SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/949

Karar No

2024/1061

Karar Tarihi

11 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/949

KARAR NO: 2024/1061

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2018/537

KARAR NO: 2021/265

KARAR TARİHİ: 26/03/2021

DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 11/09/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında alacağını tahsil edilememesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde davacının alacaklı olduğunun net olarak ortaya çıkacağını beyanla, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, %20'si oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının imzalamış olduğu sözleşme uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kullanılan makinelere ilişkin talep edilen ve yapılması zorunlu hale gelen iyileştirme çalışmalarının yapmadığını, acil durumlarda sisteme girilememesi yüzünden hastaların ve davalının mağdur olduğunu, aksaklıkların giderilmediğini, bunun üzerine davalı firmanın ödemezlik defini ileri sürerek davacıya ödeme yapmayı durdurduğunu beyanla, haksız davanın reddini, takipte haksız ve kötü niyetli alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :Mahkemece; ''...Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 24/10/2018 tarihli donanım destek ve bakım onarım sözleşmesinin imzalandığı, işbu sözleşmenin müşteri cihaz envanterinde belirtilen cihazların seçeceği hizmet tipine göre koruyucu bakım ve arıza gidermeyi kapsadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin cari hesap biçiminde sürdüğü, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinde davalının itirazı noktasında toplandığı, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, davacı tarafça kesilen faturaların davalı defterlerinde ve davalı tarafça yapılan ödemelerin de davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 17.986,13TL alacaklı bulunduğu, takipten sonra da taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği, bu kapsamda davalı tarafça takipten sonra düzenlenen faturalar nedeni ile ödemeler yapıldığı, bu ödemeyle birlikte dava konusu borca ilişkin olarak da ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemelerin davacı vekilince tarihleri ile birlikte dosyaya bildirildiği, buna göre ödemeler davadan sonra yapılmış olduğundan bu ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği, davacının alacağının tahsili için başlattığı icra takibinde davalının itirazının haksız olduğu anlaşılmakla, davacının davasının kabulü ile, davalının ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şekli ile aynen devamına karar vermek gerekmiş, dava açıldıktan sonra davalı tarafından icra takip dosyasına 16/10/2018 tarihinde 10.000TL, 18/12/2018 tarihinde 5.000TL, 11/02/2019 tarihinde 2.500TL, 26/04/2019 tarihinde 2.500TL ödeme yapıldığı anlaşıldığından, bu ödemelerin infaz aşamasında...tarafından dikkate alınmasına, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan İcra İflas Kanununun 67/2 maddesi uyarınca 17.986,13 TL'nin %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine..." karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi ek raporu sonrasında tarafların anlaştığını ve müvekkili tarafından dava konusu borcun ödendiğini, davacı vekili tarafından bir kısım ödemeler beyan edilmişse de 4.106,78 TL ödemenin yer almadığını, davacı tarafın sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ileri sürülen ödemezlik defiine ilişkin inceleme yapılmadığını, ön inceleme duruşmasında haklı mazeretlerine rağmen duruşmaya devam edildiğini, müvekkili tarafından takip tutarından fazla ödeme yapıldığını, ödemeye rağmen davacı lehine takdir edilen icra inkar tazminatı ve yargılama giderleri oranının yasal olmadığını, davanın konusuz kaldığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... sayılı icra dosyası incelendiğinde; davacı tarafından, davalı aleyhine 17.986,13 TL cari hesap alacağının tahsili için 16/05/2018 tarihinde takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 22/05/2018 tarihinde tebliğ olduğu, davalı borçlu vekilinin 28/05/2018 tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal sürede açıldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında donanım, destek ve bakım onarım sözleşmesi kapsamında ticari ilişki bulunmaktadır. Sözleşmede davacı .., davalı "Müşteri" olarak anılmaktadır."Sözleşmenin Konusu; Bu sözleşme taraflar arasında, ... aracılığı ile yada üçüncü şahıslarca kullanım hakları kullanıcıya satılmış olan bilgisayar, yazılımlar ve kullanılmakta olan bilgisayar donanımlarına ilişkin verilecek olan ve aşağıda kapsam ve sınırları belirtilen hizmetlere ilişkin ilkeleri belirler. Seçilecek hizmet tipine göre aşağıdaki maddelerde detaylandırılan yükümlülük ve hakların Müşteriye ve ... yüklediği sorumlulukları ve tarafların sözleşme gereğince vereceği hizmetlerin koşullarını belirlemektedir.Sözleşmenin Kapsamı; ... arasında akdedilen işbu bakım, onarım, destek sözleşmesi, Müşteri'ye Ait ...adet bilgisayar sistemi, ...adet sunucu, ... adet nokta vuruşlu, ... diğer çevre birim üniteleri kapsamında Müşteri adresinde kurulu bulunan ve Müşteri cihaz envanterinde de belirtilen cihazlar için seçeceği hizmet tipine göre koruyucu bakım ve arıza giderme hizmetlerini kapsar." şeklinde belirtilmiş, devamında tanımlar, verilecek hizmetler, tarafların hak ve yükümlülüklerine yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (...Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ...aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Davacının hizmetlere ilişkin fatura bedellerinin ödenmediği iddiasına karşılık, davalı ise hizmetlerin gereği gibi yerine getirilmediği savunmasıyla ödemezlik definde bulunmuştur. Ancak yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, her iki tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafça takibe konu edilen alacağa ilişkin faturaların her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, takip ve dava tarihi itibariyle her iki tarafın uyumlu kayıtlarına göre davacının 17.986,13 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça sözleşmenin gereklerine uygun hizmet verilmediği, aksaklıkların giderilmediği ileri sürülmüş ise de faturaların ticari defterlerine kaydedilmesi ve süresi içerisinde iade edilmemesi karşısında ispat yükü davalı üzerindedir. Ancak davalı tarafça savunmanın ispatına yönelik bir delil sunulmadığı, bu hususlarda davacıya yapılan bir ihtar yada bildirimin bulunmadığı sabit olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tarafça takibe konu bedel ödenmiş ise de, söz konusu ödemenin dava tarihinden sonra yapılmış olması sebebiyle dava konusuz kalmamıştır. Zira takip tarihinden itibaren işleyen faiz ve takip giderleri ile vekalet ücretinin hesaplanarak, yapılan ödemelerin mahsup edilmesi ve bu işlemlerin ise icra müdürlüğü tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle yapılan ödemeler infaz aşamasında icra müdürlüğü tarafından dikkate alınacağından, mahkemece bu yönde kurulan hüküm yerindedir.İİK'nın 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır.İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı) Somut olayda; davaya konu alacağın faturaya dayalı likit bir alacak olduğu anlaşılmakla, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur. Yine davanın kabulüne karar verilmesi karşısında yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması da yerindedir. Davalı vekili ön inceleme duruşmasında haklı mazeretlerine rağmen duruşmaya devam edildiği ileri sürmüş ise de önceki celselerde taraf vekillerinin gerek mazeret sunması gerekse sulh için süre talep etmeleri nedeniyle ön inceleme duruşmasının ancak 4.celsede yapıldığı dosya kapsamıyla sabit olup davalı vekilinin bu yöndeki itirazları haklı görülmemiştir.Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 307,15 TL'nin mahsubu ile bakiye 120,45 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

gereğiistinafSözleşmesindendelillerindereceİptaliistanbuldeğerlendirilmesiesastanKaynaklanan)kararımahkemesiİtirazın(Hizmet

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim