İstanbul BAM 45. HD 2021/925 E. 2024/770 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2021/925
2024/770
29 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/925
KARAR NO: 2024/770
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL AND 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/758 Esas
KARAR NO: 2021/236
TARİHİ: 11/02/2021
DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ: 24/12/2019
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/810 Esas sayılı dosyasından 11/07/2019 tarihi itibarıyla Müflis ... A.Ş.'nin iflasına karar verildiği; taraflar arasındaki ticari ilişki gereği cari hesaptan kaynaklı ticari alacak nedeni ile 17/09/2019 tarihinde iflas masasına kayıt talebi yapıldığı; 05/12/2019 tarihinde 9 kayıt numarası ile alacak kaydı talebinin reddedildiği ve 12/12/2019 tarihli gazetede ilan edildiği- taraflar arasında kuru kum satışından doğan ticari ilişki bulunduğu; yapılan satışlara ve malın teslimine ilişkin tüm fatura ve belgelerin, ticari defter ve kayıtlarda bulunduğa; müflis şirket borcunu ödemede gecikince cari hesaptan doğan alacak için 07/03/2019 tarihinde Üsküdar ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği ve ilgili ihtarın 08/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği; ihtarın tebliğine rağmen borcun ödenmediği: davacı şirket tarafından iletişim vasıtaları ile irtibata geçilmeye çalışılmışsa da borçlu şirketin 11/07/2019 tarihinde iflas ettiğinin haricen öğrenildiği; 17/09/2019 tarihi itibarıyla 12.633,22 TL asıl alacak ve 789,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.422,22 TL alacak için iflas masasına başvurulduğu; ancak başvurunun hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde reddedildiği öne sürülerek kayıt kabul davasının kabulüne karar verilmesi talep edilmektedir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava şartı zorunlu arabuluculuk uygulaması kapsamında olan huzurdaki davada arabuluculuk başvurusu yapılmadan doğrudan dava açılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davanın 15 günlük süreye tabi olup süresinde açılmadığı, süre yönünden de reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın, iflas idaresine başvurduğu ancak başvurusunun dayanağı olabilecek yazılı belge aslı veya tasdikli sureti, senet veya belge sunmadığı müflisin ticari kayıtlarında da davacıya ilişkin kayıt bulunmadığı; söz konusu alacağın faturaya konu olup mal veya hizmetin yerine getirilip getirilmediği, bedelin ödenip ödenmediği hususlarının yargılamaya muhtaç olduğu öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Dava mahiyeti itibariyle, davacının fatura alacağına dayalı masaya kayıt başvurusunun reddedilmesi nedeniyle açılan kayıt kabul davasıdır. Davanın İİK. m. 235'te düzenlenen 15 günlük hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde;davacı tarafın defter kayıtları, vergi dairesinden celp edilen BS-BA formları, taraflar arsındaki mutabakat, e-faturalar vs. göre, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafından mal ve hizmet tesliminin gerçekleştirilmiş olduğu, davalı tarafından faturalara dayalı cari hesabın bir kısmının ödemediği anlaşılmış, davacının masaya başvuru miktarı kadar alacaklı olduğunun belirlenmiş olması nedeniyle davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla ''bilirkişi raporunda müflis şirketin ticari defterleri incelenememiştir. Ticari defterlerin iflas idaresi tarafından dosyaya sunulmasının mümkün olmadığı iflas dosyasının varlığı gereğince müflis şirkete ait tüm defterlerin iflas idaresinde olduğu izahtan varestedir. İşbu duruma rağmen bilirkişi tarafından iflas müdürlüğünde yerinde inceleme yapılmamış ve müflis şirketin ticari defterleri incelenmeden eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Ayrıca söz konusu alacak faturaya konu olup mal ve hizmetin yerine getirilip getirilmediği, bedelin ödenip ödenmediği hususları yargılamaya muhtaçtır.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyası için yazılan müzekkereye verilen cevapta, müflis şirketin İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/810 E. Sayılı dosyasından verilen 11/07/2019 tarihli kararla, karar tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, davacının kayıt başvurusunun reddine karar verildiği, davacı tarafından tebliğ için gider avansı yatırıldığına dair herhangi bir makbuza rastlanılmadığı, sıra cetveli ilanı ve masa kararının 18/12/2019 tarihinde alacaklı tarafa tebliğ edildiği, sıra cetvelinin 23/12/2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ve 12/12/2019 tarihli ... gazetesinde yayınlandığı bildirilmiştir. Süre yönünden inceleme; İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. M). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut olayda, dava son ilan tarihinden bir gün sonra açıldığından davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerekmektedir. Arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki itiraz: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 07/06/2012 tarihinde kabul edilerek, 22/06/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Kanunun amacı ve kapsamı 1. maddede, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemek olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise, bu kanunun yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanacağı, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığı belirtilmiştir. Yasanın, ikinci bölümünde "Arabuluculuğa İlişkin Temel İlkeler" üst başlığı altında, 3. maddede "İradi olma ve eşitlik" başlığı ile; tarafların, arabuluculuğa başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbest oldukları, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A madde hükmünün saklı olduğu ifade edilmiştir. Yasanın 18/A bendinde "Dava şartı olarak arabuluculuk" düzenlenmiştir. İlk fıkrada, ilgili kanunlarda arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine uygulanması gereken hükümlerin devam eden fıkralarda düzenlendiği vurgulanmış, 2. fıkranın son cümlesinde ise, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden red kararı verileceği ifade edilmiştir. Söz konusu yasal düzenleme 06/12/2018 tarihinde kabul edilerek, 19/12/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Yasal düzenleme, 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunun 23. maddesi ile getirilmiştir. Aynı yasanın 20. maddesinde ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinden sonra gelmek üzere "3. dava şartı olarak arabuluculuk" maddesinin eklendiği belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nin 5/A maddesinde, bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Somut olayda dava bir alacak ya da tazminat davası olmayıp masaya kayıt davasıdır. Kayıt kabul davaları alacağın iflas masasına kaydı istemine ilişkin olup, belirli bir miktarın tahsiline yönelik olmadığından, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Yargıtay uygulaması da aynı yönde olup, bu tür davaların maddi hukuk ilişkilerine etkisi olan bir takip hukuku davası olduğu, alacaklı ile borçlu arasında geçen gerçek anlamda bir eda davası olmadığı, dava sonunda verilen hükmün, yalnız derdest iflas davası bakımından, alacağın müflisin aktifinin paylaştırılmasında hesaba katılıp katılmayacağı veya ne miktarda sıra cetveline dahil edileceğini belirlediği, davanın bu niteliği gereği alacak davalarından farklı olarak, alacak tutarı üzerinden nispi harç ve vekalet ücretine değil maktu harç ve vekalet ücretine hükmedileceği ilkesi benimsenmiştir (Yargıtay 11. HD.'nin 08/02/1988 T., 1987/5894 E., 1988/605 K. sayılı kararı). Diğer yandan kayıt kabul davası sonunda verilecek hükmün sonucu sadece davacı alacaklı ile müflis borçlunun haklarını etkilemeyip, masada kayıtlı olan veya olacak olan ve işbu davanın tarafı da olmayan dava dışı alacaklı 3. kişilerin de haklarını etkileyeceğinden arabuluculuk görüşmeleri sonunda yapılacak anlaşmada yine dava dışı 3. kişi alacaklıların maddi hukuktan kaynaklanan hak ve alacaklarını yani masadaki paylarını doğrudan etkileyecektir.Kayıt kabul davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini içermediğinden, kayıt kabul davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması yönünde bir dava şartı bulunmadığı gibi iflas idaresinin arabuluculuk görüşmesine katılma yetkisi de bulunmamaktadır. İş bu nedenle davalının arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir.Esasa yönelik itirazların incelenmesine gelince; Mahkemece her iki taraf vekilinin hazır bulunduğu 03/11/2020 tarihli duruşmada her iki tarafın 2018-2019 yıllarına ilişkin tüm yasal ticari defterleri üzerinde 27/11 /2020 günü saat 11:00 'da mahkeme kaleminde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, davalı iflas idaresi vekili 22/11/2020 tarihli mazeret dilekçesinde corona test sonucunu ileterek karantinada olması sebebi ile defter incelemesine katılamayacağını beyan etmiştir. 25/12/2020 tarihinde ibraz edilen bilirkişi raporunda özetle, taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu, davalının inceleme günü defterlerini sunmadığı, davacının defterlerine göre dava konusu faturaların davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında 20.02.2018 tarihli mutabakat nedeniyle davacının davalıdan 7.000,88 TL alacaklı olduğu, bu tarihten sonra gerçekleştirilen işlemler için e-fatura düzenlendiği ve davalı şirkete ulaştırıldığı anlaşıldığından ilgili faturalar karşılığında mal veya hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükünün yerine getirilmiş olduğu, davalı tarafından yapılan kısmi ödemeler düşüldükten sonra davacının 12.633,22 TL asıl alacak ve 789,00 TL faiz olmak üzere toplam 13.422,22 TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir. Davalı vekili, bilirkişi raporuna karşı süresinde sunduğu 05/01/2021 tarihli itiraz dilekçesinde ''Her ne kadar bilirkişi raporunda tarafımızca dosyaya Ticari Defterler sunulamamış olduğundan incelenemediği belirtilmişse de defterlerin tarafımızca sunulması mümkün değildir. Şöyle ki iflas eden şirket ... San. Tic. Ltd. Şti'ne ait ticari defterler vesair şirkete ait her türlü evrak İstanbul Anadolu ... İflas Müdürlüğünün ... İflas dosyası sebebiyle iflas müdürlüğünde bulunmaktadır. Bu sebeple sayın bilirkişi tarafından iflas müdürlüğünde yerinde inceleme yapılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz. '' şeklinde beyanda bulunmasına rağmen mahkemece rapor sunulduktan sonraki celse davanın kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın, hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yar/ı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. (Yargıtay 22. H.D. 22/06/2020 tarih 2017/29720 E. 2020/6157 K. Sayılı ilamı) Somut olayda davalı vekilince defter inceleme gününe katılamayacağına dair gerekçeli ve belgeli mazeret dilekçesi sunması ve sonrasında da yerinde inceleme yetkisi talep etmesine rağmen bu talepleri değerlendirmeden davalı ticari defter ve kayıtları incelenmeksizin karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanmasına sebep olmakla hatalı olmuştur. Mahkemece bilirkişiye HMK 278/4 maddesi uyarınca yerinde inceleme yetkisi verilip davalı defter ve kayıtları incelenerek ek rapor alınması ve varılacak sonuç dairesinde karar ihdası yoluna gidilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353.1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/758 E. 2021/236 K. Sayılı 11/02/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45