SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/953 E. 2024/970 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/953

Karar No

2024/970

Karar Tarihi

23 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/953

KARAR NO: 2024/970

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 06/04/2021

NUMARASI: 2018/452 E. - 2021/94 K.

DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Tasarımın İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketinin 2004 yılından beri oluklu mukavva sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin TPMK nezdinde çok sayıda tescilli, yenilik ve ayırt edicilik niteliğine haiz tasarımlar ile sektörünün öncü firmalarının başında yer aldığını, müvekkilinin söz konusu tasarımları ... ve ... tescil numaralı başvurulan ile koruma altına aldığını, davalı taraf nezdinde mahkememizin ... değişik iş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını ve davalının bu tasarımı kullanımlarının tespit edildiğini, taraflarınca yaptırılan tespit sonucu müvekkili tasarımları ile davalı tarafından kullanıldığını, ticari faaliyetlerinde de kullandığını belirterek bu kullanımların müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, müvekkilinin tescilli tasarımlarından doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini, karşı tarafa ait reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinin kullanılmasının önlenmesini ve bu şekilde basılmış materyalin imhasını, 2.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsili ile hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 11/03/2021 kayıt tarihli dilekçesi ile, 2.000,00 TL olan maddi tazminat talebini, 12.165,65 TL olarak ıslah etmiş ve ıslah harcını dosyaya yatırmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türkiye çapında yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, dava konusu ... tescil numaralı çanta tasarımının birebir kopyalandığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, sadece şekil olarak inceleme yapılmak suretiyle ürünlerin benzer olduğu neticesine varılmasının mümkün olmadığını, diğer dava konusu ... tescil numaralı kartın mukavvadan raf başlıklı tasarımların müvekkili şirketi tarafından tasarım haklarını ihlal eder şeklide üretildiği ve kullanıldığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkili şirketi tarafından davacı şirketin kendisine ait orijinal ürünler, davacı şirketin satmış olduğu dava dışı 3.bir şirketten satın aldığını, bu bağlamda hukuka aykırı bir durumun mevcut olmadığını, bu tasarımların satın alınarak kullanılmasının bir ihlalden söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketinin bu tasarımların davacıya ait olduğunu bilmesi mümkün olmadığını, dolayısıyla ticari kazanç elde etmediğinden müvekkilinin iyi niyetli olduğunu belirterek müvekkili aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının maddi tazminat talebine gelince; Yüksek Yargı kararlarında ve öğretide kabul edildiği üzere, tecavüzün varlığı için kusur aranmaz ise de, tazminat talepleri bakımından kusur gereklidir. Bu bağlamda koruma kapsamındaki tasarımın tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya faturaya konulmamış olması eylemi tecavüz olmaktan çıkarmaz. Tescil işaretleri sadece kusurun değerlendirilmesine dikkate alınır. (Bkz. Cahit Suluk-Rauf Karasu-Temel İnal Fikri Mülkiyet Hukuku S.340 vd.) SMK'nın 150-151 maddeleri kapsamında açılabilecek olan maddi tazminat davası, özünde bir haksız fiil davasıdır. Dolayısıyla, her ne kadar madde metninde açıkça belirtilmemekte ise de, zarar ile fiil arasında nedensellik bağı yanında tazminat talep edilebilmesi için mütecavizin kusurun varlığı da gereklidir. Haksız fiil sorumluluğunda "kusur", sorumluluğun kurucu unsurudur. Kusur, kasıt biçiminde olabileceği gibi, ihmal biçiminde de ortaya çıkabilir. Fail, hukuka aykırı sonucu isteyerek hareket etmiş ise kasıt, hukuka aykırı sonucu istememiş, ancak bundan kaçınmak için iradesini yeterli ölçüde kullanmamış, yeterli özeni göstermemiş, bu yönden irade kullanmamış ise ihmal mevcuttur. İhmal halinde gösterilecek özenin derecesi belirlenirken, objektif kriterler yanında, failin mesleği, iştigal alanı, tacir olup olmadığı, somut olayın özellikleri gibi hususların da gözetilmesi gereklidir. (Bkz. Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, S.774 vd.) Bu itibarla davalı vekili söz konusu ürünlerin dava dışı üçüncü kişiden satın aldığını belirtmiş ve müvekkilinin kusursuz olduğunu iddiayla tazminat koşullarının oluşmadığını savunmuştur. Dava konusu tasarımların ve ürünlerin niteliğine göre, davalının doğrudan bunları üretmeden 3. Kişiden satın alınması karşısında kendisine ihtarname çekilmesindeki dönem yönünden kusursuz olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki, davacı tarafça kendisine ihtarname tebliğine rağmen eylemini devam ettirmesi karşısında, tebliğden sonraki dönem yönünden artık durumu bildiği ve kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, bilirkişi ek raporu doğrultusunda ihtarnamenin tebliğ tarihinden dava tarihine kadar olan dönemde gerçekleşen satın alma nedeniyle davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının 2.600,96 TL olduğu anlaşılmakla, bu tutar yönünden tazminat talebi kabul edilmiştir. Davalının yukarıda değinilen eylemi aynı zamanda davacının tasarımdan doğan manevi haklarını ihlal ettiğinden tarafların ekonomik durumu, manevi tazminatın amacı, ihlal niteliğinin süresi gözetilerek davacı yararına 3.000,00 TL manevi tazminata" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Taraflara ait tasarımların benzer olduğu ve müvekkiline ait tescilli tasarım haklarının davalı tarafından ihlal edildiği hususunun sabit olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca korunan Müvekkil Şirkete ait ...-1, 2, 3, 4, 5 numaralı ve ... kodlu tasarımların haksız ve hukuka aykırı bir şekilde Sınai Mülkiyet Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca Müvekkilinin tasarım haklarının ihlal edilip edilmediğine ilişkin tespit yapıldığını, davalı şirketin eylemlerinin SMK m. 81/1 uyarınca tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149. Maddesi göz önünde bulundurulduğunda; müvekkilinin tasarımına yönelen tecavüz ve müvekkilinin bu tecavüz dolayısıyla doğan hakları olduğunu, müvekkilinin, davalı eylemleri sebebiyle maddi zarara uğradığını, ancak tazminatın ihtarnamenin tebliğ tarihinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151. Maddesi uyarınca Müvekkili Şirket’in yoksun kaldığı kazancın, işbu davadaki tazminat olarak davalılarca ödenmesi taleplerinin olduğunu, bilirkişilerce ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 14.12.2017 tarihinden dava tarihine kadar tazminat hesaplaması yapıldığını ancak bu durumun hatalı olduğunu, Müvekkili Şirkete ait tasarımın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, Türk Patent'in de tescili tıpkı tapu kütüğünde olduğu gibi aleni olduğunu, aslında Müvekkilinin ihtarname dahi keşide ederek söz konusu ihlali bildirmesine gerek olmadığını, bu nedenle ihtarname tarihinin tazminat başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava tarihinden önceki 3 yılın da hesaplanması gerektiğini, Bilirkişilerce ilk hesaplanan 12.165,45-TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, -Söz konusu tasarımın davalılar tarafından haksız kullanımı; ürünlerin gerçek tasarım sahibi tarafından garanti edilen standartlarda olmaması dolayısıyla garanti işlevlerinin zedelenmesi ve hizmetin müvekkilinin kalitesinde olmaması dolayısıyla prestij kaybı gibi nedenler dolayısıyla müvekkili açısından ayrıca “manevi zarar”ların ortaya çıkmasına sebep olunduğunu, Müvekkilinin uğradığı zararlara sebep olan davalıların eylemlerinde kusursuz olduğunun düşünülemeyeceğini, davalıdan 10.000,00 TL tutarında manevi tazminat taleplerinin olduğunu, bir indirim yapılarak 3.000-TL'ye hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; -Müvekkili şirket tarafından hiçbir surette üretim ve satış yapılmamakla birlikte dava konusu ürünlerden iktisadi amaçlarla faydalanılması veya ticari amaçla bu ürünlerin elde bulundurulması da söz konusu olmadığını, ilk olarak ... tescil numaralı (Karton Oluklu Mukavvadan Raf) tasarım bakımından Müvekkili Şirketin tasarım hakkına tecavüz edildiği iddia edilen ürünleri bizzat davacı şirketin ürünleri satmış olduğu dava dışı .... Tic. A.Ş. (“...”)’ den satın aldığını, müvekkili Şirketin nezdinde bulunan ürünlerin davacı şirketin kendisine ait orijinal ürünler olduğunu, kıyaslanan tasarımların benzer olarak algılanmasının da bu nedenle normal olduğunu, tecavüz oluşmayacağını, -6769 sayılı SMK m. 81/1(a)’da tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller olarak düzenlenen ‘‘bulundurmanın’’ tecavüz teşkil eden hallerden sayılması ile malların stoklanmak suretiyle sonraki bir tarihte hızlıca elden çıkarılmasının önüne geçilmesi amaçlandığını, müvekkili Şirketin söz konusu tasarımları tüketiciye ulaştırmak için elinde bulundurmadığından davacı şirketin tasarım hakkına tecavüz edildiği yönündeki iddialarının reddi gerektiğini, hükümde dikkat çeken diğer bir hususun ise ticari amaç olup ürünün kullanılması ve bulundurulması hallerinin tecavüz teşkil edebilmesi için ticari gaye ile hareket edilmesi gerektiğini, müvekkil Şirketin ticari bir amaçla (satışını yapmak için) değil zaruri raf ihtiyaçlarını karşılamak gayesiyle hareket ettiğini, müvekkili Şirket’e ait ticari defter ve kayıtlardan da tasarımları sadece kullanım amaçlı nezdinde bulundurduğunun anlaşıldığını, dosya kapsamında tanzim edilen 19/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda da “Davalı tarafın dava konusu ürünleri piyasada satışa sunmadığı, söz konusu ürün için ödenen bedellerin, maliyet hesabına kaydedildiği tespit edilmiştir.” denilerek Müvekkili Şirket’in tasarıma konu ürünleri ticari amaçla satın almadığının tespit edildiğini, raf ihtiyacı için ticari olmayan bir gaye ile kar amacı gütmeksizin ürünü satın alan, kullanan ve elinde bulunduran Müvekkili Şirket’in bahse konu fiilinin tecavüz hallerinden sayılmaması ve bu nedenle davacı şirketin iddialarının reddi gerektiğini,-... tescil numaralı (çanta) tasarım bakımından ise, 6769 sayılı SMK 55. maddesi uyarınca tasarım; ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden ibaret bir görünüm olarak açıklandığını, dosyada mübrez bilirkişi raporlarında bilirkişilerin ortak özellikler üzerinde yoğunlaştıklarından ilgili tasarımları birbirinden ayıran hususlar gözden kaçırıldığını, bu surette dava konusu ürünlerin salt şeklinin dışında diğer ayırt edici özellikler olan renk, biçim, doku, süsleme gibi hususlar bakımından incelendiğinde süsleme bakımından dava konusu tasarımından farklılık gösterdiğini, -Huzurdaki dava, tasarım hakkına tecavüzden kaynaklı bir tazminat davası olmakla müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için aranan dört unsurun, (i.) hukuka aykırı fiil (ii.) kusur (iii.) zarar (iv.) illiyet bağı somut olayda mevcut olması gerektiğini ancak müvekkili şirket’in davacı şirketin tasarım haklarına gerçekleştirildiği iddia edilen tecavüzde herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi kendisine açıkça bir menfaat/yarar sağlamış da olmadığını, tazminatın ihtarnamenin tebliğ tarihinden önceki dönemi de kapsayacak şekilde hesaplanmasının talep edilemeyeceğini, dava konusu olayda kusurunun bulunmadığını, Müvekkili Şirketin, ürünleri satın alırken ... yahut davacı şirket Müvekkili Şirket’e herhangi bir ihtarda bulunmamış, söz konusu ürünlerin davacı şirketin tasarım hakkına konu olduğu hususunda bilgilendirmemiş olduğunu, ihtarnamenin tebliğ tarihinden öncesi için Müvekkili Şirket’in söz konusu ürünlerin 3. bir kişinin tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunu bilmesi, bilmesinin kendisinden beklenmesi mümkün olmadığını, Müvekkili Şirketçe ilgili tasarımların davacı şirketin tasarım haklarını ihlal eder şekilde üretilmediği, kopyalanmadığı ve piyasaya sürülmediği için davacı şirketin prestijinin zedelenmesi ve prestij kaybına uğramasının da mümkün olmadığını, söz konusu tasarımların taklit olmadığını ve davacı şirketin bizzat kendi ürettiği ürünler olduğunu, manevi tazminat talep koşulları somut olayda oluşmadığından kararın kaldırılmasın gerektiğini, Müvekkili Şirket’in TMK m.2 uyarınca iyiniyetli olduğunu, kararın kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacı yanın ...-1, 2, 3, 4, 5 numaralı ve ... kodlu tasarımlarından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, men'i, maddi ve manevi tazminat taleplidir.Mahkemenin 2018/136 Değişik İş sayılı dosyasında davalı aleyhinde yapılan tespitte, "Davacı tarafa ait ... numaralı endüstriyel tasarım ile aleyhine tespit istenene ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıklarını, davacı tarafa ait ... (1) numaralı endüstriyel tasarım ile aleyhine tespit istenene ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıklarını, Aleyhine tespit islenene ait iş yerinde yaklaşık 17,000 adet raf sisteminde kullanılmış davacı tarafa ait ... (I) numaralı endüstriyel tasarımın benzeri tespit edildiği" belirtmiştir.Bilirkişi heyetinin hazırlamış oldukları 24/08/2020 havale tarihli raporda, "Davacı tarafa ait ... numaralı tescilli tasarım (çanta) ile davalı tarafa ait dava kapsamında 2018/136 D.İş numaralı dosyadaki bilirkişi raporunda bulunan ürün (çanta) arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin benzerlikler bulunduğunu, yine davacı tarafa ait ... (1) numaralı tescilli tasarım ile davalı tarafa ait dava kapsamında 2018/136 D.İş numaralı dosyadaki bilirkişi raporunda bulunan ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin benzerlikler bulunduğunu bu sebep ile iltibas yaratabilecek derecede benzer olarak algılandıklarını, tarafların ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğunu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, dava konusu ürünlerin dava dışı ... firmalarından satın alındığını, davalı tarafın, dava konusu ürünlerden 2017 ve 2018 yıllarında 28.031 adet ürün satın aldığı ve söz konusu ürünleri piyasada satışa sunmadığı, ürün rafı olarak kullanıldığı, ürünler için ödenen bedellerin maliyet hesaplarında takip edildiği, davalı tarafından, dava dışı ... ve ... firmalarından satın alınan, dava konusu 28,031 adet ürünü, davacı taraf satışa sunmuş olsaydı, elde edeceği muhtemel kazancın 12.165,45 TL'sı olarak hesap edildiğini, Sayın Mahkeme tarafından, 07/05/2018 tarihli Bilirkişi Raporu kapsamında, davalı tarafın şirket merkezinde yapılan tespit sırasında, benzerliği tespit edilen 17.000 adet ürün için hesaplama yapılmasının istenmesi halinde, davacı tarafın elde edeceği muhtemel kazancın 7.378,00 TL'sı olarak hesap edildiği, davacı tarafın maddi tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir.Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazları nedeniyle önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu ek raporda sonuç olarak "Davacı tarafa ait 29.05.2012 başvuru tarihli ... numaralı tescilli tasarım (Çanta) ile davalı tarafa ait dosyada bulunan ürün (Çanta) arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin benzerlikler bulunduğunu, bu sebep ile iltibas yaratabilecek derecede benzer olarak algılandıkları, davacı tarafa ait 05.01.2017 başvuru tarihli ...(1) , (2) numaralı tescilli tasarım (Karton Oluklu Mukavvadan Raf) ile davalı tarafa ait dosyada delil olarak sunulan ürün (Karton Oluklu Mukavvadan Raf) arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin benzerlikler bulunduğunu, bu sebep ile iltibas yaratabilecek derecede benzer olarak algılandıklarını, davalı tarafın, ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, ihtarnamenin 14.12.2017 tebliğ tarihi ile 01.11.2018 dava tarihi arasındaki dönem içerisinde, dava konusu üründen 5.993 adet satın alındığı, söz konusu ürünleri davacı taraf piyasada satışa sunmuş olsaydı elde edeceği muhtemel kazancın 2.600,96 TL’sı olarak hesap edildiği" belirtmiştir.6769 Sayılı SMK'nın 81/1. maddesi ile, tasarım sahibinin izni olmaksızın bu kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, tasarım hakkını gasp etmenin tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller olarak belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli tasarımın karton oluklu mukavvadan raf ve çanta tasarımı olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre, davacı tasarımı ile davalı ürününün karşılaştırılmasında; genel kalıp ve görünüm özelliği ve detaylar yönünden bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davalının satışa sunduğu tasarım sahibi davacının izni olmadan koruma kapsamındaki tasarımın uygulandığı ürününün ticari amaçlı üretmek/satışa sunmak şeklinde satın alınmadığı iddiasında ise de, SMK 59. Maddesi hükmüne göre "Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz." şeklinde düzenlenmiş olup, davalının ticari bir iş yaptığı ve işinde dava konusu ürünleri kullandığı, ticari amaçla kullanım kapsamında ve bulundurma kapsamında davalı fiilinin tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davacı tarafça maddi tazminatı 6769 Sayılı SMK 151/2-a maddesinde düzenlenen "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir." üzerinden talep ettiği, SMK 151/3 maddesinde yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında "ihlalin nitelik ve boyutu" gibi etkenlerin göz önüne alınacağının düzenlendiği, davalının işyerinde tespit esnasında 17.000 adet ürün tespit edilmiş olduğu, ancak bu ürünlerden sadece 5.993 adet ürünün ... firmasından satın alınan ürünler olup orijinal ürün olmadıkları, davacı şirketin ürünleri satmış olduğu dava dışı ... Tic. A.Ş.’ den satın alınan ürünlerin ise orijinal ürün olması nedeniyle hesaplamaya katılmadığı, bu nedenle davalı istinafının yerinde olmadığı, 5.993 adet ürün üzerinden yapılan hesaplamanın ise, dava dışı ihtarnamenin 14.12.2017 tebliğ tarihi ile 01.11.2018 dava tarihi arasındaki dönem içerisinde, söz konusu ürünleri davacı taraf piyasada satışa sunmuş olsaydı elde edeceği muhtemel kazancın 2.600,96 TL’sı olarak hesap edildiği dikkate alınarak dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının ve davalının istinaf başvurusun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/04/2021 tarih ve 2018/452 E., 2021/94 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 96,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 331,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereği(Tasarımınİstemli)reddineTasarımistanbulİtibarınınNedeniyleTazminatkonusudüşünüldüesastanmahkemesiEndüstriyelKaybıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim