SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 45. HD 2024/637 E. 2024/723 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/637

Karar No

2024/723

Karar Tarihi

22 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/637

KARAR NO: 2024/723

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/463

KARAR NO: 2024/165

KARAR TARİHİ: 08/02/2024

DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)

KARAR TARİHİ: 22/05/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin sigortalısı olan ve ayakkabı boyası ve türevleri üretimi işi ile iştigal eden ... A.Ş.’nin Tekirdağ Ergene’deki fabrikasında, davalı tarafından kurulumu gerçekleştirilen yangın sprinklerinin patladığını ve işyerinde su hasarı meydana geldiğini, büyük çapta zarar oluştuğunu, rizikonun gerçekleştiği işyerinde yapılan incelemelerde hava sıcaklığının aşırı düşmesi nedeniyle sprinklerin patlaması sonucu hasarın meydana geldiğinin tespit edildiğini, yangın söndürme sisteminin bu gibi sorunları aşacak şekilde tasarlanması, üretilmesi ve kurulması gerektiğini, bu nedenle davalı firmanın ürün sorumluluğu bulunduğunu, ekspertiz çalışmaları sonrasında sigortalının tespit edilen 164.356,00 TL'lik zararının 15/03/2016 tarihinde müvekkili şirketçe tazmin edildiğini, davalının kurulumunu hatalı yaptığı yangın sistemindeki patlama nedeniyle genel hükümlere göre zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu iddia ederek 164.356,00 TL'nin ödeme tarihi olan 15/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya ürün üreticisi ... Türkiyenin ve projelendirme ve kurulumu gerçekleştiren ... Tic. Ltd. Şti.'nin dahil edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı sigortalısı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkili tarafından hasar oluşturan ürünlerin satışının davacının sigortalısına yapılmadığını, yine davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği şekilde hasarın gerçekleştiği işyerinde yangın söndürme ile ilgili her hangi bir kurulum gerçekleştirmediğini, müvekkil şirketin ayıplı olduğu iddia edilen ürünleri ... Tic. Ltd. Şti.'ye sattığını, ürünlerin bu şirkete teslimi ile birlikte sözleşmesel yükümlülüğünün kalmadığını, ürünün ayıplı olup olmadığının tespiti için laboratuvar ortamında incelenmesi gerektiğini ancak olayda bu yönde bir inceleme yapılmadığını, ayrıca olayın hangi sebeple gerçekleştiğine dair kesin bir tespit yapılmadığını, patlamanın kuru borunun içine su kaçması veya birikmesi sonucu olabileceğini, yine komperesörün ne sıklıkla devreye girdiğinin belirlenmesinin gerektiğini, sık sık devreye girme söz konusu ise sistemde hava kaçağı olacağını ve bununda iyi sıkılmamış tesisat malzemesi veya springler bulunduğunun belirtisi olduğunu, bunun tespit edilmesi içinde kazan dairesinde sürekli bir personel olması gerektiğini, düzenli bakımların da yapılması gerektiğini ancak sigortalının bunlara ilişkin her hangi bir belge ve bilgi dosyaya ibraz etmediğini belirterek öncelikle davaya üretici firma ....'nın ve projelendirme/kurulumu gerçekleştiren firma ...Tic. Ltd. Şti.'nin dahil edilmesin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/902 ESAS SAYILI DOSYASI; DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin sigortalısı olan ve ayakkabı boyası ve türevleri üretimi işi ile iştigal eden ... A.Ş.’nin Tekirdağ Ergene’deki fabrikasında, davalı tarafından kurulumu gerçekleştirilen yangın sprinklerinin patladığını ve işyerinde su hasarı meydana geldiğini, büyük çapta zarar oluştuğunu, rizikonun gerçekleştiği işyerinde yapılan incelemelerde hava sıcaklığının aşırı düşmesi nedeniyle sprinklerin patlaması sonucu hasarın meydana geldiğinin tespit edildiğini, yangın söndürme sisteminin bu gibi sorunları aşacak şekilde tasarlanması, üretilmesi ve kurulması gerektiğini, bu nedenle davalı firmanın ürün sorumluluğu bulunduğunu, ekspertiz çalışmaları sonrasında sigortalının tespit edilen 164.356,00 TL'lik zararının 15/03/2016 tarihinde müvekkili şirketçe tazmin edildiğini, davalının kurulumunu hatalı yaptığı yangın sistemindeki patlama nedeniyle genel hükümlere göre zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu iddia ederek, davanın Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/772 E sayılı dosyası ile birleştirilmesine, 164.356,00 TL'nin ödeme tarihi olan 15/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı sigortalısı arasında imzalanan 31/03/2014 Tarihli "Otomatik Yangın Söndürme Sistemi Yapım Sözleşmesi" gereğince yangın söndürme sisteminin kurulumunun gerçekleştirildiğini, sözleşmenin akdedilmesi akabinde müvekkili şirketin ürün tedarikçisi olan davalılardan ... Tic. AŞ. teknik ekibiyle birlikte yangın söndürme sisteminin kurulacağı fabrikaya gidilerek keşif gerçekleştirdiğini, keşif neticesinde davalılardan ... şirketi tarafından bahse konu yangın söndürme sistemi için gerekli olan malzemelerin belirlendiğini, belirlenen malzemeler çerçevesinde müvekkili şirket tarafından dilekçe ekinde yer alan projenin ... şirketi yetkilileri ve teknik ekibiyle birlikte hazırlandığını, hazırlanan proje çerçevesinde davalılardan ... şirketi nezdinde NFPA standarlarında olan bir takım ürünler bulunmadığı için bahse konu ürünlerin .... dan ... tarafından tedarik edilmak suretiyle projenin 2014 yılında hayata geçirildiğini, sigortalıya ait fabrikada projede kullanılacak malzemelerin ... Tic. A.Ş. tarafından belirlediğini, malzemelerin ... tarafından üretildiğini, müvekkili şirketin yalnızca projeyi uygulayıcı şirket konumunda olduğunu, sistemin yaklaşık 4 yıl önce kurulduğunu ve sistemin kurulmasının ardından bakım işlerinin ise müvekkiline verilmediğini, sigortalı tarafından ilgili mevzuata göre düzenli olarak bakımının yaptırılıp yaptırılmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, sigortalının fabrika kapılarını sürekli açık tutması nedeniyle kapalı olan ortamdaki hava sıcaklığı düşeceğinden bu hususun hasara etkisinin araştırılması gerektiğini, hasara sebebiyet veren parçaların metalurjik açıdan incelenmesi gerektiğini, yaşanan olayda yapılan projenin uygulanmasından kaynaklanan bir nedenle yangın söndürme sisteminin aktif hale gelmesi gibi bir durum yaşanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/993 ESAS SAYILI DOSYASI; DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin sigortalısı olan ve ayakkabı boyası ve türevleri üretimi işi ile iştigal eden ... A.Ş.’nin Tekirdağ Ergene’deki fabrikasında, davalı tarafından kurulumu gerçekleştirilen yangın sprinklerinin patladığını ve işyerinde su hasarı meydana geldiğini, büyük çapta zarar oluştuğunu, rizikonun gerçekleştiği işyerinde yapılan incelemelerde hava sıcaklığının aşırı düşmesi nedeniyle sprinklerin patlaması sonucu hasarın meydana geldiğinin tespit edildiğini, yangın söndürme sisteminin bu gibi sorunları aşacak şekilde tasarlanması, üretilmesi ve kurulması gerektiğini, bu nedenle davalı firmanın ürün sorumluluğu bulunduğunu, ekspertiz çalışmaları sonrasında sigortalının tespit edilen 164.356,00 TL'lik zararının 15/03/2016 tarihinde müvekkili şirketçe tazmin edildiğini, davalının kurulumunu hatalı yaptığı yangın sistemindeki patlama nedeniyle genel hükümlere göre zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu iddia ederek, davanın Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/772 E sayılı dosyası ile birleştirilmesine, 164.356,00 TL'nin ödeme tarihi olan 15/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın rücu edilecek tarafları doğru belirlemediğini, husumeti doğru tanımlamadığını, müvekkili şirketin davaya konu ürünün satışını gerçekleştirmediği gibi satış sonrası bakım hizmeti vermediğini, müvekkili şirket ile davalının sigortalısı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının sigortalısına veya diğer davalı ... A.Ş'ne ürün satışı yapmadığını, kurulum ve satış sonrası bakım hizmetleri vermediğini, ... A.Ş'nin sattığını bildirdiği ürün kodunun müvekkili ticari defterlerinde stoklarında bulunmadığını, ürün satışının müvekkilinin şubesinden yapılmadığını, şirket kayıtlarında yer almayan ürünün alış yerinin davalı ... şirketi tarafından beyan edilmediğini, montajının ayıplı olduğu iddia edilen ürünler ... A.Ş. tarafından ...Tic. Ltd. Şti.'ye satılmış olmakla sistem seçimi ve kurulumunu yapan şirketin dava konusu yere uygun sistem ve kullanılacak ekipman önerisini yaptıktan sonra muhtemel riskleri ve tedbirleri aldırması veya en azından bu konularda yazılı uyarıları yaptığını kanıtlaması gerektiğini açıklanan nedenlerle müvekkili şirket yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi talep ettiklerini, davacı tarafından dava dilekçesinde “kurulumun hatalı yapılmış olması” sebebiyle tazmin talep edilmekle müvekkilinin danışmanlık, proje tasarım, ürün satış, kurulum ve satış sonrası bakım destek hizmetlerinden hiçbiri vermediğini, her türlü yangın söndürme sisteminin Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelikte belirtilen standartlara uygun olarak tasarlanması, tesis edilmesi ve işletilmesi gerektiğini, Yönetmeliğe göre kurulacak söndürme sistemlerinin periyodik kontrolü, test ve bakım gerektiren sistemlerin ve cihazların kontrolü, çalışır vaziyette tutulması bina sahibi, yöneticisi veya bunların yazılı olarak sorumluluklarını devrettiği bina yetkilisince yaptırılacağını, kurulumu yapan şirketin binanın özelliklerine ve bulunduğu yerdeki hava şartlarına göre uygun bir şekilde sistemin seçilerek proje tasarımı ve montajının yapılması gerektiğini, binanın özelliklerine ve binada yürütülen işlemin ve faaliyetlerin niteliğine bağlı olarak kurulması gereken sistemin kurulmadığını ve proje tasarımı ile uygulamasının hatalı olduğunu, ancak müvekkili şirket yangın erken algılama ve müdahale sisteminin seçim tavsiyesi veya proje tasarım ve yapım aşamalarının hiçbirinde bulunmadığı için bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini ve bu nedenle zarar ile illiyet bağının da bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2018 tarihli 2017/772 E. 2018/1266 K. sayılı kararı; "...Davalıların kusurlu olmadıkları, bu nedenle de haksız fiil sorumluluğu bulunmadığı..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine; Dairemizin 20/04/2022 tarihli 2020/722 E. 2022/492 K. sayılı kararı; "...ekspertiz raporu ile sigortalının temlik beyanı mevut ise de gerek asıl gerekse birleşen dosyalar kapsamında ve UYAP sisteminde sigorta poliçesi ve ödeme belgesi bulunmadığından davacının aktif husumet ehliyeti olup olmadığı tespit edilememiştir.Dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporu ile ekspertiz raporu arasında olayın meydana geliş şeklinin tespiti açısından farklılık bulunmaktadır. Ekspertiz raporunda "...bu sistemlerin aşırı sıcak/soğuk atmosfer koşullarında belli bir dayanım proof savunma sisteminin olması gerektiği, (sensörleme ile takviyeli, donatılmış)..." belirtilmiş olmasına rağmen, bilirkişi raporunda bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı süresi içerisinde istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle itiraz edilerek ek rapor yada yeni bir heyetten rapor alınması talep edilmiş ancak mahkemece bu talebin reddine karar verilmiştir. Ekspertiz raporu ve bilirkişi raporu karşılaştırıldığında; her iki rapor arasında çelişki bulunduğu sabittir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/745 E. 2020/7620 K., 2020/3528 E. 2020/6614 K. sayılı ilamlarında da ekspertiz raporu ile bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğu takdirde bu çelişkinin giderilerek hüküm tesis edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu durumda rapora yönelik haklı itirazlar değerlendirilmeden ve çelişki giderilmeden hüküm kurulması isabetli değildir.Sigorta poliçesi ve ödeme belgesi gerek dosya kapsamında fiziki olarak gerekse UYAP sisteminde bulunmadığından, sigortacı bilirkişinin raporda "geçerli bir sigorta poliçesi bulunduğu, rizikonun teminat kapsamında olduğu, poliçe süresi içerisinde rizikonun gerçekleştiği, sigortacının rücu hakkını kazanması için sigortalısına ödeme yapması gerektiği ve ödeme belgesinin fotokopisinin dosya kapsamında olduğu" şeklindeki tespitlere nasıl ulaştığı da anlaşılamamış olup bu belgeler temin edilmeksizin ve incelenmeksizin karar verilmesi de hatalıdır. Ayrıca ekspertiz raporunda Viking şirketinin hazırladığı ifade edilen teknik raporun Türkçe tercümesi de dosya kapsamında bulunmamaktadır..." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2024 tarihli 2022/463 E. 2024/165 K sayılı kararı; "...TBK'nın 49'uncu maddesine göre haksız fiil sorumluluğu için davalının kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilinin bulunması gerekir. Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; a-fiil, b-hukuka aykırılık, c-illiyet bağı ve d-zarar unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani davacının tazminata hak kazanabilmesi için bu dört unsurun birlikte gerçekleştiğini ispatlaması şarttır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, zarar ile zararlı sonucu doğuran olayın gösterdiği özellikler tazminat hukuku kurallarına uygun biçimde değerlendirilmeli, davaların varsa kusuru tazminat hukuku ilkelerine göre zarar belirlenmelidir.Mevcut olayımızda ise davalıların tazminatla sorumlu tutulabilmesi için meydana gelen haksız eylemde kusurlu olması gerektiğinin açık olduğu, detaylı bir tespit sonucu bilirkişi heyetince tanzim edilen raporun yeterli ve isabetli olduğu kanaatine varıldığı, davalıların davaya konu olayın meydana gelmesinde kusursuz olduğu, davacı sigortalısının %100 kusurlu olduğu belirlendiğinden, kusurunun olmaması sebebiyle davacı tarafın halefiyet kuralı çerçevesinde tazminat talep edemeyeceği anlaşıldığından asıl ve birleşen dosyalar yönünden davanın reddine..." karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararında davalılar lehine tam ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu, AAÜT gereği davanın reddi halinde davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu sistem kapıları açık olarak kullanılan depoya davalılar tarafından monte edildiği ve deponun bu şekilde kullanıldığını bildikleri halde gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle davalıların kusurlu ve sorumlu olduğunu, deponun mevcut halini bildikleri için ona göre tasarlama ve kurulum işlemi yaptıkları takdirde dava konusu olayın meydana gelmeyeceğini, yeni bir bilirkişi raporu alınmadan hatalı rapora dayalı olarak eksik incelemeyle karar verildiğini beyan ederek asıl ve birleşen dava yönünden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Asıl ve birleşen dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararında eksik olduğu ifade edilen poliçe ve ödeme belgeleri dosya kapsamına ibraz edilmiştir. Poliçe ve ekspertiz raporu; Dava dışı sigortalı ... A.Ş.'ye ait işyerinin, davacı şirket nezdinde 14/04/2015-2016 tarihleri arasında geçerli olarak şekilde işyeri sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, olayın poliçe yürürlüklük tarihi içinde 04/01/2016 tarihinde meydana geldiği, dahili su hasarının poliçe teminatı kapsamında olduğu, davacı sigorta şirketi tarafından 15/03/2016 tarihinde sigortalısına 164.356,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Ekspertiz raporunda; olayın, springler hattında mevcut boru sisteminde bulunan bir miktar suyun etkisiyle genleşerek basınç meydana getirmesi ve springler kollarında cam bulbların kırılması sonucu patlayan sistem içindeki sıvıların mamul ve yarı mamullerin hasarına sebebiyet vermesi şeklinde meydana geldiği, rapor ekinde yer alan ... firmasına ait kendilerince oluşturulmuş teknik raporda malzeme ve işçilikte herhangi bir hata olmadığı, böyle bir olasılık tespit edilmediği, beklenenin dışında bir basınçtan ötürü açmanın olduğunun ifade edildiği, ekspertiz görüşünün ise işletmede Vikingler Sprinkler sistemini kuran/tesis eden ... AŞ'ye hasarın rücu edilebileceği yönünde olduğu, çünkü bu sistemlerin aşırı sıcak/soğuk atmosfer koşullarında belli bir dayanım proof savunma sisteminin olması gerektiği, (sensörleme ile takviyeli, donatılmış) dolayısıyla mevcut zarar ziyana sebep olması sebebiyle ilgili uygulayıcı firmanın kusurunun olduğu, ayakkabı boyası ve türevleri üretimi yapan ve kimyevi maddeler işleyen sigortalı imalathanede olay nedeniyle raflarda bulunan ithal hammadde ve kimyasallar ve bir kısım paketlenmiş mamul emtiada hasar meydana geldiği, hasar miktarı 176.356,12 TL olup, 12.000,00 TL sovtaj ile toplam tazminat tutarının 164.356,12 TL hesap edildiği ifade edilmiştir.Dava dışı sigortalı ... A.Ş. ile Birlik Yangın Söndürme Şirketi arasında 31/03/2014 tarihinde Otomatik Yangın Söndürme Sistemi Yapım Sözleşmesi imzalanmış, dosya kapsamında yer alan beyanlara göre sözleşme uyarınca sistemin kurulması için gerekli keşif ve ürün/malzeme belirleme çalışmaları Birlik Yangın Söndürme şirketi ile ... Şirketi tarafından ortak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca sistemin kurulması için gerekli ürünlerin ... Şirketi tarafından satıldığı, üretici firmanın ise ... olduğu ifade edilmiştir. Dava dışı sigortalı ile birleşen dosya davalısı Birlik Yangın Söndürme şirketi arasında 31/03/2014 tarihinde Otomatik Yangın Söndürme Sistemi Yapım Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin konusu; sigortalıya ait binada elektrik pano odası CO2 (karbondioksitli) otomatik söndürme sistemi, sundurma alanı otomatik köpüklü kuru springler sistemi, bilgi işlem odası otomatik ... gazlı söndürme sistemi olmak üzere (malzeme + işçilik) yapım işi olarak belirtilmiş, Sözleşmenin amacı; sözleşme kapsamında belirtilen işlerin tamamının iş sahibinin beklediği yarar ve haklara uygun olarak gerekli tüm özen ve dikkatle yüklenici tarafından ifası ile tüm teknik, ticari ve hukuki vecibelerin yerine getirilmesinin temin edilerek işin anahtar teslimi esasına göre teslim edilmesi, buna karşılık ise iş sahibi tarafından sözleşme bedelinin ödenmesi olarak açıklanmıştır. Teknik şartnamenin sözleşmenin eki olduğu ve işin teknik şartnameye uygun olarak yerinde getirileceği sözleşmede ifade edilmiş, işin telim tarihi 15/05/2014 olarak kararlaştırılmıştır.Bilirkişi raporları;1-Mahkemece bakım teknolojileri ve yangın uzmanı ..., sigorta hakemi Fehime Duygu Kayvar ve mali müşavir ... oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle;Yerinde inceleme sırasında yapılan gözlem ve teknik incelemede;Depolama ve Sevkiyat alanının yan beden duvarları ile tavan örtüsünün 5 cm kalınlığında sac poliüretan paneller ile kapalı olduğu, 4 cephesi kapalı olan bahse konu bölümün sundurma olarak da adlandırıldığı, bahse konu sundurmanın kuzey ve güney cephesinden karşılıklı olarak tır ve kamyonların girebileceği şekilde geniş giriş ve çıkış kapısının bulunduğu, kapıların üzerinde otomatik branda şeklinde kapı olmasına rağmen sürekli açık olarak tutulduğu, zira bölgede ağır kış şartları ve çevre şartları bakımından aşırı rüzgar aldığından branda kapıların zorlandığı, (bombe) yaptığı bu nedenle de kapının sürekli açık tutulduğu şeklinde depo sorumlusundan bilgi edinildiği, olay yerinde yapılan inceleme sırasında da güney ve kuzey bölümündeki kapıların açık olduğunun gözlenlendiği, sprigler sistemi üzerinde yapılan incelemede ise, spring borularının tavana yakın konumda dizayn edildiği, yine sprink başlıklarının tavana doğru boru uçlarına monte edildiği, depolama alanında çelik konstrüksiyon rafların bulunduğu, bahse konu raflar üzerindeki ürünlerin foklift ile istiflendiği, spring boru ve başlıklarının tavana yakın konumda yer alması ve tavan altında yuvarlak boru kostrüksiyonlarının bulunması vb. nedenlerle istifleme ve indirme sırasında spring başlıklarına her hangi çarpma/kırma vb. durumları yaşanmasının mümkün olmadığı, spring boruları ucunda takılı bulunan Viking marka başlıkların demir borulara diş açılarak monte edildiği, sundurma bölümü tabir edilen kapalı alanda eksper raporunda belirtildiği üzere (tavanında ve yer yer askılı) şekilde değil springler sisteminin deponun tavanının tüm alanında askılı bir şekilde dizayn edildiği, springlerin patladığı belirtilen alanın her ne kadar sundurma alanı denilmiş olsada, yaklaşık 2600 m2 alanın 5 cm kalınlığından yan beden duvarları ile tavan örtüsünün poliüretan sanviç paneller ile kapalı olduğu ancak kuzey ve güney cepheden açılan kapıların sürekli açık tutulduğu, esasen poliüretan sanviç panellerin ısı ve soğuk hava girişini engelleyen veya belirli bir şekilde sabit tutan sistem olduğu, her ne kadar ekspertiz raporunda “Meydana gelen olay springler hattında mevcut boru sisteminde bulunan bir miktar suyun etkisiyle genleşerek basınç meydana getirmesi ve springler kollarında cam bulb'ların kırılması sonucu patlayan sistem içindeki sıvıların mamul ve yarı mamullerin hasarına sebebiyet vermesi şeklinde meydana geldiği anlaşılmıştır.” şeklinde görüş belirtilmiş ise de, bahse konu sistemin bu şekilde çalışmadığı, zira her springler sisteminin devreye girmesini gerektirecek ve gerektirdiği hangi bir durumdan önce sprinler sistemini besleyen boruların içerisinde kesinlikle su bulunmasının mümkün olmadığının bilindiği ifade edilmiştir.Raporun devamında ise sistemin devreye girmeden önce ve devreye girdikten sonra nasıl çalışacağına teknik bilgilere yer verilerek, kuru boru yangın yağmurlama sistemi "bir kuru boru sprinkler sistemi, boruların su yerine basınçlı hava ile doldurulduğu bir sistemdir. Boruların içerindeki suyun donma riskinin oluğu yerlerde kullanılır, sistemdeki kuru olarak kalması istenen bölüm bu sistem için özel üretilmiş kuru alarm vanası ile ayrılır kuru alarm vanası ısıtması yapılan bir bölümde montaj uygulaması yapılır, ısıtılmayan mahaldeki boruların içerisi hava ile basınçlandırılır, bu sistemde kullanılan DN150 model g-3 model vananın min. 40psı max 45 psı hava ile basınçlandırıldıktan sonra kuru alarm vanasından önceki kontrol vanası açılarak sistem devreye alınır. Sistemin çalışma prensibi yangının başladığı noktada tavanda biriken 1sı 689C”'ye ulaştığında sprinkler başlıklarındaki cam tüp kırılarak sistemdeki basınçlandırılırmış hava sprinkler başlıklarından dışarıya salınır ve beraberinde sistemdeki basınçlı su kuru olarak bırakılmış yangın tesisat borularına dolarak açılan sprinkler başlıklarından yangına müdahale başlar." şeklinde açıklanmıştırSpring başlığı (springler kollarında cam bulb'ların) çevresinde biriken kar tanelerinin yoğunlaşması ve gecenin soğuğunda karın donması nedeniyle cam bulb'ların çevresine basınç yapmasıyla birlikte prinç döküm başlığın koparak cam bulb'u kırması akabinde köpüklü ve basınçlı suyun ortama sirayet etmesiyle hasarın oluştuğu ifade edilmiş, hasarın sprink başlığının kusurundan (gizli ayıp) kaynaklandığına dair her hangi bir laboratuvar incelemesi ve raporun dosyada mevcut olmadığı, gizli ayıbın tespitinin olayın akabinde İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Metalürji Mühendisliği Fakültesi Laboratuvarında veya TÜBİTAK'ta ücreti mukabilinde donma ve çekme kuvveti bakımından incelenmesi gerekirken böyle bir işlemin yapılmadığı, esasen bu tip ürünlerin gerek ... ve ... (...) uluslararası standartlar esas alınarak üretilmiş oldukları, aynı zamanda ithal edilen bu tip ürünlerde uluslararası CE (Conformity of European) yani Avrupa'ya uygunluk belgeli ürünler olduğu, Bu açıklamalar çerçevesinde springler sisteminin kurulum, montaj işçiliğini üstlenen davalı ... Tic. Ltd. Şti. yetkililerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, zira sistemin montajı ve kurulumunun uygun şekilde yapıldığı, sistemin çalışır vaziyette olduğu, herhangi bir olumsuz durumda motopomp'un devreye girdiği ve spring başlıklarının açıldığı, davalı ... Tic. AŞ. yetkililerinin olay yerinde kullanılacak ürün niteliklerini ve adetini davalı ... Tic. Ltd. Şti. yetkilileri ile birlikte tespit ederek sistemin kurulumunu yapan ... ürün satışını yaptığı, her ne kadar davalılardan ... bahse konu ürüleri ... A.Ş.'ye satmadığını beyan etmiş ise de spring başlıklarının üzerinde ... ve ... kod numarası yazılı olduğu ancak ... S.A. firmasından satın alındığı ispatlanmış olsa bile bu ürünün ayıplı ürün olduğunun kanıtlanabilmesi için dava dışı sigortalının sundurma bölümünde patlayan başlıkların metalürjik incelemesinin yapılması ve bu husuta teknik rapor alması gerekirken böyle bir işlemin yapıldığına dair dosya kapsamında her hangi bir belge ve bilgi görülemediği, keza bu ve benzeri ürünlerin standartlara uygun belgesi olmadan üretilmediğinin de bilinmesi gerektiği,Bu durumda, springler sisteminin patlayarak devreye girmesindeki en önemli hususun olay yerinin konumu, yani kapalı alana (sundurma) montajı yapılan springler sisteminin olayın olduğu 4 Ocak 2016 tarihinde depo/sevkiyat bölümünün kapılarının açık olması nedeniyle kuzey ve güneyden açık olan büyük boyutlu kapılardan içeri giren fırtınayla birlikte kar zerreciklerinin toz halinde dahile girmesi ve spring başlıklarının içinde birikmesi, bilahere hava şartlarına bağlı olarak biriken karların donmaya dönüşmesi nedeniyle civalı ampulün çevresindeki prinç döküm spring başlığına basınç uygulaması nedeniyle başlıkları adeda bıçak kesiği gibi koparması, aynı zamanda civalı ampulün de kırılmasıyla birlikte devreye giren motopompun ortalama 9 bar şiddetinde köpüklü su basmasıyla birlikte depoda bulunan kimyasal ürünelere sirayet ederek maddi hasasara sebebiyet verdiğinin değerlendirildiği ayrıca kurulumu yapılan sistemin 2014 kış ayında sebebinin tespit edilemediği bir şekilde spring başlıklarının kırılarak deforme olması sonucu devreye girdiği, ortaya çıkan tadilat ve revizyon bedeli olan 12.000 TL'lik giderin davalılardan ... firması tarafından karşılandığı, keza dava konusu olayın 2014 yılında meydana gelen hasarla aynı özellikleri barındırdığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde hasarın ürün hatası, yada montaj hatası olarak delillendirilememiş olması ve kapıların sürekli açık tutulmasından ve kış aylarında çevre şartlarının olumsuzluğundan ötürü öngörülemezlik faktörüyle oluştuğu kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.Sigortacılık yönünden yapılan değerlendirmede; Geçerli bir sigorta poliçesi bulunduğu, rizikonun teminat kapsamında olduğu, poliçe süresi içerisinde rizikonun gerçekleştiği, sigortacının rücu hakkını kazanması için sigortalısına ödeme yapması gerektiği ve ödeme belgesinin fotokopisinin dosya kapsamında olduğu, davalıların meydana gelen olayda bir kusuru bulunmaması ve hasara davalıların neden olmadığı tespit edildiğinden, dava dışı sigortalının dava hakkı olmadığı için davacının da rücu hakkının bulunmadığı,Mali muhasebe yönünden yapılan değerlendirmede;Ekspertiz raporunda toplam 176.356,12 TL hasar bedelinden 12.000,00 TL sovtaj yapılarak 164.356,12 TL hasar tespit edildiği, teknik bilirkişinin yaptığı incelemede davalılara atfedilebilecek herhangi bir kusur izafe edilemediği, sigortacılık yönünden de yapılan değerlendirmenin bu yönde olduğu, mali muhasebe tespitinin de benzer özellik taşıdığı ifade edilmiştir. 2-Kaldırma kararının ardından, ... tarafından düzenlenen 18/01/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Teknik açıdan yapılan incelemede; "Olayda depo alanın kapısı sürekli açık bırakıldığından sprink hattı başlıklarının kar ile kaplanması sebebiyle oluşan basınç ile başlıkların patladığı anlaşılmaktadır. Olayda patlayan sprink hattının montajı 2014 yılında gerçekleşti dosya kapsamında bulunan dava dışı firmaya, davalı ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı firma tarafından sprink hattı montajına ilişkin keşide edilen faturalardan anlaşılmaktadır. Eğer montajı gerçekleştirilen malzemeler ayıplı olsaydı davaya konu olay sürekli basınç altında bulunan sprink hattının montajından hemen sonra meydana gelmesi gerekirdi. Olaysa ki olay, montajdan yaklaşık 1,5 sene sonra meydana gelmiştir. Ayrıca dosya kapsamında Malzemelerin standartlara uygun olmadığını ispatlar herhangi bir rapor da bulunmamaktadır. Bu tespitler ışığında, malzemelerin ayıplı olduğu beyanlarının değerlendirilmesi mümkün olmamıştır.08.02.2016 tarihli ekspertiz raporunda; "...sistemlerin aşırı sıcak/soğuk atmosfer koşullarında belli bir dayanım / proof savunma sisteminin olması gerekmektedir. (Sensörleme ile takviyeli, donatılmış)..." şeklinde bildirildiği görülmüştür. Dikkat edilmesi gereken başka bir husus ise depo alanının açık bir alan olmadığıdır. Daya konu sprink hattının montajının gerçekleştirildiği depo alanı kapalı bir alandır. Bu sebeple açık alanda alınması gereken sistemdeki basıncı veya sistemi oluşturan malzemelerin davranışını etkileyecek ısı değişimlerine karşı bir önlem alınmasının hesaba katılmaması gayet doğaldır. Hiçbir imalatçı kapalı alanda montajını gerçekleştirdiği ekipmanların açık havada oluşturdukları davaya konu olaya benzer istenmeyen durumların oluşmasını engelleyici tedbir alması beklenemez. Bu hayatın olağan akışına ters bir durumdur. Bu tespitler ışığında, kapalı alanda montajı gerçekleştirilen ekipmanda açık alanda montajı yapıldığında alınması gereken önlemlerin kapalı alanda alınmadığı beyanlarının değerlendirilmesi mümkün olmamıştır.Tüm bu hususlar muvacehesinde; Olayın meydan geldiği depo alanın kapısının sürekli açık bırakılması sebebiyle olayın meydana geldiği anlaşıldığından dava dışı sigortalı ...Tic. A.Ş. Unvanlı firmanın %100 oranında kusurlu olduğu" hususları açıklanmış ve sonuç olarak davalılar kusurlu olmadığından davacı sigorta şirketi yönünden halefiyet koşullarının oluşmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. 3-Bilirkişi heyetinden alınan 24/04/2023 tarihli ek raporda özetle; "Söz konusu ekipman kapalı alanlar için tasarlanmış bir ekipman olduğundan içinde bulunan kimyasal maddenin ısıya duyarlılığı sebebiyle açık alanda da kullanımının üretici tarafından tasfiye edilmesi, başka bir deyişle açık alanda kullanımının önerilmesi veya hem iç hem de dış alanda kullanılmasının önerilmesinin mümkün olmadığı, bu yönde herhangi bir doküman, başka bir deyişle sprink hattının açık alanda da kullanılabileceği yönünde herhangi bir bilginin dosya kapsamında olmadığı, söz konusu ekipman kapalı alanlar için tasarlandığından montajı gerçekleştiren firmalar tarafından da kapalı alan olan DEPO alanına montajının gerçekleştirildiği fakat kullanıcı hatasına bağlı olarak (depo kapısının açık bırakılması) sprink hattı üzerinde biriken karlar sebebiyle sıcaklığın aşırı düşmesiyle (dondurucu sıcaklığa düşmesi) bulbların için kimyasal maddenin cam bulblarının patladığı, açık alanlarda montajı yapılan sprink hatlarında açık hava sıcaklığı hesap edilen bir faktör ise de söz konusu spring hattının kapalı alanda montajının sağlandığı, bu nedenle hasarın önlenmesi, sprink hattının patlamaması için sigortalı tarafından depo kapılarının kapalı tutması gerektiği, giriş kapısı olan ve dolayısıyla kapalı olan depo mahalinde meydana gelen olayda dosya kapsamında bulunan belgelere göre imalat hatası ve ürün kusuru tespit edilemediği" belirtilmiştir. İnceleme ve Değerlendirme; İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).Dava dışı sigortalı ... A.Ş. ile davalı ... Şirketi arasında imzalanan sözleşme eser sözleşmesidir. Sözleşme uyarınca sistemin kurulması için gerekli keşif ve ürün/malzeme belirleme çalışmaları ise davalılar ... Şirketi ile ... Şirketi tarafından ortak gerçekleştirildiği, sistemin kurulması için gerekli ürünlerin ... Şirketi tarafından satıldığı, üretici firmanın ise ... olduğu ifade edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt II, s.1059). Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Tandoğan Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1967, s. 89). TBK'nın 49. maddesinde ifadesini bulan haksız fiilden söz edilebilmesi için öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunması, fiili işleyenin kusurlu olması, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğması, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekmekte olup bu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez. Somut olay nedeniyle davalıların sorumlulukları ancak kusurlu olmaları halinde gündeme gelecektir. Bu nedenle davacının, davalıların kusurunu ispatlaması gerekmektedir. Dava konusu yangın springlerinin kapalı alan olan depo alanında montaj edilmesi sebebiyle, kapalı alan koşullarına göre muhafaza edilmesi gerektiği ancak depo kapılarının sürekli açık bırakılması sebebiyle spring hattının donduğu, kapıların kapatılması halinde söz konusu olayın meydana gelmeyeceği tespit edilmiştir. Bu nedenle olayda sigortalının tam kusurlu olduğu, davalıların kusurunun ise ispatlanamadığı anlaşıldığından, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ancak karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4.maddesi gereğince, maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi durumunda avukatlık ücretine, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesis edildiğinden, davalılar lehine Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4.maddesi uyarınca 17.900,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir.Yapılan açıklama ve değerlendirmeler uyarınca, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın reddi yönündeki kararı usul ve yasaya uygun ise de karar vekalet ücreti yönünden hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebi bu yönden kabul edilerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/463 E. 2024/165 K. sayılı 08/02/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE,A-Asıl Dava Yönünden; a-Davanın REDDİNE,b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL ilam harcının, peşin alınan 2.806,79 TL'den mahsubu ile bakiye 2.379,19 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,ç-Davalı .... Tic. A.Ş. tarafından sarf edilen 50,00 TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d-Davalı ...Tic. A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara iade edilmesine,B-Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/902 E. 2017/954 K. Sayılı Dosyası Yönünden;a-Davanın REDDİNE,b-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60 TL ilam harcının, peşin alınan 2.806,79 TL'den mahsubu ile bakiye 2.379,19 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Davalı ... Tic. Ltd. Şti. kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara iade edilmesine,C-Birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/993 E. 2018/63 K. Sayılı Dosyası Yönünden;a-Davanın REDDİNE, b-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60 TL ilam harcının peşin alınan 2.806,79 TL'den mahsubu ile bakiye 2.379,19 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,ç-Davalı .... tarafından sarf edilen 50,00 TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-Davalı .... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara iade edilmsine,2-İstinaf İncelemesi Yönünden;a-Davacı tarafından asıl ve birleşen dosyalarda yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının ayrı ayrı Hazineye gelir kaydına,b-Davacı tarafça asıl dava yönünden sarf edilen 1.627,00 TL istinaf yargılama giderinin davalı ... Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,c-Davacı tarafça birleşen (Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/902 E.) dava yönünden sarf edilen 1.627,00 TL istinaf yargılama giderinin davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, ç-Davacı tarafça birleşen (Birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/993 E.) dava yönünden sarf edilen 1.627,00 TL istinaf yargılama giderinin davalı .. .'den alınarak davacıya verilmesine,d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,e-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,f-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yenidenkaldırılmasınaticaretTazminatkararları(Rücuensayılıtesisistinafreddinedereceistanbuldeğerlendirilmesigerekçesebeplerimahkemesi'ninasliyedüşünüldübirleşendosyasıgereğidelillerinkabulühükümdairemizinmahkemesiTazminat)bakırköycevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim