Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2021/1099
2024/1114
18 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1099
KARAR NO: 2024/1114
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/437
KARAR NO: 2021/326
TARİHİ:19/04/2021
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 11/07/2019
KARAR TARİHİ:18/09/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin sigortalısı olan ....A.Ş.'ye ait "... Şişli/İst." adresinde bulunan iş yerinin .... numaralı İşyerim ....Poliçesi ile sigortalandığını, 04/05/2018 tarihinde rizikonun gerçekleştiği adrese gidilerek ekspertiz çalışmasının yapıldığını, ...... tazminat tutarı KDV dahil 43.801,97 USD olarak belirlendiğini, belirlenen bu tutarın davacı şirket tarafından sigortalısına ödendiğini, davacı şirket sigortalısının 21/05/2018 tarihli yazı ile davalıya meydana gelen hasar nedeniyle dava konusu bedelin rücu edileceği ihbar edilmiş olmasına karşın davalının konuya ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığını belirterek TTK 1472. Maddesi gereği davacı şirketin .. numaralı İşyerini .... Poliçesi Teminatı kapsamında, zararın meydana gelmesinde kusur ve sorumluluğu bulunan davalıdan tahsili için sigortalısı yerine kanuni halefıyet gereği geçmiş olup, davacı şirketin sigortalısına ödemiş olduğu 43.801,97 USD hasar bedelinin ödeme tarihi olan 10/10/2018'den itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava neticesinde alacaklarının imkansız hale gelmemesi adına, davalı üzerine kayıtlı olması halinde tespit edilecek araç ve gayrimenkuller üzerine 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir konulmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin sigortalısı olan dava dışı .... A.Ş. ile imzalanan .... ile davalı şirket'e ait .... AVM'de kiracı olarak bulunduğunu, davalı şirketin meydana gelen olay nedeniyle muhataba herhangi bir borcu bulunmadığını, kaldı ki; davalı şirketi ile ... A.Ş. ile arasında akdedilen Sigorta Sözleşmesi uyarınca sigorta poliçesinin mevcut olduğunu, bu nedenle, davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağını muhataba bildiririz denilerek meydana gelen hasar nedeniyle davalı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığı ve herhangi bir ödeme yapılamayacağının açıkça bildirildiğini, dava dışı ... üst katında yer alan kiracı nedeniyle bir sızıntı meydana geldiği, davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek ile birlikte her ne kadar hasar sonrası ürünlerin tümüyle değiştirilmesine karar verilmiş ve bu nedenle tüm zararın davalı şirket tarafından ödenmesi gerektiği bildirilmiş ise de bahse konu zararın tamir edilmesinin de mümkün olduğunu, buna rağmen davalı şirket tarafından ürünlerin tümü ile değiştirilmesine karar verilmiş olması nedeniyle davalı şirketin sorumlu tutulmasının da yine taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece "Dava; 28.04.2018 tarihinde dava dışı sigortalı şirketin ... işyeri adresinde meydana gelen hasar nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından ... poliçe no'lu "İşyerim Garantide Sigorta Paket Poliçesi" kapsamında sigortalısı ... A.Ş.'ye yapılan (43.801,97-USD'lik) ödemenin tahsiline ilişkin sigorta alacağına dayalı rücuen tazminat davasıdır. Davacı tarafından İşyerim ... Poliçesi ile sigortalanan dava dışı ... A.Ş.adlı işyerinin üst katında bulunan spor merkezine ait duş alanlarındaki zemin seramikleri arasından suyun aşağıda bulunan işyerinin busbarlarına sirayet etmesi sonucu meydana gelen kısa devre sonucu busbar sistemi, pano şalter ve ....aküleri üzerinde hasar meydana geldiği, yapılan ekspertiz raporu sonrası tespit edilen 43.801,97 USD'nin davacı tarafından sigortalısına ödendiği, davacının sigortalısına yaptığı ödeme ile TTK 1472 maddesine göre kanuni halef olduğu, davacı tarafından tanzim edilen sigorta poliçesinde her bir hasar için minimum 100 USD olmak üzere hasarın %10'u oranında muafiyet uygulanacağının öngörüldüğü, yapılan teknik inceleme ile hasar bedeline dahil edilen emtiaların arızalanma sebebi ile su sirayeti arasında illet bağı bulunduğu, davacıya sigortalı şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, bina maliki olan davalının meydana gelen olayda %100 kusurlu olduğu, davacı tarafından sovtaj ve muafiyet bedeli düşüldükten sonra hesap edilen 43.901,97 USD hasar tazminatının olay tarihi itibarı ile rayiç piyasa değerine denk ve gerçek zarar olduğu tespit edilmekle davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;Karar, müvekkilimiz Şirket’in gerek... gerek Anayasa ile güvence altına alınan “Gerekçeli Karar Hakkı” nı açıkça ihlal ettiğinden, Karar’ın öncelikle bu nedenle bozulması gerektiği Yüksek Mahkeme’nizce de takdir edilecektir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, yeterli gerekçe gösterilmeden itirazlarımıza konu 01.12.2020 tarihli Bilirkişi Raporu (“Rapor”) hükme esas alınarak müvekkilimiz Şirket aleyhinde hüküm tesis edilmiştir. Oysa Karar ve Rapor’da, dava dışı Sigortalı Şirket’in olay esnasında yaptığı hatalı ve varsayıma dayalı ve zararın artmasına neden olan uygulamaları tamamen göz ardı edilmiş ve bu doğrultuda hiçbir somut gerekçe gösterilmeksizin dava dışı Sigortalı Şirket kusursuz addedilmiştir. Ayrıca hükme esas alınan Rapor’da su sızıntısı için müvekkilimiz Şirket tarafından alınan önlemlerin yetersiz olduğu belirtilmişse de, hiçbir somut gerekçe ileri sürülmemiş, buna ilişkin detaylı inceleme yapılmamış, alınan tedbirler ile meydana gelen hasar arasında neden-sonuç ilişkisi kurulmaksızın sadece yüzeysel tespitlerde bulunulmuştur.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava; dava dışı sigortalının işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle, sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davalı taraf, cevap dilekçesinde dava dışı sigortalının kiracı olduğunu belirtmiştir ancak dosya kapsamında bu hususta bir delil mevcut değildir. Sigortalının işyeri, davalıya ait alışveriş merkezindekinde bulunmaktadır ve 30931235 numaralı İşyerim Garantide Sigorta poliçesi ile teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138. maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/01/2017 tarihli 2014/17930 E. 2017/720 K. sayılı ilamında; "...Davanın açıldığı Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; davacının sigortalısının halefi olarak davalıdan rücuen tazminat isteminde bulunduğu, davacının sigortalısı olan şirket ile davalı arasında kira ilişkisi bulunduğu ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta HMK'nun 4/a maddesi gereği Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine, kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; davacı vekilinin başvurusu ile dosya, temyize konu kararı veren mahkemeye gelmiştir. Mahkemece, davacının sigortalısının halefi olarak açtığı davada, BK'nun 58. maddesindeki (yeni TBK'nun 69. Md.) yapı malikinin sorumluluğu gereği dava açıldığı ve uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davanın genel hükümlere göre ilk açıldığı Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder” hükmüne yer verilmiştir.6100 sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. (1086 Sayılı HUMK'nun 8/II-1 maddesinde de dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği” şeklinde benzer düzenlemeye yer verilmişti).Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır." denilerek, sigortalı ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira ilişkisi olması halinde, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir. Yine sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan davada da, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararı ve TTK'nın 1472.maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlıkta dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişkinin kira ilişkisi olup olmadığı araştırılmalıdır. Kira ilişkisi var ise görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir ve halefiyet gereğince dava açan sigorta şirketi yönünden de aynı mahkeme görevlidir. Mahkemece, gerekli araştırma yapılarak kira ilişkisi mevcut ise 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜ ile İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/437 E. 2021/326 K. Sayılı 19/04/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32