylarının daire kuralarının kura çekimi Kadıköy 30. Noterliğince yapılmasına,2-Kuraya girecek üyelerin postahaneden tebligat yapılmasına oy birliği ile karar verilmiştir." şeklindeki tedbirleri kalkan üye paylarının daire kura çekimine dair karar alındığı, Kadıköy ... Noterliğinin 21/07/2014 tarih ... yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Kura Çekiliş Tutanağına" göre, davacı ...'a ... blok 29. Kat 236 bağımsız bölüm nolu 3+1 dairenin isabet ettiği anlaşılmıştır.7-13/05/2014 tarih ... no.lu yönetim kurulu kararı; Yönetim kurulunun 14/06/2014 tarihinde 2013 hesap yılı genel kurulunun yapılmasına ilişkin karar aldığı, 14/06/2014 tarihinde çoğunluk sağlanamaması halinde 21/06/2014 tarihinde yapılmasına karar verildiği,Gündem maddelerinin ise;(6 nolu) Şerefiye farklarının görüşülüp karar bağlanması, (8 nolu) Kooperatifin daireleriyle ilgili kura çekimi hakkında bilgi verilmesi (genel kurul bitiminde kura çekimi yapılması), (9 nolu) Kura sonucu belirlenecek daireleri üyeler adına tapuya tescil ettirme, ipotek koyma, kaldırma, tedbir koyma, tedbir kaldırma hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesi, (10 nolu) Küsürat m2'lerin payına düşen dairelerde hak sahibi olan üyelerin belirlenmesi, yönetim kuruluna yetki verilmesi,8-14/06/2014 tarihinde yapılan 2013 hesap yılına ilişkin genel kurul kararları (dava konusu olup tefrikten sonra asıl davada değerlendirilen kararlar); (6) nolu gündem maddesinde; şerefiye farklarının daha önce Yönetim Kurulunca üyelere duyurduğu/gönderdiği şekilde uygulanması konusunun oylamaya sunulduğu, oylama sonucunda 8 ret oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, şerefiye farklarının üyelerden 30 Haziran 2014, 30 Temmuz 2014 ve 30 Ağustos 2014 tarihine kadar üç eşit taksitte ödenmesinin genel kurula sunularak, oybirliği ile kabul edildiği, (9) nolu gündem maddesinde; kura sonunda kendilerine çıkan daireleri başka üyelerle bacayiş yapmak için 30 Temmuz 2014 tarihine kadar süre tanınmasının oybirliği ile kabul edildiği, (10) nolu gündem maddesinde; kura sonucu belirlenecek dairelerin üyeler adına tapuya tescil ettirmeye, daireler üzerine ipotek koymaya, ipotek kaldırmaya, tedbir koymaya veya kaldırmaya yönetim kuruluna yetki verilmesine 4 ret oyuna karşılık oy çokluğu ile karar verildiği,(11) nolu gündem maddesinde; küsüratlı metrekalere düşen daireler olarak kura çekilen dairelerle ilgili metrekare birim fiyatı 5.000-TL'den az olmamak üzere üye kaydı yapmaya, bunlardan elde edilecek tutarın hazırlanan küsürat hak sahipleri listesinde belirtilen üyelere hisseleri oranında dağıtılmasına, kura dışı kalan ... blok 9. Kat 84 nolu daire ile ... blok 1. Kat 20 nolu daire ile ilgili olarak metrekare fiyatı 5.000-TL'den az olmamak üzere üye kaydı yapılmasına, önceliğin üyelere tanınmasına, elde edilecek tutarın kooperatif hesabında tutulması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine oybirliği ile karar verildiği,(12) nolu gündem maddesinde; 2014 yılı tahmini bütçesinin oy birliği ile kabul edildiği buna göre 1 paya sahip üyenin 14.TL / ay olarak ödemesine oy birliği ile karar verildiği, anlaşılmıştır. Dava dosyaları;1-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1251 E. sayılı işbu dava dosyanın tefrik edildiği asıl dosya;Davacı ... tarafından, 14/06/2014 tarihli genel kurul kararlarının iptali talebi yönünden mahkemece yapılan yargılama neticesinde 2018/211 K. sayılı ve 08/03/2018 tarihli kararı ile davalılar arasındaki protokolün ve yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin talebin tefrik edildiği açıklanarak, genel kurul kararlarının iptali talebi yönünden davacının divan başkanlığına sunduğu muhalefet şerhinde tüm kararlara muhalefet edildiğinin beyan edildiği, ancak iptali talep edilen genel kurul kararlarının bir kısmının oybirliği ile kabul edildiği, davacının hangi kararlara muhalif kaldığını muhalefet şerhinde somutlaştırmadığı, bu şekilde muhalefet şerhinin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/1556 E. 2021/724 K. sayılı 10/06/2021 tarihli kararı ile "Somut uyuşmazlıkta, iptale konu genel kurul kararlarının bir kısmı oybirliği ile alınmasına rağmen davacının muhalefet şerhinde tüm kararlara ret oyu verdiğinin beyan edildiği ve muhalefet şerhi içeriğinin hangi kararlar için istendiğinin açık olmadığı görülmektedir. Bu durumda usulüne uygun muhalef şerhi bulunmadığından davalı kooperatif yönünden davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Bununla birlikte kooperatif genel kurulu kararlarının iptaline ilişkin davada husumetin kooperatife yöneltilmesi gerekmesine rağmen yüklenici şirketede dava yöneltilmiştir. Mahkemece davalı yüklenici yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi bu sebeple isabetli değildir." gerekçesiyle kararın HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek, "Davalı kooperatif yönünden davanın reddine, Davalı ....AŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" dair yeniden hüküm tesis edilmiştir. 2-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/413 E. (eski esas 2014/1383) sayılı dosyası;Davacısının ..., davalısının ... AŞ olduğu, kooperatif tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı alacak davası açıldığı ve davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.3-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/679 E. sayılı dosyası; Davacı ... tarafından, davalı kooperatifin 31/05/2015 tarihinde yapılan 2014 mali yılına ilişkin genel kurul kararının iptali istemiyle açılan dava neticesinde, mahkemenin 2016/900 K. sayılı 01/12/2016 tarihli kararı ile; davalı kooperatifin 31/05/2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların kanuna ana sözleşme hükümlerine ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde verdiği kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/733 E. 2017/855 K. sayılı 08/06/2017 tarihli kararı ile istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bilirkişi raporları;1-Mahkemece kaldırma kararından önce Öğretim Görevlisi Prof. Dr ..., Yeminli Mali Müşavir ... , Kooperatif Uzmanı ... oluşan bilirkişi heyetinden alınan 05/06/2017 tarihli raporda; "Bir hukuki işlem olarak yönetim kurulu kararlarının öz yönünden sıhhati genel hükümlere tabidir. Türk Borçlar Kanunu m. 20 anlamında kamu düzenine, ahlaka veya kanunların emredici hükümlerine aykırı yönetim kurulu kararlan batıldır. Gerekli toplantı veya karar yeter sayısı sağlanmaksızın alınan kararlar ise, hukuken doğmamıştır. Yokluk veya butlanla sakat yönetim kararları aleyhine her ilgili tespit davası açarak butlanın veya yokluğun hüküm altına alınmasını isteyebilir. Yargıtay, butlana dayalı tespit davası açma hakkının pay sahiplerine ait olduğu görüşünde olduğu görüşündedir. (11. HD. 21.11.1998E., 2484 K.7015- Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2010, s.271).Sakatlığı sadece iptal edilebilirlik derecesinde olan kararlar aleyhine iptal davası açılıp açılamayacağı konusunda Kanunumuzda bir açıklık yoktur. Tekinalp’e göre; zorunlu olarak yürürlükteki hukukumuzda yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılamayacağı; ancak bu kanuda bir yasal boşluk bulunduğu ve ilk imkanda doldurulması gerekmektedir (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2010, s. 271). Tıpkı anonim ortaklık yönetim kurulu kararlarının sakatlığı hususunda Kanununumuzda bir açıklık olmadığı gibi; Kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptali konusunda gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanutıu’nda, gerek Kooperatifler Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte, doktrinde genel olarak kabul edilen görüş; yönetim kurulu kararlarına karşı iptal davası açılamayacağıdır... Davacı tarafından; kura çekim kararının ve 12.07.2011 tarihli Protokol ile paylaşım listelerinin iptali istenmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere; kanunda öngörülen dışında, kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptali hususunda dolayısıyla doğrudan doğruya mahkemeye gitme olanağı bulunmamaktadır. Kooperatifler Kanununda yönetim kurulu kararlarının iptaline cevaz veren tek hükümün m.16’da öngörülmüştür. Söz konusu madde de; üyelerin çıkarılma kararlarına ilişkin olarak mahkemeye başvurma imkanını düzenlemektedir.Anonim ortaklıkta, yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılamaz; şartları varsa butlanının tespiti istenebilir. Batıl kararlar; eşit işlem ilkesine aykırı kararlar, anonim ortaklığın temel yapısına uymayan ve sermayenin korunması ilkesine aykırı kararlar, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarına aykırı olan veya bu hakların kullanılmasını kısıtlayan veya güçleştiren kararlar, diğer organların devredilmez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin karardır.Söz konusu bilgiler ışığında; somut olay değerlendirildiğinde dava konusu yönetim kurulu kararlarının; batıl olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Şu halde, Kooperatifler Kanunu ve yerleşik içtihatlarda kabul edildiği üzere; kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptali hususunda doğrudan mahkemeye başvurma olanağının üyelere tanınmaması itibari ile, takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; davacı yanın aktif husumeti bulunmadığı" kanaati bildirilmiştir.2-Kaldırma kararından sonra, mahkemece Öğretim Üyesi Prof.Dr. ..., Kooperatif Uzmanı ..., SMMM ... oluşan bilirkişi heyetinden alınan 04/10/2023 tarihli raporda; "-Somut davada, ...davacı yan itirazının yüklenici firmaya bırakılan daireler yönünden şerefiye bedeli tespitinin yapılmadığı iddiasını ileri sürdüğü böylelikle kooperatif üyelerine isabet edecek bağımsız bölüm şerefiye bedellerine yönelik bir itiraz yapılmadığı değerlendirilmiştir. ...somut davada davacı yan tarafından şerefiye raporunun kooperatif üyelerine ve kendilerine kanun ve ana sözleşme hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmeyerek henüz kesinleşmediği kesinleşmeyen şerefiye raporuna dayalı olarak daire kura çekiminin yapılamayacağı yönünde somut bir itirazı bulunmadığı anlaşılmaktadır.Ayrıca Sözleşmeye uygun olarak düzenlenmeyen gayrimenkul değerleme raporu esas alınarak, konutların paylaşımı hususunda yüklenici ile olan tereddüt bu anlamda giderilmediğinden, yetersiz rapor dikkate alınarak tespit edilen değerler baz alınarak kuraya gidilmesi şeklindeki 12.5.2014 ve 03.06.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ve bu kararlara bağlı olarak Kadıköy 30 Noterliğinin 25.06.2014 tarih ... yevmiyeli daire kura çekim tutanağı ile yine aynı noterliğin 21.07.2014 tarih ... yevmiyeli daire kura çekimleri müteakiben de 14.6.2014 tarihli genel kurulun kararlarının her kooperatif üyesinin olduğu gibi davacıların edineceği taşınmazlar yönünden haklarını etkileyen bir sonuç doğurduğu ve menfaatini etkilediği sonucuna varılmıştır. Ancak, bu konuda davalı kooperatifin ... AŞ'ne karşı İstanbul Asliye 11. Ticaret Mahkemesinin 2014/1383 tarihli dava bulunmaktadır. Bu davanın konusu yukarıda belirtilen bu hususlara dairdir....Kooperatifler Kanunu'nun ("Koop. K.") 98.maddesine göre "Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır". Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu'nda ("TTK") anonim şirket yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin bir düzenleme yoktur. Bu takdirde anonim şirketler hukukunda olduğu gibi, ilke olarak kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptalinin talep edilemeyeceği öğretide ifade edilmektedir (Burak ADIGÜZEL/Özge DEMİRDELEN, Kooperatiflerde Organlar ve Organ Kararlarının Hükümsüzlüğü, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2019 C:14 S:2, s.252). Yargıtay kararlarında bunun istinası "“…yönetim kurulunun aldığı karar bir şahsı doğrudan doğruya ilgilendirir veya onun haklarını ortadan kaldırır nitelikte ise bu tür yönetim kurulu kararları aleyhine dava açılması mümkündür…” olarak belirtilmiştir. Yani ortaklar arasında eşit işlem ilkesini zedeleyen, ortağın kişisel haklarını doğrudan haleldar eden kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptalini talep etmek mümkündür (Y.11.HD. 18.03.2010 tarihli, 20101/2477 E. ve 2010/2990 K). Bunun yanında Koop. K. md.16''da yönetim kurulu kararlarını karşı iptal davası açılamayacağı kuralına bir istisna getirilmiş, yönetim kurulunun ortaklıktan çıkarma kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açılabilmesi mümkün kılınmıştır. Somut uyuşmazlıkta iptali istenen 12.05.2014 yönetim kurulu kararları incelendiğinde eşit işlem ilkesine aykırı, davacını haklarını doğrudan haleldar eder bir karara rastlanamamıştır. Alınan kararlar kooperatif yapı gereği aynı anda tüm üyelerin aleyhine veya lehine etki doğuracak nitelikte olup, davacının şahsi haklarını doğrudan zarar veren, diğer üyelere nazaran davacıyı daha dezavantajlı durumda düşüren bir karar tespit edilememiştir. Anılan sebeplerle, Yüksek Mahkeme tarafından istisnai olarak cevaz verilen, kooperatif yönetim kurulu kararlarına aleyhine açılacak bir iptal davasının koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.Her ne kadar somut olayda iptal davasının koşulları oluşmamışsa da, kooperatif yönetim kurulu kararlarının butlan (kesin hükümsüzlükle) veya yoklukla malul olması durumunda hakim tarafından bu husus resen nazara alınır.Yönetim kararlarının kesin hükümsüzlüğü noktasında, Koop. K. Md. 98 atfı sonucunda, anonim şirketler hukukunda yönetim kurulu kararlarının butlanını düzenleyen TTK md.391 uygulama alanı bulur. Bu maddeye göre özellikle a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır. Hükmün lafzındaki "özellikle" ifadesi butlan sebeplerle maddede sayılanlarla sınırlı olmadığını göstermektedir. Bu takdirde bir hukuki işlemin kesin hükümsüzlük hallerini düzenleyen genel hüküm niteliğindeki Türk Borçlar Kanunu'nun ("TBK") 27.maddesinde belirtilen esaslara aykırı yönetim kurulu kararları da butlanla batıl olacaktır.Butlan davasında temel alınacak ölçüt, öğretide "temel yapı kriteri" olarak adlandırılmaktadır. Anonim şirketler hukukunda "temel yapı", anonim ortaklığın taşıyıcı kolanlarını kuran kurallar olarak tanımlanmaktadır (Burak ADIGÜZEL/Özge DEMİRDELEN, age, s.238). Bu ilkenin kooperatifler hukukuna kıyasen uygulanması noktasında, kooperatifin temel yapısını kuran ilkeler belirlenmelidir:"Kooperatifin amacı, konusu, kooperatifin ne suretle temsil edileceği ve denetleneceği tescil ve ilan olunacak hususlardandır. Kooperatifler, “ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla” kurulurlar. Yönetim kurulunun; belirlenen amaç ve konusu dışında başka bir amacı ve konuyu gerçekleştirmek için faaliyetlerde bulunması, kendi çıkarı için çalışması, temsil yetkisini değiştirici yönde veya denetlemeyi kısıtlayıcı hallerde kooperatifin temel yapısını bozucu kararlar söz konusu olacaktır. Yönetim kurulunun, ortaklığa alınmak için başvuranların, ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca yönetim kurulu, genel kurul tarafından belirlenen, yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısının üzerinde ortak kaydedemeyecektir. Kuruluş amacı ve konusu düşünüldüğünde bu iki hususun kooperatife vasfını kazandıran özellikler olarak nitelendirilmesi mümkündür. Bu açıdan temel yapıya aykırılıktan bahsedilebilecektir"(Burak ADIGÜZEL/Özge DEMİRDELEN, age, s.239).Somut uyuşmazlıkta iptali istenen yönetim kurulu kararlarının, bir tüzel kişilik olarak kooperatifin temel yapısını bozucu bir nitelik taşımamasından hareketle butlanın koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Yine yukarıdaki değerlendirmeye paralel bir şekilde, 391.maddede bir butlan sebebi olarak zikredilen "eşit işlem ilkesine aykırılık" bakımından söz konusu yönetim kurulu kararlarının doğrudan davacının haklarını hedef alan, üyeler arasındaki dengeyi bozucu bir niteliğe haiz olmadığı, dolayısıyla butlan yaptırımının koşullarının oluşmadığı tespit edilmiştir.Bunlara ek olarak; kooperatif yönetim kurulu kararının bir toplantı yapılmadan alınmış olunması, kararın altının imza edilmemiş olması yahut gerekli toplantı ve karar yeter sayılarına uyulmadan karar alınmış olması gibi durumlarda, kooperatif yönetim kurulu kararının "yokluk" hali söz konusu olacaktır. Bu gibi hallerde meydana gelen sakatlık o denli büyüktür ki hukuki işlem, hukuk aleminde varlık kazanmaz. Somut uyuşmazlıkta bu türden bir eksiklik tespit edilemediği gibi tarafların da iddiaları halihazırda bu yönde değildir.Netice itibariyle somut uyuşmazlıkta yönetim kurulu kararının iptali koşulları oluşmadığı gibi, hakim tarafından resen nazara alınması gereken butlan ve yokluk türünden hükümsüzlük hallerinin de uygulama alanı bulamayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır.Yönetim kurulu tarafından imzalanan 27.7.2007 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi 22.09.2007 tarihli genel kurulda onaylanmıştır. 12.5.2014 tarihli ve 187 no.lu yönetim kurulu toplantısında alınan kararlar 14.6.2014 tarihli genel kurulda görüşülüp karara bağlanmıştır. Bu toplantıda ..., ... adlı hissedarlar Divana dilekçe sunmuşlardır. Bu dilekçede kooperatif ile müteahhit arasında şerefiye paylaşımı olmadığı; daire paylaşımının resmi nitelikte yapılmadığı, kura çekiminin ertelenmesi ve gündeme madde eklenmesini talep etmişlerdir. Bu dilekçe iptal davası için geçerli bir muhalefet şerhi niteliğinde değildir. İşbu davadan tefrik edilen ve İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesinin 2014/1251 E. Sayı alan davada davacının hangi kararlara muhalefet edilmediği, muhalefetin somutlaştırılmadığı ve muhalefet şerhinin usulüne uygun olmadığı gerekçesi ile 14.6.2014 tarihli genel kurul kararlarının iptali davasını reddetmiştir '2014/1251 E. 2018/211 K. İstanbul BAM 17. HD.si 2018/1556 E. 2021/724 K. İle davalı kooperatif yönünden davanın reddine; davalı Şirket yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermiştir..." hususlarında görüş ve kanaat bildirilmiştir.İnceleme ve sonuç;1163 sayılı Kooperatifler Kanununda, yönetim kurulu kararlarına ilişkin iptal davası açılması sadece Kanunun 16.maddesinde, yönetim kurulu tarafından alınan ortaklıktan çıkarılma kararlarına karşı düzenlenmiştir. Bu hal dışında ilke olarak yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan iptal davası açılamaz. Ancak yönetim kurulunun almış olduğu karar, bir ortağı doğrudan ilgilendirir veya onun haklarını ortadan kaldırır nitelik taşırsa ortaklıktan çıkarılma dışındaki bu tür yönetim kurulu kararları aleyhine doğrudan iptal davası açılabileceği Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Fakat bu durumda alınan kararın, doğrudan ortağı ilgilendiren bir karar olması gerekmektedir. Üyeye doğrudan dava açma hakkı verilen kararlar incelendiğinde; üyeye şahsi olarak zarar veren, bütün üyeleri ilgilendirmeyen, açıkça hukuka aykırı kararlardır. Ayrıca konusu imkansız veya emredici hukuk kurallarına aykırı, ahlak ve adaba aykırılık bulunan batıl nitelikteki yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan iptal davası açılabilir, diğer hallerde ise öncelikle yönetim kurulu kararına karşı itiraz edilmesi, itiraz üzerine genel kurulda alınacak kararın, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca dava edilmesi mümkündür. Bir ortağın yönetim kurulu kararına itirazının genel kurul gündemine alınması için yönetime yaptığını iddia ettiği başvurusu üzerine itirazı genel kurul gündemine alınmamış ve genel kurulca bir karar verilmemiş ise, davacının yönetim kurulu kararının iptali için doğrudan dava açılabileceğinin ilke olarak kabulü gerekir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/2243 E. 2014/7665 K., 2013/7506 E. 2014/691 K., 2012/6937 E. 2013/2091 K., 2012/6311 E. 2013/1145 K., 2011/5071 E. 2012/223 K. sayılı kararları).Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2013 tarihli 2012/6146 E. 2013/207 K. sayılı ilamında; "...Davacı kooperatifçe, davalı birlik yönetim kurulu ile müdahil arasındaki ibralaşma protokolünün kendisinin ve davalı birliğin üyesi bulunan diğer kooperatiflerin zararına olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.Kooperatifler Kanunu'nun 59/3. Maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne, 62/3. maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne, yine aynı Kanun'un 98. maddesinin yollamasıyla TTK 336/5. maddesinde ''idare meclisi azaları şirket namına gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden ve ihmal neticesi olarak yapılmamasından gerek şirkete, gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler'' hükmüne yer verilmiştir. BK’nın 41., 50. ve 51. madde hükümleri ile yukarıda anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilerin ve temsile yetkili şahısların zarar doğuran eyleminden dolayı, yöneticiler ve kooperatif müteselsilen sorumludurlar. Bu nedenle, ortaklığın, yöneticilere karşı sorumluluk davası açmasının yanı sıra ortakların, kooperatife karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.06.1981 tarih ve 2329/298 sayılı ilamında da açıklandığı üzere ortağın şirketi dava etmesine engel bir hüküm bulunmamaktadır. 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde yer verilen "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" ibaresi, ortakların dava açma hakkının temel dayanağıdır. Kooperatif ortağı olma, kooperatife karşı dava açma hakkından vazgeçme olarak yorumlanamayacaktır. Ortak tarafından dava hakkının kullanılması, ortaklığın TTK'nın 341' nci maddesine dayalı dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına ve davanın denetçilerin asıl ya da vekil aracılığı ile dava açmasına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Ancak, ortak TTK’nın 309. ve 340.maddeleri uyarınca dolaylı zarar dolayısıyla açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. TTK'nın 336/5 maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler. Öte yandan, kural olarak, yönetim kurulu kararları doğrudan dava edilemezler. İtiraz üzerine genel kurulda alınacak kararın, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca dava edilmesi mümkündür. Fakat yönetim kurulu kararlarının doğrudan ortağın kişisel haklarını etkilemesi, onun zararına sonuçlar doğurması halinde doğrudan dava konusu edilebileceği, gerek öğretide ve gerek yargısal içtihatlarda kabul edilmektedir. Somut olayda, protokolün bir tarafı yönetim kurulu olup, davacının doğrudan dava hakkına neden olan bir yönetim kurulu kararı bulunmadığı gibi, yönetim kuruluna, müdahil kooperatif ile sözleşme yapılması konusunda yetki tanıyan genel kurul kararının iptali istemiyle herhangi bir dava açılmadığı, bu genel kurul kararının kesinleştiği, genel kurul kararı iptal ettirilmeden, yönetim kurulu kararının iptalinin de esasen istenemeyeceği 08.06.2010 tarihli ibralaşma protokolünün uygulanması sonrasında bir zarar doğması durumunda davacı ortağın doğrudan ya da dolaylı zararları ile ilgili yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yöneticiler ve kooperatif aleyhine tazminat davası açma hakkının bulunduğu kuşkusuz olup, henüz protokolün uygulanmadığı ve zararın ortaya çıkmadığı bir aşamada bu davanın açılması erken olup, davanın bu gerekçe ile de reddi gerekir..." şeklinde karar verilmiştir. Davacının iptalini talep ettiği yönetim kurulu kararından, 1 no.lu karar yönünden davalılar arasında devam eden dava bulunduğu, 2 ve 3 no.lu kararın ise kooperatif genel kurulunda görüşülerek karara bağlandığı, davacının genel kurul kararının iptali istemiyle işbu dava ile birlikte açtığı davanın, tefrik kararı verilmesinin ardından İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1251 E. 2018/211 K. sayılı ve 08/03/2018 tarihli kararı ile reddedildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/1556 E. 2021/724 K. sayılı 10/06/2021 tarihli kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, iptali istenen yönetim kurulu kararının davacının doğrudan doğruya kişisel haklarını ilgilendiren bir karar olmadığı, somut olayda yokluk ve butlan sebeplerinin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu gerekçelerle mahkemece davanın davalı kooperatif yönünden esastan reddine, davalı ... İnşaat Şirketi yönünden ise Dairemizin kaldırma kararında işaret edildiği gibi pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09