İstanbul BAM 45. HD 2022/1945 E. 2024/460 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2022/1945
2024/460
3 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1945
KARAR NO: 2024/460
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/341
KARAR NO: 2022/773
KARAR TARİHİ: 29/09/2022
DAVA: İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas)
KARAR TARİHİ: 03/04/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili tarafından, davalı borçlu firmaya elektrik malzemeleri satışı yapıldığını ve bunun karşılığında davalı tarafça işbu davaya dayanak teşkil eden 14/09/2018 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli ile dava dışı 28/09/2018 vade tarihli 111.393,94 TL bedelli iki adet bono verildiğini, müvekkili şirket tarafından söz konusu ticari ilişki uyarınca yüklenen edimler gereği gibi ifa edilerek elektrik malzemelerinin davalıya teslimi sağlanmışsa da davalı tarafından müvekkiline verilmiş olan bonoların vadesinde ödenmediğini, bu durumun davalıya ihbar ve ihtar edildiğini, 111.393,94 TL bedelli bononun vadesinde ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takibe başvurulduğunu, söz konusu iflas takibi sonrasında görülen iflas davası yargılamasında davalı borçlu tarafından 111.393,94 TL bedelli bono için farklı tarihlerde kısım kısım ödemeler yapılarak bahsi geçen dosya borcunun kapatıldığını, borçlu tarafından 111.393,94 TL bedelli bonu borcunu aşan tutardaki ödemelerin ise işbu davaya konu olan 100.000,00 TL bedelli bono için yapılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasına bildirilerek bakiye borcundan mahsup edildiğini, davaya konu 100.000,00 TL bedelli bono için davalı borçlu ile yapılan şifahi görüşmelerden netice alınamaması ve borçlunun mal kaçırma hazırlığı içinde olması nedeniyle İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1077 D. İş 2018/1085 K. sayılı ihtiyati haciz kararı alındığını, söz konusu ihtiyati haciz kararına istinaden İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine yoluna başvurulduğunu, davalı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibinin iptali talep edilmiş ise de İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 05/03/2019 tarihli 2018/898 E. 2019/209 K. sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilerek takibin kesinleştiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası kapsamında İİK madde 43 hükmü uyarınca bir kereye mahsus olmak üzere takip yolu değiştirilerek kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluna çevrildiğini, davalı tarafından yapılan harici ödemeler işbu takip dosyasına bildirilerek mahsubu yapıldıktan sonra İcra Müdürlüğü tarafından hazırlanan İflas Ödeme Emrinin borçlu vekiline usulüne göre tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde ödeme emrine itiraz edilmediği gibi herhangi bir ödemede yapılmadığını belirterek davanın kabulü ile davalı borçlunun iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2018 yılı içerisinde ticari ilişki mevcut olup sonuç olarak bu ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesabın sıfırlandığını, davacı ile müvekkili şirket arasındaki bu ticari ilişki kapsamında davacıya verilen senetler icra takibine konu edilerek müvekkili şirkete icra takibi başlatılmış olsa da taraflar arasında ödemelere ilişkin protokol imzalandığını ve bu protokole ilişkin ödemelerin davacı tarafa yapıldığını, tarafların şifahi olarak anlaşarak yapılacak ödemelerin tamamının 100.000,00 TL ve 111.393,94 TL değerindeki bonolara ilişkin olacağına karar verdiklerini, bu kapsamda davacı tarafa olan borcun tamamının kapatıldığını, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını, davacı yanca müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde talep edilen tutarların faiz, masraf ve vekalet ücretine ilişkin alacaklar olduğunu, müvekkilinin icra konusu bonolara ilişkin borcu olmadığını, cari hesabın sıfırlandığını, müvekkili şirketin alacağı sürüncemede bırakmak gibi bir kötü niyeti bulunmadığını, ödemelerdeki gecikmelerin müvekkilinin elinde olmayan sebeplerden yaşandığını, müvekkili şirketin ekonomik olarak iyileşmeler yaşaması üzerine davacı tarafa ödemeler yapılarak cari hesabın sıfırlandığının belirterek davacının açmış olduğu haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''İİK'nun 43.maddesi uyarınca takip yolunun, iflas yolu ile takiple değiştirilmesi halinde, takip yolunu değiştirmek isteyen alacaklının başvurusu üzerine icra müdürünün önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun bir ödeme emri düzenleyip borçluya göndermesi gerekmektedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 24/04/2013 tarih 2013/1941 E. 2013/2626 K. sayılı ilamı; "İİK’nın 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkündür. Bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Bu imkanı kullanmak isteyen alacaklının takip yolunu değiştirdiğine ilişkin dilekçe vermesi yeterlidir. Başvuruyu alan icra müdürü, önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun olarak bir ödeme emri düzenleyip borçlu veya borçlulara göndermelidir. Somut olayda davacı, takip yolunu değiştirmişse de kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipteki ödeme emrindeki borç miktarı ile iflas ödeme emrindeki borç miktarı aynı değildir. Bu husus gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindedir. Somut dosyada; ilamsız takibe ilişkin ödeme emri ile takip yolunun değiştirilmesi üzerine gönderilen iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrindeki miktarlar farklı olup iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrinin İİK'nun 43/2 maddesinde öngörülen usule uygun olmadığı , iflas yoluyla ödeme emrindeki borç miktarı ile haciz yoluyla ödeme emrindeki borç miktarının aynı olmadığı..." gerekçesiyle davacının iflas talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddi yönündeki kararın tek gerekçesi olarak Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24.04.2013 tarih, 2013/1941 E. ve 2013/2626 K. sayılı içtihadına atıf yapılarak hangi yasaya hükmüne ya da usule aykırılık teşkil ettiği açık bir şekilde dile getirilmediğinden gerekçeli karar hakkının ihlali edildiğini, iflas ödeme emri düzenlenirken eklenen 550,00 TL tutarın borçlu tarafından açılan takibin iptali talepli dava neticesinde hükmedilen vekalet ücreti olduğunu, iflas ödeme emrine eklenen 550,00 TL turarındaki vekalet ücreti alacağının ayrı takibe konu edilememesi, bu durumun borçlunun lehine ve usul ekonomisine uygun olması, kazanılmış bir haktan dolayı aleyhe bir değerlendirme yoluna gidilmesinin Yargıtay'ın uygulamaları arasında çelişkiye, tutarsızlığa ve uygulamada zorluğa sebebiyet verebileceği, gerek uygulamada kabul gören Yargıtay içtihatları gerek borçlu aleyhine bir işlem tesis edilmemiş olması gerekse hakkın teslimi amacı taşıyan işlemin (iflas ödeme emrine eklenen ilintili alacak) hukuka ve usule ayrılık teşkil etmediğini, ayrıca takip yolunun değiştirilmesi durumunda ödeme emrindeki alacak kalemlerinin, önceki ödeme emri ile birebir aynı olması gerektiği yönünde bir hükmün bulunmaması nedeniyle söz konusu Mahkeme kararının kanunun amacına hizmet etmediğini, davalı/borçluya tebliğ edilen iflas ödeme emrinin itirazsız kesinleşmiş olması üzerine Mahkemece yapılacak olan incelemenin sınırlı olduğunu, somut olayda takip yolunun değiştirilmesi üzerine gönderilen iflas ödeme emrindeki miktar ile önceki ödeme emrindeki miktarın aynı olmasının beklenemeyeceğini, önceki ödeme emrinin tebliği neticesinde davalı/borçlu tarafça haricen kısmi ödeme yapıldığını, haricen yapılan kısmi ödemenin bildirilmemesi borçlu aleyhine sonuç doğuracağı gibi söz konusu harici tahsilat dolayısıyla artık önceki ödeme emrindeki miktar ile sonraki ödeme emrindeki miktarın aynı olmasını beklemenin hukuka, mantığa ve somut olayın özelliklerine aykırı olacağını, davalı/borçlu tarafından haricen yapılan bir ödeme akabinde takip yolunun değiştirilmesi yoluna gidildiği ve hazırlanan yeni ödeme emrindeki miktar, önceki ödeme emrinden fazla değil aksine daha az bir miktar olduğu için bu durumun borçlu aleyhine olmadığını, somut olayın özelliklerine uygun olacak şekilde takip yolunun değiştirilmesi sonrası hazırlanan ödeme emri usule, yasaya ve hakkaniyete uygun olduğundan davanın kabulü gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Davacı tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmış, daha sonra İİK'nın 43/2 maddesi uyarınca takip yolu kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takip olarak değiştirilmiştir.Dava, İİK'nın 167 vd maddelerinde düzenlenmiş olan kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takip sonucu, borçlunun 5 günlük süre içerisinde borcu ödememesi, icra takibine itiraz veya şikayette bulunmaması nedeniyle İİK 173.maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.2004 sayılı İİK'nun 154/1. maddesi uyarınca iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Ancak, İİK'nun 154/3. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden olmadığından bu konuda yetki sözleşmesi yapılabilir. Borçlu ve alacaklı yetki sözleşmesi veya yetki şartı ile borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerden başka bir yer icra dairesini yetkili kılmışlarsa o yerin icra dairesi de iflas takibi için yetkili sayılır. Ancak iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. Davalının sicilde kayıtlı adresi "Şişli/İstanbul" olup iflas yoluyla takip yetkili icra dairesinde başlatılmış, dava yetkili ve görevli mahkemede açılmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu şirket hakkında İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1077 E. 2018/1085 K. sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden 27/06/2018 tanzim tarihli, 14/09/2018 vade tarihli, 100.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak 100.000,00 TL bono, 295,89 TL işlemiş faiz, 200,00 TL bono komisyonu, 585,20 TL ihtiyati haciz tutarı olmak üzere toplam 101.081,09 TL alacağın tahsili istemiyle 26/09/2018 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmış, ödeme emri davalı şirkete 02/10/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlu vekili tarafından 02/10/2018 tarihinde alacaklının edimlerini yerine getirmemesine rağmen kötüniyetli olarak bonoyu takibe koyduğu iddia edilerek, takibin iptali istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli 2018/898 E. 2019/209 K. sayılı kararı ile "davalı alacaklı tarafından, davacı borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi yapıldığı görülmüştür. Yapılan takibe karşı davacı taraf itirazda bulunmuş ise de, davacının itirazları yargılamayı gerektirdiğinden açılan dava yerinde görülmemiştir" gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve alacaklı lehine 550,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Söz konusu kararda hükmedilen vekalet ücreti nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasında 12/11/2019 tarihinde 550,00 TL üzerinden icra emri düzenlenerek borçlu vekiline 18/11/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Alacaklı vekili tarafından 16/09/2020 tarihli dilekçe ile İİK'nın 43.maddesi uyarınca takip yolunun bir kereye mahsus olmak üzere kambiyo senetlerine özgü iflas yolu olarak değiştirildiği beyan edilmiş, ödeme emri düzenlenerek borçluya tebliğe çıkartılması talep edilmiş, icra müdürlüğünce 18/09/2020 tarihinde "Alacaklı vekilinin talebinin kabulüne borçluya iflas yolu ile ödeme emri düzenlenerek gönderilmesine, masrafın ilgilisince karşılanmasına İcra Hukuk Mahkemesi itiraz/şikayet yolu açık olmak üzere" karar verilmiştir. Ancak ödeme emri çıkartılmadığı dosyanın incelenmesi neticesinde tespit edilmiştir.Alacaklı vekili tarafından 01/03/2021 tarihli dilekçe ile İİK'nın 43.maddesi uyarınca takip yolunun bir kereye mahsus olmak üzere kambiyo senetlerine özgü iflas yolu olarak değiştirilmesi, haricen tahsil edilen 45.000,00 TL'lik kısmi tahsilatın öncelikle faiz ve ferilerinden mahsubu neticesinde ödeme emri düzenlenerek borçluya tebliğe çıkartılması talep edilmiştir. İcra müdürlüğü tarafından 02/03/2021 tarihinde kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takipte ödeme emri düzenlenmiştir. Ödeme emrin incelendiğinde; 550,00 TL asıl alacak, 100.000,00 TL asıl alacak, 200,00 TL asıl alacak, 585,20 TL asıl alacak, 295,89 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 101.631,09 TL alacaktan, 45.000,00 TL ödeme düşülerek kalan 56.631,09 TL borç yönünden düzenlendiği tespit edilmiştir. Yani 26/09/2018 tarihli kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine ilişkin ödeme merinde talep edilmeyen 550,00 TL tutar iflas ödeme emrine eklenmiştir. Kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emri davalı şirket vekiline 08/03/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, ödeme emrinin tebliğine rağmen davalı tarafından yasal süre içerisinde itiraz edilmediğinden takip kesinleşmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/02/2020 tarihli 2017/1111 E. 2020/1157 K sayılı ilamında; "...İİK’nın 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkündür. Bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Bu imkanı kullanmak isteyen alacaklının takip yolunu değiştirdiğine ilişkin dilekçe vermesi yeterlidir. Başvuruyu alan icra müdürü, önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun olarak bir ödeme emri düzenleyip borçlu veya borçlulara göndermelidir. İİK’nın 43/2 maddesine göre takip yolunun değiştirilmesinde harç alınmaz.Somut olayda; davacı, takip yolunu değiştirmişse de kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipteki ödeme emrindeki borç miktarı ile iflas ödeme emrindeki borç miktarı aynı değildir. Yeni bir takip konusu olabilecek alacakların eklenmesi ile oluşturulan ödeme emrinin gönderilmesi suretiyle takip yolunun değiştirilmesi mümkün olmadığından, usul ve yasaya uygun geçerli bir iflas takibi bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken, hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." şeklinde karar verilmiş, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 27/06/2016 tarih 2015/4231 E. 2016/3937 K. sayılı ilamı; "...Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirkete sattığı ürün bedelinin tahsili için Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davalı borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/24 esas 2012/75 karar sayılı 27/03/2012 tarihli ilamıyla itirazın kısmen iptaline, % 40 icra inkar tazminatına karar verildiğini, mahkeme ilamının 01/06/2012 tarihinde kesinleştiğini, ilamın icra dairesine sunulduğunu, takip dosyasının icra müdürlüğü tarafından hataen düşürülmesi sebebiyle dosya yenilenerek ... esas numarasını aldığını, başlangıçta ilamsız takip olarak açılan icra takibinin kesinleşen mahkeme ilamı sonrasında iflas yoluyla takibe çevrildiğini, borçlu şirkete iflaslı ödeme emrinin 26/05/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlunun itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, herhangi bir ödemenin de bulunmadığını ileri sürerek borçluya depo emri tebliğini, borcun ödenmemesi halinde davalı borçlu şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İİK'nun 43.maddesinde gösterilen usulle takip yolunun değiştirilmesi, takibin aynı olmasına bağlı olduğu, somut olayda; davacı yanın talebi üzerine gönderilen iflas ödeme emrinde takip tutarı değiştirildiği gibi, takip dayanağı olarak kesinleşen mahkeme ilamındaki icra inkar tazminatı, vekalet ücreti, yargılama giderinden oluşan alacak kalemlerinin eklendiği, yeni bir takip konusu olabilecek alacakların eklenmesi ile oluşturulan ödeme emrinin gönderilmesi suretiyle takip yolunun değiştirilmesi mümkün olmadığı, usul ve yasaya uygun geçerli bir iflas takibinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle karar onanmıştır. İİK'nın 43. maddesi uyarınca takip yolunun, iflas yolu ile takiple değiştirmesi halinde, takip yolunu değiştirmek isteyen alacaklının başvurusu üzerine icra müdürünün önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun bir ödeme emri düzenleyip borçluya göndermesi gerekmektedir. Somut dosyada ise kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine ilişkin ödeme emrinde yer almayan 550,00 TL'nin, İİK'nın 43/2 maddesi uyarınca takip yolunun kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takip olarak değiştirilmesi neticesinde ödeme emrine eklenmesi sebebiyle emsal ilamlarda da ifade edildiği gibi usul ve yasaya uygun geçerli bir iflas takibinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. fıkrası ve 2004 sayılı İİK'nun 176. maddesinin yollaması ile İİK'nın 164. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01