SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/906

Karar No

2024/939

Karar Tarihi

3 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/906

KARAR NO: 2024/939

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/396

KARAR NO: 2024/19

KARAR TARİHİ: 10/01/2024

DAVA TARİHİ: 05/01/2021

DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)

KARAR TARİHİ : 03/07/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından ... no.lu Bileşik Ürün Sigorta Poliçesi ile 06/05/2020-2021 tarihleri arasında sigortalı bulunan, ... Tic. AŞ'ye ait binanın bulunduğu sokakta 01/06/2020 tarihinde ...'ye ait temiz su hattının patlaması ile akan suların sigortalı işyerine sirayeti sonucunda hasara uğradığını, ekspertiz raporunda hasar miktarının 189.310,50 TL tespit edilerek ...'ye rücu imkanının mevcut olduğunun belirtildiğini, gerek ekspertiz raporu gerekse dosya kapsamında yer alan fotoğraflar ve tesisat çalışmalarını gösterir belgelere göre dava konusu hasarın sigortalı binanın bulunduğu sokakta ...'ye ait temiz su hattının patlaması sonucunda meydana geldiğinin görüldüğünü, temiz su hattının gerek yapımından gerekse bakımından kaynaklanan eksiklikler nedeniyle patlaması sebebiyle davalı ...'nin oluşan hasardan dolayı sorumlu olduğunu beyan ederek, sigortalıya ödenen 189.310,50 TL'nin ödeme tarihi olan 18/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili idarenin tazminat sorumluluğunun doğması için kusurlu bir eylemi ve illiyet bağı bulunması gerektiğini, müvekkili idarenin ise olayda kusurlu olmadığını, bina sahiplerinin bina dışından gelen su arızalarına karşı gerekli yalıtım/izolasyonu yapmaları ve önlem almaları gerektiğini, oluşan hasar nedeniyle kontrol ve bakım işlemlerini zamanında yapmayan, bina zemin su yalıtımı, çek valf ve benzeri önlemler almayan bina sahiplerinin sorumlu olduğunu, ...’ye yüklenebilir bir kusur bulunmadığını, davacının davasını kabul anlamına gelmemek üzere sigortacı şirketin sigorta primlerini zarar hesabına katması, ücret ve sigorta primlerini davaya konu etmesinin mümkün olmadığını, davaya konu alacak iddiasındaki faiz başlangıcının ödeme tarihinden itibaren istenmesinin hukuka aykırı olduğuna, faiz isteminde dava tarihinin esas alınması gerektiğini, talep edilen alacak miktarın da fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/05/2021 tarihli 2021/297 E. 2021/406 K. sayılı kararı ile; "...Dava, sigorta ödemesine dayanan tazminat davası olup TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu davalardandır. Dava dilekçesinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin herhangi bir beyan bulunmadığı gibi Asliye Hukuk Mahkemesi'nden görevsizlikle gelen dosyada dava dilekçesine arabuluculuk anlaşamama tutanağının eklenmediği, Uyap'ta yapılan kontrolde arabuluculuk dosyasının ilgili dosya bağlantısının yapılmadığı, buna göre arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açıldığı anlaşılmış, bu nedenle dava şartının bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine" karar verilmiştir. Dairemizin 25/05/2022 tarihli 2022/537 E. 2022/631 K. sayılı kararı ile; "...Dosya kapsamı incelendiğinde; dava dilekçesinde belirtilen deliller ile birlikte arabuluculuk son tutanağının 07/01/2021 tarihinde, davanın açıldığı İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/3 E. sayılı dosyasına fiziki olarak sunulduğu, arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde; Arabulucu ... , davacı ... vekilleri Av. ...-Av. ..., ... Genel Müdürlüğü vekilleri arabuluculuk komisyon üyeleri Av. ... isimlerinin yer aldığı, sonuç kısmında tutanağın ... vekili ve ... Genel Müdürlüğü komisyon üyeleri tarafından "e-imza" ile imzalandığının belirtildiği ayrıca tutanağın barkodlu olarak dosyaya ibraz edildiği anlaşılmakla, bu durumda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması şartı gerçekleştirilmiş ve evrak aslı da ibraz edilmiş olduğundan mahkemece verilen karar hatalıdır..." gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Kaldırma kararının ardından mahkemece yapılan yargılama neticesinde; "...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, düzenlenen bilirkişi raporu ve toplanıp değerlendirilen delillere göre; 01/06/2020 tarihinde sigortalı iş yerinde meydana gelen su baskını dolayısıyla oluşan zarar nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına poliçe kapsamında 18/08/2020 tarihinde 11.996,00-TL ödeme yapıldığı, TTK 1472 maddesindeki halefiyet ilkesi gereği sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçerek sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal edeceğinden, davalı kurumun % 50 kusurlu olduğu ve davacı sigorta şirketinin toplamda 189.310,50-TL ödeme yaptığı tespit edildiği, ancak bilirkişi heyetince meydana gelen zarar nedeniyle dava dışı sigortalının zararının bilirkişi heyetince hasar giderim bedelinin 132.777,50 -TL olarak tespit edildiği, tespit edilen bu bedel üzerinden kusur oranlarına göre oranlandığında, davacının rücuen talep edebileceği tazminat miktarının 66.388,75-TL olarak belirlendiği, bu yönde düzenlenen bilirkişi heyet raporunun denetime ve kanaat edinmeye elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınarak oluşan vicdani kanıya göre davanın kısmen kabulü ile; davacı tarafın 66.388,75-TL rücuen tazminat alacağının ödeme tarihi olan 18/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya dair istemin reddine..." karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; sigortalanan yerin projesine uygun olduğu ve yapı ruhsatının bulunduğu aşikarken bina içine su girmesini engellemeye yönelik gerekli tedbirlerin alınmadığı şeklinde görüş içeren bilirkişi raporları doğrultusunda hatalı karar verildiğini, sigortalı tarafından gerekli tedbirlerin alınmaması sebebiyle hasar meydana gelmiş olsaydı dava konusu olaydan önce veya sonra aşırı yağışın olduğu her durumda su basması hasarının olması gerektiğini, sigortalıya ve davalı...'ye aynı oranda kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, zarar miktarı bakımından itirazlarının değerlendirilmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetince düzenlenen 2.ek rapora karşı itiraz süresi dolmadan savunma hakları kısıtlanmak suretiyle karar verildiğini, idareye atfedilen kusurda hukuka uyarlık bulunmadığını, dava konusu hasarın su borusunun patlamasından değil binadaki eksiklikten kaynaklandığını, hasar 01/06/2020 tarihinde meydana gelmesine rağmen idareye 08/06/2020 tarihinde bildirim yapılarak hasarın artmasına sebebiyet verilmesinin bilirkişilerce değerlendirilmediğini, zararı meydana getiren sebeplerin ve kusur durumunun tespiti için binaya ait yapı ruhsatı ve projelerin getirtilmesi, binanın projesine uygun yapılıp yapılmadığının, imar mevzuatına ve ... mevzuatına uygun olup olmadığının ve iskan durumunun araştırılması gerektiğini, yine dava konusu hasarın bodrum katta meydana geldiği hususu dikkate alınarak sigortalı tarafından su basman seviyesi altındaki birimlere yüzeysel dolan suların tahliyesi için drenaj kanallarının yapılıp yapılmadığının, dışarıdan gelmesi muhtemel su sızıntılarının önlenmesi için izolasyon yapılıp yapılmadığının değerlendirilmediğini, kanun ve yönetmelikler çerçevesinde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen sigortalının kusurlu olduğu açıkken müvekkili idare aleyhine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca davalı kurumdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı ... Tic. A.Ş.'ye ait işyeri için 06/05/2020-2021 tarihleri arasında geçerli ... no.lu Bileşik Ürün Sigorta Poliçesi düzenlendiği, dava konusu hasarın 01/06/2020 tarihinde meydana geldiği ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 18/08/2020 tarihinde 189.310,50 TL hasar ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Sigorta poliçesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında davacının aktif husumetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ekspertiz raporunda; ..'ye ait temiz su borusunun patlaması neticesinde akan suların, sigortalı işyerinin bulunduğu binaya sirayet ederek, -3, -2 ve -1.katta dekorasyon hasarına sebep olduğu, binayı basan suların en alt katta 1 metre kadar yükselerek bu katta asansör kuyusuna dolduğu ve yangın sisteminin panolarında da ıslanmalara sebep olduğu, su basan katlarda laminant parkelerde, alçı duvarlarda, duvar boyalarında, tavan boyalarında ve kapılarda hasar oluştuğu, boya, parke, alçıpan, kapı yenilemeleri, elektrik işleri, yangın sistemleri ile ilgili yenilemeler ve sair işler olmak üzere hasarın 189.310,50 TL hesap edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece sigorta uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 01/02/2023 tarihli raporda; sigortalıya ait binada 04/06/2019 tarihinde harici su girişinin tespit edildiği, su sızıntıları nedeni ile bodrum katlarda parke kabarması, duvar ve tavan boya hasarı, kapı hasarı, seramik hasarı, tavan kaplama hasarı, asansör kuyusuna su dolması nedeni ile hasar ve yangın söndürme sisteminde ıslanma v.s. hasarlar meydana geldiği, bina önündeki sokaktan geçen davalı ...'ye ait temiz su borusunun patlaması nedeni ile sızan basınçlı suyun hasara sebebiyet verdiği kanısına varıldığı, sigortalı binasına ait projenin onaylandığı, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin bulunduğu, olayda davalı ...'nin sorumlu olduğu, hasar giderim bedelinin 132.777,50 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.Rapora karşı taraf vekillerince itiraz edilmesi sonucu aynı bilirkişi heyetinden alınan 03/08/2023 tarihli ek raporda; 01/06/2020 tarihinde su baskını olduğu, sigortalı bina sahibinin beyanına göre binanın bekçisi 04/06/2020 tarihinde Sigortalıya su baskınını haber verdiği, ...'nin bu şekilde bir ihbarın kendilerine gelmediğini ifade ettiği ancak 13/06/2023 tarihli iç yazısı ekindeki çizelgede ... tarafından 08/06/2021 tarihinde arıza ihbarı yapıldığı aynı gün ... Sokak içinde “Boru Kırığı Tamiri” yapıldığının anlaşıldığı, ekspertiz raporunda bulunan renkli fotoğraflarda su baskını yaşanan 3 numaralı binanın önünde ... Sokakta tamir yapıldığı izlenimi edinildiği, mahallinde yapılan inceleme sırasında bina önünde sokakta araçların parketmiş olması nedeniyle bu durumun tespit edilemediği ancak Mart 2023 tarihinde çekildiği anlaşılan internetteki fotoğrafta 3 numaralı bina önünde lokal bir bölgede asfalt yenileme işi yapılmış olduğunun görüldüğü, 08/06/2021 tarihinden önce ... Sokakta, 1 numaralı bina önlerinde, ...Otel (2 numara) önünde boru arızasının olduğunun anlaşıldığı, Sigortalı Şirket ilgilisi olay günü borudan su aktığını, aynı zamanda yoğun bir şekilde yağmur yağdığını, bu kısımda taşan suların kaldırımdan binanın yan ve arka cephesinde bulunan terasları bastığını, terastan da bina içerisine girerek hasara neden olduğunu ifade ettiği, bu şekilde terastan içeriye su girmesi tamamen binanın yapımındaki kusurlardan kaynaklandığı, binanın arsa sınırına bahçe duvarı yapılmamasının da sigortalının sorumluluğunda olduğu, Sigortalı şirket ilgilisinin ...'nin daha önce ... Sokakta kazı işlemi yaptığını, kazıdan çıkan toprağın sokakta yığılı durduğunu, ... Sokakta patlayan borudan ve sokaktan gelen yağmur sularının binanın ... Sokaktan olan giriş kapısından bina içine girdiğini, buradan da alt katlara sirayet ederek hasara neden olduğunu, 3. Bodrum katta 1 m derinliğe kadar su dolduğunu ifade ettiği, ... Sokaktan borudan çıkan sular ile yağmur sularının birleşerek oldukça eğimli olan ... Sokaktan akmalarının mümkün olduğu, bu suların bir kısmının Sigortalıya ait binanın ... Sokakta bulunan girişinden içeriye girdiği, diğer taraftan dosyadaki yazışmalardan olayın 01/06/2020 günü başladığının anlaşıldığı, binanın bekçisinin 3 gün su akışından sonra 04/06/2021 tarihinde bina sahiplerine telefonla haber verdiği, dolayısıyla zararın artmasına neden olduğu sonucuna varıldığı, dosyadaki beyan ve belgelere göre 01/06/2021-09/06/2021 tarihleri arasında davaya konu sigortalı binanın ön cephesinde ... Sokak üzerinde bir veya daha fazla su arızası tamiri yapıldığı, sokakta içme suyu borusunun patlaması ve etrafa suların yayılmasından davalı ...'nin kusurlu olduğu, arka terasa gelen suların bina içine girmesinden sigortalının kusurlu olduğu, suların binanın ... Sokak girişinden bina içine girmesi bina girişinde gerekli tedbirlerin alınmamış olmasından dolayı sigortalının kusurlu olduğu, bütün bu anlatılanların sonucunda olayda tarafların %50 şer oranında kusurlu oldukları, davacı Sigorta şirketinin hasar nedeni ile davalı ...'den 132.777,50 TL'nin yarısı olan 66.388,75 TL talep edebileceği hususlarında görüş bildirilmiştir.Ek rapora karşı taraf vekillerinin itirazlarının giderilmesi için alınan 2.ek raporda ise; dava dışı sigortalının ve davalı ...'nin %50 oranında kusurlu olduğu yönündeki görüş yinelenmiştir. 2.ek rapor davalı ... vekiline 03/01/2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup, mahkemece davalı vekilinin katılmadığı 10/01/2024 tarihli celsede karar verildiği anlaşılmıştır. Savunma hakkı, Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/02/2018 tarihli 2017/21-1721 E. 2018/345 K. sayılı ilamında; "...01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27'nci maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 73'üncü maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Buna göre mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. Anayasamızın 36'ncı maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. ...Hukuki dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değildir. Tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukuki korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukuki uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır. Hukuki dinlenilme hakkına aykırılık bir istinaf gerekçesi ve temyizde de bozma sebebidir. Hakkın ihlalinin niteliğine göre, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilebilir. Ayrıca adil yargılanma ihlali çerçevesinde de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir..."HMK'nın 281/1.maddesi uyarınca bilirkişi raporunun tebliği üzerine, taraflar tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bir bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.Yukarıda ifade edildiği gibi 2.ek rapor davalı ... vekiline 03/01/2024 tarihinde tebliğ edilmekle, HMK'nın 281.maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde davalının rapora karşı itiraz hakkı bulunmaktadır. Ancak mahkemece yasal süre beklenmeksizin 10/01/2024 tarihli celsede dosya karara bağlanmıştır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/3422 E. 2019/283 K., Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/19590 E. 2018/4980 K., Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/18807 E. 2018/4255 K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere, rapora karşı beyan ve itiraz süresinin dolması beklenmeden karar verilmesi savunma hakkı ihlali niteliğinde olup bozma sebebidir. Açıklanan bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. Kabule göre değerlendirildiğinde;2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. ... Genel Müdürlüğü Sıhhi Tesisat Eğitim Ve Uygulama Esasları Yönetmeliğinin su ve atıksu şebekesi bakım bedeli başlıklı maddesinde yer alan "İçme suyu ve atıksu bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atıksu kanal ve bina bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklıkların açılması...içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarının her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için 1 m3 su miktarı karşılığı bedel alınır" şeklindeki düzenleme ile ...'nin içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır bulundurma sorumluluğuna işaret edilmiştir.2560 sayılı Kanun ve yukarıda ifade edilen Yönetmelik hükümleri değerlendirildiğinde; söz konusu hasarın ...'nin bakım sorumluluğunda olan temiz su borusunun patlaması neticesinde meydana geldiği sabittir. 6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Söz konusu olayda patlayan ve hasara sebebiyet veren boru, davalının sorumluluğunda olan ve maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir, davalı ise bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları). Somut olayda; hasar, davalı ...'nin bakım ve onarımından sorumlu bulunduğu temiz su borusunun patlaması sonucu meydana gelmiş olması sebebiyle ... kusursuz sorumludur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda "arka terasa gelen suların bina içine girmesinden sigortalının kusurlu olduğu, suların binanın ... Sokak girişinden bina içine girmesi bina girişinde gerekli tedbirlerin alınmamış olmasından dolayı sigortalının kusurlu olduğu" ifade edilmiş ise de arka terasa gelen suların bina içine girmesinde sigortalının hangi gerekçeyle kusurlu olduğu, yine bina girişinde hangi tedbirlerin alınması gerektiği hususları açıklanmamıştır. Ayrıca hasar miktarına yönelik taraf vekillerinin itirazlarının da ek raporda değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle bilirkişi raporu hükme elverişli değildir.Açıklanan durum karşısında; davalının savunma hakkının kısıtlanmış olması yanında, alınan bilirkişi raporu hükme elverişli olmadığından taraf vekillerinin rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden yeniden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/396 E. 2024/19 K. sayılı 05/01/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

TazminatkararlarıRücuen)ÖdemesineistinafdereceDayanan(Sigortaistanbuldeğerlendirilmesigerekçesebeplerimahkemesi'nindüşünüldügereğidelillerinkabulüdairemizincevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim