İstanbul BAM 44. HD 2021/1051 E. 2024/945 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1051
2024/945
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1051
KARAR NO: 2024/945
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 25/05/2021
NUMARASI: 2018/1483 E. - 2021/576 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili davacı ... arasında 28/12/2016 tarihinde yapılan satış devir sözleşmesi ile ... Mah. ... Cad. No:.. Sancaktepe/İstanbul adresindeki işyeri devri konusunda anlaşma yapıldığını, davacının bu sözleşmede taahhüt ettiği devir hakkının olduğunu, yapılacak kira sözleşmesinde kendilerinin de bu hakka sahip olarak işyerini devredeceğini taahhüt ettiğini, sözleşmede bu hususun belirtildiğini, ancak mal sahibi davalıya böyle bir hak verilmediğinin ve böyle bir devir hakkıyla kontrat yapamayacağının belirtildiğini, mal sahibi tarafından iş yerinin anahtarları alınarak davalıya verildiğini, iş yerinde tadilat işlemleri için 3.000,00 TL masraf yapıldığını, davalı yana devir sözleşmesinin teminatı olarak senetler verildiğini, devrin gerçekleşmemesi nedeniyle senetlerin iadesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafından kötü niyetli olarak senetlerin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu belirterek 5 adet senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava ve takip konusu senetler üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığını, davacı tarafından sunulan sözleşmeyi kabul etmediklerini, kaldı ki sözleşmede de senetlerden bahsedilmediğini, davacıların işyerini fiilen bir buçuk ay kadar işlettiklerini, daha sonra kendi kararları ile işyerinden ayrıldıklarını, müvekkilinin bu hususta kusurunun bulunmadığını, davacıların iddialarının gerçek olmadığını savunarak, davanın reddine ve %20 oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu senetlerin teminat senedi olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde;dava dilekçesi ve delil listesinde yemin deliline dayanıldığı halde taraflarına istivcap, bu mümkün olmazsa yemin hakkı hatırlatılmadan ve yemin teklifi için süre verilmeden veilen kararın usulen bozulması gerektiğini, Sözleşme aslının değil suretinin kendilerinde mevcut olduğunu, ancak sözleşmesinin aslının davalı tarafta bulunmakta olup bu hususta da davalının isticvabını talep ettiklerini, Devir sözleşmesinin 3. bendinde de davaya konu senetlerin işyeri devir sözleşmesinin teminatı olarak verildiğinin açıkça yer aldığını, davalıdan kaynaklı olarak kira kontratı yapılmadığı için senetlerin muacceliyet kazanmadığının devir sözleşmesinde de sarih bir şekilde belirtildiğini, ancak buna rağmen davalı isticvap edilmeden ve sözleşme aslı ibrazı istenmeden sadece aslı ibraz edilmediğinden verilen kararın kaldırılması gerektiğini,Suç duyurusunda bulunulduğu halde savcılık dosyası celbedilip incelenmeden verilen kararın kaldırılması gerektiğini, ayrıca mahkemece delil listesinde isimleri bulunan tanıkların dinlenilmediğini, usul ve yasaya aykırı olarak sözleşme şartlarının yerine getirilip getirilmediği yönünden tanık deliline dayanıldığı halde bu hususta maddi vakıaların ispatı olarak araştırma yapılmadan, tüm deliller toplanmadan alelacele verilen kararın bozulması gerektiğini, Dava ve takip konusu senetlerin kambiyo senedi vasfında olması, davacıların dava konusu senetlerin keşidecisi ve avalisti olması, senetler üzerinde malen kaydı bulunması, davacılar tarafından senetlerin işyeri devir sözleşmesinin teminatı olarak verildiği iddia edilerek ispat yükünün üstlenilmesi, bonoların teminat olarak verildiği hususunun ancak yazılı delil ile ispat olunabileceğine katılmakla birlikte dava konusu senetler üzerinde "teminat içindir" ve benzeri herhangi bir ibarenin yer almasına taraflar arasındaki protokol hükümleri bulunması karşısında gerek bulunmaması dikkate alındığında, Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, Sözleşme metninde “ Aşağıda dökümü yapılan senetler” ibaresine yer verilmiş olduğunu, ancak senetlerin açıkça belirtilmemesinin nedeninin de davalının bu protokolde yer alan taahhütlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını, sözleşmede de aşağıda ayrıntıları yazılı senetler cümlesinden olarak davaya konu sözleşmenin eki niteliğindeki senetlere atıf yapılmasının bile bu durumun kanıtı olduğunu, protokol tarihi ile senetlerin keşide tarihi arasında fark olmasının da yine davalının taahhütlerini, özellikle mal sahibinden kira kontratı getirememesinden kaynaklandığını, Davacıların da bu hakka sahip olduğu sözleşme yapacağını davalı yan taahhüt etmesine rağmen, davalının bu taahhüdünü ve kira kontratını getirememesi nedeniyle mal sahibine işyerinin anahtarlarının davacılar tarafından teslim edilmek zorunda kalındığını, ancak mahkemece protokol hükümlerine uyulup uyulmadığı yönünden en ufak bir araştırma ve inceleme yapılmadan verilen kararın dosya içeriğine aykırı olduğunu, Müvekkilinin davalının sözleşmedeki bu edimlerini yerine getirmemesi üzerine; 1,5 ay kadar-davalı mal sahibinden kira sözleşmesini getirmek için oyaladığı süre boyunca-burada kaldığı sürece boyunca dükkanda tadilat ve tamirat yaptırmış ve mutfak-banyo ve benzeri yerlerde yaklaşık 4-5 bin türk lirası harcayarak yenilemiş olduğunu, Ancak sonrasında davalının- gerçek mal sahibinin imzaladığı gerçek kira sözleşmesi getirememesi nedeniyle- müvekkilinin, işyerinin anahtarlarını, davalının bilgisi dahilinde ve huzurunda mal sahibine verdiğini, yaptığı dekorasyon -tadilat bedeli adı altında hiçbir ödeme almadığı gibi tüm demirbaşları işyerinde mal sahibine bıraktığını ve hiçbir eşya demirbaş almadığını, Davalının, teminat olarak verilen ve sözleşmenin eki niteliğinde olup taahhütü muaccel olmayan ve bedelsiz kalan senetleri kötüniyetli olarak icraya koyduğunu, Dava konusu senetler nedeniyle protokol dışında müvekkili davacılar ile davalı arasında başka bir satış ilişkisi veya hizmet-borç alımı olmadığını, aksini ispatın davalı üzerinde olup bunu gösteren hiçbir delil dosyaya sunulmadığını, buna rağmen davalının hiçbir delil sunmadığı ve tanık dinletmediği halde bedelsiz kalan senetlerin iptali ve yapılan takibin iptali için dava açıldığı halde sözleşme yazılı delil başlangıcı kabul edilerek tanık dahil tüm deliller toplanmadan isticvap ve yemin deliline dayanıldığı halde bu ispat hakkı kullanılmasına izin verilmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır. Dava konusu senetler incelendiğinde; senetlerin davacı ... tarafından emrine keşide edilerek davalı ...'e verildiğini, davacı ... tarafından aval verildiği, 03/12/2016 düzenleme tarihli 05/01/2017 vade tarihli 1.000,00 TL bedelli, 03/12/2016 düzenleme tarihli 05/02/2017 vade tarihli 1.000,00 TL bedelli, 03/12/2016 düzenleme tarihli 05/03/2017 vade tarihli 1.000,00 TL bedelli, 03/12/2016 düzenleme tarihli 05/04/2017 vade tarihli 1.000,00 TL bedelli, 03/12/2016 düzenleme tarihli 30/04/2017 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli olduğu görülmüştür. Davacı; davaya konu senetlerin 28.12.2016 tarihli işyeri devir sözleşmesine istinaden teminat olarak davalıya verildiğini, ancak davalı tarafından devrin gerçekleştirilememesi nedeniyle hükümsüz kaldığını iddia etmiş, davalı; dosyaya sunulan sözleşmeyi kabul etmediklerini, sözleşme metnindeki imzanın müvekkilinin iradesi yanıltılarak, iyi niyetinden faydalanılarak ve yeterince okuma yazma bilmemesinden faydalanılarak alındığını, müvekkilinin, geçmişte davacı tarafından kendisine aceleyle imzalatılan evrakın dosyaya sunulan sözleşme metni olabileceğine ihtimal verdiğini, ancak yine de öncelikle evraktaki imzanın kabul edilmediğini savunmuş, Mahkemece; senetlerin teminat senedi olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle verilen karar, yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı yanca istinaf edilmiştir. Senetlerin temelini oluşturduğu iddia edilen 28.12.2016 tarihli protokolün aslı dosyaya sunulmamış, her iki taraf da sözleşme aslının kendilerinde bulunmadığını iddia etmiştir. İspat yükü, dava konusu senetlerin (üzerinde malen kaydı bulunan) teminat senedi olduğunu iddia eden davacı tarafta olup, davacı belirtilen hususu yazılı delille ispat etmek durumundadır. Bu nedenle tanık dinlenmesi yönündeki talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı yan, senetlerin temelini oluşturduğu iddia olunan 28.12.2016 tarihli protokolün, davalı iradesi yanıltılarak imzalatıldığını ileri sürdüğüne göre, irade fesadı hallerinin ispat edilip edilmediği tartışması bir yana, belirtilen protokolün, taraflar arasında imzalandığının kabulü gerekmektedir. Her ne kadar protokoldeki imzanın hata, hile veya ikrah ile alındığı hususunda ispat yükü davalı üzerinde olup, bu husus her türlü delille ispatlanabilir ise de, dava konusu senetlere ilişkin olarak protokolde açıkça bir atıfta bulunulmadığı, senetlerin üzerinde herhangi bir teminat kaydının bulunmadığı, bağlantılı soruşturma dosyasında, senetlerin taraflar arasında yapılan protokolün teminatı olarak düzenlendiğine dair bir bilgi ve beyanın bulunmadığı, davalının ise protokol ve teminat iddialarını inkâr ettiği, davacı her ne kadar yemin deliline dayandığını iddia etse de, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı, HMK'nın 169/2.maddesine göre, isticvabın, ancak davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında yapılabileceği, bu nedenle sözleşme aslının davalıda bulunup bulunmadığına yönelik olarak davalı isticvabının mümkün olmadığı, açıklanan nedenlerle davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2021 tarih ve 2018/1483 E. 2021/576 K. Sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 118,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 309,00-TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02