İstanbul BAM 44. HD 2021/1089 E. 2024/977 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1089
2024/977
23 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1089 Esas
KARAR NO: 2024/977
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 02/12/2020
NUMARASI: 2018/211 E. - 2020/427 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
KARŞI DAVA: Haksız rekabet-Maddi-Manevi tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Merkezi Almanya'da olan müvekkili şirketin kurulduğu yıldan bu yana Çin, Hindistan ve Amerika'da üretim tesislerinde, mobilya, beyaz eşya, otomotiv, tıp gibi sektörlerde faaliyet gösteren şirketler için ve her nevi sanayi makinelerinde kullanılmak üzere amortisör, piston, zemberek ve benzeri parçaları imal eden dünyanın sayılı üretici firmalarından biri olduğunu, imal ettiği parçaları tüm dünyada sattığını, imalatını yapıp sattığı parçalardan birinin de "özellikle santrifüj kurutmalı çamaşır makinelerinde kullanılan sürtünmeli bir amortisör ünitesi" olup, bu ürünler ile ilgili olarak 15.09.2004 rüçhan tarihi ve ... (...) nolu "Amortisör" başlıklı buluşun patent hakkı sahibi olduğunu, davalı tarafından müvekkiline ait ... (...) ve ... (...) patentlerine tecavüzüne karşı İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/228 esası ile açılan davada, davalıların müvekkiline ait ... (...) patent belgesinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiklerinin tespiti ile, patente tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, patente tecavüz eden ..., ... kodlu ürünlere ve münhasıran üretimde kullanılan araçlara el konulmasına ve münhasıran üretimde kullanılan araçlara el konularak karar kesinleştiğinde imhasına karar verildiğini, ayrıca davalının ... (...) numaralı patentinin yeni ve ayırt edici olmadığına ilişkin hükümsüzlük talepli açtığı karşı davasının reddedildiğini, anılan mahkeme kararına rağmen davalının müvekkiline ait ...(...) patentine tecavüz oluşturan fiil ve eylemlerini başka ürünler üzerinden devam ettirdiğini, davalının mahkeme kararında belirtilen ..., ... kodlu ürünlerden ayrıca, müvekkilinin ... (...) sayılı patent konusu buluşu kapsamına giren "..." kodlu ürününü piyasaya sunduğunu, bu kapsamda Gebze 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/58 D.İş sayılı dosyası uyarınca davalıların işyerinde bilirkişi marifetiyle yapılan tespit işleminde müvekkilinin iş bu davaya konu patent belgesine tecavüz eden ve aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet veren ürünlerin davalılarca üretildiğinin, satıldığının tespit edildiğini, tespit esnasında üretilen "..." ibareli "..." kodlu ürünlerin fotoğraflandığını ve biri demonte diğer ikisi monte olmak üzere toplam üç adet ürünün de dosya kapsamına numune olarak alındığından bahisle, öncelikle davalı tarafından ticaret mevkiine konulan müvekkiline ait ... (...) incelemeli patentinden doğan haklarına tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulması, bu çerçevede ürünlerin üretim, satış ve her türlü mecrada pazarlanmasının durdurulması ve patentten doğan haklara tecavüz edilerek üretilen ürünlere, başta davalıya ait fabrika adresinde Gebze Organize San. Bölgesi ... Cad. No:... 41480 Gebze/Kocaeli olmak üzere Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölgeleri de dahil bulundukları her yerde ürünlere el konulması yönünde İhtiyati tedbir kararı verilmesini, 6769 Sayılı SMK'nın 149.maddesi uyarınca, davalının müvekkilinin patentten doğan haklarına tecavüz teşkil eden fillerinin tespiti ile tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına, tecavüzün giderilmesine, müvekkilinin patent belgesinden doğan haklarına tecavüz edilerek üretilen veya sair surette temin edilerek ticaret mevkiine konulan tecavüz oluşturan ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araçlara, kalıplara gümrükler de dahil olmak üzere bulundukları her yerde el konulmasına, patentten doğan haklara tecavüzün devamının önlenmesi anlamında tedbirlerin alınması, özellikle el konan taklit ürünlerin imhasına, bunları üretmeye yarayan araçların, kalıpların şekillerinin değiştirilmesine veya patentten doğan haklara tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına, davalının devam eden tecavüz eylemlerinin devamını önlemek üzere gereken uygun görülecek tedbirlerin alınmasına, müvekkilinin hali hazırda saklı tutulan her türlü tazminat talebi dikkate alınarak, ileride açılabilecek bu neviden davalara esas teşkil etmesi anlamında 6769 sayılı SMK'nın 150/3 maddesi uyarınca, patent konusu buluşların müvekkilinin izni olmadan kullanılması neticesinde uğramış olduğu zararın miktarının belirlenmesi anlamında davalının taklit üretimi ile ilgili belgelerinin müvekkiline verilmesine, TTK'nın 56.maddesi uyarınca davalıların eylemleriyle oluşan haksız rekabetin varlığının hükmen tespitine, davalıların eylemleri ile oluşan haksız rekabetin önlenip yasaklanmasına, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili cevap/karşı dava dilekçesinde özetle; Dava konusu olan ... no'lu patente karış müvekkilleri tarafından İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/228 esas sayılı dosyasında karşı dava olarak davacıya ait ... ve ... nolu patent belgelerine konu buluşların yeni olmadığı ve buluş basamağı içermediği gerekçeleriyle hükümsüzlük talebinde bulunulduğunu ve ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın dava ve karşı davadaki talepler yönünden kısman kabul ve kısmen red kararıyla sonuçlandığını ve halen istinaf aşamasında olduğunu, dolayısıyla dava konusu taleplerin dayanağı olan ... no'lu patent belgesinin hükümsüzlüğü konusunda henüz kesinleşmiş bir yargı kararı mevcut olmadığından iş bu davanın görülmesinin SMK HMK hükümleri gereği mümkün olmadığını, hükümsüzlük kararı verilmiş olsaydı en baştan hiç var olmamış gibi etki doğacağını, böyle bir durumda da ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve yargılama yapılmasının telafisi mümkün olmayan zararların oluşmasına neden olacağını, dava konusu patente karşı açılmış olan hükümsüzlük davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, dava konusu ürünün müvekkili ... Tic. A.Ş tarafından üretilerek ticarete sunulan "..." kodlu amortisör olduğunu, çamaşır ve kurutma makinelerinde tambur tarafından üretilen titreşimlerin sönümlenmesi görevini yerine getirdiğini, Gebze 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/58 D.İş dosyasından alınan bilirkişi raporuna konu ürün örneklerinin müvekkiline ait "..." kodlu amortisörün, davacıya ait ... nolu patent belgesinden doğan haklarına tecavüz teşkil etmediğini, patent hukuku anlamında taraf ürünlerinin farklı teknik özellik ve geliştirmeler ihtiva ettiğini, müvekkillerine ait ürünün fotoğraflarından ve katı model resimlerinin incelenmesinde davacıya ait ... nolu patente ait istem 1 içerisinde yer alan 1.F ve 1.H numaralı unsurların ... kodlu amortisör üzerinde bulunmaması nedeniyle, müvekkillere ait ürün patentin koruma kapsamına germediğini, bunun haricinde müvekkillerine ait ürün bir "sübap" ve /veya bir "balata" ihtiva etmediği için patentin koruma kapsamına girmediğini, müvekkillerinin faaliyetlerinin haksız rekabete sebebiyet vermediğini, haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, haksız rekabet kapsamında bir karıştırılmadan söz edilebilmesi için davaya gerekçe patent ile müvekkilinin dava konusu ürünü arasında benzerlik bulunması gerektiğini, müvekkiline ait ürünlerin davacıya ait patent belgesine tecavüzü teşkil etmediğini, davacının tecavüz iddialarını yaklaşık olarak kanıtlayamadığını, ayrıca dava konusu patentin geçerliliğinin derdest bir hükümsüzlük davası bulunması nedeni ile belirsiz olduğunu bu nedenle ihtiyati tedbir taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini, davacının müvekkillerinin müşterileri ile çeşitli yollarla iletişim kurarak müvekkilini kötülediğini ve müvekkili şirketin taklit ürün sattığını iddia ederek müvekkili şirketin müşterilerini kendilerinden mal alması içen zorladığını, başkalarını ve mallarını yanıltıcı açıklamalarla kötülemek TTK kapsamında haksız rekabet olarak kabul edildiği için bu eylemi gerçekleştirenin hukuki sorumluluğunun söz konusu olduğunu, davalının müvekkillerinin müşterileri gözündeki itibarını zedeleyerek haksız kazanç sağlamaya başladığını beyanla, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesi ve giderilmesine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00TL tutarında maddi tazminat ile 5.000,00 TL tutarında manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve karşı dava ettiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Somut olayda, davacı/karşı davalı tarafından, davalı/karşı davacı şirketin müşterisine yazdığı dosya içerisinde mevcut olan bir kısım yazılı bildirimlerin içeriğine bakıldığında, "Taraflar arasında devam eden ve yerel mahkemede sona eren dava sonucu hakkında bilgi verildiği ve yine açacakları dava ve dayanağı kapsamında da doğru bilgi verildiği", dolayısıyla yazılı beyan içeriklerinin doğruları yansıttığı, yanlış ve yanıltıcı bilgi içermediği, davalı şirketi doğrudan kötüler, itibarı düşürür ifadeleri içermediği, bilgilendirme amacını taşıdığı, dolayısı ile davacı/karşı davacının eylemlerinin TTK m. 55 /a.l maddesi uyarınca haksız rekabet eylemi teşkil etmediği, bu doğrultuda maddi ve manevi tazminat taleplerinin de oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, denetime elverişli gerekçeli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, asıl davanın reddine, karşı davanın reddine" karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İlk Derece Mahkemesinin asıl davanın reddine yönelik kararının, dosya kapsamına sunulu bilirkişi raporuna dayanmakta olduğunu, anılan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin patent hukukunun genel prensiplerine aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, yeni bir heyet veya aynı heyetten bu yönde itirazları karşılayan ek rapor alınmadığını ve eksik incelemeye tabii olarak karar oluşturulduğunu, dosya kapsamına sunulan 11.05.2020 tarihli bilirkişi raporu ile; Davalı karşı davacıya ait incelenen amortisörlerin, davacı karşı davalıya ait ... sayılı Türk patent belgesinin koruma kapsamına girmediği, Bilirkişi raporunun ilk sayfası, II. Bölümün ilk kısmında “...nezdinde davalıya ait işyerinde davacı-karşı davalının ... (...) ve ... (...) nolu amortisörlerine ihlal teşkil edebileceği düşünülen..." ifadesi yer aldığını, bu ifadede yer alan numaraların patent numaraları olduğunu, Davalının sahip olduğu amortisörlerin bilirkişiden değerlendirilmesi istenen patent ihlali ile ilgili bir ilgisi bulunmadığını, bu ifadede yer alan hatanın maddi bir hata olduğu düşünülse de bilirkişi raporunun devamında da sistematik olarak bu hata yapılmaya devam edildiğini, bilirkişi raporunda davalının ürünlerinin davacının patentlerini ihlal edip etmediğinin tespit edilmesi gerekirken, davalının ürünlerinin davacının ürünleri ile de kıyaslandığını, -Bilirkişi raporunun 8. Sayfasında, A.2. kısmında ... davalı tarafa ait olduğu belirtilen bir patent başvurusunun bibliyografik bilgileri sunulduğunu, konu ile hiçbir ilgisi olmayan bu patent başvurusu ile ilgili bilgilendirme yapılmasının anlaşılmadığını, Bilirkişi raporunun devamında da bu patent başvurusu kullanıldığını ve dolayısı ile hatalı değerlendirmeler yapılarak yanlış sonuca ulaşıldığını, A.4. kısmında, 9. Sayfasının, son paragrafında “öncelikle açılan iş bu dava ...'nın ... nolu patenti ile davalı ... LTD ŞTİ'nin belirttiği Türkiye içinde ... (B1) Avrupa Patent Ofisi tescilinin uzantısı ... numaralı resmi patenti arasında bir ihlalin olup olmadığı üzerinedir” ifadesi yer aldığını, ... nolu patentin dava ile bir ilgisi olmadığını, ancak bilirkişi raporunun ve davanın özünü oluşturan tek patent numarası olan ... sayılı Türk Patentinin bilirkişi raporunun pek çok yerinde yanlış yazılması, bilirkişi raporunun geneline yansıyan bir dikkatsizlik ve özensizliğin göstergesi olduğunu, patent ihlal davasının özünü oluşturan ve ihlale konu ... sayılı Türk Patenti ile dava ile hiçbir alakası olmayan ... sayılı patent arasında bir ihlal söz konusu olmadığını, iki patentin birbirini ihlal etmesi, patent hukukunda yeri olmayan bir durum olup bu mümkün olmadığı gibi bilirkişi heyetinden böyle bir değerlendirme yapılması da istenmediğini ancak bilirkişi raporunun devamında da görüleceği üzere bilirkişi heyeti sürekli olarak davalı ve davacının patentleri ile davalı ve davacının ürünlerini kıyasladığını, oysa mahkeme bilirkişi heyetine yapması istenen görevi açık ve net bir şekilde tanımladığını, bilirkişi heyetinin yapması gereken, davalının ürünlerinin ... sayılı Türk Patentine tecavüz edip etmediğinin saptanması ve buna ilişkin bir bilirkişi raporunun hazırlanması olduğunu, aynı bölümün son paragrafında “Mahkemenizce heyetimize verilen görev objektif şekilde rapor tanzim edip ... patent nolu (...) ve (...) nolu amortisörler ile ... (B1) Avrupa Patent ofisi tescilinin uzantısı ... patent nolu Aks Patent ... kodlu ürün üzerinde bir patent ihlalinin tespiti üzerinedir” dendiğini, ilk olarak ... sayılı patentin konu ile ilgisi bulunmamakta olup aynı bölümde bu bilirkişi raporunun özünü oluşturması gereken ... sayılı Türk Patentinin numarası dahi doğru bir şekilde yazılamadığını, ... patent nolu (...) ve (...) nolu amortisörlerin” konu ile ilgili bir alakası bulunmadığını, patent ihlal değerlendirmesinde, her iki tarafın sahip olduğu, ürettiği amortisörler değil, davalının ürettiği, sattığı amortisörlerin ... sayılı Türk Patentinin koruma kapsamı kalmadığının incelenmesi gerektiğini, heyetin ısrarla her iki tarafın ürünlerini karşılaştırarak bir değerlendirme yapma çabası içine girdiğini, bilirkişi heyetinin dava konusu ile herhangi bir ilgisi olmamasına karşılık özellikle ve ısrarla davalı tarafın ürününü ... patent no su ile ilişkilendirerek tanımlamasının anlaşılamadığını, bilirkişi raporunda patentlenebilirlik kriterlerinin açıklandığı 82. ve 83. Maddelerine neden yer verildiğinin anlaşılamadığını, Dava konusunun, davacı veya davalının ürünlerine benzer amortisörlerin belirlenmesi olmadığını, Dava konusu, davalı tarafından üretilen ürünlerin ... sayılı Türk patentini ihlal edip etmediğinin tespit edilmesi olduğunu, Dava konusu ile ilgili olmayan, farklı firmalara ait ürünlere ilişkin fotoğrafların bu bilirkişi raporunda neden bulunduğunun anlaşılamadığını, ... sayılı Türk Patenti resmi ofislerce araştırması ve incelemesi yapılarak, patentlenebilirlik kriterlerine sahip olduğu dolayısı ile tekniğin bilinen durumunu aştığı tescil edilmiş bir patent olduğunu, bir patentin ihlal edilip edilmediğinin tespiti için patenti ihlal eden ürün ile patentin istemlerinin karşılaştırılarak istemin kapsamı içinde kalıp kalmadığının tespit edilmesi gerektiğini, patent bir ürünün iç, dış görünüşünü korumamakta olup istemleri çerçevesinde bir koruma sağlamakta olduğunu, raporda davacı ile davalının ürününün dış görünüşünün karşılaştırıldığını, bilirkişi raporunda yer alan Şekil 1'de davacı ile davalının ürünlerinin dış görünüşleri yer aldığını, bilirkişi raporunda yer alan Şekil 2' nin açıklamasında bir patent ihlali değerlendirmesinde olmaması gerektiği şekilde yine davacı ile davalının ürünleri karşılaştırılmakta ve şeklin “ufak farklılıkları” gösterdiği belirtildiğini, “ufak farklılıklar” olarak tanımlanan bir kriter patent hukuku ve patent ihlal değerlendirmesinde olmayan bir kriter olup hem teknik hem de hukuki açıdan hiçbir anlam içermediğini, bilirkişi raporunda yer alan Şekil 3'te ... sayılı Türk Patentinin şekiller kısmında buluşa ilişkin kesit resimler kopyalandığını ve Şekil 3'ün açıklamasında bu kesit resimlerin davacının ürün çizimleri olduğu belirtildiğini, Şekil 3'te yer alan kesit resimlerin davacının bir ürününün çizimi olmadığını, Şekil 3'te yer alan resimlerin ... sayılı Türk Patentinin Şekiller kısmında yer alan ve söz konusu patentin tarif namesinde detaylı olarak açıklanan ve istemler tarafından korunan buluşa ait kesit resimler olduğunu, bu resimlerin davacının ürününün çizimi olsa dahi davacının ürününün patent ihlal değerlendirmesinde bir önemi bulunmadığını, Şekil 4'te de davalı tarafın patentinin resimleri yer aldığını, davalı tarafın patent veya patentlerinin dava konusu ... sayılı Türk Patentinin ihlal değerlendirmesinde neden söz konusu olduğunun anlaşılamadığını,-Bilirkişi raporunun değerlendirme başlıklı IV. Bölümünün dördüncü kısmında ... sayılı Türk Patentinin ana isteminin unsur analizi yapıldığını, ancak neden unsur analizi yapıldığına ilişkin açıklama olarak “söz konusu patent belgesinin koruma kapsamını daha iyi belirlemek için unsur analizi yapılacağı” sunulduğunu, dava konusu ... sayılı Türk Patentinin koruma kapsamı, patentin başvuru tarihinde resmi ofise teslim edilen istemler ile açık ve net bir şekilde belirlendiğini, “Unsur analizi” patentin koruma kapsamının belirlenmesi için değil, patent ihlal değerlendirmesinde patentli istemleri ile patenti ihlal eden ürünün karşılaştırılmasını kolaylaştırmak için yapıldığını, bilirkişi heyeti bir unsur analizi de yapmamış olduğunu, bilirkişi raporunda ana istemin unsur analizi olarak yer alan kısımdaki sarı ile boyalı kelimenin “değişebilir” değil “değiştirilebilir” olması gerektiğini, bununla birlikte bilirkişi raporunda ana istemin unsur analizi olarak belirtilen ve bilirkişi heyetince hatalı olarak değerlendirilen esas unsuru oluşturan 1.f hanesinde ise boyalı kısımda görüleceği üzere ilk istemin önemli bir unsuru çıkarıldığını, bu kısımda, balatasına (36) doğru dönen, en az bir sürtünmeli amortisör balatasının (36) ifadesinin eksik olduğu görüldüğünü, bir patent ihlal değerlendirmesinde istemin tüm unsurlarının ihlal eden ürün ile karşılaştırılması gerekirken söz konusu bilirkişi raporunda bilirkişi heyetinin istemin bir unsurunu çıkardığı ve bu unsur olmadan eksik dolayısı ile tamamen yanlış değerlendirdiği anlaşıldığını, bilirkişi raporunda bağımsız ilk istemin unsur analizinde “mahfazaya göre sabit olan ve en az bir sürtünmeli amortisör balatasına doğru dönen” unsuru çıkarılarak sadece "mahfazaya göre sabit olan” unsuru değerlendirildiğini ve dolayısı ile hatalı ve eksik bir değerlendirme yapıldığını, bilirkişi raporunda davacının ve davalının ürünü karşılaştırılırken hiçbir detay verilmediğini ve “ürünlerin iç dizaynında belirgin farklılıklar” bulunduğu belirtilerek bu belirgin farklılıklara dahi değinilmeden geçiştirildiğini, Şekil 5 ve Şekil 6'da yer alan davalı tarafa ait patent ihlaline konu ürünlerin fotoğrafları doğru açıdan çekilmemiş olup patent ile korunan unsurların görünmediği açıdan çekilen bu fotoğraflar üzerinden bir ihlal değerlendirmesi yanlış sonuçlara ulaşılmasına neden olduğunu, oysa fotoğrafın çekildiği açıdan durdurma elemanlarının ve durdurma pimlerinin görünmesi mümkün olmadığını, bilirkişi heyetinin ne sürtünmeli amortisör balatası ne de durdurma elemanları ne de durdurma pimlerinin nerede olduğuna ilişkin bir görüşü olmadığını, dolayısı ile bilirkişi raporunda yer alan şekil 5 ve şekil 6 sayılı şekillerin ... sayılı Türk Patentinin ihlali değerlendirmesinde dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda yer alan Şekil 7'de ... sayılı Türk Patentine ait 4., 5., 6., 7. ve 13. resimlere yer verilmiş olup Şekil 7' nin açıklaması “davacı ... firmasının modelindeki iç kısımdaki ara elemanların tarif namedeki çizimleri” olarak tanımlandığını, bu resimlerin “davacı ... firmasının modelinin” çizimleri olmadığını, bu resimler davacı tarafın ürünlerine ilişkin resimler olsa dahi ... sayılı Türk Patenti ihlal değerlendirmesi ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, buna ilaveten ... sayılı Türk Patentinin tarif namesi içinde bu resimlerin açıklaması tek tek detaylı bir şekilde yapıldığını, ... sayılı türk patenti incelenecek olursa ne bir “iç kısım” tanımı ne de “ara eleman” tanımı mevcut olduğunu, bilirkişi heyetinin, patentin içeriğinde yer almayan terimleri kullanarak bilirkişi raporuna aktardığını, bilirkişi raporunun 17. sayfasının son paragrafında “davacının ürününde 45 no ile geçen şekil 7 (fig 5 ve 7) deki durdurucu elemana sahip değildir” denildikten sonra “bu eleman ve pimin görevlerini şekil 5 ve şekil 6'da görülen kırmızı bir parça içerisindeki zigzag sürtünme elemanları ve diğer iç parçalar gerçekleştirmektedir” denilerek aslında bilirkişi raporunun 11. sayfasında da yer alan 6769 sayılı SMK'nın 89. Maddesinin 5. Bendinde yer alan hükmün gerçekleştiğinin anlaşıldığını,-Patent literatüründe “eşdeğerler doktrini (doctrine of eguivalent)” olarak da bilinen bu hüküm çerçevesinde ihlalin ortada olduğunu bilirkişi heyeti tarafından da bilirkişi raporunda teyit edilmiş olduğunu, bilirkişi heyetince davalının ürününde yer almadığı belirtilen ve unsur analizinde hatalı olarak yer alan 1.F ve 1.H unsurları ile aynı görevi gören, aynı görevi aynı şekilde gerçekleştiren ve aynı sonucu ortaya çıkaran unsurlar, bilirkişi raporunun Şekil 5 ve Şekil 6'da açık ve net bir görülmekte olup bu durum heyetince de tespit edildiğini, Bilirkişi raporunun 18. sayfasında “Şekil 8: Davalı ... Firmasının Modelinin İç Elemanlarının Çizimleri” olarak bir şekil açıklaması ile birkaç resim yer aldığını, bu şekillerin “-... LTD STİ 'ne ait olan ... sayılı Patentin resimleri olup, değerlendirilmemesi gerektiğini, -Raporda “...davalının ürünü üzerinde kullanılan sürtünme elemanı, her iki yanda da hiçbir stop pimine sahip olmayan düz plastik yüzeylere çarpmaktadır" ifadesi yer aldığını, bu ifade de yer alan “sürtünme elemanı” ve “stop pimi” terimleri ne ihlal edilen patentin isteminde ne de tarif namesinde yer aldığını, ... sayılı Türk Patentinin bağımsız ilk isteminin hatalı bir şekilde bilirkişi raporunda unsurlarına ayrıldığını, bilirkişi heyeti davacı ile davalının ürünlerini karşılaştırarak davacının amortisörüne göre patenti ihlal eden ürünün “teknik yönden büyük bir avantaj sağlayabilecek mahiyette bir yeniliğe sahip olduğu” belirtildiğini, bu tip bir değerlendirme patent ihlal değerlendirmesinde olmaması gereken, neden yapıldığı anlaşılmayan, mahkeme tarafından da bilirkişi heyetinden talep edilmeyen bir değerlendirme olduğunu, “davalının amortisörünün her ne kadar dış görünüş olarak davalının ürünü ile benzeşse de" denilerek patent ihlal değerlendirmelerinde yapılmaması gereken, patent hukukunda, patent literatüründe yeri olmayan “benzeşme” terimi bir kriter olarak kullanılarak tamamen hatalı, eksik bir değerlendirme yapıldığını, -Davalının patent ihlal eden ürününün tekniğin bilinen durumunu aşan bir yenilik içerdiği gibi bir değerlendirme yapılmaktadır ki bu değerlendirmenin hangi amaca hizmet ettiği anlaşılmadığını, bir ürünün tekniğin bilinen durumunu aşması ve bunun sonucunda yenilik içermesi gibi bir sonuca ulaşılmasının patent literatüründe karşılaşılmayan bir durum olduğunu, davacının patenti ile davalının ürününü karşılaştırmak yerine davacı ile davalının ürünleri karşılaştırıldığını ve çok hatalı bir sonuca ulaşıldığını, davacının ürününün dava konusu patent ihlal değerlendirmesinde kullanılması anlaşılamadığını, bilirkişi raporuna itirazlarını değerlendirmeye almayan, eksik değerlendirmeye konu, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı -karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Dava konusunda bilirkişi heyetinin yaptığı teknik incelemede, davaya konu patente ait istem 1 içerisinde yer alan 1.F ve 1.H. numaralı unsurların davaya konu ürün üzerinde bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiğini, heyetin yasal düzenlemelere uygun olarak davaya konu patentin bağımsız istemi unsurlarına ayrılarak, bu unsurların davaya konu ürün üzerinde mevcut olup olmadığı incelendiğini, bu minvalde yapılan incelemede de davaya konu patentin istem 1 içerisinde yer alan 1.F ve 1.H numaralı unsurların müvekkillerine ait üründe yer almadığı sonucuna ulaşıldığını, -Karşı dava (haksız rekabet iddiası) yönünden gerekçeli karar incelendiğinde, dosya üzerinden oluşturulan Bilirkişi Raporu incelemesi esas alınarak hükmün oluşturulduğunu ancak haksız rekabet iddiasının hukuki bir değerlendirmeyi gerektirmekte olup Mahkemenin Bilirkişi Raporundaki değerlendirmeler ile sınırlı kalarak davanın reddine dair hüküm oluşturmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 15.05.2020 tarihli dilekçelerin göz ardı edildiğini, raporda, gerekçeli kararda olduğu gibi, davacı/karşı davalı tarafından Müvekkili müşterilerine gönderilmiş olan mektup içeriklerinin doğruyu yansıttığı, davalı şirketi kötüler, itibarı düşürür ifadeleri içermediği belirtildiğini, raporda 6 no'lu paragrafta da, “.dki tarafın amortisörleri iç dizayn yönünden benzeşmediğinden davacının davalının Müşterilerine gönderdiği iddia olunan mektuplarla ilgili TTK m. 55 a. yolundaki haksız rekabet hükümlerinin uygulanması belki düşünülebilir. Ancak bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağının koşulların oluşup oluşmadığının takdiri heyetimize ait olmayıp mahkemenize aitti. Heyetin görevi sadece teknik mahiyette değerlendirmede bulunmaktır” yönünde kanaat bildirildiğini, davacı/karşı davalının davaya konu eylemlerinin hiç şüphesiz TTK 55 vd. hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, şöyle ki, karşı taraf şirketin, müvekkillerinin müşterileri ile çeşitli yollarla iletişim kurarak müvekkillerini kötülediğini, müvekkili şirketin taklit ürün sattığını iddia ederek müvekkili şirketlerin müşterilerinin kendilerinden mal alması için onları zorladığını, bu durumu ispatlayan mektupların ise karşı dava dilekçesi ile dosyaya sunulduğunu, ancak yerel mahkemede yapılan incelemede, mektup içeriklerinin, mektuplara konu ürünleri ile alakası olmayan ve henüz kesinleşmemiş İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/228 E., 2017/163 K. sayılı kararın hükmünün kıyaslanması ile sınırlı kalındığını,-Davaya konu ticareti engelleyici girişimlerin, müvekkillerine ait ... numaralı patent belgesi ile korunan “...” kodlu amortisör ile alakalı olduğunu, ancak yargılamada tanzim edilen raporda, karşı dava bakımından incelemeye esas alınan İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/228 E. 2017/163 K. sayılı kararına konu ürünlerin, karşı davaya konu “...” kodlu amortisör olmadığını, heyetin bahsi geçen mahkeme kararını, karşı dava bakımından yaptığı incelemeye konu etmesinin ve bu inceleme sonucu elde ettiği tespitin hatalı olduğunu, davacı/karşı davalının davaya konu mektupları, müvekkilinin rakip firmasına göndermesiyle birlikte TTK'nın 55. maddesine göre kötülemenin objektif şartı oluştuğunu, -Davaya konu 18.01.2018 tarihli iki sayfadan oluşan mektubun ilk sayfasında (2) no'lu paragrafta davacı/karşı davalı, müvekkilin o zaman aralığında üretmediği Serbest Strok Amortisörlerin patent ihlali oluşturduğuna yer verildiğini, (3) no'lu paragrafta başlatılan davada davacı/karşı davalı ... ve ... sayılı patentlerini dayanak teşkil ettiğini belirttiğini, oysaki davacı/karşı davalının huzurdaki davaya dayanak teşkil eden patentinin ... sayılı patenti olduğunu, davacı/karşı davalının ... sayılı patenti İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/228 E. 2017/163 K. sayılı karar ile hükümsüz kılınmış olup davacı/karşı davalı mektupta bu konu hakkında bilgi vermediğini, bu nedenlerle, (3) no'lu paragrafta yer alan bilgilerin eksik ve hatalı olduğunu, (4) no'lu paragrafta, hangi patent haklarının ihlal edildiği konusunda detaylı bilgi yer almadığını, mektup tarihi itibariyle kesinleşen müvekkili aleyhine bir patent ihlali hükmü bulunmadığını, (5) no'lu paragrafta, müvekkilinin hangi ürünleri ihlal ettiği-ki bu yönde mektup tarihi itibariyle kesinleşen bir yargı kararı bulunmadığını, (6) no'lu paragrafta yer verildiği şekilde mektup tarihi itibariyle ilgili amortisör kapsamında başvurusu yapılmış olan bir delil koruma talebi bulunmadığını, 18.01.2018 tarihli iki sayfadan oluşan mektubun ikinci sayfasında (3) no'lu paragrafta, davacı-karşı davalı kendisine ait olduğunu iddia ettiği üçlü aksiyon amortisörünün ... tarafından imal edilip satışa sunulması nedeniyle, ...tesislerin delillerin korunmasına yönelik 07 Aralık 2017 tarihinde işlem başlattığını belirttiğini, bu paragrafta kastedilen işlemin Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/58 D. İş sayılı dosyası üzerinden 7 Aralık 2017 tarihinde yapılan delil tespiti olduğunu, (4) no'lu paragrafta başlatılan davada davacı/karşı davalı ... ve ... sayılı patentlerini dayanak teşkil ettiğini belirttiğini, oysaki davacı/karşı davalının huzurdaki dava dayanağı ... sayılı patenti ile sınırlı olduğunu, davacı/karşı davalının ... sayılı patenti İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/228 E. 2017/163 K. sayılı karar ile hükümsüz kılınmış olup davacı/karşı davalı mektupta bu konu hakkında bilgi vermediğini, ikinci sayfada yer alan açıklamalar bir bütün olarak incelendiğinde müvekkilinin huzurdaki davaya konu ürün ile kesin olarak patent ihlali gerçekleştirdiği ima edilmekte ve bunu takiben davacı/karşı davalının müvekkilinin müşterisine müvekkilinin bu ürününü kullanmaması yönünde bir beyanda bulunduğu anlaşılmakta olduğunu, huzurdaki davaya konu edilen ve henüz inceleme aşaması tamamlanmamış olan bu patent ihlali iddiasının hatalı ve kötüleme niyeti taşıdığını, haksız rekabet teşkil ettiğini, davacı-karşı davalının “..." kodlu amortisörün ticaretini engellemek amacıyla mektupları yolladığını, müvekkillerinin müşterileri gözündeki itibarının zedelendiğinin ve bu filleriyle haksız kazanç sağlamaya çalıştığının kabulü gerektiğini,-İstinafa konu karara konu Bilirkişi Raporunun 23.sayfasında “davalı/karşı davacı ile Müşteri arasındaki sözleşmenin işbu sebeple feshedildiğine dair bir delil ya da iddianın olmadığı” yönündeki incelemenin de hatalı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından yapılan incelemelerde, haksız rekabet düzenlemelerinin uygulanabilmesi için zararın meydana gelmiş olması aranmadığını, rakip firmaların birbirlerinin ürünleri hakkında eksik, hatalı, yanıltıcı ve diğerini kötüleme maksadı içeren açıklamalar içeren ürünler hakkında rakip firmanın müşterilerine gönderdiği mektuplar hukuka uygun oysaki davacı / karşı davalının, Müvekkillerinin Türkiye dâhil pek çok ülkede tescil edilerek patent aldığı “...” kodlu amortisörünün ticaretini engellemek amacıyla, söz konusu amortisör ile alakası olmayan bir dava dosyasından elde edilen hükümden, ki kesinleşmemiş bir hüküm, bahsederek, müvekkillerin müşterilerine müvekkillerin ürünü hakkında eksik, hatalı yanıltıcı ve müvekkili kötüleme maksadı içeren açıklamaların yer aldığı mektuplar gönderdiğini, kararın kaldırılarak karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar-karşı davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafça rapora asıl dava yönünden yöneltilen itirazın, teknik niteliği olmadığı gibi, itirazda yöneltilen iddialar, dosyada mübrez 05.10.2020 tarihli dilekçede de açıklandığı üzere, raporun hükme elverişli olmadığını ispattan uzak olduğunu, aynı itirazların istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğünü, huzurdaki ihtilaf, “..." kodlu amortisörün ("davaya konu ürün") ... no.lu davacıya ait patentin ("davaya konu patent') kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin olduğunu, yapılan inceleme sonucunda ise davaya konu patentin istem 1 içerisinde yer alan 1.F ve 1.H numaralı unsurların müvekkillerine ait üründe yer almadığı sonucuna ulaşıldığını, teknik inceleme içeren bir metinde imla ya da yazım hatası yapılmış olmasının, o metnin esasa ilişkin eksik değerlendirmeler içerdiği anlamını doğurmayacağını, Davacı/karşı davalı raporda dava dışı ... sayılı patent belgesinin bibliyografik bilgilerinin yer aldığını, Heyetin iki patent belgesini karşılaştırdığını belirttiğini, Bilirkişiler, doğru bir şekilde dosyada mevcut bulunan ürün örneklerini almışlar ve dava konusu patente ait bağımsız İstem unsurları ile karşılaştırmış olduklarını, davalıya ait (suçlanan) ürün hem dış görünüşü itibarıyla hem de demonte edilerek iç aksamı itibarıyla fotoğraflanmış ve bilirkişi raporunun 14. sayfasında bu fotoğraflara da yer verilmiş olduğunu, yapılan karşılaştırma sonucunda İstem 1 içerisinde yer alan iki ayrı unsurun (1.F ve 1.H), suçlanan ürün üzerinde mevcut olmadığı ve bu nedenle de bu ürünlerin, patentin koruma kapsamına girmediği açık şekilde tespit edilmiş bulunduğunu, raporun 16. sayfasında yer alan davalının ürünü ile davacının patentinin karşılaştırılmış olduğunu, Davalı ürünü incelendiğinde istem 1 içinde yer alan 1.F. ve 1.H. numaralı unsurların, ... kodlu amortisör üzerinde olmadığını, Davalı ürününde durdurucu elemanlar (44,45; 443,45; 44b,45b; 44c,45c) ve bir çok durdurma pimi (46) mevcut olmadığını, karşı tarafın incelendiğini iddia ettiği ... sayılı patent belgesinin ise davaya cevaplarında yer verildiğini, ilgili belgenin dava ile suçlanan ürünü ifşa etmekte olan ... numaralı Avrupa patentinin Türkiye uzantısı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkiline ait ... sayılı patent belgesine dayalı olarak, davanın esasına ilişkin ve mahkeme kararını etkileyen bir tespit de mevcut olmadığını, davalıya ait suçlanan ürünün patentli bir ürün olması gerçeğinden kaynaklanan sorun olduğunu, Davalı, suçlanan ürünü ifşa etmekte olan ... numaralı Avrupa patentinin ve bunun uzantısı olan ... no.lu Türk patentinin sahibi olduğunu, bilirkişilerin, suçlanan üründe durdurma pimleri zaten mevcut olmadığını açıkça ifade ettiklerini, davacı/karşı davalının bu yöndeki iddiası teknik dayanağa sahip olmadığını, istinaf dilekçesinin 12. sayfasında, “Eşdeğerler Doktrini” altında eşdeğer tecavüz olduğunu ve bu yönden Bilirkişilerin hatalı değerlendirme yaptığını iddia edildiğini, Dava konusu patentin bağımsız istemi içerisinde yer alan 2 ayrı unsur suçlanan ürün üzerinde mevcut olmadığını, mevcut olmayan bir unsurun “eşdeğer” olamayacağını, Davacı/karşı davalı, istinaf dilekçesinin 14. sayfasında, rapora itirazında da belirttiği gibi, “Patent hukukunda ve literatürde ayırt edici özellik olarak bir tanımlama bulunmamaktadır” cümlesine yer verdiğini, koruma kapsamını tanımlayan bir istemin, hem Avrupa hem de Türk hukukunda iki parçalı şekilde yazıldığını, istemin ilk kısmında (preamble) tekniğin bilinen durumunda var olan unsurlara yer verilirken ikinci yani ayırt edici kısmında (characterizing portion) buluş ile var edilmiş olan ayırt edici unsurlara yer verildiğini, 16. sayfasında, Sayın Bilirkişilerin kullanmış olduğu “dizayn” kelimesine atıfla bulunmuş ve sözde tasarım hukukuna gönderme yaparak Sayın Bilirkişilerin tecavüz incelemesini karalamaya yeltendiğini, ancak Sayın Bilirkişilerin kullanmış olduğu bu terimde de hiçbir hata olmadığını zira hem davalının hem de davacının ürünleri, geliştirme aşamasında yapılan birer dizaynın sonucu olduğunu, Davacı/karşı davalı, raporun unsur analizi kısmında, davaya konu patentin ana isteminin bir unsurunun yer almadığı ve bu eksiklik karşısında yapılan incelemenin hatalı olduğunu belirttiğini, İstem 1 içerisinde mevcut olup ta suçlanan ürün üzerinde mevcut olmayan unsurlar görüntülenemeyeceği için davacı/karşı davalı sadece tecavüz var dediğini ve fakat unsurları davalının ürünü üzerinde işaretleyemediğini, davacı/karşı davalının rapora unsur analizi yönünden yönelttiği aşağıdaki itiraz; bilirkişi raporunda ana istemin unsur analizi olarak yer alan kısımdaki 1.£ hanesinde sarı ile boyalı kelimenin bununla birlikte bilirkişi raporunda ana istemin unsur analizi olarak belirtilen ve bilirkişi heyetince hatalı olarak değerlendirilen esas unsuru oluşturan 1.f hanesinde ise kırmızı ile boyalı kısımda görüleceği üzere ilk istemin önemli bir unsuru çıkarılmıştır. bu kısımda; balatasına (36) doğru dönen, en az bir sürtünmeli amortisör balatasının (36) ifadesinin eksik olduğu görülmekte olduğunu, bir patent ihlal değerlendirmesinde istemin tüm unsurlarının ihlal eden ürün ile karşılaştırılması gerekirken söz konusu bilirkişi raporunda bilirkişi heyetinin istemin bir unsurunu çıkardığının ileri sürüldüğünü ancak eğer istem içerisinde yer alan bir unsur incelemede göz ardı edilirse bu hatadan ancak patent sahibi istifade edebileceğini, Bilirkişi Raporuna paralel olarak, davaya konu ürünün davaya konu patent kapsamında kalmadığı yönünde kanaat bildiren 27.06.2018 tarihli uzman görüşünün de dosyada mevcut olduğunu asıl dava yönünden istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava, davalı/karşı davacıların “..." kodlu amortisörlerinin ("davaya konu ürün”) ... no.lu davacı/karşı davalıya ait patenti ('davaya konu patent”) ihlal ettiği iddiası ile davalının davacının patentten doğan haklarına tecavüz teşkil eden fillerinin tespiti ile tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına ilişkin olup, Karşı dava ise, davacının göndermiş olduğu mektuplar nedeniyle, davalının müşterileri gözündeki itibarını zedeleyerek haksız kazanç sağlamaya başladığını ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesi ve giderilmesine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00TL tutarında maddi tazminat ile 5.000,00 TL tutarında manevi tazminatın tahsili talepli açılmış olduğu anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan 11.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"...Asıl dava açısından; davacı-karşı davalı ...'nin ... numaralı patentine konu ürün ile davalı-karşı davacı ... Tic.Ltd.Şti ve ...Tic.A.Ş.'nin ... patentine konu ... no'lu üründe dış görünüş yönünden benzerlikler bulunsa da, patente konu iç görünüş, çalışma şekli ve dizayn konusunda belirgin farklılıklar bulunduğu, davalının ürününün davacı ...'nın ürününe nazaran aynı amaca hizmet etse de teknik yönden kullanılan parça ve dizayn yönünden farklı, hatta yumuşak sönümleme ve gürültü yönünden daha üstün yenilikler içeren bir yapıya sahip olduğu. davalının ürününün, davacının ... no ile tescilli patent belgesi koruma kapsamı ana istemindeki tamamına ulaşılamamış olup, bundan dolayı davacının ... no.lu patent belgesinden doğan haklarına tecavüz olmadığı, Karşı dava açısından; davacı/karşı davalı tarafından, davalı/karşı davacı şirketin müşterisine yazdığı yazılı bildirimlerin içeriğine bakıldığında, "Taraflar arasında devam eden ve yerel mahkemede sona eren dava sonucu hakkında bilgi verildiği ve yine açacakları dava ve dayanağı kapsamında da doğru bilgi verildiği", dolayısıyla yazılı beyan içeriklerinin doğruları yansıttığı, yanlış ve yanıltıcı bilgi içermediği, davalı şirketi doğrudan kötüler, itibarı düşürür ifadeleri içermediği, bilgilendirme amacını taşıdığı, dolayısı ile davacı/karşı davacının eylemlerinin TTK m. 55 /a.l maddesi uyarınca haksız rekabet eylemi teşkil etmediği..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.Davacı/karşı davalının delil listesinde İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine ait 2011/228 E ve 2017/163 K sayılı ilamı'nın sunulduğu, iş bu ilamda asıl dava yönünden Islah edilen asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, "Asıl dava açısından; davalıların, davacı tarafın ... sayılı patent belgesinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet ettiklerinin tespitine, patente tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, patente tecavüz eden (... ve ... kodlu) ürünlere ve münhasıran üretimde kullanılan araçlara el konularak, karar kesinleştiğinde imhasına..." Yine maddi manevi tazminata ve Türkiye çapında yayın yapan gazetelerde de ilana karşı dava yönünden de karşı Davanın kısmen kabulü ve reddine, Karşı dava açısından; Davacı adına tescilli ... patent belgesinin hükümsüzlüğüne, ... sayılı patent belgesinin hükümsüzlüğü talebinin reddine..." şeklinde karar verildiği, ... sayılı patent yönünden kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerekiyor ise de, işbu dosyanın Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesinde olduğu sırada İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine ait 2011/228 E ve 2017/163 K sayılı kararının Yargıtay tarafından onandığı ve kesinleştiği, bu nedenle beklenilmesinin gerekmediği anlaşılmıştır.Asıl dava yönünden, Davacı-karşı davalı taraf, davacı ile davalının ürünleri karşılaştırıldığını ayrıca dava konusu ile ilgisi olmayan ... sayılı Patentin resimleri ile davacının sahip olduğu iddia edilen bir “dizayn” karşılaştırıldığını ve patent ihlal değerlendirmesinde, her iki tarafın sahip olduğu, ürettiği amortisörler değil, davalının ürettiği, sattığı amortisörlerin ... sayılı Türk Patentinin koruma kapsamı kalmadığının incelenmesi gerektiğine ilişkin itirazlar öne sürmüş olup, davacının aşamalardaki eşdeğerlik unsuruna yönelik itirazları, davalının ürünlerinin davacının patentlerini ihlal edip etmediğinin tespit edilmesi gerektiği, davalının ürünlerinin davacının ürünleri ile de kıyaslandığına ilişkin iddiaları, Şekil 5 ve Şekil 6'da yer alan davalı tarafa ait patent ihlaline konu ürünlerin fotoğrafları doğru açıdan çekilmediğine ve değerlendirmenini yanlış yapıldığına ve bilirkişi heyetinin bir unsur analizi de yapmamış olduğunu iddialarına ilişkin bilirkişi raporlarına itiraz ettiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş olup, dosya incelendiğinde bilirkişi raporuna itiraz edildiği, istinaf sebeplerinin rapora itiraz olarak da yer aldığı ve itirazları karşılar ek rapor alınmadan karar verildiği, Davacının rapora karşı ayrıntılı itirazları giderildikten sonra değerlendirme yapılması gerekli olmakla, 1f ve 1h numaralı unsurların eşdeğerlik hususunda değerlendirmesi yapılarak karar verilmesi gerektiğinden davacı-karşı davalının istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.Birleşen dava yönünden; ... sayılı patentin hükümsüz kılındığı ve kararın kesinleştiği, davacı/karşı davalı tarafça, davalı/karşı davacının müşterileri ile iletişim kurarak, taklit ürün sattığına ilişkin mektupların karşı dava dilekçesi ile dosyaya sunulduğunu TTK 55/1-a-1 maddesi gereğince davacı/karşı davalının davaya konu mektupları, ... sayılı patentin hükümsüz kılınmasına rağmen davalı/karşı davacının müşterisi olduğu firmasına göndererek yanıltıcı bilgi verdiği, bu davranışın haksız rekabet ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, TTK'nın 55. maddesine göre şartların oluştuğu anlaşılmakla Mahkemece haksız rekabetin oluştuğunun kabulü ile tazminat hesaplaması yapılarak hüküm kurulması gerekirken reddine karar verilmesi uygun bulunmamış olup, davalı-karşı davacının istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.Açıklanan gerekçeler ile, her iki taraf vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, Dairemizce işaret edilen hususlarda rapor alınarak karar verilmesi için mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Taraf vekillerinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/12/2020 tarih, 2018/211 E. 2020/427 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran taraf vekillerince peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02