Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2024/583
2024/1065
11 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/583
KARAR NO: 2024/1065
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2008/414
KARAR NO: 2023/527
DAVA TARİHİ: 16/05/2008
KARAR TARİHİ: 22/06/2023
DAVA:Tapu İptali ve Tescil - Tazminat
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/710
DAVA TARİHİ:16/11/2009
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/227
DAVA TARİHİ: 23/03/2022
DAVA: Tazminat
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... adresinde yapmış olduğu siteden müvekkilinin 01/06/1999 tarihli ... numaralı ortaklık payı senediyle...satın aldığını, dairenin bedelini, ortak giderleri, tapu masraflarını tamamen ödediğini, dairenin tapusu için müracaat ettiğinde başkasına satıldığını öğrendiğini, defalarca tescil talebinde bulunduğunu, arsa sahibi ve kooperatif başkanı tarafından tescil edileceği belirtilmiş ise de teslim edilmediğini, Kadıköy ... Noterliği'nden 08/05/2008 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilmesine rağmen tescili yapılmadığından bahisle...numaralı dairenin müvekkili adına tescilini, tescilin mümkün olmaması halinde şimdilik 10.000,00-YTL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. BİRLEŞEN 2020/710 ESAS SAYILI DOSYA (Dairemizin kaldırma kararından önceki esas numarası 2020/26 Esas)
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01/06/1999 tarihinde ortaklık pay senedi ile ... Kooperatifinden halihazırda davalının maliki olduğu taşınmazı satın aldığını, dairenin tescili için kooperatife yapmış olduğu başvurudan olumsuz sonuç aldığını ve taşınmazın başkasına satılarak tescil edildiğinin söylendiğini, ... 08/05/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilmesine rağmen adına tescil gerçekleştirilmediğinden Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/414 Esasına kayıtlı davanın açıldığını, ...in 27/06/2005 tarihi ve ... yevmiye nolu işlemi ile müvekkiline tahsis edilen dava konusu ...nolu bağımsız bölümün tahsis tarihi itibariyle müvekkiline mülkiyetine devredildiğinin tespitini, tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini, davalıya ait dava konusu taşınmaz üzerine tedbir konulmasını, işbu davanın İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/414 E. sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ...'a dava dilekçesi 03/02/2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davalı ... vekili yasal süre geçtikten sonra 09/03/2011 tarihinde sunmuş olduğu beyan dilekçesinde ise özetle; müvekkilinin halihazırda kooperatif üyesi olmadığı gibi adı geçen kooperatifte herhangi bir gayrimenkulü de bulunmadığını, davacı iddialarının müvekkili ile ilgisi olmadığını, davacıyı tanımadığını, davacının kooperatif ile ilgili belirttiği hiçbir konuda müvekkilinin muhatap olmadığını, kooperatifle ilgisi bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN 2022/227 ESAS SAYILI DOSYA
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına tahsis edilen ... numaralı bağımsız bölümün arsa sahibi ve bir dönem kooperatif başkanı olan davalı ... tarafından adına tescil ettirildiğini, yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunu, adına yolsuz tescil yapılan ...'in ise iş bu gayrimenkulü davalılardan ...'a tapuda satış göstermek sureti ile devir ve tescil ettirdiğini, ...'a yapılan satış muvazaalı olduğundan iptali istemiyle dava açılarak mahkemeden tebdir talep edilmiş ise de tedbir talebini reddedildiği için ... tarafından bu kez gayrimenkulün ... tapuda satış gösterilmek suretiyle devir ve tescil edildiğini, ... yapılan satış muvazaalı olduğu için ona karşı da dava ikame edildiğini ancak... dosyaya sunmuş olduğu deliller ile taşınmazın bedelini ödeyerek iyiniyetli ayni hak iktisap eden 3.kişi konumunda olduğunu ispatladığı için onun hakkında açtıkları davadan feragat ettiklerini, taşınmazın ... adına tescili yolsuz olduğu gibi ... tarafından ...'a yapılan satış işleminin ise muvazaalı olması sebebiyle müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduklarını beyan ederek; davanın kabulü ile öncelikle zorunlu dava arkadaşlığı nedeniyle huzurdaki dosyanın İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/414 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesini, dava konusu Kartal İlçesi ... ada ...parsel... numaralı bağımsız bölümünün yolsuz tescil edildiğinin tespiti ile gelinen aşama itibariyle tapu iptal ve tescil talebinin hukuken imkansız olması nedeniyle denkleştirici adalet ilkesi gereği taşınmazın rayiç bedeli üzerinden şimdilik 5.000,00 TL'nin birleştirme talep edilen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2008/414 E. Sayılı dosyasının davalıları ile işbu dava davalısı ...'den müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ...'e dava dilekçesi 07/05/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davalı ... vekili yasal süre geçtikten sonra 21/09/2022 tarihinde sunmuş olduğu beyan dilekçesinde ise özetle; dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmediğinden müvekkilinin davadan 21/09/2022 tarihinde e-devlet üzerinden haberdar olduğunu, davadaki tazminatın hangi hukuki gerekçeye göre istendiği ve birleştirilen dosyanın davalısı kooperatif ve ... ile birlikte sorumluluğa ilişkin dava dilekçesinde yeterli açıklık olmadığını, dilekçedeki iddialardan davanın müvekkili davalının haksız eylemi ve haksız zenginleşmeden kaynaklanan dava ile karşı karşıya bulunduğunun düşünüldüğünü, haksız eylem ve haksız zenginleşme davacı tarafından en azından kooperatife karşı açılan dava tarihinde öğrenildiğinden TBK ilgili 72. ve 77. maddelerindeki zamanaşımı sürelerinin geçmesi ile dava hakkının ortadan kalktığı, müvekkilinin iddia edildiği gibi kooperatifin yönetim organlarında yer almadığını, davacı gibi üyelerden biri olduğunu, sadece kooperatif genel kurul toplantılarının bazılarında divan başkanlığı yaptığını, kooperatif ile müvekkili arasında dava konusu ana taşınmaz ile ilgili olarak ...Noterliği’nden 24/03/1998 tarih ... sayılı taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşmede yüklenicinin davalı kooperatif olduğunu, müvekkiline arsa sahibi olarak sözleşmede paylaşım yapıldığını, kooperatifin sözleşmedeki yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getiremediğini, taşınmazda yer alan binaların yapım işini sözleşmeye göre tamamlayamadığını, onaylı projesine uymadığını ayrıca ödeme güçlüğüne düştüğünü, bu nedenlerle yapım işleri müvekkili tarafından tamamlanarak kooperatif ortaklarının zarar görmesinin engellendiğini, müvekkilinin hem arsa sahibi olması, hem binanın eksik bırakılan işlerini tamamlaması hem de kooperatif ortağı olması sebebiyle kendisine bırakılan bağımsız bölümlerde ilgili tasarrufta bulunduğunu, dava konusu 7 numaralı meskene ilişkin 2005 yılında müvekkilinin satış işleminden sonra kooperatif genel kurulunda alınan 08/10/2006 tarihli kararın müvekkilini bağlayıcı bir yönü olmadığını, dava konusu bağımsız bölümün davacıya kooperatif ortağı olarak tahsis edildiğine ilişkin kooperatif tarafından müvekkiline yapılmış bildirim bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin kendi adına kayıtlı taşınmazını ...’a satışında haksız eylem ve bedeli yönünden haksız zenginleşme söz konusu olmadığını beyan ederek; davanın zamanaşımı nedeniyle reddini aksi takdirde esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davacı tarafından, davalı ... aleyhine açılan davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/26 E. 2020/121 K. sayılı 07/02/2020 tarihli kararı ile; "Dosyanın tefrik edildiği Mahkememizin 2008/414 Esas sayılı dosyasında 21/05/2019 tarihli celsede verilen 2 nolu ara karar uyarınca birleşen dava yönünden taşınmazın değerine göre yatırılması gereken 1.914,30 TL eksik harcı tamamlaması hususunda kesin süre verildiği ve kesin süre içerisinde harç eksikliğinin tamamlanmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtar edildiği, davacı vekilinin duruşmada hazır olması nedeniyle verilen ihtarın yüzüne karşı tefhim edildiği, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 32. Madde hükmü gereğince Yargı İşlemlerinde alıncak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağının düzenlendiği, Davacı vekilince eksik harcın verilen kesin süreye rağmen yatırılmadığı, dosyanın tefrik edildiği Mahkememizin 2008/414 Esas dosyası ile birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/1255 Esas sayılı dosyanın 13/06/2019 tarihli celsede verilen 2 nolu ara karar ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, yasal üç aylık süre geçmesine rağmen harçların yatırılarak davanın yenilenmediği" gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 18/11/2020 tarihli 2020/1940 E. 2020/252 K sayılı kararı ile... nedeniyle davacıya tahsis olunduğu ileri sürülen taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.Davacı,... üyesi olduğunu, bu üyeliği nedeniyle kendisine tahsis edilen taşınmazın kooperatif yönetim kurulu başkanı ve arsa sahibi olan ... adına tescil edildiği ileri sürerek ...Kooperatifine karşı İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin (Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi) 2008/414 Esas sayılı dosyasında 16/05/2008 tarihli dilekçesi ile tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuş, yargılama aşamasında taşınmazın ...'a 03/10/2005 tarihinde satıldığının anlaşılması üzerine ... hakkında 16/11/2009 tarihli dava dilekçesi ile Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2009/1255 E) tapu iptal ve tescil talebiyle açtığı dava, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin (Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi) 2008/414 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş, yargılama aşamasında taşınmazın 13/05/2010 tarihinde bu kez ... isimli şahsa devredilmesi üzerine mahkemece 15/03/2012 tarihli celsede davacı vekiline, ....hakkında birleştirme istemli dava açmak üzere iki haftalık süre verilmesine karar verilmiş, 24/10/2013 tarihli celsede ise "Davacı vekiline HMK 125 maddesi uyarınca hangi seçimlik haklarını kullanacakları konusunda yazılı beyanda bulunmak, eğer tapu iptal ve tescil talebinde ısrar ediyor iseler 15/03/2012 tarihli celsenin bir nolu ara kararında belirtildiği üzere davacı vekiline .... hakkında birleştirme istemli dava açmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, (verilen kesin süre içinde hangi seçimlik hakkının kullanılmadığı açıkça belirtilmediği taktirde davaya tapu iptal ve tescil davası olarak devam edileceği, bu durumda da yeni malike karşı dava açılması gerektiğinden bu ara kararın yerine getirilmediği taktirde mevcut duruma göre karar verileceği davacı vekiline ihtar edildi.)" şeklinde ara karar oluşturulmuş, davacı vekilinin 07/11/2013 tarihli dava dilekçesi ile ...hakkında İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2013/762 E) tapu iptal ve tescil talebiyle açtığı dava, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin (Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi) 2008/414 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. İlk derece mahkemesince İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/414 Esas sayılı dosyasında 07/02/2019 tarihli celsede ...hakkında açılan ve birleştirme kararı verilen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/762 E sayılı dosyasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilmiştir. Uyap siteminde yapılan incelemeye göre; tefrik kararından sonra dosya İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/38 Esasına kaydedilmiş ve asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup, istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adiye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2019/2908 E. 2020/969 K. Sayılı 04/06/2020 tarihli kararı ile "Davacı, kooperatif üyeliğine dayanarak tapu iptal ve tescil talep ettiğine göre uyuşmazlığın Kooperatifler Kanunundan kaynaklandığı açıktır. Bu nedenle mahkemece eldeki davanın tefrik edilerek asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı ... hakkında açılan Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2009/1255 E sayılı dosyası yönünden ise; 21/05/2019 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı ile "davacı vekiline birleşen dava yönünden taşınmazın değerine göre yatırılması gereken harç 2.049,30 TL iken davacı tarafça 135,00 TL peşin harç yatırıldığı, 1.914,30 TL harcın eksik kaldığı anlaşılmakla, eksik kalan 1.914,30 TL harcı tamamlamak üzere iki hatfalık kesin süre vrilmesine, kesin süre içerisinde harç tamamlanmadığı takdirde birleşen davanın işlemden kaldırılacağının ihtaratına" 13/06/2019 tarihli celsede "Mahkememiz dosyası ile birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/1255 Esas sayılı dosyasının işlemden kaldırılmasına", 06/02/2020 tarihli celse "İş bu dava ile birleşen İstanbul Anadolu 2. ATM nin 2009/1255 E. Sayılı dosyasının dosyamızdan tefriki ile ayrı esasa kaydına" karar verilerek dosya İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/26 Esasına kaydedilmiş ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi mümkündür. Zorunlu taraf değişikliği durumu halinde, yani dava devam ederken, taraflardan birinin müddeabihi (dava konusu olan mal veya hakkı) bir başkasına temlik etmesi halinde davaya kim tarafından veya kime karşı nasıl devam edileceği, Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 186. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde; "Dava ikame edildikten sonra iki taraftan biri müddeabihi ahara temlik ederse diğer taraf muhayyerdir. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından sarfınazar ederek müddeabihe temlik eden kimseye karşı dava eder. Bu suretle davayı kazanırsa mahkumunaleyh, müddeabihi kendisine temlik eden kimse ile beraber masarifi muhakemeyi kefaleti müteselsile ile vermeğe mahkum olur. Dilerse davasını müddeabihi ahara temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına tebdil eder" şeklinde düzenleme içermektedir. Aynı yönde düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 125. maddesinde de yer almaktadır. Dava açıldıktan sonra iki taraftan biri müddeabihi bir başkasına temlik ederse, diğer taraf, dilerse temlik eden ile olan davasından vazgeçerek, davayı müddeabihi devralmış olan üçüncü kişiye teşmil eder; dilerse müddeabihi başkasına temlik etmiş olan tarafla arasındaki davayı, zarar ve ziyan (tazminat) davasına çevirebilir. Davada taraflardan birinin müddeabihi bir başkasına temlik ettiğini öğrenen mahkemenin bu hali kendiliğinden gözeterek, seçimlik hakkına binaen davacıdan talebini sorması ve davacının vereceği cevaba göre muamele yapması gerekmektedir. Davacının bu konudaki isteği tespit edildikten sonra, davaya ya yeni malike karşı ayın davası olarak devam edilecek ya da eski malik olan davalı hakkındaki davaya zarar ve ziyan (tazminat) davası olarak devam olunacaktır. Bu seçimlik hakkının hatırlatılması kuralı, kamu düzenine ilişkindir ve kanun yolu dahil yargılamanın her aşamasında yapılır (Yılmaz, a.g.e., s.819). Davalının, dava sırasında müddeabihi bir başkasına devretmesi üzerine, aynı davaya müddeabihi devralan üçüncü kişiye karşı devam edilmesini isteyen davacının, bu isteğini mahkemeye açıkça bildirmesi, başka bir deyimle davayı üçüncü kişiye teşmil etmesi gerekir. Bu talep üzerine, üçüncü kişi davada taraf (davalı) durumuna girer (eski davalının yerini alır). Bu halde davanın tarafları; davacı ile müddeabihi dava sırasında devralmış olan üçüncü kişidir. Eski davalı, artık davada taraf değildir; zira eski davalının davada taraf sıfatı kalmamıştır. Davacı ile yeni davalı arasında görülen bu dava, yeni bir dava olmayıp, davacı ile müddeabihi temlik etmiş olan eski davalı arasındaki davanın bir devamıdır (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, s.3802-3836). Diğer taraftan, davacı diğer seçimlik hakkını kullanarak davasını, müddeabihi temlik etmiş olan davalıya karşı zarar ziyan (tazminat) davasına çevirmişse bu halde davaya aynı taraflar arasında devam olunur ve davacının zarar ziyan talebi hakkında bir karar verilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 31/05/2013 tarih 2012/1853 Esas, 2013/803 Karar sayılı ilamı)Somut olayda da, davacı tarafından ilk olarak tapu iptal tescil istemiyle kooperatife karşı dava açılmış, yargılama aşamasında dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce 03/10/2005 tarihinde davalı ...'a satıldığının anlaşılması üzerine davacı vekili tarafından davalı ... hakkında birleştirme talepli dava açılmıştır. Yargılama aşamasında taşınmazın 13/05/2010 tarihinde bu kez ... isimli şahsa devredilmesi üzerine ise davacı vekili tarafından ... hakkında birleştirme talepli dava açılmıştır. ...hakkında açılan dava tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmiş ise de bu karar istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adiye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2019/2908 E. 2020/969 K. Sayılı 04/06/2020 tarihli kararı ile kaldırılmıştır. Dava konusu taşınmaz ...yargılama aşamasında devredildiğinden HMK 125.maddesindeki usul hükümlerinin işletilmesi ve bu şekilde davaya devam edilmesi gerekmekte olup, yeni bir dava açılmasına gerek yoktur. Ancak mahkemenin 24/10/2013 tarihli celsesinde davacı vekiline dava açmak üzere kesin süre verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda açılan yeni davanın HMK'nın 125/1.a maddesinde açıklanan yeni malike davayı yöneltme tercihi olarak kabul edilerek, davacı vekili tarafından 12/02/2015 tarihinde 1.875,00 TL tamamlama harcı yatırıldığı da anlaşılmakla, yatırılan tamamlama harcı da dikkate alınarak varsa eksik harcın hesap edilmesi ve yatırılması yönünde karar oluşturularak yargılamaya devam edilmesi gerekirken eksik harcın ikmal edilmediği gerekçesiyle dosyanın işlemden kaldırılması akabinde tefrik edilerek davanın açılamamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçesiyle kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararının ardından dosya, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/710 Esasına kaydedilmiş ve yine aynı Mahkemenin 2008/414 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 22/06/2023 tarihli 2008/414 E. 2023/527 K. sayılı kararı ile; ''Asıl ve birleşen davaların tapu iptali ve tescil ve yahut bedelin tazmini talepli olduğu anlaşılmıştırİstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/762 Esas sayılı dosyası mahkememizin 2008/414 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesi talepli açıldığı, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/762 Esas 2013/478 karar sayılı ilamıyla mahkememizin 2008/414 esas numaralı dosyası ile birleştirildiği, sonrasında mahkememizce davalı ... hakkındaki dava tefrik edilerek 2019/38 Esas - 2019/189 Karar sayılı ilam ile mahkememizin görevsizliğine karar verildiği, mahkememizce verilen görevsizlik kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/2908 Esas-2020/969 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı, bu kez mahkememizin 2020/201 Esas numarasını aldığı, 2021/415 Karar numaralı karar ile yine mahkememizin 2008/414 esas numaralı dosyası ile birleştirildiği, davacı vekilince mahkememizin 18/11/2021 tarihli celsesinde davalı .... yönünden davadan feragat edildiği, davalı ... yönünden davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği, 2021/791 Esasına kaydının yapıldığı ve 2021/1245 karar numaralı kararı ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşıldı.Mahkememizin 2008/414 Esas sayılı dosyasının 06/02/2020 tarihli duruşmasında verilen 2 nolu ara karar uyarınca; Mahkememizin 2008/414 Esas sayılı dosyası ile birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/1255 Esas sayılı dosyasının dosyamızdan ayrılarak tefrikine karar verildiği, mahkememizce tefrik dosyasının 2020/26 Esasına kaydının yapıldığı, mahkememizin 2008/414 Esas sayılı dosyasında 21/05/2019 tarihli celsede verilen 2 nolu ara karar uyarınca birleşen dava yönünden taşınmazın değerine göre yatırılması gereken 1.914,30 TL eksik harcı tamamlaması hususunda kesin süre verildiği ve kesin süre içerisinde harç eksikliğinin tamamlanmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtar edildiği, davacı vekilinin duruşmada hazır olması nedeniyle verilen ihtarın yüzüne karşı tefhim edildiği, davacı vekilince eksik harcın verilen kesin süreye rağmen yatırılmadığı belirlendiğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, Mahkememizden verilen 07/02/2020 tarih ve 2020/26 Esas 2020/121 sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 18/11/2020 tarih ve 2020/1940 Esas 2020/252 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı ve 2020/710 Esasına kaydının yapıldığı anlaşıldı.Mahkememizce tarafların sunduğu deliller ve davalı kooperatifin ticari defterleri üzerinde kooperatif merkezinde 2 bilirkişi aracılığı ile ve keşif yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve 13/11/2008 tarihinde keşif icra edilmiştir. 16/12/2008 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davalı kooperatif tarafından herhangi bir belge ibraz edilmediği ve keşif sırasında kooperatifin merkezi ve defter kayıtlarının nerede olduğu anlaşılmadığı ve bulunmadığından incelemenin zarureten dosya içinde mevcut olan belgelere göre yapıldığı, dava dosya içinde mevcut davalı kooperatife ait 08/10/2006 tarihli ... gündem maddesinde genel kurulca mevcut inşaatlarda ... No'lu Bağımsız bölümün davacı ...'a tahsis edilmiş olduğu ve bu genel kurul kararına karşı herhangi bir iptal davası açılmadığından genel kurul kararının kesinleşmiş olduğu hususunun anlaşıldığı, buna göre davacı hem davalı kooperatifin ortağı hem de ... no'lu dairenin tahsis hakkına sahip olduğu, ayrıca genel kurulda davacıya tapusunun verilmesi kararı alınmış olduğundan davacının ödemelerini yaptığı ve borcu kalmamış bir ortak olduğunun kabulü gerekeceği, ancak davalı kooperatifte ... no'lu dairede üçüncü şahıs işgali mevcut olup bu dairede oturan dava dışı üçüncü kişinin korunabilir üstün bir hakkı olup olmadığının belli olmadığı, mahkemece verilecek olan karar ... no'lu dairede fiilen oturan üçüncü kişinin de şahsi ve ayni haklarını yakından ilgilendireceğinden öncelikle usulüne uygun olarak bu şahsın davacı tarafından tespiti ile bu davaya dahil edilmesinin sağlanması gerekeceği, bu hususun yerine getirilmesinin takdirinin mahkeme heyetine ait bulunduğu, tüm bu tespit ve açıklamalar sonucunda davacı ...'un davalı kooperatifin ortağı olduğuna, ortaklık sebebi ile kendisine ... no'lu dairenin tahsis edilmiş olduğuna ve bu genel kurul kararı gereğince tapu tescil talebinde bulunmaya haklı olduğuna, tapu kayıtları mevcut olmadığından ayrıca bu hususta inceleme yapılmamış olduğu bildirilmiştir.Mahkememizce taraf teşkili ve dilekçe teatileri tamamlandığı anlaşılmakla tapu iptali - tescil istemine ilişkin davada taşınmazın değerlerinin tespiti ve kooperatif defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi için keşfen inceleme yapılmasına ve önceki heyetten ek rapor alınmasına, önceki bilirkişi heyetine bir inşaat mühendisi eklenmesine karar verilmiş olup 17/10/2014 tarihinde mahkeme keşif heyeti ile keşif icra edilmiştir. Mahkememizin 17/10/2014 tarihli keşfinde dinlenilen davalı tanığı ..."dava konusu ben ... emlakçılık yaparım , dava konusu dairenin önceki maliki (adını şuanda hatırlayamıyorum) dairesini satmak amacıyla bana geldi, gazeteye ilan verdik, davalı ... bize başvurduğunda dava konusu daireyi ve başka daireleri gezdirdik, dava konusu daireyi beğendi, bu daireyi krediyle alacaklarını söylediler, bildiğim kadarıyla dairenin eski maliki ve ... birbirlerini tanımazlar, sadece tapuda devir işlemleri sırasında birbirlerini gördüler, birbirlerini tanısalardı emlakçıya gelip komisyon vermezlerdi, taşınmazın tapu kayıtlarında davalık olduğu konusunda herhangi bir şerh yoktu, dairenin davalık olduğunu davalı bilmiyordu, kredi için banka ekspertizi gelip değer tespiti yaptı, bir sorun olduğunu bilseydi banka kredi vermezdi." beyanında bulunmuş ve beyanını imzası ile tasdik etmiştir.Mahkememizin 17/10/2014 tarihli keşfinde dinlenilen davalı tanığı ...: "ben davalı kooperatifin üyesiyim, arsa sahibi müteahhit, ve aynı zamanda kooperatif yöneticisi olan ... kooperatif üyelerinin kura çekimi sonucu kendilerine tahsis edilen dairelerin tapularını bu şahıslara vermeyip, başkalarına satmış benim gibi dairelerini geri almak isteyen şahıslar ek para ödeyerek bu daireleri satın almak zorunda kalmıştır. Davacının da aralarında olduğu 4 kişiye tahsis edilen daireler başka birinin üzerine kayıtlıydı, benim dairemin de arasında olduğu 16 daire başka bir şahsın üzerine kayıtlıydı, mal sahibi ... in bu şahısları dairelerini sonra vereceği konusunda ikna ettiğini duydum, bu şahıslar tapuları verilmediği için ek ücret ödemediler, diğer 3 kişiden ... de dava açtığını duydum, diğerlerinin ne yaptığını bilmiyorum, ben davalı ... 1 tanımam herhalde o da daireyi ... den almıştır, kendisi burda hiç oturmadı daire boş idi, dava konusu daireyi davalı ... nın ne şekilde aldığını bilmiyorum, ancak krediyle satın aldığını söylediler, davalı ... ya daireyi satın aldığından beri ailesiyle birlikte dairede oturmaktadır, kura çekiminden önce tüm üyelerin aidat borçlarını ödediğini duymuştum, davacının kooperatife borcu olup olmadığını bilmiyorum." beyanında bulunmuş ve beyanını imzası ile tasdik etmiştir.30/11/2014 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Dosyaya ortaklık pay senedi sunulduğu, ortaklık pay senedi kooperatif kaşe ve imzasıyla onanmıl olup, davacının ... üye numarasıyla kooperatife kaydedildiği görüldüğü, 08.10.2006 tarihli genel kurul toplantı tutanağının...nolu gündem maddesinde; ... nolu bağımsız bölümün tapusunun, kooperatif üyesi ...'a verilmesi kararlaştırıldığı, bu karardan da görüleceği üzere genel kurul, davacı ...'un kooperatif üyesi olduğunu, kendisine ... nolu dairenin tahsis edildiğini açıkça kabul ettiği, diğer taraftan dosyaya sunulan kooperatif antet, kaşe ve imzalı tahsilat makbuzlarıyla da, davacının aidat açıklamasıyla davalı kooperatife toplam 47.569,00-TL aidat ödemesi yaptığı anlaşıldığı, bu durumda davacının, davalı kooperatif üyesi olduğunun kabulü gerektiği, davacı, kooperatif üyesi olmasına ve kendisine genel kurul kararıyla .. nolu daire tahsis edilmesine rağmen, dairenin ... adına 03.10.2005 tarihinde tescil edildiği görüldüğü, ... tarafından da, birleşik davanın davalısı ... satıldığı anlaşıldığı, bu durumda davacı kendisine daire verilemeyen üye statüsüne düştüğü, teknik incelemeye göre dairenin dava tarihi itibariyle rayiç bedelinin 120.000,00-TL olarak belirlendiği, sunulan genel kurul tutanaklarına göre, normal bir ortağın, kooperatife yapması karar altına alınan ödemelerin 56.250,00-TL olduğu tespit edildiği, bu ödemelerin dava tarihine kadar TEFE ortalama endeks değerine göre güncel miktarının 197.682,84-TL olarak bulunduğu, davacının dava tarihine kadar yaptığı 47.569,00-TL ödemenin güncel değerinin 134.766,88-TL olarak hesaplandığı, bu durumda davacının konut rayiç değerinden yararlanması olmadığından ancak ödediği miktarını güncel değerinini istemeye hak kazanacağı, ödediği tutarın güncel değerinin 134.766,88-TL olup davacının talebinin 10.000-TL olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, tarafların itirazlarının ve dosyaya yeni sunulan belgelerin de değerlendirilmesi amacıyla dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiştir.10/11/2017 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; ... Müdürlüğü'nün dosyasına göndermiş olduğun 21.03.2017 tarih ve ... sayılı yazısı ile yazı ekinde yer alan tapu kayıtlarının tetkikinden; davaya konu; ..l İli, ... İlçesi, ... yüzölçümlü ana taşınmazda kat mülkiyetine ayrılan 40 / 2336 arsa paylı, .... Kat, ..meskenin; ... adına Kat İrtifakı tesisi nedeniyle tescil edildiği (27.05. 1999 tarih ve 3111 yevmiye sayılı işlem), ...'in satış suretiyle bağımsız bölümü ...'a sattığı (03.10.2005 tarih ve 11290 yevmiye sayılı satış işlemi ile - 5.000,00 YTL), ...'ın satış suretiyle bağımsız bölümü... sattığı (13/05/2010 tarih ve ...yevmiye sayılı satış işlemi ile - 52.000,00 TL) olduğu tespit tespit edildiği, dosyadaki kayıt belgelerde gayrimenkulün ... satışında Alıcı ...'nın iyiniyetli veya kötü niyetli olduğunu belgeleyecek herhangi bir veri mevcut olmadığı gibi bu husus takdiri tamamen mahkemeye ait olan bir konu olduğu, bu konuda heyetçe bir tespit yapılamadığına dair görüş ve kanaatlerini bildirdiği görülmüştür. Mahkememizce esas dosya ve birleşen tüm dosyalar ve davalıları yönünden kooperatif defterleri ve davaya konu taşınmaz da yerinde incelenmek suretiyle tarafların kooperatife üye olup olmadıkları her bir devir tarihi itibariyle taşınmazın değeri ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde yeniden rapor alınmak üzere dosya bir inşaat mühendisi, bir yapı kooperatifi uzmanı ve bir mali müşavirden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi edilerek yeni bir kök rapor alınmasına karar verilmiştir. 07/11/2022 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda özetle; kooperatif uzmanın dosya üzerindeki incelemeleri; Dosyada mevcut belgeler üzerinde yapılan incelemelerde 27.05.2009 tarihinde İstanbul İli, Kartal ilçesi .... nolu bağımsız bölüm üzerinde davalı ... adına tapuda kat irtifakı tesis edildiği görüldüğü, İstanbul İli, Kartal İlçesi, ....parsel, ... nolu bağımsız bölümün 03.10.2005 tarihinde ... tarafından 5.000.00 YTL. Bedel karşılığında ...'a tapuda satıldığı, İstanbul İli, Kartal İlçesi,... parsel, ... kat, ... nolu bağımsız bölümün 13.05.2010 tarihinde, 52.000.00 TL. bedelle ...'ın... sattığı dosyada mevcut tapu kayıtlarının incelemesinden anlaşıldığı, taşınmazın İstanbul İli, Kartal İlçesi, ..., ...sokakta bulunan ... sitesi sahası içinde olduğu, yıllar itibariyle düzenlenmiş olan dosyada mevcut hazirun cetvelleri-ortak listelerinin incelenmesinde, davacının listelerin tamamında adı ve soyadının ortak olarak mevcut olduğu, davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu, davalı ...'in davalı kooperatifin ortağı olduğu, davalı kooperatif tarafından konut tahsis edildiği anlaşılan davacının yukarıda yapılan açıklamalar ve yargıtay kararı kapsamında davalı kooperatifin yanı sıra davalı ...'den müştereken ve müteselsilen tazminat talebinde bulunmasının eşitlik ilkesi kapsamında haklı olacağı sonucuna varıldığı, yapılan teknik incelemede dava konusu taşınmazın 07/11/2022 tarihi itibariyle güncel Rayiç Değeri: 145m² x 9.000 TL / m² = 1.305.000 TL, dava tarihi 16.05.2008 itibariyle rayiç değeri: 1.305.000 TL x 11.776,07 / 135.267,39 = 113.610 TL yuvarlatılarak 120.000 TL olarak hesap ve tespit edildiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; açılan asıl ve birleşen davaların tapu iptali tescil yahut bedelin tazmini talepli olduğu, asıl davada davalı olan ...Kooperatifinin davacının üye olduğu konut kooperatifi olduğu, birleşen mahkememizin 2022/227 Esas sayılı dosyasında davalı olan ...'in kooperatifin konut yaptığı arsanın maliki olduğu, yine birleşen mahkememizin 2020/710 Esas sayılı dosyasında davalı olan ...'ın da davacı adına tahsis edilen davaya konu konutu diğer davalı ...'ten devraldığı ve hakkındaki davadan feragat edilen dava dışı ... sattığı, davaya konu ... nolu bağımsız bölümün kat irtifakı kurulduktan sonra ilk olarak arsa sahibi ... adına tapuda kaydedildiği, sonrasında ... tarafından ...'a satıldığı, ...'ın da hakkında davadan feragat edilen dava dışı...sattığı, taşınmazın bu şekilde el değiştirdiği,...aşamalarda sunmuş olduğu deliller ve daireyi kredi kullanarak almış olması karşısında mahkememizce de iyiniyetli olduğunun benimsendiği, esasında davacı vekilince de bu doğrultuda bu davalı yönünden davadan feragat edildiği, esasında eldeki dava açılırken ve sonrasında aşamalarda taşınmazın devrinin önlenmesi için tedbir talep edildiği, 20/05/2008 tarihli tensip tutanağının..nolu ara kararı ile tedbir talebinin duruşmada değerlendirilmesine karar verildiği, 22/09/2008 tarihli duruşmada da davacı vekilinin tedbir talebini yinelediği, ancak herhangi bir karar alınmadığı süreç böyle ilerlemekle dava konusu hakkında devrin önlenmesi yönünde zamanında tedbir kararı verilmediğinden dava konusu taşınmazın kötüniyetli davalılar tarafından hayatın olağan akışına aykırı şekilde satış gösterilmek sureti ile devre konu edildiği eldeki dava ile başkaca davaların da birleştiği, davacının hakkında tahsis kararı olan ve akçeli yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğu dairesine erişiminin engellendiği, bu hususun tüm dosya kapsamında alınmış olan bilirkişi raporları, tanık beyanları, tapu kayıtları, ödeme dekontları, ortaklık kayıtları, genel kurul toplantı tutanakları, daire tahsis kararı ve tekmil dosya kapsamından anlaşıldığı, davacının kooperatif ortağı olduğunun akçeli tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olduğunun, tarafında davaya konu tescili ve olmadığı takdirde bedelinin tazmini talep edilen... numaralı bağımsız bölümün davalı kooperatifin 08/10/2006 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile davacıya tahsis edildiğinin sabit olduğu, dolayısı ile tekmil dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı kooperatifin, arsa sahibi olan ...'in ve hayatın olağan akışına aykırı şekilde satış yaptığı ...'ın kooperatif sözleşmesi, genel kurul tutanakları ve protokoller çerçevesinde davacıyı zarara uğrattıkları, davaya konu taşınmazın hali hazırda dava dışı iyiniyetli üçüncü kişi ... adına tescilli olduğu bu sebeple tapu iptal tescil talebinin yerinde olmadığı ancak dava tarihi itibari ile davaya konu taşımazın değerinin tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan tahsil edilmesi gerektiği mahkememizce kabul edilmiş, aşamalarda alınmış olan 16/12/2008 tarihli, 30/10/2014 tarihli, 10/11/2017 tarihli ve 07/11/2022 tarihli bilirkişi raporları gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla hükme esas alınmış...." gerekçesiyle, tahsilde tekerrür olmamak üzere asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı kısmen kabulü ile, 120.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın bedeli bakımından kararın hatalı olduğunu, dosyaya alınan en son tarihli bilirkişi raporunda tazminat talebi bakımından taşınmazların tapuda davalılara devir tarihleri ve en önemlisi ise davalı ... tarafından ... devir tarihi itibariyle değer tespiti yapılmadığını, taşınmazın dava tarihi itibariyle 120.000 TL, 07/11/2022 rapor tarihi itibariyle 1.305.000 TL olduğu tespit edilmiş ise de her iki değer tespitinin tazminat talebi bakımından hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dava değerinin artırılması bakımından da yeterli olmadığını, taşınmazın değerinin devir tarihleri dikkate alınarak tespit edilmesi tüm davalılar yönünden (asıl ve birleşen davalar) kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş oldukları istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda müvekkilinin savunması yerine ...savunmasına yer verildiğini, müvekkili yönünden asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, dava konusu taşınmazı ferdileşmeden ve dava tarihinden önce davalı ...'den satın aldığını, bu nedenle asıl davanın konusuz olup ölü doğduğunu, hakkında dava açıldıktan sonra dava dilekçesinin tebliğinden önce taşınmazı ... satmış olması ve davacının...hakkında dava açmış olması sebebiyle HMK 125 gereği tercihini tapu iptal yönünde kullandığını, bu nedenle müvekkilinin taraf sıfatı kalmadığını, ıslah yoluyla da bu durumun değiştirilemeyeceğini, müvekkilinin kooperatif ortağı olmadığını, tapuya güvenerek iyiniyetli olarak taşınmazı satın aldığını, muvazaa iddiasının davacı tarafça ispatlanması gerekirken bu yönde bir delil sunulmadığını ayrıca müvekkili yönünden tapu iptal tescil istemiyle açılan davanın ıslahla tazminata dönüştürülmesi, ıslah dilekçesinde faiz istemi olmamasına rağmen faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... da aynı hususları içeren ek dilekçesi ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini aynen tekrar ettiklerini, dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden davanın öğrenildiği tarihten itibaren yasal sürede zamanaşımı itirazında bulunulmasına rağmen zamanaşımı itirazı konusunda bir karar verilmediğini, müvekkiline yöneltilen birleştirilen davada davacı dava konusu taşınmazın değerine göre ıslah talebinde bulunmayacağını açıkça beyan ettiği ve dava peşin harcı tamamlanmadığı halde mahkemenin davadaki isteği aşarak karar verdiğini, asıl davanın davalısı Kooparatif'in süresinden sonra dosyaya sunduğu 30/11/2006 tarihli ... başlıklı belge ve 08/10/2006 tarihli "Genel kurul toplantı tutanağı" başlıklı belgede dava konusu ...numaralı konutun hak sahibine verileceği belirtilmiş ise de bu belgelerin müvekkili ile asıl davalı kooparatif arasında düzenlendiğini, davacı ile müvekkili arasında ilişki kurulmadığını, tazminatın muhatabının davalı kooparatif olduğunu, müvekkiline karşı tazminat davası yöneltilemeyeceğini, taşınmazı davacıya tahsis edilmesinden önce ...'a sattığını, resmi belgedeki satış iradesinin muvazaadan uzak ve gerçek olduğunu, asıl davalı kooparatif ile müvekkilinin zarardan birlikte sorumluğunu gerektirecek hukuki ilişki bulunmadığını, hukuk litaratüründe "istifadede tekerrür olmamak kaydıyla tazminat tahsili" ibaresine yer verilmediğini, davada birden çok sorumlu var ise tazminattan müşterek müteselsil sorumluluk kavramı kabul edildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, kooperatif üyeliği nedeniyle davacıya tahsis olunduğu ileri sürülen taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescili aksi takdirde tazminat istemine ilişkindir.Dava konusu taşınmazın yargılama aşamasında en son ... satılması, davacı tarafından bu kişiye açılan davanın ise feragatle sonuçlanması sebebiyle dava tazminat istemine dönüşmüştür. Davacının iddiası, üyesi olduğu davalı kooperatif ile davalı ... arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, hem davacının hem de ...'in kooperatif üyesi olduğu, dava konusu taşınmazın kooperatif tarafından kendisine tahsis edildiği ancak ...'in bu taşınmazı adına tescil ettirdiği, söz konusu tescilin yolsuz olduğu, yine ...'in bu taşınmazı ...'a satış işleminin ise muvazaalı olduğuna ilişkindir. Dosya kapsamına göre;- İstanbul İli, Kartal İlçesi, ... parselde sayılı taşınmaz davalı ... adına tapuda kayıtlı iken dosyada yer alanb kooperatif genel kurul toplantı tutanaklarına göre davalı kooperatif ile davalı ... arasında .... Noterliğinden 24/03/1998 tarih ve ... yevmiye no.lu kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır.- Taşınmaz üzerinde inşa edilen bağımsız bölümlere ilişkin ... tarafından 27/05/1999 tarihinde ... başvuru yapılarak adına kat irtifakı tesisi talep edilmiş, bu talep üzerine bağımsız bölümlerin ... adına kat irtifakı tesisi yapılmıştır.- Davacının sunmuş olduğu ortaklık kayıt sözleşmesi, ortaklık senedine göre; 01/06/1999 tarihinde davalı kooperatifin ... no.lu ortağı olmuştur, bu tarihten sonraki kooperatif genel kurul toplantılarına ilişkin hazirun listelerinde de ... no.lu ortak olarak davacının yer aldığı tespit edilmiştir.- Davacının 01/06/1999 tarihinden 03/11/2006 tarihine kadar kooperatife aidat bedellerini ödediği kooperatif kaşesi ve imzası bulunan tahsilat makbuzları ve senet ödeme dekontlarından anlaşılmaktadır. - Davalı kooperatifin 29/05/2005 tarihinde yapılan 2004 yılı olağan genel kurul toplantısında; ...no.lu gündem maddesi ile 15 adet daire yönünden kura çekim esaslarının görüşülmesine geçildiği, kuranın 26/06/2005 günü noter huzurunda çekilmesine karar verildiği, kuraya konu dairelerden birinin dava konusu ... no.lu bağımsız bölüm olduğu ve kuraya katılacak üyeler arasında davacının adının da yer aldığı tespit edilmiş, toplantıda ayrıca ...'in divan başkanı olarak yer almıştır. - Dava konusu İstanbul İli, Kartal İlçesi, .., ... ada, ...parsel, ... kat,... nolu bağımsız bölüm yukarıda yer verildiği üzere kura listesinde yer almasına rağmen, 03/10/2005 tarihinde ... tarafından 5.000,00 YTL bedel karşılığında ...'a satılmıştır.- Davalı kooperatifin 08/10/2006 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında; 24/03/1998 tarihinde .. Noterliğinde ..yevmiye no ile kooperatif ve arsa sahibi ... arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği daha önce yapılan genel kurullarda alınan kararlar uyarınca inşaat yapımı için müteahhit firmaya bırakılan 15 daire ve ödenmesi tamamlandığı için hak sahiplerine tapusu verilen 8 adet dubleks dairenin haricinde kooperatif üyelerine kalan 15 adet dairenin kat irtifakı tapusunun arsa sahibi üzerinden kooperatif üzerine tapu devrinin yapılması ve tapusu kooperatife geçen 15 adet dairenin karşısında isimleri yazılı üyelere devredilmesi hususunda ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili olarak arsa sahibi ile kooperatif adına ibralaşılması hususunda yönetim kuruluna tam yetki verilmesinin oybirliği ile kabul edildiği, arsa sahibinden alınacak dairelerden birinin davacı adına tescil edilecek... no.lu bağımsız bölüm olduğu, .. no.lu bağımsız bölüm karşısında davacı isminin yazıldığı, söz konusu bağımsız bölümlerin tapusunun üyelere verilmesine oybirliği ile karar verildiği, toplantıda ayrıca ...'in divan başkanı olarak yer aldığı anlaşılmıştır. - 30/11/2006 tarihinde kooperatif ile arsa sahibi ... arasında ve bir kısım ortakların da katılımı ile "... başlıklı belge imzalanmıştır. Söz konusu belgede; arsa sahibinin kooperatife aktarması gereken dairelerden .. ve ... no.lu dairelerle tapularını 11/12/2006-16/12/2006 tarihleri arasında hak sahiplerine vermeyi ...'in beyan, kabul ve taahhüt ettiği, kooperatife ait olan .. ve ... no.lu dubleks dairelerin haklarının ... üzerinde kaldığı, üyelere teslim edilen dairelerin inşaatla ilgili eksikliklerinin yapılmasını ...'in beyan, kabul ve taahhüt ettiği, kooperatifin vergi, sigorta gibi borçlarının ... tarafından ödeneceği, kooperatifin eski üyelerine ve istifa den üyelerine borçların ... tarafından ödeneceği, yapacağı ödemeler karşılığında ...'e kooperatif üyeleri tarafından peşinen ve nakden 135.000,00 USD (200.000,00 TL) ödendiği, ... sayılan bu işleri yapıp bitirerek üyelere 31/01/2007 tarihine kadar teslim etmeyi taahhüt ve beyan ettiği belirtilmiş, tutanak kooperatif başkanı, ... ile bir kısım üyeler tarafından imzalanmıştır. - Kooperatifin 08/07/2007 tarihinde yapılan 2006 yılı olağan genel kurul toplantısında; bir kısım üyelerin inşaatların neden geciktiği, tapu şerhlerinin neden kaldırılmadığı, kaç kişiye ödeme yaptığı halde tapu verilmediği gibi hususlarda sorulan sorulara karşılık, ...'e yapılan taahhütname karşılığı 200.000,00 TL para verildiği, bu para karşılığı kooperatif borçlarının ödenmesinin taahhüt edildiği, 15 üyenin çekilişe katıldığı, 13 üyeye tapularının verildiği, 2 üyenin tapusunun bekletildiği ... şeklinde cevap verilmiştir. - Asıl dava 16/05/2008 tarihinde açılmış, asıl davada devam eden yargılamanın 08/07/2009 tarihli celsesinde davacı vekili "bu davayı terditli istemlerimizden dairenin bedeli olarak kooperatife karşı yürütüp yürütmeyeceğimiz konusunda dilekçe sunmak ve davacı adına tapuya tescil istemimiz yönünden yürütecek tapu kaydı maliki ...’a karşı bağımsız dava açmak üzere önel istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuş, mahkemece "1-Davacı avukatına yukarıda belirtilen konuda dilekçe sunmak ve tapu malikine bu davayla birleştirme istemli bağımsız dava açtığı taktirde bu davanın mahkeme adı ve esas sayısını da dilekçesinde bildirmek üzere istemi gibi gelecek duruşmaya kadar önel verilmesine" karar verilmiştir. - Davacı vekili tarafından 16/11/2009 tarihinde ... aleyhine tapu iptali ve tescil istemiyle birleşen dava açılmış, 2008/414 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. - Dava açıldıktan sonra ancak dava dilekçesi tebliğ edilmeden evvel (dava dilekçesi ...'a 03/02/2011 tarihinde tebliğ edilmiş) taşınmaz 13/05/2010 tarihinde 52.000,00 TL bedelle ... tarafından... satılmıştır.- Bunun üzerine mahkemenin 24/10/2013 tarihli celsesinde "Davacı vekiline HMK 125 maddesi uyarınca hangi seçimlik haklarını kullanacakları konusunda yazılı beyanda bulunmak, eğer tapu iptal ve tescil talebinde ısrar ediyor iseler 15.03.2012 tarihli celsenin bir nolu ara kararında belirtildiği üzere davacı vekiline ... hakkında birleştirme istemli dava açmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, (verilen kesin süre içinde hangi seçimlik hakkının kullanılmadığı açıkça belirtilmediği taktirde davaya tapu iptal ve tescil davası olarak devam edileceği, bu durumda da yeni malike karşı dava açılması gerektiğinden bu ara kararın yerine getirilmediği taktirde mevcut duruma göre karar verileceği davacı vekiline ihtar edildi.)" şeklinde ara karar oluşturulmuştur. - Davacı vekili tarafından,... aleyhine 08/11/2013 tarihinde tapu iptali ve tescil istemiyle dava açılmış ve 2008/414 E. sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. - 29/01/2015 tarihli celsede "1-Davacı vekiline ek raporda tespit edilen değer üzerinden eksik harcı tamamlamak üzere iki haftalık süre verilmesine, verilen süre içinde eksik harç tamamlanmadığı taktirde Harçlar Kanunun 30 maddesinin uygulanacağının ihtarına (ihtarat yapıldı.)" şeklinde ara karar oluşturulmuş, davacı vekili tarafından 12/02/2015 tarihinde 1.875,00 TL tamamlama harcı yatırıldığı anlaşılmıştır.-Mahkemece ortaklık senedi ve ödeme makbuzları yönünden davalı kooperatifin tasfiye memurlarına isticvap davetiyesi çıkartılmasına karar verilmiş, 29/03/2018 tarihli celsede hazırla olan tasfiye memurları ... ve ..."bize yapılan tebligatları biz aldık, dekontlardaki imzalara bizim bir itirazımız yoktur, bize gönderilen dekontlar doğrudur, ödemeler zamanında yapılmıştır, her ne kadar tasfiye kurulu başkanı olan ...'e tebligat yapılamamış ise de kendi rahatsız olduğu için gelemedi, adresini süre verilir ise bildireceğiz" şeklinde beyan sunmuşlardır. - Yine aynı celsede 29/03/2018 tarihli celsede "4-Davacı vekiline davasını açıklaması, tamamlama harcını taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 120.000 TL yönünden mi yoksa bilirkişiler tarafından hesaplanan tazminat miktarı yönünden yatırdığını bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmesine" karar verilmiştir. Davacı vekili 05/04/2018 tarihli dilekçesinde taleplerinin yolsuz tescil sebebiyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunu, davalı ...'ın taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığına dair bir delil sunamadığını, yine bu hususların ... hakkında da geçerli olduğunu, 12/02/2015 tarihinde yatırılan tamamlama harcı bedelinin 30/10/2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda yapılan tespite göre taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden ikmal edildiğini, öncelikli taleplerinin tapu iptali ve tescil olup bu taleplerinin kabul görmemesi halinde taşınmaza ilişkin o dönemde ödenen bedelin güncel değeri üzerinden hesaplanan 134.766,88 TL üzerinden harç tamamlanması yönünde taraflarına süre verilmesini ve bu yönde bedelin davalılardan tazminine karar verilmesini talep etmiştir. - Mahkemece 25/10/2018 tarihli celsede ise "Davacı vekiline bilirkişi raporunda belirlenen 134.766,88 TL üzerinden eksik harcını tamamlaması için iki haftalık kesin süre verilmesine" karar verilmiş, 08/11/2018 tarihinde 256,00 TL tamamlama harcı yatırılmıştır. - Mahkemece 07/02/2019 tarihli celsede ara karar ile ... hakkında açılan dava tefrik edilmiş ve mahkemenin 2019/38 E. 2019/189 K. sayılı kararı ile uyuşmazlıkta asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/2908 E. 2020/969 K. sayılı kararı ile kaldırılmış, dosya yeniden 2008/414 E. sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.- 21/05/2019 tarihli celsenin..nolu ara kararı ile davalı ... hakkında açılan dava yönünden ise; "davacı vekiline birleşen dava yönünden taşınmazın değerine göre yatırılması gereken harç 2.049,30 TL iken davacı tarafça 135,00 TL peşin harç yatırıldığı, 1.914,30 TL harcın eksik kaldığı anlaşılmakla, eksik kalan 1.914,30 TL harcı tamamlamak üzere iki hatfalık kesin süre vrilmesine, kesin süre içerisinde harç tamamlanmadığı takdirde birleşen davanın işlemden kaldırılacağının ihtaratına", 13/06/2019 tarihli celsede "Mahkememiz dosyası ile birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/1255 Esas sayılı dosyasının işlemden kaldırılmasına", 06/02/2020 tarihli celse "İş bu dava ile birleşen İstanbul Anadolu 2. ATM nin 2009/1255 E. Sayılı dosyasının dosyamızdan tefriki ile ayrı esasa kaydına" karar verilerek dosya İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/26 Esasına kaydedilmiş ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Söz konusu karar ise Dairemizin yukarıda yer verilen kararı ile kaldırılmış, dosya yeniden 2008/414 E. sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.- Davacı vekili 25/01/2021 tarihli celsede ...'in davaya dahil edilmesini talep etmesi üzerine mahkemece "...'in dahili davalı olarak davaya dahil edilmesine" karar verilmiş ancak 18/11/2021 tarihli celsede "2-Her ne kadar dahili davalı olarak ... davaya dahil edilmiş ise de 6100 sayılı HMK kapsamında böyle bir usul olmadığı anlaşılmakla mahkememizin..nolu celsesinde verilen ...'in davaya dahil edilmesine dair verilen ara karardan dönülmesine, 3-Davacı vekiline davaya konu tapu kaydının oluşması akabinde ilk malik olan ...'e dava açıp işbu dosya ile birleştirmesi için bir aylık kesin süre verilmesine" karar verilmiştir.- Davacı vekili 18/11/2021 tarihli celsede ... yönünden davadan feragat ettiklerini beyan ederek diğer davalılar yönünden ise taleplerini bedele dönüştürmek için süre istemiştir. Bu beyan üzerine ... hakkında açılan davaya ilişkin yeniden tefrik kararı verilerek ayrı bir esasa kaydı yapılmış ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.- Davacı tarafça ... hakkında 23/03/2022 tarihinde taşınmaz bedelinin tahsili istemli birleşen dava açılmıştır. - Davacı vekili 24/03/2022 tarihli celsede;...hakkında açılan davadan iyi niyetli 3.kişi olması sebebiyle feragat ettikleri için gelinen durumda tapu iptal tescil talebinin uygulanabilirliği olmadığını, davayı bedel üzerinden tam ıslah etmek için süre talep ettiklerini beyan etmiş, 21/09/2022 tarihli dilekçesinde taşınmazın devir tarihlerindeki bedellerinin de tespiti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı ... vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde;1-Görev itirazı;1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesinde; "Bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır." hükmüne yer vermiş olup, yasa hükmünden; taraflar tacir olmasa da yalnızca bu kanundan doğan uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olacağı anlaşılmalıdır.Somut uyuşmazlıkta, davacı kooperatif üyeliği nedeniyle kendisine tahsis olunan taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescilini aksi takdirde tazminata hükmedilmesini talep ettiğinden, uyuşmazlık Kooperatifler Kanunundan kaynaklanmaktadır. Bu durumda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan görev itirazı yerinde görülmemiştir. 2-Esasa ilişkin itirazları; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Dürüst davranma" başlıklı 2.maddesinde; "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.", "İyiniyet" başlıklı 3.maddesinde; "Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/10/2021 tarihli ve 2018/(6)3-634 E. 2021/1171 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi; "...15. Dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı kişilerin tarafı oldukları hukukî ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukukî ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün adet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukukî ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır (Dural, Mustafa / Sarı, Suat: Türk Özel Hukuku, 6. Baskı, İstanbul 2011, s. 226-227).16. Dürüst davranma “bir hak sahibinin hakkını kullanırken veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi yani dürüst, namuslu, makul, fiilinin neticesini bilen, orta zekâlı her insanın benzer hadiselerde takip edecek olduğu yolda hareket etmesi” anlamındadır. 17. Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde, hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki genel ilkeye yer verilmektedir: Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı. Hukuk düzeni, kişilere tanıdığı her bir hakkın kapsamı ile bunların kullanılmasının şartlarını ve şeklini ilgili hak yönünden özel olarak düzenlemiştir. Ancak, hayatın sonsuz ihtimallerinin önceden öngörülmesi ve bunların en küçük ayrıntılara kadar düzenlenmesinin imkânsızlığı karşısında, bütün hakların kullanılmasında dikkate alınacak genel bir sınırlama koyma ihtiyacı duyulmuştur. Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı, bu açıdan uyulması gerekecek genel kurallar olarak karşımıza çıkmaktadır (Dural/Sarı, s. 225).18. Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde, hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Bu ifade şeklinden yola çıkarak; bir hakkın kullanılmasında dürüstlük kuralına uyulmamasının müeyyidesinin, bu hakkın açıkça kötüye kullanılmış sayılması ve hukuken korunmaması olduğu kabul edilebilir (Dural/Sarı, s. 225). Ancak hakkın kötüye kullanılması yasağı, sadece hakların kötü kullanılması hâlinde söz konusu olur. Buna karşılık dürüstlük kuralı, sadece hakların kullanılmasında değil, borçların ifasında da uyulması gereken; hukuksal işlemlerin ve kanunların tamamlanmasında ve yorumlanmasında önemli işlevlere sahip bir genel kural olarak çok daha geniş bir uygulama alanına sahiptir (Kavak, Yalçın: Medeni Hukukta Dürüstlük Kuralı ve İyiniyetin Korunması, ..., İstanbul 2019, s. 135-136).19. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturur. TMK’nın 2/I hükmü herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk, dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanım ölçütünü TMK’ya göre dürüstlük kuralları verir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasını ızrar kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 09.03.2021 tarihli ve 2017/(13)3-2501 E., 2021/233 K. ve 24.06.2020 tarihli ve 2016/22(7)-603 E., 2020/462 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir....21. Kanun koyucu, iyi niyet aranan hâllerde asıl olan onun varlığıdır demek suretiyle, iyi niyetin varlığının değil, fakat yokluğunun ispat edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bir başka deyişle burada bir iyi niyet karinesi mevcuttur. Aksini iddia eden onu ispatlamak zorundadır. Ancak iyi niyet iddiasında bulunan kimsenin de gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Gereken özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz ve iyi niyet uyarınca hak kazanamaz. 22. Bir hakkın kazanılmasına engel olan hukukî bir eksikliğin bilinmemesi veya bilinmesinin gerekmemesi halinde iyi niyetten söz edilebilir. Hakların kullanılmasındaki ve borçların yerine getirilmesinde iyiniyete ise “dürüstlük kuralı” denilmektedir..."Nitekim iyiniyet ilkesi TMK'nın 1023. maddesinde "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." şeklinde hükme bağlanmış, tamamlayıcı niteliğindeki 1024. maddede "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir." biçiminde vurgulanmıştır. Somut olayda davacı, kooperatif tarafından adına tahsis edilen taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...'a devredildiğini, ...'e yapılan tescilin yolsuz olduğunu, ...'ın ise muvazaalı olarak taşınmazı devraldığını ileri sürmüştür. Ancak dava konusu bağımsız bölümünde aralarında olduğu inşaat yapılan arsanın davalı ... adına kayıtlı olduğu, söz konusu taşınmazda inşa edilen bağımsız bölümlere ilişkin ... tarafından 27/05/1999 tarihinde ... başvuru yapılarak adına kat irtifakı tesisi talep edildiği, bu talep üzerine bağımsız bölümlerin ... adına kat irtifakı tesisi yapıldığı, ... no.lu bağımsız bölümünde diğer bağımsız bölümler gibi ... adına tescil edildiği, davacının bu tarihten sonra 01/06/1999 tarihinde kooperatife ortak olduğu, taşınmazın tapu kaydında kooperatif veya davacıya ait bir beyan yada şerh bulunmadığı, yani taşınmazın kooperatifle bağlantısı olduğuna dair tapu kayıtlarında bir ibarenin yer almadığı, ...'in dava konusu bağımsız bölümü 03/10/2005 tarihinde 5.000,00 TL bedel karşılığında ...'a sattığı anlaşılmaktadır. ... kooperatif ortağı olmadığı gibi söz konusu taşınmazın davacıya tahsis edildiğine dair bir bilgisi olduğu halde taşınmazı satın aldığı yada ... ile aralarındaki satış işleminin muvazaalı olduğuna ilişkin dosyaya yansıyan bir kayıt bulunmamaktadır. Yukarıda yer verildiği üzere TMK'nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve 3.maddesinde yer alan iyiniyet kuralı ile 1023.maddesinde yer alan tapuya güven ilkesi dikkate alındığında, davacı tarafça aksi ispat edilemediğinden, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi hatalıdır. Ayrıca gerekçeli kararda davalı ...'ın savunması yerine ...'nın savunmasına yer verilmesi hatalı olup Dairemizin kararında gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Davalı ... vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde;1-Zamanaşımı itirazı Davalı ... vekili dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürmüş ise de; davalı ...'in adresine çıkartılan tebligatın 13/04/2022 tarihinde adresin kapalı olması ve komşularının da cevap vermemesi sebebiyle adreste oturup oturmadığı tespit edilmediği için iade edildiği, tebligat çıkartılan adresin aynı zamanda mernis adresi olması sebebiyle bu kez "Mernis Adresidir. 7201 sy TK'nun 21/2.Mad. Gereğince Tebliği Rica Olunur" şerhi verilerek yeniden tebligat çıkartıldığı, bu tebligatın "gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatabın tanınmadığı ... sözlü beyanından tespit edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. Teb. K. M. 21/2 gereğince tebliğ evrakı mahalle muhtarına 07/05/2022 tarihinde teslim edilmiştir. ... no.lu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır" ibaresi yazılarak tebliğ edildiği ve ... imzasının alındığı tespit edilmiştir. Tebligat çıkartılan adresin mernis adresi olması ve mernis adresi olduğu şerhi verilerek tebligat çıkartılması karşısında yapılan tebligat usulüne uygundur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 06/06/2024 tarihli 2023/8765 E. 2024/5957 K. sayılı ilamı; "...Somut olayda, borçlunun takip talebinde gösterilen ve ayrıca MERNİS adresi olarak tespit edilen adresine gönderilen ödeme emri tebligatlarının, tebliğ mazbatasına göre ''muhatap tebliği en yakın aza beyanı soruldu tanınmadığını ve yeni adresinin bilinmediğini sözlü beyan ettiği, evrak tebliğ edilememiştir, çıkış mercine iade'' şerhiyle 03.10.2020 tarihinde iade döndüğü daha sonra aynı olan MERNİS adresine tebligatın çıkartıldığı ve ''adrese gidildi, muhatabın tanınmadığı aza beyanından anlaşıldı, gösterilen adres tebliğ adresi olduğundan mahalle muhtarlığına tebliğ edilerek 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırıldı'' şerhi ile TK’nın 21/2. maddesi uyarınca 18.11.2020 tarihinde imza edilerek tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İstanbul İl Göç İdaresinin 21.05.2024 tarihli yazı cevabı ile şikayetçi borçlunun 11.05.2020 başlangıç tarihli uzun dönem ikamet izni kaydı bulunduğunun bildirilmesi üzerine ve tebliğ yapılan adresin AKS kaydına göre tebliğ tarihinde kayıtlı MERNİS adresi olması, tebligat zarfında adresin MERNİS adresi olduğu ve TK'nın 21/2. maddesi gereğince tebligat yapılması gerektiği şerhinin verildiği ve iade tebliğde adreste tanınmadığının tespiti yapıldığına göre tebligatın şerh itibari ile TK 21/2 . maddesine göre usulüne uygun olduğu anlaşılmıştır..."Bu durumda davalı ... tarafından yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı tespit edilmiştir. Zamanaşımı def'inin hangi aşamaya kadar ileri sürülebileceği noktasında HMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/09/2021 tarihli 2017/11-2796 E. 2021/1038 K sayılı ilamında; "...Maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve savunma aracı olan zamanaşımının yargılamanın hangi aşamasında ileri sürülmesi gerektiği konusunda ise gerek dava tarihinde ve ıslah dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği tarihte yürürlükte olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) olduğu gibi davalı ...tarafından ıslah dilekçesine karşı itiraz ile ileri sürülen zamanaşımı def’ini içeren dilekçenin mahkemeye sunulduğu tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Zamanaşımı, Kanun’da (HUMK m. 187, HMK m. 116) sınırlı olarak sayılan ilk itirazlardan olmadığından cevap dilekçesi ile ileri sürülme zorunluluğu söz konusu olmayıp zamanaşımının ileri sürülme zamanı daha çok savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağıyla ilgilidir. Öğreti ve uygulamada “savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı” olarak adlandırılan bu yasak, davalının savunmasında ileri sürdüğü olgular, istemler ve itirazlarını sonradan genişletmesi ya da değiştirmesinin mümkün olmaması demektir. Kanunda gösterilen istisnalar dışında davacı davasını genişletip değiştiremeyeceği gibi davalı da savunmasını genişletip değiştiremez. Usul hukukunda benimsenen teksif ilkesinin önemli bir sonucu olan bu yasağın hangi anda başladığını belirlemek için yasal düzenlemelere bakmak gerekmektedir...." şeklinde açıklanmıştır. Dava, kooperatif ortaklığından kaynaklandığı için 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabidir.6100 sayılı HMK'nın 317/2.maddesinde; "Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir." hükmünü içermekte olup, mahkemece verilen ek cevap süresi içinde yapılan tüm itirazlar ve ileri sürülen def'iler esasa cevap süresi içinde yapılmış sayılır.HMK'nın 319.maddesinde; "İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.", 320.maddesinde; "Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder..." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda dava dilekçesi davalı ...'in mernis adresine 07/05/2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı vekili tarafından 21/09/2022 tarihinde cevap dilekçesi sunulması karşısında, davalı tarafça yasal süre içinde zamanaşımı itirazının ileri sürülmediği tespit edilmekle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Esasa ilişkin itirazları;Davalı kooperatifin 29/05/2005 tarihinde yapılan davalı ...'in divan başkanı olarak yer aldığı 2004 yılı olağan genel kurul toplantısında 6 no.lu gündem maddesi ile 15 adet daire yönünden kuranın 26/06/2005 günü noter huzurunda çekilmesine karar verildiği, dava konusu ... Blok ... no.lu bağımsız bölümün de kura çekilecek daireler arasında bulunduğu ve kuraya katılacak üyeler arasında davacının adının da yer aldığı tespit edilmiştir.Ancak, dava konusu taşınmaz kura listesinde yer almasına, 26/06/2005 günü kura çekilerek davacıya tahsis edilmesine rağmen 03/10/2005 tarihinde davalı ... tarafından ...'a satılmıştır.Davalı kooperatifin 08/10/2006 tarihinde yapılan davalı ...'in divan başkanı olarak yer aldığı olağanüstü genel kurul toplantısında ise 24/03/1998 tarihinde... Noterliğinde ... yevmiye no ile kooperatif ve arsa sahibi ... arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği daha önce yapılan genel kurullarda alınan kararlar uyarınca inşaat yapımı için müteahhit firmaya bırakılan 15 daire ve ödenmesi tamamlandığı için hak sahiplerine tapusu verilen 8 adet dubleks dairenin haricinde kooperatif üyelerine kalan 15 adet dairenin kat irtifakı tapusunun arsa sahibi üzerinden kooperatif üzerine tapu devrinin yapılması ve tapusu kooperatife geçen 15 adet dairenin karşısında isimleri yazılı üyelere devredilmesi hususunda ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili olarak arsa sahibi ile kooperatif adına ibralaşılması hususunda yönetim kuruluna tam yetki verilmesinin oybirliği ile kabul edilmiştir. Yine bu tutanakta arsa sahibinden alınacak dairelerden birinin kura sonucu davacı adına tescil edilecn ...no.lu bağımsız bölüm olduğu, söz konusu bağımsız bölümlerin tapusunun üyelere verilmesine oybirliği ile karar verildiği anlaşılmıştır. Yani arsa sahibi aynı zamanda kooperatif ortağı olan ...,.. no.lu bağımsız bölüm davalı kooperatife ait olmasına, kendisinin divan başkanlığı yaptığı toplantılarda bu taşınmazın davacıya tahsis edildiğini bilmesine rağmen taşınmazı davalı ...'a sattığını divan başkanı olarak yer aldığı 08/10/2006 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında açıklamamıştır. 30/11/2006 tarihinde kooperatif ile arsa sahibi ... arasında ve bir kısım ortakların da katılımı ile imzalanan "Taahhütname ve İbraname" başlıklı belge düzenlendiği sırada da daireyi sattığını açıklamamış, aksine kooperatife aktarması gereken...ve ... dairelerle tapularını 11/12/2006-16/12/2006 tarihleri arasında hak sahiplerine vermeyi beyan, kabul ve taahhüt etmiştir. Kural olarak ödemelerini yapmasına rağmen kendisine konut tahsis edilmeyen ortağın tazminat hakkından kooperatif sorumludur. Ancak yukarıda özetlenen somut olayda, davalı ...'in dava konusu taşınmazın kooperatif üyelerine tahsis edilecek taşınmazlardan olduğunu bilmesine rağmen bu taşınmazı sattığı gibi taşınmazı sattığını genel kurul toplantısında kooperatife bildirmeyip "Taahhütname ve İbraname" başlıklı belgeyi imzalamış olması da dikkate alındığında iyiniyetli olmadığı ayrıca taşınmazı sattığı oranda sebepsiz zenginleştiği anlaşılmakla, bedelden sorumlu tutulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı tarafça 23/03/2022 tarihli dava dilekçesinde şimdilik 5.000,00 TL'nin tahsili talep edilmiş, bu miktar üzerinden harç yatırılmış ve faiz talep edilmemiştir. Yargılamaya hakim olan ilkelerden olan "taleple bağlılık ilkesi" 6100 sayılı HMK'nın 26. Maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre, hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğu, talep edilenden fazla veya başka bir şeye hükmedemeyeceği açıkça belirtilmiştir.Asıl davada harç ikmali 12/02/2015 tarihinde 1.875,00 TL ve 08/11/2018 tarihinde 256,00 TL tamamlama harcı yatırılarak yapılmış ise de davalı ... aleyhine 23/03/2022 tarihinde açılan birleşen dava yönünden harç tamamlanmamıştır. Bu durumda, davalı ... hakkında 5.000,00 TL yönünden hüküm tesis edilmesi, faize hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.Davacı vekilinin istinaf talebi yönünden; Yapı kooperatiflerinin ana amacı, ortakların akçeli yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında ana sözleşmeye uygun şekilde konut ya da işyeri teslim etmektir. Ortakların kooperatiften konut karşılığı tazminat isteyebilmesi için kooperatifin inşaatlarının bitirilip diğer ortaklara tahsis ve teslim yapıldığı halde, davacıya konut tahsis ve tesliminin yapılmaması gerekir. Bu husus, tazminatın istenebilmesinin ön koşuludur. Ön koşulun gerçekleşmesinden sonra, davacı için çeşitli nedenlerle konut ya da işyeri tahsisi imkansızlığı ortaya çıktığında, ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Şayet kendisine konut tahsis ve teslimi yapılmayan ortak, normal ödemesini yapıp konut sahibi olan ortaklarla eşit miktarda ödeme yapmış ise yani eksik ödemesi yok ise bu durumda ödemesi eksik olmayan diğer ortaklara verilen emsal bir konutun dava tarihi itibariyle rayiç değerini talep edebilecektir, hiç ödemesi yok ise bu durumda konut karşılığı tazminat talep edemeyecektir. Ancak eksik ödemesi var ise Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile kabul ettiği hesaplama yöntemi uyarınca hesap edilecek tazminatı talep edebilecektir. Konut tahsis ve teslimi yapılmayan üyelere yapılacak tazminat ödemelerinin nasıl hesaplanması gerektiği ise Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2023 tarihli 2023/1590 E. 2023/2362 K. sayılı ilamında şu şekilde açıklanmıştır; "...Normal ödemesini yapıp konut sahibi olan üyelerle eşit miktarda ödemesi bulunduğu tespit edilen, diğer anlatımla eksik ödemesi bulunmadığı belirlenen, ancak kendisine konut tahsis ve teslimi yapılamayan ortağın, ödemesi eksik olmayan diğer üyelere verilen emsal bir konutun dava tarihi itibariyle rayiç değerini talep edebileceğinin, hiç ödemesi yok ise konut karşılığı tazminat talep hakkı olup, bu isteminin reddi gerektiğinin kabulü gerekir. Eksik ödemesi olan bir üyenin ise, konut karşılığı tazminat talep hakkı olup, alacağının hesaplanma şekli Dairemizin yerleşik uygulamalarında aşağıdaki gibi formüle edilmiştir: a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava değeri itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır. b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (toptan eşya fiyat endeksi ... artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır. c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettiği ortaya çıkarılmalıdır. d-Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir. e-Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarıda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarıdır.Açıklandığı üzere, kooperatif üyesinin ödemelerini hiç yapmamış olması halinde tazminat talep etme hakkı bulunmamakta ise de, eksik ödeme yapmış olması durumunda kural olarak konut karşılığı tazminat talep hakkı bulunduğu kabul edilmelidir....Somut olayda davacı tarafından aidat bedellerinin ödendiği, zira ödemelerini eksik yaptığına dair bir kayıt olmadığı gibi genel kurul toplantılarında kendisine daire tahsisinin de yapıldığı, kooperatif tasfiye kurulu üyelerinin isticvabı neticesinde alınan beyanlarında da davacının eksik ödemesi olmadığı hususunun beyan edildiği anlaşılmakla, bu durumda davacıya taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin ödenmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 120.000,00 TL olduğu hesap edilmiş, mahkemece bu bedele hükmedilmiştir. Davacı tarafça taşınmazın ...'ya devredildiği tarih itibariyle değeri tespit edilerek, bu miktarın tazminat olarak tahsiline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, yukarıda yer verilen açıklamalar ve Yerleşik Yargıtay kararları uyarınca, taşınmazın dava tarihi itibariyle tespit edilen bedeline hükmedilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf talepleri ise ayrı ayrı kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararı sadece birleşen dosyalar yönünden HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince kaldırılmasına karar verilerek, yargılamada eksiklik olmaması nedeniyle Dairemizce aşağıda yazılı olduğu şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
- Davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca AYRI AYRI KABULÜ ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/414 E. 2023/527 K. sayılı 22/06/2023 tarihli kararının, Birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/710 E. sayılı dosyası ve Birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/227 E. sayılı dosyası yönünden HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE, a. Birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/710 E. sayılı dosyası yönünden açılan davanın REDDİNE, b. Birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/227 E. sayılı dosyası yönünden açılan davanın KABULÜ ile; 5.000,00 TL'nin . asıl dosya ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla. davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 3. Birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/710 E. sayılı dosyası nedeniyle ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri yönünden; a. Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan, davacı tarafça yatırılan 135,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 292,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b. Davacı tarafından yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, c. Davalı ... tarafından yapılan 50,00 TL gider ile istinaf yoluna başvuru sırasında istinaf avansı olarak yatırılan ancak UYAP sistemindeki reddiyat ayrıntılarına göre dosya istinaf incelemesi için gönderilmeden önce ilk derece mahkemesi tarafından posta masrafı olarak kullanıldığı anlaşılan 500,00 TL olmak üzere toplam 550,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, ç. Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d. Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 4. Birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/227 E. sayılı dosyası nedeniyle ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri yönünden;a. Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan, davacı tarafça yatırılan 85,39 TL'nin mahsubu ile bakiye 342,21 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b. Davacı tarafından yatırılan 85,39 TL peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 166,09 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, c. Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, ç. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 5. İstinaf yargılama giderleri yönünden; a. Taraflarca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,b. Davacı tarafından asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı yatırılan 427,60 TL istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, c. Birleşen dosya davalısı ... tarafından yatırılan 2.049,30 TL istinaf karar harcından, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.621,70'nin ilk derece mahkemesince davalı ...'a iadesine, ç. Birleşen dosya davalısı ... tarafından yatırılan 2.049,30 TL istinaf karar harcından, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.621,70'nin ilk derece mahkemesince davalı ...'e iadesine, d. Birleşen dosya davalısı ... tarafından yapılan 1.597,00 TL (istinaf başvuru ve karar harcı toplamı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,e. Birleşen dosya davalısı ... tarafından yapılan 1.597,00 TL (istinaf başvuru ve karar harcı toplamı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, f. Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,g. Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, ğ. Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32