SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1026

Karar No

2024/923

Karar Tarihi

26 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1026

KARAR NO: 2024/923

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL AND 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/367 Esas

KARAR NO: 2021/81

TARİHİ: 28/01/2021

DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)

DAVA TARİHİ: 28/06/2019

KARAR TARİHİ: 26/06/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA Davacı vekili mahkememize sunduğu 28/06/2019 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; ... isimli şahsın müvekkili şirketin sağlık sigorta güvencesi kapsamında bulunduğunu, sigortalının dispestik yakınmalar nedeni ile USD'de kolelithiazis saptanması sebebi ile tedavi gördüğünü, tedavi giderlerinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, sigortalının davalı şirket nezdinde de aynı süre için teminat sağlayan geçerli bir sigorta poliçesinin bulunduğu müvekkil şirket tarafından tespit edildiğini, sigortalının müşterek sigortalı olduğu hususunu 21/03/2019 tarihli yazı ile davalı şirkete bildirdiğini, söz konusu yazı ile davalı şirketin sigorta limit ve teminat tutarının bilinmemesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından karşılanan 22. 248,33 TL'lik tutarın davalı şirket poliçesinin aynı limitli olması durumunda %50'sinin limit ve teminatların farklı olması halinde ise davalı şirketi isabet edecek tutarın bildirilen hesaba ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı şirket tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının dava konusu edilen tutarın ödenmemesi üzerine önce arabuluculuk başvurusu yaptıklarını, ancak anlaşma sağlanamadığı için bu davayı ikame ettiklerini, fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL tazminatın, müvekkili şirketin ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nun ... nolu sağlık sigortası poliçesi kapsamında müvekkili şirket nezdinde de sigortalı olduğunu, yatarak tedavi ve ameliyatları için yurtiçi kurumlardan tedavi bakımından, istisnalar eklenerek %100 oranında teminat verildiğini, ameliyat ve teminat giderleri dışındaki tetkik, fiziki tedavi ve sarf malzemeleri giderleri için ise farklı mahiyette teminatlar tanımlanmış bulunduğunu, TTK'nın 1467 maddesi uyarınca kanun koyucu tarafından genel olarak değerinin tamamı sigortalanmış menfaat bakımından Çifte Sigortanın yasaklanmış olduğunu, istisnalardan biri olarak TTK 1467 (a) bendinde önceki ve sonraki sigortacının buna onay verme şartının getirildiğini, poliçelerin incelendiğinde müvekkili şirketin bu yönde açık/zımni bir onayının olmadığının sabit olduğunu, müteselsil sorumluluk olmadığı halde poliçe sorumluluğunu aşan bir ödeme yapmış olan sigorta şirketi, bu şekilde fazla ödeme yapmış olması nedeni ile TTK'nın 1466. Maddesinin 2. Fıkrasında belirtilen rücu imkanı bulunmadığını beyan ederek somut olayda çifte sigorta olması nedeni ile davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu olmayan müvekkili şirkete karşı açılan davanın reddine, müşterek sigorta hükümlerinin dikkate alındığı durumda dahi sigortacılar arasında poliçelerde müteselsil sorumluluğun açıkça kabul edilmemiş olduğundan davacı şirketin müvekkili şirkete karşı rücu hakkı bulunmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Dava; Rücuen tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Dava dışı ...'nun aynı dönemde ayrı ayrı davacı ve davalı sigorta şirketlerince sigortalandığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın çifte sigorta ve müşterek sigorta halinde sonradan sigorta yapan sigorta şirketinin ilk sigorta şirketinden onay alıp almayacağı davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalının tedavi giderlerinin sigorta poliçesi kapsamında ödenip ödenmediği, davalı sigortanın müteselsil sorumluluğunun olması halinde rücuya tabi ödemesi gereken miktar, temerrüt şartları ile temerrüt fazi oranı hususundadır. Dava dışı ...'nun davalı sigorta şirketi tarafından 12.01.2018/2019 tarihleri arasında 380210-3 poliçe no'lu Grup Sağlık Sigortası Sertifikası ile sigortalandığı, dava dışı ...'nun 24/02/2016 tarihinde ... Bursa Hastanesi'nde tedavi gördüğü, davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalı ...'nun tedavi giderleri olarak toplam 22.248,33 TL Grup Sağlık Sigortası Sertifikası kapsamında ... Bursa Hastanesine ödendiği, davalı ... Sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ...'nun 24/02/2018 - 24/02/2019 tarihleri arasını kapsayacak şekilde ... poliçe no'lu ... Sağlık Sigortası Poliçesi ile sigortalandığı, davalı sigorta şirketi tarafından davacı şirkete 21/03/2019 tarihli rücu başvurusu yapıldığı ancak davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığı, sigorta uzmanı bilirkişiden aldırılan 30/10/2020 tarihli rapora göre; her ki poliçenin vade, kapsam ve limitleri göz önüne alındığında yasanın aradığı çifte sigortanın ve müşterek sigorta şartlarının oluşmadığı, davacı sigortanın poliçesinin sonraki tarihli sağlık sigorta poliçesi olduğu, TTK'nun geçerlilik koşullarını düzenleyen 1467. Maddesindeki şartlar sağlanamadığından ikinci sigorta sözleşmesindeki bahse konu teminat türünde çakışma nedeniyle bu kısma dayalı (davacının poliçesinin) geçersiz olduğu, sonraki geçersiz poliçeyi düzenleyen davacı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme "ex gratia" (hatır) ödemesi olacağından; hatır ödemeleri sigorta sözleşmesinden doğan tazminat borcunun ifası olarak yapılmadığından sigortacının hatır ödemesine dayalı olarak kanuni halefiyetinden söz edilemeyeceği, davacı sigorta şirketinin sigortalısına yaptığı ödemeye ilişkin halefiyet koşullarının oluşmadığı, halefiyet koşulları oluşmadığından rücu talebinin yerinde olmadığı, anlaşılmakla; Yargıtay 11. HD'nin 09.11.2012 tarih ve 2011/11071 Esas, 2012/17775 Karar sayılı onama ilamı da Mahkememizce emsal karar olarak değerlendirilmek suretiyle davanın reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; raporlar arasında çelişki giderilmeden hüküm tesis edildiği, müşterek sigorta değil çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülse bile davalı sigorta hükümlerinin geçerli olmadığına dair tespitin yerinde olmadığı, emsal mahiyette raporlarda aksi durumun tespit edildiği, Sağlık Sigortası Genel Şartları 12. Maddesi uyarınca tedavi masrafları yönünden davalının teminat oranında sorumlu olduğu belirtilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, dava dışı sigortalının tedavisi için davacı sigorta şirketi tarafından ödenen masrafların, tedaviye konu dönemin davacı ve davalı sigorta şirketleri tarafından ayrı ayrı düzenlenen poliçelerle teminat altına alındığı, bu nedenle tedavi masraflarından her iki şirketin de sorumlu oldukları iddiasıyla, yapılan tedavi masrafının %50'lik kısmının tazmini istemine ilişkindir. Dava dışı ...'nun hem davacı şirket hem de davalı şirket nezdinde düzenlenen poliçelerle sağlık sigortası yaptırdığı, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin süresinin 24/02/2018 - 24/02/2019 olduğu; davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin süresinin ise 30/04/2017-30/04/2018 olduğu, sigorta bedelinin limitsiz olarak belirlendiği, her iki sigortanında pasif zarar sigortası olarak düzenlendiği, dava dışı sigortalının 22/03/2018 tarihinde tedavi gördüğü, davacı tarafından tedavi gideri olarak toplam 22.248,33 TL'nin karşılandığı, zararın zaman bakımından her iki sigortanın çakıştığı dönemde meydana geldiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş olup davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur .Müşterek sigorta ve çifte sigorta yönünden yasa hükümleri incelendiğinde; TTK nun 1466 maddesi : (1) Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur. (2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır. 6102 sayılı TTK‘nin 1466. maddesinde müşterek sigorta düzenlenmiştir. Maddede, bir menfaatin birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsinin ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılacağı, bu takdirde sigortacılardan herbirinin sigorta bedellerinin toplamına göre sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olacağı, sözleşmelere göre sigortacıların müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalının uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her birinin yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olduğu, bu halde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkının, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda olduğu bedeller oranında olduğu ifade edilmiştir. TTK'nin müşterek sigorta hükümleri incelendiğinde; sigortacıların birlikte hareket etmiş olmadığı bu gibi durumlarda da müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. ''... Sigortacılar birbirinden habersiz olarak aynı riziko için sigorta teminatı sağlamış ve bu teminatların toplamı ,sigorta bedelini aşıyor olabilir. Uygulamada sigortacıların ''aynı zamanda'' (aynı tarihte) birbirinden habersiz sigorta teminatı sağlamaları tek karşılaşabilecek bir durum değildir.'' (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu şerhi, Sigorta Hukuku, s:192, cilt:II) TTK 1466 (1) Anlamında bir müşterek sigortadan söz edebilmek için -rizikonun ''aynı'' olması, -sürenin ''aynı'' olması ve -zamanın ''aynı'' olması Gerekir. Sürenin aynı olmasından maksat, riziko gerçekleştiği anda, birden çok sigorta oluşturan bütün sigorta sözleşmelerinden her birinin sağladığı korumanın sürmekte oluşudur (bütün sözleşmelerde aynı uzunlukta bir sürenin mesela 1 yıl - kararlaştırılmış olması gerekli değildir). Sözleşmelerden birinde - mesela ilk prim ödenmediği için - sigortacının sorumluluğu henüz başlamamışsa, o sigorta birden fazla sigorta uygulamasında devre dışı sayılmalıdır . Diğer bir anlatışla burada sigortacının üstlenmiş olduğu maddi süre olarak adlandırılan süre esas alınmalıdır. Zamanın aynı olması ise, sigorta sözleşmelerinin aynı zamanda yapılmış olmasına anlatıyor olsa gerektirir. TTK 1465(1) ''aynı tarihte'' (veya farklı tarihlerde) yapılmış sigortalardan söz ederken, müşterek sigortaya ilişkin TTK 1465(1) ve çifte sigortaya ilişkin TTK 1467 (a)'da farklı bir sözcük kullanılmış ve (tarih yerine) zaman denmiştir. Kanımızca ''aynı zamanda'' deyimini ''sigortacıların birlikte hareket ediyor olmalarını'' belirten bir deyim olarak anlamakta mümkündür. (ve daha doğru olur.) (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:194,) TTK nın 1467. Maddesi: (1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır: a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir. b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır. c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır." belirtilmektedir. TTK anlamında çifte sigortadan söz edebilmek için, önceki ve sonraki sigortaların aynı çıkara ilişkin bulunmaları ve aynı rizikoya karşı koruma sağlamaları lazımdır. Rizikonun gerçekleştiği anda aynı çıkarı aynı rizikoya karşı koruyan ve -İlki (önceki) tam değer üzerinden yapılmış, -Sonraki tam değer üzerinden yapılmış olabileceği gibi veya eksik veya aşkın sigorta niteliğini taşıması da mümkün İki sigorta sözleşmesi mevcut bulunmalıdır. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:203-204) Çifte sigortanın yaptırımı geçersizliktir. Sonraki sigorta geçersiz sayılacaktır. Ancak bunun aşağıda belirttiğimiz istisnaları da mevcuttur. Buradaki geçersizliğin ''askıda geçersizlik'' olarak kabul edilmesi lazımdır. (bkz. Kemal Şenocak, Çifte Sigorta, s.62) Çünkü, geçersiz (sonraki) sigortanın bazı sebeplerin gerçekleşmesi üzerine sonradan geçerli hale gelmesi de mümkündür. Mesela ilk (tam değer üzerinden yapılan) sigorta, buna göre çifte sigorta niteliğini taşıyan ikinci sigortanın yaptırılmasından sonra, (söz gelişi sözleşme öncesi bildirim görevine aykırılık dolayısıyla riziko gerçekleşmeden önce) cayma yoluyla geriye etkili olarak ortadan kaldırılmışsa, ikinci sigorta sözleşmesi açısından düzelme söz konusu olur. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:200) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/4420 E 2018/12921 K sayılı ilamında ''... Çifte sigorta, değerinin tamamı sigorta edilmiş olan bir menfaatin aynı rizikolara karşı ikinci kez sigorta ettirilmesidir. Bu durumda daha sonra yapılan sigorta sözleşmesi geçersizdir.'' belirtilmektedir. Davaya konu somut olayda, dava dışı sigortalı ile davacı sigorta şirketi arasında 30/04/2017-30/04/2018 dönemlerini kapsar şekilde poliçe düzenlendiği, davalı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasında 24/02/2018 - 24/02/2019 dönemlerini kapsar şekilde sağlık poliçesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle; taraflar arasında TTK 1466 madde kapsamında müşterek sigortanın bulunmadığı, çifte sigorta yönünden ise, davalının ikinci sigorta poliçesini düzenlediği ve geçersizlik yaptırımına tabi olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine dair karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosyada birbiri ile çelişen raporların bulunduğu belirtilmiş ise de; HMK nın 266. Maddesi uyarınca hukuki bilgiye dayalı olarak çözümlenmesi gereken konularda mahkeme çelişen raporlarda yer alan tespitler ve dosyada yer alan delillerin uygulanacak yasa hükümleri çerçevesinde inceleyip, tartışarak hüküm tesisi yoluna gitmesinde usul ve yasaya aykırılık teşkil eden bir durum oluşturmadığına karar vermek gerekmiştir İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafdelillerindereceistanbulTazminatdeğerlendirmesigerekçeesastankararısebepleriTazminat)mahkemesi(Rücuencevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim