SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/917 E. 2024/967 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/917

Karar No

2024/967

Karar Tarihi

23 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/917

KARAR NO: 2024/967

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 13/04/2021

NUMARASI: 2017/372 E. - 2021/185 K.

DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin birçok besteye imza atmış, Türk müzik dünyasında önemli bir kişi olduğunu, müvekkilinin bestelemiş olduğu reklam jingle (müzik) eserinin, davalı tarafça işlenerek kullanılmakta olduğunu, eserin müvekkiline ait olduğunu ve izinsiz olarak küçük bir farkla işlenmiş haliyle davalı tarafça kullanıldığını ve davalı yanın bu eyleminin müvekkili haklarına tecavüz teşkil ettiğini iddia ederek, maddi, manevi tazminat davası açma ve fazlaya dair haklarını saklı tutarak, davalı firmanın halihazırda reklamlarında kullandığı bestenin, müvekkiline ait eserin izinsiz tahrif edilmiş ve ele geçirilmiş olduğunun, eserin müvekkiline ait olduğunun ve izinsiz olarak tahrif edilmiş olduğunun tespitini, davalının vaki tecavüzünün ref’ini ve gelecekte de kullanılmaması için tecavüzün men’ini, ayrıca televizyon, radyo ve her türlü mecrada yayınlanan ve (tahrif edilmiş olarak) müvekkilinin bestesini içeren reklamların durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu ,davayı görmeye yetkili mahkemesinin İstanbul Anadolu mahkemeleri olduğunu, davacı taraf yapmış olduğu müzik veya benzeri unsurları dava dilekçesinde sürekli olarak anlattığını, ancak ileri sürdüğü hiçbir iddiayı ispatlayacak bir delil ileri sürmediğini, davacının dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin tüm reklam ve pazarlama faaliyetlerini herhangi bir hak ihlaline sebep olmadan reklam ajansları aracılığıyla gerçekleştirdiğini, müvekkilinin reklam ve pazarlama faaliyetlerinde kullandığı ve kullanmakta olduğu tüm müzik/beste vb eser örneklerinin tamamen özgün eser olduğunu ve müvekkilinin çeşitli kişi ve kurumlar ile yapmış olduğu sözleşmeler aracılığı ile kullanmakta olduğunu, davacının iddia ettiği şekilde bir ihlalin mevcut olması halinde dahi, bu husustan kaynaklı sorumluluğun müvekkilinin reklam çalışmaları kapsamında imzalamış olduğu sözleşmelerin tarafı olan şahıs veya tüzel kişilere ait olduğundan, müvekkilinin huzurdaki davada herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.İhbar olunanlar vekilleri beyanlarında özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...HMK 266. Madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı öğretim üyesi ..., Reklamcı ... , FSEK uzmanı ... Mahkememize sunmuş oldukları 04/01/2021 tarihli bilirkişi raporu ve 2.bilirkişi heyeti raporu hükme dayanak alınarak hüküm tesis edilmiştir.. Bilindiği üzere Musiki eserleri yönünden koruma kapsamı, işitilen sesler arasındaki sıra ve bağlılık, seslerin melodi, ritim ve harmoni ile belirli karışımları ve aynı zamanda ses ile ifade edilen musiki eserinin içeriği olup, Musiki eserinde sahibinin hususiyetinin varlığının tespitinde o eserin sıradan bir dinleyici üzerinde yarattığı izlenimin esas alınacağıdır, ancak bu dinleyicide yaratılan izlenimin tespitinde de sıradan dinleyici kulağı değil müzik alanında uzman bilirkişiler keza reklamcı bilirkişilerin faydalandıkları anahtar kriterlerin de incelenmesi gerekli olup, bu husus son raporda detaylı olarak incelenmiştir. Bu kapsamda işitilen sesler arasında kurulan İlişkiler dosyaya sunulan deliller ile incelendiğinde: davacının Türk Marka ve Patent kurumu nezdinde “ ...” + içerikli ..., ..., ..., ... başvuru nolu marka tescillerinin olduğu, “...” sözcüklerinden oluşan bir ifadeye melodi uydurmak için bir bestecinin çok fazla alternatifinin bulunmadığı, Reklam için hazırlandığı için müziğin basit ve kolay anlaşılır olmasının gerektiği, bu sayede tüketicinin zihninde kolayca yer etmesinin amaçlandığı, uzun melodilere inşa edilmiş “...” ifadesi kimsenin aklında kolay kalmayacağı için, ekonomik beklenti İçerisinde olan bir bestecinin bunu tercih etmesinin pek mümkün olamayacağı, “...” ifadesini müzikli bir slogana çevirerek tüketicinin aklında kalmasını sağlamanın hem bestecinin, hem de firmanın isteyeceği bir durum olacağı, iki bestede de bu İfadeye vurgu görülmekle birlikte bu bestelerin melodik kuruluşları ve vurgularının farklı olduğu, ...’ın bestesinde “...” ifadesi bir bir yarım ve bir tam ses aralığı ile karşılanmakta, “...” ve “...” heceleri arasında yarım ses, “...” ve “...” heceler arasında tam ses bulunmakta olduğu, ... bestesinde ise “...” ve “...” heceleri aynı ses ile karşılanmakta, “...” hecesi tam dörtlü aralığı tiz bir sese yerleştirilmekte olduğu,. Hepsinin sekizlik notaya yerleştirilmesinin sebebinin; “...” sloganı yani üç heceli bir sözün bestelenirken en basit haliyle syllabic üç heceye bölünebilmesi olduğu, sunulan son raporun 4. Sayfasında bu nota karşılaştırmasının yapıldığı, ... bestesinde; “...” nin merkez motif konumunda olduğu ve diğer sözlerin bağlandığı yerin burası olduğu, Adeta bir nakarat kimliğinde olduğu,. Diğer sözlerin melodileri büyük oranda bu nakarat gibi olan kısmın sesleri üzerine yerleştirilmiş olduğu , ancak bestenin bütünü ... bestesinden gerek ritmik, gerek melodik kuruluş olarak tamamen farklı olduğu, ... bestesinde ise “...” ifadesinin yine merkez motif durumunda olduğu , ancak “...” ifadesi ile adeta soru cevap oluşturmakta olduğu, Fon müziği olarak çalınan kısım ile “...” diye başlayan kısmın tamamen özgün nitelikte olduğu, dolayısıyla bu İki beste dizi, seyir, ritmik organizasyon, melodik kuruluş, müzikal tema gibi pek çok noktada farklılık arz ettiğinden keza melodileri yani hecelerin giydirildiği sesler aynı olmadığından iki bestenin farklı olduğu, esinlenme yada benzerlik olmadığı, rapordaki bilimsel açıklamalar neticesinde alışveriş yapmakta olan bir dinleyicinin izlenimi açısından da benzerlik olmadığı hususu hüküm kurmaya elverişli son bilirkişi raporu ile sabit olduğundan sübut bulmayan davanın reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili 26/05/2021 ve 21/06/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin ünlü bir bestekar, aranjör, müzik bilimcisi olduğunu, reklam firması yetkilisi ... , davalı firma yetkilileriyle 2010 yılından itibaren defalarca görüşme yapıp müvekkilinin reklam müziğini (...) kendilerine dinlettiğini ve kopyasını da davalı firmaya bıraktığını ancak müvekkilinin bestelemiş olduğu reklam jingle (müzik) eserinin işlenerek, davalı firma tarafından kullanıldığının tespit edildiğini, Mahkemece delillerinin değerlendirilmeye alınmadığını, bir müzik eserinin (öncelikle kulakla yapılması gereken) incelemesinin Mahkeme huzurunda tüm taraflarca soru sorulup açıklamalarla yapılmasını istediklerini, çelişik bilirkişi raporu mevcut iken, dava sonucunun "teknik konu" olduğu gerekçesiyle hatalı bilirkişi incelemelerine bırakıldığını, ortada hükme elverişli "tek rapor" (ilk rapor), uyumsuz bahanelerle gözardı edilerek, kısa kararda açıklanan red kararının, gerekçeli karar yazılırken alınan 4 rapor içinden hataları tarafımızca tek tek açıklanan 2. ve son rapora dayandırıldığını,-iki aşamalı inceleme ile sonuca ulaşılabileceğini, 2010 yılında müvekkili tarafından üretilen ve MESAM kaydı bulunan müvekkiline ait eserin davalı şirkete teslim edilmiş olması, (ki bu tarz söylenişin tesadüf olmadığını ortaya koyduğunu, "reklamlarda yayınlanan versiyon" ile "müvekkilinin orijinal eseri" arasındaki ilişkinin gerek zamansal, gerekse niteliksel/duyum bakımından incelenmesi gerektiğini, bu iki aşamada yapılacak tarafsız bir inceleme ve yorumun, eserlerin sadece ... harca harca bitmez olan ana markanın sesini temsil eden ve yayınlarda sadece bu kısma odaklı olarak kullanılan kısımların (markanın mottosu) peşpeşe ve/veya üstüste aynı anda dinlenmesiyle birlikte kişiyi doğruya ulaştıracağını, Müvekkilinin eserinin 2010 yılında üretildiğini, davalılara teslim edilip iki defa ayrı zamanlarda reddedildikten sonra (ki ...'lu , ...'lü, ...'li, ...'li ve ...'lı reklam filmlerinde ...'in tamamen farklı söyleniş biçimi ile ilerlemekteydiler), 2014'te müvekkilinin eserinin söyleniş biçimiyle işlenmiş haliyle yayınlandığını, müvekkilinin o söyleniş biçimini oluşturmasının ise davalıya marka sesi sağlamış olduğunu, marka sesi yaratmanın, tesadüfi bir besteyle olmayıp, belirli bir hesaplama, çalışma ile sanat ve bilgi birikiminin sonucunda ortaya çkan bir emeğin ürünü olduğunu, davalının göz koyduğu aralığın da, "..." ve "..." bölümünün söylendiği yerler olduğunu, Yerel Mahkemenin kararına esas bilirkişi raporunda bir çocuğun dahi uydurabileceği yöntemlerle hece sayısından ve başka türlü söylenemeyeceğinden bahsedilmiş ise de, tarafsızlıktan uzak sözkonusu son raporun, aslında dosyaya sundukları ses ve video kayıtlarının incelenmeden sadece davalı iddialarıyla oluşturulduğunu, zira, kayıtlar ve videolar dinlenip izlenmiş olsaydı, müvekkilinin eserinden önceki reklam filmlerinde aynı üç hecenin başka başka söyleniş biçimlerini duyabileceğini, tek kelimede "..." söyleniş biçimini (84 metronomu kasten numeroloji ile) seçen ve insan üzerindeki etkisini tesadüfen değil, çalışmayla oluşturan müvekkili olduğunu, müvekkilinin bilinçli bir çalışmayla oluşturduğu gibi, "..." ün söyleniş biçimi ilk defa ...'ın eserinde bitişik söylendiğini, müvekkilinin, daha önce çok çok farklı bir söyleniş biçimindeki "...", "..." gibi söyleniş biçimini, bugünkü haline ve reklam etkisine getirmiş kişi olduğunu, dava konusu eserde "sound desıgn" "ses tasarım" denilen yöntemle oynama yapılarak, önemsiz yerlerdeki notalar değiştirilip, marka sesi olan bölümler korunarak yapılan müdahale ile o tat, o etki, o duyum yaratıldığını, ancak müvekkiline ait temel fikir ve çalışmanın korunduğunu ve etkisinden yıllardır yararlanıldığını ve yararlanılmaya devam edildiğini,-dava konusu eserin tek olduğunu, iki versiyon arasındaki farkın, aranjman (orkestrasyon) farkı olduğunu, reklamlarda kullanılan versiyonun 2010 yılında müvekkilince üretilen eserin, 2014 yılında esinlenme sınırını aşar şekilde izinsiz işlenmiş ve detaylı orkestrasyon uygulanmış hali olduğunu, -Müzik; dinlenilerek anlaşılan bir sanat dalı olduğundan sayın bilirkişilerin duruşma esnasında müziği dinleyerek ve sorulara yanıt vererek inceleme yapması gerektiği görüşünü ısrarla savunduklarını ancak Mahkemece kabul edilmediğini, -MESAM'ın; 16.07.2019 tarihli, 7/0969 sayılı ve 18.02.2021 tarihli, 6.2/0231 sayılı yazılarının da değerlendirmeye alınmadığını, -Dava esnasında değişik heyetlerde görev alan, Sn. Dr. ..., Sn ... ve Sn. ... tarafından her iki eserin de notalarının dahi yanlış yazıldığını ve davaya ilişkin beyanlarının hatalı ve eksik olduğunu, hükme esas gösterilen son raporun, dava dosyasına hiçbir katkısı, hiçbir teknik yardımı dokunmadığını, bilirkişi raporu yazmanın da dayanak göstermek gibi bir ciddiyeti olduğunu, raporun melodik kuruluş, vurgularının, dizi, seyir ritmik organizasyon, müzikal tema gibi konularda farklı olduğu iddiasıyla tarafsızlıktan ve gerçeklerden uzak görüşler ortaya konduğunu, müvekkilinin dosyaya sunduğu kayıtları da dinlemediklerini, markanın sesi olan ... bölümlerinin dışındaki bölümlerde, melodik farklılıklar yaratılmış olduğunu, notaların (FSEK yaptırımlarının dışına kaçabilmek amacıyla) kasıtlı farklılaştırıldığını, daha önce tarafımızdan defalarca ifade edilmiş olmakla bu hususlar bir türlü, hükme esas alınan ve aslında kendisi dayanaksız raporda ortaya konamadığını, aleyhe olanlar da dahil olmak üzere neredeyse bütün raporlarda inkar edilemeyip kabul edilen vurgu, seyir ve ritm benzerliklerinin inkar edilmesinin ise son derece fahiş bir hata olduğunu, aleyhe raporların dahi kabul ettiği benzerlikleri bile görmezden gelen bir raporun hükme esas gösterilmesinin, sözkonusu hükmün de aynı hatalara duçar olması neticesini doğurduğunu, son rapor bakımından 31.03.2021 tarihli dilekçelerinin incelenmesi gerektiğini,-Davanın aydınlanması için sundukları taleplerin değerlendirmeye alınmadığını, özel mütalaaların da dayanaksız olarak reddedildiğini, en doğru teknik görüşün, batı müziği eğitimi almış bilirkişilerce sunulduğunu, müvekkilinin eserinin polifonik olduğunu dahi anlayamayan kişilerin sıfatları her ne olursa olsun davalarına ışık tutamadıklarını, -Dosyaya sunulan resmi raporlar ve taraf bilirkişiliği raporları içinden batı müziği eğitimi almış olanların da dikkatle tespit ettikleri üzere, müvekkilinin eserinde esinlenme sınırını aşar şekilde izinsiz işleme yapıldığını, ilk raporun, Sayın Mahkeme tarafından dayanaksız gösterilmek istendiğini, söz konusu tarafsız birinci raporun 5. Sayfasında 4. Maddesinde gerek nota incelemesi yapılarak (ki notaların ve bazı yerlerdeki melodik yapının kasten farklılaştırıldığını bizzat kendimiz ifade etmekteyiz.) ve gerekse doktriner inceleme yapılarak, melodi, tempo, ritm, duyum, algı ve sunum bakımından tek tek inceleme yapılarak oluşturulan bilirkişi raporunun "işlenme hakkının ne şekilde ihlal edildiği denetime elverişli olarak belirlenmediğinden bilinenin aksine reklam müziklerinin çok kısa oluşu gözetildiğinde ve belirli dikkatin çekilmesi için temponun belirli bir hızda olmasının zaten beklenen bir durum olduğu, 84 bpm hızı baz alınarak ,oryantal ritm ve 2/2 lik (2/4'lük) usul ile yazıldığından bahisle genel ifadeler ile esenlenme sınırının aşıldığı belirtildiğinden " gibi afaki bir gerekçeyle devredışı bırakılmasının dahi tek başına yerel mahkeme kararının istinafta kaldırılması için yeterli bir sebep olduğunu, ilk rapordan yukarıda alıntılanan hiçbir bilginin sayın Mahkemece okunmadığını, doktriner incelemenin ve somut olaya uyarlanmasının değerlendirilmediğini, bizzat Sayın Mahkemece gerekçeli kararda ifade edilmiş olduğunu, tüm raporlarda müvekkilinin eseri ile dava konusu versiyonun temposunun ve usulünün ve hatta süresinin aynı olduğunun tespit edildiğini, 84 temponun tesadüf olmadığını, Dava konu sözlerin hak sahipliği olmadığı için davalı taraf gibi hükme esas hatalı son bilirkişi raporundaki; "eserdeki sözlerin marka tescili" yapılmış olması hususunun dava açısından herhangi bir ehemmiyeti bulunmadığını, davalı tarafın argümanlarını içerip, geri kalan bilgileri dikkate almamış olan hatalı 04.01.2021 havale tarihli son bilirkişi raporu gibi, notaları dahi doğru aktaramayan 28.05.2019 tarihli rapor da (ki bu rapor dahi 84'lük tempoyu tespit etmiştir) gerçekleri doyurucu bir bilgi ve tarafsızca yansıtmaktan çok uzak, hükme esas teşkil edemeyecek raporlar olduğunu, Sayın Mahkemece de aslında 2. raporun hükme esas teşkil edemeyecek olduğu fark edildiğinden (bu rapora karşı itirazlarımızı içeren ve UYAP'a 03.07.2019 tarihinde yüklenmiş Bilirkişi Raporuna İtiraz dilekçemiz son derece doğru açıklayıcı bilgiler içermektedir) üzerine 3 defa daha bilirkişi incelemesi bilirkişi incelemesi yapıldığını ancak ilk bilirkişi raporunun kalitesine ulaşılamadığını, 17.01.2019 tarihli ilk bilirkişi raporu sonuç bölümü; "- Davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği ... reklam jingle'ının "şekillendirme, seslerin birbirini izlemesindeki üslup, birbirine bağlanış ve ritminin hususiyet taşıdığı bu çerçevede FSEK 3 Anlamında musiki eser olduğu, -Dosyada mübrez 3.03.2010 tarihli .... müziğine ilişkin telif bedeli faturası, MESAM meslek birliğinin 11.08.2016 tarihli yazıları birlikte değerlendirildiğinde FSEK 11'deki karine çerçevesinde A 101 isimli jingle'ın eser sahibinin davacı olduğu, -davalının reklam müziğinin davalı reklam müziğinde esinlenme sınırını aşar şekilde izinsiz işleme şeklinde oluşturlduğu, davacı eser sahibinin mali haklarından FSEK m.21'deki işleme hakkı ihlal edildiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır." cümleleriyle, sadece tarafsızlığı değil aynı zamanda bilgi birikimi ve dosyaya verilen emeği de gösterdiğini, -Aleyhe görüş bildiren Sn. ... dahi tempo/tonal/armonik/ses rengi/duyum ve etki başlıkları altında benzerlikleri tek tek tespit etmiş, nedense bunların her biri için tek başına yeterli olmadığını iddia ederek, aslında hepsinin benzediğini gösterdiğini, Mahkemece de bu hususun fark edildiğini ki, kararın gerekçeleri arasında bu raporun yeri olmadığını, 25.12.2019 tarihli raporda görüş birliğine varılamadığı belirtilmiş olsa da gerçekte tüm teknik incelemelerin benzerliklere işaret ettiğini, 25.12.2019 tarihli bu raporda, İTÜ'den Doç. ... tek tek tespitleri ve eserler arası karşılaştırma bölümü vardır ki, hükme varılırken Sayın Mahkemece hiçbir şekilde önemsenmediğini, "ortak bir görüşe varılamadığı" gerekçesiyle dikkate alınmadığını, ... :"...Dava konusu eserlerde marka sloganı "... “müzikal duyum açısından her iki eserde akılda kalıcı en önemli kısım olduğu, Yapılan inceleme sonucunda; Her iki eserin intro bölümü bir Ölçü olup tek bir enstrüman kullanılarak yapılandırılmış olması, eserlerin usulü, temposu, sunuş şekli, melodinin kurgulanması, her iki eserde de resitatîf bölümlerin yer alması, onaya çıkan kompozisyon ve dinleyici üzerinde bıraktığı tesir açısından ... bu çalışmasından büyük ölçüde faydalanılmış olunduğu ve bu benzeşmenin esinlenme düzeyinde sayılamayacağı kanaatine varıldığı" görüşünün neden kabul görmediği ise gerekçeli kararda açıklanmadığını, aynı heyetteki ... ise; yine heyetteki ... açıkladığı " bir müzik eseri oluşturulurken bestecinin en çok özen gösterdiği yer yer her kıtadan sonra aynı sözlerle ve aynı ezgiyle yinelenen bölüm olan nakarattır. Özellikle sözlü eserlerde dinleyiciye bu bölüm lanse edilir. Dinleyici eserin tamamını hafızaya alamayabilir ama ancak nakarat bölümünü hafızaya alır. Bu nedenle nakarat bölümünün çok iyi planlanması gerekir" şeklindeki açıklamasından görebildiğimiz ve marka sesi olan "..." bölümlerinin özelliğini dikkate almadan dahi %60 benzerlik olduğunu ifade ettiğini, Marka sesi olan "..." bölümüne bakıldığında bu benzerliğin %100 olduğunu, 25.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun teknik incelemelerinden neden yararlanılmadığını, konunun teknik bir konu olduğu belirtilip, 5-6 yıllık yargılama neticesinde hakimin, alınan dört bilirkişi raporunun teknik incelemelerini kendisi de inceleyerek hükme varması gerekirken, tüm raporların karşılaştırmasını yaptığını iddia eden, ancak notaları dahi doğru çıkaramamış hatalı, tarafsızlıktan uzak son rapora itibar ederek, bu raporun hatalı sonuç ve kanaatlerini hüküm olarak karşılarına çıkarmasının kabul edilemeyeceğini, kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, -03.07.2019 tarihinde UYAP sistemde dosyaya yüklendikleri bilirkişi raporuna beyanlarında, "a-) Dava konusu eser, davalı şirkete USB flash bellek içinde elden teslim edilmiştir. Bu gerçeği temelde unutmamak gerekmektedir. Bu gerçek, yayınlanan versiyonla müvekkilin orijinal eseri arasında sıradan bir benzerlik olmadığını, özellikle "... ve "..." gibi bölümlerdeki birebir aynılığın tesadüf olmadığını bilmemiz açısından önem taşımaktadır. b-) notalardaki kasıtlı farklılaştırmanın da, esasen müvekkilin eserinin izinsiz kullanıldığının en önemli kanıtlarından biri olduğunu görmek mümkündür. Dikkatlice incelendiğinde; izinsiz işleme tabi tuttukları eseri, markanın adının geçmediği bazı bölümlerde farklı notalarla değişik bir esermiş gibi göstermeye çalıştıklarını anlamak da mümkündür. c-) işbu davamızın konusu eserin sözleri değil, reklam vurgusu ve insanlar üzerindeki reklam etkisidir. d-) işbu davamızdaki mihenk noktası olan reklam etkisi ve reklam vurgusunun, eserin bütünü içinde karşımıza çıktığı en önemli yeri elbette ki markanın ismi olan "..." kısmı ve "..." kısmıdır. burada sözlerle ilgili bir hak iddiası değil, sözlerin kullanım biçimi ile ilgili müvekkilin alnının teri, yüreğinin emeği olan kendi buluşu ve jıngle çalışmasından davalılarca yararlanılmış olması, bunun sıradan bir esinlenme sınırının çok ötesinde olmasından söz edilmektedir ki diğer yerlerde kasıtlı bir farklılaştırma yapılmasına rağmen o bölümde yapılmamıştır. Müvekkilinin, davalılarca gerçekleştirilen "esinlenme sınırını aşan izinsiz işleme" eyleminin teknik olarak nasıl gerçekleştirilebileceğine dair son derece basit açıklamalar içeren bir video kaydını hazırlamış, aynı zamanda, a101'in reklam tarihçesini içeren kısa kısa kayıtları derlemiş olup işbu dilekçemiz ekinde sayın mahkemenize sunmaktayız. " açıklamalarına tekrar atıfta bulunduklarını,-Müvekkilininden alınanın, birkaç nota değil olmadığını, hususiyeti olan bir fikir olduğunu, üzerinde aylarca çalışılmış bir algı yaratma tekniği olduğunu, "..." , "..." gibi yaratılan algı ve reklam etkisi olduğunu, bu eserler çoğaltılabileceğini, 1000'e yakın jingle yapıldığını, Hacettepe Üniversitesi öğretim görevlisi ..., İTÜ öğretim görevlisi Prof ...'un dava konusu her iki müziği de dinleyerek yaptıkları tespitlerin, duyum olarak birebir örtüştüğünün tespitleri ve açıklamaları dikkate alınmadığını, hükme esas olan hatalı son bilirkişi raporuna Mahkemece verilen görevler arasında bu mütalaaların da incelenmesi yer almasına rağmen, son raporda bu dahi ihmal edildiğini, Türkiye'nin dev üniversitelerinin akademisyenlerinin görüşlerinin de yok sayıldığını, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle;-Müvekkilinin reklam müziğinin talep üzerine ihbar olunanlar tarafından meydana getirildiğini, Müvekkili şirketin tescilli ... markasının kullanıldığı ... mağazalarının tanıtımı için kullanılan jingle müziğinin müvekkili talebi üzerine ... hizmetlerinin yazdığı sözlerin ... tarafından bestelenmesi sonucu oluşturulduğunu, 2014 yılından önce müvekkilinin yeni bir reklam ajansı arayışı içine girdiğini, Müvekkilinin reklamlarında kullandığı ... ibaresinin kullanıldığı bir reklam müziği talebi olan müvekkiline birden fazla şirket tarafından teklif sunulduğunu, sunulan teklifler arasında .. de bulunduğunu, müvekkilinin ...in müziğiyle devam etme kararı aldığını ve reklamlarında yayınlamaya başladığını, reklamın müzik ihtiyacı olduğu için reklama müzik yapılması için ... ile ...in anlaştığını, davacının savunma hakkının kısıtlandığı yeterli incelemenin yapılmadığı iddialarının dayanaksız olduğunu, dosyadan toplamda 4 rapor aldırıldığını, her bilirkişi raporunda müvekkili reklam müziğinin davacı müziğinden farklı olduğunun anlaşıldığını, Davacının müziğinin 2010 yılında müvekkiline teslim ettiği iddiasının davayla ilgisi olmadığını, davada müziklerin benzerliği araştırıldığını, müziklerin benzer olmadığına karar verilmişken müziğin müvekkiline önceden teslim edildiği iddiasının davayla alakasız olduğunu, ayrıca müzik müvekkiline reklamların öncesinde teslim edilmediğini, reklamların yayınlanmasının ardından müvekkille ısrarla görüşmek isteyen davacı tanığı ... eserin kendi müziğiyle benzer olduğunu ve eseri 2010 yılında teslim ettiğini iddia etse de, bu iddiasını herhangi bir somut delille ispatlayamadığını, kaldı ki bu hususun tanık beyanlarıyla ispatlamayacağını, tanık olarak mahkemede dinlenen davacı tanığının davacıyla ortak olarak müziği meydana getirdiğini de beyan ettiğini, Davaya taraf olmasa da davanın sonucunda menfaati bulunan davacı tanığının beyanlarına da itibar edilmesi kararın hakkaniyetli olarak verilmesinin önüne geçeceğini, Davacının tanık beyanları dışında herhangi somut delili olmadığı gibi bu iddiaların yersizliği alanında uzman bilirkişilerin raporlarıyla verilen "müziklerin benzer olmadığı" kanaatleriyle anlaşıldığını, alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin jıngle müziğinin özgün olduğu ve davacı müziğinden esinlenilmediği yönünde kanaatler mevcut olduğunu, iki beste dizi, seyir, ritmik organizasyon ve melodik olarak birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, müziklerin ana temalarının farklı olduğunu, iki beste arasında esinlenme veya benzerlik bulunmadığını, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... gelen sözlere istinaden bestelenen “...” adlı reklam müziği (jingle) özgün bir eser olup ilk versiyonu ...'den gelen talep üzerine 28 Şubat 2014 tarihinde Müvekkili şirket tarafından hazırlandığını yine ... tarafından talep edilen revizyonların yapılması ile 30 Haziran 2014 tarihinde hazırlanan son versiyonun master kopyası davalının ajansına teslim edildiğini, Davacı ve davacı tanıklarının, davacının reklam verenin herhangi bir talebi olmaksızın (!!!) kendi kendine bir müzik hazırladığını ve yaptığı müziği davalı şirkete üçüncü kişiler aracılığı ile iletmeye çalıştığını anlattıklarını, bu tür bir çalışmanın sektör gerçeklerine ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, somut hiçbir delil dosyada bulunmadığını, Bilirkişi Heyet Raporlarında yer alan uzman bilirkişi görüşlerinde de belirtildiği üzere; iki eser arasında dizi, seyir, ritmik organizasyon, melodik kuruluş, müzikal tema gibi pek çok noktada farklılıklar mevcut olup iki beste arasında esinlenme veya benzerlik bulunmadığını, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu uyuşmazlık, davacının bestelediğini iddia ettiği reklam müziğinin davalı tarafından izinsiz ve bedel ödenmeksizin kullanılması sebebi ile müziğin davacıya ait olduğunun tespiti ile davalının vaki tecavüzünün men ve refine, davacının bestesinin her türlü mecralarda kullanılmasının önlenilmesine ilişkindir. İlk Bilirkişi heyeti ... Mahkememize sunmuş oldukları 21/01/2019 tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; Dosyada mübrez CD, nota ve diğer bilgi ve belgelerden davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği ... reklam jingle'ının şekillendirme, seslerin birbirini izlemesindeki uslup, birbirine bağlanış ve ritminin hususiyet taşıdığı bu çerçevede FSEK 3 anlamında musiki eseri olduğu, Dosyada mübrez 3.03.2010 tarihli ... müziğine ilişkin telif bedeli faturası, MESAM meslek birliğinin 11.08.2016 tarihli yazıları birlikte değerlendirildiğinde FSEK 11’deki karine çerçevesinde ... isimli jingle’ın eser sahibinin davacı olduğu, Davalının reklam müziğinin davalı reklam müziğinde esinlenme sınırını aşar şekilde izinsiz işleme şeklinde oluşturulduğu, davacı eser sahibinin mali haklarından FSEK m.21'deki işleme hakkı İhlal edildiğini bildirmişlerdir. İkinci Bilirkişi heyeti ... Mahkememize sunmuş oldukları 30/05/2019 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Dava konusu eserlerde ezgisel açıdan, biri başta çalgısal, diğeri ise ana müzik temasında '...' ifadesiyle, kısmen olmak üzere 2 ölçülerinde benzerlik bulunduğu; Davacının ana müzik temasının 1 ölçü, davalının ise 2 ölçü olduğu ve davalının 2. ölçüsünün davacının eserinde olmadığı; bu kısmın tonal açıdan davalının kendi eseri için büyük önem arz ettiği ve eserler arasında önemli fark oluşturduğu; Müzik motifleri arasındaki kısmi benzerliğin, ana müzik teması benzerliğinden çok; ezginin seyir yönü ve ritmik yapı benzerliği ile ilişkili olduğu; bu nedenle her iki eserin müzik motifleri ve kısımları açılarından büyük oranda farklı olduğu; Motiflerdeki kısmi benzerliğin dışında, her iki eser arasındaki benzerlik izlenimini oluşturan hissiyatın, ezgise! olmasından çok; kullanılan usul, eser düzenlemesindeki çalgı tercihleri, bunların çalış biçimleri, vokal tercihleri İle reklam müziğinde slogan olarak belirlenen ortak sözlerin kullanılmasından kaynaklandığı; Eserler arasında oluşan bu farklar neticesinde, İki eserin kendi içinde bütünlüğü olan bağımsız eserler olduğu; birinin diğerinden türetilmediği; dolayısıyla işleme eserler olmadığı ve her İki eserde bulunan kısmı benzerliklerin ise esinlenme, ilham alma çerçevesinde olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmişler ve raporları ekinde ise ilk raporda bulunmayan nota karşılaştırması da yaptıkları ve raporlarının ekinde sunulduğu anlaşılmıştır.Birinci ve ikinci raporlar arasında çelişki oluştuğundan 3.kez bilirkişi heyeti oluşturulmuştur. Üçüncü Bilirkişi heyeti ..., ... , ... Mahkememize sunmuş oldukları 26/12/2019 tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; Bir Müzik eseri oluşturulurken bestecinin en çok özen gösterdiği yer her kıtadan sonra aynı sözlerle ve aynı ezgiyle yinelenen bölüm olan nakarattır. Özellikle sözlü eserlerde dinleyiciye bu bölüm lanse edilir. Dinleyici eserin tamamını hafızaya atamayabilir ancak nakarat bölümünü hafızaya alır. Bu nedenle nakarat bölümünün çok iyi planlanması gerektiği, Dava konusu eserlerde marka sloganı "... “müzikal duyum açısından her iki eserde akılda kalıcı en önemli kısım olduğu, Yapılan inceleme sonucunda; Her iki eserin intro bölümü bir Ölçü olup tek bir enstrüman kullanılarak yapılandırılmış olması, eserlerin usulü, temposu, sunuş şekli, melodinin kurgulanması, her iki eserde de resitatîf bölümlerin yer alması, onaya çıkan kompozisyon ve dinleyici üzerinde bıraktığı tesir açısından ...'ın bu çalışmasından büyük ölçüde faydalanılmış olunduğu ve bu benzeşmenin esinlenme düzeyinde sayılamayacağı kanaatine varıldığı, Reklam uzmanı ...‘ın Değerlendirmesinde ise ; Dava konusu dosyadaki tüm belgeler ve müzik kayıtlan , 45 yıllık piyasa tecrübesi, yine bu uzmanlık alanlarımızda üniversitelerde 30 yıllık akademisyenlik, ayrıca uzmanlık alanı olmamakla birlikte çocuk yaşlardan beri müzikle amatörce yoğun ilgilenmekte olan biri olarak diğer bilirkişi arkadaşların değerlendirmeleri incelenmiş, uzun uzun istişare edilmiş, bunların sonucunda davalı ... tarafından kullanılan dava konusu müziğin, fikir, tat, renk, ritm, hız, canlılık, verdiği heyecan açılarından (... sözleri hariç) davacı ... tarafından üretilen müziğe %60 oranında benzediği, davacı ...’ın eserinden %60 oranında esinlenilerek yapıldığı (sözler hariç) kanaatine varıldığını bildirilmişler ve raporun sonuç bölümünde ise heyetin ortak bir görüşe varamadığını, kendi uzmanlık alınlarına göre değerlendirme yaptıklarını, takdirin mahkeme ait olduğunu bildirmişlerdir. Üçüncü raporun denetime uygun olmadığı netice bölümünde ortak bir kanaat belirtmedikleri dolayısıyla çelişki giderilemediğinden 4.kez bilirkişi heyeti oluşturulmuştur. Dördüncü Bilirkişi heyeti İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı öğretim üyesi Prof Dr...., Reklamcı ..., fsek uzmanı ... Mahkememize sunmuş oldukları 04/01/2021 tarihli bilirkişi raporlarında; 5846 saydı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 3. Maddesinin Musiki eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz besteler olarak tanımlamakta olduğunu, FSEK m. 6/l-4.b’de bir başka eserden istifade suretiyle oluşturulan musiki aranjman ve tertiplerinin İşlenme eser olarak kabul edildiğini, Yargıtay içtihatlarında da görüldüğü şekliyle musiki eserlerinde koruma konusu işitilen sesler arasındaki sıra ve bağlılık, seslerin melodi, ritim ve harmoni ile belirli karışımları ve aynı zamanda ses ile ifade edilen musiki eserinin içeriği olup, Musiki eserinde sahibinin hususiyetinin varlığının tespitinde ise o eserin sıradan bir dinleyici üzerinde yarattığı izlenimin esas alınacağını,ancak bu dinleyicide yaratılan izlenimin tespitinde de anahtar kriterlerin raporlarında detaylandırıldığı üzere, işitilen sesler arasında kurulan İlişkiler olacağını , dosda ki deliller incelendiğinde: Türk Marka ve Patent kurumunda yapılan araştırmada Davalının 19.07.2013 tarihinden bu yana “...” + içerikli ..., ..., ..., ... başvuru nolu marka tescilleri olduğunun, “...”, “...”, “üründe kalite fiyatta denge” gibi slogan ifadelerin firma tarafından verilmiş olabileceği kanaatinin uyandığını, “...” sözcüklerinden oluşan bir ifadeye melodi uydurmak için bir bestecinin çok fazla alternatifinin bulunmadığını, Reklam için hazırlandığı için müziğin basit ve kolay anlaşılır olmasının gerektiğini, bu sayede tüketicinin zihninde kolayca yer etmesinin istendiğini, uzun melodilere inşa edilmiş bir “...” ifadesi kimsenin aklında kolay kalmayacağı için, ekonomik beklenti içerisinde olan bir bestecinin bunu tercih etmesinin pek mümkün olamayacağını, “...” ifadesini müzikli bir slogana çevirerek tüketicinin aklında kalmasını sağlamak hem bestecinin, hem de firmanın isteyeceği bir durum olacağından ve iki bestede de bu İfadeye vurgu görülebilmekte olduğunu,ancak bu bestelerin melodik kuruluşları ve vurgularının farklı olduğunu, ...’ın bestesinde “...” ifadesi bir bir yarım ve bir tam ses aralığı ile karşılanmakta, “...” ve “...” heceleri arasında yarım ses, “...” ve “...” heceler arasında tam ses bulunmakta olduğunu, ... bestesinde ise “...” ve “...” heceleri aynı ses ile karşılanmakta, “bir” hecesi tam dörtlü aralığı tiz bir sese yerleştirilmekte olduğunu,. Hepsinin sekizlik notaya yerleştirilmesinin sebebi; “...” sloganı yani üç heceli bir sözün bestelenirken en basit haliyle syllabic üç heceye bölünebilmesi olduğunu, raporlarının 4. Sayfasında bu nota karşılaştırmasının da yer aldığını, ... bestesinde; “...” nin merkez motif konumunda olduğunu ve diğer sözlerin bağlandığı yerin burası olduğunu , Adeta bir nakarat kimliğinde olduğunu,. Diğer sözlerin melodileri büyük oranda bu nakarat gibi olan kısmın sesleri üzerine yerleştirilmiş olduğunu , ancak bestenin bütünü ... bestesinden gerek ritmik, gerek melodik kuruluş olarak tamamen farklı olduğunu beyan etmişlerdir. ... bestesinde ise “...” ifadesinin yine merkez motif durumunda olduğunu , ancak “...” ifadesi ile adeta soru cevap oluşturmakta olduğunu, Fon müziği olarak çalman kısım ile “...” diye başlayan kısmın tamamen özgün nitelikte olduğunu,dolayısıyla Bu İki beste dizi, seyir, ritmik organizasyon, melodik kuruluş, müzikal tema gibi pek çok noktada farklılık arz ettiğini, davacı bestecinin iddiası, sadece “...” sloganının ritmik kurgusu için geçerli olabilirse de ancak üç heceli bir söz bestelenirken en basit haliyle syllabic üç heceye bölünebilmekte olduğundan,bir firmanın adının müzikte kullanılmasının en basit ve kolay yolunun bu olacağını, kaldı ki bunların melodileri yani hecelerin giydirildiği seslerin raporlarında da işaret ettikleri gibi aynı bile olmadıklarını, İki bestenin farklı olduğunu,, esinlenme yada benzerlik bulunmadığını bildirmişler ve netice olanak; Davacının bestelerinde kullandığı “...” ifadelerinin davalının tescilli markaları olduğu, "...” ifadesini müzikli bir slogana çevirerek tüketicinin aklında kalmasını sağlamak hem bestecinin, hem de firmanın isteyeceği bir durumdur ve iki bestede de bu ifadeye vurgu görüldüğü ancak bu bestelerin melodik kuruluşları ve vurgularının farklı olduğu, Bu iki beste dizi, seyir, ritmik organizasyon, melodik kuruluş, müzikal tema gibi pek çok noktada farklı olduğu, melodileri yani hecelerin giydirildiği sesler aynı olmadığından iki bestenin farklı olduğu, esinlenme yada benzerlik olmadığı, rapordaki bilimsel açıklamalar neticesinde alışveriş yapmakta olan bir dinleyicinin izlenimi açısından da benzerlik olmadığı görüş ve kanaatine ulaştıklarını bildirmişler ve raporun 4. Sayfasında da nota karşılaştırmasına yer vermişlerdir. Davacı vekili tarafından sunulan mütalaalarda özetle; iki eserin ana temaları tek tek dinlendiğinde farklı iki esermiş gibi ilk duyumda algılansa bile, bir kaç kere yan yana, bilgisayarda müzik programında üst üste 84 bpm olarak dinlediğinde, ... bestesi ile iki eser arasındaki ton uyumu için yarım ses yukarıya trans poze yapılıp, her iki eseri de Si majör tonunda duyum elde edildiğinde , iki eserinde aynı eser olduğu ,bu duyum Do parti üzerinden notaya aktarıldığı, sadece aranjman farkı olan bu iki eser yan yana da çalınsa, üst üste de çalınsa aynı eser olduğunu, 3 farklı sesin üst üste olduğu bir polifonik eser olduğu, alt seslerin, üst kata taşınmasıyla, aynı eserde, akoru çevirerek yapılan işleme sonucunda ... melodisi farkı bir esermiş gibi algılanmakta olduğunu, İki eserin ana temaları tek tek dinlendiğinde farkı bir eser gibi algılanan ... bestesi, iki eserin arka arkaya ya da üst üste dinlendiğinde iki eserinde aynı eser olduğunu, sadece aranjman farkı olan bu iki eser yan yana da çalınsa da, üst üste çalınsa da aynı eser olduğu , İntihal eser olduğu yönünde beyanda bulundukları bu nedenle davacının her iki müziğin de halka dinletilmesi sonucu oluşacak vicdani kanaatin oluşturulması yoluna gidilerek karara ulaşılmasını, yine alenen bilinen piyasa araştırma şirketlerinden biri tarafından duyum yaptırılarak halka sorulmasını, bu araştırmalar yapıldıktan sonra bilirkişilerin mahkemeye davet edilmesini talep etmiştir.MESAM'ın; 16.07.2019 tarihli, 7/0969 sayılı "Birliğimize dilekçe sunarak ... firması için bestelediğiniz reklam müziği ile yayınlanan ... Reklam müziklerinin nota uyumsuzluğu olmasına karşın reklam müziği, algı, duyum, yaratım, özgün eser yapma fikri, polifonik yapısı, ahenk, tavır, metronom değerleri göz önüne alınarak Teknik Bilim Kurulu tarafından rapor düzenlenmesini talep etmiş bulunmaktasınız. 04.07.2019 tarihli Teknik Bilim Kurulu toplantısında konu incelenmiş ve aşağıdaki karar alınmıştır. Karar: Eserler incelendi. Eserlerin ... ve ... sözlerinin yer aldığı bölümlerde kullanılan müziklerin melodik yapıları ( Notumuz: Davalı tarafça sound design , soundalike yöntemleriyle kasıtlı nota farklılaştırılması yapılmış olduğundan) birbirinden farklı olmakla birlikte eserlerin ritmik temalarının ve yürüyüşlerinin aynı olduğu tespit edilmiştir. İşbu karar tespit niteliğindedir. Teknik Bilim Kurulu tarafından alınmış olan karar bilgilerinize sunulur." içerikli yazısı, 18.02.2021 tarihli, 6.2/0231 sayılı "Gönderilen ses kayıtları incelendi. Her iki ezginin de aynı akor içerisinden türetildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla iki ezgi aynı anda duyurulduğunda belli bir armonik bütünlüğünün sağlandığı kanaatine varılmıştır. Her iki ses kaydında yer alan eserlerin sözlerinin aynı olmasından kaynaklı ritmik vurgulamalarında aynı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca "... Ses Dosyası" isimli kaydın çift sesli olduğu tespit edilmiştir. Teknik Bilim Kurulu tarafından alınmış olan karar bilgilerinize sunulur. " şeklindeki yazısı da, 18.02.2021 tarihli, 6.2/0232 sayılı "... reklam müziği isimli ses kaydı incelendi.... Eserin polifonik bir eser olduğunu kabul etmekle birlikte Türk Müziği formunda olamayacağı tezine katılmadığımızı beyan ederiz." şeklindeki yazısının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça eser sahibi olduğu ileri sürülen “A 101 harca harca bitmez” isimli çalışmanın, davacının eser sahipliğini iddia ettiği müzik eseriyle davalının söylediği şarkının güftesi arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığının incelenen raporlarda tespitinin yapıldığı, Nota Uzmanı Sn. Prof. Dr. ..., Fikri Sınai Haklar Uzmanı Sn. Av. ..., Reklamcı Sn. ... tarafından hazırlanan 28.05.2019 tarihli Bilirkişi raporunda; Davacının ana müzik temasının 1 ölçü, davalının ise 2 ölçü olduğu ve davalının 2. ölçüsünün davacının eserinde olmadığı, bu kısmın tonal açıdan davalının kendi eseri için büyük önem arz ettiği ve eserler arasında önemli fark oluşturtuğu, Müzik motifleri arasındaki kısmi benzerliğin, ana müzik teması benzerliğinden çok, ezginin seyir yönü ve ritmik yapı benzerliği ile ilişki olduğu, bu nedenle her iki eserin müzik motifleri ve kısımları açılarından büyük oranda farklı olduğu, motiflerdeki kısmi benzerliğin dışında, her iki eser arasındaki benzerlik izlenimini oluşturan hissiyatın, ezgisel olmasından çok; kullanılan usul, eser düzenlemesindeki çalgı tercihleri, bunların çalış biçimleri, vokal tercihleri ile reklam müziğinde slogan olarak belirlenen ortak sözlerin kullanılmasından kaynaklandığı, eserler arasında oluşan bu farklar neticesinde, iki eserin kendi içinde bütünlüğü olan bağımsız eserler olduğu, birinin diğerinden üretilmediği, dolayısıyla işleme eserler olmadığı; İTÜ Türk Musiki Devlet Konservatuarı Öğretim Üyesi Sn. Prof. Dr. ... Bilirkişisi ..., FESK Bilirkişisi Sn. ... tarafından hazırlanan 30.12.2020 imza tarihli Bilirkişi Heyet Raporu'nda; Davacının bestelerinde kullandığı "..." ifadelerinin davalının tescilli markaları olduğu, ...adesini müzikli bir slogana çevirerek tüketicinin aklında kalmasını sağlamak hem bestecinin, hem de firmanın isteyeceği bir durum olduğu ve iki bestede de bu ifadeye vurgu görüldüğü ancak bestelerin melodik kuruluşları ve vurgularının farklı olduğu, bu iki bestenin dizi, seyir, ritmik organizasyon, melodik kuruluş, müzikal tema gibi pek çok noktada farklı olduğu, melodileri yani hecelerin giydirildiği sesler aynı olmadığından iki bestenin farklı olduğu, esinlenme yada benzerlik olmadığı, bu bilimsel açıklamalar neticesinde alışveriş yapmakta olan bir dinleyicinin izlenimi açısından da benzerlik olmadığı sonucuna varıldığı, hükme esas alınan raporlarda bilirkişilerin işinin ehli olup, varılan sonuçların açıklayıcı olması ve teknik bilgi olması nedeniyle hakimin denetim yapmasına olanak sağlaması nedeniyle çelişki iddiasının giderildiği kanaatine varılmakla davacının tecavüz iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre ve mahkemece takdir edilen teminat tutarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından kararı istinaf edenlerin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, yapılan inceleme sonucunda ilk derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/04/2021 tarih ve 2017/372 E., 2021/185 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınTazminiFikirkonusuesastanTecavüzünreddineKaynaklananmesamistanbulVeÖnlenmesiHaklaraEseridüşünüldüRef'i,SahipliğindenSanatgereğimahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim