İstanbul BAM 44. HD 2024/366 E. 2024/857 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/366
2024/857
13 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/366
KARAR NO: 2024/857
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/11/2023
NUMARASI: 2023/8 E. - 2023/826 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması veya Devrinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 07.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; Tarafların 21 Eylül 2017 tarihinde davalıya ait "..."isimli işletmenin 225.000,00 TL bedelin ödenmesi karşılığında davacıya devredilmesi konusunda anlaştıklarını, 9 Ekim 2017 tarihinde 37.000,00 TL daha ödeme yapıldığını ve yapılan toplam ödemenin 42.000,00 TL olduğunu, 23 Ekim 2017 tarihinde toplam ödenen rakamın 75.000,00 TL 'ye ulaştığını, bu durumunda taraflarca yapılan bir sözleşme ile kayıt altına alındığını, 6 Aralık 2017 tarihli sözleşmeye göre ödemenin 31 Mart 2018 tarihine kadar yapılması gerekirken, davalı ...'un 2 Ocak 2018 tarihinde gönderdiği ihtarname ile özetle 75.000,00 TL'nin iade edilemeyeceğini belirttiğini, bu nedenle davanın seri bir yargılama neticesinde sonuçlandırılarak davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26.09.2023 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun ödendiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davaya sebebiyet veren davalıya yüklenmesi beyanında bulunmuştur. Davalı vekili 08.06.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin adresinin İstanbul Anadolu Adliyesi yetki sınırları içerisinde kaldığını, İstanbul ... İcra Müd. ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine 7 günlük itiraz içerisinde hem yetki bakımından hem de esas bakımından itiraz ettiklerini, davacının müvekkiline hiçbir hak ve alacağı olmadığını, müvekkiline büyük zararlar verdiğini, ödeme emrine eklenen belgelerin hiç bir hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, ileri sürerek davanın reddine, davacının %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile muhakeme harç ve masrafları, nispi tarifeden avukatlık ücreti ödemesine, fazlaya dair her türlü hakları mahfuz kalmak kayıt ve şartı ile karar verilmesini talep etmiştir. Dairemiz kaldırma kararından önce İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada; "... Her ne kadar davalı taraf icra dosyasına itiraz ile borçlu olmadığını iddia etmiş, mahkememize hitaben verdiği cevap dilekçesi ile özetle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ise de; Dosya kapsamına ibraz edilen deliller ve beyanlar ile Tarafların 21/09/2017 Tarihinde düzenledikleri ''KAPORA BEDELİ'' başlıklı belge ile davalıya ait ... spor salonun davacıya devri için anlaşma sağladıkları, davacı tarafın davalı tarafa 5.000,00 TL kapora verdiği, Tarafların 19/10/2017 tarihinde düzenledikleri ''SÖZLEŞME" başlıklı belge ile davalı adına 33.000,00 TL Bankaya ve 09/10/2017 Tarihinde 4.000,00 TL elden ödendiği, Toplam ödemenin 09/10/2017 tarihinde 42.000.TL.olduğunun belirtildiği, Tarafların 06/12/2017 Tarihinde düzenledikleri belge ile davacının ... salonunun devrini geri bırakmaya karar verdiği, davalının 75.000,00 TL. yi geri ödenmesi konusunda anlaştıkları, 31/03/2018 tarihine kadar ödemenin gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığı, Davacı tarafın icra takip talebinin bu bedelin tahsiline yönelik olduğu,Davalı tarafın bu bedeli ödediğine ilişkin bir iddiası ve delili olmadığı anlaşılmakla davacı tarafın davasının kabulü yönünde hüküm tesis edilmiş,davalı tarafın icra dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve davacı tarafın alacağını geç almasına sebep olacak nitelikte bulunduğu anlaşılmakla davalı taraftan icra inkar tazminatının alınarak davacı tarafa verilmesi yönünde,..." gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takipte ödeme emrine vaki itirazının iptaline, 75.000-TL alacağın %20'si oranında davacı lehine icra- inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Dairemizin 15.12.2022 tarih, 2020/1384 Esas ve 2022/1765 Karar sayılı kararı ile;"Tüm bu açıklamalar kapsamında eldeki davaya gelince, davalının hata sebebiyle 06.12.2017 tarihli sözleşmeyi kabul etmediğini davacıya süresinde noter vasıtası ile bildirdiği ancak hatanın varlığının yasal deliller kapsamında mahkemece yeterince araştırılmadığı saptanmıştır. Her ne kadar eldeki davada değeri 75.000,00 TL olan sözleşme sunulmuş ve senetle ispat kuralı geçerli ise de davalı hata olgusuna dayandığından hata olgusunun her türlü delille ispatlanabileceği muhakkaktır. Davalı delil listesinde tanık deliline dayanmıştır. Bu hususta davalıya 6100 Sayılı HMK'nın 240/2. maddesi gereğince açık ve net bir şekilde tanık dinletmek istediği vakıa ile dinlenmesini istediği tanıkların ad ve soy adları ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi sunması için kesin süre verilmesi aksi taktirde tanığın dinlenilmesinden vazgeçileceğinin ihtar edilmesi akabinde oluşacak sonuca göre hüküm tesisi" gerekçesi ile kaldırma kararı verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrası İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Davalı yanca sözleşme imzalanırken hataya düştüğünü belirtmiş ve bu hususta davalı yanın tanıkları dinlenmiş ise de hiçbir tanığın olaya bizzat şahit olmadığı, çıkarım yaptıkları, davalının sözleşme anında rahatsız olmadığı ya da hastalığının bulunmadığı anlaşılmakla yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olması gerektiği anlaşılmıştır. Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm" kurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Tarafların 06/12/2017 tarihli sözleşme ile "..." unvanlı spor salonunu davacıya 225.000,00 TL bedelle ticari işletmenin devredilmesi konusunda anlaştıklarını, işletmenin devri için 225.000,00 TL bedel üzerinde anlaşıldığını ve davacı tarafından 75.000,00 TL ödendiğini, sözleşmenin geri bırakılması üzerine devir için ödenen 75.000,00 TL bedelin 31.03.2018 tarihinde iadesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin işbu sözleşmeyi rahatsızlığı ve şaşkınlığı sebebiyle, hataen ve manevi baskıyla metninin içeriğini tam anlamadan ve kendisinin düşünebilme fırsatı olmadan imzaladığını, Davacının spor salonunu devraldığını, sonrasında ise müvekkilini geri bırakma anlaşması yapmaya zorladığını, müvekkilinin akabinde Üsküdar ... Noterliği'nin 02.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Üsküdar ... Noterliği'nin 18.01.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamelerini keşide ettiğini, davacının tutumu nedeniyle işletmenin zarara uğradığını, müvekkilini zarara uğratmasına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkili ...'un, haklı olduğu halde aleyhine karar çıkması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurduğunu, ancak davacı tarafın icra işlemlerine devam etmesi nedeniyle icra tehdidi altında ödeme yaptığını, 31.05.2023 tarihli duruşmada dinlenen tanık ... " .... Mahkemenin önceki kararından sonra da ödeme yapmak zorunda kalmıştır." demek suretiyle müvekkilinin icra tehdidi altında ödeme yaptığını doğruladığını, icra dairesine yapılan ödemenin gerçek bir ödeme olmadığını, -Hataen sözleşmenin imzalandığına dair 31.05.2023 tarihli duruşmada dinlenen tanık ... " .... Devir sözleşmesinden yaklaşık 3 ay sonra davacı ve yanında mali müşavir olduğunu belirttiği kişi ve oğlu ile birlikte geldiler. Davalı bu sırada voleybol antrenmanındaydı. Antrenman bittikten sonra toplantı odasına hep birlikte geçtiler ancak davalı orada yalnızdı. Kendisi antrenmandan çıkmış ve yorgundu, bir takım hukuki prosedürlerden bahsederek davalıdan imza almışlar... " aynı duruşmada dinlenen tanık ... "... Sonrasında 3 ay kadar geçmişti ki davacı, annesi ve yanında bir bayan iş yerine geldi. Ben o gün iş yerindeydim. Davacının annesi kendisini mali müşavir olarak da tanıtmış. Yanındaki hanım da onun çalışanıymış. Sonrasında kendileri davalıyı bizim üst kattaki ofise götürdüler ve tek başlarına görüştüler. Anladığım kadarıyla bizleri orada istemediler. Zaten toplantı arasında davacı birkaç kez elinde kağıtla dışarı çıktı ve geri geldi. Kendisi fotokopi için dışarı çıkmıştı. Sonrasında bir süre görüştükten sonra kendileri ayrıldı. Bu sırada oğlum ... alt katta derste olduğu için davalının yanında olamadı. Toplantı sonrası davalı dışarı çıkarak iş yerini devretmek istiyorlar. Anlaşmadan vazgeçmişler ve paralarını geri istiyorlar dedi. Paranın iadesi için davacının annesi ''ben mali müşavirim, bu paranın iki katını alırım ve sizinle uğraşırım'' diyerek kendisi üzerinde baskı kurarak sözleşmeyi imzalatmışlar. Eğer bana ya da oğluma sormuş olsaydı bu sözleşmeyi asla imzalamazdı..." şeklinde beyanda bulunduklarını, tanık anlatımlarında da görüleceği üzere müvekkilinin voleybol antrenmanından çıktıktan sonra yorgun bir haldeyken davacı, annesi ve yanında kişiyle birlikte müvekkilini tek başına üst kattaki ofise götürerek, üzerinde baskı kurmak suretiyle, müvekkilinin sözleşmenin içeriğini tam anlamadan hataen ve manevi baskı sonucu bu sözleşmeyi imzaladığını, Davacı tarafından müvekkilime baskı yapıldığına ilişkin olarak ... "... Kendisi antrenmandan çıkmış ve yorgundu, bir takım hukuki prosedürlerden bahsederek davalıdan imza almışlar." ve ... "... Paranın iadesi için davacının annesi ''ben mali müşavirim, bu paranın iki katını alırım ve sizinle uğraşırım'' diyerek kendisi üzerinde baskı kurarak sözleşmeyi imzalatmışlar." şeklinde beyanlarda bulunarak müvekkilinin baskıyla, mevcut durumundaki yorgunluk, şaşkınlık da dikkate alınarak sözleşmenin içeriğini tam anlamadan hata ile işbu sözleşmeyi imzaladığını doğruladığını ancak yerel mahkemece tanıkların bu beyanlarının dikkate alınmadığını, -Müvekkilinin bu süreçte davacının bu işlemleri nedeniyle zarara uğradığını, mağduriyet yaşadığını, tanık beyanlarında bu konulara da açıklık getirdiğini, müvekkilinin 06.12.2017 tarihli sözleşmeyi rahatsızlığı ve şaşkınlığı sebebiyle hataen ve manevi baskıyla bu sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmenin geçerliliğine ilişkin itirazlarının devam ettiğini, kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır. İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının 75.000,00 TL alacağı için davalı aleyhine icra takibi başlattığı davalının takibe itirazı sonucunda takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili 26.09.2023 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun ödendiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davaya sebebiyet veren davalıya yüklenmesi beyanında bulunmuştur. Bu kapsamında icra müdürlüğüne müzekkere yazılarak takibin akıbeti sorulmuş, icra dairesinin 27/09/2023 tarihli cevabi yazısında, takibin 24/04/2019 tarihinde haricen tahsil olarak kapatılmış olduğu bildirilmiştir. Davacı tanığı ... özetle; "Ben dava konusu iş yerinde 2017 Kasım ayına kadar yaklaşık 7 sene spor eğitmeni olarak çalıştım, iş yerinin devrine ilişkin işlemler de bu tarihlerde yapılacaktı, davacı iş yerini devralmaya geldi. Aralarında sözleşme yapıldı ancak detaylarına ve ödemelere çok vakıf olmamakla birlikte bir kısım ödemelerin alındığını biliyorum, iş yerini devrinin sonradan neden yapılmadığını bilmiyorum, ancak devir sonrasında hem davacı hem davalı tarafından iş yeri işletilmeye başlandı, ortaya iki başlı yönetim çıktı, sürekli davacı tarafından müdahaleler vardı, kendileri daha önce spor salonu işletmedikleri için yönetim anlamında problemler çıktı, ben de başka bir yerden teklif aldığım için ve bu iş yerinin geleceği belirsiz olduğu için iş yerinden ayrıldım. Uyuşmazlık kapsamında 70.000,00 TL'lik alacak için problem çıktığını biliyorum, devirden vazgeçildi ancak bununla birlikte davalı hem hoca kaybetti hem de bana söylendiği kadarıyla müşteri kaybettikleri için bu parayı ödemediğini düşünüyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... özetle; "Ben davalının kızıyım. Dava konusu işyerinde ben de plates eğitmeni olarak çalıştım. Ancak ben sadece plates saatlerinde oradaydım. Onun dışında gün boyunca orada değildim. Sözleşme 2017 yılında imzalandı. Ben sözleşmenin imzalanması aşamasında orada değildim. Ancak kendileri işyerine talip oldular. 3 ay sonrasında burayı işletemeyecekleri gerekçesiyle tekrar bırakmak istediler ve babamdan ödedikleri parayı istediler. Babam, o gün eşim ve kayın pederimin anlattığı kadarıyla babam voleybol antremanından gelmiş, kendisi yorgun bir vaziyette bulunmakta iken davacı ve yanındaki birkaç kişi kendisine bu sözleşmeyi bir odada imzalatmışlar. Benim bildiğim ve tanıdığım babam bu sözleşmeyi kimseye sormadan ve danışmadan imzalamaz. Dolayısıyla iradesinin burada sakatlandığını düşünüyorum. Mahkemenin önceki kararından sonra da ödeme yapmak zorunda kalmıştır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... özetle; "Ben davalının damadı olurum. Dava konusu işyerinde sözleşmelerin devri ve geri alınması süresinde bulunmaktaydım. Tarihini hatırlamadığım bir zamanda, yılını hatırlayamadım ancak Eylül ayı diye hatırlıyorum, davacılar bu işyerine talip oldular. İşyerinde esasen ben ortak olarak bulunmaktayım. Ancak kağıt üzerinde kayın pederimin ismi geçmektedir. Davacılar işyerini satın aldıktan sonra davacının annesinin ısrarı üzerine ben kendisine işyerinde deneyim aktarmak ve yardımcı olmak üzere orada çalışmaya devam ettim. Ancak bir süre sonra kendi yanında getirdiği eğitmen ve bir takım kuralarla birlikte işyerindeki işleyişi bozmaya başladılar. Özellikle üyeler üzerinde bir takım olumsuzluklar oldu. Üyelere dışarıdan hiçbir şey getirmeyeceksiniz, işyerindeki otomat ve diğer satış noktalarından ürün alacaksınız dedi. Bir takım zorlamalar yaparak, işleri ve üyeleri zora sokmaya başladılar. Devir sözleşmesinden yaklaşık 3 ay sonra davacı ve yanında mali müşavir olduğunu belirttiği kişi ve oğlu ile birlikte geldiler. Davalı bu sırada voleybol antrenmanındaydı. Antrenman bittikten sonra toplantı odasına hep birlikte geçtiler ancak davalı orada yalnızdı. Kendisi antrenmandan çıkmış ve yorgundu, bir takım hukuki prosedürlerden bahsederek davalıdan imza almışlar. Kendisi mizaç gereğince olumlu biri olduğu için parayı da ödemek istemiş. Ama bana anlattığı kadarıyla orada çok fazla düşünememiş ve üzerinde üç kişinin kurduğu baskı nedeniyle imzalamak zorunda kalmış. Ben kendilerini ödeme yapmak için geldiklerini düşünürken, davalı bana işyerini devretmek istiyorlar, artık işletmeyecekler, paralarını istediklerini bana söyledi. Ancak ben kendilerini hem müşteki kaybına sebebiyet verdiklerini, hem de işletmeye zarar verdikleri için kaparoyu iade etmemesi gerektiğini söyledim. Çünkü bizlerin her anlamda zararı olduğunu belirttim, görüşmeye gelenler davacı, annesi ve mali müşavir bir bayan olmak üzere 3 kişiydiler, ben imza anında tarafların yanında değildim, eğer davalı bize danışmış olsaydı ya da en azından bize sormuş olsaydı bizden habersiz asla bu sözleşmeyi imzalamazdı." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... özetle; "Ben davalının dünürü olurum. Tanıkların bir tanesi oğlum, diğeri de gelinim olur. Bu işyeri esasen oğlumun ortaklığında kurulmuş ve hissedarı olduğu bir aile şirketidir. Ben de işyerinde hem dünürüme hem de çocuklarıma yardım etmek için bulunuyordum. Ayrıca davalı olmadığında onu temsilen orada bulunurum. Yılını hatırlamadığım ancak Eylül ayı olarak bildiğim bir tarihte davacı ve annesi bizim işyerimize talip oldular, işyerine başkaca talipliler de vardı ancak kendileri çok ısrarcı olduğu için bu yeri kendilerine devrettik. Devir için ne kadar para verildiğini bilmiyorum ancak bir kaç parça halinde ödeme yaptıklarını biliyorum. Sonrasında 3 ay kadar geçmişti ki davacı, annesi ve yanında bir bayan işyerine geldi. Ben o gün işyerindeydim. Davacının annesi kendisini mali müşavir olarak da tanıtmış. Yanındaki hanım da onun çalışanıymış. Sonrasında kendileri davalıyı bizim üst kattaki ofise götürdüler ve tek başlarına görüştüler. Anladığım kadarıyla bizleri orada istemediler. Zaten toplantı arasında davacı birkaç kez elinde kağıtla dışarı çıktı ve geri geldi. Kendisi fotokopi için dışarı çıkmıştı. Sonrasında bir süre görüştükten sonra kendileri ayrıldı. Bu sırada oğlum ... alt katta derste olduğu için davalının yanında olamadı. Toplantı sonrası davalı dışarı çıkarak işyerini devretmek istiyorlar. Anlaşmadan vazgeçmişler ve paralarını geri istiyorlar dedi. Paranın iadesi için davacının annesi ''ben mali müşavirim, bu paranın iki katını alırım ve sizinle uğraşırım'' diyerek kendisi üzerinde baskı kurarak sözleşmeyi imzalatmışlar. Eğer bana ya da oğluma sormuş olsaydı bu sözleşmeyi asla imzalamazdı. Ben davalıya keşke bizi çağırsaydın dedim. Kendisi de bana ''keşke sizi çağırsaydım'' dedi. Kendisi yapı olarak da bu tarz hukuki ihtilaflardan uzak durmaya çalışır ve kendisi çok iyi niyetli birisidir." şeklinde beyanda bulunmuştur. İtirazın iptali davasında davanın konusuz kalması için borçlunun ödeme ile borcu sona erdirmesi veya borçlunun takibe yönelik itirazından vazgeçmiş olması bunun sonucunda da dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumunun değerlendirilerek 6100 sayılı HMK'nın 331.maddesine göre yargılama giderleri konusunda mahkemece bir karar verilmesi gerekir. Davalı taraf, icra takibinden sonra yapılan ödeminin icra tehdidi altında yapıldığını, gerçek ödeme olmadığını iddia etmiş ise de, icra dosyasına bir ödeme yapılmadığı, haricen tahsil olarak ödeme yapıldığı, haricen tahsil bildiriminin icra dosyasına alacaklı vekili tarafından 03/03/2019 tarihinde "dosya borcu haricen tahsil edilmiş olmakla, borçludan gerekli harçların alınarak dosyanın kapatılmasını talep ediyorum." şeklinde talepte bulunduğu, yapılan ödemeye ilişkin ihtirazi kayıt koyulmadan ödeme yapıldığı, bu nedenle yapılan ödemenin icra tehdidi altında yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı Mahkemece davanın konusuz kalmasına ilişkin verilen kararda aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Haklılık durumuna göre yapılan incelemede, dava tarihi itibariyle, taraflar arasında imzalanan ve dava konusu ödemenin dayanağını oluşturan 06/12/2017 tarihli sözleşmenin hata, cebir, tehdit vs nedenlerle geçersizliği iddiasıyla süresi içinde ileri sürülmüş iptal, fesih vs talebi veya soruşturma bulunmadığı, Mahkemece dinlenen tanıkların anlatımlarında davalının, antrenmanından çıktıktan sonra yorgun bir haldeyken ve davalı tek başına üst kattaki ofise götürerek, üzerinde baskı kurmak suretiyle sözleşmenin imzalatıldığı beyan edilmiş ise de, tanık anlatımlarında baskının nasıl gerçekleştiğine dair bir anlatım olmadığı, yorgunluğun hata savunması kapsamı içerisinde değerlendirilmesi gereken ciddiyette olmadığı, davalının cebir altında imzalandığı iddiasının, davalının iradesinin sakatlandığı hususunu kabule yeterli görülmemiştir. İlk derece mahkemesince toplanan delillere göre; varılan anlaşma gereğince ödemenin yapılmadığı, sözleşme altındaki imzanın davacı tarafça inkar edilmediği, sözleşmenin cebir, tehdit vs zorlama altında imzalandığına dair yeterli delil bulunmadığı hususu gözetildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1. mad. gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/11/2023 tarih ve 2023/8 E., 2023/826 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19