İstanbul BAM 45. HD 2024/282 E. 2024/525 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2024/282
2024/525
24 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/282
KARAR NO: 2024/525
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/282
KARAR NO: 2022/309
KARAR TARİHİ: 29/04/2022
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 24/04/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kuruluşun İstanbul Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğü'ne bağlı 12 PTT merkezine ait posta tekeli dışında kalan posta gönderilerinin taşınması ve dağıtılması işinin 07/01/2002 tarihli sözleşme gereğince bu tarihten itibaren davalı şirketler tarafından yerine getirildiğini, dava dışı 3. kişi olan davalı şirket çalışanlarından bir kısmının 17/10/2003 tarihinde iş akdinin fesh edildiğini, şahıslar tarafından işçilik alacaklarının tahsili istemi ile davacı kuruluş ve davalı şirketler aleyhine İstanbul 7. İş Mahkemesi'nde dava açıldığını, kararlar taraflarından temyiz edilmiş ise de Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, dava dışı 3. kişi olan davalı firma işçilerine bir kısım işçilik alacakları ve ferileri için davacı idarece icra dosyasına 186.598,64 TL ödendiğini, taraflar arasında akdolunan sözleşme ve eki şartnamelerin ilgili maddeleri ve yargı kararları gereğince ödenen söz konusu miktarların davalı şirketlerden tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirketler aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketlerin itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile 205.923,10 TL (186.598,64 TL asıl alacak + 19.324,46 TL icra dosyasına ödemenin yapıldığı tarihten takibin başlatıldığı tarihe kadar işlemiş faiz olarak) tahsiline ve icranın bu şekilde kaldığı yerden devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin merkezi Bakırköy /İstanbul olup yargı çevresi itibarı ile Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava süresinde açılmamış olduğundan zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının işçilere karşı muvazaalı işlem yapmış olması nedeniyle sorumlu olduğuna, davalı şirketlerin ise davaya konu işçilerin bu nedenle başlangıçtan itibaren davacının işçisi olarak kabul edilmiş olması nedeniyle husumetini bulunmadığına ilişkin kesinleşmiş olan mahkeme kararı mevcut iken davanın öncelikle mahkeme kararları da dikkate alınarak husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davaya konu işçilere ödenen ücret fark alacağının nedeni davacı kurumun muvazaalı işlem yapmış olması ve işçilerin başlangıçtan itibaren işvereni olarak kabul edilmiş olması olup, davanın kabulü halinde dahi ücret fark alacağının davalı şirketlerden rücuen talep edilemeyeceğini, öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle, zamanaşımı ve husumet itirazları kabul görmez ise davanın esastan reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... taraflar arasındaki uyuşmazlığın, İş Mahkemesi kararlarına istinaden yapılan ödemelerin, hizmet alım sözleşmesi ve eki niteliğindeki hizmet işleri genel şartnamesi gereği davalının sorumluluğuna dayalı olarak rücüen tahsili amacıyla yapılan takibe davalının itirazı noktasında toplanmakta olup, dava itirazın İİK.'nın 67. Maddesine dayalı iptali istemine ilişkindir.Anılan maddede "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. "hükümlerine amirdir. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasının taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu icra takibi olduğu, borçlunun itirazını 7 günlük yasal süre içinde yaptığı, iş bu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde davalının sicilden terkin edilmiş olduğu, bu nedenle davacı vekiline davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere süre ve yetki verildiği, davacı vekili tarafından bu süre içerisinde ihya davasının açılmadığı gibi, mahkememizin 2021/304 esas sayılı dosyasında 3 nolu celsede ihya davası açılmayacağının da açıkça belirtildiği, buna göre tüzel kişiliği sona ermiş olan davalıya husumet yöneltilemeyeceği, husumetin HMK 114/1-f maddesi uyarınca dava şartı olduğu ve HMKnun 115/1.maddesi uyarınca mahkemece davanın her aşamasında resen değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin sicilden terkin ile birlikte vekalet ilişkisinin sona erdiği ve iş bu nedenle davalı şirket lehine vekalet ücreti ve yargılama giderinin hükmedilmiş olmasına usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, dava dışı 16 işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili talepli açılan davalar sonucunda ödenen bedellerin davalıdan tazmini istemine dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyası ile davacı tarafça davalılar aleyhine takip alacaklısı sıfatıyla 186.598,64 TL asıl alacak, 19.324,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 205.923,10 TL'nin tahsili talepli 31.10.2013 tarihli ödeme emri düzenlendiği, borçlular vekilince yasal sürede borca ve fer ilerine itiraz edildiği ve davanın İİK 67. maddesi gereğince yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Posta Tekeli Dışında Kalan Gönderilerin Taşınması ve Dağıtımına İlişkin teknik Şartname, müteahhit tarafından çalıştırılacak dağıtım elemanlarında aranan şartlar, kullanılacak araçların nitelikleri, çalışma gün ve saati, görev yeri (Arnavutköy, B.Çekmece, Çatalca... 12 PTT Merkezi) posta gönderilerin taşınması ve dağıtımı ile ilgili hususlar, PTT tarafından yapılacak kontrol ve denetimin nasıl olacağı belirlenmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün mahkemeye gönderilen 02.11.2021 tarihli yazısında tasfiye halinde bulunan davalı şirketin, son tescilini 25.09.2020 tarihinde yaptırdığı, şirketin tasfiyesinin sonra erdiği 25.09.2020 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının kaydının terkin olduğu belirtilmiştir. Davanın ... Şti. ile ... Ltd. Şti.'ye yönelik açılan itirazın iptali davası olduğu, yargılama aşamasında 19.03.2020 tarihli 3 nolu celsede davacı vekili davalı ... Şti. yönünden ihya davası açılmayacağını beyan etmesi ile, mahkemece iş bu davalı yönünden dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydının yapılmasına karar verilmiş olup, bu davalı yönünden 2022/2828 E. ile yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemece, davalı vekilinin ihya davası açılmayacağı yönündeki beyanı nazara alınarak, davalı pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi Sıfat (husumet) davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç. Dr. Hülya Taş Korkmaz, Doç. Dr. Mine Akkan, C.I, s.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, C.I, s.612) Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet). Mesela, bir alacak davasında davalı olma sıfatı, o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.I, s.332).Husumet yokluğu halinde, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesinde "husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur" düzenlemesine göre, reddedilen davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir. Sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesi tüzel kişiliği sona eren şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanabilme ehliyeti son bulduğundan, davalı şirketin sicilden terkin ile birlikte vekalet ilişkisinin daha sonra sona erdiği, bu yüzden davalı şirket lehine vekalet ücreti ile yargılama giderinin hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür.Davalı şirket son tescilini 25.09.2020 tarihinde yaptırmış olup tasfiyesinin sonra erdiği 25.09.2020 tarihinde sicil kaydının terkin edildiği İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü yazısında belirtilmiş ve uyuşmazlığa konu dava 2014 yılında açılmıştır. Bilindiği üzere limited şirketlerin ticaret sicilinden terkin ile tüzel kişiliği sona ermektedir. İş bu nedenle davada taraf ve dava ehliyeti kalmadığı açıktır. Yargıtay kararlarında da belirtilmiş olduğu üzere tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması ve ayrıca dava yetkisine sahip olunması, vekil aracıyla takip edilen davalarda da vekilinin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ile usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamenin bulunması gerekmektedir. Somut davada, yargılama aşamasında davalı şirketin ticaret sicil kaydı terkin edilmiş ve davacı vekili tarafından ihya davası açılmayacağı belirtilmiş ise de; uyuşmazlığa konu dava 2014 yılında açılmış olup, dava açıldığı anda geçerli bir vekalet ilişkisi bulunduğu, yargılama aşamasında davalı şirketin tüzel kişiliğinin sonra erdiği anlaşılmıştır. İş bu nedenle, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilip yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılması yönündeki kararının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır. İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin istinaf eden davacıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24.04.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41