İstanbul BAM 45. HD 2021/947 E. 2024/816 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2021/947
2024/816
5 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/947
KARAR NO: 2024/816
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/586 Esas
KARAR NO: 2021/349
TARİHİ: 05/04/2021
DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/09/2020
KARAR TARİHİ: 05/06/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekillerinin davalı ile fuar organizasyonu için anlaştığını karşılığında çek verdiğini, bahse konu fuarın pandemi nedeni ile gerçekleştirilmediğini, çeklerin yazdırıldığını, ayrıca icra takibi yapıldığını belirterek çekten dolayı müvekillerinin borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; bahse konu fuar organizasyonunun yapılamaması müvekkilleri açısından pandemi nedeni ile mücbir sebep olduğunu, fuarın iptal olmayıp ertelendiğini, zaten sözleşme gereği fuar tarihi değiştirme hakları olduğunu, tarihi zorunlu olarak değiştirdiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Davacı tarafça, davalı ile aralarında 21-25 Nisan 2020 tarihleri arasında düzenlenecek İstanbul Uluslararası Ev Tekstil Fuarına katlım hususunda anlaştıklarını, bu sözleşmeye istinaden davalıya 38.236,95 TL bedelli 20/04/2020 tarihli ... numaralı çeki davalı şirkete verdiklerini, ancak Covid-19 coronavirüsü nedeni ile belirtilen tarihlerde yapılması planlanan fuarın hiçbir şekilde yapılmadığını, fuar hizmeti verilmediğinden verilen çekin bedelsiz kaldığını, bu nedenlerle davalıya borçlu bulunmadıklarının tespitini talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde; Ticaret Bakanlığı tarafından alınan karar ile ülkemiz genelinde yapılacak olan tüm fuarların 16 Mart 2020 tarihinden 1 Eylül 2020 tarihine kadar durdurulduğunu, bu durumun kendileri açısından mücbir sebep teşkil ettiğini, fuarın iptal edilmeyip sadece ertelendiğini ve fuarın bir sonraki dönem olan 18-22 Mayıs 2021 tarihine ertelendiğini, fuar katılım sözleşmesinin ikinci maddesi uyarınca fuar tarihini değiştirme hakları bulunduğunu ve bu durumun davacıya fesih hakkı vermeyeceğini bildirerek davanın reddini talep ettikleri görülmüştür. Davacı tarafça her ne kadar dava konusu çekin sadece davalı tarafça icra takibine konu edilen kısmı dava değeri olarak gösterilerek bu kısım yönünden harcın yatırıldığı, ancak davacının çekin tamamı için menfi tespit talebinde bulunduğu anlaşılmakla eksik harcın ikmali konusunda davacı tarafa süre verilmiş ve verilen süre içerisinde eksik harcın ikmal edildiği görülmüştür. Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller muvacehesinde; davalı tarafça her ne kadar söz konusu fuarın Ticaret Bakanlığı tarafından alınan karar doğrultusunda sözleşmede kararlaştırılan fuar katılım tarihinde düzenlenemeyip bir sonraki fuar dönemi olan 18-22 Mayıs 2021 tarihine ertelendiği ve sözleşme hükümlerine göre fuar tarihini değiştirme hakları bulunduğu ileri sürülmüş ise de; Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pandemi (küresel salgın) ilan edilen Coronavirüs (Covid-19) hastalığının ülkemizde resmi açıklama ile ilk olarak 13 Mart 2020 tarihinde görüldüğü, sözleşme tarihi ve sözleşmeyle belirlenen fuar katılım tarihinde (21-25 Nisan 2020) pandeminin etkisinin henüz dünyada ve ülkemizde tam olarak hissedilmediği, düzenlenecek fuarlara tedbiren yasaklama geleceği hususunda henüz bir gelişme olmadığı, bu doğrultuda davacının fuarın sözleşme ile kararlaştırılan tarihte düzenleneceği inancı ve düşüncesi ile sözleşmeyi imzaladığı, bunun aksinin düşünülmesinin yani davacının yapılamayacağını bildiği bir fuara katılmak için sözleşme imzalamasının hayatın olağan akışına da aykırı olacağı, dolayısıyla ifanın başlangıçta objektif imkansızlığının söz konusu olmadığından taraflar arasında geçerli bir sözleşme kurulduğu, ancak tüm dünya geneli ile ülkemizde pandeminin etkilerinin ağır bir şekilde görülmeye devam etmesi ve bu konuda tedbir kararlarının (kısmi kapanma/tam kapanma vs.) alınmaya devam edilmesi nedeni ile fuarın davalı tarafça iddia edilen erteleme tarihinde düzenlenebilip düzenlenemeyeceği konusunda belirsizlik bulunduğu gibi fuar bu tarihte gerçekleştirilse bile pandeminin ve alınan tedbir kararlarını etkileri ile yurtdışından ve yurtiçinden gelecek katılımcıların son derece sınırlı olacağı, davacının düzenlenip düzenlenmeyeceği ve ne zaman ve hangi şartlarda düzenleneceği açık olmayan fuar için sözleşme ile bağlı kalmasının TMK'nun 2.maddesinde yer alan objektif iyiniyet kurallarına ve hakkaniyete de aykırı olacağı, dolayısıyla TBK'nun 136.maddesi uyarınca sonradan ortaya çıkan kusursuz objektif ifa imkansızlığı ortaya çıktığının kabulünde zorunluluk bulunduğu, davacı tarafça her ne kadar sözleşmenin yerine getirilmemesi/bedelsizlik iddiasında bulunulmuş ise de mahkememizin ileri sürülen hukuki sebeplerle bağlı olmadığı, tüm bu nedenlerle tarafların sözleşme ile belirlenen borçlarından kurtulduğu, tarafların birbirinden aldıklarını geri verme mükellefiyetleri bulunduğu, bu nedenle davacının davalıya dava konusu icra takibi ve çekten dolayı borçlu bulunmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ''Öncelikle ilk derece mahkemesinin başlangıçtaki objektif ifa imkansızlığının olmadığından bahisle sözleşmenin geçerliliğine ilişkin değerlendirmesinin yerinde olduğu açıktır. Ancak devamındaki fuarın yeni tarihe ertelenmesinin sonuçlarına ilişkin değerlendirmeye katılmamız mümkün değildir. Zira mahkemece pandeminin sonuçları sözleşmenin iki tarafı için de eşit olarak muhakeme edilmemiş sadece davacı açısından doğabilecek bir takım olumsuzluklar üzerinde durularak TBK 136'da düzenlenen sonraki İfa İmkansızlığı kurumu uygulanmıştır. Ancak detaylıca açıklayacağımız üzere somut uyuşmazlığı çözecek olan hukuki kurum TBK M. 138'de düzenlenen Aşırı İfa Güçlüğüne dayalı sözleşmenin uyarlanması ilkesidir. Mahkemece ilgili fuarın düzenlenip düzenlenmeyeceği hususunun belirsiz olduğu düşünülmüşse de aksine idari kararlar dikkate alınarak yeni fuar tarihi belirlenmiş ve bu tarih katılımcılara bildirilmiştir. Dolayısıyla katılımcıların süreci öngörmeyip planlamamaları mümkün değildir. Bir diğer husus olan erteleme tarihindeki fuara yurt içi ve yurt dışından katılacak kişi sayısının azalacağı hususuna gelirsek; elbette ki pandemi birçok sektörü büyük ölçüde etkilemiş hizmet sektöründe hizmet alan insan unsurunu azaltmıştır. Ancak bu durumun hukuki çözümü tarafların sözleşmeyle bağlı olmadığına hükmetmek olmamalıdır. Zira hukuk mantığı bir durumdan etkilenen tüm sujelerin menfaatini korumayı ve olabildiğince sözleşmelerin ayakta tutulmasını emretmektedir. Dolayısıyla müvekkil şirketin fuar düzenleme edimi imkansızlaşmamışken ve hayatın her alanını etkileyen böylesi bir pandemi ortamı da söz konusu iken tüm bu unsurlar dikkate alınarak somut uyuşmazlığa hukuki çare getirilmesi gerekmekteyken ilk derece mahkemesince böylesi bir gerekçeyle davacının davasının kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olup kaldırılması gerekmektedir. Davaya konu edilen' İstanbul Uluslararası Ev Tekstil Fuarı (...)'' da 18-22 MAYIS 2021 tarihine ertelenmiştir. Bu durum müvekkilim açısından mücbir sebep teşkil etmektedir. Müvekkilimin faaliyetleri bizzat devlet kararıyla durdurulmuştur. Müvekkilim bu süreçte çok önemli maddi kayıplar yaşamıştır. Pandemi süreci ve bu kapsamda alınan önlemler en başta müvekkilimi mağdur etmiştir. Dolayısıyla edimin yerine getirilmemesi söz konusu değildir. Burada gündeme gelmesi gereken Covid-19 Pandemisinin bir sonucu olarak aşırı ifa güçlüğünden dolayı sözleşmenin uyarlanması olmalıdır. TBK m. 138 uyarınca sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasının şartları şöyledir; '' Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olması, bu durumun borçludan kaynaklanmamış olması, bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olması '' dır. Dolayısıyla Covid-19 Pandemisi sebebiyle ilgili tarihlerde yapılması planlanan bir fuar etkinliğinin sayılan tüm şartları taşıdığı ortadadır. Bütün bunlarla birlikte sözleşmede ifa imkansızlığı ile aşırı ifa güçlüğü arasında tercih yapılması gerekecekse sözleşmenin ayakta tutulması ve uyarlama yoluna gidilmesi yerinde olacaktır. Öğretide emprevizyon teorisi olarak adlandırılan ve beklenmeyen hal şartlarına göre uyarlama yapılması Yerleşik yargıtay içtihatlarıyla da sabittir. Kaldı ki uyarlama temelde TMK m.2’ye dayanır ve bu hüküm temel normdur, emredicidir. Uyarlama; kararlaştırılan bedelin, sözleşme süresinin değiştirilmesi, sözleşmenin askıya alınması vb. şekillerde uygulanabilir.taraflar arasında akdedilen fuar katılım sözleşmesi hükümlerini doğurmaya devam etmektedir. Her ne kadar fuarın ertelenmesinin sebebi bahsettiğimiz gibi COVİD-19 pandemisi ve alınan idari kararlar olsa da zaten Fuar katılım sözleşmesinin 2.maddesi de müvekkilimize fuar tarihini değiştirme yetkisi vermektedir. Yargılama esnasında bu hususu da belirtmiş olduğumuz halde dikkate alınmamıştır. Yine Fuar Katılım Sözleşmenin 21.maddesine göre de davacının fuara katılmaması halinde 10.000 € cezai şart talep hakkımız doğacaktır. olayımızdaki gibi ifanın tarihinin değiştirilmesi imkansızlık değil yukarıda yargıtay kararları ışığında açıkladığımız üzere aşırı ifa güçlüğüdür. Kaldı ki fuarın farklı bir tarihte düzenlenebilmesi değil imkansızlık işbu borcun niteliğinden kaynaklandığı için zaten Fuar Katılım Sözleşmesinin 2.maddesi de bu hususu düzenlemektedir. Dolayısıyla sözleşmenin kendisinde böyle bir durum (erteleme) ÖNGÖRÜLMÜŞ ve buna rağmen davalı borçlu sözleşmeyi imzalamıştır. Hal böyleyken TBK 136''nın 'borcun imkansızlaşması' koşulu da gerçekleşmemiştir.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Davacı pandemi sebebi ile fuarın yapılamadığını, sözleşme gereği verdiği çekin bedelsiz kaldığını iddia ederek davalının başlattığı takip dosyası ve takip dayanağı çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespitini talep etmektedir.Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalının davacı aleyhine11.761,20TL çek bedeli, 135,33TL işlemiş faiz, 35,28TL komisyon ve 1.1176,12 TL tazminat olmak üzere toplam 13.1077,93TL alacak için takip başlatığı, takibin dayanağının 20/04/2020 keşide tarihli 38.236,95TL miktarlı çek olduğu görülmektedir. Taraflar arasında davacının 21-25 Nisan 2020 tarihlerinde düzenlenecek olan İstanbul Uluslararası Ev Tekstil Fuarına katılımı için sözleşme düzenlenmiştir.Sözleşmenin ilgili maddeleri şu şekildedir. Madde 1- işbu Fuar Katılım Sözleşmesi'ni imzalayan kuruluşlar "KATILIMCI" olarak; ... A.Ş. İse "DÜZENLEYİCİ" diye anılacak, taraflar iş bu katılma koşullarını aynen kabul edeceklerdir. Madde 2- Fuar Katılım Sözleşmesi'ni imzalayarak, iş bu Form'da belirtilen DÜZENLEYİCİ'nin ... Uluslararası Fuar Merkezi'nde (kısaca ...) organize ettiği serfi veya fuara (kısaca fuar) katılmayı kabul eden KATILIMCI, bu imzadan sonra, fuara katılmayı reddetse dahi KATILIMCI'nın maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. KATILIMCI, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, KATILIMCI'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb. Hususlarda, DÜZENLEYİCİ'nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiliklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih sebebi değildir. KATILIMCI'NIN ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. Katılımcı, ancak düzenleyici'nin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahiptir. DÜZENLEYİCİ, Fuardan 3 gün öncesine kadar, hiçbir sebep göstermeksizin yazılı bildirimde bulunarak Sözleşmeyi iptali bildiriminden itibaren 30(otuz) gün içinde katılımcı'ya iade eder, sözleşmenin bu şekilde feshi, fuardan çıkarma ve Fuarın kısmen veya tamamen iptali durumunda KATILIMCI, Fuar katılım bedelinden başka, masraf gecikme faizi ya da zarar ziyan adıyla talepte bulunma hakkına sahip olmadığını önceden beyan, kabul ve taahhüt eder.Sözleşme, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın birinci kısmında borç ilişkilerinin kaynakları üst başlığı ile 1. vd maddelerinde düzenlenmiştir. 26. maddede, tarafların sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirleyebileceği düzenlemesi ile sözleşme serbestliğine yer verilmiştir. Somut olayda, tacir olan her iki taraf özgür iradeleri ile yukarıda belirtilen sözleşme hükümleri konusunda anlaşmaya vararak imzalamışlardır. Davalı organizatör sözleşmede kendisine tanınan yetki ile covid sebebi ile değişiklik yapmıştır. Sözleşmenin 2. maddesinde davalı şirkete bu konuda çok geniş yetki tanınmıştır. Davacı ise sözleşmeyi bilerek imzalamıştır. Bu durumda TBK 136. madde anlamında ifa imkansızlığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması gerekecektir. İmkansızlığı, sözleşmenin konusu olan edimin maddi veya hukuki bir nedenden dolayı yerine getirilmesinin mümkün olmaması olarak tanımlamak mümkündür. İmkansızlık nedenleri maddi veya hukuki olabilir. İmkansızlığın objektif olması, sadece borçlu bakımından değil, herkes bakımından söz konusu olan imkansızlık, sübjektif imkansızlık ise, sadece borçlu bakımından söz konusu olan imkansızlığı ifade eder. Kusursuz imkansızlık TBK'nın 136. düzenlenmiş bulunmaktadır. Yasada borcun ifası, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa borcun sona ereceği belirtilmiştir. İmkansızlık geçici nitelikte ise, kural olarak borcun sona ermesine neden olmaz. Bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. Ancak ifa muayyen bir zamanda yapılacak veya ifa zamanı alacaklı için önem taşıyorsa bu hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurur. Somut olayda, dava tarihi itibari ile dava konusu fuar ertelenmiş ancak dava ertelenen tarihten önce açılmıştır. Her dava, açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Somut olayda ifa imkansızlığına dair hükümlerin uygulanarak tarafların verdiklerini geri isteyebilme haklarının doğduğunu kabul etmek mümkün değildir. Çünkü, yukarıda ayrıntılı şekilde yazılan sözleşme hükümleri ile bu maddenin uygulanması tarafların karşılıklı iradeleri ile adeta ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümünde sözleşme hükümleri gözetilecektir. Tüm dosya kapsamına nazaran; Davalı organizatör sözleşme hükümlerine göre değişiklik yapma hakkına sahip olup, davacı müşterinin sözleşmeyi fesh etme veya ödediği ücreti talep hakkı olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 6. Tüketici Mahkemesinin 2020/586 E. 2021/349 K. Sayılı 05/04/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2- Davanın REDDİNE,3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,a-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 429,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 1,54 TL'nin istemi halinde davacı tarafa iadesine,b-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,d-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,4-İstinaf İncelemesi Yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 223,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 203,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,c-Davalı tarafça sarf edilen 428,95 TL (istinaf harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,d-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45