SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 45. HD 2024/448 E. 2024/558 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/448

Karar No

2024/558

Karar Tarihi

24 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/448

KARAR NO: 2024/558

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/345

KARAR NO: 2022/736

DAVA TARİHİ: 31/05/2019

KARAR TARİHİ: 30/06/2022

DAVA: İflas (Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yoluyla Takip)

KARAR TARİHİ: 24/04/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalılar aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile iflas yolu ile takibe geçildiğini, davalıların ödeme emrini tebliğ aldığını, davalıların itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiğini, davalıların müvekkiline olan borçlarını ödememesi nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğunu, bu nedenle davalılar hakkında iflas kararı verilmesini talep ettiklerinden huzurdaki davayı ikame ettiklerini, izah edilen nedenlerle, alacağın tahsili amacıyla depo karan oluşturulmasını, ödenmemesi halinde, davalılann İİK 158 mad. istinaden iflasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/06/2022 tarihli 2022/345 E. 2022/736 K. sayılı kararı ile; "...davacı vekili, davalı-borçluların iflasına karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece belirlenen, depo emrine esas miktarı Mahkeme veznesine üçüncü kişi tarafından depo edilmiştir. Bu ödeme davalılar tarafından kabul edilmemiş, alacaklı da açık bir beyana bulunmamıştır. Söz konusu ödemenin üçüncü kişi tarafından yapılmasının iflas davasına etkisinin ne olduğunun tartışılması gerekmekte olup Yüksek Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26/06/1986 tarih ve 13348/7489 E.K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi "depo emrinde gösterilen paranın davalı veya başkası tarafından ödenmesinin alacaklı tarafından kabul edilmesinin veya edilmemesinin neticeye etkili bulunmadığı" (http://...com/karar/... (Ayrıca bakınız Gönen Eriş, S:78 No:46)..." gerekçesiyle, "1-Ödeme nedeni ile iflas davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına 2-Asli müdahil tarafından 15/06/2022 tarihinde yatırılan 410.764,03.-TL paranın karar kesinleştiğinde davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.

DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI, YARGITAY BOZMA İLAMI VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairemizin 05/10/2022 tarihli 2022/1264 E. 2022/1051 K. sayılı kararı ile; "Dava, İİK'nun 167, 171 vd maddelerinde düzenlenmiş olan, kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takibe borçlunun itiraz etmemesi sonucu açılan iflas davasıdır. Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı iflas yoluyla takip dosyasında; davacı tarafından, 14/05/2019 tarihinde davalılar ...Tic. A.Ş., ... aleyhine, düzenleme yeri İstanbul olan, 29/03/2019 düzenleme tarihli, 15/04/2019 vade tarihli, borçlunun ...Tic. A.Ş, kefillerin ... alacaklının ... Ltd. Şti olduğu 247.800,00 TL bedelli senede dayalı olarak 247.800,00 TL asıl alacak, 3.839,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 251.639,20 TL'nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile icra takibi başlatıldığı, davalılara ödeme emrinin 16/05/2019 tarihinde tebliğ edildiği, herhangi bir itiraz olmaması neticesinde takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. İİK'nın 173 maddesinde "Borçlu beş gün içinde borcu ödemez, itiraz veya şikayette de bulunmazsa, alacaklı, bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini istiyebilir.", İİK'nın 156/4.fıkrasında ise "İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." düzenlemesi yer almaktadır. İİK'nın 176.maddesinin göndermesi ile İİK'nın 156/son fıkrası uyarınca, davacı tarafından iflasın, ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde istenmesi gerekmektedir. Somut olayda, iflaslı takibe ilişkin ödeme emri borçlulara 16/05/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 31/05/2019 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. İİK 160.maddesi gereğince davacı şirket tarafından, her bir davalı yönünden ayrı ayrı olacak şekilde iflas avansı 09/07/2019 tarihinde yatırılmıştır.İİK'nın 173/2.fıkrasının göndermesi ile İİK'nın 166/2 fıkrasında belirtilen usule göre mahkemece gerekli ilanlar yapılmış, iflas davası 08/08/2019 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde, 27/07/2019 tarihinde ... Gazetesinde ilan edilmiştir.Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2009/6282 E. 2009/6606 K. sayılı ve 02/07/2009 tarihli ilamında ; "...Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan haciz yoluyla takip iflas yoluna çevrilmiş, takip süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmiştir. İİK’nun 173/2 maddesi uyarınca iflas takibi kesinleştiğinde durum İİK’nun 166. maddesi uyarınca ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren 15 gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. İflas talebinin ilanı üzerinde TEB süresinden müdahale dilekçesi vererek iflas talebinin reddini istemiştir. Bu durumda takip konusu alacağın varlığı üzerinde durulmalı, gerektiğinde ticari defter ve kayıtlar üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2012/2518 E. 2012/3949 K. sayılı ve 05/06/2012 tarihli ilamında; "...Kararı temyiz eden müdahil olan bankanın bilirkişi raporuna karşı iflası gerektiren bir hal bulunmadığını, alacağın gerçek olup olmadığının incelenmesi gerektiğini ileri sürerek itiraz ettiği dikkate alındığında, davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin icra dosyası ile birlikte incelenerek bilirkişiden açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadan, depo kararına esas teşkil etmek üzere alınan bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir..." Emsal ilamlarda da işaret edildiği üzere iflas talebine itiraz ederek alacağın muvazaalı olduğunu ileri süren müdahil iddialarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kaldırma kararından önce alınan bilirkişi raporuna göre; davacı şirket ve dava dışı ... Tic. A.Ş. defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının 04/03/2019 tarihli 187.915,00 TL ve 29/03/2019 tarihli 59.885,00 TL olmak üzere toplam 247.800,00 TL alacaklı olduğu, dava konusu bononun davacı şirket kayıtlarında yer almadığı, dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin kayıtlarına göre dava dışı şirketin 04/03/2019 tarihli 187.915,00 TL bedelli ... no.lu hizmet faturası ve 29/03/2019 tarihli 59.885,00 TL bedelli ... no.lu hizmet faturası nedeniyle toplam 247.800,00 TL borçlu olduğu ve 29/03/2019 tarihli kayda göre bu borcun ... no.lu çek/bono ile ödenerek kapatıldığı, kayıtlar arasında uyumsuzluğun dava konusu bononun davacı şirket kayıtlarına işlenmemesinden kaynaklandığı belirtilmiştir. Takibe konu bononun 29/03/2019 düzenleme tarihli, 15/04/2019 vade tarihli, 247.800,00 TL bedelli, keşidecesi ... Tic. A.Ş, lehtarı davacı ... Ltd. Şti. olduğu ve davalılar ... kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı anlaşılmıştır. Yapılan defter incelemesi neticesinde her iki tarafın usulüne uygun tutulan, delil sıfatına haiz defter kayıtlarına göre 29/03/2019 tarihi itibariyle davacı şirketin 247.800,00 TL alacaklı olduğu ve dava konusu konusu bononun ise bu alacağa istinaden verildiği anlaşılmakla, müdahilin muvazaa itirazlarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/236 E. sayılı dosyası ile muvazaa davası açıldığı ifade edilerek bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca açılan davanın, iflas davası yönünden bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Müdahil ... vekili istinaf süresinden sonra sunmuş olduğu ek beyan dilekçesinde davalıların tacir olmadığını bu nedenle iflas kararı verilemeyeceğini ifade etmiştir. Ek beyan dilekçesi istinaf süresinden sonra verilmiş ise de, ifade edilen hususların re'sen nazara alınması gerekmektedir. Zira iflasa tabi olmayan kişiler hakkında iflas kararı verilemez. İİK'nın 43.maddesinde; "İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır...",6102 sayılı TTK'nun 12. maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmüne yer verilmiştir.Takip tarihi 14/05/2019 olup, dava 31/05/2019 tarihinde açılmıştır. Güneşli Vergi Dairesinden gelen kayıtlara göre tüm davalıların ... Mah. ... Cad. ... Sit. ... Blk Ap N: ... Bağcılar/İstanbul adresinde 24/01/2019 tarihinde faaliyete başladıkları, ... işe başlama tarihinin 08/04/2019 olduğu, "halı ve kilim imalatı" işi ile iştigal ettiği, ... işe başlama tarihinin 08/01/2019 olduğu, "diğer lokanta ve restoranların faaliyetleri" işi ile iştigal ettiği, ... işe başlama tarihinin 08/04/2019 olduğu, halı ve kilim imalatı işi ile iştigal ettiği, ... işe başlama tarihinin 08/04/2019 olduğu, halı ve kilim imalatı işi ile iştigal ettiği, yoklama fişine göre ...Mah. ... Cad. ... Sit.... Blk Ap N: ... Bağcılar/İstanbul adresinde ... Şirketi, ... faaliyet gösterdiği belirtilmiştir. Yine İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen kayıtlara göre davalıların sicile 28/05/2019 tescil edildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde sicil kayıtlarının 03/06/2019 tarihinde ilan edildiği anlaşılmakla, bu kayıtlar uyarınca takip tarihinden önce davalıların ticari faaliyetlerine ilişkin olarak vergi kayıtlarının açıldığı ve dava tarihinden önce davalıların tacir olup sicile kayıtlı oldukları tespit edilmekle bu yöndeki itirazların yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Dairemizin 23/03/2022 tarihli kaldırma kararının ardından Mahkemece 09/06/2022 tarihli ilk celse depo emri düzenlenerek 7 günlük süre içerisinde ödenmemesi halinde iflas kararı verileceği ihtar edilmiştir. Davalılar tarafından depo emri yerine getirilmemesine rağmen müdahil ... vekili tarafından 15/06/2022 tarihinde yerine getirilmiştir. Davacılar vekili "ödemeyi yapan istirdat davası açma hakkını saklı tutmuştur. İleride bu tür bir dava ile karşılaşmak istemiyoruz buna göre işlem yapılsın" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalılar vekili depo kararına muvafakatleri olmadığını beyan etmiş ise de mahkemece depo emrinde gösterilen paranın davalı veya başkası tarafından ödenmesinin alacaklı tarafından kabul edilmesinin veya edilmemesinin neticeye etkili bulunmadığı gerekçesiyle ödeme nedeniyle iflas davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak yapılan ödemenin hukuki niteliği, davalıların muvafakatlerinin olmaması tartışılmamıştır. ... vekili tarafından depo emrine esas bedelin istirdat hakkı saklı kalmak kaydıyla yatırıldığı ifade edilmekle bağış mahiyetinde olmadığı anlaşılmaktadır. TBK 127.maddesinde "alacaklıya halef olma" düzenlenmiş olup, bu hükme göre; "Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, aşağıdaki hâllerde ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur:1.Başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde.2.Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği takdirde.Diğer halefiyet hâllerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır." Yasal düzenleme uyarınca kanunda açıkça öngörülmediği takdirde halefiyetin doğması mümkün değildir. Halefiyet kanununda belirtilmiş belirli durumlarda doğar. Diğer bir anlatımla, halefiyet halleri sınırlı sayıda olma kuralına bağlıdır. Halefiyetin kanundan doğduğu iki hal TBK'nın anılan düzenlemesinde belirtilmiş ve yine bu düzenlemede diğer halefiyet hallerine ilişkin kanun hükümlerinin saklı olduğu düzenlenmiştir. TBK'nın 183.maddesinde yer alan "alacağın devri" başlığı altında; "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.", denilerek, TBK'nın 183.maddesinde alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu ifade edilmiştir.Halefiyet akdi halefiyet ve kanuni halefiyet olmak üzere ikiye ayrılır. Türk Borçlar Hukukunda yalnızca kanuni halefiyet hali tanınmış olup akdi halefiyete yer verilmemiştir. Bu nedenle alacak akdi bir işlemle üçüncü bir kişiye geçirilmişse burada halefiyet değil, alacağın devri söz konusudur. Alacağın devri halefiyetten farklıdır. Alacağın devrinde de alacak hakkı, alacağı devralan üçüncü bir kişiye geçmekle birlikte, bu geçiş alacaklı ile alacağı devralan üçüncü kişi arasında yapılan devir sözleşmesiyle, bunların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla geçekleşmektedir. Burada alacak üçüncü kişiye onun borçlunun borcunu ödemesi sonunda kanundan ötürü geçmemektedir (Fikret Eren, Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2449). TBK'nın 195.maddesinde "iç üstlenme sözleşmesi" başlığı altında; "Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girmiş olur.", TBK'nın 196.maddesinde "dış üstlenme sözleşmesi" başlığı altında; "Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur." düzenlemeleri ile iç üstlenmede borçlu ile borcu üstlenen kişi, dış üstlenmede borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşme ile mümkün olduğu ifade edilmiştir. Yapılan açıklamalar karşısında, müdahil tarafından yapılan ödemenin halefiyet, borcun üstlenilmesi, alacağın devri yada bağış olmadığı, davalıların yapılan ödemeye muvafakatlerinin bulunmadığı açık olup, bu durumda 3.kişinin yaptığı ödeme neticesinde depo emrinin yerine getirildiği yönünde karar verilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 23/12/2020 tarihli 2018/5 E. 2020/4503 K. sayılı ilamında; "...Mahkemenin 14/11/2014 tarihli ve 2014/252E., 2014/481K. sayılı ilamı ile davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına dair kararının bir kısım müdahiller vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17/11/2016 tarihli ve 2016/4827 E., 2016/5095 K. sayılı ilamı ile iflas talebinin ilanına ilişkin metin içeriğinde duruşma gün ve saatine yer verilmemiş ve yargılama bu doğrultuda sürdürülerek hüküm kurulmuş olup, bu husus müdahillerin anılan düzenlemelerin öngördüğü adil yargılanma hakkının ihlâli ve hukuki dinlenme hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davalı aleyhine iflas yoluyla icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete usulen tebliğ edilmesine rağmen borca itiraz edilmediği gibi borcun da ödenmediği, davalı şirket yetkilisinin davalı şirketin borca batık olması nedeniyle borcunu ödeyemeyeceğini ve bu nedenle depo emrine gerek olmadığı beyanı ettiği, bu nedenle depo emri çıkarılmayarak davalının iflasına karar verilmiştir;Kararı müdahiller ... Bankası A.Ş. vekili ve ... Bankası A.Ş. vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre müdahiller ... Bankası A.Ş. vekili ve ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir."Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 21/10/2013 tarihli 2013/6573 E. 2013/6388 K. sayılı ilamında; "Davacı vekili,... davalı borçlu .... aleyhlerine İİK'nın 171. maddesine istinaden kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile 18/09/2012 tarihinde takibe geçildiğini, ... takibin kesinleştiğini... ileri sürerek, davalıların İİK'nın 156. maddesine istinaden iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, davayı kabul ettiklerini ve depo emri tebliğine ilişkin karar verilmesine yönelik yasal haklarından feragat ettiklerini beyan etmiştir. Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili, iflası gerektiren bir durum bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Müdahil ... A.Ş. vekili, borca batıklık bilançosu düzenlenmesini ve davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; iflası istenen davalıların Bodrum Ticaret Siciline kayıtlı oldukları, aleylerine yapılan kambiyo senetlerine özgü iflas yolu takibine rağmen borçlarını ödemedikleri ve takibe de itiraz etmedikleri, bu suretle icra takibinin kesinleştiği, yapılan ilan sonucu itirazda bulunan diğer müdahil alacaklılarca kabul edilebilir bir itiraz ileri sürülmediği, kesinleşmiş bir borç bulunduğundan bilanço düzenlenmesine gerek olmadığı, davalıların depo emri tebliğine ilişkin karar verilmesine yönelik yasal haklarından feragat ettikleri, iflas isteyen davacı alacaklı tarafından ilk alacaklılar toplanmasına kadar olan masraflar ile iflâs kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masrafları mahkeme veznesine depo edildiği, bu suretle iflas kararı verilmesi için tüm şartların oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalıların İİK'nın 158. maddesi hükmünce iflasına karar verilmiştir.Kararı, müdahiller vekilleri temyiz etmiştir.1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, müdahil ... A.Ş. vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 25/11/2009 tarihli 2009/10916 E. 2009/11216 K. sayılı ilamında; "...Kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takibin itirazsız kesinleşmesi halinde iflas talebi İİK.’nun 166. maddesi uyarınca ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren 15 gün için diğer alacaklıların davaya müdahale veya itirazda bulunmaması halinde mahkemece borçluya İİK.’nun 158. maddesi uyarınca depo emri çıkarılır. (İİK. m. 173) Depo emri borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahta devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde tebliğ edilir. Depo emrini alan borçlunun depo emrinde öngörülen sürede borcunu ödememesi veya karar verilmeden önce ödeme yaptığına ilişkin resmi bir belge sunmaması halinde iflasına karar verilir. Kural bu olmakla birlikte borçlu şirket vekili ve temsilcisi davalı şirketin takip konusu borcu ödeyecek mali güçleri bulunmadığını beyan ettikleri için borçlu şirkete ayrıca depo emri tebliğine gerek bulunmamaktadır. Mahkemece davalı şirket vekili ve temsilcisinin duruşmadaki beyanına dayanarak İİK.’nun 158. maddesinde öngörülen 7 günlük depo kararı verilmeden davalı şirketin iflasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır..." gerekçesiyle onanmasına karar verilmiştir. Emsal ilamlarda borçlular tarafından borcu ödeyecek güçlerinin bulunmadığının ifade edilmesi halinde, depo kararı oluşturulmadan iflas kararı verilebileceği ifade edilmiş, depo kararının 3.kişilerce yerine getirme ihtimali olduğu, bu nedenle süre verilmesi gerektiğine dair bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu durumda, davalıların 05/09/2019 tarihli celsede borcu ödeyemeyeceklerini ifade ederek, depo emrinden feragat ettikleri, 09/06/2022 tarihli celse ara kararı uyarınca da depo emrini yerine getirmedikleri, alacağın muvazaalı olduğu iddialarının yukarıda açıklandığı üzere ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıların iflasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi hatalı olup, Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yargılamada eksiklik olmaması nedeniyle davanın kabulü ile davalıların iflasına, müdahil ... vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine" karar verilmiştir.Dairemizin kararına karşı; müdahil alacaklı vekilleri tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 01/02/2024 tarihli 2022/4987 E. 2024/458 K. sayılı kararı ile; "...Somut olaya bakıldığında kambiyo senetlerine mahsus iflas takibinin itirazsız kesinleştiği, tarafların borcun miktarına yönelik itirazı da bulunmadığı, iflas takibine konu borcun, depo kararı verildikten sonra müdahil alacaklı tarafından yatırıldığı borcun kimin tarafından yatırıldığının sonuca bir etkisi olmayıp depo emri yerine getirilmekle iflas davasının konusu kalmadığından mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile davalı borçluların borcu kabul ettiği, depo emrine gerek dahi olmadığı gerekçesiyle davalıların iflasına karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle, Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.Dairemizce, bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Dosya kapsamı incelendiğinde, mahkemece 09/06/2022 tarihli celsede depo emri düzenlenerek 7 günlük süre içerisinde ödenmemesi halinde iflas kararı verileceği hususunun ihtar edildiği, davalılar tarafından yasal süre içerisinde depo emri yerine getirilmemiş ise de müdahil ... tarafından bedelin 7 günlük süre içerisinde 15/06/2022 tarihinde depo edildiği sabittir. Borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder ya da borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir... Borçlu, depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, mahkemenin; karar vermesi gerekir (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 442).Emsal mahiyette Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 29/06/2022 tarihli 2021/4690 E. 2022/3802 K. sayılı ilamında; "...ilk derece mahkemesince itirazın kaldırılmasına karar verilmesi yerinde olduğu, davalı tarafça süresi içerisinde depo emri yerine getirildiğinden, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Dava, İİK'nın 158. maddesi uyarınca iflas takibinde borçlunun itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.Davalı tarafça depo emrinin yerine getirilmesi sebebiyle iflas talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince iflas davasının konusu kalmadığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış ise de, hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi hükmünün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklinde karar verilmiş, süresi içerisinde depo emrinin yerine getirilmesi halinde, iflas davasının reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Her ne kadar bozma ilamında "davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi" gerektiği belirtilmiş ise de, somut davada depo emri süresi içerisinde yerine getirildiğinden, bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davanın REDDİNE, 2-Asli Müdahil tarafından 15/06/2022 tarihinde yatırılan 410,764,03 TL'nin davacı tarafa ödenmesine,3-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından başlangıçta yapılan 95,20 TL gider ile yargılama aşamasında yapılan tebligat ve posta masrafı 735,10 TL, ilan masrafı 1.010,80 TL, bilirkişi ücreti 1.800,00 TL olmak üzere toplam 3.641,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından depo edilen iflas avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 17.900,00 TL ücreti vekaletinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair, Davalı vekili, Asli Müdahil ... vekilinin yüzüne, diğerlerinin yokluğunda, İİK. 176 Madde yollamasıyla 164 maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/04/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

Özgü(KambiyoYoluylailamıbozmadanyargılamasonrakireddinebozmadereceistanbulkaldırmaİflasTakip)kararıSenetlerineyargıtaysürecidairemizinmahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim