İstanbul BAM 45. HD 2024/365 E. 2024/526 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2024/365
2024/526
24 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/365
KARAR NO: 2024/526
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/11 Esas
KARAR NO: 2023/807
KARAR TARİHİ: 29/11/2023
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 24/04/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, 30.06.2009 tarihinde meydana gelen kazada vefat eden işçi ... ile ilgili doğan peşin değerli kurum zararını rücuen tazmin etmek amacıyla Feke Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 03.02.2011 tarihinde, 73.973,01.-TL talepli dava açıldığını, kesinleşen son karara göre kusur oranları; %10 kazalı işçi, %50 ..., %25 ... İnşaat, % 15 ... (Akenerji) olarak belirlendiğini; aynı icra dosyasına ... Sigorta (... adına) aynı icra dosyasına,04.01.2017 tarihinde 196.197,00. -TL mükerrer olarak ödeme yaptığı ancak İcra Müdürlüğü tarafından 06.01.2017 günü iade edildiğini; bu ödemeye ilişkin İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı rücu davasının da reddedildiğini; rücu talebinin sözlü olarak iletildiğini; olumlu sonuç çıkmaması üzerine Kadıköy ... Noterliği'nden ihtarname keşide edildiğini, davalıların ödeme yapmadığını; müvekkilinin payından fazla ödeme yapması nedeniyle fazladan ödenen toplam 99.637,40 TL tutarın, 15.09.2022 ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline talep ve dava etmiştir.
CEVAP 1- Davalı Sigorta Şirketi vekili 25.01.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki rücuen tazminat davasına konu edilen iş kazası 30.06.2009 tarihinde meydana geldiğini; davanın ise 2023 senesinde yani rizikonun meydana geldiği tarihten 14 sene sonra açıldığını; TTK.m.1420 ve 1482 hüküm davanın zamanaşımına uğradığını; öte yandan, huzurdaki davanın bir rücuen tazminat davası olduğunu; davacı tarafından 26.12.2016tarihte yapılan ödemenin 6 yıl sonra ileri sürüldüğünü; huzurdaki davaya konu alacak ödemenin yapıldığı tarihten 2 yıl sonra zamanaşımına uğradığını; müvekkili şirketin sorumluluğu sigortasının sorumluğu ve kusur oranıyla sınırlı olduğundan bahisle yerinde olmayan davanın reddini istemiştir. 2-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen rücuen tazminat alacağı zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı def-i ileri sürüldüğünü, davanın işin esasına girilmeksizin zamanaşımı nedeniyle reddini, davanın 2023 senesinde yani rizikonun meydana geldiği tarihten 14 sene sonra açıldığını, davanın bir rücuen tazminat davası olduğu ifade edildiğini, davacı tarafından 26.12.2016 tarihte yapılan ödemenin Müvekkili Şirket nezdindeki poliçeden tanzimi talep edildiğini, Bu açıdan da somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde huzurdaki davadaki istemin 6 yıl sonra gerçekleştirildiği görüldüğünü, Oysaki rücuen tazminat talepli davalarda zamanaşımı süresi 2 sene olduğunu, davacı tarafından ise ödemenin yapıldığı tarihten 6 yıl sonra rücuen tazminat talebinde bulunulduğunu, davaya konu alacak ödemenin yapıldığı tarihten 2 yıl sonra zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı nedeniyle esasa geçilmeksizin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... dava dışı ...'ın geçirdiği iş kazasına bağlı olarak vefatı sebebiyle hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin değerinin rücusu için SGK tarafından ... Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti. Ve iş bu dosyanın davacısı ... A.Ş.( eski unvanı ...Tic. San. A.Ş.) aleyhine 08.02.2011 tarihinde dava açıldığını, iki defa bozma geçirdiği, ikinci bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 29.12.2020 tarihli karar Yargıtay tarafından 16.12.2021 tarihinde onandığı; ilk bozma sonrasında 2016 yılında verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmediği ve 27.12.2016 tarihinde icra dosyasına ödeme yaptığı, diğer davalılar tarafından temyiz edildiği, davacı tarafından huzurdaki davalılara Kadıköy ... Noterliği'nden 13 Eylül 2022 günü ... yevmiye nolu ihtarnamenin gönderildiği ve 31.10.2022 tarihinde arabuluculuğa başvuru yapıldığı anlaşılmakla; TBK 149. madde gereğince, ''Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.'' düzenlemesi kapsamında ödemeden itibaren zaman aşımı 2 yıldır. Sorumluların kimler olduğu bellidir. TBK 149. Madde de alacağın muaccel olmasından bahsetmiştir. Davacı ödemekle alacağı muaccel hale gelmiştir. Diğer davalıların (müteselsil sorumluların) kusur ve sorumluluk miktarı belirlenmesi için yargılama devam ediyorsa bu ancak süresinde açılan davada bekletici mesele teşkil eder. Davacı zaman aşımı geçmeden dava açması ve mahkemece diğer davanın sonucu beklenmesi gerekirdi. Ayrıca somut olayda ceza zaman aşımı ile de bir alakası yoktur. Zira müteselsil sorumlular arasında rücu davasın ceza zaman aşımı uygulanmaz. Ayrıca somut olayda “rücu davası” söz konusu olduğu; bu durumun ise yasada özel olarak düzenlendiği; 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun rücu isteminde zamanaşımını düzenleyen 73. maddesinde; "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar" hükmü düzenlenmiştir. Açıklanan gerekçelerle dava konusu alacak kaleminin zamanaşımına uğradığı sebebiyle; davanın zaman aşımı nedeniyle reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; rücu alacağında ödemenin yapılması ile başlayan sürenin 10 yıllık zaman aşımı süresi olup, 2 yıllık sürenin başlaması için ödemenin yapılması ve birlikte sorumlu olunan kişinin öğrenilmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, davada zaman aşımı gerçekleşmediği, zira sorumlunun kusurun ve tazminat tutarının belirlendiği tarihin 11.01.2022 tarihinde başladığı, davanın açılmasıyla zamanaşımının kesintiye uğradığı ve pandemiyle, arabuluculuk başvurusu ve son tutanağı düzenlenmesi sürecinde de zaman aşının durduğu nazara alındığında, mahkemece davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olmadığı, usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, Feke Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/15 Esas 2020/157 Karar sayılı ilamı uyarınca iş kazası nedeniyle ödenen bedelin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuen tazmini istemine ilişkindir. Feke Asliye Hukuk mahkemesinin 2020/15E 2020/157 K. (eski no:2014/243 E. 2016/264 K. ) sayılı ilamının incelenmesinde; Dava dava dışı işçi ...'ın geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat etmesine dayalı olarak ödenen tazminat bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili yönünde SGK tarafından açılan davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile 78.973,01 TL'nin gelir bağlama onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... İnş... Şti, ... A.Ş. (yeni unvan: ... A.Ş.) ve ... İnş... Şti'den tahsiline karar verilmiş ve iş bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından 16.12.2021 gün ve 2021/9687 E. 2021/16153 K. sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına dair karar verilmiş, anılan hükmün 16.12.2021 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlenmiştir. Davacı SGK tarafından 10.153,67 TL vekalet ücreti, 3.264,45 TL mahkeme masrafı, 101.536,73 TL rücuen tazminat ve 60.502,26 TL faiz olmak üzere toplam 175.457,11 TL'nin (Feke 1. Asliye hukuk Mahkemesi'nin 2014/243 E 2016/264 K sayılı ilam) de davalılardan tahsiline yönelik Adana ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla takip başlatılmış ve icra dairesince düzenlenen 28.12.2016 tarihli kapak hesabımdan yekün alacak 196.827,67 TL, yatan para miktarı 196.826,93 TL ve bakiye borç miktarı 0,74 TL olarak belirtilmiştir. Aynı zamanda, ilk derece yargılamasında ihbar olunan ... Sigorta şirketinin, istinafa konu iş bu davada davalı sıfatıyla yer aldığı tespit edilmiştir. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02.08.2023 tarihli raporda özetle; davalının zaman aşımı savunmasına itibar edilmemesi durumunda, raporun değerlendirme başlığı altında 4/A maddesinde sayılı hesaplama ilkelerine göre ve 4/B maddesinde yapılan hesaplama uyarınca, davacının rücu edebileceği alacak miktarının 89.724,21 TL olduğu ve ödeme tarihi olan 27.12.2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep hakkı bulunmakla beraber, talep gibi 15.09.2022 tarihinden itibaren avans faiz yürütülmesini isteyebileceği, davalılardan sigorta şirketi yönünden teminat limitinin aşılmadığı görüşünde bulunulmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Öncelikle belirtilmesi gereken ki, yargılama aşamasında mahkemece 07.06.2023 tarihli 1 no lu celsede zaman aşımı defi'nin ileri sürülmediği belirtilmiş ise de; bu belirtmenin maddi hatadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davalılar tarafından ileri sürülen zaman aşımının davaya konu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ve zaman aşımı süresinin başlangıç tarihi üzerinde durulması gerekmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2019/703 E. 2019/8836 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nin 73/1. maddesinde “Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar” hükmü getirilmiştir. TBK'nin 154. maddesinde, zaman aşımının kesilme nedenleri belirtilmiştir .Buna göre borçlu borcunu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunması ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse, alacaklı dava veya defi yoluyla mahkeme veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasından başvuru yapmış ise zamanaşımı kesilmektedir. TBK'nin 155. maddesi uyarınca, zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesince diğerlerine karşı da kesilmiş sayılmaktadır. Tazminatın tamamen ödenmesi (yükümlülüğün yerine getirilmesi) ve tazminattan sorumlu kişinin öğrenilmesi zaman aşımı süresi için gerekli unsurlardandır. Tazminat yükümlüsü öğrenilmiş ve zarar görene de ödeme yapılmış ise, zaman aşımı ödeme tarihinden itibaren başlayacaktır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.10.2014, 2013/18519 Esas 2014/13655 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, rücu hakkı başkasına ait borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğindedir. Davacının malvarlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı, ödeme tarihi itibariyle fiil ve faili bildiği gibi zarar da tam anlamıyla gerçekleşmiştir. Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere rücu davalarında zaman aşımının başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak ele alınmasını sebeplerinden bir de, rücu hakkının başkasının borcunu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen azalmayı gidermeye yönelik olması ve iş bu azalmanın ödeme tarihinde gerçekleşmesidir. Somut davada, Adana ... İcra Dairesi tarafından düzenlenen tahsilat makbuzunda 196.826,93 TL tutarlı bedelin 27.12.2016 tarihinde ödendiği belirtilmiştir. Ayrıca, dosya kapsamında yapılan incelemede dava dışı SGK tarafından davalılar ... Şti, ... A.Ş. (yeni ünvan: ... A.Ş.) ve ... İnş... Şti.'ne yönelik iş kazasından dolayı ödenen maddi tazminatın rücuen tahsili talepli davanın 16.12.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere, 30.06.2009 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak davacının 26.12.2016 tarihinde ödeme yaptığı ve uyuşmazlığa konu iş bu davanın 04.01.2023 tarihinde açıldığı ve bu haliyle davacının talebi yönünden zamanaşımının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. İş bu nedenle mahkemece davanın zaman aşımına uğradığı yönündeki tespit yerinde olup aksi yöndeki istinaf sebebinin reddine dair karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı yukarıda yer alan bilgiler ışığında birlikte değerlendirildiğinde; HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının hazineye GELİR KAYDINA,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24.04.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41