Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2024/881
2024/1070
11 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/881
KARAR NO: 2024/1070
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/40
KARAR NO: 2024/408
KARAR TARİHİ:17/04/2024
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:11/09/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete uçakların iç ve dış temizliğinin yapılması kapsamında hizmet sunduğunu, söz konusu hizmetin 31/08/2012 tarihinde imzalanan ve 01/09/2012'den itibaren yürürlüğe giren 2 yıl süreli sözleşmeyle başladığını, sözleşmenin 01/09/2014 tarihinde sona erdiğini, yeni ihale süreci tamamlanıncaya hizmetin verilmesinin talebi üzerine müvekkilinin hizmet görmeye devam ettiğini, yeni yapılan ihaleyi, müvekkil şirketin kazandığı davalı şirket yetkilisince şifaen söylenmesine rağmen ihalenin bir türlü sonuçlandırılmadığını ve müvekkil şirketle sözleşme imzalanmadığını, müvekkil şirket bu süreçte hizmet vermeye devam ettiğini, akabinde 30/04/2015 tarihli fiyatlandırmaya ilişkin ek protokol düzenlendiğini, davalının ek protokole tek taraflı fesih maddesi koyarak 2 ay sonra sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, ek protokol ile düzenlenen yeni fiyatlandırmadan dolayı davalı şirketçe 15/07/2015 tarihli iade faturası düzenlendiğini, bu durum bile ek protokolü düzenlemenin amacını gösterdiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeni müvekkilinin zarara uğradığını bu nedenle davalı şirketçe sözleşmeye aykırı keşide edilen ve müvekkil şirkete borç olarak kaydedilen 15/07/2015 tarihli fatura bedelinin şimdilik 5.000,00 TLlik kısmının, fesih nedeniyle müvekkil şirketin ödemek zorunda kaldığı personel tazminatına karşılık gelmek üzere şimdilik 1.000,00 TL ve müvekkilinin mahrum kaldığı kazanç bedeline karşılık olmak üzere şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili dosyaya sunmuş olduğu 09/01/2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ile mahrum kalınan kar kaybı yönünden 1.701.465,67 TL’nin 500.000,0 TL’sinin davalı tarafın temerrüde düşürüldüğü ihtarnamenin davalı tarafından tebliğ alındığı 06/11/2015 tarihinden, kıdem tazminatı ödemesi olarak toplam 157.560,00 tazminat bedelinin 1.000,00 TL sinin dava tarihinden itibaren başlayacak ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, kalan tutarın ıslah tarihimizden itibaren, işleyecek ticari faiz ile tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, taraflar arasında düzenlenen 30/04/2015 tarihli ek protokol kapsamında sözleşmenin 2 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle tek taraflı olarak feshetme yetkisinin müvekkili şirkete tanındığını, sözleşmenin de belirtilen madde kapsamında feshedildiğini, haksız feshin söz konusu olmadığını, davacı tarafın şirket olarak basiretli iş adamı gibi davranmak zorunda olduğunu, ayrıca düzenlenen ek protokole göre yeni fiyatlandırma kapsamında dava konusu yapılan faturanın düzenlendiğini, faturaya yönelik herhangi bir itiraz olmadığını, faturanın davacı tarafın kendi ticari defter ve kayıtlarında da bulunduğunu, ayrıca mail yazışmalarına göre fatura bedeli olan 183.194,50-TL'nin ödeneceğinin kabul edildiğini, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Mahkemece, " ...Taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 30/04/2015 tarihli ek protokole göre davalı tarafın kendisine tanınan tek taraf fesih yetkisine istinaden sözleşmeyi feshettiği, söz konusu feshin haksız fesih olarak değerlendirilemeyeceği, 30/04/2015 tarihli ek protokolün 18/11/2014 tarihinden itibaren geriye yönelik geçerli olduğu kabul edilerek protokolde belirtilen fiyatlandırma kapsamında daha önce 18/11/2014 tarihi itibariyle fazladan yapılan tahsilatın iadesi kapsamında 15/07/2015 tarih ... nolu toplam 183.194,50-TL'lik faturanın düzenlendiği, düzenlenen faturanın da taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olması ve mail yazışmalarına göre davacı tarafından kabul edilip kendi kayıtlarına da işlendiği dikkate alınarak söz konusu fatura bedelinin iadesinin de istenemeyeceği dikkate alınarak " davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 14/12/2022 tarih 2020/1019 E. 2022/1439 K. Sayılı ilamı ; "...Somut olayda, taraflar arasında imzalanan ek protokol ile davalıya sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeden en az 2 ay önceden yazılı ihbarda bulunmak suretiyle tek taraflı olarak fesih hakkı verilmiş ise de 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile hak ve borçların kullanımı ve ifasında da dürüstlük kurallarına uyulması gerektiğine işaret edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/15206 E. 2016/4748 K. 27/04/2016 tarihli ilamı "...Genel olarak kişiler, özel hukuk alanında diğer kişilerle olan ilişkilerini hukuk düzeni içinde kalmak şartıyla diledikleri gibi düzenler, diledikleri konuda, diledikleri kişiler ile sözleşme yapabilirler. Bu olanak, Borçlar Kanunu'nda öngörülen sözleşme özgürlüğü ilkesinin bir sonucudur ve Anayasa'nın 48. maddesi ile de teminat altına alınmıştır. Sözleşme özgürlüğü, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğünü de içerir. Var olan bir sözleşmeyi sona erdirmenin yollarından birisi de, sözleşmenin feshidir. Dolayısıyla sözleşme özgürlüğü, sözleşmenin tek taraflı tasfiyesine yönelik olarak sona erdirilmesini amaçlayan fesih hakkını da içermektedir. Görüldüğü üzere, kural olarak kişinin sözleşmenin feshi yoluna gitme konusunda irade özerkliği sonucu takdir hakkı bulunmakla birlikte, feshin haksız olması halinde, karşı tarafın bundan doğan zararlarından sorumluluğunun da bulunacağı tabiidir. Dairemizin 22/10/2014 tarih, 2014/7542 E - 2014/16209 K. ilamında da belirtildiği üzere sözleşmede herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih hakkının bulunduğuna dair bir hüküm olması halinde dahi, sözleşmenin feshi için haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir..." şeklindedir. TMK'nun 2. maddesi gereğince, hak ve borçların kullanımı ve ifasında dürüstlük kurallarına uyulması gerekmekte olup, bu ilkeye somut dosyada olduğu gibi taraflarca imzalanmış sözleşmenin yürütümü ve feshi sürecinde de uyulması gerekmektedir. Her ne kadar sözleşme ile davalıya sebep göstermeksizin feshi hakkı tanınmış ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/15206 E. 2016/4748 K. 27/04/2016 tarihli ilamında da belirtildiği şekilde, böyle bir fesih yetkisinin bulunması halinde dahi haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir. Bu itibarla; davalı tarafça, 30/04/2015 tarihli ek protokol kapsamında sözleşmenin 2 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle tek taraflı olarak feshetme yetkisine istinaden sözleşme feshedilmiş ise de haklı bir gerekçe ileri sürülmediğinden sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmıştır. Öte yandan, davalı tarafça düzenlenen 15/07/2015 tarih 183.194,50 TL faturanın, taraflar arasında imzalanan ek protokolde revize edilen fiyatlara göre 18/11/2014 tarihinden 30.04.2015 tarihli protokol imza tarihine kadar alınan hizmetler için yapılan fazladan ödemelerin (önceki sözleşmede karaştırılan bedel üzerinden yapılan ödemeden kaynaklı ) tahsili amacıyla düzenlenmiştir. Mahkemece düzenlenen faturanın, taraflar arasında düzenlenen ek protokole uygun olması ve mail yazışmalarına göre davacı tarafından kabul edilip kendi kayıtlarına da işlendiği dikkate alınarak söz konusu fatura bedelinin iadesinin istenemeyeceğine karar verilmiş ise de 31/08/2012 tarihli sözleşme sona ermesine rağmen 30/04/2015 tarihli ek protokol düzenleninceye kadar davacı taraftan hizmet alımına devam edilmiş, sona eren sözleşme kapsamında ödeme yapılmıştır. Her ne kadar 30/04/2015 tarihli ek protokolün 18/11/2014 tarihinden itibaren geçerli olacağı kararlaştırılmış olmakla ek protokolden önce verilen hizmetler için ek protokolde hizmet bedeli daha düşük kararlaştırılmış olması nedeniyle davalı tarafça iade faturası düzenlenmiş ise de 2 yıl süreli düzenlenen ek protokol tarihinden yaklaşık 2 ay sonra sözleşme tek taraflı feshedilerek ek protokol tarihinden önce verilen hizmetler için ek protokole ile revize edilen hizmet bedeline göre bedel iadesini talep etmek hakkın kötüyü kullanımı olarak kabulü gerekir. Nitekim, taraflar arasındaki sözleşme sona ermesine rağmen aynı şartlarla davacıdan hizmet alımı devam edilmiş akabinde davacıya, sözleşmenin 2 yıl daha devam edeceği güveni oluşturularak davacının geçmişe dönük bedellerin indirimini kabul etmesi sağlandıktan sonra sözleşmenin tek taraflı feshedildiği görülmüştür. Buna göre davalının, davacı ile yapılan hizmet sözleşmesinin, ek protokol ile 2 yıl uzatma amacının, geçmiş döneme ait hizmet bedelinin indirimini sağlamaya matuf olduğu kabulü gerekmektedir. Ancak, davacı vekili dava dilekçesinin talep sonucunda, fatura bedelinin şimdilik 5.000 TL'lik kısmının ödenmesini talep etmiş ise de fatura bedelinin ödenip ödenmediği dosya kapsamı ile anlaşılamamaktadır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, söz konusu faturanın davacının ticari defterlerinde davalı alacağı olarak kayıtlı olduğu, 183.194,50 TL alacağın davalı THY'nin 502.665,56 TL borcundan mahsup edildiği görülmüştür. O halde, davacı tarafça söz konusu 15/07/2015 tarihli fatura bedelinin şimdilik 5.000,00 TLlik kısmının iadesi talep edildiğine göre taleple bağlılık ilkesi uyarınca varsa ödemeye ilişkin belgeler getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Davacı vekilinin, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle talep ettiği diğer alacak kalemleri ise mahrum kalınan kar kaybı ile kıdem tazminatı ödemesi olarak toplam 157.560,00 tazminat olarak gösterilmiş olup uğranılan kar kaybının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de kıdem tazminatı konusunda bir değerlendirme yapılmadığı gibi davacı tarafça bu konuda dava dışı işçilere bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmışsa, taraflar arasındaki ihale kapsamında çalıştırılan işçilere ödenecek kıdem tazminatı miktarının tespiti ile varsa davalının sorumlu olduğu miktar araştırılmamıştır. Kıdem tazminatı konusunda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları) O halde, taraflar arasındaki ihale kapsamında çalıştırılan dava dışı işçilere davacı tarafça yapılmış bir ödeme olup olmadığı sorularak bu aşamada bir ödeme yapılmamış ise henüz bir talep hakkı doğmadığından bu talebin reddine, ödeme yapılmış ise ödeme belgeleri getirtildikten sonra taraflar arasındaki ihale kapsamında çalıştırılan işçilere ödenecek kıdem tazminatı miktarının tespiti ile varsa davalının sorumlu olduğu miktar araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. " gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararında sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece, " ... İBAM kaldırma kararı kapsamında dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyet ... düzenlemiş oldukları 14/01/2024 tarihli ek raporlarında İBAM kaldırma kararı kapsamında davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarının kar mahrumiyeti olarak 1.701.465,67-TL, kıdem tazminatı ödemesi olarak 153.407,54-TL, fatura bedeli olarak taleple bağlı kalınarak 5.000-TL olduğunu teknik kanaatleri olarak belirtmişler, mahkememizce düzenlenen bilirkişi raporu yeterli görülerek hükme esas alınmıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; İBAM kaldırma kararında da belirtildiği üzere davalı tarafın dava konusu sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, haksız olarak feshedilen sözleşme kapsamında davacı tarafın bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere talep edebileceği alacak miktarının kar mahrumiyeti olarak 1.701.465,67-TL, kıdem tazminatı ödemesi olarak 153.407,54-TL, fatura bedeli olarak taleple bağlı kalınarak 5.000-TL olmak üzere toplam 1.859.873,21-TL olduğu " gerekçesiyle mahrum kalınan kar olarak 1.701.465,67-TL, kıdem tazminatı ödemesi olarak 153.407,54-TL, fatura bedeli olarak 5.000-TL olmak üzere toplam 1.859.873,21-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, iş bu alacağın 500.000-TL'sine temerrüt tarihi olan 14/11/2015 tarihinden itibaren, 5.000-TL'sine dava tarihinden itibaren bakiye 1.354.873,73-TL'sine ıslah tarihi olan 10/01/2019 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkil şirket ile davacı ... firması arasında 31.08.2012 tarihinde imzalanan ve 01.09.2012'den itibaren yürürlüğe giren 2 yıl süreli Uçak Temizlik Hizmetleri Sözleşmesi 01.09.2014 tarihi itibariyle sona erdiğini, müvekkil şirket 27.08.2014 tarih ve 43 sayılı yazı (Ek-7) ile yeni hizmet alımı için ihaleye çıkılacağını belirterek ihale süreci sonuçlanana kadar hizmet alımına devam edileceğini davacıya bildirdiğini ve davacı da uygun görerek hizmet vermeye devam ettiğini, bu süreç içerisinde yeni bir firma ile daha iyi koşullarda anlaşma yapılana kadar, davacı firmanın ihaleye katılarak, vermiş olduğu 18.11.2014 tarihli fiyat teklifinde süresi biten önceki sözleşme fiyatlarından daha düşük fiyat teklifinde bulunduğu için, bu fiyatlar geçerli olmak koşulu ile hizmet alımına geçici süre için devam edildiğini, karşılıklı mutabakatla imzalanan Ek Protokol'de teklif tarihi olan 18.11.2014 itibariyle geçerli olacak şekilde fiyatlar revize edildiğini, imzalanan Ek Protokol'de, davacı firmanın hakları korunmak üzere 2 ay önceden feshi ihbar şartı getirilerek müvekkil Şirkete sözleşmeyi tek taraflı fesih imkanı verildiğini, tek taraflı fesih hakkı sözleşme serbestisi kapsamında olup hukuka uygun olduğunu, müvekkillince, 2 ay 5 gün öncesinden 08.07.2015 tarih ve 711 sayılı yazı ile 13.09.2015 tarihi itibariyle Ek Protokol gereği devam edilen hizmet alımının sona erdirileceği ve sözleşmenin feshedileceği davacı yana bildirildiğini, bu itibarla, 13.09.2015 tarihinde sözleşme Ek Protokol şartlarına uygun olarak feshedildiğini, bu nedenle haksız fesih söz konusu olmadığınından davacının mahrum kalınan kar talebinin ek protokole aykırı olduğunu ve davacının personeline ödediği tazminatları talep etme hakkı bulunmadığını 15.07.2015 tarih ve ... no'lu faturaya dayalı alacak talebi yönünden ; Ek Protokol tarihinden sonra verdiği hizmetler bedeli olarak Ek Protokol ile revize edilen fiyatlar üzerinden davacıya ödeme yapıldığını ve hiçbir itiraz vaki olmadığını, keza Ek Protokol ile revize edilen fiyatlar üzerinden, davacının teklif tarihi olan 18.11.2014 tarihinden itibaren alınan hizmetler karşılığı fazladan ödenmiş olan bedellerin iadesi için kesilecek fark faturası miktarı da davacı tarafın muvafakati alınarak belirlenmiş olduğunu, bu nedenle, 15.07.2015 tarih ve... No'lu dava konusu fatura, Ek Protokol son paragraf gereği revize edilen fiyatlar 18.11.2014 tarihinden itibaren geçerli olduğu için 18.11.2014 tarihinden, 30.04.2015 olan protokol imza tarihine kadar alınan hizmetler için fazladan yapılan ödemeler müvekkil şirkete iade edilmek üzere kesilmiş olup, ciro bedeli olarak kesilen faturanın miktarı konusunda davacı yan ile mutabakat yapıldığı dosyada yer alan emailler ile de sabit olup, davacının söz konusu faturaya dayalı iade alacak iddiaları tümüyle haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık; davalı tarafça tek taraflı yapılan feshin haksız olup olmadığı, ek protokol ile belirlenen fiyattan dolayı geçmişe dönük düzenlenen iade faturasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olup olmadığı, feshin haksız olduğunun tespiti halinde davacının zararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamına göre taraflar arasında davalı şirkete uçakların iç ve dış temizlik işlerinin yapılması kapsamında 01/09/2012'den itibaren yürürlüğe girecek şekilde 2 yıl süreli 31/08/2012 tarihli hizmet alım sözleşmesi düzenlenmiş, sözleşme sona erdikten bir süre sonra sona eren sözleşmede kararlaştırılan bedelden daha düşük bedel üzerinden 30/04/2015 tarihli ek protokol imzalanmış ve protokolün 18/11/2014 tarihinden itibaren geçerli olacağı karalaştırılmış olup, davalı firmaya, sözleşme süresinin sonunu beklemeden sözleşmeyi ilave bir yükümlülüğe tabi olmasızın 2 ay öncesinden yazılı olarak bildirilmek şartı ile tek taraflı olarak fesh etme hakkı tanınmış, ek protokol düzenlendikten yaklaşık 2 ay sonra davalı firma, 08/07/2015 tarihli yazısı ile 31/08/2012 tarihli Uçak Temizlik Sözleşmesi'nin 30/04/2015 tarihli ek protokol'ün ilgili maddesine istinaden feshedildiği, 13/09/2015 tarihi itibari ile sona ereceği ihbar edilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı uyarınca önceki bilirkişilerden alınan 14/01/2024 tarihli ek raporda " Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016-258 E. sayılı dosyasına sunulan 16.11.2018 havale tarihli ek raporumuzda, “ davacı şirketin davalı şirkete hizmet vermemekten dolayı 20.09.2015-30.04.2017 tarihleri arasında mahrum kaldığı kâr kaybı 1.701.465,67 TL olarak hesap edildiği, Davalı yanın düzenlemiş olduğu 15.07.2015 tarihli “...” açıklamalı 183.194,50 TL tutarlı fatura ile ilgili olarak mezkur faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı yanın davalıdan olan cari alacağından mezkur fatura bedelini düşmüş olduğu tespit edildiği, bu itibarla davacı yanın mezkur fatura bedelini ödemiş olduğunun kabulünün gerekeceği, Davacı yanın dosyaya sunmuş banka ekstresinden 01.10.2015 tarihinde aşağıda detayları verilmiş olan kıdem tazminatlarının ödenmiş olduğu, buna göre davacı yanın 01.10.2015 tarihinde 46 çalışanına toplam 153.407,54 TL tutarında kıdem tazminatı ödemesi yaptığı görüldüğü, Sonuç olarak; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 2020-1019 Esas 2022-1439 no.lu istinaf kararı ışığında yapılan değerlendirme ve hesaplamalar neticesinde, mahkemenin davalı yanın davacı yan ile olan sözleşmesini haksız olarak feshetmiş olduğu yönünde kanaate varması halinde davacı yanın talep edebileceği kâr mahrumiyeti tutarının, 1.701.465,67 TL olduğu, davalı yanın düzenlemiş olduğu 15.07.2015 tarihli “...” açıklamalı 183.194,50 TL tutarlı fatura bedelinin iadesini davalı yandan talep edebileceği, 46 çalışanına yapmış olduğu toplam 153.407,54 TL tutarında kıdem tazminatı ödemesini davalı yandan rücuen talep edebileceği" yönünde kanaate varıldığı bildirilmiştir. Davalı vekili imzalanan Ek Protokol'de, 2 ay önceden feshi ihbar şartı getirilerek davalı şirkete sözleşmeyi tek taraflı fesih imkanı verildiğini, bu nedenle haksız fesih söz konusu olmadığınından davacının mahrum kalınan kar kaybı ile personeline ödediği tazminatları talep etme hakkı bulunmadığını, yine imzalanan ek protokol uyarınca revize edilen fiyatlar 18.11.2014 tarihinden itibaren geçerli olduğu için 18.11.2014 tarihinden, 30.04.2015 olan protokol imza tarihine kadar alınan hizmetler için fazladan yapılan ödemeler konusunda düzenlenen faturaya davacının mutabakatı bulunduğundan bahisle ödenen fatura bedelinin iadesi talep edilemeyeceğini ileri sürmüş ise de dairemizin önceki kaldırma kararında ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere her ne kadar ek protokol ile davalıya sebep göstermeksizin feshi hakkı tanınmış ise de, emsal yargıtay kararlarında belirtildiği gibi böyle bir fesih yetkisinin bulunması halinde dahi haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir. Bu itibarla, haklı bir gerekçe ileri sürülmediğinden sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmakla, hesaplanan tazminat miktarına ilişkin bir itiraz da bulunmadığı gözetilerek davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davalı tarafça düzenlenen 15/07/2015 tarih 183.194,50 TL faturanın, taraflar arasında imzalanan ek protokolde revize edilen fiyatlara göre 18/11/2014 tarihinden 30.04.2015 tarihli protokol imza tarihine kadar alınan hizmetler için yapılan fazladan ödemelerin (önceki sözleşmede karaştırılan bedel üzerinden yapılan ödemeden kaynaklı ) tahsili amacıyla düzenlenmiştir. Ancak, 31/08/2012 tarihli sözleşme sona ermesine rağmen 30/04/2015 tarihli ek protokol düzenleninceye kadar davacı taraftan hizmet alımına devam edilmiş, sona eren sözleşme kapsamında ödeme yapılmıştır. Her ne kadar 30/04/2015 tarihli ek protokolün 18/11/2014 tarihinden itibaren geçerli olacağı kararlaştırılmış olmakla ek protokolden önce verilen hizmetler için ek protokolde hizmet bedeli daha düşük kararlaştırılmış olması nedeniyle davalı tarafça iade faturası düzenlenmiş ise de 2 yıl süreli düzenlenen ek protokol tarihinden yaklaşık 2 ay sonra sözleşme tek taraflı feshedilerek ek protokol tarihinden önce verilen hizmetler için ek protokole ile revize edilen hizmet bedeline göre bedel iadesini talep etmek hakkın kötüyü kullanımı olarak kabulü gerekir. Nitekim, taraflar arasındaki sözleşme sona ermesine rağmen aynı şartlarla davacıdan hizmet alımı devam edilmiş akabinde davacıya, sözleşmenin 2 yıl daha devam edeceği güveni oluşturularak davacının geçmişe dönük bedellerin indirimini kabul etmesi sağlandıktan sonra sözleşmenin tek taraflı feshedildiği görülmüştür. Bu itibarla davacının, ek protokol ile geçmişe dönük hizmet bedelini aşağıya doğru revize etmesinin, sözleşmenin 2 yıl uzatılması amacıyla yapıldığına göre, düzenlenen ek protokolden 2 ay sonra haklı bir neden gösterilmesizin sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle sona eren 2012 tarihli sözleşme kapsamında, ek protokol düzenleninceye kadar verilen hizmetler için davalı tarafça fark faturası düzenlenmesi hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından düzenlenen 183.194,50 TL tutarlı faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup, davacının, davalıdan olan cari alacağından düşüldüğü, mahsup işlemi yapılan davacının cari hesap alacağına, davalı tarafça itiraz edilmediği gözetilerek şimdilik talep edilen 5.000,00 TL fatura bedelinin iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Kıdem tazminatı yönünden, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı yanın 01.10.2015 tarihinde 46 çalışanına toplam 153.407,54 TL tutarında kıdem tazminatı ödemesi yaptığı gerekçesiyle talebin kabulüne karar verilmiş ise de kıdem tazminatı yönünden dairemizin kaldırma kararına uygun şekilde tarafların sorumlulukları araştırılmamıştır. Dairemizin kaldırma kararında açıklandığı üzere kıdem tazminatı konusunda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Nitekim, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenerek sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverinin sorumluluğuna gidilemeyeceğine karar verilmiştir. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Buna göre dosyaya sunulan " ... A.Ş. Uçak Temizlik Hizmetleri Sözleşmesi" kapsamında çalıştırılan işçilerin, kıdem tazminatı dahil işçi alacaklarından davalı asıl işveren ... A.Ş.'nin sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığından dava dışı işçilere, kıdem tazminatı alacaklarından dolayı ödenen bedelden, yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamayan davacı asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden kıdem tazminatı yönünden talebin reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kazanılmış haklar gözetelirek hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun hükmedilen kıdem tazminatı yönünden kısmen kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/40 Esas, 2024/408 Karar sayılı ve 17/04/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, mahrum kalınan kar olarak 1.701.465,67-TL ile 5.000,00 TL fatura bedeli olmak üzere toplam 1.706.465,67-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, iş bu alacağın 500.000-TL'sine temerrüt tarihi olan 14/11/2015 tarihinden itibaren, 5.000-TL'sine dava tarihinden itibaren bakiye 1.201.465,67-TL'sine ıslah tarihi olan 10/01/2019 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, kıdem tazminatından kaynaklanan fazlaya ilişkin talebin reddine,a-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 116.568,60-TL ilam harcından peşin alınan 187,86-TL + 31.646-TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 84.734,78-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, b-Davacı tarafça yatırılan peşin alınan 187,86 TL ile 31.646,00 TL ıslah harcının toplamı olan 31.833,86 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine bunun dışında davacı tarafça sarfedilen dava açılış gideri, tebligat posta gideri ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.998,70 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre ( % 91,55 )1.829,80 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davacı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 208.514,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Davalı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 25.209,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine,
İstinaf Giderleri Yönünden;3-Harçlar Kanunu gereğince davalı taraftan alınan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 31.762,00 TL harcın mahsubu ile arta kalan 31.334,40 TL'nin davalı tarafa iadesine, 5-Davalı tarafından sarfedilen 1.597,00 TL istinaf harcı ile 272,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.869 TL istinaf giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32