SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/1006 E. 2024/879 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1006

Karar No

2024/879

Karar Tarihi

13 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1006

KARAR NO: 2024/879

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 15/10/2020

NUMARASI: 2017/128 E. - 2020/171 K.

DAVANIN KONUSU: Fikir ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “...” isimli kitabın müvekkili ...’e ait işlenme eser olduğunu, Çanakkale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/10/2012 T., 2011/620 E., 2012/785 K. sayılı kararıyla söz konusu eserin müvekkiline aidiyetinin tescillendiğini, söz konusu eserin, ... ve ... tarafından çekilen 3 boyutlu fotoğrafların teknik bir bilgi dahilinde derlenmesi ve ilgili fotoğrafların metnin içine yedirilmesi ile meydana geldiğini, davalı ...’un asıl eser sahibi olmadığını, davalının eserin yalnızca yayınlayanı olduğunu, dava konusu eserin sahibinin Çanakkale Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. ... olduğunu, buna karşın bazı internet sitelerinde ve haberlerde eser sahibi sıfatı ile sadece ...’un isminin geçtiğini, müvekkilinin isminin eserin hiçbir yerinde geçirilmediğini, müvekkilinin ilk baskının satışa çıkmayacağından bahisle sadece emeğinin karşılığı olarak isminin yer almasını istediğini, isminin yazılmasının mesleğinin prestiji bakımından önem taşıdığını, kitabın ilk baskısında müvekkilinin ismi geçmediği gibi ikinci baskında müvekkilinin isminin geçmediğini, müvekkilinin tüm iyi niyetinin suiistimal edildiğini, müvekkilinin mesleğine verdiği emeğin maddi ve manevi hiçbir karşılık görmemesi sonucu derinden üzüntü yaşadığını, müvekkilinin davalı ile yaptığı yazışmalarda, davalının söz konusu işleme eserin sahibinin müvekkili davacı olduğunu kabul ettiğini, yazışmalarda davacının ısrarla isminin geçmesini istediğini, ancak bu istemlerinin karşılık bulmadığını, müvekkilini eserin işlemesine davet eden Yrd. Doç. Dr. ...’ın tüm bu yaşanılanlara şahit olduğunu, Mahkemenin karar vermesi halinde kendisinin dinlenilebileceğini, dava konusu eserin ilk baskısında müvekkilinin adının geçmemesi ve bu durumun FSEK m.71/2, m.53 hükümlerine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle, Çanakkale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/10/2012 tarih ve 2011/620 E. 2012/785 K. sayılı kararıyla davalının 5 yıl denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulduğunu, öte yandan, davalının telefon açmak suretiyle müvekkiline tehdit ve hakaretler savurması sebebiyle de Fethiye 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2013 tarih ve 2013/132 E. ve 2013/948 K. sayılı kararıyla mahkumiyet cezası aldığını, davalının davaya konu işleme eser üzerinde tek başına eser sahibi sıfatına sahipmişçesine hareket ettiğini, davalının söz konusu eseri yurtdışı sergilerine de konu ettiğini, davalının 2016 yılında Texas’ta müvekkiline ait işleme eserle proje sahibi sıfatı ile sergi açtığını, internet haber sitelerinde davalıya ait beyanların yer aldığını, davalının "Bu sergi, bin yüz adet seri numaralı basılan ‘...’nun ...’ kitabımın sayfa fotoğraflarından oluşmaktadır. Bu üç boyutlu şölenin kitap sayfalarına sıkışıp kalmasını istemediğimden ve daha fazla vatandaşımıza ulaştırmak isteği bu projeyi doğurdu” şeklindeki beyanlarıyla eser sahibi olarak kendisini gösterdiğini, müvekkilinin işleme eser sahipliğine ilişkin manevi haklarının ihlal edildiğini, eserin müvekkilinin bilgisi dışında ilk baskıda yaklaşık 100 adet basıldığını ve bu süre zarfında müvekkiline herhangi bir bedel ödenmediğini, FSEK m.22 hükmüne göre, çoğaltma hakkı kapsamında olan tüm bu faaliyetlerin müvekkilinin izni dışında yapıldığını, yine izinsiz bir şekilde çoğaltılan nüshaların internet ortamında ve fiziki olarak da yayınlandığını, bu bağlamda müvekkilinin yayma hakkının da ihlal edildiğini, müvekkilinin yarattığı işleme eserin davalı tarafından pek çok farklı platformda da kullanıldığını, FSEK m.24 kapsamında temsil ve FSEK m.25 kapsamında umuma iletim haklarının ihlali manasına gelen kullanımlarının haksız olduğunu, ihlal edilen tüm bu mali hakların yanı sıra müvekkilinin FSEK m.14, m.15 ve m.16 hükümlerindeki manevi haklarının da ihlal edildiğini zira müvekkilinin isminin hiçbir yayında belirtilmediğini belirterek, eserin davalı tarafından habersiz olarak kullanılarak çoğaltılması, yayınlanması, temsil edilmesi ve işlenmesi sebebiyle FSEK m.68’e göre (fazlaya dair haklarını saklı tuttuğunu şerh düşerek) bilirkişiler tarafından yapılacak hesaplama sonrasında her bir hak ihlali için ayrı ayrı hesaplanarak 3 katı kadar artırılmak üzere şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini, davaya konu eser üzerinde müvekkilinin işleme eser sahibi olarak isminin belirtilmemiş olması sebebiyle uğradığı manevi zararının tazmini amacıyla FSEK m.70/1 kapsamında 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, müvekkilinin işleme eserinin, davalı tarafından her türlü organizasyonda kullanılarak halen proje olarak lanse edilmekte olması sebebiyle davanın kabulü ile tecavüzün ref’ine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...’un "..." isimli eserin sahibi olduğunu, Eceabat Kaymakamlığının o dönemde ilçenin adının duyurulması amacıyla ...’in sponsorluğunda müvekkili ...’a şehitlik ve anıtların üç boyutlu fotoğraflarından oluşan bir prestij kitap hazırlattığını, konuya ilişkin dönemdeki gazete haberlerinin, müvekkilinin asıl eser sahibi olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin asıl eser sahibi olduğunun ispat edilmesi bakımından önceki Eceabat Kaymakamı ve şimdiki Altınözü/Hatay Kaymakamı ...’un ve eserin tarih danışmanlığını yapan Yrd. Doç. Dr. ...'ın tanık olarak dinlenebileceğini, belirtilen kişiler tanık olarak dinlendiğinde, müvekkili ...'un asıl eser sahibi olduğunun anlaşılacağını, dava dilekçesinde ...'ın danışman olduğu belirtilmiş ise de kimin danışmanlığını yaptığından bahsedilmediğini, ...’ın dava konusu eserin hazırlanmasında müvekkili ...'a tarih danışmanlığı yaptığını ve söz konusu durumun müvekkilinin asıl eser sahibi olduğunu gösterdiğini, FSEK m. 21 hükmü gereğince eseri işlemek suretiyle faydalanma hakkının da münhasıran müvekkili ...'a ait olduğunu, davacının işleme eser sahibi olmadığını, davacının kendi kendine hak sahibi olduğunu iddia ettiğini, davacının işleme eser sahibinin haklarına sahip olmadığını, davacının işleme eser sahibi olmasına yönelik müvekkili tarafından verilmiş hiçbir izin ve icazetin bulunmadığını, müvekkilinin davacı ile tercüme hususunda muhatap dahi olmadığını, müvekkilinin belirtilen eserin İngilizce tercümesi işini ...’a yaptırdığını, müvekkilinden alınan bir müsaade olmamasına rağmen davacının kendi kendine işleme eser sahibi olduğu iddiasıyla asıl eser sahibine karşı husumet yöneltmesinin kanuna ve yargı kararlarına göre mümkün olamayacağını, davacının işlenme eser sahibi olabilmesi için müvekkili ile arasında yapılan herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığını, davacının yazılı bir sözleşme olmaksızın mali haklara ilişkin olarak asıl eser sahibine karşı dava açmasının mümkün olamayacağını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesin bir mahkumiyet anlamında olmayacağı için ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünün de bulunmadığını, kesinleşmemiş bir ceza mahkemesi kararının ise BK 53.maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlamayacağını, davacı taraf her ne kadar Fethiye 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2013 tarihli 2013/132 E., 2013/948 K. sayılı kararıyla müvekkilinin mahkum olduğunu iddia etmişse de verilen mahkumiyet kararının Yargıtay tarafından bozulduğunu ve müvekkilinin bu dosyadan beraat ettiğini, özetle davacının müvekkili ...'tan işleme eser sahipliği iddiasıyla hiçbir hak talep etme yetkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; " davaya konu edilen “...” isimli kitabın FSEK'nun 2/1. maddesinde tanımlanan “ilim ve edebiyat eseri” niteliğinde olduğu, eserin hazırlanması görevinin Eceabat Kaymakamlığı tarafından davalıya verildiği, davalının tarih konusunda ...'dan danışmanlık hizmeti, davacıdan ise eserin Türkçe metinlerini İngilizceye çevirmesi için tercüme hizmeti aldığı, davacının tercüme ettiği İngilizce metinlerin aynen eserde yer alması nedeniyle eser üzerinde hak sahibi olduğu, tercüme işlemini ücret karşılığında yapıp, ücretini aldığından eser üzerinde mali bir hakkı kalmadığı, mali haklarını davalıya devrettiği, ancak manevi haklarının davacıda olduğu, eserde İngilizce metinlerin davacı tarafça yazıldığına dair adının belirtilmediği, bu durumun FSEK'nun 15. maddesinde düzenlenen adın belirtilmesi hakkının ihlali niteliğinde olduğu, bu nedenle manevi tazminat ve tecavüzün refini talep edebileceği, davaya konu eserin niteliğine, tarafların mali ve sosyal durumlarına ve davalının kusurunun derecesine göre 5.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu," gerekçeleriyle davanın Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine, davacının maddi tazminat taleplerinin REDDİNE, Davalının davacıya ait FSEK'ten kaynaklanan manevi haklarına yaptığı TECAVÜZÜN REF'İNE, Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine Davacının fazlaya ilişkin 5.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin REDDİNE, karar verilmiştir.

İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarih danışmanı ... tarafından yazılan ve davacı tarafa teslim edilen hazır tarih metinlerinin yaratıcı bir çaba ve katkı olmaksızın davacı tarafından tercüme edilmesinin teknik hizmet veya teferruata ait yardım olarak değerlendirilmesi gerekirken raporda eserin işlenme eser olarak nitelendirilmediğini, bu raporun hatalı olduğunu, mahkemece hatalı olan rapora itibar ederek karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, FSEK m. 10/3'e göre; bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmediğini, davacının işbu metinlere hiçbir katkısı olmadığını, iştirak halinde eser sahipliğinin bulunduğu yönündeki mahkeme kararı Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davacının davaya konu eserin vücuda getirilmesi işinde; işin merkezinde bulunan müvekkili ile hiç görüşmediğini, davacının söz konusu esere yaratıcı bir katkıda bulunmasının mümkün olmadığını, ... tarafından hazırlanan metinlerin tercüme işlemlerini yapan davacının yaratıcı bir çabasının olmadığının ve iştirake esas alınmasının mümkün olmayacağını, müvekkilinin davacıdan Türkçe metinleri İngilizceye çevirmesi için tercüme hizmeti aldığına ilişkin kanaatin de hatalı olduğunu, müvekkilinin davacıdan bir tercüme hizmeti almadığını, tercüme hizmetini ...'dan aldığını, davacının soruşturma dosyasındaki ifadesi, tanık anlatımları ile davalı müvekkilinin davacı ile hiç bir zaman bir araya gelmediği ve kendisiyle muhatap olmadığını, davacının müvekkilininden bağışık olarak yaptığı ve bedelini tahsil ettiği bir iş dolayısıyla müvekkilininden herhangi bir hak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, daya konu kitabın tüm mali ve manevi hakları münhasıran müvekkili ...'a ait olduğunu, davacının herhangi bir hakkı bulunmadığını, herhangi bir manevi zararının olmadığını, davacı tercüme işini para karşılığında yaptığı ve mali haklarının müvekkiline ait olduğunu, açılan davada manevi tazminat talebi, FSEK m.14, 15 ve 16. maddelerine dayandırıldığını, 14. ve 16. maddeler anlamında davacının talebi yerinde görülmediğini, sadece 15. madde anlamında ise davacının yaptığı iş hazır metinlerin tercümesi işi olduğundan bu işin teferruat ve teknik hizmet olarak değerlendirilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu kitap “...” olup FSEK uyarınca fikri bir çabanın ürünü olduğunu, müvekkili 5 Boyutlu olarak tanıtımı yapılan işbu eserin işleme eser sahibi olduğunu, İşlenme eser, işleyenin fikir ve sanat mahsulü, asıl eser sahibinin hakları saklı kalmak kaydıyla onu işleyen olduğunu, davalının istinaf başvuru dilekçesinde müvekkili tarafından yapılan işin teknik hizmet veya teferruata ilişkin yardım olduğunu, yapılan işin robotik bir iş olduğu iddiası maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili eserde adının geçmesini istemesi mesleğinin prestiji bakımından önem taşıdığını, daha büyük kitlelere yayılmasını istediğini, adının eserde geçmemesi iyi niyetli müvekkilinin emeğinin maddi ve manevi bir karşılık görmediğini, kitap müvekkilinden habersiz olarak ilk baskıda yaklaşık 100 adet basıldığını ve bu süre zarfında müvekkilimize herhangi bir bedel ödenmediğini, FSEK 22. maddesince çoğaltma hakkı kapsamında olan tüm bu faaliyetler müvekkilinin izni dışında yapıldığını, internet ve fiziki ortamda yayınlanan eserler yayma hakkını da ihlal ettiğini, müvekkilinin ismi hiçbir yayında belirtilmeden izni dışında eser yayına çıkartıldığını, davalı tarafından yayıncı bir kuruluş ile sözleşme imzalanarak müvekkilinin işleme eserinin emeği ile ilgili basımı yönünde anlaşmaya varıldığını, işlenme eser sahibi izinsiz kullanım karşısında manevi haklarının yanı sıra FSEK 68. maddesi kapsamında esere ait mali hakları da talep edebileceğini, müvekkilinin çoğaltma hakkı ve temsil hakkının ihlal edildiğini, tüm bu nedenlerle davalının istinaf talebinin reddini, mahkemece verilen kısmen kabul kararının kaldırılarak müvekkilinin FSEK 6. madde kapsamında işleme eser sahibi olduğu eserin davalı tarafından habersiz olarak kullanılması, çoğaltılması, yayınlanması, temsil edilmesi ve işlenmesi sebebiyle FSEK 68. maddesine göre, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, bilirkişiler tarafından yapılacak hesaplama sonrasında her bir hak ihlali için ayrı ayrı hesaplanarak; 3 katı kadar artırılmak üzere şimdilik için toplamda 5.000.TL maddi tazminat, davaya konu eser üzerinde müvekkilinin işleme eser sahibi olarak isminin belirtilmemiş olması sebebiyle uğradığı manevi zararının tazmini amacıyla FSEK 70/1. maddesi kapsamında 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine, müvekkilinin işleme eserinin, davalı tarafından her türlü organizasyonda, halen proje olarak lanse edilmekte olması sebebiyle davalarının kabulü ile tecavüzün ref’ine, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, davaya konu eserde işleme eser hakkı sahibi olmadığı başka bir anlatımla davaya konu eserde işleme eser sahipliğinin söz konusu olabilmesi için asıl eser ve işleme eser şeklinde iki adet eserin bulunması gerektiğini, huzurdaki davada tek bir eserin söz konusu olduğu ve bu sebeple birden fazla olmayan eser bakımından işleme eser sahipliğinin bulunamayacağının isabetle vurgulandığını, dolayısıyla davaya konu "..." isimli eserde davacı tarafın işleme eser hakkı sahipliği bulunduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, istinafa müracaat dilekçelerinde de arz ettikleri gibi davacının yaptığı işin kendisine hazır olarak verilen metinleri tercüme etmekten ibaret olduğunu, bu sebeple davacının teknik hizmet veya teferruata ait yardım olarak nitelendirilmesi gerektiğini, davacı tarafından robotik çeviri yapıldığını, söz konusu metinlere hiçbir katkısının bulunmadığını, yaratıcı bir çabanın ve hususiyetin söz konusu olmadığı da değerlendirilerek davacının işleme eser hakkı sahibi olmadığı gibi birlikte eser sahipliğinin de söz konusu olmadığı dikkate alınması gereken hususlardan olduğunu, davacının söz konusu eserde işleme eser hakkı sahibi olmadığı tüm dosya mündericatından anlaşılmakla; istinafa müracaat dilekçesinde yer alan işleme eser hakkı iddiası temeli üzerine kurulu tüm hak iddialarının da reddi cihetine gidilmesini, bu hususlar sonucunda davacı tarafın istinafa müracaat dilekçesinin reddine, kendilerine ait tehir-i icra taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/10/2020 tarihli 2017/128 Esas 2020/171 Karar sayılı ilamının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davacının FSEK'ten kaynaklanan haklarının ihlal edildiği iddiasıyla meydana gelen tecavüzün ref'i ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Mahkemece tanıklar dinlenmiş olup; Davalı tanığı ... beyanında; kendisinin ... Turizm A.Ş.nin 4 adet sosyal sorumluluk projesinden Çanakkale Şehitlikleri ile ilgili tanıtım projesinde görev aldığını, dört projenin de koordinatörü olduğunu, Eceabat Kaymakamı ...'un talebi üzerine davalı ile görüştüklerini, kendisi ile protokol imzaladıklarını, kitap hazırlandıktan sonra da kendisine ödeme yaptıklarını, tüm ödemelerin davalıya yapıldığını, kendisinin davacıyı tanımadığını ve kendisi ile hiçbir ilişkisi olmadığını, Yardımcı Doçent ...'ın bu projenin danışmanı olarak çalıştığını, fikrin üretilmesinin davalıya ait olduğunu, kitabın hazırlanması ve içeriği konusunda sürekli davalı ile görüşerek fikir alışverişinde bulunduklarını ve her konuda onunla muhatap olduklarını, fotoğraflar ve yazılarla ilgili her konuda davalı ile görüştüklerini, yazılanların düzeltilmesini kendisinden istediklerini, başka hiç kimse ile bu konuda bir görüşmeleri olmadığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ... beyanında; davalının arkadaşı olduğunu, kendisinin 2009-2011 yılları arasında Çanakkala Eceabat Kaymakamlığı yaptığı esnada tarihi yarımadada şehitlerimizin ebedi istirahatgahında "..." adlı üç boyutlu fotoğraf teknolojisiyle tarihi yarımadayı tanıtmaya yönelik bir projeleri olduğunu, projeyi hayata geçiren kişinin davalı ... olduğunu, projenin tarih danışmanlığını Çanakkale 18 Mart Üniversitesi öğretim görevlilerinden ...'ın yaptığını, ...'ın yazmış olduğu metinleri davacı ...'in Türkçe'den İngilizce'ye çevirdiğini, davalının tarih danışmanı ...'la muhatap olduğunu, davacı ile hiçbir sözleşme yapmadığı gibi şahsı hiçbir zaman tanımadığını, davacının muhatabının ... olduğunu, davacının bu eser konusunda yapmış olduğu tek çalışma ücreti mukabilinde ...'ın yazmış olduğu Türkçe metinleri İngilizceye çevirmek olduğunu, bir eseri ya da metni orjinal dilinden başka bir dile çevirmek o esere sahiplik hakkını vermediğini, davacı ile ilçe kaymakamlığının da hiçbir diyaloğu olmadığını, herhangi bir hizmet akdi de bulunmadığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ... beyanında; davaya konu eserin İngilizce'ye çevrilmesi gündeme geldiğinde metinleri davacı ...'e verdiklerini, ücretin de ödendiğini, davacının isminin esere yazılmasını talep ettiğini, ancak bunun para karşılığı yapılan bir iş olması nedeniyle isminin yazılmayacağına karar verildiğini, davalının da davacının isminin yazılmasını kabul etmediğini, bildiği kadarıyla çevirinin ücretinin davacıya ödendiğini beyan etmiştir. Davacı tanığı ... beyanında; davacının arkadaşı olduğunu, davacı ile davalının bu eserin kullanımı ile ilgili biraraya gelip konuşmasına bizzat şahit olduğunu, davacının meraklı biri olduğunu ve bu konuda araştırmaları, kitapları bulunduğunu, ayrıca yabancı dilde tercümanlık yaptığını, davacı ile davalı bir araya geldiğinde davacının söz konusu eserin yabancı dilden Türkçe'ye tercüme edilmesi halinde ayrıca kendi isminin de geçmesini istediğini, davalının da bunu sevinerek kabul ettiğini, kitabın henüz basılma evresinde iken davacının Fethiye'ye taşındığını, fakat taraflar arasındaki ilişkinin ne zaman uyuşmazlığa dönüştüğünü tam olarak bilmediğini, ancak davacıdan duyduğu kadarıyla davalının eserin tercüme sahibi olarak davacının ismini geçirmediği için aralarında uyuşmazlık çıktığını beyan etmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 25.12.2019 tarihli bilirkişi heyet raporda; dava konusu “...” isimli kitabın “ilim ve edebiyat eseri” niteliğinde olduğu, işlenme eserden söz edilebilmesi için ortada, biri asıl biri de işlenme eser olarak değerlendirilebilecek iki eser bulunması gerektiği, halbuki somut olayda tek bir kitap, yani tek bir eser bulunduğu, bu eserde de Türkçe metinlerin yanında, davacı tarafça İngilizceye çevrilen metinlerin yer aldığı, bu itibarla somut olayda işlenme eserden söz edilemeyeceği, somut olayda davacının, esere konulacak Türkçe metinleri İngilizceye çevirerek eserin hazırlanmasına fikri katkıda bulunduğu, yapılan bu çevirilerin teknik hizmet veya teferruata ait yardım olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle somut olayda davacının yaptığı çevirilerin kendisine eser sahipliği sıfatı kazandırdığı, buradaki eser sahipliğinin ise “iştirak halinde eser sahipliği” olarak nitelendirileceği, FSEK m.10/IV uyarınca, dava konusu kitaptan kaynaklı mali hakların kullanılması yetkisinin, eser sahiplerini bir araya getiren davalıya ait olduğu, ayrıca davacının çevirileri ücret karşılığında yapmış olmasının, mali hakların davalıya devredildiğini gösterdiği, dava konusu kitap üzerindeki mali hakları kullanma yetkisi davalıya ait olduğundan, davacının, mali hakları düzenleyen FSEK m.22, FSEK m.23, FSEK m.24 ve FSEK m.25 hükümlerine dayalı taleplerinin yerinde olmadığı, dava konusu kitabın mali haklarının davalı tarafça kullanılacak olmasının, davacının manevi haklarını ileri sürmesine engel olmayacağı, nitekim somut olayda da davacının FSEK m.14, FSEK m.15 ve FSEK m.16 hükümlerinde düzenlenen manevi haklarının ihlal edildiğini öne sürdüğü, davacının FSEK m.14 hükmünde düzenlenen umuma arz hakkının ihlal edildiği iddiasının yerinde olmadığı, zira dosyadaki verilerin, davacının, dava konusu kitabın umuma arz edileceğini bildiğini gösterdiği, öte yandan, yasa gereği mali hakları kullanma yetkisine sahip olan davalının, eser umuma arz edilmediğinde mali hakları kullanması mümkün olmadığından, dava konusu kitabın davalı tarafça umuma arz edilmesinin halin icabı gereği olduğu, dava konusu kitapta davacının ismine eser sahibi olarak yer verilmediği, bu durumun, davacının FSEK m.15 hükmünde düzenlenen adın belirtilmesi hakkının ihlali sonucunu doğurduğu, davacı taraf FSEK m.16’da düzenlenen eserde değişiklik yapılmasını menetme hakkının ihlal edildiğini öne sürmüşse de dosya kapsamında, eserin umuma arzından sonra eserde değişiklik yapıldığına dair bir delil bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafından dava konusu kitap “...” kitabının işlenme eser sahibi olduğunu, davalı ...'un yayıncı olduğunu, eser sahibi olmadığını, bu eserin davalı tarafından habersiz olarak kullanılması, çoğaltılması, yayınlanması, temsil edilmesi ve işlenmesi nedeniyle tecavüzün refine FSEK 68 mad.göre maddi, FSEK 70/1 e göre manevi tazminatın tahsiline, karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Çanakkale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/620 Esas, 2012/785 Karar sayılı dosyasında katılanan ..., sanığın ... olduğu, mahkemece sanığın Fikir ve sanat eserlerine muhalefet suçundan dolayı verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. FSEK 15.mad.göre eserin sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak umuma arz etme veya yayımlama hususuna karar vermek salahiyeti münhasıran eser sahibine ait olduğu bir güzel sanat eserinden çoğaltma ile elde edilen kopyalarla bir işlemlerin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerinde asıl eser sahibinin ad veya alametinin kararlaştırılan veya adet olan şekilde belirtilmesi ve vücuda getirilen eserin bir kopya veya işlenme olduğunun açıkça gösterilmesinin şart olduğu belirtilmiştir. Somut olayda bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere dava konusu “...” isimli kitabın ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu, tek bir kitap bulunduğu, davacı tarafından İngilizce'ye çevrildiği, işlenme eserden söz edilemeyeceği, davacının yaptığı çevirilerin kendisine iştirak halinde eser sahipliği kazandırdığı, davacının çevirileri ücret karşılığında yapmış olması mali haklarının davalıya devredildiğini gösterdiği dava konusu kitap üzerinde mali hakları kullanma yetkisinin davalıya ait olduğundan izinsiz kullanıldığından bahisle mali hak taleplerinin yerinde olmadığı, manevi haklarını ileri sürebileceği dava konusu kitapta davacının ismine eser sahibi olarak yer verilmediği FSEK'nun15. maddesine göre adın belirtilmesi hakkının ihlal edildiği belirtildiği, mahkemece davanın kısmen kabulüne, hükmedilen manevi tazminata dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/10/2020 tarih ve 2017/128 E., 2020/171 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından yapılan istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 86,3‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınTazminiFikirkonusuesastanistinaftecavüzünTecavüzünkabulünereddineKaynaklanandereceistanbulÖnlenmesiHaklaravedilekçesiEserikararıkısmenRef'i,SahipliğindenSanatistinafaref'inehükümmahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim