SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/936 E. 2024/969 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/936

Karar No

2024/969

Karar Tarihi

23 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/936

KARAR NO: 2024/969

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 17/12/2020

NUMARASI: 2017/565 E. - 2020/401 K.

DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: ... televizyonunda 9 (dokuz) bölüm olarak yayınlanan "..." adlı dizinin yapımcısı olan davalının, müvekkillerinin dizide kullanılmak üzere beste yapmalarını istemiş ve gönderdiği sözleşme ile gerekli muvafakat namenin imzalanması ve teslim edilmesi karşılığında bölüm başına ilk 13 bölüm için 7.500 TL+KDV, 14-38 bölümler için bölüm başına 8.000 TL+KDV ve bestelerin kaydı için enstrümanları çalacak müzisyenlere verilmek üzere 15.000 TL+KDV ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkillerinin kendilerine gönderilen sözleşme ve muvafakat nameyi imzalayarak kendilerinden istenen müzikleri besteleyip kaydederek davalıya teslim ettiklerini, müvekkillerinin kendi edimlerini yerine getirdiklerini ancak davalının sözleşmeyi imzalamadığını buna rağmen müvekkilleri tarafından bestelenen müzikleri dizide kullandığını, dizinin 9 bölüm yayınlandıktan sonra yayından kaldırıldığını, müvekkillerinin tüm sözlü ve elektronik posta yoluyla yaptıkları yazılı başvurularına rağmen davalının sözleşmeyi imzalamaması ve taahhüt ettiği ödemeleri yapmaması üzerine Kadıköy .... Noterliğinin 09/05/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek davalıya kendileri tarafından imzalanan sözleşmenin davalı tarafından da imzalanarak kendileri tarafından imzalanan sözleşmenin gönderilmesini, sözleşmede yazılı bedellerin ödenmesini, kendilerine teslim edilen bestelerin kayıtlarına ait altyapıların üçüncü kişilerle paylaşılmamasını ve aksi halde muvafakat nameyi iptal edeceklerini ihtar ettiklerini, 10/05/2017 tarihinde ihtarnameyi tebellüğ eden davalının tavrında bir değişiklik olmayınca müvekkillerinin Kadıköy ... Noterliğinin 22/05/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile imzaladıkları muvafakat nameyi iptal ettiklerini, davalının, müvekkilleri tarafından bestelenerek kendisine gönderilen müzikleri dizide kullandığını, müvekkillerinin adlarının dizi jeneriğinde yazıldığını ancak bazı bölümlerde müvekkillerinin isimlerinin dizinin başında değil sonunda kullanıldığını ve müvekkillerinin isimlerinin görünmesinin zorlaştırıldığını, müzisyen olan müvekkillerinin, dizinin müziklerinin kendileri tarafından bestelendiğini geniş halk kesimleri tarafından bilinmesini isteme hakkına sahip olduklarını zira bu sayede daha fazla üne kavuşmak ve başka dizilere de müzik yapmak imkanına kavuşacaklarını, davalının bu olumsuz tavrı emeklerinin karşılığını alamayan müvekkillerinin manen daha da üzdüğünü, davalının, müvekkillerine dizide kullanılacak besteleri karşılığında ilk 13 bölüm için bölüm başına 7.500 TL+KDV ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkillerinin besteleri dizide kullanıldığını, 9 bölüm yayında kalan dizide kullanılan besteler için davalının müvekkillerine toplam 67.500 TL+KDV ödemesi gerektiğini ayrıca davalının bestelerin kaydı için enstrüman çalacak müzisyenlere ödenmek üzere 15.000 TL+KDV ödemeyi de taahhüt ettiğini, böylece davalının ödemesi gereken toplam miktarın 82.500 TL+KDV olduğunu, müvekkillerinin uğradıkları manevi üzüntünün de bir nebze olsun giderilmesini isteme hakkına sahip olduklarından her bir müvekkili için 5.000.-TL olmak üzere toplam 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacılar tarafından mali haklarına tecavüz iddiasıyla müvekkili şirket aleyhine açılan davanın tamamen haksız ve dayanaksız olduğunu, taraflar arasında geçerli bir sözleşme akdedilmediğini, taraflar arasında mevcut bir yazılı sözleşme bulunmadığını her ne kadar dava dilekçesinde böyle bir iddiaya dayanılmış ise de dilekçe ekinde herhangi bir sözleşme ibraz edilmediğini, bilindiği üzere fikri mülkiyete ilişkin mali haklara dair sözleşmelerin yazılı olarak yapılmasının geçerlilik şartı olduğunu, mali haklara ilişkin sözleşmelerin yazılı yapılmamaları durumunda hükümsüz olduğunu, diğer taraftan HMK 200. maddesi uyarınca "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir." hükmünün yer aldığı, eldeki davada davacıların talebinin bu miktarı aştığını ancak davacıların bu taleplerine dayanak teşkil edecek herhangi bir belge sunmadıklarını, davacıların sadece sözleşmeyi değil, delil listesinde göstermiş oldukları hiçbir belgeyi sunmadıklarını ve taraflarına tebliğ etmediklerini, HMK'nun 121-(1) maddesinde "Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur." hükmünün yer aldığı, diğer taraftan davacıların müvekkili şirkete vermiş oldukları "mali hak devir belgesiyle" eser sahibi sıfatıyla sahip oldukları tüm haklarını müvekkiline devrettiğini, söz konusu belgede müvekkili şirkete devredilen hakların tek tek gösterildiğini, söz konusu belge FSEK 52. madde göre geçerli bir belge olduğunu, bu nedenle davacılara ait fikri hakların müvekkili tarafından kullanılmasında gerek FSEK gerek diğer ilgili mevzuatlar açısından herhangi bir sakınca bulunmadığını, davacıların manevi tazminat talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, davacıların tahsil edemediğini iddia ettiği ücretleri nedeniyle manevi zarara uğradıklarını söylemelerinin abesle iştigal olduğunu, bu taleplerinin zaten alacak talebinin konusu olduğunu, burada manevi tazminatın temel şartı olan kişilik haklarının zarar görmesinin hiçbir şekilde söz konusu olmadığını, bununla birlikte, davacıların, esas itibariyle hakkı olmayan bir kazancı elde etme gayesinde olduklarını ortaya koyduğunu, davacıların manevi tazminat talebine konu olabilecek bir manevi zararlarının söz konusu olmadığını, davacıların zorlama yorumlarla, manevi zarar iddiasında bulunduklarını, davacıların salt alacak talebine dayanan bu olayda manevi bir zarara uğraması söz konusu olmadığını, davacıların bu talebinin gerekçelerini açıklarken anlamsız ifadeler kullanıldıklarını, davacıların, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı herhangi bir alacağı bulunmamakla beraber bir an için aksi düşünüldüğünde dahi müvekkili şirketin borca batık olması nedeniyle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/615 E. sayılı davası nezdinde iflas başvurusunda bulunulduğunu, reyting sisteminin hakim olduğu yayıncılık ve yapımcılık sektöründe, müvekkilinin gelirinin yapımcılığını üstlendiği projelerin izlenme oranlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu, izlenme oranlarının istenen seviyede olmaması halinde müvekkilinin yapımlarını yayınlayan televizyon kanallarının bekledikleri reklam gelirini alamadıkları gerekçesiyle yapımları ivedilikte yayından kaldırmakta olduğunu, izleyici taleplerine göre yön alan bu sektördeki her yapım, yapımcı açısından yüksek risk alınması anlamına geldiğini, ülkemizde yaşanan ve halen devam eden siyasi ve ekonomik gelişmeler nedeniyle, dizi yapımcılığı sektöründe hissedilir bir daralma meydana geldiğini, müvekkilinin son dönem gerçekleştirmiş olduğu dizi projelerinin beklenen reytingi alamaması nedeniyle ilgili televizyon kanalları tarafından sona erdirildiğini, erken sona erdirilen bu projeler için yapılan yüksek yatırımlardan beklenen gelirin elde edilemediğini diğer yandan reklam sektöründe reklam verenlerin yatırımlarının da azalması söz konusu olduğunu, dolayısıyla, televizyonların reklam gelirlerinde büyük düşüşler olduğunu, bu durumun müvekkilinin yapımlarını yayınlayan televizyonların müvekkilinine olan borçlarının ödenmesinde gecikmelere ve nakit akışı sıkıntılarına sebep olduğunu, müvekkilinin gerek hizmet ve mal aldığı kişilere gerekse bankalara önemli derecede borçlandığını, müvekkilinin halihazırda yapımı devam eden herhangi bir projesinin bulunmadığını, mevcut durum itibariyle müvekkilinin aktifleri borçlarını karşılamaya yetmediğini, bu nedenle müvekkilinin, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/615 E. sayılı davası nezdinde iflas başvurusunda bulunduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...FSEK 15.maddeye göre eseri, sahibinin adı veya müstear adı île yahut adsız olarak umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti münhasıran eser sahibine aittir. FSEK 15. maddesi eser sahibine, hem eseri adıyla veya adsız (anonim) olarak umuma arz etme hakkı hem de eser sahibi, eseri adıyla umuma arz edecekse bunun, şekline karar verme hakkı tanımaktadır. Dolayısıyla eser sahibi eserde gerçek adını, bunun kısaltılmış halini veya lakabını kullanabilir. Bu durumda eser sahibinin tercihine saygı gösterilmeli ve eser sahibinin adı kendi istediği şekliyle belirtilmelidir. Aksi halde adın belirtilmesi hakkı ihlal edilmiş olur. Davacılar, dizinin sonraki bölümlerinde isimlerine dizi başlarken değil dizi sona erdiğinde yer verilmesi nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuş iseler de, davacıların dizinin müziklerini yapan kişiler olarak belirtildikleri, bazı bölümlerde sadece davacıların değil dizinin tüm künyesine dizi biterken yer verildiği bu durumun herhangi bir manevi hak ihlali yaratmayacağı ve bu nedenle manevi tazminat şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacıların müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, Yerel Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ("rapor") yapılan davacıların taleplerine ilişkin değerlendirmelerin tamamıyla hatalı olduğunu, taraflar arasında mevcut bir yazılı sözleşme bulunmadığını, Davacıların dilekçenin ekinde herhangi bir sözleşme ibraz etmediklerini, fikri mülkiyete ilişkin mali haklara dair sözleşmelerin yazılı olarak yapılmasının geçerlilik şartı olduğunu, mali haklara ilişkin sözleşmelerin yazılı yapılmamaları durumunda kesin hükümsüz olduklarını, Davacılar tarafından sunulan sözleşmede Müvekkili Şirketin imzası bulunmamakla birlikte mali hak devir belgesiyle eser sahibi oldukları tüm eserleri Müvekkili Şirkete devrettiklerini, işbu belgenin cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, Davacıların sunduğu e-mail çıktılarının hiçbir şekilde Müvekkili Şirket'e borç yükleyen belge niteliğinde olmadığını, ilgili belgelerde Müvekkili Şirket'in imzası olmamakla birlikte Müvekkili Şirket'in herhangi bir borcun altına girmesinin de söz konusu olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede ilgili tutar hiçbir şekilde göz önüne alınmadan bir e-mail adresinden Davacılara gönderildiği iddia edilen mail çıktıları esas alınarak Müvekkili Şirket'in Davacılar'a toplam 82.500,00.-TL tutarında borçlu olduğu belirtildiğini, ancak hukuki olmadığını,-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ("HMK") 200. maddesi uyarınca senetle ispatı gerektiğini, mail çıktılarının da HMK m. 200'de belirtilen senetlerden olmadığını, kararın kaldırılarak yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep etmişlerdir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; güncel Yargıtay kararlarında mail yazışmalarının da belge olarak kabul edildiğini, davacı müvekkiller ile davalı Şirket arasında mail yazışmaları yapıldığını, yazışmalardan 27.03.2017 tarih s.13.12 de ...@... adresinden davacılara gönderilen mailde bölüm başına 7.500 TL telif bedeli ile canlılar için 15.000,00 TL bedelin ödeneceğinin kabul edildiğini, davacıların adının dizi jeneriğine yazıldığını, ancak bazı bölümlerde davacıların isimlerinin dizinin başına değil sonunda kullanıldığını, bu nedenle davacıların isimlerinin görünmesinin zorlaştığını, müzisyen olan davacı müvekkillerinin kendileri tarafından bestelendiğini geniş halk kesimleri tarafından bilinmesini isteme hakkına sahip olduklarını, zira bu sayede daha fazla üne kavuşmak ve başka dizilere de müzik yapma imkanına kavuşacaklarını, Davalı şirketin bu olumsuz tavrının emeklerinin karşılığını alamayan davacıları manen daha da üzdüğünü, manevi tazminat hakkı almaları gerektiğini, manevi tazminata yönelik kısmen reddolunan kısmının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, eser sahipliğinden kaynaklan hakların ihlal edildiğinin tespiti, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dava, Davalı şirket tarafından prodüksiyonu gerçekleştiren, ... de yayınlanan "..." adlı TV dizisinde kullanılan ve davacılar tarafından bestelenen müzik eserleri için 67.500 TL + KDV, eserlerin kaydı için 15.000 TL + KDV olmak üzere toplam 82.500 TL+KDV maddi tazminat ve her bir davacı için 5.000 TL 'den toplam 15.000 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 10/05/2017 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline istemine ilişkindir. 13/12/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; Davaya konu bestenin FSEK 3.maddesi anlamında musiki eseri olduğu, davacıların FSEK 11. maddedeki karine çerçevesinde davaya konu bestenin FSEK 10.madde çerçevesinde iştirak halinde eser sahibi sayılabileceği, dosyadaki CD’lerden ve taraf beyanlarından dizinin 9 bölüm yayında kaldığı ve dizide davacıların bestesinin kullanıldığı, davacılara 9 bölümde kullanılan müzikler için ödenen herhangi bir bedele dosya kapsamında rastlanmadığı, 27.03.2017 tarih s.13.12 de ...@... adresinden davacılara gönderilen mailde bölüm başına 7.500 TL telif bedeli ile canlılar için 15.000 TL bedelin ödeneceğinin kabul edildiği, bu mail dikkate alındığında davacıların 9 bölüm kullanılan müzik için bölüm başına 7.500 TL ve enstrüman çalınması hizmeti için 15.000 TL olmak üzere 9 X 7.500 TL = 67.500 TL ve 15.000 TL = 82.500 TL yi talep hakkının olabileceği, dosyada mübrez CD’ler incelendiğinde davacıların dizinin müziklerini yapan kişiler olarak belirtildikleri, bazı bölümlerde sadece davacıların değil dizinin tüm künyesine dizi biterken yer verildiği bu durumun herhangi bir manevi hak ihlali yaratmayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davalı istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; Davalı taraf, fikri mülkiyete ilişkin mali haklara dair sözleşmelerin yazılı olarak yapılmasının geçerlilik şartı olduğunu ileri sürmüş ise de, mali hak devri sözleşmesinin yazılı yapılması gerekmekle birlikte, davada mali hak devrine ilişkin bir talep ve taraf bulunmadığı, davanın fikri mülkiyete ilişkin mali hak talebi olduğu ve dosyada taraflar arasında TBK anlamında eser sözleşmesine rastlanmamış ise de, Davalı şirket tarafından prodüksiyonu gerçekleştiren, ... de yayınlanan "..." adlı TV dizisinde kullanılan müzik eserinin davacılara ait olduğunun sabit olduğu, ayrıca dizi müziği yapımcıları olarak dizinin künyesinde görünür yerlerinde adlarının da bulunduğu, davacı tarafın davalı tarafa mail yoluyla gönderdiği mailler ve müziğin kullanılmış olması nedeniyle taraflar arasında zımni bir sözleşmenin kurulmuş olduğu, 27.03.2017 tarih s.13.12 de ...@... adresinden davacılara gönderilen mailde bölüm başına 7.500 TL telif bedeli ile canlılar için 15.000 TL bedelin ödeneceğinin kabul edildiği, bu mail dikkate alındığında davacıların 9 bölüm kullanılan müzik için bölüm başına 7.500 TL ve enstrüman çalınması hizmeti için 15.000 TL olmak üzere 9 X 7.500 TL = 67.500 TL ve 15.000 TL = 82.500 TL yi talep hakkının olabileceği sonucuna ulaşılmasında aykırılık bulunmadığı istinaf talebinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davacılar istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamından davacıların FSEK 15/2 çerçevesinde dizi müziği yapımcıları olarak dizinin künyesinde görünür yerlerine isimlerinin gözükmesini talep hakkı bulunduğu ve somut olayda dizinin tüm künyesine dizi biterken davacıların isimlerine yer verildiği, davacıların isminin yeterli şekilde gözükmediğine ilişkin iddiasının yerinde olmadığı, manevi haklarının ihlal edildiği ya da manevi tazminatı gerektirir bir fiilinin bulunduğunun ispatlanamadığı, manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmakla, mahkemece manevi tazminatın reddine dair verilen hukuken yerinde olup, istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/12/2020 tarih ve 2017/565 E., 2020/401 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.635,57 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.488,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.147,37‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkonusuesastanKaynaklanan)SözleşmedenreddineistanbulVeİlgili"fsekEseriİlegereğiSanat(FikirAlacakmahkemesihüküm"hmk"

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim