İstanbul BAM 44. HD 2021/1293 E. 2024/927 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1293
2024/927
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1293
KARAR NO: 2024/927
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/02/2021
NUMARASI: 2019/68 E. - 2021/76 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1990 yılında kullanılmaya başlanan ... ibaresinin Türkiye’nin ilk “franchise” sistemine sahip kuaför markası olduğunu, 5 adeti İstanbul’da, 1 adeti Ankara’da olmak üzere toplam 6 mağazada hizmet vermekte olduğunu, “...” markasını davalı şirketin “...” ibareli markalarından çok daha önce 1996’da tescil ettirmiş ve tanıtmış olduğunu, davalının bu tanınırlık nedeniyle ... markasını taklit ettiğini, nitekim davalı şirketin internet sitesinde de bu durumun "... 2010 yılına kadar ... ’de kariyerine devam etmiştir. 2010 yılında ... ve ... ile birlikte ... markasını kurarak yollarına devam etmişlerdir." " ... Ekibi, Etiler’de açtığı ... kuaförlerde harikalar yaratıyor" şeklinde ifade edildiğini, davalı şirketin ... Kuaförden ayrılanlar tarafından 5.7.2010'da kurulduğunu ve kurulduğu andan itibaren "..." markasını kullanmaya başladığını, her iki şirketin kuaförlük alanında hizmet vermekte olduğunu ve ... ile “...” markalarının çekirdek kelimesi ... olup, ayırt edilemeyecek kadar aynı markalar olup iltibas yaratması nedeniyle davalının daha sonra tescil ettirmiş olduğu markanın hükümsüz sayılması gerektiğini, “...” markası için, 2.12.1996 tarih ve ... kod numarası ile müracaatta bulunulduğunu, 03.09.1997 tarihinde ... no ile tescil edilmiş olduğunu ... ve “...” kelimelerinin benzer olduğunu, davalı “...” markalarını, İstanbul ilinde ve özellikle yoğun olduğu ... Caddesinde işyeri açarak, yazılı tabelalar asmak suretiyle ve ayrıca tüm yazışmalarında, kartvizitlerinde kullanarak davacının markası ile iltibas yarattığını, davacının "..." ibaresinin 03, 08, 42 ve 44 sınıfları bakımından eskiye dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, davalının davacı firmanın markasının nihai tüketici nezdinde ulaşmış olduğu tanınırlıktan istifade etmek amacıyla kötü niyetli olarak “...” ibaresini ihtiva eden marka müracaatını 3 kez gerçekleştirdiğini beyanla davalı adına tescilli ... nolu, ... nolu, ... nolu markaların 44. Sınıf yönünden hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 05.07.2010 tarihinde gerçekleşen kuruluşundan itibaren sunduğu kaliteli kuaförlük hizmetleriyle piyasada haklı bir ün elde ettiğini ve o günden beri müşterileri nezdinde tanınır hale geldiğini, söz konusu markaları davalı şirketin meşhur ve maruf hale getirdiğini, davalı markalarının davacı markaları ile iltibas yaratmadığını, esasen davacı markasının davalı markası ile iltibas yaratmakta olduğunu, 42. sınıf “Kuaför salonu hizmetleri”, 44. Sınıf da “güzellik bakımı hizmetleri” ni kapsadığını, davalı şirketin 42. sınıftan tescili bulunmadığını, 44. Sınıftan tescili de iltibas yaratacak şekilde olmadığını, “...” ve “...” markaları bakımından inceleme yapıldığında, bu markaların aldığı eklerle ve yardımcı kelimelerle ayırt edicilik kazanmış olduğunu, sırf içinde “..” ibaresi yer aldığı için çok farklı olan bu iki markanın terkini talebinin yerinde olmadığını, “ ...” markası bakımından ise, , “...” ibaresinden farklı olarak “...” ve “...” ekleriyle ayırt edicilik kazanmış olduğunu, “...” markası ortaklarının baş harflerinden oluşmakta ve hiçbir anlam taşımamakta iken, davalı şirketin “...” markasının İngilizce “en iyi” anlamını taşıdığı için marka olarak tercih edildiğini, davacının yaratmaya çalıştığı algının aksine, davalı şirketin markasının “...” değil “... ” şeklinde yazıldığını, iltibas yaratacak şekilde yazılmadığını, her marka için ayrı ve bütünsel bir inceleme yapılması gerektiğini, davalının kendi tescilli markasını kullanmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davalı şirket ortaklarının ayrıldığı tarihten itibaren ... dan ayrıldıklarını ve kendi yerlerini açtıklarını beyan ettiklerini, davalı şirketin ... markasını kurarken ... un iddia edildiği gibi meşhur ve tanınmışlığından faydalanmak isteselerdi internet sitelerinde bu yönde bir açıklama yapmayacaklarını, başlangıçtan itibaren ... markası ile ... markasını ayrıştırmaya çalıştıklarını, davacı tarafın ... markasının 03, 08, 42 ve 44. Sınıflarda eskiye dayalı hak sahibi olduğunu iddiasının markanın 3 ve 8. sınıflarda tescilli olmadığından doğru olmadığını, bu sınıflar yönünden taleplerini reddinin gerektiğini, davacının 8 yıl boyunca bu yönde bir başvurusu olmamakla davayı da hak düşürücü süre nedeniyle açamayacağını, marka tescilinde kötü niyetli olmadıklarının, gerek tüm çalışma ve ilanları ile ve gerekse internet sitelerinde yayınladıkları “... dan ayrıldıklarını ve kendi yerlerini açtıklarını” ibaresi ile açıkça görüldüğünü, belirtmiş davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "1-Davanın KABULÜ ile;-Davalı adına TPMK nezdinde ... no ile tescilli '' ... '' ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, SİCİLDEN TERKİNİNE, -Davalı adına TPMK nezdinde ... no ile tescilli '' ... + şekil'' ibareli markanın 44. Sınıfta yer alan güzellik bakım hizmetleri yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, bu hizmetler yönünden SİCİLDEN TERKİNİNE, -Davalı adına TPMK nezdinde ... no ile tescilli '' ... + şekil'' ibareli markanın 44. Sınıfta yer alan güzellik bakım hizmetleri yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, bu hizmetler yönünden SİCİLDEN TERKİNİNE, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirketin marka tescilinden kötü niyetli olmadıklarını, gerek tüm çalışma ve ilanları ile ve gerekse internet sitelerinde yayınlamış oldukları "... ayrıldıklarının ve kendi yerlerine açtıklarının açıkça görülmekte olduğunu, keza yerel basına vermiş oldukları en az 35 röportajda da kendi markalarının tanıtımını yaparken asla eski çalışmış oldukları ... isimli kuaförden bahsetmediklerini işitsel ve görsel açıdan tamamen farklı olduklarının da açıkça ortada olduğunu, müvekkili olan firmanın tescili 2010 yılında olduğunu, davacı firmanın tescilleri müvekkilinden çok sonra yapıldığını, müvekkilinin 2010 yılından bu zamana kadar yeni yaratmış olduğu marka için yüksek çaba sarf ettikleri marka ile yurt içinde ve yurt dışında çok tanınan aranan talep gören bir marka olmasından sonra aradan 8 yıl geçmesinden sonra davacı firmanın müvekkiline hükümsüzlük iddiasını yöneltmekte kötü niyetli olduğunun göstergesi olarak kabul olunması gerektiğini, tüm bu nedenlerle zamanaşımı yönünden davanın reddi kararı verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kendi markaları olan ... ile davalı tarafın kurmuş olduğu ...'un benzerliğinin, davaya konu markaların bilirkişi incelemesi dahi gerekmeden benzerliğinin sabit olduğunu, müvekkiline ait markanın:"...", dava konusu markanın:"...” olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, dava sürecinde sunmuş oldukları franchise sözleşmeleri ve birçok kesinleşen marka terkinine ilişkin mahkeme ilamı ile ... markasının tanınmışlığının ve pek çok kez taklit edildiğinin sabit olduğunu, bu nedenle ve davalı tarafın kötü niyet sabit olduğundan hak düşürücü süre söz konusunun olmadığını, nitekim müvekkilinin başka bir taklit nedeniyle 8 yıl sonra açmış olduğu marka terkini davasında, İstanbul BAM 16.H.D ilamı ile aynı gerekçeyle hak düşürücü süre iddiasını ret ettiğinin de ortada olduğunu ileri sürerek, davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalıya ait "..." ibareli markaların 44.sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir. Davacıya ait "..." markasının ... no ile 42. sınıfta 03/09/1997 tarihinden itibaren, “...+şekil” markasının ... no ile 44.sınıfta 03/02/2014 tarihinden itibaren, “...” markasının ... no ile 44.sınıfta 09/01/2014 tarihinden itibaren, “...” markasının ... no ile 44.sınıfta 13/03/2014 tarihinden itibaren, “...” markasının ... no ile 44.sınıfta 09/01/2014 tarihinden itibaren tescilli oldukları, Davalının ...nolu “...” ibareli markasının 44. Sınıfta 12/07/2010 tarihinden, ...numaralı “... + şekil” markasının 03 ve 44 sınıflarda 16/07/2016 tarihinden itibaren, ...numaralı “... + şekil” markasının 03, 35 ve 44 . Sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır.Dava konusu ... nolu “...” ib.lük davası ise 14.02.2018 tarihinde açılmıştır. Davacı "..." markasını 03.09.1997 Tarihinde 42 nolu sınıfında tescil ettirmiştir. Davacının 44 nolu emtia sınıfındaki "...", "...", "...", "..." markalarının davalının markasının tescilinden sonra tescil edildiği görülmektedir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporda; "Güzellik bakım hizmetleri" açısından markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik olduğu, tescilli mal ve hizmetlerin benzer olduğu dolayısıyla kuaförlük sektöründeki orta düzeydeki tüketici açısından karıştırılma ihtimalinin olduğu, netice olarak kısmi hükümsüzlük şartlarının oluşmuş olduğu, "Tıbbı hizmetler, Veterinerlik ve hayvancılıkla ilgili hizmetler Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla illgi hizmetler " açısından ; markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik olmakla beraber, tescilli mal ve hizmetlerin benzer olmadığı dolayısıyla kuaförlük sektöründeki orta düzeydeki tüketici açısından karıştırılma ihtimalinin olmadığı, kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönünden görüş belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, davalının markasının 12/07/2010 tarihinde tescil edildiği, davacının markasının 03.09.1997'de tescil edildiği, davacı markalarının "..." ibaresini asıl unsur olarak barındırmak suretiyle vip,kids,point kelimeleri eklenmek suretiyle seri markalar oluşturduğu, dosya kapsamındaki deliller, davacıya ait franchise sözleşmeleri, kataloglar, dikkate alındığında davacının sektörde hitap ettiği tüketici nezdinde bilinirliği yüksek bir marka olduğu, her iki markanın emtia sınıfının bağlantılı olduğu gibi tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, bilirkişi heyeti raporunda tespit edildiği üzere her iki markanın esas unsuru ... ibaresi olup davalının .... ibaresinin önüne tek başına anlamı olmayan "..." ibaresini ve sonuna eklediği geri plandaki "t" harfinin markaya ayırt edicilik kazandırmadığı, yine hükümsüzlüğü talep edilen diğer davalı markalarındaki hairdressers, hair design studio gibi kelime unsurlarının ingilizce kuafaör hizmetlerini tanımlayıcı ifadeler oldukları dolayısıyla markanın tali unsurları olan bu eklerin markaya ayırt edicilik katmadığı, ortalama tüketici nezdinde markaların farklı algılanmasını sağlamayacağı , davacı seri markalarının devamı bir marka olarak algılanacağı, "Güzellik bakım hizmetleri" açısından işletmeler arasında bağlantı kurma dahil karıştırılma ihtimalinin olduğu, ... ibaresinin Tükçe'de bir anlamının bulunmadığı , tescilli olduğu sınıfta ayırt ediciliği yüksek özgün bir ibare olduğu, davalı şirket kurucularının davacıya ait işletmede çalıştıkları , işten ayrılışları sonrası dava konusu markayı tescil ettirdikleri, markalarının tanıtımında davacının ilgili sektördeki tanınmışlığından istifade eden ifadelere yer verdikleri dikkate alındığında davalının davacının sektördeki tanınmışlığından haksız şekilde yararlanma amacını taşıdığı ve marka tescilinin dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği , kötüniyetli tescil yönünden sessiz kalma yolu ile hak kaybının söz konusu olmadığı , dava açmak için süre koşulu bulunmadığı anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'ne ait 2013/51 Esas 2014/231 karar sayılı dosyası ile benzer bir marka tescilinin kötüniyetli tescil olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verilmiş , Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/4426 - 2015/11337 sayılı kararı ile "Mahkemece,; davacı ve davalı markalarının esas unsurunun ... ibaresinden oluştuğu, markalar kapsamında yer alan 44. sınıf hizmetlerin benzer olduğu, ancak davalının daha öncesinde davacı şirkette çalıştığı, davacı şirket ile davacı markasının daha önceki sahipleri arasında yapılan frenchise sözleşmeleri nedeniyle davalının, davacı markasından haberdar olduğu, aynı sektörde çalışan davalının davacı markasından haberdar olmamasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının basiretli tacir gibi davranmayıp kötü niyetle dava konusu markayı adına tescil ettirdiği, kötü niyetli tescil nedeniyle davalı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek davalı adına TPE nezdinde tescilli .... nolu ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir... ONANMASINA,.." denilmiştir.
Mahkemece davalı markalarının 44. hizmet sınıfında "güzellik bakım hizmetleri" yönünden hükümsüzlük kararı verilmesinin dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/02/2021 tarih ve 2019/68 E., 2021/76 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02