SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/890

Karar No

2024/987

Karar Tarihi

10 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/890

KARAR NO: 2024/987

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2014/1501

KARAR NO: 2021/145

KARAR TARİHİ: 22/02/2021

DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 10/07/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ... şubesinin müşterisi olduğunu, davalı bankanın davacının onayını almadan 11/01/2013 ve 19/04/2013 ve 16/05/2013 ve 20/06/2013 ve 26/07/2013 işlem tarihli 5 adet döviz alım satım işlemi yaptığını, bunun haricinde ... hisse senedi alımı yaptığını, bu işlemlere ilişkin olarak davacının yazılı ya da sözlü talimatlarının bulunmadığını, davalı bankanın yapılan bu işlemlere ilişkin evrakları baskı kurarak hile yoluyla imzalattırıldığını, imzaların alt kısımlarının banka çalışanları tarafından elle doldurulduğunu, yapılan işlemlere karşı davalı bankanın detaylı açıklama ve risk bildiriminin yapılmadığını, EFT işlemleri için kendisinin sürekli aranıp onayı alınırken bu işlemler için kendisinin bilgilendirilmediğini, banka personeli ... hedef tutturmak için sürekli şirket tahvili aldığını, bunun için bir onay almadan hedef tutturmak için hesaplara kendi kendine blokeler koydurduğunu ve çözdürdüğünü, davacının izni olmadan dolar satış opsiyonu işlemi ile ilgili olarak nakit blokaj miktarını arttırdığı ve bu şekilde davacının hesabındaki paraları rehnettiğini, rehin oranının % 16 olarak elle yazıldığı halde işlem tutarının parasal miktarının tamamının yazıldığını, davalı bankanın yüksek miktarlı opsiyon işlemlerine dair hesap ekstrelerinin gönderilmediğini, gönderilen hesap ekstrelerinde de bunlara ilişkin işlemlerin görülmediğini, yapılan işlemlerin SPK ve türev araç lisansı olmayan kişiler tarafından yapıldığını, bu işlemleri gerçekleştiren ... isimli banka çalışanının lisansının bulunmadığını, bu durumun SPK mevzuatına aykırı olduğunu, davacının Bakırköy ... Noterliğinin 25/05/2011 tarih ve ... sayılı vekâletnamesi ile ... vekil tayin ettiğini, davalı bankanın 28/04/2016 tarihinde davacının vekalet verdiği ... talimat almış ise de ... bu konularda talimat vermeye yetkili olmadığı gibi yine bu sürecin de davacıya bildirilmediğini, ... SPK'dan izin almadan pörtföy yöneticiliği yaptığını belirterek davacının uğradığı zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL olarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile SPK mevzuatına uygun olarak dava konusu işlemlere ilişkin Özel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi, Genel Kredi sözleşmesi, Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve bu sözleşmenin ekinde yer alan Rehin Sözleşmesi, Risk Beyannamesi ve Opsiyon İşlem Türlerinin Uygulanmasının Bilgi Formunun davacının vekil tayin ettiği ... isimli kişi tarafından imzalandığını, bu sözleşmelere dayanılarak dava konusu işlemleri yapmak üzere davacıya 1.000.000,00 USD tutarında türev ürünler yabancı para ve 2.000.000,00 TL türev ürünler TL limiti tanımlandığını, davacının şikâyeti üzerine bankanın Yeşilköy Şubesinde yapılan teftişte herhangi bir usulsüzlüğe rastlanılmadığını, sermaye piyasalarında türev işlem çeşitleri ve kurallarının standart olduğunu, türev işlemlerde müşterinin üstlendiği riskin sözleşmedeki edimini oluşturduğunu, kur hareketleri nedeniyle müşterinin zarar etmesi durumunda bu zararın banka tarafından karşılanmasının mümkün olmadığını, davacı ile 2011 yılından bu yana 84 adet türev işlem gerçekleştirildiğini, dava konusu işlemlerle ilgili olarak gerçeğe aykırı ya da tahrif edilmiş herhangi bir belge ya da kayıt bulunmadığını, davacının vekil tayin ettiği ... isimli kişinin vekâletnamede açık olarak yetkilendirildiğini, 2011 yılından bugüne kadar aynı vekâletname ile yapılan işlemlerde davacının kâr elde ettiği işlemlerinde bulunduğunu ancak davacı tarafın bu işlemlere yönelik bir itirazının da bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Dava 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502 ve devamı maddelerine göre vekâlet sözleşmesi ve bankacılık işlemlerinden kaynaklı alacak davasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502'ye göre; "Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir." Taraflar arasında Özel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi, Genel Kredi sözleşmesi, Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve bu sözleşmenin ekinde yer alan Rehin Sözleşmesi, Risk Beyannamesi ve Opsiyon İşlem Türlerinin Uygulanmasının Bilgi Formu imzalanmış olup bu sözleşmeler çerçevesinde davacı adına davalı banka çalışanları tarafından döviz alım satımı ve bazı tahvil alım satımları yapılmıştır. Taraflar arasında yapılan sözleşmeler ve yapılan işlemler niteliğin itibariyle TBK m. 502 kapsamında vekâlet sözleşmesi niteliğindedir.6098 sayılı TBK m. 504/I'e göre; "Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir." Taraflar arasında yapılan Yatırım Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesinde davalı banka tarafından davacı adına vekâleten yapılacak bankacılık işlemlerinin kapsamı açıkça gösterilmiştir. ....Öncelikle davacının ...'e verdiği Bakırköy ... Noterliğinin 25.05.2011 tarih ve ... sayılı vekâletnamesi getirtilmiş ve incelenmiştir. Söz konusu vekâletnamede davacının dava dışı ...'e "...döviz alma satma opsiyonu sözleşmesi ve müşteri risk taahhütnamesi de dahil olmak üzere her türlü türev ürünlere ilişkin sözleşmeler imzalamaya, her türlü vadeli döviz alma satma işlemi yapmaya, vade tarihi, işlem tarihi, vadedeki kur, opsiyon prim tutarı da dahil olmak üzere vadeli döviz alma satma işlemi ile ilgili olarak Banka ile her türlü mutabakata varmaya ve her bir işlemle ilgili dekont imzalamaya anlaşmalar yapmaya, taahhütler vermeye, teminatlar vermeye, bankalardaki hesaplarımı rehnetmeye, yurt dışı organize veya organize olmayan piyasalardan yabancı aracı kurumlar aracılığı ile adıma menkul kıymet alım satımı yapılabilmesi için bankayı yetkilendirmeye, bu hususta banka ile imzalanacak her türlü sözleşme, taahhütname ve belgeyi imzalamaya..." yetkilerini içeren yetki verildiği görülmektedir. Söz konusu yetkiler dava konusu uyuşmazlık konularını oluşturan döviz alım satımı, tahvil alım satımı ve bu türev işlemleri ile ilgili rehin verme işlemlerini kapsamaktadır. Dolayısıyla davacı tarafın dava dışı ...'in davacı adına bu konularda davalı bankaya talimat vermeye yetkili olmadığı iddiasının doğru olmadığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında yapılan Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin "Risk Beyanı" başlıklı kısmına bakıldığında "...Opsiyonlu döviz mevduatı/opsiyon işleminin net kazancı belirli bir noktaya kadar vade başında belirlenen döviz cinsindeki muhtemel hareketlere bağlıdır. Müşterinin net kazancı kurlardaki hareketlere bağlı olarak değişebileceği, beklenen net gelirin elde edilemeyeceği gibi ana parada da kayıp yaşanma ihtimali bulunmaktadır. Kurlarda yaşanan sert düşüş veya yükselişlerde ana para koruma garantisi olmayan opsiyonlu döviz mevduat işlemi/opsiyon işleminde başlangıçta yatırılan mevduatın getirisi negatif olabilmektedir. (...) bütün işlemlerden kâr elde etmek neredeyse imkânsızdır." Aynı şekilde Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin "Risk Beyanı" başlıklı kısmına bakıldığında "...Sermaye Piyasası işlemleri çeşitli oranlarda risklere tabidir. Piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırdığınız paranın tümünü kaybedebileceğiniz gibi kayıplarınız yapacağınız işlemin türüne göre yatırdığınız para tutarını dahi aşabilecektir. (...) Yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde kur riskinin olduğunu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında değer kaybı olabileceği bilinmelidir." uyarılarının yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla davacı tarafın yapılan işlemlerle ilgili olarak davalı tarafın gerekli uyarıları yapmadığı itirazının doğru olmadığı anlaşılmaktadır. ....Davacının vekâlet verdiği ...'in izinsiz olarak SPK işlemleri yapmasından ötürü davalı bankanın sorumluluğunun doğup doğmayacağı konusunun hukuken incelenmesi gerekmektedir. Davacının vekâlet verdiği kişinin SPK'dan izinli olarak işlem yapmaya yetkili bulunup bulunmadığını 6102 sayılı TTK m. 18/II'ye göre basiretli bir tacir olarak ve 6098 sayılı TBK m. 506'ya göre üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütme sorumluluğunun bir gereği olarak davalı bankanın araştırma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı yine 6098 sayılı TBK'da yer alan vekâlet hükümlerine göre çözümlenecektir. Davacının vekâlet verdiği ...'in sadece davacıya yönelik SPK işlemleri yapmadığı bankalar nezdinde başkalarına ilişkin de SPK işlemleri yaptığına ilişkin bir belge ya da delil dosyada bulunmamaktadır. Dolayısıyla Davacının vekâlet verdiği ...'in sadece davacıya özel işlem mi yaptığı yoksa SPK'dan izin almaksızın portföy yöneticiliği mesleğini iş mi edindiği dosya kapsamındaki belge ve delillerden anlaşılamamaktadır. Bu durumda aksi kanıtlanmayan davacının vekâlet verdiği ...'in sadece davacıya yönelik SPK işlemleri yapmak üzere vekâlet aldığı ve davacının da bu kişinin yaptığı işlemlere onay verdiği anlaşılmakla davalı bankanın davacının vekâlet verdiği ...'in SPK işlemleri yapmaya SPK tarafından kanunen yetkilendirilmiş bir kişi olduğunu araştırma yükümlülüğü bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı bankanın yapılan işlemler sonucunda müterafik kusurunun bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; futbolcu olan müvekkilinin tacir sıfatı bulunmadığından tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, Mahkemece dosya kapsamında alınan raporlar konusunda gerekli değerlendirme yapılmadığını ve hangi raporun neden hükme esas alındığının açıklanmadığını,Tanıkları ... ve ...'in dinlenmediğini,Bankanın, yapılan dolar satış opsiyonu işlemleri ile ilgili olarak müvekkilinin izni olmadan nakit blokaj (rehin) miktarını arttırarak müvekkilinin hesabındaki paralarını rehnettiğini, bu hususta yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmadığını,Davalı Banka tarafından Müvekkiline ve vekiline hile yolu ile imzalattırılan Rehin Sözleşmeleri ve Opsiyon İşlem Sonuç Formlarından bazılarının Rehin Miktarının da yazılı olması gereken alt kısımlarının Banka tarafından boş bırakılarak imzalattırıldığını, Haberi ve onayı olmaksızın yapılan işlemlere dair fazladan rehnedilen paralarını başka şekilde kullanmak ve değerlendirmek isteyen Müvekkilinin, davalı Banka’nın haksız ve kasti işlemi yüzünden parasını kullanamayarak zarara uğradığını, Rehin Sözleşmelerinde belirtilen %16 oranına uygun işlemler yapılıp yapılmadığı ve bu oranın %100'lere nasıl çıktığının ve bunun zararın artmasına sebep olup olmadığı, Knock-out işlemi hususunun ve Opsiyon İşlemleri’nden doğabilecek zarara karşı işbu Opsiyon İşlemlerini sonlandırması veya yeni bir Dolar Opsiyon İşlemine yönelik pozisyon alması için imkan olup olmadığının değerlendirilmesi, rehin sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı ve/veya hangi miktarlar için bankanın rehin ve teminat hakkının bulunduğu ve müvekkilinin zararlarının bu sebeple artıp artmadığı, bankanın nitelikli personel vasıtasıyla bu işlemleri yapıp yapmadığı konularının incelenmesi, dava konusu işlemlerin ekstrelerde yer alıp almadığı hususlarının araştırılması gerektiğini, Dava konusu olan ... Hisse senedi satışı konusunda da bilirkişiler tarafından herhangi bir zarar hesabı yapılmadığını, Dava konusu aynı olan ve ... aleyhine açılan İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1411 E. sayılı dosyasında dinlenen tanıkları ... beyanları ile gerek usulsüz işlemleri anlattığını, gerekse adı geçen hisse senedini alması için açıkça yönlendirme yaptıklarını beyan ettiğini, 28/04/2016 tarihli raporda açıkça bankanın kusurlu olduğu ve zararlardan sorumlu olduğu tespit edilmesine rağmen neden hükme esas alınmadığının açıklanmadığını, Davalı bankanın davaya konu işlemlerin ... tarafından yapıldığını kabul ettiğini, ... isimli şahsın davalı Banka nezdinde adına işlem yaptığı birçok müşterisi olduğunu, davalı Banka ile ... arasında karşılıklı menfaate dayalı bir ilişki bulunduğunu, davalı Banka ve .. tarafından gerçekleştirilen işlemlerden zarar uğratılmış başka müşterilerin de bulunduğunu, bu işlemler sonucunda davalı şubenin yıllık hedefleri, ... vasıtasıyla gerçekleştirdiğini, bu işlemleri yapan davalı Banka personeli ... da bu sayede yılın personeli ve benzeri ödül ve ikramiyeler elde ettiğini, davalı bankanın Portföy Yöneticliği’ne ilişkin mevzuat hükümleri uyarınca yetkisiz olduğu açıkça belli olan ...’den aldığı talimatlar ile yatırım danışmanlığı ve Portföy Yöneticiliği işlemlerini yürüttüğünü, Bankanın bu süreci ilgili kurumlara bildirmeyerek faaliyetin sürdürülmesine olanak sağladığını ve iştirak ettiğini, Davalı Bankanın Opsiyon İşlemlerini müvekkilinden habersiz ve onay almadan gerçekleştirerek, bir yandan da kendisini garanti altına almak için her şeyden bihaber müvekkiline hileli bir şekilde evrakları imzalattırdığını, müvekkiline açığa imza attırılmak sureti ile düzenlenen bu belgelerin Banka tarafından açıklanması gerektiğini, SPK mevzuatına aykırı olarak emir, işlem ve sonuç formlarının günler, haftalar ve aylar sonra hile yoluyla müvekkilinden alınan imzalar sonucu oluşturulduğunu, Opsiyon İşlemleri’nin yapılabilmesi için müşteriye veya vekaletname ile yetkilendirdiği kişiye işleme dair tüm detaylar ve risklerin anlatılması ve açık onayının alınması gerektiğini, İşlem Sonuç Formu ve Rehin Sözleşmesinin derhal imzalattırılması gerektiğini, davalı Bankanın imzaları aylar sonra almak bir kenara, açığa imza attırılmış formları gerçeğe aykırı düzenlediğini, işlemlerle ilgili göndermediğini, tüm bu hususlara rağmen mahkemece hata ve hile iddialarının değerlendirilmediğini, Bilirkişi raporunda müvekkili tarafından hesap hareketlerinin denetlenmiş olması halinde dahi yapılan iş ve işlemleri ve zararın tespitinin ve hedge işlemi yapmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmediğini, bankanın, müşterisi olan müvekkiline hesap ekstresi göndermemesi ve gerekli yasal bildirimlerde bulunmamasının, margin call sistemi olmamasının zararın oluşmasına/artmasına sebep olup olmadığı hakkında değerlendirme yapılmadığını, Davalı taraf, işlemlerin SPK Türev Araçlar lisanslı personeli tarafından yapıldığını iddia etmekte ise de SPK lisansı olmayan ...'nın da birçok işlem için tavsiyede bulunduğu, hatta sadece opsiyonlar değil başka birçok yapılandırılmış ürün vb tavsiyesinde de bulunduğunun anlaşıldığını,Raporların hükme esas alınamayacağını, itirazlarının karşılanmadığını, bankaya herhangi bir kusur atfedilmemesinin, müterafik kusuru nazara alınarak hesaplama yapılmamasının kabul edilemez olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, türev ürün çerçeve sözleşmeleri kapsamında tezgahüstü piyasalarda gerçekleştirilen opsiyon işlemlerinde, bankanın aydınlatma ve uyarma yükümlülüğüne aykırı davranarak, davacının iradesi ve bilgisi dışında yapılan işlemlerle, davacının zarara uğratıldığı iddiasıyla oluşan zararlarının tazmini istemine ilişkindir. Görev itirazı;Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/02/2019 tarihli 2017/11-2348 E. 2019/82 K. sayılı kararında; "...Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, Kaldıraçlı Alım Satım Alım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi hükümlerine aykırılık iddiasıyla sözleşmenin feshi ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin eldeki davada, asliye ticaret mahkemelerinin mi yoksa tüketici mahkemelerinin mi görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.Uyuşmazlık noktasının çözümüne geçmeden önce taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmeye ilişkin olarak genel açıklamalarda bulunulmasında yarar vardır.Kaldıraçlı alım satım işlemleri ya da kaldıraçlı işlemler, ülkemizde ilk olarak, 6111 sayılı Kanun ile değişik Mülga 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK)’nun 30’uncu maddesine eklenen “döviz, mal, kıymetli maden veya Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı alım satımı, alım satımına aracılık ve bu işlemlere yönelik hizmetlerin yerine getirilmesi” şeklindeki düzenleme ile sermaye piyasası faaliyeti olarak kabul edilmiştir. Söz konusu işlemler daha sonra yürürlüğe giren 6362 sayılı SerPK’nın 3/ (1)-u maddesi ile türev araçlar kapsamına dâhil edilmiştir. Kaldıraçlı işlemlere yönelik ülkemizde SPK tarafından öncelikle “Seri: .., No:... Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ yayımlanmış, ardından Kurulca “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (III- 37.1)” yayımlanarak bu Tebliğ ile önceki Seri:. .., No:... Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır. Adı geçen yeni Tebliğ m.3/(1)-g’de kaldıraçlı işlem, “yatırım teminatı karşılığında, döviz ve kıymetli madenler ile SPK tarafından belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda oluşturulmuş bir platformdaki alım satım işlemleri” olarak tanımlanmıştır (Aydın, E./ Ayyıldırım, K.: Kaldıraçlı İşlemler ve Vergilendirilmesi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 11, Sayı 1, 2015, s.27).Yanlar arasında Kaldıraçlı Alım Satım Alım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu Sözleşme’nin “B. Konu ve Kapsam” başlıklı bölümünde işbu sözleşmenin 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve SPK’ca çıkarılmış olan “seri: V, no:125 Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslara Hakkında Tebliğ” ve ilgili sair mevzuat hükümleri çerçevesinde döviz, mal, kıymetli maden ve Kurulca belirlenecek diğer varlıkların ticari amaçlı kaldıraçlı alım satım emirlerinin aracı kurum tarafından piyasa yapıcı sıfatıyla müşteriye sunulan işlem platformu ve/veya işlem masası aracılığıyla gerçekleştirilmesi sırasında uyulması zorunlu genel nitelikteki şartlar ile Tarafları bağlayıcı hak ve yükümlülükleri kapsadığı belirtilmiştir. Bu genel açıklamadan sonra uyuşmazlığın hangi mahkemede görülmesi gerektiği hususunun yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerekir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri (HMK)’nın 1’inci maddesinde mahkemelerin görevinin, ancak kanunla düzenlenebileceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 3’üncü maddesinde tüketici; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, satıcı ise “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmış, Kanun’un 73’üncü maddesinin birinci bendinde ise tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda da tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş olup, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun’un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceği de 83’üncü maddesinin ikinci bendinde açıklanmıştır.6502 sayılı TKHK’nın 49’uncu maddesi “Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler” başlığı altında finansal hizmetlerin, her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade edeceği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşme, finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu belirtilmiştir.Tüketici sözleşmesinde iki taraf mevcut olup, zıt amaçların güdülmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla satıcı ve sağlayıcı tanımında da yer verildiği gibi satıcı ve sağlayıcının işlem yaparken ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmesi, karşısında yer alan kişinin ise bunun tersine bir amaçla yani ticari veya mesleki olmayan amaçla (kâr elde etme amacı olmaksızın) hareket etmesi gerekir (Aydoğdu, M.; Tüketici Hukuku Dersleri, Ankara 2015, s. 59,60).Tüketici mahkemesinin görevli olması için öncelikle uyuşmazlığın bir tüketici uyuşmazlığı olması gerekir. Hangi tür uyuşmazlıkların tüketici uyuşmazlığı olduğu ise dava konusu işlem veya uygulamanın taraflarından birinin tüketici, diğerinin ise girişimci/satıcı/sağlayıcı olmasına göre belirlenmektedir (Topuz, G.; Tüketici Mahkemeleri, Ankara 2018, s.37).Yapılan bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa gelindiğinde, her ne kadar 6502 sayılı TKHK’nın 49’uncu maddesi finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler yatırım hizmetlerini de tüketici hukuku kapsamı içine almış olsa da, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin konu ve kapsamının belirleyen “B” bendinde açıkça bu sözleşme çerçevesinde gerçekleştirilecek yatırım işlemlerinin “ticari amaçlı” olduğu belirtilmiştir. Dava konusu sözleşme geçerli ve taraflar için bağlayıcıdır. Yukarıda açıklandığı üzere bir işlemin tüketici hukukuna tabi sayılabilmesi için tüketicinin ticari veya mesleki amaçla hareket etmemesi şart olup, eldeki davaya konu sözleşmenin ticari amaçla yapıldığının açıkça belirtilmiş olmasına göre uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemeleri görevli sayılamaz.Hâl böyle olunca yerel mahkemenin ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki direnme kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır."Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/05/2018 tarihli 2017/11-22 E. 2018/1102 K. sayılı kararında; "...Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi hükümlerine aykırı davranan bankanın işlemleri nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin eldeki davada, Asliye Ticaret Mahkemesinin mi yoksa Tüketici Mahkemesinin mi görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.Tüketici mahkemesinin görevli olması için öncelikle uyuşmazlığın bir tüketici uyuşmazlığı olması gerekir. Hangi tür uyuşmazlıkların tüketici uyuşmazlığı olduğu ise dava konusu işlem veya uygulamanın taraflarından birinin tüketici, diğerinin ise girişimci/satıcı/sağlayıcı olmasına göre belirlenmektedir (Topuz, G.; Tüketici Mahkemeleri, Ankara 2018, s.37).Hâl böyle olunca davacının hizmeti davalı bankadan finansal işlemler için aldığı, hizmetin alınma amacının öncelikle göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmakla, davacının bu ticari amacı karşısında tüketici sayılması mümkün değildir." yönünde karar verilmiştir.Somut olayda da, davacı vekili her ne kadar görev itirazında bulunmuş ise de gerek işlem limiti gerekse taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri, türev araç ve opsiyon sözleşmeleri nazara alındığında davacının tüketici sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, görev itirazı yerinde görülmemiştir. Bilirkişi raporları;1-Mahkemece SPK uzmanı Av.... ve Bankacı ... alınan 21/04/2015 tarihli raporda (dosya kapsamında olmadığından UYAP'tan incelenmiştir)"Davacının davalı ile arasında gerçekleştirilen aracılık işlemleri, opsiyonlu alım ve satımlardır. Opsiyon, satın alınan tarafa, her hangi bir ürünün fiyatını vade başında sabitlemek şartıyla, ürünü belirli vadede ya da vade süresince satın alma (Call) ya da satma hakkı (Put) veren anlaşmadır....e.Dava dosyasında davacının işlem yaptığı DCD Avrupa tipi opsiyon, mevduattan oluşan bir ürün olup, burada opsiyon satıcı yatırımcı, alıcı ise aracı kurumdur. Yatırımcı döviz üzerine call ya da put opsiyonu satar. Opsiyon tutarının tamamı, işlem tarihindeki opsiyonun vadesine kadar mevduat olarak bağlanır. Yatırımcı en başta, vadeyi, işlem yapacağı tutarı, ana parasını, dönme riskini aldığı döviz cinsini ve uygulama fiyatını belirler. Yatırımcı mevduat faiz ve opsiyon priminin toplamına eşit olan Net DCD faizi almaya hak kazanır, Yatırımcının alacağı DCD faizinin miktarı işlem yapılırken kesinleşir. DCD faizi anapara ile aynı döviz cinsindendir. Ancak ana paranın hangi döviz cinsinden ödeneceği aracı kurum tarafından işlem vadesinde belirlenir.Aşağıdaki tabloda davacıya, davalı tarafından ödenen brüt pirim tutarı Türk Lirası cinsinden 12.465 TL, USD cinsinden ise 3.292 USD'dir. Tabloda da görüleceği üzere davacıya ait 12 adet DCD işlemi yapıldığı tespit edilmiştir. Bu işlemler vekil ... tarafından işlem sonuç formlarına imza atılarak gerçekleştirilmiştir. İşlemlere ilişkin rehin sözleşmesi bulunmamaktadır.......(TABLO)....( 12 adet DCD işlemi tablo halinde sıralanmıştır) a. Davacı davalı tarafın opsiyon alım hakkını kullanmayarak 9 adet işlemden mevduat faizi ve opsiyon primi kadar kazanç sağladığı tespit edilmiştir. Brüt prim tutarı 9.057 TL ve 2.722 USD'dir.b. Davacı davalının opsiyon alım hakkını kullanarak 6,11 sıra nolu işlemden mevduat faizi ve opsiyon prim kazancı temin etmiştir. Fakat Opsiyon alıcısı davalının, opsiyon satıcısı olan davacıdan 6. sıra nolu işlemde vade tarihi 05.08.2011'de 1.70 USD kurundan 200,000 USD alım hakkını aldığı, karşılığında davalıya 570 USD brüt Prim ödediği, vade tarihinde spot kurun uygulama fiyatından yüksek olması nedeni ile 6.546 TL zarar ettiği,c. 12 sıra nolu işlemde vade tarihi olan 10.11.2011 de davacı davalıdan 1.85 USD/TL döviz kurundan 500.000 TL karşılığı USD alım hakkı aldığı, karşılığında davalıdan davacıya 3.408 brüt prim ödendiği vade tarihinde spot kurun uygulama fiyatının altında kalmasından dolayı davalı opsiyon alım hakkını kullandığı davacının ilgili işlemden 4.375 TL zarar ettiği tespit edilmiştir.Aşağıdaki tabloda incelendiği üzere davacı ...'na ait ... nolu kapanmış halde 53 adet USD Call TRY Put 14 adet TRY Call USD Put, 2 adet XAR Call USD Put, 1 adet EUR Call TRY Put ve açık statüde 2 adet EUR Call TRY put opsiyon işlemi olmak üzere 72 adet opsiyon işlemi yapıldığı, USD cinsinden ödenen brüt prim toplam tutarın 237.059 USD, EURO cinsinden 77.701 EUR, Türk lirası cinsinden de 41.083 TL olduğunun görüldüğü,......(TABLO).... (72 adet opsiyon işlemi tablo halinde sıralanmıştır)Yukarıdaki tabloda belirtilen opsiyon işlemlerinin 19,65.66.67. ve 68. sırada yer alan işlemlerin sonuç formlarının davacının vekili ... tarafından imzalanmış şekilde Özel bankacılık Yeşilköy Şubesi nezdinde bulunduğu, 19 ve 65 sıra nolu işlemlere ait işlem sonuç formlarının ... tarafından imzalı faks çıktısı şeklinde Özel Bankacılık Yeşilköy Şubesi'nde olduğu, 67 ve 68 sıra nolu işlemlere ait işlem sonuç formları ve rehin sözleşmesinin ... tarafından imzalandığı, 66 sıra nolu işleme işlem sonuç formunun olmadığı, işlemlere ilişkin rehin sözleşmelerinin 26 adedinin ise davacının vekili ... tarafından imzalandığı, 71 ve 72 nolu opsiyon işlemlerine ilişkin işlem sonuç formunda ve rehin sözleşmesinde imzanın mevcut olduğunun görüldüğü,-Davacının Kar ettiği opsiyon işlemleri;a911 16.17.18.20.23.25.26.27.28.29.30.31.33.35.38.39.40.42.43.44.47.53.55. 56.58.59,60.61.62.63.64.66 olan toplam 10.100.000 USD tutarındaki 34 adet USD alım opsiyon sözleşmesi için vade sonunda spot kurun uygulama fiyatının altında kalması sonucunda davalı tarafından alım hakkının kullanılmadığı, dolayısıyla davacının işlemler için davalıdan 131,893 USD brüt Prim tutarı kadar kazanç elde ettiği,b.6.8.10,12.21,22.45,48.51 olan toplam 4.555.000 TL tutarında 9 adet TL opsiyon sözleşmesi için vade sonunda spot kurun uygulama fiyatının üzerinde kalması sonucunda davalı tarafından alım hakkının kullanılmadığı, dolayısıyla davacının işlemler için davalıdan toplam 22.509 TL brüt prim kazancı elde ettiği, c.1.2 sıra nolu 2 adet toplam 20.865 XAR tutarındaki XAR alım opsiyon sözleşmesinin spot kurun vade içerisinde sözleşmesi ile önceden belirlenen bariyere temas etmesi sonucunda geçersiz kaldığı böylece davacının işlemler için davalıdan akdığı toplam 10.389 USD brüt prim tutarı kadar kazanç elde ettiği tespit edilmiştir.d.Davacının opsiyon satıcısı olduğu 3 adet EUR alım opsiyon sözleşmesinin 2 adedinin açık statüde olduğu 27.06.2014 ve 25.07.2014 vade tarihli sözleşmeler için davalının davacıya 50.500 EURO brüt prim ödemesi yaptığı,-Davacının opsiyon satıcısı olarak zarar ettiği işlemlerin değeri 496.935 TL'dir. -Davalı ... 2011-2013 yılları arasında 12 adet DCD ve 72 adet döviz opsiyon işlemi yapmış olup DCD işlemlerinden toplam 12.465 TL ve 3.292 USD mevduat faizi ve döviz opsiyon işlemlerinden toplam 237.059 USD, 77.701 EUR ve 41.083 TL brüt prim kazancının olduğu, yaptığı 72 adet döviz opsiyon işleminin 71 ve 12 adet DCD işleminin tamamına ait işlem sonuç formu üzerinde davacının vekili ...'in imzasının olduğu bu imzaların 83 kez tekrarlandığı görülmüştür. Opsiyon işlem türlerinin ve uygulamasının nasıl olduğunu anlatan işlem sonuç formlarının açıklamalar kısmında; "belirtilen işlem dahilinde tarafıma opsiyon işlemi yapılmasını talep ediyorum. İşlem sırasında tarafıma verilen opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri çerçeve sözleşmesini ve işlem sonuç formuna ait açıklamalar kısmını okudum ve teyit ederim" açıklamaları yer almaktadır. Davacı tarafın işlem tarihinden sonra bu formları imzalamış olmaları işlemin sonuçlarından haberdar olduğunu ve sonuçları kabul anlamına gelmektedir. Hayatın olağan akışında ticari hayatın içinde bunca yüksek meblağlı işlemlerin içeriğini ifade eden kayıtların okunmadan ya da zorla imzalatıldığına ilişkin iddia davacı tarafça delillendirilememiştir. Aksine dava dosyasında yer alan bilgi ve kayıtlardan davacının bir çok işlem yaptığı ve çok yüksek riskli işlemlerden zaman zaman yüksek kar da elde ettiği görülmüştür. Davacının yapılan işlemlerle ilgili, bilgim dahilinde değil ya da hile ile tesis edildi iddiası hayatın olağan akışına ters düşmektedir. Aksine ...'in davacıya ve daha bir çok yatırımcıya ücretli yatırım danışmanlığı yapması, işlemlerin sonuçlarını iyi analiz eden profesyonel piyasa oyuncusu olduğu yönünde kanaat oluşmasına neden olmuştur. Ses kayıtları incelendiğinde davacı tarafın vekili sıfatı ile ...'in verdiği emir ve talimatlarla zarar ettiği işlemler;a.Sıra No: 54, 05.07.2012 tarihinde yapılan görüşmede davacının vekili tarafından 1 milyon USD için 1.83 uygulama fiyatından 1 ay 3 milyon USD, 1.82 ve 1.83 uygulama fiyatından 6 ay, 9 ay ve 1 yıl vadeli opsiyon isteği hemen bağlayabileceğini belirttiği hesaplanan prim tutarının ... iletildiği, 1.83 uygulama fiyatından 1 yıl (5.7.2013) vadeli dolar opsiyonu için 52.249 USD prim tutarı belirlendiği, bu tutardan 1.5 milyon USD opsiyon bağlanması yönünde ... sözlü talebinin olduğu, kendisinin teminat oranlarını sorduğu %16 teminat oranı olduğunu öğrendikten sonra işleme onay verdiği,b.Sıra No: 65, 12.12.2012 tarihinde yapılan görüşmede ...'in 12.03.2013 vade tarihli olarak 1.5 milyon USD tutarında 1.80 uygulama fiyatından opsiyon yapmak için sözlü onay verdiği,c.Sıra No: 68, 1.2.2013 tarihinde yapılan görüşmeye ilişkin ses kayıtları dinlendiğinde ...'in EUR cinsinden opsiyon yapmak istediği 2.40, 2.41 ve 2.42 uygulama fiyatları üzerinden brüt prim tutarını sorduğu, kendisine brt prim tutarının bildirilmesi ardından 2.8.2013 vade tarihli 2.41 uygulama fiyatından davacı için 1 milyon EUR'luk işlemi gerçekleştirdiği, bu konuda birkaç kez farklı personellerle görüşme yaptığı,d.26.07.2013 tarihinde yapılan görüşmelerde, ...'in cep telefonu ile görüştüğü ... adına 500.000 EUR işlem yaptığı,e.Davacının iddia ettiği gibi ... lisans belgesi olmaksızın gerçekleştirdiği aracılık işlemine rastlanılamamıştır. Zira ses kayıtlarında ... ve diğer yetki belgesine sahip personelin aynı satışla ilgili bir çok görüşmesine rastlanılmıştır. Dolayısıyla ... görüşmesi ile davacı vekilinin bizzat satış yaptığı ya da yönlendirildiğine ilişkin bir kayda rastlanılamadığından, oluşan zarar ile görüşme arasında illiyet bağı kurulamamıştır. Davalı taraf personeli tarafından yönlendirilmediği, aslında ...'in profesyonel bir yatırımcı olduğu her şeyi en ince ayrıntısına kadar takip ettiği, USD ve EUR pariteleri hakkında değişik aracı kurumlardan sık sık fiyat aldığı pazarlık yapıp davalı aracı kurumu yönlendirdiği, açıkçası işlem sonuçlarını çok iyi analiz ettiği işlemlere ilişkin risk analizini yapabilen tecrübesi olduğu ses kayıtları dinlendiğinde açıkça görüldüğü, ancak son yapılan yüksek riskli işlemlerde ortaya çıkan riskin maliyetine katlanmayarak bundan kaynaklı sorumluluktan kaçınmak için hareket ettiği, bu yönü ile iyi niyetli olmadığı kanaat ve sonuca ulaşılmıştır. ...'nun vekili ... tarafından imzalanan Özel Bankacılık Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin "Risk Beyanı" başlıklı bölümünde, Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin "Risk Beyanı" başlıklı bölümünde "..." ifadelerinin yer aldığı bu açıdan davacının iddia ettiği gibi SPK ve BK mevzuatına aykırı bir hukuksal durumun olmadığı davacının her türlü bilgilendirildiği..." yönünde kanaat sunulmuştur.Aynı bilirkişi heyetinden davacı vekilinin itirazları üzerine alınan ek raporda;"Davacı tarafın itirazı rehin sözleşmesi olmaksızın yapılan bu işlemlerin geçerli olmadığına ilişkin itirazın değerlendirilmesi; ..davacı tarafın davalı tarafça rehin sözleşmesi akdetmeden yaptığı işlemin geçersizliğini iddia etmesi MK iyi niyet ilkeleri ile çelişmektedir. Zira dosya kapsamında rehin sözleşmesi yazılı olmamakla beraber yapılan tüm işlemler geçerli aracılık işlemidir. Davacı vekil ile kendisini temsil ettirerek profesyonel aracılık işlemi gerçekleştirdiği, ancak bu işlemlerden belli dönemlerde yüksek kar elde ettiği tespit edilmiştir. Ancak yatırım yapılan sermaye piyasası aracının yüksek getiri ihtimalinden kaynaklı yüksek risk de içerdiği tespitlerimiz arasında yer almaktadır. Davacının zararı bile isteye ve tüm riskleri eri ince analizlerle göze aldığı kanaatinin oluşmasını sağlayan dosya delilleri kök raporumuzda yer almaktadır, burada da aynen tekrar ederiz."Davalı çalışanı ...'ya ilişkin davacının itirazının değerlendirilmesi; Davalı çalışanı ... ile davacının gerçekleştirdiği işlemler de zararın oluşmasında uygun illiyet bağının olmadığına ilişkin kök raporda ayrıntılı açıklama e değrlendirmeler yapılmış olup burada da aynen tekrar ederiz. Zira davacı tarafça gerçekleştirilen aracılık işlemi ile ... arasında aracılık faaliyetinin gerçekleştirildiği delillendirilememiştir." yönünde kanaat bildirilmiştir. 2-Mahkemece bilgisayar mühendisi bilirkişi ... ses kayıtlarının çözümünün yapılması hususunda rapor alınmıştır. Bilirkişi tarafından alım-satım talimatlarına ilişkin Banka'da bulunan görüşme kayıtları deşifre edilerek, rapor halinde dosyaya ibraz edilmiştir. 3-YMM ...Finansal Yönetim Danışmanı ..., Sermaye Piyasaları Yöneticisi...'dan alınan 28/04/2016 tarihli raporun sonuç kısmında;"30/12/2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu “Kapsam” başlıklı 2. Maddesi ile portföy yöneticiliği sermaye piyasası faaliyetleri arasında sayılmıştır.6362 sayılı kanunun 39. Maddesi ile “Yatırım hizmetlerinin ve faaliyetlerinin düzenli uğraşı, ticari veya mesleki faaliyet olarak icra edilebilmesi için Kuruldan izin alınması zorunludur.” hüküm altına alınmıştır. Sermaye piyasası faaliyetlerinin icrası tamamen Sermeye Piyasası Kurulu iznine tabi tutulmuştur.Yatırım hizmetleri ve faaliyelleri ancak yatırım kuruluşları tarafından yerine getirilebilir.” Hükmü ile portföy yöneticiliği ve her türlü faaliyetin ancak kanun ile belirlenen “Yatırım Kuruluşları” tarafından icra edilebileceği hüküm altına alınmıştır.21/1/2003 tarihli ve 25000 sayılı Resmi Gazete'de Seri: V, No: 59 “Portföy Yöneticiliği Faaliyetine ve Bu Faaliyette Bulunacak Kurumlara İlişkin Esaslar Tebliği” ile “Portföy yöneticiliği; finansal varlıklardan oluşan portföylerin, her bir müşteri adına, müşterilerle yapılacak portföy yönetim sözleşmesi çerçevesinde maddi bir menfaat sağlamak üzere vekil sıfatıyla yönetilmesi...” olarak tanımlanmıştır.11.07.2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 1/7/2014 tarihinde yürürlüğe giren Seri IlI 37 Nolu Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ”, “Bireysel Portföy Yöneticiliği Faaliyeti” başlıklı 37. Maddesi ile "Bireysel Portföy yöneticiliği; kolektif yatırım kuruluşlarının portföyleri hariç olmak üzere, finansal varlıklardan oluşan portföylerin, her bir müşteri adına, doğrudan veya dolaylı bir menfaat sağlamak üzere vekil sıfatıyla yönetilmesi..." olarak tanımlamıştır.6362 sayılı kanumun 109. Maddesi ile "Sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunanlar iki yıldan boş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar." hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili ...'in yatırım hizmetlerinin ve faaliyetlerinin düzenli uğraşı ile portföy yöneticiliği faaliyelinde bulunduğu, ticari ve mesleki faaliyet olarak da icra ettiği sermaye piyasası faaliyetlerine ilişkin, ...'ndan her ay 1.500 TL/Ay ücret aldığı incelemelerimizde tespit olunmuştur.Davalı Banka vekil marifetiyle ... hesabına ilgili mevzuat hükümlerince yetkisiz olduğu açıkça ortada bulunan ...'den aldığı talimatlar ile yatırım danışmanlığı ve portföy yöneticiliği işlemlerini yürütmüştür. ... söz konusu yatırım danışmanlığı ve portföy yöneticiliği faaliyetlerinden ötürü aylık 1.500 TL ücreti ...'ndan almış olup Banka söz konusu süreci Sermaye Piyasası Kurulu'na ve ...'na bildirmemiştir....'in, ...'ndan aldığı söz konusu işlemlere konu vekaletnamesinde yer alan “hesap özetlerimi ve ekstrelerimi talep hakkımdan feragat etmeye” şeklindeki ifade Bankanın hesap bildirim yükümlülüğünün asli olarak ...'na olduğu sonucunu değiştirmemektedir.Davalı Banka böylelikle ...'na 84 işlemle ilgili bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.Davacı adına vekil sıfatı ile işlem yapan ...'in kuruldan izin almadan sermaye piyasası faaliyeti olan portföy yöneticiliği faaliyetini yürüttüğü tespit olunmuştur.Davalı Banka'nın izinsiz yürütülen sermaye piyasası faaliyetini Sermaye Piyasası Kurulu'na bildirmediği ve aksine faaliyetin yürütülmesine olanak sağladığı tespit olunmuştur.Davalı Banka'nın ilgili mevzuat hükümlerince beyan ettiği etik ilkelere aykırı olarak ilgili işlem emirlerinin alınması esnasında kullanılan yasal araçlardan telefon kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, bilirkişi heyetine teslim edilmediği, kayıtların doğru ve tam olmadığı ve iç kontrol sisteminin zayıflığı tespit edilmiştir.Davalı Banka'nın dava konusu 5 adet opsiyon ilişkin olarak bu opsiyon işlemlerinin riskini anlattığına dair telefon kaydı gösterememiştir. Ayrıca opsiyon işlemlerinin riskinin anlatıldığı risk bildirim formunun bulunmadığı görülmüştür.6362 Sayılı kanun gereği yasak fiil mücbirince dava konusu 5 adet işlemden oluşan zararın peşin ödenen opsiyon primi TCMB reeskont faizi ile beraber mahsup edildikten sonra takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere 26.04.2016 tarihi itibariyle 393.677,31TL bakiyenin Davacıya ödenmesi..." gerektiği hususlarında kanaat bildirilmiştir.4-E.Banklar Yeminli Murakıbı ..., E. Banka Müdürü ... ve M.Ü. Muhasebe ve Bankacılık Öğr.ÜyesiProf.Dr. ... alınan 07/10/2016 tarihli raporun sonuç ve kanaat kısmında; "*Davalı Banka ile Davacı arasındaki kurulmuş olan Çerçeve Sözleşmeleri'nin ve Opsiyon Sözleşmeleri'nin, Sermaye Piyasası mevzuatına tabi olmayan tezgahüstü piyasalarda tarafların serbest iradeleri ile hukuken geçerli olarak kurulmuş olan sözleşmeler oldukları, *Davalı Banka ile Davacı arasındaki kurulmuş olan davaya konu Opsiyon Sözleşmeleri'nin, yüksek risk barındıran, sonuçları önceden tahmin edilemeyen, talih ve tesadüfe dayalı işlemler oldukları ve Müşteriler'in de opsiyon işlemlerinin yüksek risk içeren, talih ve tesadüfe dayalı olan yapısının doğal ve çok sık karşılaşılan bir sonucu olarak oluşan zararı taşımakla yükümlü oldukları,*Davalı Banka'nın, davacı arasındaki -tezgahüstü piyasalarda gerçekleştirilen ve Sermaye Piyasası mevzuatına tabi olmayan- davalara konu opsiyon işlemlerini ve hisse senedi işlemlerini yapmadan önce Müşteriler ile imzaladığı Çerçeve Sözleşmeler'de bu işlemlerinin taşıdığı riskleri çok açık ve anlaşılır ifadelerle birkaç kez vurgulayarak, davacıyı bu riskler konusunda yeteri ölçüde uyardığı,*Davacının, Davalı Banka ile imzaladıkları Çerçeve Sözleşmeler'de yer alan ve birkaç kez vurgulanan risk uyarılarını anlayabilecek kapasitede ve döviz ve sermaye piyasalarındaki önceden öngörülmesi olanaksız oynaklık ve değişkenlik konusunda bilgi sahibi olduğu,*Davaya konu türev işlemlerine ilişkin olarak Davalı Banka ile davacılar arasındaki Çerçeve Sözleşmeleri'nin ve Opsiyon Sözleşmeleri'nde, davalı bankanın eksik veya hatalı bilgi vermediği, davalı Banka'nın özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin -diğer bir ifadeyle- sözleşmelere aykırı davrandığının kabul edilemeyeceği,*Davacının, daha önce yaptıkları ve kar etükleri türev işlemlerinin hukuken geçerliliğine hiçbir itirazda bulunmayıp, elde ettikleri karları Davalı Banka'dan tahsil ederek -ya da zararı tazmin ederek-, Davalı Banka ile aralarındaki türev işlemlerin sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunu kabul ettikten sonra, daha sonra aynı şekilde kurulan ve zarar ettikleri türev sözleşmelerinin ve hisse senedi işlemlerinin hukuken geçersiz olduğunu iddia etmelerinin çelişkili davranış oluşturduğu ve bu nedenle de bu iddianın hukuken korunamayacağı,*Davacının, Davalı Banka'dan herhangi bir hukuki sebebe dayanarak bu zararlarının tazminini talep edemeyecekleri, türev işlemlerinin yüksek risk içeren, talih ve tesadüfe dayalı olan yapısının doğal ve çok sık karşılaşılan bir sonucu olarak üstlendikleri riskten kaynaklanan zararlarını bizzat taşımakla yükümlü olduğu,*Davacı tarafça, Davalının iddia ettiği şekilde Davalı tarafın hukuka aykırı şekilde ve haksız fiil niteliğinde ispatlanmış hile emare ve olgusu tespit edilemediğinden haksız fiil nedeniyle Davalıdan herhangi bir talepte bulunamayacağı,*Davalının özen ve sadakat borcunu yerine getirmeyerek sözleşme süresince özensizlik sonucu (emirleri vaktinde yerine getirmeyerek-sahip olduğu mesleki bilgisi ile bağdaşmayan öneri de bulunma, araştırma ve inceleme yükümlülüğü ihlal sonucu eksik veya yanlış bilgi aktarmak gibi) Davacının zararına sebebiyet verdiğine ilişkin somut veri bulunmadığı,*Aynı formda aracı kurumların yorumlarının, öneri tavsiyelerinin eksik olabileceği veya onay gerektirdiği keza objektif olmayabileceğinin bildirilmesinin yanında bu olgunun hayatın olağana akışına göre bilinen ve ispatlanmış bir vakıa olduğu, *Yatırımcının ekstrelerini takip etmesinin zorunlu olduğu, makul sürede itiraz edilmezse ekstrelerin kesinleşeceği, Banka'nın hesap özetlerini davacıya bir çok kez gönderdiği,*Yapılan incelemede onaysız işlemlere rastlanmadığı,*Taraflar arasındaki sözleşme ve SPK Kanunu ve tebliğleri açısından yapılan değerlendirmede sözleşmeye ve hukuka aykırılık unsuru tespit edilemediği,*21/1/2003 tarihli ve 25000 sayılı Resmi Gazete'de Seri: V, No: ... Portföy Yöneticiliği Faaliyetine ve Bu Faaliyette Bulunacak Kurumlara İlişkin Esaslar Tebliği ile "Portföy yöneticiliği; finansal varlıklardan oluşan portföylerin, her bir müşteri adına, müşterilerle yapılacak portföy yönetim sözleşmesi çerçevesinde maddi bir menfaat sağlamak üzere vekil sıfatıyla yönetilmesi..." olarak tanımlanmıştır. 6362 sayılı kanunun 39. Maddesi ile sermaye piyasası faaliyetlerini Sermaye Piyasası Kurulu'nun iznine bağlamıştır. ...'in DAVACI vekili sıfatıyla, maddi bir kazanç elde etmek gayesiyle birden fazla müşteri hesabına müştereken işlem yaparak ve söz konusu işlemlerin kazanç ve kayıplarının portföyde yer alan yatırımcılardan. hangilerine ve ne oranlarda yansıtıldığı tespit edilmesi mümkün olmayacak şekilde izinsiz sermaye piyasası faaliyeti olarak portföy yöneticiliği faaliyeti gerçekleştirdiği düşünülmektedir.*Davalı bankanın kusur ve kastı tespiti ispat edilemediği dikkate alındığında davalıya sorumluluk yüklenmesi, soyut ve şüpheye dayalı bir varsayıma dayalı olacağı,*Davacının dava konusu işlemlerden 237,059 USD, 77.701 EUR ve 41.083 TL brüt prim kazancının olduğu, opsiyon satıcısı olarak da 496.935.00 TL zarar ettiği,*Davacının işlemlere İcazet verdiği,*Davalı Bankaya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı...Bu çerçevede davalı Banka tarafından yapılan işlemlerde, imzalı "İŞLEM SORGULAMA FORMU" bulunmakta olup ibraz edilen telefon görüşmelerine dayanarak davalı bankaya atfedilecek bir kusurun sözleşme şartlarına göre atfedilemeyeceği" kanaati bildirilmiştir.Aynı bilirkişi heyetinden davacı vekilinin itirazları üzerine alınan ek raporda; kök rapordaki tespit, görüş ve kanaatlerinin geçerli olduğunu beyan etmişlerdir. 5-Mahkemece Sermaye Piyasası Uzmanı ... ve SMMM ... 'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 25/09/2020 tarihli raporun sonuç kısmında;"1-Davacının ve Davalının müterafik kusur oranlarının tespitinin yapılması; Davalı Bankanın dava konusu işlemleri BDDK ve SPK mevzuatı çerçevesinde Davacı adına vekili ... ile imzalamış olduğu çerçeve sözleşmeler ve ekleri kapsamında yaptığı, bildirim formlarının, yapılan işlemlere ait talimatların, dekont, form ve belgelerin bizzat vekil olarak işlemleri yapan ... tarafından imzalanmış olduğu,Davacı Vekili ...'in profesyonel bir portföy yöneticisi, yatırım danışmanı gibi hareket ederek kendisine vekalet veren davacı yanında başka fon sahiplerinin de yatırımlarını davalı banka ile birlikte dava dışı diğer bankalarda da değerlendirdiği, söz konusu işlemler hakkında en az davalı banka elemanları kadar bilgili olduğu izlenimi verdiği, tüm işlemleri Davalı Banka elemanları ile pazarlık yaparak, onları yönlendirerek en iyi fiyatlamayı, getiriyi sağlayacak rekabetçi bir şekilde ve mutabakatla yürüttüğü, yapmış olduğu işlemlerin sonuçlarını bizzat ve karşılıklı olarak tefefon ve e-mailler ile takip ettiği, Yapılan tüm işlemlerin, DAVACI VEKİLİNİN BİLGİSİ, İRADESİ VE TALİMATLARI ÇERÇEVESİNDE YAPILDIĞI, dosyaya sunulan delil ve belgeler üzerinde görüldüğü hususları dikkate alındığında Davacı tarafın vekil tayin ettiği ... vekalet kapsamında yetki verilen tüm işlemleri yaptığı, 2011 yılından itibaren banka nezdinde yapmış olduğu opsiyon işlemlerinden elde etmiş olduğu karlı işlemlere itiraz etmeyip, dava konusu zararlı işlemlere itiraz ettiği dikkate alınırsa meydana gelen zararın tamamen vekilin yaptığı işlemlerden kaynaklandığı, sorumluluğun tamamen Davacı ve Vekiline ait olduğu, Davalı Bankanın müşteri temsilcileri ile davacı araında yapılan telefon görüşmelerine ait ses kayıtlarına bakıldığında; şubede yapılan operasyonel işlemlerde etkin bir iç kontrol ve denetim sisteminin olmadığı, zararın meydana gelmesinde etken bir unsur olmadığı görülmektedir.2-21.04.2015 ve 28.04.2016 tarihli Bilirkişi Raporlarında ortaya çıkan zarar miktarlarına ilişkin çelişkinin giderilerek gerçek zarar tespiti;21.04.2015 tarihli Bilirkişi Raporunda; vadeli döviz işlemleri neticesinde davacının zarara uğradığı konusunda davalı bankaya kusur yüklenemeyeceği, davacının davalı bankadan talep edeceği zararının olmadığı kanaat ve sonucuna ulaşıldığı, ...28.04.2016 tarihli Bilirkişi Raporunda; söz konusu opsiyon işlemlerinden dolayı davacının 651.185 TL zararı hesaplandığı, peşin ödenen opsiyon primlerininin TCMB Reeskont faizi ile birlikte 287.507,69 TL güncel değer hesaplandığı, zarar tutarından, opsiyon primleri mahsup edildiğinde 393.677,13 TL zarar kaldığını ve bu rakamım davalı banka tarafından yatırımcıya ödenmesi kanaatine ulaşıldığı görülmektedir.Her iki Bilirkişi Raporunda davacı tarafın alacağının olup olmadığı yönünde ulaşılan sonucun tamamen bir birine zıt olduğu görülmektedir. Her iki raporda orlak iddialar ise davacı tarafın davalı bankanın hileli, kusurlu ve vekalet sözleşmesine aykırı davranışları dolayısıyla maddi zarara uğradığı, davalı tarafın ise davacı zararının döviz fiyatlarına bağlı olarak meydana geldiği, işlem zararlarının ... sözleşmelerindeki hükümlerle ilgili olmadığı, dava konusu işlemlere ilişkin gerçeğe aykırı, sahte yada tahrif edilmiş herhangi bir belge veya kanıtın mevcut bulunmadığını, opsiyon/dcd işlemleri nedeniyle zarar eden davacının tazmin talebinin haksız ve mesnetsiz olduğu yönündedir. Dosyaya sunulan belgeler kapsamında opsiyon işlemleri ile ilgili olarak 25.09.2020 itibariyle;Opsiyon Zararı ; -658.155 TLOpsiyon Primi ; +364.249 TL Hesaplanan Zarar; -199.297 TL olarak hesaplanmış olup detay bilgiler Tablo.6'da verilmiştir.3-Tespit edilecek gerçek zararın müterafik kusur oranına göre davacının zararından alacaklı olduğu miktarın tespiti;Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dolayısıyla dava konuyu olayda meydana gelen zararlara ilişkin davalı bankaya her hangi bir kusur atfedilemeyeceği, davacı ve vekilinin herhangi bir alacağı olmadığı, yapılan tüm işlemlerin, davacı vekilinin bilgisi, iradesi ve talimatları çerçevesinde yapıldığı, dosyaya sunular delil ve belgeler üzerinde görülmektedir. Davacının uğramış olduğu zararlardan dolayı davalı Bankaya kusur atfedilemeyeceği, Banka nezdinde talep edilebilecek herhangi bir zararının bulunmadığı, yapılan işlemlere ait belgelerin bizzat imzalandığı, uyuşmazlık konusu işlemlerin, bilgisi dahilinde yapıldığı" kanaati bildirilmiştir.Aynı bilirkişi heyetinden davacı vekilinin itirazları üzerine alınan ek raporda; Davacı ... hesabında; uyuşmazlık konusu 3 adet toplam 1.150.000 USD, 2 adet toplam 750.000 EUR olmak üzere toplam 5 adet Döviz Satım Sözleşmesi işlemlerinden dolayı 655.500 TL zarar hesaplandığı, 3 adet toplam 1.150.000 USD, 2 adet toplam 750.000 EUR olmak üzere toplam 5 adet Döviz Satımı Sözleşmesi işlemlerinden dolayı 38.852 USD ve 50.500 EUR karşılığı 198.880 TL döviz satım opsiyonu müşteri primi geliri hesaplandığı, 38.852 USD ve 50.500 EUR karşılığı 198.880 TL döviz satım opsiyonu müşteri primi üzerinden 25/07/2014 tarihi itibariyle 23.666 TL Reeskont faizi hesaplandığı açıklanarak;Davacının hesabında dava konusu olaya ilişkin en son işlem tarihi olan 25/07/2014 tarihi itibariyle -655.500 TL + 198.880 TL+ 23.666 TL= -432.954 TL zarar hesaplanmıştır. Esasa ilişkin inceleme;Opsiyon Sözleşmesi, belirli bir fiyat üzerinden sınırlı bir zaman dilimi içinde veya belli bir tarihte belirli bir varlığın (örneğin sermaye piyasası aracı veya döviz) satılması veya alınması konusunda diğer tarafa (opsiyon alıcısı) bir seçim hakkı tanıdığı, bunun karşılığı olarak da belirli bir bedele hak kazandığı sözleşmedir... Opsiyon sözleşmesinin sağladığı hakkın türü veya alınan pozisyona göre opsiyon sözleşmesi alım opsiyonu (call-option) veya satım opsiyonu (put option) olarak ayrılmaktadır. Opsiyon primi karşılığında opsiyon sözleşmesini satana "opsiyon satıcısı" denmektedir. Opsiyon alıcısı, opsiyon satıcısına sözleşmedeki tarihte veya dönemde üzerine anlaşılan fiyattan sözleşme konusu mal veya varlığı satmak zorundadır. Opsiyon sözleşmesinin standartların bulunduğu organize borsalarda gerçekleşmesi halinde borsa içi opsiyon sözleşmesinden, organize olmayan piyasalarda gerçekleşmesi halinde tezgahüstü opsiyon sözleşmesinden söz edilir. Tezgahüstü opsiyon sözleşmesinde garanti sistemine yer verilmediğinden daha fazla riski barındırmaktadır. Tezgahüstü opsiyon işlemleri döviz kurlarındaki olumsuz dalgalanmalara karşı, kendisini korumak amacıyla bankalardan opsiyon sözleşmesi olan müşterilerden oluşan piyasalarda yapılmaktadır. Opsiyon sözleşmesinde opsiyon satıcısı, opsiyon alıcısının alım veya satım hakkını kullandığında sözleşme konusu varlığı belirlenen fiyattan almak veya satmak zorundadır. Bu bakımdan opsiyon satıcısının seçme hakkı yoktur. Buna karşılık alıcı opsiyon hakkını kullanmamayı seçerse, satıcının yapabileceği bir şey bulunmamaktadır. Opsiyon sözleşmesinde opsiyon alıcısının asıl borcu opsiyon primi ödeme borcudur. Zira, opsiyon alıcısı, alım veya satım hakkını opsiyon satıcısından opsiyon primi karşılığında satın almaktadır. Opsiyon sözleşmesinde opsiyon satıcısının maksimum karı kendisine ödenen opsiyon primi ile sınırlı olup, zararı ise sınırsızdır. Opsiyon sözleşmesinde opsiyon alıcısının maksimum zararı, ödediği opsiyon prim miktarı olup, karı ise sınırsızdır. Opsiyon satıcısının elde edeceği karın opsiyon primi ile sınırlı bulunduğu, zararın ise sınırsız olacağı göz önüne alındığında opsiyon alıcısı bankanın işlemlerde bilgi verme ve aydınlatma yükümlülüğü yönünden gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekir. (Prof. Dr. Adnan Değnekli, Opsiyon Sözleşmelerinde Bankanın Bilgi Verme ve Aydınlatma Yükümlülüğü İle İlgili Bir Yargıtay Kararının Değerlendirilmesi, Prof. Dr. Seza Reisoğlu'na Armağan, Ankara 2016, s.624, 625, 626).Taraflar arasında Özel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi, Genel Kredi Sözleşmesi, Yatırım Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi, Türev Araçları Alım Satım Aracılık Çerçeve Sözleşmesi, Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve bu sözleşmelerin ekinde yer alan Rehin Sözleşmesi, Risk Beyannamesi ve Opsiyon İşlem Türlerinin Uygulanmasının Bilgi Formu imzalanmıştır. Bu sözleşmelerin davacıya vekaleten ... tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Bakırköy ... Noterliği'nin 25/05/2011 tarih ve ... sayılı vekaletnamesi incelendiğinde; davacı tarafından "...Türkiye hudutları dahilindeki bütün banka ve aracı kurumlar nezdinde adıma her türlü mevduat, yatırım ve emanet hesapları açmaya, bu hesapları birbiri ile ilişkilendirerek ve ilişkilendirmeyerek sermaye piyasası işlemlerinde bulunmaya, bu hesaplarn açılışı münasebetiyle gerek banka gerekse Aracı Kurum tarafından imzalanması istenilen Bankacılık Hizmetleri Sozleşmesi ile Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza ve İşlem Sözleşmesi veya bunların yerine kaim sozleşmeler ile Banka ve/veya Aracı Kurum aracılığı ile gerçekleştirilecek sermaye piyasası işlemleri münasebeti ile imzalanması gereken her turlü beyan, taahhüt ve belgeleri beni temsilen imzalamaya, açılmış olan her türlü hesabıma para yatırrnaya, tüm hesaplarım üzerinden adıma yurt içinde ve yurt dışında özel veya kamu kuruluşlarınca ihraç edilmiş, hazine bonusu, devlet tahvili, Eurobond, her türlü yatırım fonu katılma belgesi ve hisse senedi gibi her türlü menkul kıymet alım satım işlemi yapmaya ve bu münasebetle alım-satım emirleri vermeye, ordino düzenlemeye, bana ait hesabımla ve adıma yapılan işlemlerle ilgili her türlü belgeyi imzalamaya ve yine bana ait hesabımla ve adıma yapılan işlemlerle ilgili hesap özetlerini ve ekstrelerini teslim almaya, hesap özetleri ve ekstrelerini talep hakkımından feragat etmeye, adıma her türlü döviz cinsinden hesaplar açmaya, açılmış veya açılacak hesaplar kapatmaya, adıma döviz almaya ve satmaya, Sermaye Piyasası araçları ödünç alma ve verme işlemlerini yapmaya, bu hususta Banka veya Aracı Kurum'a adıma özkaynak vermeye, özkaynak tutarının Banka veya Aracı Kurum tarafından belirlenen oranın altına düşmesi halinde, özkaynak tamamlamaya ve bu hususta imzalanacak tüm sözleşmeleri, taahhütnameleri ve her türlü belgeyi imzalamaya, Vadeli İşlemler borsalarında türev araçlarının alım satımı işlemlerini yapmaya, bu işlemlerle ilgili teminatları yatırmaya çekmeye, idareye ve nemalandırmaya, bu işlemler ile ilgili olarak aracı kurumlar ile sözleşmeler akdetmeye ve beni temsilen emir vermeye bu işlemler ilgili her türlü belge ve taahhütnameyi imzalamaya, döviz alma satma opsiyonu sözleşmesi ve müşteri risk taahhütnamesi de dahil olmak üzere her türlü türev ürünlere ilişkin sözleşmeler imzalamaya, her türlü vadeli döviz alma satma işlemi yapmaya, vade tarihi, işlem tarihi, vadedeki kur, opsiyon prim tutarı da dahil olmak üzere vadeli döviz alma satma işlemi ile ilgili olarak Banka ile her türlü mutabakata varmaya ve her bir işlemle ilgili dekont imzalamaya anlaşmalar yapmaya, taahhütler vermeye, teminatlar vermeye, bankalardaki hesaplarımı rehnetmeye, yurt dışı organize veya organize olmayan piyasalardan yabancı aracı kurumlar aracılığı ile adıma menkul kıymet alım satımı yapılabilmesi için bankayı yetkilendirmeye, bu hususta banka ile imzalanacak her türlü sözleşme, taahhütname ve belgeyi imzalamaya, yukarıda belirtilen bütün işlemlerin kredi tahtında yapılmasının gerekmesi halinde buna ilişkin kredi sözleşmelerini, taahhütnamelerini, benim adıma imzaya ve bu krediler dairesinde gerekli talimatları ve teminatları vermeye ve ibralaşmaya, mutabakat yazısı vermeye, hesabımda bulunan menkul kıymetlerle ilgili olarak gerçekleşecek her türlü kanuni haklar: takibe, tahsile, ödemeye, teslim almaya ve teslim etmeye, bu hakların kullanıp kullanılmaması hususunda muhtariyete, hesabımda bulunan hisse senetlerinin ait olduğu şirketlerin yapılacak Olağan Olağanüstü Genel Kurul Toplantılarında beni temsil etmeye ve adıma oy kullanmaya, hesabımla ilgili kredi tahsis oranlarının arttırılıp, eksiltilmesinde adıma talepte bulunmaya, kredi hesabımı kapatmaya velhasıl hesabımla ilgili her türlü işlemlerde bulunmaya münferiden mezun ve yetkili olmak üzere ... T.C. NOLU ... vekil tayin edildi." şeklinde banka ve aracı kurumlar nezdinde her türlü işlemin yapılması için yetki verildiği görülmekle, verilen yetkilerin dava konusu edilen işlemleri de kapsadığı sabittir. Banka nezdinde, davacıya vekaleten ... tarafından imzalanan belgeler, vekaletnamenin verildiği tarihten sonraki tarihlerde düzenlenen belgelerdir. Türev Araçları Alım Satım Aracılık Çerçeve Sözleşmesi'nin 1.sayfasında "Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu" başlıklı kısmı; "...2.Sermaye Piyasası işlemleri çeşitli oranlarda risklere tabidir. Piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırdığınız paranın tümünü kaybedebileceğiniz gibi kayıplarınız yapacağınız işlemin türüne göre yatırdığınız para tutarını dahi aşabilecektir. 3.Kredili işlem veya açığa satış gibi işlemlerde kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük özkaynakla işlem yapmanın piyasada lehe çalışabileceği gibi aleyhe de çalışabileceği ve bu anlamda kaldıraç etkisinin tarafınıza yüksek kazançlar sağlayabileceği gibi zararlara da yol açabileceği ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır... 6.Yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, yukarıda sayılan risklere ek olarak kur riskinin olduğunu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında değer kaybı olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve döviz hareketlerini kısıtlayabileceği, ek ve/veya yeni vergiler getirebileceği, alım-satım işlemlerinin zamanında gerçekleşmeyebileceği bilinmelidir...." şeklinde olup aynı bildirimler "...bank T.A.Ş. Sermaye Piyasası Risk Bildirim Formu" başlıklı belgede ve Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin "Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu Önemli Açıklamalar" başlıklı 27.sayfasında, "Forward ve Swap İşlemleri Risk Bildirim Formu"nda da yer almaktadır. Yine Türev Araçları Alım Satım Aracılık Çerçeve Sözleşmesi'nin 3.sayfasında "Sermaye Piyasası Araçları ile İlgili Alım-Satım ve Diğer İşlemlerde Müşteri Tarafından Kabul Edilen Özellikler" başlıklı 3.maddede; "Müşteri; 3.1.1.Türev araçlar dahil tüm sermaye piyasası araçlarına yatırım yapmanın içerdiği riskleri bildiğini, türev araçlar, hazine bonosu ve devlet tahvili gibi sermaye piyasası araçlarının değerlerinin mikro ve/veya makro ekonomik, siyası ve sosya gelişmelerden etkilendiğini, sermaye piyasası araçlarının bir kısmının veya tamamının ani ve/veya sürekli değer kayıplarına uğramasının, hatta değerlerinin tamamen kaybolmasının mümkün olduğunu, sonucunda kazanç elde edebileceği gibi zarar da edebileceğini bildiğini, bu nedenle ilgili mevzuata ve bu sözleşme hükümlerine uygun hareket etmiş olması kaydıyla ...'tan herhangi bir maddi ve/veya manevi zarar-ziyan veya tazminat talep etmeyeceğini,türev araçlar dahil tüm sermaye piyasası araçlarının çeşitli oranlarda risklere tabi olduğunu, bir yatırımdan elde edilmesi beklenen kar payı veya faiz gibi gelirlerinin gerçekleşmemesi ihtimalinin bulunduğunu, bazı hallerde anaparayı kaybedebileceğini, 3.1.2...'ın ve ....'ta çalışan personelin hiçbir şekilde bir getiriyi vaat etmediğini, yapılan işlemler neticesinde portföyünde oluşabilecek zararlardan ...'ın sorumlu olmadığını, 3.1.5.Yabancı sermaye piyasası araçlarında, yukarıda sayılan risklere ek olarak kur riskinin olduğunu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında değer kaybı olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve döviz hareketlerini kısıtlayabileceği, ek yeni vergiler getirebileceği, alım satım işlemlerinin zamanında gerçekleşmeyebileceğini, menkul değerlerin kendisine teslim edilmeme riskinin bulunduğunu, 3.1.6.Akbank'un yukarıda belirtilen sermaye piyasası araçlarının anapara, faiz, temettü ve sair getirilerinin ödenmesini garanti etmediğini ve bu konuda hiçbir taahhütte bulunmadığını, ...kabul, beyan ve taahhüt eder."Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin "Risk Beyanı" başlıklı kısmında "Opsiyonlu Döviz Mevduatı İşlemi/Opsiyon İşlemi normal şartlarda klasik mevduat hesaplarında yer almayan riskleri içermektedir ve işbu işlemlerden farklı olup genellikle Döviz Tevdiat ve/veya TL mevduat hesapları için bir alternatif teşkil etmektedir. Opsiyonlu Döviz Mevduatı İşleminin/Opsiyon İşleminin net kazancı belirli bir noktaya kadar vade başında belirlenen döviz cinsindeki muhtemel hareketlere bağlıdır. Müşterinin net kazancı kurlardaki hareketlere bağlı olarak değişebileceği, beklenen net gelirin elde edilemeyeceği gibi ana parada da kayıp yaşanması ihtimali bulunmaktadır. Kurlarda yaşanan sert düşüş veya yükselişlerde ana para koruma garantisi olmayan Opsiyonlu Döviz Mevduatı İşlemi/Opsiyon İşleminde başlangıçta yatırılan mevduatın getirisi negatif olabilmektedir." Devamında "Bağımsız karar" başlığı altında; "Müşteri'nin bu sözleşmeyi ve bu sözleşmeye dayanarak gireceği işlemleri akdetme konusunda vereceği kararlar kendi serbest ve bağımsız iradesi ile aldığı kararlardır ve taraflar, bu bağlamda Banka tarafından yapılan işlemlerin sermaye piyasası mevzuatı muvacehesinde yatırım danışmanlığı faaliyeti addedilemeyeceğini kabul ve beyan ederler. Müşteri, belirtilen tüm hususları bilerek ve anlayarak Opsiyonlu Döviz Mevduatı İşlemine/Opsiyon İşlemine girdiğini kabul ve beyan eder.Hesap vasıtasıyla anlaşmalarla yapılan döviz işlemlerinde zarar riski büyük olabilir. Bu nedenle, maddi durumunuzu gözeterek, bu tür işlemlerin size uygun olup olmadığını dikkatlice düşünmelisiniz. İşlem yapmak konusunda karar verirken aşağıdaki hususlara dikkat etmelisiniz: 1. Açık bir pozisyonu devam ettirmek için hesaba yatırdığınız tüm meblağı ve bütün ek yatırımları tamamen kaybedebilirsiniz. Döviz fiyatlarındaki hareketin pozisyonunuz aleyhinde olması halinde, pozizyonunuzu devam ettirebilmek için, kısa süreli bir ihbarla sizden büyük miktarlarda ek ödeme yapmanız istenebilir. Talep edilen miktarları istenilen süre içinde ödemezseniz, pozisyonunuz zararla tasfiye edilebilir ve bunun sonucu olarak hesabınızda oluşabilecek tüm zararlardan sorumlu olursunuz. 2. Belirli piyasa şartlarında bir pozisyonu tasfiye etmek sizin için zor, hatta imkânsız olabilir. 3. "Stop loss order" gibi şarta bağlı emirler, piyasa şartlarının bu emirlerin uygulanmasını imkansız kıldığı durumlarda, zararınızı öngörülen miktarlarda sınırlamayabilir. 4. Reuters, Telerate, gazeteler, üçüncü kişiler tarafından açıklanan döviz fiyatları gerçek işlemin mutlaka bu düzeylerde yapıldığını göstermez. Bu nedenle, emrin belirttiğiniz oranlarda yapılabileceği veya yapılamayacağı hususunda karar vermek veya direnmek için bu kaynaklara dayanamaz veya bunları kullanamazsınız. 5. Düşük marj gereksinimi nedeniyle vadeli işlerde sıklıkla görülen manivela etkisi, hem lehinize, hem de aleyhinize çalışabilir. Kaldıraç etkisi yüksek zararlara veya karlara sebep olabilir. 6. Bütün işlemlerden kâr elde etmek neredeyse imkânsızdır." ... T.A.Ş. Ve ... A.Ş. Yatırım Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi incelendiğinde "A.Sermaye Piyasası Araçları ile İlgili Alım-Satım ve Diğer İşlemlerde Müşteri Tarafından Kabul Edilen Özellikler" başlıklı kısımda "Müşteri; A.1.Tüm sermaye piyasası araçlarının çeşitli oranlarda risklere tabi olduğunu, bir yatırımcıdan elde edilmesi beklenen kar payı veya faiz gibi gelirlerinin gerçekleşmemesi ihtimalinin bulunduğunu, bazı hallerde anaparayı kaybedebileceğini, işbu sözleşmenin ekinde yer alan risk bildirim formunun tamamını işbu sözleşmenin imzasından önce okuyarak imzaladığını, A.2.Banka'nın ve/veya Bankada çalışan personelin hiçbir şekilde bir getiriyi vaat etmediğini ve etmeyeceğini kendi bilgisi ve/veya talimatı dahilinde yapılan işlemler neticesinde portföyünde oluşabilecek zararlardan Banka'nın sorumlu olmadığını, ....A.5.Yabancı para ile ifade edilen sermaye piyasası araçlarında, yukarıda sayılan risklere ek olarak kur riskinin olduğunu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında değer kaybı olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve döviz hareketlerini kısıtlayabileceği, ek ve/veya yeni vergiler getirebileceği, yurtdışı borsa ve piyasalarla ilgili olan emirlerinin ve menkul değerlerinin kendisine telim edilmesi hususlarının, bahse konu ülke borsasının kuralları ve mevzuatı çerçevesinde gerçekleşeceğini, A.6. Vekil tayin ettiği takdirde vekaletname kapsamı içerisinde, vekilin Banka'daki hesapları ile ilgili olarak, hesap sahibinin işbu sözleşmeden doğan tüm haklarını aynen hesap sahibi gibi tasarruf etme hak ve yetkisine sahip olduğunu, vekilin vekalet verenin Banka'daki hesapları ile ilgili yaptığı ve yapacağı işlemlerin bütün hukuki sonuçlarının kendisini aynen kendisi tarafından yapılmış gibi bağlayacağını, vekaletin sona erdiğini kendisi, ölümü halinde de mirasçıları Banka'ya yazılı olarak bildirmediği sürece, vekil tarafından yapılan işlemlerin bağlayıcı olduğunu....bildiğini, ve yukarıdaki hususları okuyup anladığını, özgür iradesi ile işbu sözleşmeyi imzaladığını beyan, kabul ve taahhüt eder."Türev Araçları Alım Satım Aracılık Çerçeve Sözleşmesi'nin 4-5.sayfasında ... Hesabının Açılması, Müşteri Alım ve Satım Emirleri" başlığı altında; "5.3. Emirlerde Bulunması Gereken Hususlar; Akbank, Müşteriden Borsa'da gerçekleştirmek üzere herhangi bir emir aldığında, bir "emir formu" düzenler. Emrin yazılı olarak alınması halinde emir formunda müşterinin imzası bulunur. Müşteriden telefon veya benzeri iletişim araçları ile veya sözlü olarak alınan emirler, alındıkları anda müşteri imzası aranmaksızın yazılı hale getirilir... 5.5.Emirlerin İletilme Şekli; Emirlerin alınıp verilmesi, Seri:V No:6, Seri:V No:51, Seri:V No:66 sayılı Tebliğler ve bu tebliğlerden sora yürürlüğe girecek diğer tebliğler ile İ.M.K.B. Yönetmeliği'nin 28. Maddesi ve Borsa Kurullarında yer alan hususlara uygun şekilde yapılacaktır. Müşteri, Seri:V No:6, Seri:V No:51, Seri:V No:66 sayılı Tebliğler ve bu tebliğlerden sora yürürlüğe girecek diğer tebliğler ile İ.M.K.B. Yönetmeliği'nin 28. Maddesi ve Borsa Kurullarında belirtildiği üzere alım ve/veya satım yapılacak sözleşme ve türev araçları için esasen yazılı olarak emir verecektir (yazılı olarak verilmesi halinde ilgili emir formunda müşterinin imzasının bulunması zorunludur) Ancak BANKA isterse Seri:V No:51 sayılı Tebliğ hükümlerine uygun bir "emir formu" düzenlemek suretiyle yazılı hale dönüştürebilecektir. Sözlü emirlerin müşteri tarafından daha sonra yazılı hale dönüştürülmesi neticesinde her iki emir arasında farklılıklar bulunduğu takdirde, müşterinin sözlü verdiği ve ...tarafından yazılı hale dönüştürülmüş olan emir geçerli olacaktır. ... yazıyla teyit edilmemiş emirleri yerine getirip getirmemekte serbest olup, bu durumu müşteriye veya temsilcisine emrin alındığı anda bildirmek suretiyle müşteri tarafından verilen emri kısmen veya tamamen kabul etmeyebilir. Müşterinin verdiği her türlü talimat ancak ...'a fiilen ulaştıktan sonra geçerlilik kazanır. Müşterinin vereceği teyitler nihai ve bağlayıcıdır. ... müşterinin vereceği emirleri kısmen veya tamamen kabul etmemek hakkına haizdir. Emirleri kısmen ya da tamamen kabul etmemesi durumunda, nedenini açıklama zorunluluğu olmadan, bu durumu müşteriye ya da kanuni temsilcisine hemen bildirmekle yükümlüdür. Müşteri tarafından verilen emirler Borsa Kurallarına uygun olarak tanzim edilir...",... T.A.Ş. Ve ... A.Ş. Yatırım Hizmetleri ile Kredili Menkul Kıymet İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi'nin 10-11.sayfasında "C.2. Alım ve Satım Emirleri" başlığı altında C.2.1 maddesinde; "Emirlerin İletilme Şekli Müşteri, İ.M.K.B. Yönetmeliği'nin 28. Maddesinde belirtildiği üzere alım ve/veya satım (BYF katılma payı oluşturma ve/veya geri alma dahil) yapılacak sermaye piyasası araçları için esasen yazılı olarak emir verecektir. Ancak BANKA isterse SPK mevzuatına uygun şekilde uzaktan erişim araçlarıyla verilen emirleri kabul edebilir. BANKA yazıyla teyit edilmemiş emirleri yerine getirip getirmemekte serbest olup, müşteri tarafından verilen emri kısmen veya tamamen kabul etmeyebilir. BANKA, emri kısmen ya da tamamen kabul etmediğini, nedenini açıklama zorunluluğu olmadan, müşteriye ya da kanuni temsilcisine hemen bildirmekle yükümlüdür. Emri veren Müşteri, emir borsada gerçekleşmeden önce emri değiştirebilir veya geri alabilir. Kısmen gerçekleşen emirlerin gerçekleşmeyen kısımları için emir değiştirilebilir veya geri alınabilir. Müşteri tarafından verilen emirler İ.M.K.B. Yönetmeliği'nin 29.maddesi ile SPK Tebliğlerine uygun olarak tanzim edilir...", 13.sayfasında "Emirlerin Alınması Ve İzlenmesi" başlıklı C.2.5 maddesinde; "Müşteriden gerek seanstan önce gerekse seans sırasında telefon, faks, ATM kayıtları, elektronik ortam ya da benzeri şekillerde, müşteri imzası olmaksızın emir alınabilir. Bu emirler genel hükümler açısından sözlü emir niteliğindedir. Telefon ile alınan emirlerde konuşmalar kaydedilmekte olup görüşme öncesinde bu konuda bir uyarı yapılmayabilir. Yazılı ve sözlü olarak alınan tüm emirlerde, Müşterinin talebi halinde, emrin alınması sırasında müşteriye emir alınış numarası verilir. BANKA Genel Müdürlük ve Şubelerinden alınan yazılı veya sözlü tüm müşteri emirleri, bilgisayar ortamında düzenlenmiş olan "Müşteri Emri Formu"na müteselsil sıra numarası izleyecek şekilde kaydedilir. Bu formlar esas alınarak seans öncesi ve sırasında alınan tüm emirler, bilgisayar ortamında düzenlenen "Seans Takip Formu" na zaman önceliğine göre otomatik olarak kaydedilir. Sözlü alım satım emirlerine dayanılarak yapılan işlemlerde, sözlü emrin varlığının ispat yükümlülüğü BANKA'ya aittir. Faks, ATM kayıtları, bilgisayar ağı yoluyla girilen kayıtlar ile ses ve görüntü kayıtları ve diğer her türlü delil ya da yazılı delil başlangıcı gibi Müşteri mutabakatını içermeyen BANKA kayıtları tek taraflı kesin delil oluşturamaz. Alım veya satım emri vermesine rağmen herhangi bir işlem gerçekleştirilmediğini iddia eden MÜŞTERİ, emri verdiği ispat etmekle yükümlüdür." şeklindedir.Yine davalı banka tarafından sunulan kayıtlar incelendiğinde; her bir işlem yönünden, "Opsiyonlu Döviz Mevduatı İşlem Sonuç Formu", "Vanilya Opsiyon İşlem Sonuç Formu" başlıklı belgelerde "Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi'ni ve işlem sonuç formuna ait açıklamalar kısmını okuduğumu ve anladığımı teyit ederim" açıklamasının yer aldığı, belgelerin bir kısmının davacı, bir kısmının ise davacıya vekaleten ... tarafından imzalandığı görülmektedir. Yukarıda yer verildiği üzere sözleşmeler incelendiğinde sözleşmelerde ve risk bildirim formlarında banka tarafından olası risklere ilişkin yeterli bilgilendirme yapılmış, davacının bu işlemler nedeniyle kar elde edebileceği gibi zarar da edebileceği, anaparayı kaybedebileceğini, kur riskinin olduğu açıklanmıştır. Tüm belgeler davacıya vekaleten ... tarafından imzalanmıştır. Davacı tarafın söz konusu vekaletnamenin sahte olduğu yada iptal edildiği hususunda bir iddiası bulunmamaktadır. Vekaletname içeriğine bakıldığında, dava konusu işlemlerin vekalet kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu opsiyon işlemleri hakkında aydınlatılmadığı, hileli hareketler nedeniyle hataya düşürüldüğü, bilgisi ve iradesi dışında işlem tesis edildiği hususları ispatlanamamıştır. Taraflar arasında sözleşmeler uyarınca bizzat yazılı olarak, sözlü olarak yada telefon yoluyla talimat verilmesi mümkündür. Nitekim somut olayda Banka tarafından alınan talimatlar uyarınca hareket edilmiş, yapılan işlemler sonucunda işlem sonuç formları ise davacı/vekili tarafından imzalanmıştır. Davalı Banka sözleşmelere doğrudan taraf olup, aracı ya da vekil değildir. Ayrıca dosya kapsamında itibariyle Banka çalışanları tarafından yapılan bir yönlendirme de mevcut değildir. Yine "..." hisse senetleri yönünden talimatın da vekil olarak tayin edilen ... tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili ... tarafından 2011 yılı 7.ayından itibaren 2014 yılı 7.ayı dahil 72 adet opsiyon, 12 adet DCD işlemi yapıldığı, davacının dava konusu 11/01/2013 ila 26/07/2013 arası işlem tarihli 10/01/2014 ila 25/07/2014 arası vade tarihli 5 adet işlem dışında yine ... tarafından yapılan bu işlemlere itiraz etmediği, zira itiraz etmediği işlemlerden büyük oranda kar elde ettiği, dava konusu işlem sonuç formlarından bir tanesinin davacı tarafından, diğerlerinin vekili tarafından imzalandığı, formlarda Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi'ni ve işlem sonuç formuna ait açıklamalar kısmını okuduğumu ve anladığımı teyit ederim" açıklamasının yer aldığı, yine rehin sözleşmelerinin de bir tanesinin davacı tarafından, diğerlerinin vekili tarafından imzalandığı anlaşılmakla, mahkemece davanın reddi yönünde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. Bu tespitler karşısında, tanık olarak bildirdiği ... ve ...'nın dinlenmemiş olması ise sırf tanık beyanlarına dayalı olarak hüküm tesis edilemeyeceğinden sonuca etkili görülmemiştir. Zira emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5053 E. 2021/4189 K. sayılı kararında; "...dava, taraflar arasında akdedilen opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. 15.03.2011 tarihli Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesinin Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunun "risk bildirimi” başlıklı kısmının 2 ve devamı maddelerinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiği belirtilmiştir.Bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımlar yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu, davacılar murisinin 20.04.2011 tarihli opsiyon işleminde zarar etmesine rağmen opsiyon işlemi yapmaya devam ettiği ve davalı bankanın şube müdürüne gönderdiği e-postalarda da açık bir fesih iradesi bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir..."Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/4880 E. 2021/4963 K. Sayılı kararında; "Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından nitelikli yatırımcı beyan formunun davalı banka ile imzalandığı, yine opsiyon çerçeve sözleşmesi, türev araçları risk bildirim formu müşteri risk taahhütnamesi ve sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formu ile işlemlerin riski konusunda, türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımlar yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair bilgilendirildiği, davacının hesap hareketleri ve banka kayıtlarından dava konusu dönemler dışında da opsiyon işlemleri yaptığı ve davacının dava konusu işlemlerden önce de bir çok kez opsiyon işlemi gerçekleştirdiği, davacının bazı opsiyon işlemlerinde kâr elde ettiği bazı işlemlerde zarar ettiği, incelenen ses kayıtlarına göre davacının yapılan işlemleri ve hesabını takip ettiği davalı bankanın davacıyı yönlendirme, hatalı ve eksik bilgi vermeye yönelik bir konuşmaya rastlanmadığı, davacıya düzenli olarak ekstrelerin gönderildiği ve davacı tarafından imzalandığı, opsiyon işlemleri nedeniyle aldığı prim ve bloke tutarları hakkında bilgi sahibi olduğu davacının, kâr elde ettiği işlemlere itiraz etmeyip zarar ettiği işlemleri dava konusu yaptığı, kaldı ki bu işlemlerden sonra da hesabından işlemler yapıp gönderilen ekstreler ile hesaba vakıf olup sesiz kaldığı gibi davacının davalı bankayı davaya konu dönemler ile ilgili ibra ettiği, ibra etmediği işlemlerin bu davanın konusu olmadığı, davacının bankayı ibra ettiği işlemlere ilişkin riskler konusunda banka tarafından güncel ve doğru olarak yeterince aydınlatılmadığı, hileli hareketler nedeniyle hataya düşürüldüğü ve özen kurumu olan bankanın, özensiz davrandığına ilişkin bir husus kanıtlanmadığı, mahkemece HMK'nın 282. maddesine göre, takdiri delil niteliğinde olan bilirkişi raporu, ses kayıtları üzerinde inceleme ile birlikte diğer deliller de dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.....SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA" karar verilmiştir.Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bankairadesicevapsorgulamaesastanKaynaklanan)istinafbilgisidavacıderecemüşteriformu"istanbuldeğerlendirilmesigerekçeyapıldığısebeplerimahkemesitalimaarı"işlemkararıgereğidelillerinvekilininAlacak(Bankacılıkdüşünüldüdavaonanmasına"çerçevesindeİşlemlerinden

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim