SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1047

Karar No

2024/1063

Karar Tarihi

11 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1047

KARAR NO: 2024/1063

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/168

KARAR NO: 2021/79

DAVA TARİHİ: 10/09/2019

KARAR TARİHİ: 21/01/2021

DAVA: Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 11/09/2024

KARAR YAZIM TARİHİ :12/09/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/01/2016 tarihinde işbirliği sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile yapılacak kampanya kapsamında davalı abonesi olacak tüm abonelerin fatura tutarları üzerinden hesaplanacak ücretin davalı tarafından müvekkiline aktarılması hususunda anlaştıklarını, bu işbirliği anlaşmasına göre davalının abone edinmek maksadıyla kampanyalar oluşturacağı ve bu kampanyalar kapsamında edinilecek abonelere elektrik satışı yapacağını, müvekkilinin ise davalı ile birlikte bir logo oluşturarak bu logonun davalıya ait kampanyalarda kullanılmasına muvafakat edeceğini ve ... yapılacak müsabakalarda davalı tarafından tanıtım ve reklam yapılmasına izin verileceğini,Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.3 maddesi uyarınca davalının, müvekkiline 600.000 USD + KDV ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davalı şirketin 01/03/2016 tarihinden itibaren başlamak kaydı ile 36.ayın sonuna kadarki sürede, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince müvekkiline yapacağı ücret ödemeleri toplamının 600.000 USD + KDV tutarının altında kalması halinde ise 36. ayın sonuna kadar davalı tarafından müvekkiline yapılan ücret ödemeleri toplamı ile 600.000 USD + KDV arasındaki farkı müvekkiline nakden ve defaten ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, bu hususta taraflar arasından herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını Ancak davalı tarafından sözleşmenin "... kapsamına giren bir sözleşme olduğunun iddia edildiğini, dolayısıyla sözleşme bedeli ve bu sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini ve davalı tarafından müvekkiline 03/03/2019 tarihinde 2.705.592,67 TL tutarında ödeme yapıldığını, Akabinde müvekkili tarafından.. 18/03/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek taraflar arasındaki 01/01/2016 tarihli sözleşmenin, hasılat paylaşımına dair bir işbirliği sözleşmesi olduğu ve bu sözleşmenin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ kapsamında sayılan sözleşmelerden olmadığı ve bu sebeple davalı tarafından müvekkiline eksik ödeme yapıldığı, bakiye 93.732,89 USD + KDV tutarındaki borcun müvekkiline ihtarnamenin tebliğini takiben 30 gün içerisinde ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, Davalı tarafından keşide edilen Beyoğlu ...Noterliği’nin 15/04/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile dava konusu sözleşmenin bir aracılık faaliyetine ilişkin olduğu ve aracılık sözleşmelerinin de Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ kapsamında olduğu, bu sebeple taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.3 maddesinde belirtilen USD cinsi ödemenin TL’ye çevrilerek ödendiği beyan edilerek, müvekkiline herhangi bir borçlarının bulunmadığının bildirildiğini, Taraflar arasında 01/01/2016 tarihli sözleşme gereği ödeme yapılıp yapılmayacağı veyahut ödeme tutarı konusunda uyuşmazlık olmadığını, davalının açıkça sözleşme gereği borcunun doğduğunu ve bu borcu müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu ikrar ettiğini, Somut olayda davalının müvekkili adına hareket etme hakkı ve yetkisi bulunmadığı gibi taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davalının yalnızca kendi menfaati için hareket ettiğini, kendi şirketine abone sağlamakla mükellef olduğunu, bunun karşılığında müvekkili tarafından davalıya müvekkilinin isim ve markasından faydalanma hakkı sağlandığını, taraflar arasındaki sözleşmeyi aracılık sözleşmesi olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını, kaldı ki davalının üçüncü kişilerle yapacağı sözleşmelerde müvekkilinin doğrudan veya dolaylı herhangi bir yükümlülük altına girmediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, müvekkilinin isim ve marka haklarından davalının faydalanmasına karşılık, davalının yapacağı kampanyalar ile getireceği abonelerden elde edeceği gelirleri müvekkili ile paylaşmasına yönelik yapılan bir işbirliği sözleşmesi olduğunu, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de (2018-32/34) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/52)’in 8.maddesi ile tebliğ kapsamında kalan ve döviz ile bedel kararlaştırılamayacak sözleşme türlerinin belirlendiğini, dava konusu sözleşmesinin sayılan sözleşmeler arasında yer almadığını, Sözleşme yapılırken tarafların iradesinin esas olduğunu, sözleşme serbestisi ilkesi gereği tarafların sözleşme yaparken iradesinin dikkate alınması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede serbest iradeleri ile sözleşme bedelinin ... olarak belirlenmesinin kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil etmediğini, davalı tarafından .. üzerinden ödenmesi gerektiğini, bunun aynı zamanda dürüstlük kuralının bir gereği olduğunu, davalı tarafın yalnızca az ödeme yapabilmek için sözleşmenin niteliğinin, yasaya aykırı şekilde aracılık sözleşmesi olduğunu ileri sürdüğünü beyanla müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen 01/01/2016 tarihli sözleşme sebebiyle müvekkilinin hak kazandığı, ancak kendisine ödenmeyen 93.732,89 USD + KDV bakiye fatura alacağının avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu alacağını.. numaralı 14/01/2016 tarihli temlikname ile ... devrettiğini, .. Merkez Şubesi’nin ise müvekkili şirkete göndermiş olduğu 19/01/2016 tarihli ve ... sözleşmenin 600.000,00 USD’lık kısmının bankaya temlik edildiğini bildirdiğini, hakkın sahibinin ve tasarruf yetkisinin artık davacıya değil ...T.A.Ş.'ye ait olduğunu, bu nedenle davacının aktif husumeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini,Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre müvekkili şirketçe Tebliğ’de yer alan hesaplama usulüne göre hesaplan yapılmak suretiyle 2.705.592,67 TL'nin 04/03/2019 tarihinde temlik alan ...T.A.Ş.’ne ödendiğini, ardından davacı tarafından müvekkiline 93.732,89 USD + KDV’nin ödenmesi istemli ... 18/03/2019 tarihli...yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, müvekkilinin ise cevaben ...yevmiye numaralı ve 15/04/2019 tarihli ihtarnamesini keşide ettiğini, bunun üzerine davacının 08/08/2019 tarihli 600.000,00 USD+KDV bedelli ... no.lu faturayı müvekkili şirkete gönderdiğini bu faturaya müvekkilince süresinde...15/08/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, bu defa davacı tarafından aynı faturanın ... 19/08/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirkete gönderildiğini, ihtarnameye 23/08/2019 tarihinde bu defa .. üzerinden itiraz edildiğini, İmzalanan sözleşmenin türü ve nitelendirilmesi hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğunu, davacı taraf her ne kadar sözleşmenin bir gelir paylaşım sözleşmesi olduğunu iddia etmekte ise de sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde müvekkili şirketin, davacıya, davacının sözleşmenin 7.1 maddesinde yer alan sözleşmesel hakları, yani müvekkili şirketin müşteri kazanması için gerekli tanıtımı yapmasına olanak ve aracılık sağlaması karşılığında, davacının taraftarının müvekkili şirket abonesi olması durumunda, bu aboneliğe aracı olması neticesinde, ilgili abonenin yaptığı tüketim üzerinden hesaplanan bir bedeli, davacıya komisyon ücreti olarak ödemesinin kararlaştırıldığını dolayısıyla 01/01/2016 tarihli sözleşmenin, tebliğ gereğince bir aracılık sözleşmesi olup tebliğ kapsamında Türk Lirası’na çevrilmesi kanunen emredilen sözleşme tiplerinden olduğunu, müvekkili tarafından sözleşme bedelinin tebliğde belirlenen usule göre Türk Lirası’na çevrildiğini ve vadesinde temlik alan ...T.A.Ş.’ye ödendiğini, Taraflar arasındaki sözleşme karma bir sözleşme olarak nitelendirilse dahi, aracılık sözleşmesi unsurları barındırdığından yine bedelin Türk Lirası’na çevrilmesinin zorunlu olduğunu, her ne kadar davacının müvekkili şirketin Türk Lirası üzerinden yapmış olduğu ödemeyi kötü niyetli olarak nitelemiş ise de, davacının sırf USD üzerinden alacağı ödemeyi düşünerek yatırımlar yapmış olması veya geleceğe yönelik bir takım yatırım kararları almış olmasının kanunun emredici hükmünün uygulanmayacağı anlamına gelemeyeceğini, davacının sözleşmenin tebliğ kapsamında olduğunu bildiği halde sırf kendi yatırımları nedeniyle müvekkili şirketten bedeli USD talep ettiğini, her ne kadar davacının, dava dilekçesinde bakiye fatura alacağının avans faizi ile birlikte müvekkili şirketten tahsilini talep etmiş olsa dahi taraflar arasında imzalı sözleşmede herhangi bir faiz oranı öngörülmediğini, bu sebeple “3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun” hükümleri gereği, davanın davacı lehine sonuçlanması halinde, kanuni ticari temerrüt faizi oranı olması gerektiğini, davacının avans faizi oranı talebine itiraz ettiklerini beyanla işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :Mahkemece;...Davalı tarafça davacının dava konusu sözleşmeden kaynaklı alacağını ... T.A.Ş.'a temlik ettiği bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönünde husumet itirazında bulunulmuş ise de taraflar arasındaki sözleşmeden dolayı davalı tarafından davacı tarafa (temlikin geçerli olduğu dönemde ...'a) 2.705.592,67-TL ödeme yapıldığı sabit olup taraflar arasında bu hususta bir ihtilaf olmayıp,... T.A.Ş. Tarafından verilen cevabi yazıya göre davalının ödeme yaptığı miktar ve temliğin geçerliliğini yitirdiği hususunun açıkça belirtilmesi karşısında dava konusu ihtilafın taraflar arasındaki sözleşmenin Türk Parasının Hakkındaki tebliğ kapsamına girip girmediği bu kapsamda ödemenin sözleşmede belirlenen döviz cinsi üzerinden yapılması gerekip gerekmediği ve davalı tarafça TL üzerinden yapılan ödeme sonrası davacının döviz cinsi üzerinden bakiye alacağı olup olmadığı hususundan kaynaklandığı ve bu kapsamda temlik de geçerliliğini yitirdiğinden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, davalının bu yöndeki itirazının yersiz olduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafça davacı tarafa TL cinsi üzerinden 2.705.592,67-TL ödeme yapıldıktan sonra davacı tarafça davalıya yönelik 08/08/2019 tarihli 600.000,00-$(USD) üzerinden vergiler dahil toplam 610.800,00-$(USD) alacak için fatura düzenlenmiş, davalı tarafça bu faturaya karşı ... 15/08/2019 tarih ve... yevmiye sayılı ihtarnamesi itirazda bulunulmuş, davacı tarafça bu itiraza cevaben ...19/08/2019 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi davalıya gönderilmiş ve akabinde dava öncesinde bakiye alacağın ödenmesi hususunda davacı tarafça ... 18/03/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilmiş, davalı tarafça bu ihtara karşı... 15/04/2019 tarih ve... yevmiye sayılı cevabi ihtarnamesi ile cevap verilmiştir.Mali Müşavir Bilirkişi...tarafından sunulan 09/11/2020 alındı tarihli bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında, kararlaştırılan proje kapsamında, 01.01.2016 tarihinde işbirliği sözleşmesi imzalandığı, usulüne uygun tutulan davacı şirket defterlerine göre, davalı şirketin dava tarihi itibariyle borç bakiyesinin 845.598,53 TL olduğu, söz konusu sözleşme hükmüne göre, yapılması kararlaştırılan ücret ödemeleri toplamının 600.000- USD + KDV tutarının altında kalması durumunda, belirtilen tutar ile sözleşme süresinin sonuna kadar davalı şirket tarafından davacı şirkete yapılan ücret ödemeleri toplamı arasındaki farkın nakden ve defaten ödeneceğinin davalı şirket tarafından kabul, beyan ve taahhüt edildiği, davacı şirketin, sözleşme kapsamında fatura ettiği 3.291.480 TL’nin (KDV hariç) 08.08.2019 fatura tarihindeki karşılığı 600.000 USD ile davalı şirketin 04.03.2019 tarihinde yapmış olduğu, 2.705.592,67 TL ödemenin ödeme tarihi itibariyle karşılığı 506.267,11 USD arasındaki 93.732,89 USD bakiyeyi dava konusu yaptığı, davacı şirket tarafından, sözleşme kapsamında tahakkuk etmiş veya edecek olan hak ediş, istihkak vs. her türlü alacaklarından toplam 600.000 USD’lik kısmının, 19.01.2016 tarihli sözleşmeyle .... T.A.Ş.’ye temlik edildiği, adı geçen banka tarafından gönderilen yazıda; temlik kapsamında davalı şirket tarafından firmaları hesabına 2.705.592,67 TL bedel ödenmiş olduğu, bu sebeple temliğin geçerliliğini yitirdiğinin belirtildiği, taraflar arasındaki ihtilafın, işbu dava konusu sözleşmenin, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ kapsamında kabul edilip edilmeyeceği, buna bağlı olarak da ödemenin tebliğ kapsamında döviz olarak yapılması gerekip gerekmediği hususunda olduğu, konunun hukuki değerlendirmeyi gerektirdiği, bu hususta takdirin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu bildirilmiştir. 16/11/2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/52)'in 8. maddesinin 7. fıkrasında; "Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar. a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,b) İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri, c) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,ç) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye’de başlayıp yurtdışında sonlanan, yurtdışında başlayıp Türkiye’de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmeleri." şeklinde düzenleme getirilmiştir.Taraflar arasındaki 01/01/2016 tarihli sözleşmeyi inceleyecek olursak sözleşmenin Türk Borçlar Kanunun da belirtilen tip sözleşme türlerinden birine girmediği, sözleşmenin konusu ve içeriği kapsamında kendine özgü bir sözleşme olduğu açık olup, sözleşmenin taraflarının faaliyet alanları, hitap ettikleri ve hizmet verdikleri kesim dikkate alındığında davacı tarafın Ülkemizin önde gelen spor kulübü olan Galatasaray'ın iktisadi işletmesi olması, davalının ise elektrik satış hizmeti veren bir şirket olması göz önüne alındığında davacının sahip olduğu taraftar kitlesi ve marka değeri üzerinden gelir elde etmek amacıyla, davalının da davacının taraftar kitlesi ve marka değerinden yararlanarak verdiği hizmet kapsamında abone sayısını artırmak suretiyle gelirlerini artırmak amacıyla bu sözleşmeyi yaptıkları, söz konusu bu sözleşmenin bir sponsorluk sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Sponsorluk anlaşmalarında sponsor ve desteklenen olarak iki taraf bulunmaktadır. Hukuki açıdan tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmelerdendir. Buna göre, sponsorun borcu teşvikte bulunma, karşı taraf desteklenenin de aldığı bu teşvik doğrultusunda sponsorun tanıtımını yapmak borçları mevcuttur. Sponsorluk sözleşmesinin esaslı unsuru olan “desteklenenin teşvik edilmesi” ve “tarafların edimlerinin, sponsorun tanıtım amacına hizmet edecek şekilde ortaya konulması” unsurları sponsorluk sözleşmelerini diğer tip sözleşmelerden ayırmaktadır. Bu sebepledir ki sponsorluk sözleşmelerini tek bir tip sözleşme olarak nitelendirmek mümkün olmamaktadır. Sponsorluk sözleşmeleri, içerisinde kendine özgü bir takım unsurlar barındırmakla birlikte, değişkenlik ve çeşitlilik taşıyan yapısı sebebiyle de yasada yer alan hiçbir sözleşmenin esas unsurlarını da tamamen taşımamaktadır. Dolayısıyla sponsorluk sözleşmelerine, yasalarda yer alan sözleşmelerde mevcut unsurlar doğrudan değil, her bir sözleşmenin niteliğine uygun düştükleri ölçüde kıyasen uygulanacaktır. Sponsorluk sözleşmeleri, diğer sözleşme türlerinden farklı bir yapıya sahip olan “isimsiz” bir sözleşmedir. Ancak tüm sponsorluk sözleşmelerinde yer alması zorunlu olan bazı unsurlar bulunmaktadır ve sözleşmenin kurulabilmesi açısından tarafların bu unsurlar üzerinde kesin olarak anlaşmaya varmış olmaları gerekmektedir. Bu unsurlar ise; i) sözleşmenin tarafları olarak sponsor ve desteklenen, ii) sözleşmenin konusu olan sponsorluk faaliyeti, ii) tarafların asli yükümlülükleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Elbette ki taraflar, belirtilen esaslı unsurların yanı sıra sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca sponsorluk sözleşmelerinde çeşitli hükümlere yer verebilirler. Sponsorluk sözleşmeleri ayrıca, sürekli bir borç ilişkisi kuran, karşılığında bir bedel ödenmesini gerektiren ve her iki tarafa da borç yükleyen bir yapıya sahiptir ve Borçlar Hukuku hükümlerine tabidir. Sponsorluk sözleşmeleri genel olarak herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Ancak taraflar, aksini kararlaştırarak sözleşmenin geçerliliğini belirli bir şekil şartına bağlayabilirler. Sözleşmenin kurulmasıyla beraber sözleşme süresince ise sponsor ve desteklenen farklı borçlara sahiptir. Sponsorun borçları; para veya malzeme yardımı gibi maddi ve/veya hizmet edimlerinin yanı sıra; sır saklama borcu, haber verme borcu, bilgi verme borcu, sözleşmenin amacına uygun davranma borcu, destekleneni koruma ve gözetme gibi yan borçları da bulunmaktadır. Desteklenenin borçları ise; teşvik aldığı faaliyeti yerine getirme borcu ve sponsorun tanıtımını yapma gibi asıl borçlarının yanı sıra; sponsorun talimatlarına uygun davranma borcu, sır saklama borcu, sponsorun verdiği malzemeleri özenle kullanma borcu, haber verme borcu ve sözleşmenin amacına uygun davranma borcu gibi bir takım yan borçları bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme, yasal mevzuat ve 16/11/2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ(Tebliğ No:2018-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ(Tebliğ No:2018-32/52)'in 8. maddesinin 7. fıkrasında belirtilen ödeme yükümlülüğü döviz cinsi üzerinden kararlaştırılması yasak olarak belirlenen sözleşme türlerine baktığımızda taraflar arasındaki 01/01/2016 tarihli sözleşmenin özü itibariyle tarafların iş birliği içinde hareket ederek gelirlerini artırmayı amaçladıkları bir sponsorluk sözleşmesi olduğu ve tebliğ kapsamında ödeme yükümlülüğü döviz cinsi üzerinden ve dövize endeksli kararlaştırılması yasaklanmış bir sözleşme olmadığı, taraflarca sözleşme serbestisi kapsamında ödeme yükümlülüğünün dolar (USD) cinsi üzerinden belirlendiği ve buna yasal bir engel bulunmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşmenin düzenlenme tarihinin 01/01/2016 olması, davalının dayandığı dövize endeksli sözleşme yasağını getiren söz konusu tebliğin yürürlük tarihinin taraflar arasındaki sözleşmenin akit tarihinden çok sonrası olan 16/11/2018 tarihi olması nedeniyle tebliğin geçmişe yönelik uygulanmasının hukukun temel ilkeleri ile bağdaşmayacak nitelikte olmasından dolayı da dava konusu taraflar arasındaki sözleşmeye uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmış, benzer davada Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2020 tarih ve 2020/780 Esas, 2020/985 Karar sayılı ilamında da tebliğin geçmişe yönelik uygulanamayacağı açıkça belirtilmiştir. Bu haliyle söz konusu Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ(Tebliğ No:2018-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ(Tebliğ No:2018-32/52)'in dava konusu taraflar arasındaki sözleşmeye uygulanmasının mümkün olmadığı tespiti karşısında davalının davacıya yaptığı ödeme davacının davalıdan bakiye alacağının olup olmadığı hususunda ise düzenlenen dosya kapsamına ve denetime uygun bulunan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, davacının davalıdan sözleşme kapsamındaki toplam alacağının 600.000,00-$(USD)+KDV olduğu, davalı tarafından davacı tarafa (temlikin geçerli olduğu dönemde ...'a) 04/03/2019 tarihinde 2.705.592,67-TL miktarında ödeme yapıldığı sabit olup, ödeme tarihi itibariyle ... USD döviz alış kuru 5,3781-TL olarak belirlenmiş olup, Uyap döviz kuru bilgilerin aynı tarih için USD döviz alış kuru 5,34-TL olarak belirtilmiş ise de davacı tarafın davalıdan bakiye alacak talebine konu miktarın 93.732,89-$(USD) olarak belirtilmesi göz önüne alındığında davacı tarafça 04/03/2019 tarihinde davalı tarafından 2.705.592,67-TL miktarında ödemenin USD karşılığı olarak 600.000,00-93.732,89=506.267,11-$(USD) olarak esas alındığı bu durumda döviz kuru olarak 2.705.592,67-TL/506.267,11-$(USD)=5,3442-TL'nin baz alındığı anlaşılmakla, ... 04/03/2019 tarihli döviz alış kuru olan 5,3781-TL esas alınmış olsaydı davalı tarafından yapılan ödemenin 2.705.592,67-TL/5,3781-TL=503.075,93-$(USD)'ye tekabül etmesi nedeniyle bakiye alacağın 600.000,00-503.075,93=96.924,07-$(USD) olduğu bu durumda davacının dolar cinsi üzerinden bakiye 93.732,89-$(USD) alacak talebinin tespit edilen az olup, yukarıdaki açıklamalar kapsamında dava konusu sözleşmenin dövize endeksli sözleşme yasağına ilişkin tebliğ kapsamında sayılan sözleşmelerden olmaması ve tebliğin yürürlük tarihi itibariyle de önceki tarihli sözleşmeye uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından davacı tarafın dolar (USD) cinsi üzerinden bakiye alacak talebinin yerinde ve haklı olduğu anlaşıldığından davacı tarafça açılan davanın kabulü ile; davacı tarafın taraflar arasındaki sözleşmeden dolayı davalıdan olan 93.732,89-$(USD)+KDV'nin dava tarihi olan 10/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın davalı hakkında HMK 329/2 maddesi uyarınca disiplin para cezası uygulanması talebinin davalının kötü niyetli olduğu sabit olmadığından reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşme Tebliğ'in 8.maddesinin 7.bendinde ifade edilen aracılık sözleşmesi olup, Tebliğ kasamında ödemenin TL olarak yapılması gerektiğini, mahkemenin Tebliğin yürürlük tarihi itibariyle önceki tarihli sözleşmeye uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu zira Tebliğ'e aykırılık halinin yaptırımı olarak idari para cezası öngörüldüğünü, yine kararda sözleşmenin sponsorluk sözleşmesi olduğu ve bu nedenle Tebliğ'de düzenlenmediği belirtilerek sonrasında da sponsorluk sözleşmesinin tek tip olmadığı, birçok sözleşme tipini içerdiği belirtilmiş ise de şayet sözleşme tipik değil ise uygulanacak hukukun her bir edime göre ayrı ayrı tespit edilmesi gerektiğini, Tebliğ'e ilişkin olarak Bakanlık tarafından yayınlanan “Sıkça Sorulan Sorular” başlıklı metinde 7. Nolu soruda “karma sözleşmelerde, içerdiği sözleşmelerin tümünün istisna kapsamı olması halinde döviz üzerinden işlem yapılabileceği” hususunun belirtildiğini, Sponsorluk sözleşmesi “isimsiz sözleşme” olup yasada düzenlenmediğinden bir “isimsiz sözleşme” olduğu için genel olarak TBK'da düzenlenmemiş isimsiz iş görme sözleşmelerine de nitelikleri uygun düştüğü ölçüde isimli sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kaldı ki mahkeme kararında da sponsorluk sözleşmesinin muhtelif sözleşmelere ilişkin unsurları içerdiği kabul edilmesine rağmen edimler incelenerek bir değerlendirme yapılmadığını, kararda sponsorluk sözleşmesinin Tebliğ'de sayılmadığı ifade edilmiş ise de istisna olan sözleşmelerin sayma yöntemiyle açıkça sayıldığını bunun dışındaki sözleşmelerin tebliğ kapsamına girdiğini, taraflar arasındaki sözleşme ister işbirliği, ister sponsorluk sözleşmesi olarak nitelendirilsin Tebliğde “işbirliği veya sponsorluk sözleşmesi”nin istisna olduğuna dair bir hüküm bulunmadığını, Bakanlık tarafından yayınlanan “Sıkça Sorulan Sorular” başlıklı metinde de 2. Nolu soruda “soru 2: hizmet sözleşmelerinin kapsamı nedir? hizmet; teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir. bu işlemlere ilişkin sözleşmeler “hizmet sözleşmesi” olarak kabul edilmektedir.” denildiğini, bu nedenle sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğunu, taraflar arasındaki Sözleşmede müvekkilinin kendi reklamını yaparak yeni abone edinmesine ... (sözleşmedeki edimleri vasıtasıyla) aracılık etmesi ve ...'ın bu hizmeti karşılığında, aracı olduğu her bir yeni abonenin (taraftar abonesinin) faturası üzerinden hesaplanan bir komisyon ödenmesi düzenlendiğinden yani... müvekkilinin reklam yapmasına ve yeni abone getirilmesine aracılık ettiği bir hizmet-işbirliği söz konusu olduğunu, ayrıca davacının stadyumundaki ve diğer sayılan yerlerdeki boardlarda (panolarda), dahili tv'de ve saha kenarlarındaki reklam yerlerinde müvekkilinin görsel gösterme hakkı, panonun kiralanmasına ilişkin “kira akdi” olduğunu kira sözleşmeleri ise açıkça Tebliğdeki yasak kapsamında kaldığını, karma sözleşmelerde sözleşme konusu edimlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşme konusu alacak dava açılmadan önce... T.A.Ş. Merkez Şubesine temlik edildiği için davacının aktif husumetinin bulunmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili yasal süre içerisinde sunduğu ek istinaf dilekçesinde ise; avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, faiz yönünden itirazlarını bildirmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 01/01/2016 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede davacı ..., davalı ... olarak anılmaktadır. Sözleşmenin ilgili maddeleri aşada belirtilmiştir; Sözleşmenin 2.maddesinde; "İşbu Sözleşmenin konusu, ... tarafından aşağıda belirtilmiş Sözleşmesel Hakların ... tanınacağı ve bu haklar karşılığında, yapılacak kampanya kapsamında ...abonesi olacak tüm abonelerin fatura tutarları üzerinden hesaplanacak ücretin ... tarafından....aktarılacağı proje ("Proje") kapsamında tarafların üstlenmiş oldukları hak ve yükümlülüklerin belirlenmesidir." şeklinde ifade edilmiştir.Sözleşmenin 3.maddesinde, sözleşmede yer alan terimlerin tanımları yapılmıştır. "3.2. "Sözleşmesel Haklar" işbu Sözleşme'nin 7.1 maddesinde yer alan, ... tarafından ...'ya verifecek ve Proje yararına kullanılacak olan haklardır... 3.5. ... proje kapsamında sağlayacağı sözleşmesel haklar nedeniyle, kampanya abonelerinin aylık fatura tutarları üzerinden Madde 5'te belirtilen şekilde hesaplayarak ...'a her ay ödeyeceği hak ediş tutarıdır... sözleşmenin 4.maddesinde düzenlenmiştir. "4.1. ..., işbu Proje kapsamında K.. edinmek maksadı ile bu Proje'ye özgü kampanyalar oluşturacak ve bu kampanyalar kapsamında edinilecek abonelere yapılacak elektrik enerjisi satışının fiyatlama, faturalama, onay ve fesih koşullarını içeren tarife paketleri oluşturacaktır.Oluşturulan tarife paketlerinin .. satışı,.. tarafından kendi belirleyeceği yöntemler ve satış kanalları çerçevesinde gerçekleştirilecektir. ... yapacağı işbu satış faaliyetlerine ... azami desteği sağlayacaktır. ... bu kampanya ve satış faaliyeti çerçevesinde, ... sağladığı Sözleşmesel Hakları ve bu kapsamda Taraflarca birlikte oluşturulan logo ve materyalleri sınırlama olmaksızın, Sözleşme süresince dilediği şekilde ve mecralarda kullanabilecektir. Bununla birlikte ... işbu hakkını, Sözleşme ile belirlenen kullanım şekilleri dışında hiçbir şekil ve surette kullanamaz, kullandıramaz ve devredemez..."Sözleşmenin 5.maddesi "..." başlığını taşımaktadır. 5.1.maddesinde; ücret hesaplamasının her ayın 22.günü mesai saati bitiminde (hesaplama tarihi)... tarafından yapılarak, hesaplama tarihinden itibaren en geç 3 gün içerisinde e-mail yoluyla ... bildirileceği, bu bedelin ... tarafından ... fatura edileceği ve faturanın tebliğ tarihinden itibaren en geç 10 işgünü içerisinde .tarafından ...'a ödeneceği belirtilmiştir. Devamında ise; "5.2. Aylık Ücret, Hesaplama Tarihi itibari ile ...vadesi geldiği halde ödenmemiş herhangi bir borcu bulunmayan Kampanya Abonelerinin, Hesaplama Tarihinin ilgili olduğu aydan iki ay öncesindeki ayda gerçekleştirdikleri elektrik enerjisi tüketimine istinaden kesilen Fatura Tutarlarının %5 + KDV (yüzde beş artı katma değer vergisi) ne eşit olacaktır. ...'ya, vadesi geldiği halde ödenmemiş herhangi bir borcu olan Kampanya Abonesinin Fatura Tutarları Ücret hesaplamasına dâhil edilmeyecektir. 5.3. ...'nın 01 Mart 2016 tarihinden itibaren başlamak kaydıyla 36. ayın sonuna kadarki sürede, işbu Sözleşme gereğince ... yapacağı Ücret ödemeleri toplamının USD 600.000 + KDV (altıyüzbin Amerikan doları artı katma değer vergisi) tutarının altında kalması durumunda, ... USD 600.000 + KDV (altıyüzbin Amerikan doları artı katma değer vergisi) tutarı ile 36. ayın sonuna kadar ... tarafından ...'a yapılan Ücret ödemeleri toplamı arasındaki farkı nakten ve defaten ... ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder." hükümlerine yer verilmiştir. Sözleşmenin 7.maddesinde "... bu maddede yer alan sözleşmesel hakları ... bedelsiz olarak sağlayacağını kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. "7.1.Projeye özel, ... ve ... isimlerinin ve/veya logolarının birlikte yer aldığı ve içeriğini... hazırladığı ve ... yazılı olarak onay verdiği kompozit logolu ortak marka... oluşturulacaktır. İşbu markanın tescili ...adına ve tarafından yapılacaktır. ..., kendi isim ve logosunun ... tarafından işbu Proje kapsamında ve Sözleşme süresince, kampanyaya ilişkin tüm reklam çalışmalarında ve tüm reklam mecralarında (tv, outdoor, radyo, dergi, gazete, internet vb) kullanılmasına peşinen muvafakat eder. Sözleşme süresi bitiminde işbu ... hiç bir şekilde ... ve... tarafından kullanılmayacaktır...., bu Sözleşme kapsamında tanımlanan, belirlenen ve sayılan komposit markalar ve logolar haricinde, ... ait başkaca markalar, logolar, fikri mülkiyet hakları ile ilgili herhangi bir hak ve/veya yetki verilmediğini bilmekte ve kabul etmektedir.Devamında ise ...sağlanacak başlıca haklar özetle; -Formalarda, mağazalarda, ...futbol ve basketbol kadın-erkek takımlarının tüm sponsor ve röportaj panolarında kompozit logo bulundurma hakkı, -Futbol... takımı oyuncularını reklam ve iletişim çalışmalarında kullanım hakkı, -..., ... uygun göreceği yerlerde proje tanıtım ve abonelik başvuru bankoları oluşturularak, bu bankolarda.tarafından hazırlanan başvuru formları ve tanıtım broşürleri bulundurma hakkı, -... Stadyumunda .... Takımının oynayacağı tüm futbol müsabakalarında geçerli olacak şekilde ..kombine ve 25 standart bilet/maç hakkı, -...Stadyumu dahili televizyon sisteminde, mega ... içeriğini ... hazırladığı ve ... onay verdiği proje iletişimi ve reklam kullanım hakkı, -.. ev sahibi sıfatıyla oynayacağı futbol ve basketbol müsabakalarında ve katıldığı diğer futbol organizasyonlarında müsabakanın oynandığı stadyum/arenalarda saha kenarı reklam alanlarında, antrenman tesislerinde proje iletişimi ve kompozit logo içeren reklamlar yayınlama hakkı, -... ait Resmi Facebook, Instagram, Twitter, Youtube hesaplarında, ...resmi web sitesinde içeriğini ...'nın hazırladığı ve ....yazılı olarak onay verdiği şekilde Proje iletişimi içerikli post gönderim hakkı, -...bile abonelerinin tamamına ve ... veri tabanında yer alan e-posta hesaplarına yasal düzenlemelerin izin verdiği şartlarda ve içeriğini ...hazırladığı ve .... yazılı olarak onay verdiği Proje iletişimi içerikli sms ve e-mail gönderimi hakkı, -..Dergisinde, ....kanalında ...onayladığı Proje iletişimi içerikli röportaj, haber, içerikli tanıtıcı program, ücretsiz reklam hakkı şeklinde ifade edilmiştir. Sözleşmenin 8.maddesinde ise .. belirlenmiştir. Bu bağlamda sözleşme bedelinin ...'a ödenmesi, abonelerin sayısını arttırabilmek için azami gayret sarf edilmesi, abonelik başvuru ve abonelik süreci ile kampanya sürecinin belirlenmesi, abone bilgilerinin ...ile dijital ortamda paylaşılması, avantajlı tarife paketlerinin oluşturulması...yükümlülükleri olarak belirtilmiştir. Sözleşmenin 10.maddesinde "Süre, Fesih ve Öncelik Hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin imza tarihi (01/01/2016 tarihli) itibariyle yürürlüğe gireceği ve 31/12/2025 tarihinde başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona ereceği hükme bağlanmıştır. Sözleşmenin 14.maddesinde ise ...başlığı altında; "Karşılıklı olarak mutabık kalınmadıkça, Taraflardan herhangi biri diğer Tarafın önceden yazılı izni olmaksızın, işbu Sözleşmede yer alan herhangi bir hak veya yükümlülüğünü kati suretle veya teminat olarak herhangi bir üçüncü kişiye veya alt acenteye devir, terk veya temlik etme hakkına sahip olmayacaktır. İşbu genel kuralın istisnası olarak ..., finansman sağlamak üzere işbu Sözleşmeden doğan/doğacak tüm hak ve alacaklarını ...'nın onayı olmaksızın bankalara teminat olarak gösterebilir, bu amaçla devir ve temlik edebilir. ... işbu şekilde bir temlik yapması halinde,... bu temliği, Sözleşme şartlarına uygun olarak herhangi bir alacağın doğmuş/doğacak olması kaydıyla ödeme yapılacağını belirtmek ve de işbu hususu yazılı olarak temlik alana ve temlik edene bildirmek suretiyle kabul edecektir." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu sözleşmenin niteliği ve Tebliğ hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi; Devlet Bakanlığı'nın 07/08/1989 tarihli ve 55251 sayılı yazısı üzerine, 1567 sayılı Kanunun 6258 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca alınan 07/08/1989 tarihli ... kararla Türk parasının kıymetini korumak amacıyla Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'ın yürürlüğe konulması kararlaştırılmış, 11/08/1989 tarih ve 20249 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. 11/07/2009 tarih ve 27285 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2009-32/37) ile 2008-32/34 sayılı Tebliğin 8. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. 13/09/2018 tarih ve 30534 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 85 sayılı 12/09/2018 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'ın 4.maddesine "g" bendi ile "geçici madde (8)" eklenmiş, yayım tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. 4.maddeye eklenen g bendi; "g) (Ek:RG-13/9/2018-30534-C.K.-85/1 md.) Türkiye'de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.", Geçici 8.madde; "Bu Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, Bakanlıkça belirlenen haller dışında; Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenir." şeklindedir. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlandıktan sonra, karar hükümlerini yürütmekle görevli Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkartılan ve 06/10/2018 tarih ve 30557 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/51) ile mülga 8.madde "Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler" başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiştir. Bu maddenin 4.fıkrasında; "(4) Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve busözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar. a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri, b) İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri, c) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri, ç) Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri, Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan elektronik haberleşme ile ilgili hizmet sözleşmeleri" olarak belirlenmiştir. Yine 16/11/2018 tarih ve 30597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52) ile, 8.madde değiştirilmiş, bu kez yukarıda yer verilen düzenleme 8. maddenin 7.fıkrasının "ç" bendinde "elektronik haberleşme ile ilgili" ibaresi çıkartılarak yapılan kısmi değişiklik ile aynen yer almıştır. 8.maddenin 28.fıkrası "(28) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki .. efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranlarıesas alınarak artırılmasısuretiyle belirlenir." şeklindedir. Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler başlığı altında düzenlenen 8.maddede gayrimenkul satış, kiralama, iş sözleşmesi gibi bir takım sözleşmelere de yer verilmiştir.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin aracılık-hizmet sözleşmesi olup olmadığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır. Zira sözleşmenin türü, yukarıda belirtilen Tebliğ hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususunda belirleyici rol oynamaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 1.maddesinde de ifade edildiği gibi sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. BK'nın 19/1. maddesi uyarınca bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.Sözleşmenin yorumlanması, sözleşmenin içeriğiyle ilgili hukuki uyuşmazlığın giderilmesi sorunudur. Yorumun konusu aslında, sözleşme değil, sözleşmeyi oluşturan irade beyanıdır... Sözleşmenin yorumlanması, geçerli olarak kurulan, fakat uyuşmazlık konusu olan bir sözleşmenin içeriğini, hakimin, tarafların birbirine uygun sözleşme iradelerine göre belirlemesidir. Başka bir deyişle, tarafların gerçek ve ortak sözleşme iradelerinin hakim tarafından tespit edilmesine sözleşmenin yorumlanması denir ...Hizmet sözleşmesi; başkası ad ve yararına bir işgörme edimini içeren, iki tarafa tam borç yükleyen, ivazlı bir sözleşmedir. TBK 393.maddesinde "işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme" olarak tanımlanmıştır. Bu sözleşme türünde, işçi sadece belirli veya belirsiz bir süre için işverene bağımlı olarak bir hizmet sunmayı üstlenmekte olup işçinin hizmet edimini özenli bir şekilde yerine getirmesi borcun ifası için yeterlidir. İşçiye sonuçtan bağımsız olarak sadece gördüğü hizmet karşılığında ücret ödenir. Bu bakımdan hizmet sözleşmesinde edim fiili borçlanılmış olur. Hizmet sözleşmesinde işçi hizmet edimini sunarken işverene hukuki ve ekonomik yönden bağımlı olup, onun emir ve talimatı altında çalışır. Hizmet sözleşmesini işçi-işveren olarak dar yorumlamamak gerekmektedir. Zira tacirler arası hizmet sözleşmesinde, her iki tarafı tacir olan sözleşme taraflarının arasında dar anlamda işçi-işveren ilişkisi değil, hizmet alan-hizmet veren ilişkisi mevcuttur. Örnek olarak temizlik hizmeti veren bir şirketten, başka bir şirketin bu hizmeti alması, yada güvenlik hizmeti veren şirketten başka bir şirketin güvenlik hizmeti alması gibi durumlarda da taraflar arasındaki ilişki hizmet ilişkisidir. Ancak somut dosyaya konu sözleşme, hizmet sözleşmesi değildir. Zira davacı tarafından davalıya yada davalı tarafından davacıya verilen bir hizmet yoktur.

Anayasa'ya ve Türk Borçlar Kanunu'na göre taraflar kanunda öngörülen sınırlar içinde diledikleri konuda, diledikleri şekilde sözleşme yapabilirler. Yani tarafların yapabilecekleri sözleşmeler kanunlarda öngörülenlerden ibaret değildir. Buna sözleşme özgürlüğü (akit serbestisi), irade özerkliği denir. Borçlar Kanunu yada diğer kanunlarda düzenlenen sözleşmeler isimli (tipik) sözleşmelerdir. Borçlar Kanununun özel borç ilişkileri kısmında veya özel kanunlarda düzenlenmemiş olan sözleşmeler ise isimsiz (atipik) sözleşmelerdir. İsimsiz sözleşmeler kendine özgü (sui generis) sözleşmeler, karma sözleşmeler ve birleşik sözleşmeler olarak üçe ayrılır. Kendine özgü yapısı olan (sui generis) sözleşmeler, kısmen veya tamamen, kanunda düzenlenmiş sözleşme tiplerinde bulunmayan unsurlardan meydana gelir. Bileşik sözleşmeler, birbirinden hukuken bağımsız ve farklı iki veya daha çok sözleşmenin, mahiyetlerine halel gelmeksizin birbirine bağlanmasıdır. Edim-karşı edim ilişkisi içinde bulunan bu sözleşmelerden, birinin geçerliliği veya yerine getirilmesi diğerine bağlı olup onun için işlem temeli sayılır. Karma sözleşmeler ise yasanın öngördüğü sözleşme tiplerinde öngörülen unsurların yasada öngörülmeyen tarzda bir araya getirilmesi ile oluşur. İsimsiz sözleşmelerle ilgili anlaşmazlıkların çözümü, bu sözleşmelerin yorumlanması ve tamamlanması suretiyle gerçekleşir. Kendine özgü yapısı olan (sui generis) sözleşmelerde hakim önce sözleşmeyi yorumlar ve yorumda dürüstlük kuralını dikkate alır, tarafların iradesini güven teorisine göre belirler. Sözleşmede eksiklik tespit edilirse bunu tamamlar, TBK genel hükümler uygun düştüğü ölçüde somut olaya uygulanır, bu hükümler çözüme yetersiz kalırsa kanun boşluğundan bahsedilir bu durumda örf ve adete bakılır, yoksa akit tiplerine ilişkin kurallar kıyasen uygulanır ve son aşamada hakim hukuk yaratır. Davalı taraf, dava konusu sözleşmenin aracılık sözleşmesi olduğunu ileri sürmüştür. Sözleşme kurulmasına aracılık faaliyeti TBK'nın 520.maddesinde yer almaktadır. Simsarlık sözleşmesi başlığı taşıyan maddede simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmeler olarak tanımlanmıştır. Davalının savunması TBK'nın 520.maddesinde yer alan simsarlık kapsamında değil isimsiz bir aracılık sözleşmesi olarak değerlendirildiğinde yine davacının hangi hususta aracılık ettiği konusunda davalı tarafın bir açıklaması olmadığı gibi sözleşme hükümleri incelendiğinde davacının aracılık faaliyeti yapacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Davacının abone adayları ile davalıyı bir araya getirme yönünde bir eylem ve yükümlülüğü bulunmayıp, sadece davacıya ait bazı hakların, davalı tarafça kullanılmasına izin verilmesi söz konusudur. Bu nedenlerle somut olayda imzalanan sözleşme hükümleri incelendiğinde davacının, abonelik sözleşmelerinin kurulmasına aracılık etmek yönünde bir faaliyeti olmadığı açıktır. Yine dava konusu sözleşme Tebliğ'de geçen danışmanlık ve taşımacılık sözleşmelerinden de değildir. ..., TBK'da veya diğer kanunlarda düzenlenmemiş, tam iki tarafa borç yükleyen, ivazlı ve sürekli borç ilişkisi içeren, isimsiz, kendine özgü bir sözleşme türüdür... yani destekleyen; karşı tarafın belirli bir alandaki veya çeşitli alanlardaki faaliyetleri veya belli bir organizasyonu destekleyerek adını kamuoyunda duyurmayı, tanınırlığını artırmayı hedefleyen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanabilir. Sponsorluk sözleşmesinin diğer tarafı desteklenen ise belirli bir alanda faaliyetini geliştirmek için destek alan gerçek veya tüzel kişidir....sözleşmesi daha çok spor, kültür-sanat, yayın ve medya alanlarında yapılmaktadır. 6112 sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 3/1.fıkrasının s bendinde televizyon programcılığı yönünden ...Yayın hizmetinin sağlanmasıyla veya görsel-işitsel eserlerin üretimiyle bağlantılı olmayan gerçek veya tüzel kişilerin adını, markasını, logosunu, imajını, faaliyetlerini veya ürünlerini tanıtmak amacıyla programlara yönelik yaptığı her türlü katkıyı ifade eder" denilerek sponsorluk kavramı tanımlanmıştır. Gençlik ve Spor Müdürlüğü Sponsorluk Yönetmeliğinin 4. maddesinde spor sponsorluğu bakımından ... Bu Yönetmelik kapsamındaki alanlara gerçek veya tüzel kişilerce, dolaylı olarak ticari fayda sağlamak ya da sosyal sorumluluklarını yerine getirmek amacıyla iletişim olanakları karşılığında ayni ve/veya nakdi destekte bulunulmasını, Sponsor: Gençlik ve spor tesisleri ile organizasyonlarına, federasyonlara, gençlik ve spor kulüplerine, sporculara; ayni ve/veya nakdi desteklerle sponsorluk yapan gerçek ve tüzel kişileri, Sponsorluk alan: Bu Yönetmelik kapsamında hizmet, tesis ve faaliyetleri desteklenen kişi, kurum ve kuruluşları... ifade eder" şeklinde tanımlanmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalı, davacının sözleşmenin 7.maddesinde ifade edilen haklarını kullanarak yapacağı reklam ve kampanyalar çerçevesinde abone sayısını artırmayı amaçlamış, karşılığında ise davacıya bedel ödemeyi taahhüt etmiştir. Sözleşme süresi 01/01/2016-31/12/2025 tarihleri arası olarak belirlenmiş, aylık ödenecek ücretin ise sözleşme kapsamında kazanılacak kampanya abonelerinin fatura bedelleri üzerinden hesaplanacağı kararlaştırılmıştır. Ayrıca 01/01/2016 tarihinden başlamak üzere 36.ayın sonuna kadar yapılacak ücret ödemelerinin 600.00,00 USD + KDV'nin altında kalması durumunda ise o zamana kadar yapılan ödemeler ile aradaki farkın... nakden ve defaten ödeneceği kararlaştırılmıştır. ...sözleşmelerinde, sponsorun ayni yada nakdi edim borcu, desteklenenin ise tanıtım borcu bulunmaktadır. Tanıtım borcu taraflarca sözleşmede belirtilen usulde gerçekleştirilir. Desteklenenin borcu, destek verilen faaliyet ve desteklenenin nitelikleri ile sponsorun ulaşmak istediği amaç doğrultusunda çeşitlilik gösterebilir. Bu çeşitliliğe rağmen temel bir sınıflandırma yapmak gerekirse, desteklenenin borçları üç başlık altında incelenebilir. Desteklenen, sponsorun verdiği teşvike karşılık tanıtım edimlerini de destek verilen faaliyet kapsamında gerçekleştirmelidir. Bu kapsamda, sponsorun ilk borcu teşvik alınan faaliyeti icra etme borcudur. Bunun devamında ikinci olarak ise, sponsordan aldığı destek karşılığında sponsorun iletişim amaçlarına hizmet etmeyi ve tanıtımını yapmayı üstlenmektedir. Desteklenen, sponsorun tanıtımını yapma borcunu üstlenirken; kendisine ait şahıs varlığı haklarını ve fikri haklarının kullanımını sponsora bırakabilir, iletişim ve tanıtım faaliyetlerine fiilen katılabilir ve kendi bünyesindeki reklam alanlarını ve tanıtıcı unsurlarının kullanımını sponsora bırakabilir. ... sözleşmelerinde, sponsorun iletişim amaçlarına ulaşmasını sağlayan etkili yollardan bir tanesi şüphesiz, destekleneni kendi iletişim stratejisine dahil etmesidir. Sponsorluk ilişkisi sayesinde, desteklenen tarafın sahip olduğu imaj, sponsora ait bir ürüne veya markaya aktarılmak istenir. Desteklenen; ismi, resmi, imzası, sesi, logosu, amblemi gibi şahsi ve fikri haklarının kullanımını sponsora devrederek sponsorun iletişim amaçlarına ulaşmasına katkı sağlar ve bu şekilde tanıtım edimini ifa edebilir. Desteklenenin isim, ses, imza,marka, logo, amblem gibi kişisel değerleri ile fikri haklarını sponsorun kullanımına bırakması durumunda tanıtım faaliyetine pasif katılımı söz konusudur... Sponsorluk sözleşmesi kapsamında desteklenin tanıtım edimini yaygın görülen gerçekleştirme şekillerinden biri de tanıtım faaliyetlerinde fiilen bulunmasıdır... Desteklenenin tanıtım edimini ifa şekli sözleşme ile belirlenir. Sözleşme kapsamında, desteklenenin sponsorun düzenlediği imza günlerine katılması, özel bir etkinliğe katılması, basın toplantısı yapması ve röportaj vermesi, sponsorun tanıtımına hizmet eden ve fiilen katıldığı durumlara örnektir. Desteklenenin gerçek kişi olmadığı kurum sponsorluklarında ise, kurum temsilcisi kurum adına reklam ve halkla ilişkiler gibi tanıtım arttırıcı faaliyetlere katılabileceği gibi, kurum adına üçüncü bir kişinin katılmasını da sağlayabilir. Bu durum en çok spor sponsorluklarında görülmektedir. Desteklenenin spor kulübü veya federasyon olduğu durumlarda, genellikle sponsorun ürün tanıtımı veya reklam filmi gibi iletişim faaliyetlerine belirli bir sporcunun katılması sözleşme ile kararlaştırılabilir... Desteklenenin reklam alanlarını ve tanıtıma etkili unsurlarını sponsorun kullanımına bırakması, genellikle kurum ve organizasyon sponsorluklarında uygulama alanı bulmaktadır. Bu durum esasen, sponsorun desteklenen veya desteklenen faaliyet vasıtası ile tanıtımını yapmasının sağlanması olarak ifade edilebilir. Uygulamada, sponsorun logosunun, isminin görsellerinin desteklene ait saha kenarlarına yerleştirilmesi, elektrikli panolarda sponsorun reklamlarının yayınlanması, sporcuların formalarında sponsor firma adının veya logosunun yer alması spor sponsorluğu alanında en yaygın görülen örneklerdir. (Hazal Kayapınar, s. 95, 96, 97, 98) Somut olayda; davacının tanıtım borcu kapsamında davalıya tanınan haklar 7.maddede sayılmıştır. Bunlar davacının ismi kullanılarak davalı tarafça oluşturularak kompozit logolu ortak markanın kampanya süresince davalı tarafından tüm reklam çalışmalarında kullanılması, davacıya ait çeşitli mecralarda kompozit logonun bulundurulması ayrıca proje tanıtım ve abonelik başvuru bankoları oluşturularak hazırlanan başvuru formları ve tanıtım broşürlerinin bulundurulması, sınırlı sayıda ...oyuncularının reklam ve iletişim çalışmalarında kullanılması, davacıya ait resmi dergi ve resmi tv kanalında proje ilgili ilgili röportaj, reklam yayınlanması, davacıya ait sosyal medya hesaplarında proje ile ilgili post gönderimi, ...aboneleri ile ...veri tabanında yer alan e-posta hesaplarına proje ile ilgili sms ve e-mail gönderimi hakkı olarak özetlenebilir. Davalının karşılık edimi ise sözleşmede hesap yöntemi belirlenen ücreti ödemektir. Ancak yukarıda açıklandığı gibi davacının elektrik abonelik sözleşmelerine aracılık etmek, abone adayları ile görüşerek sözleşme imzalamaya yönlendirmek/ikna etmek, davalının abone sayısını artırması amacıyla fiilen çalışmalar yapmak vs gibi bir edim borcu bulunmamaktadır. Yani bu çerçevede davalıya bir hizmet borçlanılmamıştır. Yine tanıtım edimi ise yukarıda ayrıntılı olarak yer verildiği üzere kampanya ve reklam çalışmalarının davalı tarafından yapılması karşılığında, söz konusu kampanya bilgileri ve reklamlara çeşitli mecralarda yer vermekten ibarettir. İstinaf dilekçesinde ayrıca reklamların çeşitli mecralarda yayınlanmasının bir anlamda kira ilişkisine işaret ettiği ileri sürülmüştür. Genel olarak kira sözleşmesi TBK'nın 299.maddesinde "Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme" şeklinde tanımlanmıştır. Somut olayda ise, reklamların yayınlandığı alanlar davalıya kiralanmamıştır. Sadece sponsorluk sözleşmesinin gereği olarak reklam alanlarının kallanılması hakkı tanınmıştır. Bu durumda taraflar arasında imzalanan sözleşme 16/11/2018 tarih ve 30597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52)'in 8. maddesinin 7.bendinde ifade edilen hizmet sözleşmesi kapsamında kalmadığından, mahkemenin bu hususlara yönelik değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.Husumet itirazı; 6098 sayılı TBK'nın 183.maddesine göre kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir, TBK'nın 184.maddesine göre alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın temliki; bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini, yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Aynı zamanda, temlik edilen alacak eski alacaklının malvarlığından çıkarak yeni alacaklının mamelekine dâhil olmakta, alacağı talep etmek hakkı da yeni alacaklıya intikal etmektedir... Alacağın temlikinin söz konusu olabilmesi için, evvelemirde temlik edilecek bir alacağın mevcut olması gerekir. Kural olarak, bütün alacaklar temlik edilebilir. Böylece hâlen iktisap edilmiş (kazanılmış) bir alacak kadar ileride iktisap olunacak bir alacak da; keza muaccel bir alacak kadar bir vadeye veya şarta bağlanmış olan alacaklar da temlik olunabilir. Alacağın hukukî muameleden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya doğrudan doğruya kanundan doğmuş olmasının da bir önemi yoktur... (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/03/2019 tarih 2017/11-2630 E. 2019/328 K.)Devir konusu alacak, olağan bir alacak olabileceği gibi şarta veya süreye bağlı, çekişmeli ya da gelecekteki bir alacak da olabilir... Devredilen alacağın doğduğu borç kaynağı önemli değildir. Hukuki işlemlerden doğan alacak devredilebileceği gibi, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden yada vekaletsiz işgörmeden doğan alacaklar da devredilebilir. Çekişmeli (ihtilaflı) alacakların devri de mümkündür...Taraflar arasında imzalanan 01/01/2016 tarihli sözleşme konusu 600.000,00 USD + KDV bedel, ... düzenlenen 19/01/2016 tarih ve ... yevmiye no.lu Temlikname ile davacı tarafından, ..A.Ş. Merkez Şubesi'nde ve diğer tüm şubelerinde doğmuş ve doğacak, nakdi ve gayrinakdi her türlü kredilerinin ve kredi geri ödemelerinin, faiz ve sair ferilerinin teminatını teşkil etmek üzere, ...Merkez Şubesi'ne TBK'nın 183 vd maddelerindeki temlikle ilgili hükümler gereği bütün hakları ile gayrikabili rücu olmak üzere temlik edilmiştir. İşbu temlikname uyarınca davalı tarafından ...T.A.Ş.'ye 04/03/2019 tarihinde 2.705.592,67 TL ödeme yapılmıştır. İmzalanan temlik sözleşmesi ile davacı tarafça alacağın, kredilerin teminatını teşkil etmek üzere ... T.A.Ş. Merkez Şubesi'ne temlik edildiği anlaşılmaktadır.Alacağın teminat amaçlı temliki ile ifade edilmek istenen, borçlunun, bir başkasından olan alacağını, borcunu teminat altına almak amacıyla, kendi alacaklısında devrettiği; devralan alacaklının ise bu alacağı teminat anlaşması sınırları içerisinde kullanmayı, borç sona erdiği takdirde ise teminat amacıyla devredilen alacağı, asıl alacaklıya iade etmeyi üstlendiği sözleşmedir....Temlik eden borcunu ifa ettiği takdirde, teminatın konusu, kendiliğinden teminat verene dönmemektedir. İnanılan, teminat altına alınan borcun ödenmesi nedeniyle veya teminat anlaşmasının herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, teminatı ve/veya onun yerine geçen şeyleri inanana geriye temlik etmekle/iade etmekle yükümlüdür. Teminat oluşturan alacağın inanana dönüşü, bozucu şarta bağlı olarak gerçekleştirilen inanç anlaşmaları hariç tutulmak üzere, sözleşmenin ortadan kalkması/ana borcun sona ermesi ile kendiliğinden değil, inanılan tarafından inanana geriye temlik yapılması ile gerçekleşir. ...inananın, geriye temliki talep hakkı, ayni değil, nispi/şahsi niteliktedir. Geriye temlik, temlikin tabi olduğu şekilde, yazılı olarak yapılmalıdır. ...Mahkemece .. T.A.Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen 03/03/2020 tarihli cevabi yazıda; ... düzenlenen 19/01/2016 tarih ve ... yevmiye no.lu alacak temliğinin geçerliliğini yitirdiği belirtilmiş ise de alacak temlik sözleşmesi ile TBK 183.vd uyarınca temlik alana geçmiş olup yazıda "temlikin geçerliliğini yitirdiği" ifadesi ile ne anlatılmak istenildiği anlaşılamamaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar da nazara alınarak; taraflar arasında teminat amacıyla yapılan temlik işlemine ilişkin borcun ödenip ödenmediği, temlik sözleşmesine konu alacağın davacıya geriye temlik edilip edilmediği, bu hususta taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılıp yapılmadığı hususları sorularak bu yöndeki eksikliklerin giderilmesi gerekirken, husumet yönünden eksik inceleme neticesinde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın kaldırılmasını gerektirmiştir.Faiz itirazı; 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesinde "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." hükmü yer almaktadır. Mahkemece kabul edilen USD cinsi alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşme kapsamında uygulanacak faiz oranı yönünden bir hüküm bulunmadığı gibi USD cinsi alacağa TL alacaklar için getirilen avans faiz oranının uygulanması hatalıdır. Re'sen yapılan inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 31.maddesinde "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Davacının dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarı 93.732,89 USD + KDV olarak belirtilmiş, KDV'nin oran ve miktarı açıklanmamıştır.Ayrıca HMK 297/2.maddesi uyarınca hüküm kısmında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararda kabul edilen miktar 93.732,89 USD + KDV olarak belirtilmiş, toplam alacak miktarı belirtilmediği gibi toplam alacak miktarını hesaplamaya yarar KDV oranına da yer verilmemiştir. Mahkemece öncelikle harca esas dava değerinin ne kadarının KDV olarak talep edildiği hesap edilerek KDV oranının bulunması, ardından somut sözleşme yönünden hangi oranda KDV uygulanacağı hususunun mevzuat hükümleri de nazara alınarak tespit ve hesap edilmesi ve sonuç olarak hükümde KDV miktarının net olarak gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi HMK'nın 297/2.maddesine aykırıdır. Açıklanan nedenlerle; husumet itirazı yönünden eksiklikler ikmal edilerek değerlendirme yapılması, KDV yönünden talep net olmadığından davacı vekiline HMK'nın 31.maddesi gereğince açıklama yaptırılması, KDV'ye ilişkin mevzuat hükümleri de nazara alınarak KDV oranının tespit edilmesi, kararda ise KDV oran miktarı gösterilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan ayrıca davalı vekilinin faize yönelik itirazları da yerinde olduğundan, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın HMK'nın 355 ve 353/1.a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/168 E. 2021/79 K. Sayılı 21/01/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/1.a.6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinaf(Sözleşmedendelillerin=$usdderece$usd+kdvkabulüistanbulAlacakdeğerlendirilmesikaldırılmasınaiadesinegerekçeusd+kdvKaynaklanan)mahkemesikararıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim