İstanbul BAM 45. HD 2021/1662 E. 2024/855 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2021/1662
2024/855
12 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1662
KARAR NO: 2024/855
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2016/626
KARAR NO: 2021/277
KARAR TARİHİ: 30/03/2021
DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 12/06/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasında dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin akdedilmiş/akdedilecek kredilerine teminat olması bakımından Yenimahalle ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ve 19/07/2013 tarihli temlikname imzalandığını, bu temlikname ile ilgili olarak Yerköy Hükümet konağı binası yapım işi ihalesi dolayısıyla Yozgat İl Özel idaresinden olan alacağı teminat olarak davalıya temlik edildiğini ve bu temlikname ile ilgili olarak hakediş ödemelerinin davalıya yatırıldığını, ancak davalı tarafça dava dışı şirkete önce yada sonrasında kredi verilmediğini, bu nedenle temlikname gereği yatırılan paraların müvekkili şirket yerine bahsi geçen dava dışı şirkete verdiğini, sözleşme incelendiğinde müvekkil şirketin görüleceği üzere davacının dava dışı ... şirketinin çekeceği krediler için teminat olarak temliknameyi yaptığını, teminatı gerektirecek bir sözleşme olmadığı için teminatın teminat verene iadesi gerektiğini, ancak davalı bankaca iade teminatının sahibi olan davacıya değil teminatla alakası olmayan dava dışı ... şirketine ödediğini, bunun üzerine davalıya temlikname gereği davacı şirketin alacağından kendilerine ödenen ve dava dışı ... şirketine iade edilen kısımın bildirilmesi ve bu miktarın iadesi için iadeli taahhütlü mektup gönderdiklerini, ancak davalının bu ihtara rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını, diğer yandan bahse konu hükümet konağı binası yapım işi sözleşmesi dava dışı ... firmasının neden olduğu eksiklikler yüzünden iptal olduğundan hakedişlerin müvekkili tarafından temin edilemediğinden bahisle huzurdaki davayı kısmi açtıklarını beyan ederek temlikname gereği davalı bankaya Yerköy Hükümet konağı binası yapım işi ihalesi nedeniyle Yozgat İl Özel İdaresi tarafından yapılan ve müvekkili şirkete iadesi gereken ödemeler için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 17/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 19/03/2013 tarihli temlikname ile doğmuş ve doğacak alacaklarının TBK 183 hükmü uyarınca geçerli bir temlikname ile temlik ettiğini, alacağın temliki borç ilişkisinden doğan belli bir talep hakkının devrine yönelik olarak alacaklı ile onu devralan üçüncü kişi arasında borçlunun rızasını aramaksızın yapılan ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşme olduğunu, temlik işleminin, belirli bir alacağı temlik edenin mal varlığından çıkarıp, temellük edenin mal varlığına geçirdiğini, temlik eden alacaklının bu aşamadan sonra tasarruf hak ve yetkisi bulunmadığını, bu alacağa dayalı olarak herhangi bir hukuki işlem yapmasının mümkün olmadığını, bankanın geçerli olarak akdedilen temlikname ile söz konusu alacak hakkı üzerinde dilediğince tasarruf edebilme yetkisini kazandığını, davacının temlik işlemini dava dışı ... şirketi tarafından kullanılacak kredilere teminaten gerçekleştirildiği hususuna dayandığını ancak temliknamede bahsi geçen teminat konusu sözleşme bakımından yalnızca bir sebep unsuru oluşturduğunu, temlikname bakımından bir geçerlilik şartının mevcut olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının temlik ettim demesi ve borçlu idareye bildirim yapılması ile temlik konusu alacak hakkı davacının aktifinden çıkarak müvekkili bankanın aktifine geçtiğini, müvekkil bankanın temlik alan sıfatı ile alacak hakkı kapsamında kendisine yapılan ödemeler üzerine serbestçe tasarrufta bulunabilme yetkisine sahip olduğunu, temlik hesabına davacının alacaklısı olduğu icra dosyalarından gönderilen haciz yazıları sebebiyle icra müdürlüğü hesaplarına söz konusu temlik hesabından ödeme yapıldığını, davacı yanın temlik hesabına haciz işletilmesi ve dosyalardan tahsilat yapılması yönündeki iradesi ile de temlik işleminin gerçekleştiğini kabul ettiğini ve bankanın tasarruf yetkisini zımmen onayladığını beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... davacının kazandığı ihale sonucu inşaatını yürüttüğü Yerköy Hükümet Konağı binası yapım ihalesi nedeniyle Yozgat İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği tahakkuk edecek hakkedişlerinin 4.000.000 TL.sine kadar kısmını, davalı Bankanın kredili müşterisi olan dava dışı ... A.Ş, hesabına gönderilmesi amacıyla taraftarın Temlikname imzaladıkları, buna dayalı olarak Temlik Borçlusu idare tarafından Davalı Bankanın müşterisi dava dışı ... A.Ş, hesabına, 07.08.2013-10.08.2015 tarihleri arasında toplam 1.186.942.38 TL, para gönderildiği, bu paranın 987,699,79 TL.lık kısmının dava dışı şirket tarafından kullanıldığı dolayısıyla bu tutar karşılığında dava dışı şirket açılmış asaleten veya kefalaten bir kredi borcu davalı Banka alacağı olmadığından söz konusu 987.699,79 TL den; 07.08.2013 tarihinde yapılan 155.509,93 TL, 14.10.2013 tarihinde yapılan 108.464,47 TL, 24.10.2013 tarihinde yapılan 10.612,61 TL, 30.01.2014 tarihinde yapılan 70.162,19 TL, 24.02.2014 tarihinde yapılan 59.965,41 TL, 03.03.2014 tarihinde yapılan 10.150,20 TL, 27.05.2014 tarihinde yapılan 321.391,86 TL, 25.07.2014 tarihinde yapılan 92.584,64 TL, 01.10.2014 tarihinde yapılan 158.659,73 TL nin belirtilen ödeme tarihlerinden itibaren işleyen ticari faizi ile birlikte iflas dosyasına kayıt ve kabulüne" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Hukuksal ilişkinin değerlendirilmesinde mahkemece hataya düşüldüğü, davalı bankanın, davacının temlik verme saikini ve taraflar arasındaki iç ilişkiyi bilmesinin beklenemeyeceği, bilirkişilerin hukuksal değerlendirme yapmasının yasaklandığı, ihtilaf konusu temlik sözleşmesinde teminat bedelinin belirli borçlara özgüleyen hükümlere dayanılarak sözleşmeye aykırılık iddiasında bulunmasının usul ve yasaya uygun olmadığı belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Davacı ile davalı arasında 19.07.2013 tarihli Yenimahalle ... Noterliği vasıtasıyla düzenlenen temliknamede: ''davalı bankanın temlik alan, davacının temlik eden, dava dışı .... A.Ş.'nin kredili müşteri, Yozgat İl Özel İdaresi Genel Sekreterli'ğinin temlik borçlusu ve tebliğ tutarının 4.000.000,00 TL olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Temlikname hükümleri incelendiğinde ''Bir tarafta ... ile diğer taraftan TEMLİK EDEN aralarında anlaşarak, KREDİLİ MÜŞTERİ adına, ... merkez ve şubeleri arasında akdedilmiş /akdedilecek, genel kredi /finansal kiralama sözleşmelerinden, bireysel kredi sözleşmelerinden, nakdi /gayrinakdi kredilerden yine KREDİLİ MÜŞTERİ ve REHİN VEREN tarafından üçüncü şahıslar lehine verilmiş, kredilere ilişkin kefalet ,garanti v.b. Taahhütlerinden doğmuş doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, aşağıdaki koşullarda bir temlik sözleşmesi imzalamışlardır.1-KONU Bu sözleşmenin konusu, TEMLİK EDENİN, TEMLİK BORÇLUSU nezdindeki YERKÖY HÜKÜMET KONAĞI YAPIM İŞİ konusu doğmuş ve doğacak alacakların toplam bedeli 4.000.000,00 TL (DÖRTMİLYON -TL) tutarındaki bölümünün, borçlar kanununun 183. Madde ve devamı hükümlerine göre ... 'ya devredilmesine ilişkin koşullarının düzenlenmesidir.2-BEYANLAR TEMLİK EDEN olarak ; KREDİLİ MÜŞTERİ ile ... merkez ve şubeleri arasında akdedilmiş /akdedilecek genel kredi /finansal kiralama sözleşmelerinden , bireysel kredi sözleşmelerinden ,nakdi/gayrinakdi kredilerden yine KREDİLİ MÜŞTERİ ve REHİN VEREN tarafından üçüncü şahıslar lehine verilmiş , kredilere ilişkin kefalet ,garanti v.b. taahhütlerinden doğmuş doğacak borçlarının tahsilinde mahsup edilmek üzere, TEMLİK BORÇLUSU nezdinde teşekkül edecek toplam 4.000.000,00 TL (DÖRTMİLYON -TL) asli ve fer i bütün hakları ile birlikte ... 'ya kayıtsız şartsız ve gayrikabilirücu olmak üzere, Borçlar Kanununun 183. ve müteakip maddeleri gereğince devir ve temlik ettik.3-TEMLİK EDENİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ 3.1. TEMLİK EDEN ,iş bu sözleşme imzaladığı tarihte Madde 2 'de belirtilen tutar kadar doğmuş/doğacak alacağı bulunduğunu ve bunu daha önce hiçbir gerçek ya da tüzel kişiye temlik etmediğini , üzerinde rehin ,haciz v.s. hiçbir takyidat bulunmadığını , TEMLİK BORÇLUSU 'nun aczinden ve temlik olunan alacağın varlığından sorumlu olduğunu beyan ,kabul ve taahhüt eder. 3.2.TEMLİK EDEN , temlik konusu alacak TEMLİK BORÇLUSU tarafından ... 'ya ödeninceye kadar 4.000.000,00 TL (DÖRTMİLYON -TL) tutarındaki borçtan müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorunlu olmaya devam edeceğini kabul ve temlike konu alacağın TEMLİK BORÇLUSU tarafından ödenmemesi halinde aynı sıfatla kendisine başvurulmasını ve bu sebeple temlik alacaklısının kendisi aleyhine her türlü yasal yollara gitmede muhtar olduğunu /olacağını , bu hususlarda hiçbir itirazda bulunmayacağını gayri kabili rücu olarak şimdiden kabul ,beyan ve taahhüt eder. 3.6.TEMLİK BORÇLUSU temlik konusu bedeli ... OSTİM ŞUBESİ nezdindeki KREDİLİ MÜŞTERİYE AİT (****)TEMLİK HESABINA yatıracaktır .4- ... 'nın YETKİLİLERİ 4.1. ... , temlik edilen alacağı ve bilumum fer'ilerini ilgili ödeme yeri olan ... OSTİM ŞUBESİ 'ne yatırılmasını talep, tahsil ve ahzu kabza ''temlik alan'' sıfatıyla yetkilidir . ... temlik edilen alacağı ve ferilerini tahsil ettiğinde KREDİLİ MÜŞTERİ 'nin kredili borçlarından dilediğine mahsup etmeye dahi yetkili olup, bu temlik müstakilen bir tediye ve/veya imhali tazammun etmez, yalnızca ... nın bir tahsilat yapması halinde KREDİLİ MÜŞTERİ 'nin borcundan indirim yapılır. Bunun dışında ... 'nın alacağımda herhangi bir azalma söz konusu olmaz ve işbu temlikten dolayı ... ya hiçbir mükellefiyet ve vecibe yüklenmez. TEMLİK EDEN ve ... bu konuda tam bir mutabakata varmışlardır .'' hükümleri yer almaktadır. Yozgat İl Özel İdaresi Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından davalı bankanın Ostim şubesine yazılan 24.07.2013 tarihli yazıda, ... Ltd. Şti.'nin Yerköy Hükümet Konağı yapımı inşaatından dolayı halihazırda doğmuş bir hak ediş alacağının bulunmadığı, ancak ileride hükümet konağı yapım işinden doğmuş hakedişler doğduğu takdirde, kanun yönetmelik ve yönergeler gereği zorunlu kesintiler yapıldıktan sonra doğacak alacaklarından temlik edilen miktar kadar kesinti yapılarak, temlik alacaklısı olarak temliknamenin (3.6.) maddesinde belirtilen banka hesabına yatırılacağı belirtilmiştir .Yozgat İl Özel İdaresi Emlak Ve İstimlak Müdürlüğü tarafından genel sekreterlik makamına yazılan temlik verilmesi konulu yazıda; hükümet konağı yapım işi ihalesini 21.03.2011 tarihinde yapıldığı ve yüklenici ... şirketi ile 05.07.2013 tarihinde 5.638.992 TL bedel üzerinden sözleşme imzalandığı, söz konusu işin yapımının devam ettiği ve ... şirketinin verdiği 09.07.2013 tarihli dilekçe ile daha önce yapım işine tahakkuk edecek hak edişlerden ödenmek üzere ... Şti. adına 08.04.2013 tarihinde verilen temlik onayının iptal edilerek ... A.Ş. Adına ... bankası Ostim Şubesinde 4.000.000,00 TL'lik temlik vermek istediklerini belirttiği, makamca uygun görülmesi halinde ... Şti. adına 08.04.2013 tarihli 4.000.000,00 TL lik temlik onayının iptal edilerek yüklenici ... şirketine hükümet konağı yapımı için fiyat farkı ile birlikte idare eden hak ediş karşılığı tutarlardan 4.000.000,00 TL'lik kısmının ... A.Ş. adına ... Bankası Ostim Şubesi'nre teklif verilmesinin onaya sunulduğu 1016.07.2013 tarihli yazıda bu teklifin onaylandığı ifade edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök ve ek raporlarda özetle; Davacı ile davalı banka arasındaki sözleşmeye göre, temlik edilen tutarın dava dışı kredi borçlusu ...in her türlü doğmuş ve doğacak borçlarının tahsilinde kullanılmasının öngörüldüğü, buna karşılık dava dışı şirkete davalı banka tarafından açılmış bir kredi olmadığı gibi dava dışı şirkete kefalet ,garanti veya taahhüt nedeni doğmuş bir banka alacağının da dosyada görülmediği dolayısıyla belirlenen koşulunun gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, dava dışı ... hesabına gelen 987.699,79 TL'nin bu şirketin keşide ettiği çekler karşılığında doğrudan dava dışı şirkete ödendiği, davalı banka tarafından yapılan ödemelerin dava dışı şirketin kredi borçlarına mahsup edildiğine ilişkin ödemenin sözleşme hükümlerine uygun olmadığı, çünkü davalı bankanın gelen tutarları dava dışı kredili müşteri olarak kabul edilen ... A.Ş.'nin kredi borçlarına mahsup etmesi konusunda davalı bankanın yetkili olduğu, ancak davalı banka tarafından dava dışı ... A.Ş.'ye açılmış herhangi bir kredi tutarının bulunmadığı, dolayısıyla dava dışı şirkete yapılan ödemelerin sözleşme hükümlerine uygun olmadığı ve 987.699,79 TL'nin davacıya iadesinin gerektiği, davacı tarafından dava dışı ... şirketine Ankara ... İcra dairesinde olmak üzere 2 ayrı icra takibi başlatıldığı, davalı bankanın Ostim şubesine gönderilen müzekkere ile dava dışı ... şirketi hesaplarına haciz konulması istenildiği ve haciz konulan hesaptan davacıya toplam 198.742,59 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği belirtilmiştir.Davacı tarafından sunulan 18.12.2017 tarihli ıslah dilekçesinde dava dilekçesinde gösterilen 10.000,00 TL dava değerinin 987.699,79 TL olarak ıslah edildiği belirtilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ıslah dilekçesindeki miktarı nazara alınarak davanın kabulüne dair karar verilmiş olup, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: TBK m.183 gereğince, alacağın devri “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.”şeklinde düzenlenmiştir.Alacağın devri sözleşmesinde, sözleşmeye dayalı olarak alacak hakkı devreden devamla geçmekte olup, bu bakımdan alacağın devri bir tasarruf işlemi olduğu gibi bir borç sözleşmesidir.Devrin konusu, alacak hakkıdır. İlke olarak her türlü alacak devredilebilir. Devir konusu alacak olağan bir alacak olabileceği gibi, koşula veya süreye bağlı, çekişmeli ya da gelecekteki bir alacak da olabilir. (bkz Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s:1398)Alacağın devri ivazlı veya ivazsız olabilir. Alacağın bir edim karşılığında devredilmesi halinde TBK m.191/I, devredene bir garanti (tekeffül )borcu yüklemiştir. Buna göre, devreden devralana karşı her şeyden önce, devir sırasında alacağın varlığını, olmuyor da borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti eder. (bkz Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s:1402 )Alacağın devrinin doğurduğu en önemli sonuç alacağın devredenden devralana devralımdan geçmesidir .Yani devir sonunda devir alan alacak üzerinde tek başına tasarruf edebilir.Somut davada, davacı ile davalı banka arasında 19.07.2013 tarihli temliknamede belirtilen düzenlemeler nazara alındığında, taraflar arasında alacağın temliki sözleşmesinin imzalandığı, iş bu sözleşmeye göre temlik edilen 4.000.000,00 TL bedelin dava dışı kredi borçlusu ... şirketinin doğmuş ve doğacak borçlardan tahsilinde kullanılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle; ivazlı bir alacağın temliki sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı zamanda, sözleşme maddeleri incelendiğinde (md 4) davacının, dava dışı kredili müşteri ... şirketi ile davalı banka /şubeleri arasında düzenlenecek düzenlenmiş genel kredi ve finansal kiralama sözleşmelerinden, bireysel kredi sözleşmelerinden nakdi veya gayri nakdi kredilerden yine kredili müşteri ve rehin veren tarafından üçüncü şahıslar lehine verilmiş kredilere ilişkin taahhütlerden doğmuş ve bu doğacak borçların tahsilinde kullanılmak üzere işbu alacağın temlik iş sözleşmesinin düzenlendiği belirtilmekle, dava dışı kredili müşteri ... şirketi yönünden 3. kişi yararına sözleşme düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, üçüncü kişi yararına olan sözleşmenin geçerli olarak kurulabilmesi tarafların (vaad ettiren ile vaad eden) fiil ehliyetine sahip olmaları gerekmektedir. Üçüncü kişinin alacak hakkını kazanması için sözleşmeye katılması gerekmediği gibi böyle bir sözleşmeden haberdar olması da gerekmemektedir.Bir sözleşmede ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılmasına, üçüncü kişi yararına sözleşme denir. Üçüncü kişi yararına sözleşmeler de eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme olmak üzere ikiye ayrılır. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul yetkisine sahip olup, buna karşılık ondan borcun ifasını isteme hakkına sahip değildir. Bu tür sözleşmelerden yalnız vaat ettiren lehine alacak hakkı doğar. Borcun üçüncü kişiye ifasını talep hakkı da vaat ettirene aittir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep yetkisine sahiptir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan borç da üçüncü kişiye ifa edilir. Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa bu yetkinin vaat ettirene de tanınması gerekir. Ancak bu halde vaat ettiren ile üçüncü kişi, vaat edene karşı müteselsil alacaklı sıfatına sahip olmazlar. Zira burada üçüncü kişi veya vaat ettiren, borcun içlerinden birine değil, sadece üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilirler. Dolayısıyla gerek eksik gerekse tam üçüncü kişi yararına sözleşme olsun, borcun ancak üçüncü kişiye ifası istenebilir. Bununla birlikte tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde borçlu, üçüncü kişiye hiç veya gereği gibi ifada bulunmazsa, vaat ettiren bu yüzden uğradığı zararın tazmin edilmesini, üçüncü kişiden bağımsız olarak veya onun yanında talep edebilir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel, 18. Baskı, s:1150)Sözleşmenin 3.6. maddesinde temlik konusu bedelin davalı bankanın Ostim şubesi nezdindeki kedili müşteri hesabına yatırılacağı kararlaştırılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun 5. sayfasında dava dışı ... şirketi adına 19.07.2013 tarihinde ... numaralı vadesiz mevduat hesabı açıldığı ve temlik borçlusu tarafından gönderilen tutarların bu hesaba alacak olarak kayıt edildiği, gelen paraların daha sonra dava dışı ... şirketinin muhtelif ödemelerinde kullanıldığı yönünde tespit yapılmıştır. Yukarıda belirtmiş olduğu üzere 19.07.2013 tarihli temliknamede, kredili müşteri adına davalı banka tarafından verilecek kredilere ilişkin olarak kefalet, garanti gibi taahhütlerden doğmuş ve doğacak borçların teminatını oluşturmak üzere uyuşmazlığa konu temlik sözleşmesinin imzalandığı belirtilmiştir . Dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi heyetince düzenlenen kök ve ek raporlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı banka tarafından dava dışı ... şirketine kredi açılmadığının tespit edildiği, buna karşılık temlik borçlusu tarafından gönderilen 987.699,79 TL'nin hesaba alacak olarak geçtiği ve kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davalı bankanın temlikname de belirtilen hesaba gelen bedeli kredinin müşteriye açılan ve kullandırılan kredilerden mahsup edileceği açıktır. Davalı banka tarafından, dava dışı şirkete açılmış bir kredi olmadığı halde, yani temliknameden belirtilen koşulun gerçekleşmediği durumda dava dışı ... şirketi hesabına gelen 987.699,79 TL'nin davacıya iadesi gerekmektedir. Bu yönüyle mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, aksi yöndeki istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin istinaf eden davalıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nin 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi. 12.06.2024
MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25