İstanbul BAM 45. HD 2024/434 E. 2024/603 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2024/434
2024/603
30 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/434
KARAR NO: 2024/603
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/951 Esas
KARAR NO: 2019/1346
KARAR TARİHİ: 30/10/2019
DAVA: Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Tahsil İstemli)
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı ile davalı arasında 01/10/2015 - 30/09/2016 tarihleri arası dönemi kapsayan 12 aylık sayaç okuma ve faturalandırma işlemine ilişkin hizmet alım sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme bitiminde yapılan yeni dönem ihalede işin yapımını başka bir şirketin kazandığı ve taraflar arasında yeni dönem hizmet alım sözleşmesi düzenlendiği, üstlenilen sözleşme gereğinin uygun olarak yerine getirildiğini, kusur ve arızaların bulunmadığını, bu işten dolayı SGK veya davalıya borcu bulunmadığını, davalı tarafından iş bitirme belgesinin taraflarına verildiğini ve SGK tarafından teminat mektubunun iadesinde sakınca olmadığını, 800.555,00 TL. lik teminat mektubunun iadesinin talep edildiğini ve cevap verilmediğini, ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye de cevap verilmediğini, iade edilmeyen 800.555,00 TL'lik kesin teminat mektubu sebebiyle banka tarafından yüksek miktarda komisyon işletildiğinden davalı tarafa itiraz hakları saklı kalmak kaydı ile daha düşük bedelli teminat mektubu sunulmasının talep edildiğini, davalının teklifi kabul etmesi üzerine ... Bankası'na ait 14/09/2017 tarihli 200.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, diğer teminat mektubunun iade edildiğini, davalının uhdesinde bulunan 200.000,00 TL. teminat mektubunun iadesine, aynen iadesi mümkün değil ise bedelinin iadesine, davalının kesin teminat mektubunu iade etmesi gerektiği halde etmemesinden kaynaklı bankaya ödenen masraf toplamı olan 13.283,65 TL.nin yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin İş Kanunu'na göre alt işverenlik sözleşmesi olduğunu, davacı ile davalı arasındaki hizmet alımı işinin bir alt işverenlik sözleşmesi olduğunu, kıdem tazminatının tümünden sorumlu olunacağından davacının teminat mektubunun iade edilmediğini, sayaç okuma ve faturalandırma işinde iş akdi kıdem ve ihbar tazminatı gerektirecek şekilde son bulan yüklenici personelinin kıdem ve ihbar tazminatı sorumluluğunun yükleniciye ait olacağını, çalışan personelin kıdem ve ihbar tazminatı sorumluluğunun yükleniciye ait olacağını, sözleşme hükümlerine göre teminat mektubunun iade edilmediğini, taraflar arasındaki münakit sözleşmeye göre davacı personelinin kıdem tazminatının davacıya ait olduğunu, davacıya ve müvekkili ...'a karşı işçiler tarafından işçi alacakları ile ilgili açılmış birçok dava bulunduğunu, bu davaya konu teminat mektubunun bu davalar sebebiyle davacının talebi doğrultusunda davacıdan alındığını, kıdem tazminatı için davalı tarafından ödeme yapıldığını, davacının faize ilişkin talebini de kabul etmediklerini, açıklanan nedenlerle davanın usul ve esas yönünden reddine, dava yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...bir yıl süresince davacı ve davalı işverenlerin işçisi olarak çalışmış olan işçilerin ileride 1475 sayılı kanunun 14.maddesi uyarınca hak kazanacakları kıdem tazminatlarının kimin tarafından ödeneceğine dair taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinde özel bir düzenleme yapılmadığı, buna göre ödenecek kıdem tazminatından kamu kurumu davalı idarenin tek başına sorumlu olduğu, davalı idare kıdem tazminatlarına ilişkin ödeme yaptığını beyan etmesine karşın dosya kapsamında herhangi bir ödeme belgesi bulunmadığı gibi, ödeme tutarlarının nasıl hesaplandığına dair herhangi bir bilgi ve belge de dosyaya sunulmadığı, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile teminat mektubunun davacıya iadesi talebi yerinde görüldüğü, davacı taraf teminat mektubunun iadesi dışında davalının kesin teminat mektubunu iade etmesi gerektiği halde iade etmemesinden kaynaklı bankaya ödenen masraf toplamı olan 13.283,65 TL nin yasal faizi ile birlikte ödenmesini de talep etmiş ise de; davacının davalı idareden banka masraf bedelini talep edemeyeceği, ancak sözleşme ve mevzuat gereğince dava konusu 200.000TL bedelli kesin teminat mektubunun davacı yana iade edilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı uhdesinde bulunan 14/09/2017 tarih ... nolu ... Referans nolu ... Bankası A.Ş.’nin düzenlediği, davalı ... San. Ve Tic.A.Ş. lehine düzenlenen 200.000 TL bedelli teminat mektubunun davalıdan alınarak davacıya iadesine, davacının 13.283,65 TL.nin iadesi yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Dava konusu edilen 13.283,65 TL'lik tahsil talebinin, taraflar arsındaki sözleşmenin sona erip iş bitirme belgesinin düzenlendiği 01.12.2016 tarihi ile 800.555,00 TL'lik teminat mektubunun tarafımıza iade edildiği 14.09.2017 tarihleri arasında bu mektuba ilişkin bankaya ödenen masraf oluşturduğunu, dosyada mevcut banka evraklarının içeriği, burada belirtili masrafın mahiyeti, ödeme tarihleri ile yukarıda bahsi geçen teminat mektuplarının iade ve teslim tarihleri karşılaştırıldığında bu husus net olarak görüleceğini, bilirkişi bu masrafın kaynağının yukarıda bahsi geçen teminat mektubunun iadesine karşılık 200.000,00 TL'lik teminat mektubunun masrafı olarak algılayarak yanılgıya düştüğünü yerel mahkeme de bu bilirkişi raporunu esas alarak hükmünü oluşturduğunu, netice olarak; her iki teminat mektubunun süresinde tarafımıza teslim edilmemesi hukuki dayanaktan yoksun olduğu dosya içeriği ile belli ve bilirkişice de kabul edildiğini, masraf kaynağı 800.555,00 TL'lik teminat mektubu taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin kurulması esnasında yasal mevzuat ve sözleşme - şartname gereği verildiği de sabit olduğuna göre Bu sebeple davalının iş bitmesine rağmen müvekkile teslim etmekten kaçındığı 800.555,00 TL'nin iş bitim tarihi ile davalı tarafından müvekkile teslim edildiği tarihler arasında müvekkil tarafından bankaya ödenen masrafın iadesine yönelik talebimizin reddi kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; asıl işveren ve alt işveren arasındaki davaya konu uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği halde bu durumun gözardı edildiğini, davacı ve davalının serbest iradesi ile düzenlenen hizmet alım sözleşmesi ve eki niteliğindeki genel ve teknik şartnameler uyarınca işçilere ilişkin İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülüklerinin, davacı yükleniciye ait olduğu kararlaştırıldığını, sözleşme hükümleri davacı ve davalıyı bağlayacağından, davalı müvekkil şirket tarafından davacının çalıştırdığı ve kıdem tazminatı hakederek işten ayrılan işçilerine kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödendiğini, ayrıca işçiler tarafından açılan davalar da halen devam ettiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi uyarınca verilen teminat mektuplarının iadesi ile teminat mektupların iade edilmemesi nedeniyle bankaya ödenmek zorunda kalınan masraf ve komisyonlardan oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; taraflar arasında 12 aylık sayaç okuma ve faturalandırma hizmetine ilişkin 11/09/2015 tarihli hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 11.1.1 maddesi uyarınca davacı yüklenici tarafından davalı işverene 800.550,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, akabinde bu teminat mektubu iade edilerek yerine ... Bankası'na ait 14/09/2017 tarihli 200.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, ihale bitiminde taraflarca imzalanan 01/12/2016 tarihli "Hizmet İşleri Kabul Tutanağı'na göre yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu ve kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığının tespiti ile davalı tarafından davacıya 21/12/2016 tarihli "İş Bitirme Belgesi'nin" verilmesi üzerine davacı taraf verilen kesin teminat mektubunun iadesini talep ettiği, davalı taraf ise sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları davacı tarafça ödenmediği, kendilerince ödeme yapıldığını savunarak iade talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesinin, kesin teminat ve ek kesin teminatın geri verilmesi başlıklı 11.4.1 maddesi "taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan ilişiksiz belgesinin idareye verilmesinin ardından kesin teminat ve varsa ek teminatların tamamı yükleniciye iade edilir" 22.1 Maddesi " Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür" hükmüne yer verilmiştir. Sözleşme kapsamında çalıştırılan personele ilişkin sorumluluğun düzenlendiği hizmet alım sözleşmenin eki niteliğindeki genel şartname getirtilmeden karar verildiğinden eksikliğin giderilmesi için dairemizce geri çevirme kararı verilmiştir. Mahkemece, genel sözleşmeyi sunması için taraflara tebligat çıkartılmış ise de taraflarca istenen eksikliğin giderilmediği görülmekle bu sefer dairemizce eksikliğin giderilmesi için taraflara 2 haftalık kesin süre verilerek aksi halde söz konusu genel şartnameyi sunmaktan kaçınmış sayılacakları, dosyanın mevcut haliyle istinaf incelemesi yapılacağı ihtar edilmiş olup verilen kesin süre içerisinde genel şartname dosyaya ibraz edilmemiştir. Mahkemece, " davacı ve davalı işverenlerin işçisi olarak çalışmış olan işçilerin ileride hak kazanacakları kıdem tazminatlarının kimin tarafından ödeneceğine dair taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinde özel bir düzenleme yapılmadığı, buna göre ödenecek kıdem tazminatından kamu kurumu davalı idarenin tek başına sorumlu olduğuna " karar verilmiş ise de taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinde, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenmiştir. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Bu durumda, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçilik alacaklarından davalı asıl işveren ... sorumlu olduğu ispatlanamadığından sorumluluk alt işveren davacı şirkete aittir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2016 tarih 2015/29043 Esas 2016/1266 Karar sayılı ilamında "Taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde; yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra teminat mektuplarının yükleniciye iade edileceği öngörülmüştür. Yine sözleşme ve şartnameye göre işçilerin iş kanunu ve diğer mevzuattan doğan sorumluluklarının yükleniciye ait olduğu kararlaştırılmıştır. Davacının çalıştırdığı işçiler tarafından üst işveren sıfatıyla davalıya karşı iş mahkemesinde bir çok dava açıldığı da sabit olduğuna göre, davalının çalıştırdığı döneme ilişkin olarak işçi alacaklarından sorumlu olduğu miktar belirlenip bu miktar bakımından idareye borcu olmadığı tespit edildikten sonra teminat mektuplarının iadesi talep edilebilir. Bu nedenle davalı bu aşamada teminat mektuplarını iade etmemekte haklı olduğu " ifade edilmiştir. Buna göre davacının yukarıda açıklanan ihaleye konu sözleşmeler nedeniyle çalıştırdığı personelin özlük haklarını, davalı asıl işveren ile birlikte ödemekle yükümlülük altına girdiği, sözleşmedeki bu hükmün sadece kesinleşmiş alacaklarla ilgili olmak üzere daraltılmadığı, dosyaya ibraz edilen belgelerden anlaşıldığı üzere davacının eski çalışanlarının açmış olduğu işçi alacakları davalarının bulunduğu (Bakırköy 3. Mahkemesi 2017/46 E., Bakırköy 30. İş Mahkemesi 2016/633-634 ve 635 E., İstanbul 28. İş Mahkemesi 2016/503 -504 E. Sayılı dosyalar) gibi, davalı tarafından davaya konu teminat tutarının üstünde dava dışı işçilere bir ödeme yapıldığı gözetildiğinde davacının sorumluluğu henüz ortadan kalkmadığı, teminat mektubunun iadesi için sadece SGK'dan alınacak ilişiksiz belgesinin sunulmasının yeterli olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b-1 bendi uyarınca esastan reddine davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b-1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/b-2 bendi uyarınca İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/951 E. 2019/1346 K. sayılı 30/10/2019 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davanın REDDİNE, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 427,60 TL maktu karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 3.642,36-TL harcın mahsubu ile arta kalan 3.214,76 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 maddesi uyarınca hesaplanan 33.992,55 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, e-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, İstinaf yargılama giderleri yönünden, 3-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, davalı tarafından yatırılan 3.415,50 TL mahsubu ile arta kalan 2.987,90 TL harcın karar kesinleştiğinden davalıya iadesine, 5-Davalı tarafın yapmış olduğu 548,90 TL (istinaf başvuru ve karar harcı toplamı) ile istinaf posta gideri 72,50 TL olmak üzere toplam 621,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41