SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1362

Karar No

2024/1215

Karar Tarihi

2 Ekim 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1362

KARAR NO: 2024/1215

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/97

KARAR NO: 2024/418

KARAR TARİHİ: 05/06/2024

DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 02/10/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Sendikası tarafından Yüksek Hakem Kurulunun 2016/576 E. 2016/739 K. ve 2016/575 E. 2016/740 K. sayılı kararıyla hükme bağlanan toplu iş sözleşmesi gereğince davalı yüklenici alt işveren tarafından ödenmesi gereken ancak ödenmeyen sendika aidatı alacakları için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... E. sayılı takip dosyaları ile müvekkili idare ve davalı lehine icra takibine başlandığını, müvekkili idare banka hesaplarına haciz uygulanmak suretiyle toplam 749.492,61 TL'nin haczen tahsil edildiğini, sendika aidatlarının kesilerek işçi sendikasına ödenmesinden davalı yüklenici alt işverenin sorumlu olduğunu, bu nedenle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından uygulanan hacizlerle idareden haczen tahsil edilen toplam 749.492,61 TL'nin tahsil tarihlerinden veya temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı arasında 2014/1850 ihale numaralı Avrupa 1 ve 2. Bölge Atık Su Arıtma Tesislerinin işletilmesine dair sözleşmeler imzalandığını, müvekkili şirketin ihale döneminde bir kısım personelin sendikaya üye olduğunu, personelin üye olduğu sendikanın ... Sendikasının ilgili Bakanlıktan yetki alması sonrasında müvekkili şirket ile sendika arasında toplu iş sözleşmesi süreci başladığını, davacı müvekkilinin söz konusu iş yerinde davalı Belediyenin taşeronu olması, davalının asıl işveren olması ve TİS sonrasında ödenecek ücretlerden davalı Belediyenin de sorumlu olması sebebiyle durumu davalı Belediyeye iletildiğini, davalının sürece ilgisiz kalması TİS sürecinde bir uzlaşma olmaması sebebiyle Yüksek Hakem Kurulu kararı ile sorunun çözüldüğünü, kararın müvekkiline tebliğinden sonra sendika üyesi personelin TİS'ten kaynaklanan fark alacaklarının bir kısmının ödenmeye başladığını, TİS'ne göre çalışan personellere yapılan ödemelerin davacı ...'den istendiğini ancak olumsuz cevap alındığını, bunun üzerine davacı aleyhine dava açıldığını, personelin sendikal fark ücretleri ve aidatlarını davalı müvekkili üzerinde bırakmak istediğini, açılan davanın haksız olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17/09/2019 tarihli 2018/353 E. 2019/378 K. sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine; Dairemizin 20/12/2023 tarihli kararı ile; ''... sayılı kanuna tabi olan ...'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı, davalı şirketin de tacir olduğu anlaşılmakla, ihtilaf taraflar arasında imzalanan hizmet alımına konu sözleşmeden kaynaklandığı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesi uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olduğu için Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." gerekçesiyle karar 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca kaldırılmıştır. Kaldırma kararının ardından İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin verdiği görevsizlik kararının kesinleşmesi akabinde dosya İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi olunmuştur. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/06/2024 tarihli kararı ile; "...Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası uyap üzerinden incelenmesinde; Alacaklısının ... Sendikası, borçlusunun ... Anonim Şirketi, ... Genel Müdürlüğü olduğu anlaşılmıştır.Dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, bilirkişiler raporlarında; Huzurdaki davaya konu sendika aidat borcu bakımından davalı işverenin sorumluluğunun sadece aidatı işçilerin ücretlerinden keserek bunun sendikaya ödenmesinden ibaret olduğu, asıl işverenin konumundaki davacı ...'nin sendika aidat borcu bakımından sorumluluğunun bulunmadığı, davacı ...'nin davalıdan rücuen talep edilebileceği toplam alacak tutarının 749.322,61-TL olduğu, davacı ...'nin toplam ana para alacağı 749.322,61-TL'nin 592.726,33-TL'si için 22.12.2017 tarihinden ve 156.596,28-TL'si için de 28.12.2017 tarihinden başlamak üzere 3095 sayılı Yasanın 2/2 maddesinde öngörülen ticari temerrüt faizinin ayrıca uygulanması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Bir davada ileri sürülen olguları kanıtlamak taraflara, bu olgulara dayalı olarak uyuşmazlığı nitelemek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak uygulamak doğrudan hakime ait bir görevdir. Davaya konu mesele bu bağlamda ele alındığında, uyuşmazlık, vekaletsiz iş görme hukuksal nedenine dayanmaktadır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/1063 E - 2018/11514 K sayılı kararı) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 529. maddesi uyarınca, " İşsahibi, işin kendi menfaatine yapılması hâlinde, işgörenin, durumun gereğine göre zorunlu ve yararlı bulunan bütün masrafları faiziyle ödemek ve gördüğü iş dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek ve hâkimin takdir edeceği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu hüküm, umulan sonuç gerçekleşmemiş olsa bile, işi yaparken gereken özeni göstermiş olan işgören hakkında da uygulanır. İşgören, yapmış olduğu giderleri alamadığı takdirde, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ayırıp alma hakkına sahiptir. "Taraflar arasında ihale sözleşmesi (asıl - alt işverenlik) ilişkisi bulunduğu, dava dışı sendika tarafından yapılan başvuru üzerine iş yerinde Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinin uygulandığı, sendikanın eldeki dosya taraflarına karşı başlattığı icra takibinden ötürü davacının sendikaya ödeme yaptığı çekişmesizdir. İhtilaf; davacının dava dışı sendikaya ödediği bedeli davalıdan talep edip edemeyeceği noktasındadır. Aidat borcu işçiler ile sendika arasındaki ilişkiden kaynaklanan ve sendika üyesi olan ya da dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçilerin sendikaya ödemek zorunda oldukları bedeldir. Aidat borcu bakımından işverenin sorumluluğu sadece aidatı işçilerin ücretlerinden keserek bunun sendikaya ödenmesinden ibarettir. Asıl işverenin sorumluluğu alt işverenin işçilerine karşı kanun gereği sorumluluk olup, aidat borcu bakımından asıl işverenin sorumluluğundan söz edilemez ( Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2019/8238 E - 2020/319 K sayılı kararı ile 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/35980 - 14699 E.K sayılı kararı ). Eldeki davada; sendika aidat borcu bakımından davalının sorumluluğunun aidatı işçilerin ücretlerinden keserek bunu sendikaya ödemekten ibaret olduğu, asıl işveren konumundaki davacı İSKİ'nin sendika aidat borcu bakımından sorumluluğunun bulunmadığı, davacı İSKİ'nin davalıdan rücuen talep edilebileceği toplam alacak tutarının 749.322,61-TL olduğunun bilirkişi raporundan anlaşıldığı, vekaletsiz iş görmeye dayalı alacaklarda faiz talep edilebilmesi için davalının temerrüde düşürülmesi gerektiği halde davacı tarafından bu yönde bir delil sunulmamış ise de kaldırma kararına konu olan hükmün faize ilişkin kısmının davalı tarafça istinafa konu edilmemesi nedeniyle davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu..." gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile; 749.322,61-TL'nin 592.726,33-TL'sine 22/12/2017, 156.596,28-TL'sine ise 28/12/2017 tarihinden itibaren avans faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili tarafından davacı aleyhine İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/878 Esas sayılı dosya ile dava konusu talebide içerir şekilde tespit/alacak davası açıldığını, bu dosyamız 16/02/2023 tarihinde karara çıktığını, istinaf edilmesi üzerine halen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinde olduğunu, bu nedenle her iki dosyanın birleştirilmesi gerektiğini, Mahkemece hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın görevsiz İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen hüküm tekrar edilerek eksik inceleme neticesinde, hukuki dayanaktan yoksun bir karar verildiğini,Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler incelenmeden oldukça genel ve davayı aydınlatmaktan uzak değerlendirmeler yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarını düzenleyen 22. Maddesinin Genel Şartnamenin 6. Bölümüne atıf yaptığını, ancak Genel Şartnamenin 6. Bölümünün genel nitelikte olduğunu, çekişmeyi çözecek nitelikte olmadığını, dolayısıyla meselenin çözümü için taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Kamu ihale Kanunun 62. Maddesi 1/e bendi uyarınca ihale edildiği gözetilerek anılan kanun hükmünün, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 8.maddesinin, Maliye Bakanlığınca çıkartılan 13/10/2016 tarihli Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Fiyat Farkının Ödenmesine Dair Yönetmelik ile getirilen ek düzenlemenin, Yönetmeliğin Geçici Maddesinin değerlendirilmesi gerektiğini, zira sözleşmenin imzalanması aşamasından sonra edimlerin dengesinde değişiklik olduğunu, sözleşme yapılırken öngörülemeyen bir maliyet oluştuğunu, davacı kurumun sözleşmenin imzalanmasından sonra oluşan bu giderlerden sorumlu olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, dava dışı ... Sendikası ile davalı alt işveren arasında toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine Yüksek Hakem Kurulu'nun 28/06/2016 tarihli ve 2016/575 E.-740 K. sayılı kararı ile 01/11/2015-30/10/2016 yürürlük süreli olarak bağıtlanan toplu iş sözleşmesi ve Yüksek Hakem Kurulu'nun 28/06/2016 tarihli ve 2016/576 E.-739 K. sayılı kararı ile 01/11/2015-30/10/2016 yürürlük süreli olarak bağıtlanan toplu iş sözleşmesi kapsamında ödenmeyen sendika üyelik aidatlarının tahsili için Enerji İş Sendikası tarafından davacı asıl işveren ve davalı alt işveren hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle, davacı tarafından ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda uyuşmazlık; sendika aidat ödemelerinden hangi tarafın sorumlu olduğu yada tarafların hangi oranda sorumlu oldukları noktasında toplanmaktadır.Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Zira tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçilerden kaynaklanan alacaklardan kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlayacaktır. İşçilerin özlük haklarından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K. sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.Dava konusu alacak; dava dışı sendikaya ödenen sendika aidat borcundan kaynaklanmaktadır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun "Üyelik aidatı" başlıklı 18. maddesinde; "(1) Üyelik aidatının miktarı kuruluşların tüzüklerinde belirtilen usul ve esaslara göre genel kurul tarafından belirlenir. (2) Üyelik ve dayanışma aidatları, yetkili işçi sendikasının işverene yazılı başvurusu üzerine, işçinin ücretinden kesilmek suretiyle ilgili sendikaya ödenir. (3) Yukarıdaki hükümlere göre ödenmesi gereken aidatı kesmeyen veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili işçi sendikasına ödemeyen işveren, bildirim şartı aranmaksızın aidat miktarını bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödemekle yükümlüdür. (4) Üye aidatının tahsiline ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir." 09/07/2013 tarihli ve 28702 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sendika Üyeliğinin Kazanılması ve Sona Ermesi ile Üyelik Aidatının Tahsili Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinde ise; "(1) Üyelik ve dayanışma aidatları, yetkili işçi sendikasının işverene yazılı başvurusu üzerine, işçinin ücretinden kesilerek ilgili sendikaya ödenir. Genel kurul kararı ile aidatlarda değişiklik yapıldığı takdirde, en geç bir ay içinde sendika tarafından aidat miktarı işverene bildirilir. (Ek cümle:RG-14/6/2015-29386) Yetkili işçi sendikası, üyelik değişikliklerini de en geç bir ay içerisinde işverene bildirmekle yükümlüdür. (2) İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikası veya toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa ya da sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikası, aidatların işçilerin ücretlerinden kesilmesi için işverene yazılı talepte bulunur. (3) İşveren aidatları kesmeye, kestiği aidatın türünü belirterek tutarı ile kesinti listesini sendikaya göndermekle yükümlüdür. (4) Yukarıdaki hükümlere göre ödenmesi gereken aidatı kesmeyen veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili işçi sendikasına ödemeyen işveren, bildirim şartı aranmaksızın aidat miktarını bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödemekle yükümlüdür" hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2024 tarihli 2024/1329 E. 2024/3616 K. sayılı kararında; "...Hukukumuzda, sendika aidat alacaklarının tahsili yöntemi bakımından kaynakta kesinti olarak ifade edilebilecek check off sistemi benimsenmiştir. Buna göre, üyelik ve dayanışma aidatları işveren tarafından işçi ücretlerinden kesilerek belirli bir süre içinde sendikaya devredilmektedir (Ünal Narmanlıoğlu, İş Hukuku Toplu İş İlişkileri, İstanbul, 2013, s.206; Turhan Esener, Yeliz Bozkurt Gümrükçüoğlu, Sendika Hukuku, İstanbul, 2014, s.161). Belirtilen kanuni düzenlemeye göre de bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için yetki belgesi alan işçi sendikasının, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini ve sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatının kesilmesini ve sendikaya ödenmesini istemesi gerekir. Aksi halde işverenin yükümlülüğünden söz edilemez (Narmanlıoğlu, s.207)..." açıklaması yapılarak, sendika aidatının, Yasada da belirtildiği gibi işçi ücretinden kesinti yapılması suretiyle sendikaya ödeneceğine işaret edilmiştir.Yine asıl işveren ve alt işverenin sendika aidatlarından sorumluluğu ise Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2014 tarihli 2014/26610 E. 2014/27290 K. sayılı kararında; "Öncelikle sendika üyelik aidatı alacaklarından davalı idarenin sorumlu olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren- alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” denilmektedir.Görüldüğü üzere, asıl işveren sadece alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak ve alt işverenlik ilişkisi süresince İş Kanunu’ndan, iş sözleşmesi ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Aidat borcu ise işçiler ile sendika arasındaki ilişkiden kaynaklanan ve sendika üyesi olan ya da dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçilerin sendikaya ödemek zorunda oldukları bir bedeldir. Aidat borcu bakımından işverenin sorumluluğu sadece aidatı işçilerin ücretlerinden keserek bunun sendikaya ödenmesinden ibarettir. Bu sorumluluk ise toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işverene yani alt işverene aittir. Asıl işverenin sorumluluğu alt işverenin işçilerine karşı kanun gereği bir sorumluluk olup, aidat borcu bakımından asıl işverenin sorumluluğundan söz edilemez..." şeklinde açıklanmıştır. Yine aynı hususlara Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 19/06/2017 tarihli 2017/35980 E. 2017/14699 K. sayılı kararında da yer verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri, eki niteliğinde şartnameler incelendiğinde; dava konusu aidat borcunun ödenmesinden asıl işveren konumunda olan davacının sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almamaktadır. Ayrıca emsal kararda da açıklandığı ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 18.maddesinde belirtildiği üzere aidat borcu, işveren (alt işveren) tarafından, işçilerin ücretlerinden kesilerek sendikaya ödenen bir bedel olup, burada işverenin (alt işveren) sorumluluğu, söz konusu aidat bedellerini işçilerin ücretlerinden keserek ilgili sendikaya ödemekten ibarettir. Bu durumda sendika aidatlarının ödenmemiş olması nedeniyle davacının sorumluluğundan söz edilemeyeceği için mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı taraf, imzalanan sözleşmenin Kamu İhale Kanunu'na tabi olduğunu, sözleşme bedelinde artış meydana geldiğini, bu nedenle dava konusu olayda Kamu İhale Kanunu ve yönetmelik hükümleri gereği fiyat artışına ilişkin değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürmekte ise de, iş bedelinin maliyetinde artış meydana geldiği yönündeki savunma somut dava konusu değildir. Ayrıca davalı tarafça bu hususa ilişkin İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinde istinaf incelemesi bulunan dava mevcut olduğu beyan edilmekle, ileri sürülen hususların ilgili dosyada tartışılacak olması, somut davanın ise sendika aidat bedellerine yönelik olması, her iki dava konusunun farklı olması nazara alınarak, HMK'nın 166. maddesinde düzenlenen davaların birleştirilmesi koşullarının oluşmaması sebebiyle birleştirme talebi yerinde görülmemiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 12.797,00 TL'den mahsubu ile bakiye 12.369,40 TL harcın istemi halinde davalı tarafa iade edilmesine, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde iade edilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/10/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafSözleşmesindendelillerinreddinedereceistanbulAlacakdeğerlendirilmesigerekçeesastankararlarıdairemizinKaynaklanan)sebepleri(Hizmetmahkemesi'nincevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim