İstanbul BAM 44. HD 2021/1003 E. 2024/942 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1003
2024/942
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1003 Esas
KARAR NO: 2024/942
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/03/2021
NUMARASI: 2019/199 E. - 2021/35 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, birçok ülkede ... markasını tüketiciler ile buluşturduğunu, ... markasının müvekkili tarafından mobil cihazlar için aksesuarlar (kulaklık, şarj aleti, hafıza kartı, hoparlör gibi) ürünleri üzerinde kullandığını, ayrıntılı bilgilerin www.... aynı sitenin Türkiye' de satılan ürünlerle ilgili olarak, Türkçe versiyonunun www....com adresinden erişmenin mümkün olduğunu, müvekkilinin markasını dünyanın birçok ülkesinde tescil ettirdiğini, Türkiye' de ... başvuru numarası ile rüçhanlı olarak 26/02/2016 tarihinde başvuruda bulunduğunu, rüçhan talebinin kaynağının Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisine yapmış olduğu ... numaralı ve 29/02/2016 tarihli başvuru olduğunu, herhangi bir eksiklik görmeyen Türk Patentin ... markasını müvekkili şirket adına tescil ettirdiğini, tescil işlemleri devam ederken, davalının... başvuru numarası ile müvekkilinin Türkiye' de başvuru tarihinden önce ancak rüçhan tarihinden sonra Türk Patente başvurarak dava konusu markayı tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, ancak müvekkilinin rüçhan hakkına dayanan başvurusuna rağmen söz konusu markanın davalı adına tescil edildiğini, dava dışı kurumun hukuksuz işlemine karşı 18/08/2016 tarihli ve ... evrak no.lu dilekçe ile Türk Patente başvurulduğunu, cevabı yazıda yapılabilecek bir husus bulunmadığını bildirdiklerini, kurum içi iletişim hatası nedeniyle aynı markanın aynı mallar için farklı iki teşebbüs adına tescil edildiğini, davalı tarafın ... numaralı ... ibareli markanını hükümsüzlüğüne sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Avrupa Birliği markasının bölgesel koruma sağlayan bir marka türü olduğunu, davacının Avrupa Birliğinde yaptığı başvurunun, Türkiye’de koruma sağlamayacağını, Davacının, SMK’nın 5/1-ç maddesinde belirtilen marka tescilinde mutlak ret nedenlerinden “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.” hükmü gereğince, müvekkili adına tescilli ... markasının hükümsüzlüğünü talep etmişse de; davacı markasının tescil tarihi 11.07.2016 iken müvekkil markasının tescil tarihi 04.03.2016 olduğunu, davacının SMK’nın 5/1-ç maddesine dayanmasının mümkün olamayacağını aksine, SMK’nın 5/1-ç markası, müvekkili adına tescilli ... markasına mutlak koruma sağlamakta olup, davacı adına tescilli ... markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep haklarının saklı olduğunu, rüçhan belgesi ve geçerliliğindeki eksikliklerden dolayı itirazın reddine karar vermiş olması durumunda da davanın haksız olduğu sübut bulacağından, davanın doğrudan reddedilmesi gerektiğini, hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markasının en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlaması gerektiğini, bu durumda, davacının, hükümsüzlüğünü talep ettiği ... markası Türkiye’de en az 5 yıl süreyle tescilli olmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının tescil edilen markasının 9.sınıf için aldığı hizmetler olduğunu, müvekkilinin ise 9.sınıf ile birlikte 35. Sınıf mal ve hizmetler için de markasını tescil ettirdiğini, davacının tescil edilmeyen sınıf için müvekkilinin markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmesinin hukuken mümkün olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince;-Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... numaralı ... markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden terkine
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Avrupa Birliği markasının bölgesel koruma sağlayan bir marka türü olduğunu, davacının başvurusunun Avrupa Birliğinde geçerli bir marka koruması elde etmeye hizmet edeceğini, bu nedenle, davacının Avrupa Birliğinde yaptığı başvurunun, Türkiye’de koruma sağlamayacağını, Davacının, rüçhan hakkına sahip olduğunu ve rüçhan tarihinin 29.02.2016 olduğunu iddia ederek müvekkilin marka tesciline SMK’nın 18.maddesine dayanarak TPE nezdinde itiraz ettiğini, TPE’nin, davacının itirazını SMK’nın 19.maddesi gereğince incelediği ve 19/2 maddesinde belirtilen “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir.” hükmü gereğince reddettiğini, işbu red kararı ortadayken davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Bununla birlikte davacının tescil edilen markasının 9.sınıf için aldığı hizmetler için olduğunu, müvekkilinin ise 9.sınıf ile birlikte 35. Sınıf mal ve hizmetler için de markayı tescil ettirdiğini, davacının tescil edilmeyen sınıf için müvekkilinin markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmesinin hukuken mümkün olmadığını, Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” denildiğini, bu durumda, davacının, hükümsüzlüğünü talep ettiği ... markası Türkiye’de en az 5 yıl süreyle tescilli olmadığından davanın reddi gerektiğini, Dosya kapsamında hazırlanan kök bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere davacı markasının "tanınmış marka" olmadığını, ancak tanzim edilen bilirkişi raporlarına karşı itirazlarında; "davacının davaya konu edilen talepleri ile aynı mahiyetteki itirazları daha önce Türk Patent Enstitüsü Markalar Daire Başkanlığı'nın 10.11.2016 tarihli cevabi yazısı ile reddedilmiş; bilahare üst merci olan Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde yapılan 18.01.2017 tarihli itirazları da davacının usuli ve şekli eksikleri nedeniyle reddedilmiş olmasına rağmen itiraz süreçlerine dair kurumda mevcut evraklar dosyaya celpedilmeden salt davacı tarafından sunulan belgelere dayalı olarak bilirkişi tarafından davacı markasının rüçhan hakkı tanımlamasına uygun olduğu yününde kanaat belirtilmiş olması hukuken kabul edilemez." yönündeki itirazların dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini beyan ederek, istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı adına tescilli olan ... nolu ... markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkindir. Davacının ... numaralı ... markasının tescilli sahibi olduğu, davalının ise davaya konu ... numaralı ... markasının tescilli sahibi olduğu, davacı markasının 09. sınıfta, davalı markasının ise 09 ve 35. sınıflarda tescilli oldukları, davacıya ait ... numaralı ... marka tescil belgesi üzerinde yapılan incelemede 6769 Sayılı SMK' nın 12. maddesinde belirtildiği şekilde rüçhan hakkının kullanıldığı, TPMK tarafından gönderilen 19/12/2019 tarihli cevabı yazıda davacının ... numaralı marka başvurusunun rüçhanlı olduğu ve tarihinin 29/02/2016 tarihli olduğunun belirtildiği, davaya konu davalı markasının başvuru tarihinin ise 04/03/2016 olduğu, buna göre davacının başvurusunun davalı marka başvurusundan daha önce olduğu anlaşılmış olup, Mahkemece rüçhan tarihine öncelik tanınarak değerlendirme yapılmış olmasında bir hata bulunmamaktadır.Diğer yandan HGK'nın 16.07.2008 tarih 2008/11-501 ve 2008/507 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere, tescil başvurusunda kötü niyetin varlığı başlı başına hükümsüzlük sebebidir. Ancak, kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen marka ya da markaların tescil başvurularının yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/9 maddesinde, kötü niyetle yapılan marka başvurularına itirazın nispi ret sebebi olduğu açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca hükümsüzlük hâllerinin düzenlendiği SMK’nin 25. maddesinde nispi ret sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda kötü niyetli tescil 556 Sayılı KHK döneminde öğreti ve uygulama ile hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilmiş iken SMK ile birlikte artık açıkça hükümsüzlük hâli olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Öte yandan ne 556 Sayılı KHK’de ne de SMK’de hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve 2008/501 E., 2008/507 K. sayılı kararı). Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise TMK'nin 2. maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. Yapılan bu açıklamalar ışığında, her ne kadar Mahkemece davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davalı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de, kötüniyete ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, salt aynı markanın tescilinin kötüniyete delalet etmeyeceği, bu nedenle Mahkemece aksi yöndeki kabulün yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı markasının ortak olmayan 35.sınıftaki tescili bakımından, dosyada ek bilirkişi raporu aldırılarak, alt emtia sınıfları yönünden davacı markasının tescilli olduğu 9.sınıf ile benzerlik olup olmadığı araştırılıp, varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/03/2021 tarih, 2019/199 E. 2021/35 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02