SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/992 E. 2024/971 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/992

Karar No

2024/971

Karar Tarihi

23 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/992 Esas

KARAR NO: 2024/971

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 16/06/2021

NUMARASI: 2021/275 E. - 2021/111 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin ...'nin ... logosu ile yayın yapan televizyon kanalının yayın lisans hakkı sahibi olduğunu, davacının ... markasını ... marka numarası ile 24/08/2006 tarihinden itibaren, ... markalarını 27/02/2007 tarihinden itibaren ... markasının ise 13/11/2008 tarihinden itibaren TPMK nezdinde 16, 38 ve 41.sınıfta tescil ettirerek koruma altına aldığını, ayrıca davacının http://... ve http://... alan adlı internet sitelerinden de internet haber yayıncılığı yaptığını, davalının TürkPatent nezdinde 38.sınıfta ... başvuru numarası ile tescilli ... markanın sahibi olduğunu, ancak davalının markasının tescilinin davacının tescilli markalarının aynısı ve aynı mal-hizmet sınıfında yapılmış olup marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalının ... ibaresini TPMK nezdinde 23/03/2017 gün ve ... başvuru no ile ..... ibaresini TPMK nezdinde 19/01/2019 gün ve ... başvruu no ile tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurulara davacı tarafından itiraz edilerek reddine karar verildiğini, davalının marka başvurularının reddedilmesine rağmen bu ibareleri internet tv/haber yayını ve sosyal medya hesaplarında kullanmaya devam ettiğini, davalının, red kararlarının ardından ... ibaresini hecelere ayırarak, hece sonlarına 2 ve 4 rakamını eklemek suretiyle oluşturduğu ... şekil ibaresini, kurumun eksik ve hatalı incelemesi ile davacının da itiraz hakkını kullanamamış olması nedeniyle tescil ettirmeyi başardığını, davalının marka tescilinin davacının markalarından ayırt edici olmadığını, benzerliğin ve iltibasın bulunduğunu, davalının marka başvurularının reddine rağmen ... şekil ibaresinin marka olarak tescilindeki ısrarcı tutumunun kötüniyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle ... başvuru numara ile davalı yan adına tescilli bulunan ... ibareli markanın 38.emtia sınıfları bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkilinin ... ibaresini davacının 2006 yılındaki tescilinden 2 yıl önce alan adı olarak tescil ettirdiğini ve ....com alan adı ile açmış olduğu internet sitesini 2004 yılından itibaren yayına soktuğunu, davacı şirketin 13/09/2006 tarihinde kayıt yaptırarak faaliyete başladığını, müvekkilinin 2 yıl önce açtığı alan adını ve oluşturduğu haber sitesini profesyonel bir şekilde kullanmaya başladığını, davacı tarafın kötüniyet, benzerlik ve iltibas iddialarını reddettiklerini, müvekkiline ait marka üzerinde herhangi bir öncelik hakkı bulunmayan davacı iddialarının izah edilen nedenlerle reddedilmesinin gerektiğini, davacı tarafın ... ibaresinin tek sahibiymiş gibi algı oluşturmaya çalışmasının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan 2020/19759 numaralı soruşturma dosyasında müvekkili ... hakkında müvekkilinin markayı kullanımının tescilli markası ile uyumlu olduğu, ... dışında benzer kullanım olmadığı, ... kullanımının da birebir aynı olmadığı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, karara karşı yapılan itirazın reddedildiğini, müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasının davacı şirketten önce oluşturulduğu ve kullanılmaya başlandığı, kötüniyet, iltibas yahut haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, markaların tamamı bütüncül yaklaşımla incelendiğinde müvekkili markasının anlam, görsel ve işitsel olarak davacıya ait markalar ile arasında büyük farklılıklar olduğu, müvekkili markasının aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığının görüleceğini, açılanan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Somut olayda, taraf markalarının 38.sınıflarda sınıfsal benzerliklerinin bulunduğu, davacı markalarının asli ve ayırt edici unsuru olan "..." ibaresinin davalı markasında da yer aldığı, davacı markalarının, davalıya ait hükümsüzlük talebine konu marka başvuru tarihi itibariyle "tanınmış" olduğu ve bu nedenle her halükarda tescilli sınıfları haricinde de korumadan yararlanması gerektiği, taraf markaları arasındaki benzerliğin ortalama tüketici nezdinde davalı markası ile davacı markaları arasında işletmesel bir bağlantı olduğu yönünde bir algı yaratabileceği yine aynı nedenle seri marka izlenimi verebileceği, bu nedenle dolaylı karıştırma ihtimalinin mevcut bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının daha önce aynı esas unsuru ihtiva eden benzer marka tescili girişimlerinin davacı itirazı neticesi sonuçsuz kalması, davacı markalarının tanınmış olması hep birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu marka tescillerinin iyiniyetli değerlendirilemeyeceği ve bu yönden de hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu hukuki kanaatine varılmış" gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davacıya ait markanın tanınmış marka statüsü bulunmadığını, markanın tanınmış marka statüsü olsa dahi sonraki markanın farklı sınıflarda tesciline engel olmadığını, tanınmış marka kaydının da olmadığını,-... ibaresi genel bir ibare olup bu ibareyi davacının tek başına sahiplenmeye çalışmasının hukuka aykırı olduğunu, TPMK nezdinde tescilli markalar ile birlikte tescilsiz kullanılan bir çok markanın ... ibaresi ile kullanıldığını, davacının markası ile benzer olan ve davacıdan daha eski olan ....com alan adının da üçüncü şahıs ... Anonim Şirketi'ne ait olduğunu ve bu şirket adına kayıtlı .... web sitesinin 15.06.2003 tarihinde kurulmuş olup aktif olarak faaliyetine devam ettiğini, -Müvekkilinin markasındaki sınıf listesi 2004 yılından bu yana faaliyette bulunduğu alana uygun bir şekilde genişletilerek ve farklılaştırılarak tescili sağlandığını ve davacının faaliyet alanı ile müvekkili faaliyet alanlarının da farklı olduğunu, müvekkiline ait ... tescil numaralı markanın sınıf listesinde "Haber içerikli radyo, televizyon ve web sitesi yayın hizmetleri. Haber amaçlı toplanan bilgilerin telefon, uydu, bilgisayar, internet, telgraf ve elektronik posta yardımıyla dağıtılması hizmetleri. İnternet aracılığı ile ses, görüntü, video, röportaj ve mesajların (haberlerin) yayını hizmetleri. Popüler kültür mecralarında (blog ve sosyal ağlar) haber yayınlama. Haberleşme hizmetleri (Haber yayını yapan ağlara kullanıcıların girişinin sağlanması hizmetleri). Haberleşme araç ve cihazlarının kiralanması hizmetleri. (Haber amaçlı canlı yayın araçları)" faaliyet alanları yer aldığını, Müvekkilinin 2004 yılından bu yana kullandığı www...com web sitesinden haber içerikli yayın yaptığını, haber amaçlı toplanan bilgileri internet üzerinden dağıtımını gerçekleştirdiği ve internet aracılığı ile ses, görüntü, video, röportaj ve mesajların (haberlerin) yayınını gerçekleştirdiği, popüler kültür mecralarında (blog ve sosyal ağlar) haber yayınlama, haberleşme hizmetlerini bizzat gerçekleştirdiğini, -Müvekkilinin markası ... olup TPMK’da birebir tescilli marka bulunmadığını, müvekkili markası ile davacı markaları arasında benzerlik de bulunmadığını, Müvekkilinin 2004 yılından bu yana kullandığı ....com alan adının tescilini yaptığını, bilinçli tüketicilerce “...” markasıyla ”... ” ibareli markaların karıştırılması ve müvekkili markası ile karşılaşan kullanıcıların davacıya ait markayı/markaları kullanmadığını fark etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, markanın bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini, markalar arasında en ufak bir benzerliğin olmadığını,-... markasının 3. Kişi ... Anonim Şirketi adına kayıtlı olup, ....com alan adının da 2003 yılından bu yana faaliyette olup bu şirket tarafından haber web sitesi olarak davacıdan çok daha önce kullanılmaya başlandığını ... web sitesinin dahi davacıya ait olmadığını, ... A.Ş.'ye ait ....com alan adı ile 2003 yılından bu yana yapılan çalışmalar ile müvekkilinin 2004 yılından bu yana yaptığı çalışmaların karasal televizyon ve radyo işi yapmıyor diye çöpe atılamayacağını, bu firmaların internet üzerinden ciddi olarak habercilik yaptıklarını, medya ve habercilik sektöründe kullanıcıların bilinçli tüketici olup, markaların karıştırılması ihtimali de olmadığını,-Müvekkilinin söz konusu marka tescilinin iyi niyetli değerlen dirileyemeyeceği kanaatine varılmış olsa da, müvekkilinin 2004 yılından bu yana web sitesi ismi olarak kullandığı tescilsiz markasının Türk Patent nezdinde tescili için başvuruda bulunulmasının hiçbir kötü niyet taşımadığını, hizmet verilen alanın asla birbiri ile karıştırılacak bir alan da olmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının ... markası ile on beş yıldır televizyon ve internet yayıncılığı sektöründe faaliyet gösterdiğini, bilirkişilere yaptırılan inceleme neticesinde, davacı markasının tanınmış marka olduğu tespiti ile rapor tanzim edildiğini, tanınmış marka statüsü için Türk Patent ve Marka Kurumunda nezdinde tanınmış marka olarak kayıt zorunluluğu olmadığını, markanın Türk Patent ve Marka Kurumunda nezdinde tanınmış marka kaydının olmamasının tanınmış marka olmadığı anlamı taşımadığını, 6961 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Madde 7- 2/c maddesine göre tanınmış marka sahibinin sonraki tescile engel olabileceğini, davalının, markasında, davacının markasının asli ve ayırt edici unsuru olan ... ibaresine yer vermekle, ... başvuru no’lu ‘...’, ... başvuru no’lu www...com...’ marka tescil başvurularının reddedilmesine rağmen, internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında tescilli ... ibaresini değil tescil başvurusu reddedilen ‘...’ ibaresini kullanmaya devam ederek, davacının ... markasının itibarından haksız olarak yarar sağladığını, televizyon ve internet yayıncılığının artık iç içe geçen faaliyetler olduğunu, internetin gelişimi ve yaygınlaşması ile televizyon yayıncılığı kendine farklı bir mecra edinerek, internet üzerinden yayınlanır olduğunu, artık internette yayınlanan yayınların, klasik televizyon yayınları (Uydu, Anten, Kablolu) ile birebir aynı olduğunu, davalı ile davacı faaliyet alanlarının gelişen teknoloji ile birlikte içe içe geçtiğini, davalının, 2018 yılının Kasım ayından itibaren internet ortamında ‘...’ ve ‘...’ sloganları ile davacı ile aynı faaliyet alanında televizyon ve radyo yayınına başladığını, davalının ... ibaresini tescil ettirmekteki asıl amacının ... ibaresi kullanımına kendince meşruluk kazandırmak olduğunu ve kötü niyetle hareket ettiğini, Bilirkişi kurulunun 17.05.2021 günlü raporunda; Davalının internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında tescilli ... ibaresini değil tescil başvurusu reddedilen ‘...’ ibaresini kullandığı, davalının, davacının 13.06.2007 tarihli marka tescilinden önce, davacının faaliyet gösterdiği 38. mal hizmet sınıfında bir faaliyetinin bulunmadığı, davacının ‘...’ markasını Radyo ve Televizyon yayın hizmetleri; radyo, televizyon veya diğer iletişim ararçlarında yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri..Haber ajansı hizmetleri (toplanan bilginin dağıtılması) hizmetlerinde ilk olarak ihdas ve istimal ettiği gerçek hak sahibi olduğu, davacının ... no ile tescilli ... ibaresinin tanınmış marka olduğu, davalı markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak davacının markası ile benzer olduğu, davalının markasının, davacının önceki tarihli ve tanınmış markası ile aynı hizmetlerde kullanılması durumunda iltibasa neden olacağı,davalının ... nolu marka tescilini kötü niyetle yaptığı yönünde teknik inceleme ve bilimsel değerlendirmelerle tespitlerde bulunduğunu, davalının istinaf yoluna başvuru nedenlerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı tarafa ait ... başvuru numara ile davalı yan adına tescilli bulunan ... ibareli markanın 38.emtia sınıfları bakımından markanın benzerlik, iltibas, karıştırma ihtimali ve kötüniyet sebepleriyle hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talebine yöneliktir. Davacının ... markasını ... marka numarası ile 24/08/2006 tarihinden itibaren, ... markalarını 27/02/2007 tarihinden itibaren ... markasının ise 13/11/2008 tarihinden itibaren TPMK nezdinde 16, 38 ve 41.sınıfta tescilli olduğu anlaşılmıştır.Dosyaya sunulu 17/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "davalı yana ait olarak belirtilen ....com alan adının yer sağlayıcısı ve erişim sağlayıcısının "..." isimli şirket olduğu, söz konusu alan adının 08/07/2004 tarihinde tescil ettirildiği, söz konusu alan adının "..." adına kayıtlı olduğu, ancak yayını yapan firmanın davalıya ait olup, imtiyaz sahibinin davalı olduğunun web sitesinde belirtilmiş olduğu, davacıya ait ... nolu markanın tescil tarihi olan 13/06/2007 tarih öncesinde davalı www...com alan adlı web sitesinde davacının tescilli olduğu 38.sınıf dahilinde bir faaliyetinin bulunmadığı, davalı ....com alan adlı web sitesinde, davacının tescilli olduğu 38.sınfı dahilinde bir faaliyetinin archive.org kayıtlarından elde edilen bulgular neticesinde "..." ve "..." başlığı altında ilk olarak 11 Kasım 2018 tarihinde eklendiği, davacının ... markasını "Radyo ve televizyon yayın hizmetleri; radyo, televizyon veya diğer iletişim araçlarında yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri... Haber ajansı hizmetleri (toplanan bilginin dağıtılması)." hizmetlerinde ilk olarak ihdas ve istimal ettiği, gerçek hak sahibi olduğu, davacının ... no ile tescilli ... ibareli markasının davalının ... no ile 08/10/2019 tarihinde marka başvurusu yaptığı tarihte tescil kapsamında yer alan 38.sınıftaki "Radyo ve televizyon yayın hizmetleri; radyo televizyon veya diğer iletişim araçlarında yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri... Haber ajansı hizmetleri (toplanan bilginin dağıtılması)" hizmetlerinde tanınmış marka olduğu, davalı markasının yazılış şekli ve kullanılan kompozisyon markasını davacının markasından uzaklaştırmaya ve ayırt edicilik katmaya yetmediği, görsel, işitsel ve kavramsal olarak davacının markası ile benzer olduğu, tarafların tescil kapsamlarında yer alan 38.sınıftaki hizmetlerin orta düzeydeki tüketicilere hitap eden hizmetler olduğu, davalının söz konusu markasını davacının önceki tarihli tescilli ve tanınmış markası ile aynı hizmetlerde kullanması durumunda markalar arasında benzerlik olduğu tespitleri de göz önüne alınarak orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa neden olacağı, nihai takdir mahkemeye ait olmak kaydı ile davalının davaya konu hükümsüzlüğü talep edilen ... nolu marka başvurusunu kötüniyetle yaptığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Markanın tanınmışlığı SMK’da tanımlanmamıştır. Bir markanın tanınmışlığı, kullanıldığı malın Türkiye’ye ihraç olunmasına veya hizmetin Türkiye’de görülmesine, hatta markanın Türkiye’de bilinmesine, tesciline ve kullanılmasına bağlı olmayıp, önemli olan, markanın Türkiye’de tanınabilir olmasıdır. Önemli olan, Türkiye'deki ilgili sektörde yer alanların bu markanın tanınmış bir marka olduğunu bilmelerinin beklenip beklenmediğidir. Tanınmış marka iddiasında bulunan tarafın, hükümsüzlüğünü talep ettiği markanın başvuru tarihinden önce, markayı ülke içinde her hangi bir tanıtım faaliyetinin bulunup bulunmadığı, reklam harcamaları, markanın ayırt ediciliği yüksek olup olmadığı, aldığı yurtiçi ve yurtdışı kalite ödülleri vs. özellikle dikkate alınmalıdır. Bu nedenle davalının istinaf istemi olarak öne sürdüğü tanınmış marka kaydının olmadığına ilişkin istinaf isteminin, kanıtlanabilir olması halinde tanınmış marka olarak değerlendirilebilir olması nedeniyle yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan taraflara ait marka tescil belgelerinin dosyaya celp edildiği, teknik inceleme kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, talep konusu değerlendirilerek taleple bağlı kalınarak iddia- savunma- toplanan ve taraflarca sunulan bilgi- belge ve deliller kapsamında hukuki değerlendirme yapılarak kararın taktir edildiği, davacının markasının tanınmış marka olduğu, davacının ... markası ve diğer markaları ile davalının ..., markalar arasında bütünsel benzerlik bulunduğu, benzer biçimde davalı markasının ... olarak kullanımı ile karıştırılma ihtimalinin gerçekleşmiş olduğu, tüketici nezdinde karıştırma/ iltibas tehlikesinin oluştuğu, benzerliğin tüketicilerin daha önce tanıdıkları markanın bıraktığı intibayı hatırlayarak yeni markanın daha önce gördükleri markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu düşündürdüğü, bu noktada markaların farklı alanlarda tescilli olmasının bir öneminin bulunmadığı, markada yer alan esas ve ayırt edici unsurun ... ibaresi olduğu ve markada küçük de olsa yer alması halinde doğan benzerliğin işaret ve markalar arasında genel çağrışım itibariyle bağlantı kurulabilmesine neden olduğu, her iki markanın da aynı işletmeye ait olduğu yönünde iltibasa yol açtığı, hizmetin hitap ettiği kesimin ortalama tüketici kesimi olduğu, bu durumun bile karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğinin kabulü için yeterli olduğu, davalının markasında da tescil ettirdiği şekilde değil, ... olarak kullandığı, tüketici nezdinde davalı markalarının davacı aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ve idari ekonomik anlamda bir bağlılık olduğu düşüncesine kapılmaları hissini verdiği, davacının uzun yıllar kullanım ve yoğun bir reklamla bu gücün elde edildiği, davacının meydana getirdiği markanın ihlale maruz kalma oranının daha yüksek olduğu, bu nedenle davacının tanınmış markasına sağlanacak olan koruma alanının da zayıf işaretlere nazaran daha geniş olması gerekeceğinin şüphesiz olduğu, tanınmış markadan söz edilebilmesi için reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiği, bilirkişi raporu ile davacı markasının Türkiye'de tanınmış marka olduğunun tespit edildiği, Davacı markalarının ayırt edici olduğu, ortalama tüketici nezdinde davalı markalarının davacı markalarının serisi, devamı gibi algılanacağı, tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalı markasının 38. hizmet sınıfında farklı alt sınıflarda tescil edildiği ancak tescil edilen bu alt sınıflarda ürünlerin hedef kitlelerinin ve dağıtım kanallarının aynı olması nedeniyle ortalama tüketicide karışıklık tehlikesi yaratacağından, işletmesel bağlantı kurulabileceğinden tümden hükümsüzlük kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, anlaşılmıştır. Ancak Mahkemece kötüniyetli olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmuş ise de, 6769 sy SMK'nun 25.md.yollaması ile aynı Kanunun 6/9 md'si uyarınca kötüniyetli yapılan tescil hükümsüzlük sebebidir. Buna göre başkasına ait olduğunu bildiği yahut bilmesi gerektiği bir markadan haksız bir şekilde yararlanma amacıyla yapılmış tescil kötüniyetlidir."Tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı bir şekilde kullanılması yoluyla, başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuru ve tescilleri kötüniyetli marka tescili olarak kabul edilmelidir."(Y.11.H.D. 01.12.2011 T, 2010/4126 e. 2011/16279 k.)Yargıtay 11. HD'nin 13/02/2019 gün 2017/3943 E, 2019/1154 Karar sayılı kararında; "...Kabule göre, Mahkemece davalı marka başvurusunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle de davanın kabulüne karar verilmiş ise de; bir markanın kötü niyetle tescil ettirilmesi hali, mülga 556 sayılı KHK’da açıkça bir hükümsüzlük sebebi olarak sayılmamış ise de, MK 2. maddesinden hareketle, Dairemizin yerleşik uygulamaları doğrultusunda kötü niyetle marka başvurusu bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilmektedir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir.Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. Ayrıca buna gerek ve ihtiyaç da bulunmamaktadır. Bu bağlamda, KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca önceye dayalı hakkın ihlali, KHK’nın 8/4.maddesi veya Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmesi gibi hususlar tek başına kötü niyetli başvuru olarak görülemez. Oysa somut olayda, mahkemece, kötü niyete ilişkin her hangi bir objektif delil ve emare gösterilmeksizin, sırf tanınmış markanın benzerinin tescil başvurusunda bulunulmasının kötü niyetli başvuru olarak kabulü de doğru bulunmamış ve bu sebeple de hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir." denilmektedir. Davacının tescilli markasının aynısı/benzerinin tescil edilmesinin tek başına davalının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporundaki hatalı görüş esas alınarak kötüniyetli tescil olduğuna yönelik gerekçenin yerinde olmadığı, Davacı markalarının ayırt edici olduğu, ortalama tüketici nezdinde davalı markalarının davacı markalarının serisi, devamı gibi algılanacağı, tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalı markasının 38. hizmet sınıfında farklı alt sınıflarda tescil edildiği ancak tescil edilen bu alt sınıflarda ürünlerin hedef kitlelerinin ve dağıtım kanallarının aynı olması nedeniyle ortalama tüketicide karışıklık tehlikesi yaratacağından, işletmesel bağlantı kurulabileceğinden davanın kabulüne karar verilmesine, davalı vekilinin kötüniyetli tescile yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusu haklı bulunmakla, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın düzeltilmiş gerekçe ile kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin KISMEN KABULÜ ile,2-Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/06/2021 tarih, 2021/275 E., 2021/111 K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davacının davasının KABULÜ ile, Davalıya ait 2019/96660 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 373,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 139,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.256,1‬0 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 70,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 232,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(MarkakabulüHükümsüzlüğündenistanbulkaldırılmasınadosyakonusuMarkaKaynaklanan)mahkemesikısmenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim