SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/1244 E. 2024/923 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1244

Karar No

2024/923

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1244

KARAR NO: 2024/923

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 29/06/2021

NUMARASI: 2020/88 E. - 2021/118 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ülkemizde ve dünya çapında tanınmış ve yaygın olarak kullanılan "..." isimli rögar kapağı filtrelerinin mucidi ve üreticisi olduğu. Müvekkilinin bu buluşu ile, sokaklarımızda bulunan rögar kapaklarından yayılan kötü koku ve bu kötü kokuya sebep olan bakterilerin yayılmasını önleyen, kamu sağlığı için devrim niteliğinde bir buluş gerçekleştirdiği, rögar kapaklarının özel bir sistemle filtrelenmesine yarayan bir mekanizma geliştirildiği. Müvekkilinin buluşu sayesinde rögar kapaklarından yayılan ve özellikle sıcak havalarda artan zararlı gazların çıkışı engellenmekte, zararlı gazlarla birlikte, bakterilerin ve haşerelerin üremesi ve yayılması da engellendiği.Müvekkilinin "Rogar Kapağı Koku Filtre Sistemi" isimli buluşu 2006 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil numarasıyla patent olarak tescil edildiği. Davalının kötü niyetli olduğu. Davalının müvekkili şirketin eski distribütörü olup müvekkilin hem patentini hem de markasını taklit ettiği, izinsiz kullanmış ve kendi adına haksız olarak tescil ettiği, davalının taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi sona ermesine rağmen izinsiz markayı kullandığı hatta haksız olarak kendi adına tescil ettirdiğinin tespit edildiği, Davalının müvekkilinin eski distribütörü olup, davalının distribütörlük sözleşmesine aykırı olarak müvekkiline ait patenti taklit ederek kendi adına satışını yaptığı hatta müvekkil patentinin aynısını baldızı adına faydalı model olarak tescil ettirdiği tarafımızdan tespit edilmiş ve davalının distribütörlük sözleşmesi Noter kanalıyla feshedilmiş kendisine de patente tecavüzü ve haksız faydalı model tescili sebebiyle Davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden iptaline ve sicilden terkinine, Davalı adına kayıtlı www.....com.tr alan adına erişimin engellenmesine, karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili markasının 2013 yılından beri kullanıldığını davacının 2018 yılında tescilden haberdar olmasına rağmen itiraz etmediğini, iyi niyetli olmadığını, distribütörlük sözleşmesi devam ederken müvekkilinin ... markasını kullandığını, davacının ... markası başvurusu olmadığını, esas hak sahibinin müvekkili olduğunu, Müvekkilin websitesi markasıyla ortusecek biçimde www.....com adlı alan adı 2013 yılında alındığını. Müvekkiline ait website ile açıkça iltibas yaratas şekilde davalının 'www...com.tr' alan adının alınış tarihi ise 2014 yılı olduğunu. Dolayısıyla ortada bir iltibas ya da kopyalama mevcut ise, dogal alarak işlemin yapıldıgı tarihler esas alınacak olup, websitesi alan adı müvekkili tarafından daha önce alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "1-Davanın KABULÜ ile davalı adına tescilli ... numaralı ... markasının hükümsüzlüğüne,2-Davalı adına kayıtlı www.....com.tr. Alan adına Erişimin Engellenmesine, "şeklinde karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uyuşmazlığa konu tescilli markasının kullanımının 2013 yıllarına dayandığını, taraflar arasındaki ilişkinin temelinin müvekkilinin soz konusu ürünü davalı firmayı fason ürettirmesi ile başladığını, Davacı yan vekilinin açıkça beyanında bu durumu dogrulayarak '2014 yılında yapılmış olan İzmir Büyükşehir Belediyesi satışı ile ilgili davacının davalıya ürünü fason ürettirmiş olduğunu' açıkça kabul ettiğini, söz konusu distributorluk sözleşesinin de fason üretim için duzenlenmıs olduğunu, müvekkilinin ürünün davalı firma tarafından başka şirket, kamu kurum, kuruluşlara ve kişilere satışının önlenmesi adına distribütörlük anlaşması yaptığını, davacı yanın iddialarının aksine, müvekkilinin 2013 yılında ‘www.....com’alan adı tescilini aldıktan sonra 2014 yılında davacı yan www.....com.tr alan adını tescil altına aldığını, müvekkilinin aktif kullanımının çok daha önceki tarihlere dayanmakta olduğunu, bu hususta müvekkiline ait ‘www...com’ ve sunmuş oldukları faturaların beyanlarını desteklemekte olduğunu, gerekçeli kararın aksine, haksız ve hukuka aykırı davrananın müvekkili olmadığını, davalının tescilli markasını yıllardır bilip sessiz kalan ve ticari ilişkiler bozulduktan sonra iyi niyetten uzak sekilde davayı açan taraf olan davacı tarafın olduğundan bahisle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İstinafa Cevap: Davac vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın iddialarının aksine, davalının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde "..." markasını kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, yerel mahkeme'nin kararının yerinde bir karar olduğunu, "..." markasının gerçek hak sahibinin müvekkilinin olduğunu, davalı tarafın açıkça kötü niyetli olduğunu, Bilirkişi Heyeti tarafından hazırlanan raporda; "Davalının tescilinin kötü niyetli oluşu ve davacının 27 Haziran 2019 tarihli ihbarnamesi de görüldüğünden sessiz yoluyla hak kaybı olmadığı" demek suretiyle davalı tarafın tüm iddialarına cevap verildiğini ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı olmadığı yönünde değerlendirme yapılmış olmasına rağmen, davalının iddialarının incelenmediğini iddia etmesinin yersiz kaldığını, davalı tarafın iddialarının aksine, dosya kapsamında görevlendirilen Bilirkişi Heyeti tarafından taraf iddiaları, dosyaya sunulmuş deliller ve diğer belgeler ayrıntılı incelenmiş olduğunu, huzurdaki uyuşmazlık konusundan hukuka uygun bir değerlendirme yapıldığını, keza yerel mahkemenin de dosya sunulan dilekçeler, deliller ve işbu haklı rapor ışığında davanın kabulüne karar verildiğini ve bu kararın yerinde bir karar olduğundan bahisle davalı tarafın taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalı adına tescilli ...tescil numaralı ... markasının hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüz nedeniyle www.....com.tr alan adının erişimin engellenmesi istemlerine ilişkindir. Davacılar vekili, davacıların "..." isimli rögar kapağı filtrelerinin mucidi ve üreticisi olduğunu, "Rogar Kapağı Koku Filtre Sistemi" isimli buluşun ... tescil numarasıyla patent olarak tescil edildiğini, davalının müvekkili şirketin eski distribütörü olup sözleşmesi sona erdiği halde müvekkilin hem patentini hem de markasını taklit ettiği, izinsiz kullandığını, kötüniyetli olarak adına tescil ettirdiğini, patenti taklit ederek kendi adına satışını yaptığını , baldızı adına faydalı model olarak tescil ettirdiğini beyanla davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden iptaline, www.....com.tr alan adına erişimin engellenmesine, karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, davalının markasını 2013 yılından beri kullanıldığını davacının 2018 yılında tescilden haberdar olmasına rağmen itiraz etmediğini, iyi niyetli olmadığını, davacının ... markası başvurusu olmadığını, esas hak sahibinin müvekkili olduğunu, markasıyla örtüşen www.....com adlı alan adını 2013 yılında alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. 07/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalının ... başvuru nolu “...” marka tescilinin 2018 yılına ait olduğu, 2013 yılında beri kullanıldığı, davacının ise 2006 yılında patent hakkını elinde bulundurduğu ürünü üzerinde aynı “...” ibaresini tespit edilebilir en eski 2009 yılından beri aynı emtia üzerinde markasal olarak kullandığı, davacı şirketin yaratıcısı ve kullanıcısı olduğu ve ayırt edicilik kazandırmakla davacının davaya konu “...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğu, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari vekil/temsilci ilişkisi olduğunun tespiti ile davacının izni ve haklı bir sebebi olmaksızın davalının aynı “...” ibaresini kendi adına tescil ettirdiği, aralarındaki distribütörlük ilişkisi göz önüne alındığında, kötüniyetin söz konusu olabileceği, davalının “...” ibaresini kullanmasının meşru bağlantısı kalmayacağından ve davalının tescilinin kötüniyetli olması nedeniyle SMK mad.7’de belirtilen hakları iler sürerek www.....com alan adının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği "belirtilmiştir. Davacı dava konusu markanın gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür. SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Marka hakkının sağladığı koruma kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı, marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olup, bu durum gerçek hak sahipliği ilkesi olarak ifade edilir. Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olması için ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla bilinir hale getirildiğine dair iddianın fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için marka tescilinden önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, markanın ciddi surette markasal kullanması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmekte olup, önceye dayalı kullanımların, hükümsüzlüğü istenilen markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden kullanımlar olması gerekir. Tescil kapsamı dışındaki mal ve hizmetlerdeki tescilsiz kullanım davacıya önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2019 tarih, 2018/2275 Esas ve 2019/3674 Karar sayılı ilamı). Dosya kapsamına göre, davacının rögar kapağı filtresi için 2006 yılında patent belgesi aldığı, "..." ibaresi ile bu ürünün ticaretini yaptığı , davacı şirketin www...com.tr alan adını 2008 yılında tescil ettirdiği, "..." ibaresini markasal olarak 2009 yılından itibaren ürettiği emtialar , ticari sözleşmeler, tanıtım materyallerinde , reklam ve kataloglarda ciddi şekilde kullandığı, davacı tarafından ihdas ve istimal edildiği , özgün bir ibare olduğu , ilgili sektörde ciddi kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığı, bu nedenlerle marka üzerinde davacının önceye dayalı gerçek hak sahipliğinin bulunduğu, davalının ise davacı şirket ile 20.06.2016 tarihli sözleşmeye istinaden distribütörlük ilişkisi bulunduğu, "..." ibaresi üzerinde davacının hak sahibi olduğunu bilen durumunda olduğu halde ibareyi kendi adına 2018 yılında tescil ettirmesinin kötüniyetli tescil olarak kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan davalının davacıya ait tescilsiz marka ile iltibas yaratacak şekilde aynı ibareyi 2013 yılından itibaren markasal olarak kullandığı, www.....com.tr alan adını tescil ettirdiği, 2018 yılında ise marka tescili gerçekleştirdiği , bu haliyle davalının tescilsiz ve tescilli kullanımlarına ilişkin bu eylem ve işlemlerinin markanın gerçek sahibine karşı marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davacı tarafça davalıya gönderilen 27 Mart 2019 tarihli ihtarname ile davalının kullanımına karşı çıktığı, davacının davalı alan adından haberdar olma tarihi konusunda somut delil sunulmadığından, davalı marka tescil ve kullanımlarının kötüniyetli olduğu kanaatine varıldığından, alan adı terkini talebi yönünden de somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığı kanaatine varılmış, bu nedenlerle davalı adına tescilli markanın SMK 6/3-9 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının bulunduğu, davacının tescilsiz kullanımlarla marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davalının meşru bir hakkı olmaksızın davacıya ait markayı alan adı olarak tescil ettirdiği , bu tescilinde iyiniyetli olmadığı, ticari dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, internet sitesi içeriğinin aynı emtiaya ilişkin olduğu iltibas eşkil ettiği dikkate alındığında marka hakkına tecavüzün önlenmesini temin edebilmek bakımından SMK 7/3-d maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturan alan adının iptali talebinde haklı olduğu, mahkemece davanın kabulü yönündeki kararın dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarih ve 2020/88 E., 2021/118 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(MarkagereğireddinekabulüHükümsüzlüğündenistanbulkonusudüşünüldüMarkaesastanKaynaklanan)mahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim