SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/900

Karar No

2024/894

Karar Tarihi

26 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/900

KARAR NO: 2024/894

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/958 (DERDEST)

KARAR TARİHİ: 13/05/2024

DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))

KARAR TARİHİ: 26/06/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalıların alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması, ödemelerini tatil eylemiş olması nedeniyle İİK'nın 177. maddesi uyarınca doğrudan ifasına karar verilmesi talepli işbu davayı açtıklarını, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde müvekkilinin davalılardan alacaklı olduğunun anlaşıldığını, davalıların müvekkilinden aldıkları çekleri tahsil ettiklerini fakat sözleşme gereğini yerine getirmediklerini, davalı şirketin onlarca borçlu olduğu icra dosyasının bulunduğunu, söz konusu icra dosyalarının çoğunluğunun derdest ve dosya borcu devam eden dosyalar olduğunu, müvekkilinin alacağını alamadığını ve zarara uğramaya devam ettiğini, davalıların mevcut mal varlığını elden çıkarması halinde alacaklıların alacağını karşılayacak hiçbir mal varlığı kalmayacağından, davalıların borçlarını ödemekten kaçınacağını beyan ederek davalıların menkul-gayrimenkul mal varlığı sorgulaması yapılarak neticesinde bulunan mal varlığı değerleri üzerine İİK 159.maddesi kapsamında teminatsız olacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. ... Tic. Ltd. Şti. vekili; davalılar adına kayıtlı 5 adet gayrimenkul üzerine alacağın temini amacıyla ve davalıların mal kaçırma ve alacaklıları zarara uğratma ihtimalleri sebebiyle teminatsız olarak tedbir konulmasını talep etmiştir. Mahkemece; ''Hukuk Muhakemeleri Kanununda, tedbire karar veren organ bakımından ayrım yapmaksızın muhafaza tedbirlerini geçici hukuki koruma niteliğinde kabul etmiştir (HMK m.406/2). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 406. madde üst başlığı “Diğer geçici hukuki korumalar “dır. Anılan maddede, mahkemece, gerekli hallerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme yapılmasına karar verilebileceği ve ikinci fıkrasında ise ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümlerin saklı olduğuna yer verilmiştir. Mahkemenin hükmedeceği muhafaza tedbirleri ise İcra ve İflas Kanunun çeşitli hükümlerinde düzenlenmiştir. Yasa koyucu tarafından, İflas davasının kişinin tüm malvarlığını ve geniş bir alacaklı kitlesini ilgilendirdiğinden üst başlığı "muhafaza tedbirleri" olan İİK m.159 hükmü ile mahkemeye alacaklıların yararı için zorunlu göreceği bütün muhafaza tedbirlerini alabilme olanağı tanımıştır. Bu tedbirler, borçlunun mallarının defterinin tutulması, borçlunun mallarını devretmemesi için muhafaza altına alınması, taşınmazların tapu kaydına tedbir şerhi verilmesi gibi tedbirlerdir. İİK‘nın 159. maddesinde iflas talebi üzerine mahkemenin alacaklıların menfaati için zaruri olan tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır. Alacaklıların bir kısmının zararına olsa bile tedbirler genellikle alacaklıların menfaatine ise verilmelidir. Belirtildiği üzere alacaklının iflas talebini alan mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için gerekli gördüğü muhafaza tedbirlerini emredebilir (m.159). Bunun için alacaklının bir talepte bulunması şart değildir. Keza İİK 159. maddenin ilk cümlesi buna ilişkindir. Muhafaza tedbirlerine karar vermek zorunluluğu, yukarıda yer verildiği üzere maddenin ikinci cümlesinde borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi durumunda söz konusu olmaktadır (İst. Anadolu 17 BAM, 2023/90 E,183K) Eldeki davada, icra takibinde ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu, muhafaza tedbirlerine hükmetmenin emredici olmadığı, davacı alacaklının takibe konu ettiği alacak yargılamayı gerektirdiği gibi nihai alacak miktarı da muhafaza tedbirini zaruri kılmadığı, mahkememizce verilen kararın İstinaf Mahkemesince kaldırılmasına gerekçe olan hususların işbu ara karar tarihi itibariyle incelenemediği, her iki dilekçe ekinde şüpheye dayalı olarak iddia edilen; davalı şirketin mal kaçırdığına dair somut iddia veya yaklaşık ispatını sağlayan bir delilin de sunulmadığı görülmekle, talep eden davacının ve müdahilin İİK m.159 hükmü kapsamındaki taleplerinin reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; talep dilekçesini tekrar ederek, müvekkili tarafından başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı için borçluların ödeme emrine itiraz etmesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, davalı tarafın sözleşme gereği müvekkilime teslim etmesi gereken gayrimenkulleri teslim etmediği gibi sözleşmeye istinaden aldığı çekleri tahsil ederek haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin zararı giderilmediğini ve zararının her geçen gün arttığını, davalının ödemelerini tatil ettiği konusunda dosya kapsamında bir çekişme bulunmadığını, istinaf öncesi alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini, davalıların borçlu oldukları icra dosyalarına müzekkere yazıldığını ve birçoğundan gelen cevaplarda borçlularca ödeme yapılmadığı ve dosyaların derdest olduğu bilgisi alındığını, davalıların borçlarını ödemediğini ve ödemelerini tatil ettiğini, davalı şirketin müvekkilinin alacağını uzunca bir zaman geçmesine rağmen halen ödememesi, hakkında mevcut icra dosyalarına ödeme yapmaması göz önüne alındığında davalının mal kaçırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, davalıların mevcut mal varlığını elden çıkarması halinde alacaklıların alacağını karşılayacak hiçbir mal varlığı kalmayacağını beyan ederek, davalıların üzerine kayıtlı menkul, gayrimenkul mal varlığı değerleri üzerine teminatsız olacak şekilde İİK 159. maddesi gereği gerekli muhafaza tedbirleri alınarak ihtiyati tedbir şerhi konulması taleplerinin reddine dair yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Müdahil ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; Söz konusu kararda somut olay ile bağdaşmayacak gerekçelere yer verildiğini, ara kararda müvekkili tarafından başlatılmış bir icra takibi olduğu ve borçluların ödeme emrine itiraz ettiği yönündeki beyanların gerçekle bağdaşmadığını, müvekkili ile davalı ... arasında davalının proje sahibi olduğu İstanbul İli Beykoz İlçesi ... Mah. ... ada ... parselde kain taşınmaz üzerine yapılacak inşaatın ... Blok ... numaralı bağımsız bölümünün satışına ilişkin 01/10/2013 tarihli "Proje Üzerinden Gayrimenkul Satış Vaadi ve Alacağın Temliki Sözleşmesi" imzalandığını, proje konusu taşınmazın zamanında teslim edilmemesi sebebiyle ödenen sözleşme bedelinin iadesi talebiyle açılan dava neticesinde İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/235E., 2018/819K. Sayılı kararı ile "1- Davanın kısmen kabulüne, 400.000,00USD'nin ödeme tarihi olan 01.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince TC Merkez Bankası'nın 1 yıl vadeli USD mevduatına verdiği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" dair hüküm tesis edildiğini, kararın Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı ilamlı takibe konu edildiğini, 08/02/2024 tarihi itibariyle güncel alacağının 21.037.143,20 TL olduğunu, davalı şirketin birçok borçlu olduğu icra dosyasının olması, müvekkilinin alacağını üzerinden uzunca bir zaman geçmesine rağmen halen ödememiş olması ve gün geçtikçe zararının katlanması, dosyaya müdahale talebinde bulunan alacaklıların alacak miktarları göz önüne alındığında davalının mal kaçırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını ve davalıların mal varlığı değerleri üzerine İİK 159.maddesi kapsamında teminatsız olacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Dava, davalıların ödemelerini tatil ettiği ve hileli muamelelerde bulunduğu iddiasına dayalı 2004 sayılı İİK'nun 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.İİK'nın 177.maddesinde; "Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir.1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;3-308 inci maddedeki hal varsa;4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse; Türkiye'de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır.Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fikrası burada da uygulanır." hükmü yer almaktadır.İİK'nın 177.maddesi 1. fıkra 2. bent hükmüne göre iflas kararı verilebilmesi için iflas talep eden davacının alacaklı sıfatının bulunması ve iflası istenen borçlunun mevcut borçları yönünden genel bir ödeyememe hali içerisinde bulunması gerekmektedir. İİK'nın 181.maddesi uyarınca; "159, 160, 164, 165 ve 166 ncı maddeler bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olunur." İstinaf incelemesine konu talep, İİK'nın 159.maddesi uyarınca iflas muhafaza tedbirlerinin uygulanması istemine ilişkindir. İİK'nın 159. maddesi; "İflas talebi halinde mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, alacaklının talebi üzerine, mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme, defter tutmadan gayrı bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan, ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet ve adli yardıma nail kimseler de teminat göstermek mecburiyetinde değillerdir. Bu maddeye göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez." şeklinde düzenlenmiştir. Alacaklının asliye ticaret mahkemesine başvurmasından sonra ticaret mahkemesi, ilk önce alacaklıların menfaatini korumak için iflas muhafaza tedbiri alınmasına gerek olup olmadığına, gerekli ise muhafaza tedbiri alınmasına karar verir... Muhafaza tedbiri alınmasına gerek olup olmadığını takdir etmek, ticaret mahkemesine aittir.. Mahkeme, özellikle borçlunun iyi niyetli olmaması, yani mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya muvazaa yolu ile başkalarına devretmeye hazırlanması hallerinde muhafaza tedbiri alınmasına karar verir... Muhafaza tedbirlerinin neler olduğu, kanunda sayılmış değildir. Kanun, bu tedbirlerden yalnız defter tutulmasını zikretmiş ve diğer muhafaza tedbirleri diyerek "mahkemenin uygun göreceği tedbirler" olarak bırakmak suretiyle tek tek saymamıştır. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 419, 420). İflas davasının açılması halinde, öncelikle mahkemenin muhafaza tedbirine hükmedilebilmesi için alacaklıların menfaatinin zaruri kılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile alacaklıların menfaati tehlikeye düşecekse tedbirin alınmasında zaruret bulunduğu kabul edilmelidir. O halde, muhafaza tedbirleri ile güdülen amaç, aleyhine iflas davası açılan borçlunun müstakbel iflas masasına girecek mal ve hakların muhafazası suretiyle sadece iflas isteyen alacaklının değil, iflas alacaklıların tamamının menfaatlerinin kurunmasıdır. (Muşul, Timuçin, İflas ve Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, s.168). Ancak yasal düzenlemede mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerinin mahkeme tarafından alınabileceği belirtilmiş ise de borçlu şirketin ticari hayatını ve faaliyetini zedeleyecek, iflasına yol açabilecek nitelikte tedbir talebi de verilmesi mümkün değildir. Mahkeme takdir hakkını kullanırken öncelikle, alacaklıların menfaatinin zaruri kılınıp kılınmadığı, borçlunun ticari hayatını ve faaliyetini etkileyip etkilemediği ve HMK 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarına ilişkin yaklaşık ispat kuralı sağlanıp sağlamadığı hususlarını dikkate alması gerekmektedir. İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3). Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır. Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir... Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2476, 2477). Somut olayda; iflas muhafaza tedbirlerine hükmedilebilmesi için yukarıda ifade edildiği gibi alacaklıların menfaati için tedbir kararı verilmesinin zaruri olup olmadığı, borçlunun ticari hayatını ve faaliyetini etkileyip etkilemeyeceği ve HMK'nın 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarına ilişkin yaklaşık ispat koşulunun sağlanıp sağlamadığı hususlarının dikkate alması gerekmektedir. Mahkemenin 12/10/2022 tarihli 2021/907 E. 2022/774 K. sayılı davalı şirketin ödemelerini tatil etmiş olması gerekçesiyle İİK'nın 177. maddesi uyarınca iflas kararı verilmiş, söz konusu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 06/12/2023 tarihli 2023/59 E. 2023/1743 K. sayılı kararı ile; "...bilirkişi raporunda listelenen icra dosyaları yönünden bir inceleme yapılmamış, sadece dosyaların derdest olup olmadığı hususu sorulmuştur. Ancak yukarıda açıklandığı üzere ödemelerin tatil edilip edilmediği, taraflar arasındaki ilişki ile sınırlı olmaksızın, davalı şirketin tüm kayıtlı borçlarının, hakkında başlatılan takiplerinin, açılan davalara ilişkin dosyaların incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde tespiti mümkündür. Açıklanan hususlarda ayrıntılı inceleme yapılması, ödemelerin tatiline gerekçe gösterilen icra dosyalarının kesinleşip kesinleşmediği, borçlu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, icra takibi itiraza uğramış ise dosya akıbetlerinin araştırılması, davalı vekilinin SGK ve vergi borçları ile inşaat yüklenici giderleri, üçüncü şahıs alacaklarının ödendiği hususlarında beyanları da dikkate alınarak ticari defter ve kayıtlarında ayrıntılı inceleme yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı ... İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararının ardından mahkemece bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, UYAP sisteminde yer alan kayıtlar incelendiğinde, işbu rapor tarihi itibariyle henüz rapor düzenlenmemiştir. Bu aşamada dosyaya sunulan deliller dikkate alındığında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği görülmekle, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin ve müdahil ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin ve müdahil ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf yoluna başvuru harçlarının ve istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

gereğiİflasistanbulTarafındanEdilendüşünüldüesastan(İİKTalepAlacaklı(Doğrudan177))

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim