İstanbul BAM 45. HD 2021/913 E. 2024/813 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2021/913
2024/813
5 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/913
KARAR NO: 2024/813
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL AND 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/809 Esas
KARAR NO: 2021/256
TARİHİ: 12/03/2021
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 26/11/2019
KARAR TARİHİ: 05/06/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle;.... dava konusu olay nedeniyle sigortalısına 10/04/2019 tarihinde 8.931,42 TL ve 25/04/2019 tarihinde 18.965,89 TL olmak üzere toplam 27.897,31 TL sigorta tazminatı ödemiş olduğu sigortalı iş yerinde 12/01/2019 tarihinde davalı tarafından üretilen piyasaya sürülen ve servis hizmeti sağlanan "... " marka klimadan çıkan yangın sonucunda yangına bağlı hasarlar meydana geldiği dolayısıyla tazmin ile mükellef olduğu ... Tic AŞnin yangına neden olan klimanın imalatçısı pazarlayıcısı ve servis hizmeti vereni olduğunu, yangına neden olan klimanın imalatçısı, pazarlayıcısı ve servis hizmeti vereni olması sebebi ile gerek satış sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmesel sorumluluğu gerekse imal ettiği ürünlerde, üretim hatası ile ihmal ve kayıtsızlıktan kaynaklanan hatası olduğunu ve bu nedenlerle haksız fiil sorumluluğu bulunduğunu, müvekkil şirket tarafından ödenen sigorta tazminatının rücuen tahsili için davalı/borçluya gönderilen rücu ihtarlarıından sonuç alınamadığını ve davalı/borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile itirazın iptaline, takibin devamına, %20 'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu olayın meydana gelmesinde müvekkilin herhangi bir irtibatı, fiili, ihmali ve kusuru bulunmadığını, müvekkil şirket teknik servisi tarafından itfaiye raporu ile sonrasında alınan fotoğraflar ile ilgili yapılan incelemeye göre davaya konu yangına ... marka klimanın sebebiyet vermediğinin tespit edildiğini, itfaiye müdürlüğü tarafından tutulan yangın raporunda yangının çıkış sebebinin tahmini olarak dile getirildiğini, , illiyet bağı kurulmadan müvekkilin sorumluluğuna hükmedilmesi mümkün olmadığını, dava dosyası kapsamında müvekkilinin sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir somut delil olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilinin sorumluluğuna hükmedilmesi halinde dahi müvekkil ancak gerçek zarar miktarından kusuru oranında sorumlu tutulabileceğini, davacının iddia ve talep etmiş olduğu alacak için hak düşürücü süre ve zamanaşımının gerçekleştiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Uyuşmazlık davacının sigortalısına ait işyerinde çıkan yangın sebebiyle meydana gelen zarardan davalının sorumlu olup olmadığı, yangının neden kaynaklandığı, dava dışı sigortalının yangının meydana gelmesinde mütefarik kusurunun bulunup bulunmadığı ve zararın ne kadar olduğu noktalarında toplanmıştır. Mahkememiz dosyası ile alınan 27/07/2020 tarihli bilirkişi raporu ile İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/472 E sayılı dosyası ile alınan 02/10/2020 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlenmesi için dosyanın tekrar 08/01/2021 tarihinde yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilerek rapor hazırlamaları istenilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, itiraz üzerine takibin durduğu, davanın İ.İ.K nun 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, anlaşılmakla mahkemizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ve dosyamız arasına celp edillen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/472 E sayılı dosyasının incelenmesi her iki davanın konusunu aynı yangın olayının oluşturduğu dosyamız ve celp edilen dosya arasına alınan bilirkişi raporları bir bütün halinde incelendiğinde 25/01/2021 tarihli ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/472 E dosyası arasında bulunan 02/10/2020 sayılı raporun yangının davaya konu klimanın iç ünitesinden kaynaklı olmadığı belirlendiği 25/01/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun uygulama ve mevzuata uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle davaya konu haksız fiilin meydana gelmesinin davalı tarafın üretmiş olduğu klimanın iç ünitesinden kaynaklı olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine, davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 4.184,60 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, " karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; yangın uzmanı bulunmayan heyetten alınan raporun hükme esas alınamayacağını, dosya kapsamında mevcut raporlarda yangının klimadan kaynaklandığının sabit olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kabule göre de 4.080,00.-TL (Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar bakımından) maktu vekalet ücretine hükmolunması gerekmekte iken 4.184,60.-TL nisbi vekalet ücretine hükmolunmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıdan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine 27.897,31 TL asıl alacak ve 1.684,16TL işlemiş faiz için takip başlattığı, davalı tarafça takibe 02/09/2019 tarihinde itiraz edilerek durdurulduğu, ödeme emrinin borçluya 28/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği; itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın 26/11/2019 tarihinde ve yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu olayda, dava dışı ...AŞ ile davacı arasında müşterek sigorta esasına göre akdedilen .... poliçe nolu Birleşik Ürün Sigorta Poliçesi bulunmaktadır. Söz konusu poliçenin başlangıç tarihini 30.09.2018 tarihi olduğu, bitiş tarihinin ise 30.09.2019 tarihidir. Dava konusu olayın 12.01.2019 tarihi olduğu olay tarihinin teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu olayın davalı sigorta şirketine sigortalı ... işyerinde çıkan yangın sonucu hasar oluştuğı, dava dışı ...”e dosya kapsamında yer alan ekspertiz raporuna göre; 10.04.2019 tarihinde 8.931,42 TL ile 25.04.2019 tarihinde 18.965,89 TL .ödeme yapıldığı görülmektedir.Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında, davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Dava konusu ihtilaf, yangının davalının ürettiği klimadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ödenen miktarın kadri maruf olup olmadığı ve talep edilen tazminat nedeniyle davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İtfaiye raporunda özetle; " yangın ihbarının 12.01.2019 günü saat 02:53'de Esenyurt F...Market girişe göre sağ taraftaki kasa arkasında yanma olduğu, klimanı kablosunda meydana gelen ark sonucu oluşan şerarelerin kablo izolelerini tutuşturmasıyla yangın başlangıcının meydana geldiği, alt kısmında bulunan sigara dolabının üzerindeki parfümeri ürünlerine ve yan taraftaki plastik malzemelere sirayetiyle geliştiği kanaatine varıldığı." şeklinde tespit ve değerlendirme yapılmış olduğu görülmektedir.Ekspertiz şirketinin başvurusu üzerine yangın uzmanından alınan raporda özetle; 1 adet Split klimanın iç ünitesinin tamamen yandığı, Split klima etrafında duvar ve kablolarda daha fazla deformasyon olduğu, Tavanda islenme market ürünlerinde yanma emaresinih olmadığı, Dikey soğutucularda elektriksel donanımlarında sorun olmadığı, Elektrik sayaç ve dağıtım panosunda sorun olmadığı, Split klima yakınında bulunan kare buatın islenmeden ısınmadan etkilendiği ancak kablo renklerin dahi seçilebildiği, yangın başlangıç İle ilgili bir amere olmadığı, İç ünitenin üst kışmında geçen kablolarda elektrik arkı, kısa devre, iletkenlerde sertleşme boncuklanma emarelerinin olmadığı, tespitinde bulunulmuştur. Mahkemece yangın uzmanı, elektrik mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle; ''... içinde meydana gelen yangın olayında duvar/tavanın en.çok zarar gören kısmının split klimanın çevresi olduğu , Dosya kapsamında resimlerde islenmenin split klima alt bölgesinden başlayıp market tavan seviyesinde kirlettiği, Elektrik otomatlarının olduğu panoda herhangi bir yanma emaresi olmadığı Split klima yan tarafında bulunan buatta elektriksel bir sorun olmadığı, Mağaza içi soğutucu dolaplar ile ilgili elektriksel bir sorun olmadığı, yangına sebep olmadığı gibi maruz kalmadığı, Bina tesisatında elektrik panosunda kaçak akım rölesi bulunmakta olduğu, Genellikle, elektrik kaynaklı hasarların iki temel oluş şekli vardır. Birincisi devre kesici veya şalterli elemanların atmaları sırasında ortaya çıkabilecek kıvılcımlar, ikincisi de aşırı ısınmadan kaynaklı hasarlardır. Kısa devre olması halinde kaçak akım rölesinin sigorta otomatlarının devreye girerek enerjiyi keseceği düşünülmektedir. Ancak fazla akım geçirilirken sigorta ve röle gibi devre koruma elemanlarının görevlerini yerine getirememesi söz konusu olmaktadır. Elektrik tesisatında ve elektrik sigortalarında yangın oluşumu ile ilgili olmadığı, yangının split klimada arızadan kaynaklanarak meydana geldiği, yapılan 27.897,31 TL asıl alacak tutarı ile 1.684,16 TL işleyen faiz tutarı olmak üzere toplam 29.581,47 TL ödemenin yerinde olduğunu beyan ve rapor etmişlerdir. Mahkemece Uyap sistemi üzerinden celp edilen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/472 E sayılı dosyasının incelenmesinde davacı tarafın dava dışı Sigorta şirketi, davalı tarafın dosya davalısı ... Anonim Şirketi ile dava konusunun aynı olaya ilişkin klimadan çıkan yangına ilişkin rücu davası olduğu İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/472 E dosyası arasına alınan makine mühendisi, elektronik mühendisi ve sigorta uzmanından oluşan bilirkişi heyet raporunda özetle; yangının klima iç ünitesinin sağ alt tarafından bulunan klimanın da elektrik bağlantısının bulunduğu, elektrik buatı içerisindeki kabloların herhangi birinde iyi bağlantı yapılmamış olması veya bağlantıların yeterli şekilde izole edilmemiş olması sebebi ile bir elekrik arkı oluştuğu ve ısınan daha sonra da tutuşan kabloların Pvc kablo ve kutuları devamında da hemen yakındaki kolanya benzeri yanıcıları da tutuşturarak yangına sebep olduğunu beyan ve rapor etmişlerdir.Mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için elektrik mühendisi, makine mühendisi ve sigorta uzmanından oluşan yeni bir heyetten alınan raporda özetle;"dava konusu yangının klima iç ünitesinin sağ alt tarafında bulunan klimanın da elektrik bağlantısının bulunduğu, elektrik buatı içerisindeki kabloların herhangi birinde iyi bağlantı yapılmamış olması veya bağlantıların yeterli şekilde izole edilmemiş olması sebebi ile bir elektrik arkı oluştuğu ve ısınan daha sonra da tutuşan kabloların PVC kablo ve kutuları devamında da hemen yakındaki kolanya benzeri yanıcıları da tutuşturarak yangına sebep olduğu, Söz konusu yangının; İtfaiye raporunda da belirtildiği KİŞ split klima ünitesi dışında olduğu ve bu ünitenin alt kısmında yer alan elektrik EK|Buatı içindeki elektrik kablo eklerinin tekniğine uygun olarak yapılmayıp hatalı yapılması sebebi ile başlamış olduğu, Klima gibi hassas ve yüksek akım çeken özel cihazlar için işyerinin elektrik dağıtım panosundan, sadece klimaya ait ve klimanın elektriksel gücüne uygun akım değerindeki sigorta üzerinden yekpare özel bir hat çekilerek, bu kablo ile arada ek yapılmadan doğrudan klimaya enerji sağlanması gerektiği, sigorta poliçesi kapsamında gerçekleşmiş olan alevli yangın çıkış sebebinin davalı üretimi olan Klima iç ünitesi kaynaklı olmadığı kanaati doğrultusunda davalı taraftan rucüen talep edip edemeyeceğini" beyan ve rapor edilmiştir. HMK'nın 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hâkimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Bilirkişi raporu, kural olarak hakimi bağlamaz. Hakim, raporu serbestçe takdir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hakim çelişkiyi gidermeden karar veremez.Somut dosyada; yangının çıkış sebebine ilişkin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan bilirkişi raporu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli, gerekçeli olduğundan mahkemece rapora itibar edilmesi doğru olmuştur. Yangının davalının ürettiği klimadaki bir eksiklikten veya ayıptan ileri geldiğinin sabit olmadığı, davalının her hangi bir kusurunun tespit edilmemiş ve delillendirilmemiş olduğu, bu nedenle davalıya sorumluluk yüklenemeyeceği anlaşılmakla; ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13 Maddesinin ikinci fıkrasında, maddi tazminat istemli davaların, tamamının reddi durumda, avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmesine rağmen, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple hükmün düzeltilmesi suretiyle yeniden karar verilmesi gerekmekte ise de HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmesi durumunda istinaf yasa yoluna başvuran davacı aleyhine takdir olunacak vekalet ücretinin, ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı tarih itibariyle mi yoksa hükmün yeniden tesis edildiği yeni karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca mı hesaplanacağı uygulamada tartışma konusu yapılmış ise de asıl hükümde yargılama gideri olarak hükme bağlanan vekalet ücreti, asıl hükme bağlı fer'i nitelikte bir karar olduğundan istinaf yasa yolu başvurulması sonucunda kaldırılan bir hükümde fer'i nitelikte olan vekalet ücreti usuli kazanılmış hak doğurmaz. Nitekim Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 19.07.2011, 2011/5512-9527 sayılı ilamında ''... mahkemece hükmün yedinci bendinde aynen ''bozmadan önce birinci kararla taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdir edilmediğinden bu konu da temyiz bulunmadığından ve taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunda taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına aynı nedenle yargılama giderlerinin davacılar üzerine bırakılmasına ''denilmiştir. Dairemizce, mahkemenin ilk kararı üzerine belirlenen bozma nedenlerine göre yeni bir hüküm kurulması gerekeceğinden , bozma ilamı vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden taraflar lehine kazanılmış hak oluşturmamaktadır. Bu durumda, davaların kabul veya red durumuna göre taraflar lehine ve aleyhine olmak üzere vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerekirken bu hususta yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir ...'' belirtilmektedir. Yargılama gideri arasında, yer alan vekalet ücreti Avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu halde, vekil ile müvekkilin kendi aralarında düzenlenen yazılı ücret sözleşmesi uyarınca belirlenen ücret değil, davadaki sonuçlara göre hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmektedir.4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, Avukatlık Kanunun 168/3 maddesi şu şekilde düzenlenmiştir. ''Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.''Sonuç olarak; Dairemizce davacı vekilinin süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise, resen gözetilmek suretiyle yapılan inceleme sonucunda; mahkeme kararının kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi durumunda oluşturulan karar tarihi nazara alınmak suretiyle vekalet ücretinin belirlenerek hüküm oluşturulması gerekmektedir. Bu nedenle karar tarihi itibariyle AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, mahkeme tarafından takdir edilen vekalet ücretinin üstünde olduğu gözetilerek aleyhe bozma yasağı uyarınca mahkeme kararında takdir edilen vekalet ücretinin uygulanması için hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmemiştir. Ancak vekalet ücreti konusunda davacı vekili istinaf başvurusu yerinde görüldüğünden istinaf aşamasındaki yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 221,40 TL istinaf harcı ile istinaf yargılama gideri 65,00 TL olmak üzere toplam 286,40 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45