SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/1066 E. 2024/886 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1066

Karar No

2024/886

Karar Tarihi

13 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1066

KARAR NO: 2024/886

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 24/12/2020

NUMARASI: 2019/133 E. - 2020/410 K.

DAVANIN KONUSU: Fikir ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türkiye’de yaşayan yabancıların gözünden anlatan bir belgesel filmi çekmeye karar verdiğini, ... adını verdiği ve tüm detaylarını kaleme aldığı, tamamen kendine özgü ve orijinal TV program formatını tasdik ettirdiği, noter onaylı TV program formatına uygun olarak da kendi imkanlarıyla belgesel filmi çektiğini, yapımcısı, yönetmeni ve senaristi müvekkili olan belgesel filmin yedi ayrı ödül alarak beğeni kazandığını, ... tarafından beğenilen bu belgesel film için müvekkilinin ...’e davet edildiğini ve aynı adla (...) hafta sonları ...te yayınlanmaya başladığını, müvekkilinin her ne kadar program editörü olarak anılsa da gerçekte programın format sahibi, senaristi, ortak yönetmeni, yapımcısı, tüm kurgu işleyiş ve organisazyon sorumlusu olarak çalıştığını, müvekkillininden sonra ... kendi çalışanları ile devam ettiği programlarda halen müvekkilline ait format/programın kullanılmakta ve aynı kurgu ve işleyiş ile ilerlediğini, zaman içerisinde ...’ün taahütlerini yerine getirmeyerek format ve eser sahibi müvekkilli ile her hangi bir telif sözleşmesi imzalamadığını, telif ödemesi de yapmadığını, daha da ileri giderek, programı aynı formatta kendi çalışanları ile çekeceğini düşünerek müvekkillini devre dışı bırakmaya çalıştığını ve programın 5. bölümü yayına girmeden müvekkillinin ayrılmak zorunda kaldığını, müvekkillinin ayrılmasından dolayı sonraki ... ’ün o hafta programı yayınlayamadığını fakat bir hafta ara verdikten sonra (23 Eylül 2018) aynı format ve özelliklerde sadece programa "...’deki" kelimesi ve "..." eki eklenerek ' ..." adıyla tekrar yayınlanmaya başladıklarını, müvekkillinin 24 Eylül 2018 tarihinde ihtarname gönderdiğini ancak karşı tarafın ihtara cevap vermeyip bahse konu programı izinsiz yayınlamaya devam ettiğini, bu kapsamda ... televizyonunda veya benzer mecralarda belgeselin aynı benzer veya farklı bir isimle, aynı veya benzer format, içerik, kurgu ile yayınlanmasının umuma iletilmesinin, çoğaltılmasının, ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasını, İstanbul 2. FSHHM’nin 08.03.2018 tarihli 2018/210 D.İş sayılı kararıyla mahkemenin tedbir talebinin takdiren 25.000,00 TL teminat ile kabulüne karar verildiğini, karşı tarafça ‘...’ ya da ‘...’ adıyla yayınlanmaya devam eden programın durdurulmasını aynı/benzer veya farklı bir isimle aynı veya benzer formatta içerik ve kurgu ile yayınlanmasının, umuma iletilmesinin, çoğaltılmasının tedbiren durdurulmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili maddi tazminat miktarını ıslah etmiş, 68.000,00-TL arttırarak 78.000,00-TL maddi tazminat talep etmiş ve 31/08/2020 tarihinde ıslah harcını yatırmıştır.

CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen programın Fikir Ve Sanat Eseri Kanunu kapsamında eser niteliğine haiz olmadığını, talep edenin dosya kapsamında sunduğu belgelerin hak sahibi olduğunun tespiti için yeterli olmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin müvekkili şirkete zarara uğrattığını, müvekkilli şirketinin zararının her gün artmakta ve verilen teminat miktarı oluşacak zararın yanında düşük kaldığını, davacının iddia ettiği hakkın varlığını yargılama sonucunun belirleyeceğini bu nedenlerle mahkemenin 07/03/2019 tarihli kararının istinaf yolu ile incelenmesinin duruşmalı yapılmasını ve tedbir kararının kaldırılmasını bu taleplerinin kabul edilmemesinin halinde teminat miktarının yükseltilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Mahkememizce itibar edilen bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere: Formatların, FSEK kapsamında gerekli şartları taşıması halinde eser vasfını kazanarak eser korumasından yararlanması mümkün olduğu gibi FSEK korumasına sahip olmaması ve eser olarak kabul görmemesi halinde ise TTK' nun 56. ve devamı maddeleri kapsamında fikri edimin istismarına karşı korunması mümkündür. Başka bir ifade ile FSEK yolu ile korunmayan formatların haksız rekabet hükümleri ile korunması mümkün görünmektedir. Formatların, haksız rekabet hükümleri ile korunmasının dayanak noktası TTK' nun 54.madde, TBK 49.maddeleri ve dürüstlük kuralıdır. Buna göre rekabetin, dürüstlük ilkesine aykırı olarak kullanılması yasaklanmıştır. Davaya konu ":.." kısa film/program özetle Türkiye'de yaşayan yabancıların hikayelerini konu alan bir belgeseldir. Programın benzer formattaki programlar gibi önemli hususiyet taşımayan alelade unsurlar içerdiği, davacıya ait programa hususiyet katan özellikli herhangi bir unsurun söz konusu olmadığı, bu tür programların bir çok kişi tarafından yapıldığı ve genellikle aynı özellikleri taşıdığı, harc-ı alem nitelikte olduğu dikkate alındığında, davacıya ait programın FSEK anlamında eser vasfını haiz olmadığı ancak TTK 54. vd. maddeleri gereğince korunması gerekli iş ürünü olduğu, haksız rekabetin TTK 54. vd. maddelerine düzenlenmiş olup dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade ettiği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ve uyuşmazlığın niteliği ile ihlalin gerçekleşmesi şekli dikkate alındığında ticari defterler incelense bile ihlalin tüm unsurları ile değil izleyicide programın devamı algısı oluşturularak yapılması dikkate alındığında tespitinin mümkün olmayacağı, zarar miktarı net tespit edilemediğinden BK.'nun 50 ve 51. maddelerinde yer alan ilkeler uyarınca uygun bir tazminatın taktir edilmesi gerekeceği, somut olaydaki ihlalin gerçekleşme şekli, yoğunluğu, miktarı göz önüne alındığında maddi tazminatın sektörel teamül de dikkate alınarak ortalama 78.000-TL olabileceği kanaatine varılmakla, maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. TBK 58.maddede "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderin biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir, özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir" hükmünün yer aldığı bilinmekle, madde metninden anlaşılacağı üzere manevi tazminata hükmedilebilmesi için davacının kişilik hakkının zedelenmesi ve bunun sonucunda manevi bir zarara uğraması gerekmektedir. Davacının kendi imkanları ile belgesel filmi çekmesi, ödül alması, ... tarafından davet edilerek program yapmaya başlaması, daha sonra davacı olmaksızın ve adının editörlükten çıkarılarak davalının kendi ekibi ile isim değiştirerek programa devam etmesi ve prime time yayınlanan programın gündüz kuşağında yayınlanarak değer kaybetmesi sonucu davacının duyduğu elem dikkate alınarak manevi tazminat şartlarının oluştuğu," gerekçeleriyle,DAVANIN KISMEN KABULÜNE,"..." adlı belgesel filmin, davalıya ait televizyonda ve internet sitelerinde izinsiz kullanılmasının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, 78.000,00-TL maddi ve 20.000,00-TL manevi tazminatın davalının ihtar edildiği 24/09/2018 tarihinden itibaren bankaların uyguladığı en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, İstanbul 2.FSHHM nin 2018/210 D.iş dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.

İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; FSEK'ten doğan bir hal ihlali bulunmadığının tespit edilmesine rağmen görevsizlik kararı verilmemesinin hatalı olduğunu, davaya cevap dilekçesinde dava konusunun fikrî eser niteliğini haiz olmaması sebebiyle görevsizlik itirazında bulunduklarını, mahkemece "davacıya ait programın FSEK anlamında eser vasfını haiz olmadığı"nın açıkça belirtildiğini, FSEK hükümlerine hüküm kurulması gerekirken, TTK hükümlerine dayanarak hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı FSEK md. 68'e dayanarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğunu, FSEK'ten doğan herhangi bir hakkın söz konusu olmadığından tazminat taleplerinin reddi gerekirken buna uyulmadığını, davaya konu programın eser niteliğinde olmadığının ve FSEK'ten doğan bir hakkın ve hak ihlali bulunmadığının tespit edilmesine rağmen davacının tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacının editörlüğünde yayınlanan ... programı ile sonrasında yayınlanan ... programının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, davacı'nın kendi rızasıyla katıldığı yabancı programın yayınlanmasının "izinsiz yayın, iltibas ve haksız rekabet" olarak görülmesinin mümkün olmadığını, davacı ile sözlü anlaşma neticesinde hazırlanan yazılı sözleşmenin davacı tarafından imzalanmadığını, davacının olumsuz ve kötü niyetli davranışlarda bulunulduğunu, taahhütlerin yerine getirilmediğini, bunun üzerine hizmet ilişkisinin sona erdiğini, davacının görev aldığı bölümler için yapılan ödeme teklifinin kötü niyetli olarak reddedildiğini, davacının kendi rızasıyla editör olarak görev aldığı program bölümlerinin izinsiz yayınlandığı, iltibas ve haksız rekabet yarattığı iddiasıyla "maddi tazminat" talep etmesi mümkün olmadığını, bu bölümler için yalnızca hizmet bedeli sebebiyle alacak talep etmesi mümkün olabileceğini, davacının böyle bir talebinin olmadığını, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek tazminat talebinin reddi gerekirken, her iki programın bölümlerinin toplamı üzerinden hüküm tesis edilmesi hatalı olduğunu, yabancı programı bölümlerine ilişkin tazminat talebinin reddi gerektiğini, mahkemece maddi tazminata hükmedilmesinin gerekçesinin açıkça belirtilmediğini, maddi tazminatın gerekçesinin bilirkişi raporuna dayandırıldığını, raporda ... programının ... programı ile karşılaştırıldığında "izleyicide iltibasa sebebiyet vereceği ve vaki durumun TTK 55/1-a-4 bendi gereğince haksız rekabete sebebiyet verebileceği" yorumu yer aldığını, bu yoruma dayanarak hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu ... kısa filmi belgesel olduğunu, benzer formattaki programlar gibi önemli hususiyet taşımayan alelade unsurlar içerdiğini, davacıya ait programa hususiyet katan özellikli herhangi bir unsurun söz konusu olmadığını, bu tür programların bir çok kişi tarafından yapıldığı ve genellikle aynı özellikleri taşıdığı, harc-ı alem nitelikte olduğunu, ikinci programın ilk programla iltibas ve haksız rekabet yarattığı kabulüne varılmasının çelişkili olduğunu, davacı'nın sırf geçmişte yabancılarla ilgili bir belgesel kısa filmi çekmesi veya yine hizmet sözleşmesiyle müvekkili şirkete kendi rızasıyla yayınlanan ... programının birkaç bölüm editörlüğünü yapması sebebiyle ondan sonra hiçbir kanalın ... yabancılarla ilgili program yayınlamayacağının kabul edilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hükmedilen maddi tazminat miktarının da dayanaksız ve fahiş olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın hukuka aykırı ve dayanaksız olduğunu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için hukuka aykırılığın yanı sıra kişilik haklarının zedelenmesi, illiyet bağı ve manevi zararın söz konusu olması gerektiğini, davacının kişilik hakkına zarar verilmediğini, davacıdan hizmet alınmayan yeni programda davacının ismine yer verilmemesinin normal olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarınında fahiş olduğunu, davacının manevi tazminat talebininde reddedilmesi gerektiğini, davacının telif haklarına tecavüzün tespiti talebi gerekçede reddedilmesine rağmen hüküm kısmında yazılmadığını, ve buna bağlı yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmediğini, bu kısmın eksik olduğunu, uygulanan faiz kararında hatalı ve dayanaksız olduğunu, tüm bu nedenlerle mahkemece verilen kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararı esas davadaki bilirkişi raporu esas alınarak tesis edildiğini, raporda müvekkiline ait TV program formatı her ne kadar "benzer ürünlerden ayırt edilecek şekilde özgün ve kendine özgü bir format" olarak tespit edilmişse de sadece haksız rekabet hükümlerine göre korunacağı, eser olarak korunmayacağı şeklinde hatalı bir yorum yapıldığını, Yargıtay HGK kararlarında hususiyet kavramı özgünlük olarak tanımlandığını, özgün olduğu tespit edilen müvekkili programının FSEK kapsamında eser olarak da kabul edilmesinin talep edildiğini, FSEK kapsamındaki taleplerinin hukuka aykırı bir biçimde reddedildiğini, sadece haksız rekabet ihlali tespit edildiğini, yapımcısı, yönetmeni ve senaristi müvekkili olan bu belgesel film uluslararası 7 ayrı film festivalinde ödül aldığını, uluslararası jüriler tarafından yapılan bu değerlendirmeler de kararda dikkate alınmamış ve sonuç olarak pek çok ödüle layık görülen müvekkili belgesel filminin eser vasfında olmadığı şeklinde hatalı bir değerlendirme yapıldığını, müvekkili TV formatını noterde kendi adına tasdik ettirdiğini, aynı formata uygun “...” adlı bir belgesel filmi de çektiğini, müvekkilinin ödüllere layık görülen filmini davalı izleyip begendikten sonra .... yayınlamak istediğini, bunun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, müvekkili başlangıçta davalı ... TV'deki yapımlarda kendi kişisel bütçesinden masraf da yaparak tüm program çekimlerinin organizasyonunu üstlenmiş, program konuklarını kişisel ilişkilerini kullanarak bulduğunu, sorulacak sorulara kadar tüm program muhtevasını hazırladığını, çekim yapılacak mekânları ve konu başlıklarını seçtiğini ve A dan Z'ye çekimlerde bizzat aktif görev üstlenerek ekran önünde ve arkasında İcracı sanatçı olarak görev aldığını, programın format sahibi eser sahibi, senaristi, ortak yönetmeni, ortak yapımcısı, tüm kurgu işleyiş ve organizasyonunun sahibi ve sorumlusu olarak görev yaptığını, zamanla davalı taahhütleri yerine getirmeyerek telif sözleşmesi imzalamadığına ve telif ödemesi de yapmadığını, müvekkili 5.bölüm yayına girmeden programdan ayrılmak zorunda bırakıldığını, müvekkili ayrıldıktan sonra davalı 1 hafta sonra aynı format ve özelliklerde sadece ... ibaresinin önüne ... kelimesini ekleyerek “...” adıyla program tekrar ...'te yayınlanmaya başladığını, davalı müvekkilinin izninin almaksızın eseri gasp ederek adını değiştirip izinsiz yayına başladığını, davalı basiretli bir tacir gibi davranmayıp kötü niyetli hareket ettiğini, 7 Eylül 2018 tarihinde davalı firmanın iletişim müdürü müvekkilini arayarak telif sözleşmesi imzalamayı teklif ettiğini ve bu sözleşmenin ifası kapsamında müvekkiline bölüm başına 1.000,00 TL gibi komik bir ödeme yapılacağını söylediğini, ve bunu imzalaması için müvekkiline gönderdiğini, davalı ihtarname ile uyarılmasına rağmen programı izinsiz yayınlamaya devam ettiğini, müvekkili yayınları durdurmak için İstanbul 2. FSHHM 2018/210 D.İş dosyası üzerinden tespit ve tedbir talepli bir dava açtığını, davalı program formatının ve belgesel filminin müvekkiline ait olduğunu bile bile ulusal bir kanalda yayınladığını, davalı iyi niyetli olmayarak dürüstlük ilkesine aykırı davrandığını, müvekkili maddi ve manevi yıkıntı yaşadığını, davalı yan programın hak sahipliği ile ilgili hiçbir delil ileri süremediğinden program başına 1.000 TL gibi komik bir ücret vermeyi teklif ettiğini, alınan bilirkişi raporunda isabetli bir şekilde tespit edildiği üzere müvekkili programı benzerlerinden ayırt edilecek şekilde özgün bir program olduğunu, davalı tarafından taklit edilmesi ve iltibasa neden olacak şekilde kullanılması nedeniyle haksız rekabet hükümleri uyarınca korunacağı gibi FSEK kapsamında eser olarak da koruma göreceğini, açıklanan nedenlerle davalı istinaf başvurusunun reddine, istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının müvekkili aleyhine olan kısmının kaldırılmasını, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı dava dilekçesi ile "..." televizyon belgesel program formatını Beyoğlu ... noterliğinde kendi adına tasdik ettirdiğini ve formata uygun olarak tamamen kendi imkanları ile ... adlı belgesel film çektiğini, ... televizyonu tarafından bu belgeselin yayınlandığını, müvekkiline herhangi bir telif sözlemesi imzalanmadığını, telif ödemesi yapılmadığını, programın 5. bölümünün yayına girmeden müvekkilinin ayrılmak zorunda kaldığını, 1 hafta ara verildikten sonra aynı format ve özelliklerde sadece ... ibaresinin önüne ... ibaresi eklenerek "..." adı ile programın tekrar yayınlanmaya başladığını belirterek, kendisine ait belgesel filmin davalı televizyonunda ve internet sitelerinde izinsiz kullanılmasını telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tedbiren durdurulmasına, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 08/04/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacıya ait programın FSEK anlamında eser vasfını haiz olmadığı, ancak davaya konu program formatının TTK 54. vd. maddeleri korunması gerekli “iş ürünü” olduğu, maddi tazminat talebi yönünden; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ve uyuşmazlığın niteliği ile ihlalin gerçekleşmesi şekli dikkate alındığında ticari defterler incelense bile ihlalin tüm unsurları ile değil izleyicide programın devamı algısı oluşturularak yapılması dikkate alındığında tespitinin mümkün olmayacağı bu nedenle zarar miktarı net tespit edilemediğinden BK.nun 50 ve 51. maddelerinde yer alan ilkeler uyarınca uygun bir tazminatın taktir edilmesi gerekeceği, bu çerçevede somut olaydaki ihlalin gerçekleşme şekli, yoğunluğu, miktarı göz önüne alındığında maddi tazminatın sektörel teamül de dikkate alınarak ortalama 78.000-TL olabileceği, davacının manevi tazminat talep hakkının da mevcut olduğu, manevi tazminatın türü ve miktarını tayin hakkının ise mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.İstanbul 2. FSHHM 2018/210 D.İş sayılı dosyada medya basın, yayın, radyo, televizyon, sinema, reklam, tanıtım ve hakla ilişkiler uzmanı tarafından düzenlenen raporda; format, içerik, işleyiş, akış, işleniş biçimi verilen cevaplardan anlaşıldığı kadarıyla sorulan sorular ve kurgu mantığı/kurgu teknikleri bakımından her bir programın birbirine ayniyet derecesinde benzediği, karşı tarafın tespit talep edene herhangi bir sıfat adı altına ödeme yapmadığı, tespit talep edenin karşı tarafta bölüm başına 3.000,00 TL ile 5.000,00 TL arasında telif bedeli talep edebileceği belirtilmiştir. Mahkemece aldırılan bilirkişi heyet raporunda, davacıya ait programın FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı, program formatının TTK 54 maddesi kapsamında korunması gereken iş ürünü olduğunun tespit edildiği, davalı kanalından yayınlanan programın yazı karakterleri, logosu, açılış müziği, adının benzer olması ve önceki programın devamı algısını yaratılmasının izleyicide iltibasa sebebiyet vereceğinin, bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden, TTK 54 maddede haksız rekabetin düzenlendiği, dürüstlük kurallarına aykırı olarak ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade ettiği, davalının eylemin haksız rekabet olarak değerlendirileceği, maddi tazminat yönünden zararın miktarı tam olarak tespit edilemediğinden TBK 50 ve 51 maddelerine göre, olaydaki ihlalin gerçekleşme şekli, yoğunluğu, miktarı göz önüne alındığında maddi tazminat yönünden ortalama 78.000,00 TL tazminata hükmedilmesi dosya kapsamına uygundur. Davacının kendi imkanları ile belgesel film çektiği, ... tarafından davet edilerek program yapmaya başladığı, daha sonra davalı tarafından programın adı değiştirilerek ve davacının bilgisi olmayarak program yayınlamaya devam ettiği olayın oluş şekli ve tarafların kusur durumuna göre, davacının manevi tazminat talep hakkının doğduğu, olayın oluş şekli kusur durumu göz önünde bulundurulduğunda mahkemece hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; FSEK kapsamında doğan bir hak bulunmadığından görevsizlik kararı verilmesi gerektiği ve FSEK 68.maddeye dayanarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, FSEK tarafından herhangi bir hak bulunmadığından tazminat taleplerinin reddi gerektiği ileri sürülmüş ise de, somut olayda davacıya ait programın eser niteliğinde olup olmadığının tartışılmasının Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğinden davalının görevsizlik yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, maddi vakıaların anlatımının taraflara ait olduğu, ancak hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu gözetildiğinde, ileri sunulan istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı istinafında; davacının telif haklarını tecavüzün tespiti talebi gerekçede reddedilmesine rağmen hüküm kısmında yazılmadığı ve buna bağlı olarak yargılama giderlerine hükmedildiğini ileri sürdüğü, davacıya ait programın eser niteliğinde olmadığı, iş ürünü olduğu ve mahkemece de haksız rekabet teşkil ettiği tespit edildiğinden, mahkemece verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/12/2020 tarih ve 2019/133 E., 2020/410 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.694,38 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.673,59‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 5.020,79‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınfshhmFikirTazminatkonusuesastan(Maddiİstemli)kabulüne""reddinedereceistanbulvedilekçesiEserikararıkısmenSanathükümmahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim